+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Günümüz ve Münazarat

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Günümüz ve Münazarat

    Günümüz ve Münazarat

    Haftada bir gece öğretmen arkadaşlarla müzakereli Münazarât dersi okuyoruz. Müzakere ve mütalaalar?n faydal? ve verimli olduğunun en aç?k delillerinden biri her ayr?l?şta sevinçle ayr?lmam?z, bir sonraki haftay? iştiyakla beklememiz ve her geçen hafta kat?l?m?n artmas?d?r.

    Her sayfay?, her paragraf?, hatta her cümleyi okudukça, yüzy?l kadar önce konulan bu tesbit, teşhis ve tedavîlerin ne kadar yerinde ve isabetli olduğunu hayk?rmaktan kendimizi alam?yoruz. Demek o büyük insan, yüzy?la komple olarak bakm?ş ve eserini öyle yazm?ş. Sanki muhataplar? o günün insanlar? değil, bizleriz. Bu eserlerin sadece bu yüzy?l?n değil, önümüzdeki yüzy?l?n eserleri olduğu hakk?ndaki tesbiti de teyid ediyoruz. Hz. Üstad?n Divan-? Harb-i Örfî isimli eserinde belirttiği gibi, müdafaas?n? yapt?ğ? hakikatlerde mus?r oluşu, Asr-? Saadet Mahkemesinden çağr?lsa o hakikatleri aynen ibraz edeceği, üç yüz sene sonra tenkitçi ukelâ mahkemesinden davet edilse, biraz genişleterek çatlayan baz? yerlerini yamay?p taze olarak yine göstereceğini beyan edişini hat?rl?yor; bu hakikatlerin, yüz sene, iki yüz sene sonra da eskimeyeceğini, geçerliliğini koruyacağ?n? düşünüyoruz.
    Ha, Münazarat’la yeni tan?şanlara bu küçük kitab?n muhtevâs? üzerinde k?saca bahsetmekte de fayda var. Münazarat, ?kinci Meşrutiyetin ilân? y?llar?nda Bediüzzaman’?n ?slâm ad?na onu bağr?na bas?p Doğu halk?na onun benimsetilmesi için, onlarla yapt?ğ? sorulu cevapl? bir mülâkattan ibarettir. ?stibdad?n kötülüğünü, hürriyetin, meşrutiyetin (bugünkü ifadeyle demokrasinin) güzelliklerini öyle veciz, vurucu ve beliğ tarzda anlat?yor ki, sanki bu ifadelerin en iyi muhataplar? günümüz halk? ve idarecileri demekte tereddüt etmiyorsunuz. ?stibdad?n hangi isimle, resimle olursa olsun tepeden t?rnağa her kademeye s?zd?ğ? bir zamanda hürriyete sahip ç?kman?n önemini bir kere daha anl?yoruz. Bask? ve cebirle çok şeylerin hâlâ kabule zorlan?ld?ğ? günümüzde çağ?n başlar?ndaki Doğu halk?n?n bile bu dersi alabilecek geniş düşünce ufkuna sahip olduğunu, aradan geçen bunca zamana rağmen ismen her ne kadar cumhuriyet ve demokrasi desek de o günkü halk?n seviyesine gelemediğimizi ac? ac? müşahede ediyoruz. Hâlâ nice vatandaş?n, “Biz adam olmay?z. Bize ancak sopa lâz?m” deyişlerini, öyle ki mürekkep yalam?ş, belli makamlara ulaşm?ş, idarecilik üstlenmiş nice kişinin dahi, “Bize tokmak lâz?m” diyebildiklerini, demokrasiyi içlerine sindiremediklerini maalesef hâlâ görmek mümkün.
    Münazarat’ta, Bediüzzaman’?n ç?k?lmaz zannedilen meselelerin içinden nas?l kolayl?kla ç?kt?ğ?n?, en zor meseleleri dahi temsillerle nas?l akla yaklaşt?rd?ğ?n? hayret ve takdirlerle okumamak mümkün değil. Onun istibdat, hürriyet, hak ve görev, memuriyet, idarecilik gibi konularda Bat?l? düşünürleri aratmayacak derecedeki orijinal tesbitlerini öğrenmeye, sat?r sat?r, alt?n? çize çize, sindire sindire okumaya hepimizin, bilhassa ayd?n kesim ve idarecilerimizin çok ihtiyac? var. Eğer günümüz problemlerle doluysa elbette bu problemlerin çözümü, asr?n müzmin dertlerinin reçetesi olan Münazarat’a da muhtac?z.
    Şaban Döğen
    Konu elff tarafından (06.06.07 Saat 23:29 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Şükrün kazandırdığı nimetleri biliyor musunuz?




    Cenâb-ı Hak bir âyetinde, Hz. Davud (as) ve sülâlesine seslenerek, “Ey Davud Hanedanı! Şükür için çalışın” buyurur, sonra da şükredenlerin ise pek az olduğunu bildirir.1
    Davud Hanedanı başta Hz. Davud (as) olmak üzere Hz. Süleyman (as) ve sülâleleriydi. Allah onlara göz kamaştırıcı nimetler ihsan etmiş, özellikle Hz. Süleyman’a (as) ihsan ettiği nimetler için “İşte bu ihsanımızdır” dedik. “Dilediğine hesapsız şekilde ver, dilediğinden de kıs”2 buyurmuştu.
    Bu nimetler tarihte başka kimseye nasip olmayacak önemde ve büyüklükteydi. Biri de cin ve şeytanları istihdamıydı. Ona hizmet eden cinler vardı.3 Bu cinler, Hz. Süleyman’a (as) yüksek saraylardan, sûretlerden, havuz gibi çanaklardan, yerinden kaldırılmayacak kadar büyük kazanlardan ne isterse yaparlardı.4
    Cenâb-ı Hak âsi olan şeytanları bile zincirlerle bağlı olarak ona boyun eğdirmişti.5 Bunlar denize dalarak onun için cevherler çıkarır, başka işler de yaparlardı.6
    Bütün bu nimetlere mazhar olmasının sebebi onun Allah’a olan mânevî yakınlığı,7 şükürde kusur etmemesiydi. Allah buyurmuyor muydu? “Şükrederseniz daha çok veririm; nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir” diye.
    Cinlerin kâfir kısmı olan şeytanların, Süleyman Âleyhisselâm’a zarar vermeyerek onun emrine girmesi de onun bir mû'cizesidir.
    Bu âyetler yerin insandan sonra şuur sahibi en önemli sakinleri olan cinlerin insanların emrine girebileceğini, şeytanların da düşmanlığı bırakıp ister istemez hizmet edebileceklerini göstermektedir. Cenâb-ı Hak emirlerine itaat eden bir kuluna cin ve şeytanları musahhar etmiştir. Bu önemli hakikate işaret eden Bediüzzaman Hazretleri şu notu düşüyor: “Cenâb-ı Hak, mânen şu âyetin remziyle der ki: ‘Ey insan bana itaat eden abdime cin ve şeytanları ve şerirlerini itaat ettiriyorum. Sen de benim emrime musahhar olsan, çok mevcudat, hatta cin ve şeytan dahi musahhar olabilirler.’’8
    Aynı yerde yine Bediüzzaman, bu âyetlerin san'at ve fennin kaynaşmasından süzülen, maddî ve mânevî olağanüstü hassasiyetinden tezahür eden ispirtizma gibi ruhları celbetmek ve cinlerle haberleşme noktasında son sınırı çizdiğini, en faydalı sûretlerini gösterdiğini ve bu yolu açtığını belirtir. Fakat günümüzde olduğu gibi kendine ölü nâmını veren cinlerin, şeytanların ve kötü ruhların emri altına girmek ve onlara maskara gibi oyuncak olmak şeklinde değil, aksine Kur’ân’ın tılsımlarıyla onları emir altına almak ve şerlerinden kurtulmak şeklinde olması gerektiğini söyler.

    Dipnotlar:
    1- Sebe’ Sûresi: 13. 2- Sad Sûresi: 39. 3- Sebe’ Sûresi: 12. 4- Sebe Sûresi: 13. 5- Sad Sûresi: 38. 6- Enbiya Sûresi: 82. 7- Sad Sûresi: 40. 8- Sözler, s. 234.

    11.04.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr



  3. #3
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Şevk bineğine binince




    Hayatın bir faaliyet ve hareket, şevkin ise bineği olduğunu, bu suretle insanın mübareze meydanına atıldığını bildiren Bediüzzaman Hazretleri, onun nice düşmanla karşı karşıya kalacağını ve bu düşmanların nasıl mağlûp edileceğini bir bir anlatır.1
    Demek meselenin kökeninde şevk bineğine binmek var.
    İmana, Kur’ân’a hizmet söz konusu olduğunda da bu binekten istifade edilecektir. Geçmişte, günümüzde bu hizmet yüceliği, büyüklüğü ölçüsünde okumuşu, okumamışıyla, genciyle ihtiyarıyla toplumun her kesimini harekete geçirmiştir. Gece gündüz demeden herbiri birer hizmet fedâîsi olmuşlardır. Risâle-i Nurların elle yazıldığı dönemlerde, sadece bir köyde bin kalem birden faaliyetteydi. Üç yüz hanelik bir köyde kadın erkek, çoluk çocuk demeden, hatta ümmîleri de dahil birkaç kişi dışında herkes risâle yazıyordu. Çocuklar da bu gönüllü yazı kadrosunda yer almışlardı. Hadisenin çocuklarla ilgili yönünü değerlendirirken Hz. Üstad, bunu “Risâle-i Nur’un mânevî zevk ve câzibedar nuru”na bağlıyor ve şöyle diyordu: “Mekteplerdeki çocukları okumaya şevkle sevk etmek için îcad ettikleri bir nev'î eğlence ve teşviklere galebe edecek bir lezzet, bir sürûr, bir şevk Risâletü’n-Nur veriyor ki, çocuklar böyle hareket ediyorlar.”2
    Demek ki hizmetin bizzât kendisi insanı heyecanlandıracak, coşturacak çapta ve büyüklüktedir. Aslında şevklenmek için daha başka sebeplere bile gerek yok.
    Geçtiğimiz Cuma ve Cumartesi günü dostların dâveti üzerine Karadeniz Ereğli’sindeydik. Cuma günü gençlerle, Cumartesi günü de tıklım tıklım dolu salondaki arkadaşlarla sohbetler ettik. Orada gerçek şevkin, heyecanın, sürurun en güzel örneklerini gördük. İman ve Kur’ân hakikatlerine kavuşmanın, onlarla mutmain olmanın zevk ve hazzı vardı onlarda. İnsanı insan, üstelik sultan yapan hakikatler onları meleklerin dahi gıpta ettiği insanlar hâline getirmişti. İmanın verdiği Allah sevgisinin kalplere nakşolmasıyla kendilerini kötülükten çekip çeviren bu insanlar insanlığın aradığı model kimselerdi.
    Toplumun düzelmesi, kenetleşmesi, bir vücudun azaları gibi tek vücut olması için bu hakikatlerin önemi bir kere daha kendini gösterdi. Bu model insanlara toplumumuzun ne kadar ihtiyacı var.

    Dipnotlar:


    1. Münâzarât, s. 136. 2. Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 142.

    13.04.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr



  4. #4
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Mutlu bir yolculuk


    İnsan zaman zaman yolculuğa çıkar; kafasından dünya meşgalelerini atar; rahat, sakin ve neşe dolu bir yolculuk yapmak ister. Hele bu yolculukta kafa dengi bir arkadaşı da varsa keyfine diyecek olmaz.

    Dünya denilen uzay gemisinde, her türlü ihtiyacın karşılandığı şu harika misafirhanede sonsuzluk yolcusu olan bizler de bu yolculuğumuzu ağzımızın tadıyla, keyf ve mutluluk içinde gerçekleştiremez miyiz?
    Yirmi Üçüncü Söz’de anlatıldığı gibi gemiye omuz ve bellerindeki yüklerle binen iki yolcu misali dünya gemisine birer binmez tevekkül ve teslimiyetle altından kalkamayacağımız dünyanın ağır yüklerini Cenâb-ı Hakka bırakıp niçin rahat, huzur içinde yolculuğumuzu sürdürmeyelim?
    Gideceğimiz yerin Cennet gibi ebedî güzellikler diyarı bir âlem, üstelik asıl vatanımız olduğunu, burada ise gurbetteki bir yolcu gibi bulunduğumuzu düşündüğümüzde bir an önce Adem Babamızın geldiği bu aslî vatanımıza kavuşmak için can atar; yoldan sapmadan, şu misafirhanenin kanun ve kurallarına uyarak gönül huzuruyla yolculuğumuzu tamamlayabiliriz.
    Kendisini bu dünyada bir ağacın gölgesi altında bir süre dinlenip sonra yoluna devam eden bir yolcuya benzeten Allah Resûlü (a.s.m.) “Dünyada bir garip yolcu gibi ol!” buyururken bu hâlimizi ne kadar güzel anlatmış.
    Bu uzun yolculukta canımız sıkılmasın diye Rabbimiz bize sonsuz hayatta da devam edecek şekilde refika-i hayat dediğimiz bir hayat arkadaşı da vermiş. Üstad Hazretlerinin ifadesiyle, Cenâb-ı Hakkın mûnis bir hediyesi bu hayat arkadaşı. Hem munis, yani cana yakın, hem de Allah’ın hediyesi! Büyük yerden bağışlanan böylesi nazik ve nazenin bir hediyeye ne kadar titizlikle eğilmemiz gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkmıyor mu? Kaldı ki Rum Sûresinin 21. âyetinde belirtildiği gibi onun kendi cinsimizden oluşu, birbirimize ısınabilmemiz için gerekli olan muhabbet ve merhametle doldurulmuş olmamız da son derece ilginç ve önemli değil mi?
    İşte munis arkadaşlık için iki önemli rükün: Muhabbet ve merhamet. Bu iki duygunun şu geçici misafirhaneyi de Cennete çevirmesi için hiçbir engel yok.
    Evliliğe bu çerçevede baktığımızda diğer unsurların bu temeli sağlamlaştırmada birer harç hükmünde olduğunu görürüz.
    Geçtiğimiz Cumartesi günü tâ 1969’lu yıllarda üniversitedeki öğrencilik yıllarından beri tanışageldiğimiz değerli dostumuz eczacı Recep Kök’ün oğlu Ali Fuad’ın, Betül Hanımefendiyle izdivaçlarının düğününde bir konuşma yapmamız istendiğinde evliliği bu çerçeve üzerine oturtmaya çalıştık. Her şeyi sevimli, güzel gösteren şeffaf, berrak, nuranî iman gözlüğüyle hayata baktığımızda bu hayat yolculuğunun da ne kadar sevimli, güzel, Cennetmisal bir yolculuk olduğunu anlamakta gecikmiyoruz. Kısacası imanla her şey güzel!

    22.04.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Münazarat
    By Ararad in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.12.14, 18:09
  2. Münazarat İngilizceye tercüme ediliyor - Münazarat Sempozyumu'ndan
    By ahmetmustafa in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.06.12, 05:13
  3. TRT Şeş'te Münazarat Saati
    By ErekNUR in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 07.01.09, 23:03
  4. Münazarat-ı İlmiye
    By m_safiturk in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 27.01.08, 19:05
  5. 4. Söz ve Günümüz
    By mebhas in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.01.07, 11:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0