+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Fetret Kavramı ve Bediüzzaman'ın Yorumu

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Bu k?sa tebliğde, fetret kavram?n?n çerçevesi ve Bediüzzaman'?n eserlerinde bu kavrama dahil ettiği insanlar konu edinilmektedir.

    ?nanç, amel ve düşüncede gerekli prensipleri ortaya koymak suretiyle insanlar? dünya ve ahiret saadetine ulaşt?rmay? hedef edinen ilahi kanunlar topluluğundan ibaret olan din, insanlar? temelde üç ana grupta ele almaktad?r: Mü'min, kafir ve münaf?k. Bunlardan Allah'a karş? isyan, tuğyan ve itiraz? içeren kafirlik ve nifak?n kalbine yerleştiği insanlar?n ak?betleri yüzlerce nasla aç?kça bildirilmiştir. Mü'minler de muhkem naslardan ç?kan neticelere ve ehl-i sünnet alimlerinin çoğunluğunun benimsediği görüşe göre ehl-i necatt?r, yani ilahi rahmetin en büyük tecelli yeri olan Cennete gideceklerdir. Mü'min, günah?n? günah olarak itiraf ettiği ve inanç esaslar?nda bir problem yaşamad?ğ? müddetçe, Cehenneme götürecek amelleri işlese bile sonunda kurtuluşa erecektir. Zikrettiğimiz hususlar ?slam tebliğinin kendilerine ulaşt?ğ? insanlar? kapsar. Bunlar?n d?ş?nda hak dinin kendilerine ulaşmad?ğ? bir grup var ki, onlara fetret ehli denmektedir.

    Fetret Nedir? Kimler Ehl-i Fetret Kabul Edilmiştir?

    Sözlükte bir şeyin şiddetini kaybedip gevşemesi ve zay?flamas? anlam?na gelen fetret, daha ziyade Hz. ?sa (a.s) ile Hz. Muhammed (a.s) aras?ndaki tebliğsiz geçen dönem için kullan?l?r. Akaid ve Kelam literatüründe ise, tahrife uğramam?ş bir davetle karş?laşma imkan?ndan mahrum olanlar?n dini sorumluluklar? aç?s?ndan tart?ş?lan bir konudur. Peygamber davetinden yeterince haberdar olduklar? halde iman etmeyenlerin sorumlu tutulacaklar? hususunda ittifak eden ?slam alimleri, haberdar olmamay? da içine alan fetret ehlini üç ana gruba ay?rm?şlard?r:

    1- Hz. ?sa ile Hz. Muhammed aras?ndaki dönemde yaşay?p, hiçbir dinin tebliği kendilerine ulaşmayanlardan, geçmiş dinlerin tesiri ile tevhide inananlar ahirette kurtuluşa erecek, tevhid akidesinden saparak putlara tapanlar ise sorumlu tutulacakt?r.

    2- Ergenlik çağ?na gelmeden önce vefat eden kafir ve Müslüman çocuklar? da fetret ehli içinde ele al?nm?şt?r.

    3- ?slamiyet'ten önce ve ?slam geldikten sonraki dönemde peygamber davetinden hiçbir şekilde haberdar olmayanlar?n dini sorumluluklar? ise şöylece ele al?nm?şt?r:

    a. Peygamber gönderilmedikçe insanlar?n helâk edilmeyeceğini ve azaba uğrat?lmayacağ?n? (?sra', 17/15-16; Şuara, 26/208) ifade eden âyetleri delil gösterenler, fetret ehlinin, tek baş?na ak?l yürütmeyle iyi ve kötüyü bilemeyecekleri; iman ve küfür ayr?m?n? da yapamayacaklar? için sorumlu olmad?klar?n? söylemişlerdir. Eş'ariye'nin çoğunluğu, Hariciler, Şia ve Buharal? baz? Matüridi alimleri, ?mam-? Şafii ve Ahmed b. Hanbel gibi alim ve mezhep imamlar? ile muas?rlardan Muhammed Abduh gibi alimler bu kanaati paylaşmaktad?rlar. Biraz sonra müstakil olarak görüşlerini sunacağ?m?z Bediüzzaman da "Zulüm ve savaşlarda mağdur olarak ölenlerin kafir bile olsa haklar?nda bir rahmet bulunduğunu" ifade ederek ayn? görüşü dile getirmiştir.

    b. Konuyla ilgili bir başka temel görüş, fetret ehlinin Allah'?n varl?ğ?na ve birliğine inanmak, ayr?ca ak?l yürütmek suretiyle bilinebilecek iyi fiilleri de tespit ederek bunlara uymakla yükümlü olduklar? yönündedir. Fetret ehlinin akl?n? kullanmak suretiyle yarat?c?y? ve baz? önemli vazifeleri akl?yla bulabileceğini ifade edenlere göre bu kimseler söz konusu yükümlülükleri yerine getirirse kurtulacakt?r. Bu kanaat sahiplerine göre, ergenlik çağ?na gelen insanlar?n kendilerini ve kainat? yaratan yüce bir kudretin varl?ğ?na inanmalar?n? engelleyecek bir mazeret ileri sürülemez. Mutlak ve mükemmel bir bilgi arac? olmamakla birlikte, ak?l, Allah'?n varl?ğ?n? bilme ve temel konularda iyi ile kötüyü ay?rt etme yetisine sahiptir. Nitekim Kur'an'da akl?n? kullanarak Allah'?n varl?ğ?n? bulmay? ifade eden ayetler vard?r. (el-En'am, 6/76-79) Bu alimlere göre "Peygamber gönderilmeden azap edilmeyeceğini" bildiren ayetler, ahiret değil, dünya hayat?ndaki s?k?nt? ve felaketlerle ilgilidir. (Metin Yurdagür, "Fetret" D.?.A., XII, s. 475, 476) Ebu Hanife başta olmak üzere, Ebu Mansur el-Matüridi ve bu mezhebe bağl? alimlerin çoğunluğu, Mu'tezilenin tamam? Ebu Abdullah b. Halimi ve muas?rlardan M. Reşid R?za da bu fikirdedirler.

    c. Selef alimleri ve bu çizgiyi benimseyenlerden ?bn Teymiye, ?bn Kesir, ?bn Hacer, ?bn Kayyim el-Cevziyye ise, fetret ehlinin peygamber davetine muhatap olmadan kurtuluşa ermelerini ilahi adalete göre ters bulmuştur. Onlara göre ahiret her ne kadar imtihan yeri değilse de bu kişilerin Cennetlik ya da Cehennemlik olacaklar? ahirette yap?lacak bir denemeden sonra tespit edilecektir. Hemen ifade edelim ki, bu görüşü savunanlar?n ileri sürdüğü hadisler çoğunluk taraf?ndan zay?f rivayetler olarak görülmektedir.

    d. Konuyla ilgili bir başka görüş de fetret ehlinin dirilişin ard?ndan hayvanlar gibi toprak edileceği yönündedir.

    ?slamiyet'in yay?l?ş?ndan sonra hak din mevzuunda kimsenin mazeretinin kalmad?ğ?n? ileri sürmek teoride mümkün olmakla birlikte, dünyan?n çeşitli yerlerindeki insanlar?n içinde yaşad?klar? psiko-sosyal çevre, örf-adet gibi realitelerin bu peşin hükmü daima hakl? ç?karmayacağ? aç?kt?r. Bu sebeple ?slamiyet'ten haberdar olmayan topluluklar bulunabileceği gibi, psikolojik ve sosyolojik engeller yüzünden onun hidayetinden mahrum kalanlar da mevcuttur. Şu halde fetret kavram?n?n ?slamiyet'ten önce ve ?slam as?rlar?nda yaşayan belli gruplar? kapsam?na ald?ğ?n? kabul etmek gerekir. (Yurdagür, "Fetret" D.?.A., XII, s. 47 )

    Ehl-i kitab?n masum, yaşl?, mazlum k?sm?n?n ehl-i necat olabileceklerini söyleyen Bediüzzaman da ayn? görüşü paylaşmaktad?r.


    Küfrün Mahiyeti ve Şefkatin Yanl?ş Kullan?lmas?

    ?nsan, insaniyet hakikati gereği başka insanlar?n eleminden müteessir olur; mutluluğundan da huzur duyar. Allah'?n insan kalbine yerleştirdiği sevgi, merhamet ve şefkat gibi hisler onu bütün alemle münasebettar k?lm?şt?r. ?nsan, içinde bulunduğu ev gibi, kocaman küremiz ve kainatla da ilgilidir. Her hadise, eninde sonunda ona ulaşmakta, direkt ya da dolayl? olarak insana tesir etmektedir. Küfür içindeki insanlarla ilgili değerlendirme ve görüşler de böyledir. Bu çerçevede baz?lar? Allah'? inkar edenlere ebedi cehennemi fazla görebilmektedir. Bediüzzaman bir anl?k küfrün bir cinayet ve binlerce katl hükmünde olduğunu söylemektedir. Çünkü küfr, Allah'? ve O'nun isim ve s?fatlar?n?n say?s?z yans?malar? olan mahlukat?n ifade ettikleri güzel manalar? hiçe saymakt?r. Çünkü kainat ve mevcudat insanl?ğa Allah'?n kudret mektuplar?d?r. Bunlar? inkar say?s?z cinayetler hükmündedir. Say?s?z cinayetlerin cezas? da ancak ebedi cehennem olabilir. Bu sebeple kafire ebedi cehennem adalettir. (Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, Germany 1994, s. 47)

    Şefkat, ilahi rahmetin insandaki yans?mas?d?r. Bu sebeple, şefkatin rahmetin derecesini aşmamas? ve alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'in (a.s.) şefkat mertebesini taşmamas? gerekir. Taşmas? ise, dalalet ve dinsizliğe kayan ruhi bir hastal?kt?r. Mesela, "kafir ve münaf?klar?n cehennemde yanmalar?n? ve azap ve cihad gibi hadiseleri kendi şefkatine s?ğ?şt?rmamak ve tevile sapmak, Kur'an'?n ve edyan-? semaviyenin bir k?sm-? azimini inkar ve tekzip olduğu gibi, bir zulm-ü azim ve gayet derecede bir merhametsizliktir." Bu, masum hayvanlar? parçalayan canavarlara himayetkarana şefkat etmek gibidir. Canavarlara şefkat etmek, o biçare hayvanlara şiddetli bir haks?zl?k ve zulümdür. Binler Müslümanlar?n ebedi hayatlar?n?n mahv?na sebep olanlara merhamet ve şefkatle bakmak da aynen böyledir. (Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikas?, Yeni Asya Neşriyat, ?stanbul 1997, s. 48, 49)

    Bediüzzaman'?n burada hedef ald?ğ? küfür, uluhiyetle ilgili her şeyi hedef seçen mutlak inkar cereyanlar? olmal?d?r. Ona göre insan, f?trat ve tabiat?ndaki özelliklere uygun, gerçek bir insan olmazsa, şeytan bir hayvana ink?lâp eder. Kimilerinin baz? frenkler ve frenkmeşrepler gibi hayvani ihtiraslarda ileri giderek, daha şiddetli bir hayvaniyet mertebesini almas? gibi. "?şte, muz?r kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenâb-? Hakk'?n hayvanat?ndan bir nevi habislerdir ki, Fât?r-? Hakîm onlar? dünyan?n imareti için halk etmiştir. Mün'im, ibâd?na ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onlar? bir vâhid-i k?yasî yap?p, âk?betinde, müstehak olduklar? Cehenneme teslim eder." (Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Yeni Asya Neşriyat, Germany 1994, s. 134)

    Bediüzzaman küfürle ilgili gayet şiddetli ifadeler sarf ederken, H?ristiyanlardan mazlum olanlar hakk?nda müjdeli işaretlerde bulunmaktad?r. Savaşlarda ölen masum, mazlum ve ihtiyarlar?n manevi şehadet derecesi kazanabileceğini söylemektedir. "Çünkü müstahaklara afet geldiği zaman masumlar da yanar. Onlara ac?mamak olmaz. Canilerin cezalar?ndan zarar gören mazlumlar hakk?nda ise gizli bir merhamet vard?r. (Kastamonu Lahikas?, s. 49, 79) Bediüzzaman masum çocuklar?n savaşlarda ölmesinden tahammülün üstünde bir elem ve ?zt?rap çektiğini, ifade ederek şu tespiti yapar: "Birden kalbime geldi ki, o maktul masumlar şehîd olup veli olurlar; fâni hayatlar?, bâki bir hayata tebdil ediliyor. Ve zâyi olan mallar? sadaka hükmünde olup bâki bir malla mübadele olur. Hattâ o mazlumlar kâfir de olsa, âhirette kendilerine göre o dünyevî âfattan çektikleri belâlara mukabil rahmet-i ?lâhiye'nin hazinesinden öyle mükâfatlar? var ki, eğer perde-i gayb aç?lsa, o mazlumlar haklar?nda büyük bir tezahür-ü rahmet görüp, 'Ya Rabbi, şükür elhamdü lillâh' diyeceklerini bildim ve kat'î bir surette kanaat getirdim. Ve ifrat-? şefkatten gelen şiddetli teessür ve elemden kurtuldum." (Kastamonu Lahikas?, s. 49)

    Konuyla ilgili aç?k ifadelerinden birisi de aynen şöyledir: "On beşinden yukar? olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfat? büyüktür, belki onu Cehennemden kurtar?r. Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytl?k perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i ?sâ'n?n (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, ?slâmiyet'le omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanl?kta kalan ve Hazret-i ?sa'ya (a.s.) mensup H?ristiyanlar?n mazlumlar?, çektikleri felâketler onlar hakk?nda bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zay?flar, müstebit büyük zâlimlerin cebir ve şiddetleri alt?nda musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakk?nda medeniyetin sefahetinden ve küfran?ndan ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârd?r diye hakikatten haber ald?m, Cenab-? Erhamürrâhîmin'e hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten tesellî buldum." (Kastamonu Lahikas?, s. 79)

    Bu iki pasajdan şunlar? anlamak mümkündür:

    1- Ahirzamanda savaşlarda ölen mazlumlar aynen Müslümanlar gibi manevi şehadet mertebesi kazanabilir. Çünkü bu insanlar?n bulunduklar? yerlerde ?slamiyet'in tan?nmas?na engel teşkil eden hususlar, hak dinin bilinmesine f?rsat vermeyebilir.

    2- Bir çok yerlerde Hz. ?sa dönemindeki hakiki H?ristiyanl?k hükmedecek. H?ristiyanl?ğ?n hakiki vechesi ?slamiyet'le omuz omuza verecektir. Günümüzde bir çok H?ristiyan devlet ve düşünürün, Müslümanlar?n içinde bulunduklar? savaş, hukuksuzluk, tan?nmama gibi kangren olmuş problemlerde Müslümanlara destek vermesi bunun bir numunesini teşkil etmektedir.

    3- H?ristiyanlardan zulme ve gadre maruz kalarak ölenlerin çektiği s?k?nt?lar, "medeniyetin sefahati ve küfran?ndan, felsefenin dalaleti ve küfründen ortaya ç?kan günahlar?na birer keffaret" olabilir. Bu ise ahiret noktas?ndan ve dünyevi s?k?nt?lar?n karş?l?ğ?n? alma yönüyle büyük bir teselli kaynağ?d?r.

    4- Bediüzzaman bu ve benzeri ifadelerinde onlarla mücadele etmek değil, omuz omuza vermeyi ön plana ç?karmaktad?r. Çünkü mutlak anlamda uluhiyete karş? savaş açan materyalist felsefi cereyanlar, ortak ve en büyük düşman?m?zd?r. Zihinlerde hüküm süren dinsizlik her türlü insani değeri tahrip etmektedir.

    "Çünkü, [Biz kendisine peygamber göndermedikçe, bir kavme azap vermeyiz.] (?sra, 17/15) s?rr?yla, ehl-i fetret, ehl-i necatt?rlar. Bilittifak, teferruattaki hatîatlar?ndan muahazeleri yoktur. ?mam-? Şâfiî ve ?mam-? Eş'arîce, küfre de girse, usul-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necatt?r. Çünkü teklif-i ?lâhî irsal ile olur ve irsal dahi ?tt?la ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-y? sâlifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zaman?na hüccet olamaz. ?taat etse sevap görür; etmezse azap görmez. Çünkü mahfî kald?ğ? için hüccet olamaz." (Mektubat, s. 374)

    Asl? hak olup da tahrifata uğram?ş dinlere inanan, zulüm ve zarardan uzak bir şekilde yaşayanlar?n kurtuluşa erebilecekleri, ?slami bilimlerin teşekkül devri alimlerinden Abdullah b. Halimi taraf?ndan da dile getirilmiştir. El-Minhac fi Şuabu'l-?man adl? eserinde Halimi, Hz. Muhammedin (a.s.) dâveti kendisine ulaşmam?ş, fakat asl? hak ve müstakim olup, sonradan bozulan bir dine inanan kişiyi "Müslüman" olarak niteler. Çünkü ona hak dinin peygamberinin dâveti ulaşmam?şt?r. Böyle birisi, Kâbe'nin k?ble olduğunu bildiren ayetler gelmeden önce Kudüs'e yönelerek namaz k?lan,1 ya da vaktinin bir k?sm?nda namaz k?lamad?klar? için "dinen eksik" say?lan kad?n gibidir. (Halîmî, Minhâc, Slm. Vr. 44b) O, "Peygamber göndermedikçe Biz, kimseye azap edici değiliz" (?sra, 17/15) âyetini bu fikre mesned gösteriyor. Ona göre resulün gönderilmesi, tebliği ifade eder. Davetin ve tebliğin ulaşmad?ğ? kimse kendilerine resul gönderilmemiş hükmündedir. Nitekim, Hz. Peygamber'e (a.s.) gelen bir vahyin içeriğinden, ulaşt?r?lana kadar, kavminin bireyleri mesul tutulmuyordu. Hz. Peygamberin (a.s) kavminden tebliğ ulaşmayanlar? mes'ul tutmam?ş olmas? gösterir ki, dâvetine uzakta kalanlar?n hükmü de ayn?d?r. ?slam Peygamberi, Muaz b. Cebel'i2 Yemen'e gönderirken, ona, düşmanla karş? karş?ya gelirse, önce insanlar? Allah'?n bir olduğuna inanmaya; sonra, Muhammed'in (a.s.) O'nun risaletini kabule çağ?rmay? emretti. Savaşa öncelik vermiş olsayd?, tebliğ gerçekleşmezdi. Davete öncelik vermesi, daveti işitmeyenlerin mes'ul olmad?klar?n? gösterir. (Halîmî, Minhâc, I, 176)

    Onun, asl? muharref bir dine yönelmiş kimseleri de "müslim" s?fat?yla anmas? kendine mahsus bir yorum olarak dikkat çekmektedir. Bu görüşün "Allah'?n vaadi ne sizin kuruntular?n?za ne de Ehl-i Kitab?n hayallerine bağl?d?r. Kim bir kötülük işlerse onun cezas?n? görür ve kendisi için Allah'tan başka dost ve yard?mc? bulamaz. Erkek olsun, kad?n olsun kim de mü'min olarak iyi işler yaparsa işte böyleleri cennete girer. Zerre kadar bile olsa haks?zl?ğa uğrat?lmazlar." (Nisa, 4/123-124) ayetine uyduğunu kabul edebiliriz.

    Sonuç

    Hak dinin ulaşmad?ğ? insanlardan mazlumen ölenler kafir de olsalar ehl-i fetret olarak kabul edilebilir. Onlar da Müslümanlar gibi manevi şehadet derecesi alabilir. Bu görüş, geçmişte amelde ve itikadda mezhep imam? olarak kabul edilen ?slam alimlerince dile getirildiği gibi, günümüzde de Bediüzzaman'?n eserlerinde aç?kça ifade edilmiştir. Bediüzzaman bu tür kimselerin maruz kald?ğ? s?k?nt?lar?n, geçmiş hayat?ndaki sefahet ve dalaletine keffaret olabileceğini ifade etmiştir. Bu yaklaş?m?n, ?slamiyet'in rahmet ve şefkat boyutuyla uygunluk arzettiğini, ehl-i kitap taraf?ndan tan?nmas? ve kabul edilmesine de vesile olduğunu düşünmekteyiz.

    Dipnotlar

    1. Namaz?n s?hhati için k?bleye yönelmek şartt?r. (Bakara, 149, 150) Bu kural?n iki istisnas? vard?r: Savaşta şiddetli korku ve binek üzerinde nafile namaz k?lan seferî. Mâlikî ve Hanefî mezhebine göre k?bleye yönelmek için, y?rt?c? hayvandan emin olma ve buna gücü yetme şart? vard?r. Vehbe Zuhaylî, F?k?h Ansiklopedisi, I, 468.

    2. Muaz b. Cebel Hz. Peygamber taraf?ndan Yemen'e vali olarak gönderildi. Muaz'la ilgili hadisin tamam? şöyledir: "Ey Muaz! Yemenli'leri ilk önce Allah'dan başka bir ilâh olmad?ğ? ve benim de Allah'?n peygamberi olduğumu bilmeğe ve tan?mağa dâvet et. Eğer bu iki şehâdeti kabul ederlerse, bu defa da onlara her gece ve gündüz üzerlerine beş vakit namaz farz k?l?nd?ğ?n? öğret. Eğer namaz?n vücubunu (namaz k?larak) itiraf ederlerse, bu defa bildir ki, Allah kendilerine, mallar?nda zekat farz k?lm?şt?r..." bkz.: Miras, Kamil, Sahih-i Buharî Muhtasar?,Tecrid-i Sarih, Zeynü'd-Din Ahmed b. Ahmed b. Abdi'l- Latifi'z- Zebîdî, Ankara, 1968 V, 3 Hn.686 Başka bir hadise göre Rasülüllah Muaz b. Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderirken, "Ey Muaz! Yemen'e vard?ğ?nda yan?na ehl-i kitap gelerek, sana, 'Cennetin anahtar? nedir?' diye soracaklar. Sen onlara "Lâ ilâhe illah cümle-i şerifidir. Lâkin bu kelime-i tevhid cennetin d?şsiz bir anahtar?d?r. Eğer sen cennetin kap?s?na dişli bir anahtarla gidersen kap? aç?l?r, aksi halde aç?lmaz' diye cevap ver" buyurmuştur. Beyhakî'nin Sünen'inde Vehb b. Münebbih'den, merfu' olarak rivayet ettiği bu hadis, Ali Kàrî taraf?ndan, Allah'?n, "şirk d?ş?ndaki günahlar? affedeceği" âyetinin getirdiği geniş af çerçevesi aç?s?ndan tenkide uğram?şt?r. Umdetü'l Kari, III, 3'den Miras, Tecrid-i Sarih, IV, 266.


    prü Dergisi
    http://www.koprudergisi.com/index.as...azi&YaziNo=593
    Konu elff tarafından (07.06.07 Saat 00:15 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman'ın 'Kürtlerin tabiatı' yorumu
    By YİĞİDO in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.09.11, 09:19
  2. Risale-i Nurda FETRET Meselesi
    By ابو يحيى in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.01.08, 20:38
  3. İslamın 20 Ana Değer ve Kavramı
    By ademyakup in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.12.07, 10:06
  4. Bediüzzaman:Ahirzaman Bir Fetret Devridir
    By dertas in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.08.06, 18:50

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0