+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: M. Latif Salihoğlunun Tenkidi

  1. #1
    Dost mebhas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    Adýyaman
    Mesajlar
    16

    Standart

    M. Latif Salihoğlunun Tenkidi

    Bay?nd?r'?n Tahribat? (1)

    Süleymaniye Vakf?n?n Kurucu Başkan? ?lâhiyatç? Prof. Dr. Abdulaziz Bay?nd?r Hoca, özellikle son 2–3 y?ld?r kaleme ald?ğ? baz? yaz?larla pekçok din kardeşini derinden derine üzüyor, ac?mas?zca üzmeye de devam ediyor.

    Gerek kurucusu olduğu vakf?n web sitesinde yazd?ğ? yaz?lar?yla ve gerekse ayn? vak?f ad? alt?nda neşrettiği kitaplar?yla en çok hedef ald?ğ?, tenkit ettiği, hatta yer yer insaf ölçüsüyle bağdaşmayacak kadar ağ?r ithamlarda bulunduğu şahsiyet, hiç şüphesiz Bediüzzaman Said Nursî'dir.

    Tenkit oklar?n? merhametsizce savuran Bay?nd?r Hocan?n hedefinde, Üstad Bediüzzaman ile birlikte, o zât?n eserleri olan Risâlei Nurlar (bilhassa Birinci Şuâ, tevâfuklar, ebcedî hesap ve cifrî yorumlar) ve Nur Talebeleri de var.

    Baz? noktalarda Fethullah (Gülen) Hocaefendi ile Mahmut (Ustaosmanoğlu) Hocaefendiyi de aç?kça tenkit etmekten, hatta yer yer kendince onlara ders vermeye kalk?şmaktan çekinmeyen Bay?nd?r Hoca, "tarikat" ve "cemaat" ehline karş? adeta topyekûn bir taarruz harekât?na girişmiş bulunuyor.

    Böyle yapmakla, acaba kime ve neye hizmet ediyorlar? Ne menfaat elde ediyorlar?

    Dindarlar? y?k?c? bir üslûpla tenkit etmekten, ?slâm âlimlerini karalamaya çal?şmaktan, hele hele bunlar? "şirk"e girmiş gibi göstermekten nas?l bir zevk al?yorlar? (Bkz: Bay?nd?r Hocan?n "Arac?l?k ve Şirk" isimli kitab?.)

    Hem, dindarlar? tenkit ve karalama çabas?, nas?l bir hizmettir? Böyle bir şeyi kim hizmet diye kabul eder?

    Bu, düpedüz bir hezimet, bir tahribat değil midir?

    Dahas?, muhtelif cemaat ve tarikata bağl? iman kardeşlerini böyle küsüp dar?ltmakla, acaba bir kemâlât m? kazan?yorlar?

    Yoksa, dinî çevrelere böyle ateş püskürmekle, sadece ve sadece ehl-i dünya ve ehl-i dalâleti sevindirdiklerini bilemeyecek kadar vahim bir duruma m? düştüler?

    Yâ hû! Her insaf sahibinin düşünmesi gereken bu mühim noktalar? kendileri hiç düşünmüyorlar m?? Düşünmeleri gerekmiyor mu?

    Evet, Bay?nd?r Hoca, kaleme ald?ğ? serapa tenkit, itham ve karalama yaz?lar?yla maalesef imar ve bay?nd?rl?k değil, re'sen ve alenen tahribat yap?yor.

    Kendileri fark?nda veya değil; ancak, yapt?klar? doğrudan doğruya mü'min kardeşlerine taarruz şeklinde olup tahribat hesab?na geçiyor.

    T?pk?, geçmişte Ehl-i Sünnete karş? baz? Mu'tezile imamlar?n?n yapt?klar? gibi.

    Ve, t?pk? bir zamanlar (1935–43) "Risâle–i Nur'un medet beklediği ?stanbul âfâk?nda yap?lm?ş bir nevi taarruz" misâlinde olduğu gibi. (Bkz: Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 58. YAN)

    Herşeye rağmen, biz yine de Bay?nd?r Hocaya mukabele-i bilmisil yapmay?z, yapamay?z. Zira, onun kulland?ğ? kanat?c? üslûp ve y?k?c? tenkit tarz?ndan bizi men' eden bir hakikat ölçüsü var, şöyle ki:

    "...Böyle hadiselerin vukuunda (bundan 70 sene evvel benzer bir hadise olmuş), bizlere îtidâl–i dem ve sars?lmamak ve adâvete girmemek ve o muâr?z tâifenin rüesalar?n? çürütmemek gerektir.

    "...Evet, kardeşlerim, bu zamanda öyle dehşetli cereyanlar ve hayat? ve cihan? sarsacak hadiseler içinde, hadsiz bir metanet ve îtidali dem ve nihayetsiz bir fedakârl?k taş?mak gerektir." (Age., s. 172.)

    ?şte, bütün bu ölçü ve prensipler sebebiyledir ki, din dairesindeki ve iman camias?ndaki şahsiyetlere karş? nisbeten daha yumuşak, daha mülâyim davranmak, onlara karş? herhangi bir kin ve adâvet hissiyat? içine girmemek durumunday?z.

    Yap?lacak olan ise şudur: Risâle-i Nur'a karş? medar-? itiraz olan noktalar? izah ile onlarla yine dost ve kardeşçe yaşamakt?r.


    Bay?nd?r Hoca kimdir?

    Bu yaz? münasebetiyle, tan?mayanlar haliyle soracaklard?r "Kim bu Abdulaziz Bay?nd?r Hoca?" diye.

    Muhterem hocam?z?n k?sa biyografisini de vererek konuya öylece devam edelim.

    Abdulaziz Bay?nd?r:

    1951’de Erzurum'un Tortum ilçesinde doğdu. 1976’da Atatürk Üniversitesi ?slâmî ?limler Fakültesini bitirdi. Temmuz 1976’dan 1997’ye kadar ?stanbul Müftülüğünde Müftü yard?mc?s? ve Uzman olarak çal?şt?. Bu süre içinde Fetva Kurulu Başkanl?ğ?n? ve Şer’iye Sicilleri Arşivi yöneticiliğini yapt?. “Şer’iyye Sicilleri Iş?ğ?nda Osmanl?larda Muhakeme Usulleri” isimli teziyle 1984’te ?slâm Hukuku dal?nda ?lahiyat doktoru; ?slâm iktisad?yla ilgili çal?şmalar?yla da 1987’de Kelâm ve ?slâm Hukuku dal?nda doçent oldu. 1993’te Süleymaniye Vakf?’n? kurdu. 1997 y?l?nda ?stanbul Üniversitesi ?lahiyat Fakültesinde öğretim üyesi oldu. 2003 y?l?nda ise, ?slâm hukuku profesörü oldu. Halen bu görevi sürdürmekte olup, evli ve dört çocuk babas?d?r. Arapça, Frans?zca ve ?ngilizce bilmektedir. Yay?nlanm?ş birçok ilmî kitap ve makalesi var.



    Bay?nd?r’?n Tahribat? (2)

    Yazd?ğ? "Arac?l?k ve Şirk" isimli kitab?yla tan?nm?ş dinî cemaat ve tarîkat liderlerini şiddetle eleştiren, düşünce ve kanaatleri itibariyle de onlar? şirke bulaşmakla itham eden Abdulaziz Bay?nd?r Hoca, belki de fark?nda olmayarak milyonlarca din kardeşinin kalbini k?r?yor, onlar? dilhûn ediyor.

    Bilhassa bu dindar kitlelerin "Hz. Hamza (ra), Şâh-? Geylânî (ks) gibi baz? büyük zâtlar?n, vefâtlar?ndan sonra da izn-i ?lâhî ile tasarruflar? devam ediyor" şeklindeki görüş ve kanaatlerini y?k?c? bir lisânla tenkid eden Bay?nd?r Hoca, ad? geçen kitab?n bir yerinde ise, kelimesi kelimesine ("Hz." yok meselâ?) şunlar? ifade ediyor: "Hamza'y?, Abdulkadir Geylânî'yi veya başkas?n? yard?ma çağ?ranlarla zaman zaman şöyle konuşmalar yapar?z:

    "Bay?nd?r: Onlar sizi tan?yor mu?"

    " Allah tan?tamaz m??"

    "Bay?nd?r: Onlar sizi duyabilirler mi?"

    "Allah duyuramaz m??"

    "Bay?nd?r: Onlar sizin konuştuğunuz dili bilirler mi?"

    "Allah öğretemez mi?"

    "Bay?nd?r: Peki, onlar ölmemişler midir?" (Age, s. 141.)

    Bu konuşma fasl?n?n geçtiği bölümde önce Fethullah Gülen, hemen ard?ndan Mahmut Hocaefendinin ismini zikreden Bay?nd?r Hoca, onlar?n fikir ve kanaatlerini tenkit etmekle de kalm?yor, itikatlar? hakk?nda ayr?ca "Katolik inanc?" benzetmesinde bulunuyor ki, maazallah...

    Onlara "Ölmüşler" mi denilecek?

    Şimdi hemen burada Bay?nd?r'?n "Peki, onlar ölmemişler midir?" şeklindeki sorusuna mukabil, biz de şehitler ve baz? mühim zâtlar hakk?nda "Peki, onlar ölmüşler midir?" diye bir suâl tevcih ederek, bu mevzuyla alâkal? olarak Risâle-i Nur'dan izahat getirmeye çal?şal?m.

    ?şte, şehitlerin hayat?yla ilgili olarak Birinci Mektup'ta yer alan ilgili bölümden baz? cümleler:

    "Dördüncü tabaka-i hayat: Şühedâ hayat?d?r. Nass-? Kur’ân’la, şühedân?n, ehl-i kubûrun (diğer ölenlerin) fevkinde bir tabaka-i hayatlar? vard?r. Evet, şühedâ, hayat-? dünyevîlerini tarik-i hakta feda ettikleri için, Cenâb-? Hak, kemâl-i kereminden, hayat-? dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayat? âlem-i berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Yaln?z kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar, kemâl-i saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak ac?l?ğ?n? hissetmiyorlar.

    "Hadsiz vak?atla ve rivayâtla, şühedân?n bu tarz-? hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve katîdir. Hattâ, Seyyidü’ş-şühedâ olan Hazret-i Hamza Rad?yallahu Anh, mükerrer vak?atla, kendine iltica eden adamlar? muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vak?atla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş." (Mektûbât, s. 12.)

    ?şte, özellikle Hz. Hamza (ra) hakk?nda burada anlat?lanlar? kabul etmeyen ve kendince âyetten delil getirerek bu fikri reddeden Bay?nd?r, kitab?nda Mahmut Hocaefendi ile olan bir görüşmesini ise şu şekilde yans?t?r:

    "Mahmut Efendi: ...Biz evliyân?n ve büyük şeyhlerin ruhlar?n?n Allah ile kul aras?nda vas?ta olduğuna inan?r?z; onlar?n ruhaniyetinden medet umar, yard?m isteriz.

    "Bay?nd?r: Peki, ya '?yyâke nestaîn=yaln?z senden yard?m isteriz' âyeti nerede kald?? Bu âyeti her namazda okuruz. Bunun sebebi ne olabilir? Allah şâh damar?m?zdan yak?n olduğuna göre, büyüklerin ruhlar? nerede boşluk bulur da araya girerler?"

    "Mahmut Efendi: Abdulkadir Geylânî Hazretleri bir şiirinde buyururlar ki:

    'Müridim ister doğuda, ister bat?da;

    'Hangi yerde olsa da yetişirim imdada.'

    "Bay?nd?r: Bu çok say?da âyete aç?kça ayk?r?d?r..."

    "Mahmut Efendi: Abdulkadir Geylânî'ye inanm?yorsan, seninle konuşacak bir şeyimiz yoktur."

    "Bay?nd?r: Abdulkadir Geylânî'ye inanmak imân?n şartlar?ndan değildir. Biz ondan değil, Allah'?n kitab?ndan sorumlu tutulacağ?z." (Age, s. 142.)

    Burada tümüyle Cenâb-? Hakk'?n tasarrufunda olan "izin ve inayet" ile evliyân?n tasarrufuna ihsân edilmiş "himmet ve himaye"yi birbirine kar?şt?rd?ğ? anlaş?lan say?n Bay?nd?r'a, meselenin izah? sadedinde yine onun tenkit ettiği Risâle-i Nur'dan delil getirmeye çal?şal?m.

    Barla Lâhikas?n?n sonlar?nda yer alan bir mektupta—bir hikmete mebni olarak—vefattan sonra tasarruflar? devam eden üç büyük şahsiyet hakk?nda şu izahat yap?l?yor: "Sâniyen: Gavs-? Âzam gibi, memattan sonra hayat-? H?z?rîye yak?n bir nevi hayata mazhar olan evliyâlar vard?r. Gavs’?n hususî ?sm-i Âzam?, 'Yâ Hayy' olduğu s?rr?yla, sâir ehl-i kuburdan fazla hayata mazhar olduğu gibi, gayet meşhur, Mâruf-u Kerhî denilen bir kutb-u âzam ve Şeyh Hayâtü’l-Harrânî denilen bir kutb-u azîm, Hazret-i Gavs’tan sonra mematlar? hayatlar? gibidir. Beyne’l-evliya meşhûr olmuştur." (Barla Lâhikas?, s. 180.)

    Burada dikkatten uzak tutulmamas? gereken önemli bir nokta şudur: Vefatlar?ndan sonra da "bir nevi hayata mazhar" olan ve bir ölçüde mânevî tasarruflar? devam eden evliyân?n himmet ve yard?m? ile Allah'?n takdir ve inayetini asla ve kat'a birbirine kar?şt?rmamak lâz?m. ?kisi ayn? şey değildir ve olamaz.

    Cenâb-? Hakk, kemâl-i kereminden Hz. Hamza (ra) misüllü şehitlere bir ayr?cal?k tan?d?ğ? gibi, baz? büyük zatlara da—ki, bunlar istisnad?r—manevî tasarruf yetkisini ihsan etmiştir. Mü'minler, o zatlar?n yüzü suyu hürmetine ve onlar?n ruhaniyat?ndan istimdat ile, yine Cenâb-? Hak'tan baz? dileklerde bulunabilirler.

    Bir misâl olarak, "Bediüzzaman diyor ki" başl?kl? bölümde iktibas edilen hakikatli hat?ray? zikredilebiliriz.

    (Devam? var)



    Bay?nd?r?n tahribat? (3)

    Köklü büyük tarîkatlara, tan?nm?ş, itibar görmüş ve büyük teveccühe mazhar olmuş dinî cemaatlere karş? kendi çap?nda adeta savaşa tutuşmuş olan Abdulaziz Bay?nd?r Hocan?n, bu tahribatç?l?ğ? neden ve hangi akla hizmet için yapt?ğ?n? anlamak kolay değil.

    ?nsan?n havsalas? alm?yor; ama ne ac?d?r ki, Bay?nd?r Hoca, en çok karş? geldiği ve adeta sald?r?rcas?na muhalefet ettiği camia, Risâle-i Nur Talebeleridir. Hatta, Risâle-i Nur'un varl?ğ?na dahi karş? olduğu söylenebilir.

    Öyle ki, vaktiyle Said Nursî'ye büyük âlimler taraf?ndan verilmiş olan "Bediüzzaman" lâkab?ndan ve bu âlim zât?n eserlerine isim olarak verdiği "Risâle-i Nur" tâbirinden bile büyük rahats?zl?k duyuyor; bu nâm ve lâkaplar? fütûrsuzca tenkid ediyor; nihayet lâf? evirip çevirerek, adeta "Olmaz böyle şey" demeye getiriyor. (Bak?n?z: "Arac?l?k ve Şirk" isimli kitab?n 145, 149, 150. sayfalar?.)

    Oysa, 80–90 y?ld?r hiçkimse, hele hele hiçbir âlim, bu isim ve lâkaplara Bay?nd?r Hoca tarz?nda itiraz etmedi, bunlardan böylesine bir rahats?zl?k duymad?.

    Tenkitler, itirazlar...

    Prof. Bay?nd?r'?n Üstad Bediüzzaman'a ve Risâle-i Nur'a karş? ileri sürdüğü tenkit ve itirazlar?n bir k?sm? hülâseten şöyledir:

    1) Said Nursî, Hz. Ali ve Abdulkadir-i Geylânî gibi büyük zatlar?n baz? gaybî şeyleri bilmelerinin "Allah'?n öğretmesiyle" mümkün olduğunu söylüyor ki, böyle bir inançtan Allah'a s?ğ?nmak gerekir. (Age, s. 113.)

    2) Katoliklere göre, Kutsal Ruh, vahiy ile oluşmuş. Tevrat ve ?ncil de ayn? kaynaktan f?şk?rd?ğ? için, bunlara da sayg? duyulur. Onlara göre, Katolik kilisesine girmeyen kurtuluşa eremez.

    Nurcular da böyle oluşmuştur. Onlara göre kurtuluşa ermek, ancak Nur cemaatine girmekle mümkün... (Age, s. 144.)

    3) Said Nursî'nin Kur'ân'a yer yer doğru yaklaşt?ğ? gözlenmektedir. Ama, o Kur'ân'a daha çok kendini, kitaplar?n? ve şakirtlerini kutsallaşt?rmak için başvurur. Ayetlerden bu tür anlamlar? ç?karmak mümkün olamayacağ? için, çok yanl?ş yollara başvurur.

    Meselâ, ona göre Kur'ân'?n 33 âyetinde kendisine ve Risâle-i Nur'a işaret edilmektedir. ?ddias?n? ispat için, ebced ve cifri kullanmaktad?r. Bu, çoğunlukla büyücülerin başvurduğu yoldur. Zaten, bu tür iddialar? başka bir yolla yapmak mümkün değil. (Age, s. 175.)

    * * *

    Bay?nd?r Hocan?n eleştirileri bu minval üzere devam edip gidiyor. Bilhassa Birinci Şuâ'da yap?lan ebcedî hesap ile cifrî yorumlara karş? geliyor ve kendince yapt?ğ? hesaplamalarla Üstad Bediüzzaman'?n değerlendirmelerini çürütmeye çal?ş?yor.

    Siz "ebced uzman?" m?s?n?z?

    Bay?nd?r Hoca, f?k?h, kelâm, ilmihal gibi konularda bir uzman kişi olabilir. Onun bu sahadaki bilgilerini hürmetle karş?lar?z.

    Ama, onun Müslümanlar aras?nda nifak ve şikak kokusunu yayan, ayn? zamanda nezahet ve nezaketen haylice uzak üslûb ve ifade tarz?n? beğenmediğimiz gibi, onun tak?nd?ğ? "ebced uzmanl?ğ?"na da zerrece bir sayg? duymuyoruz.

    Ebced ve cifir için, hem "Bu, çoğunlukla büyücülerin başvurduğu yoldur" diyeceksin, hem de kalk?p ayn? yolda uzman kesilerek sayfalarca karalamalarda bulunacaks?n.

    Evet, yapt?ğ? bir karalamadan öteye gitmiyor. Kald? ki, bu sahada ilim ehlince kabul görmüş muteber bir eseri de bulunmuyor. Hem nas?l eser versin ki? Hani, bu yol büyücülerin başvurduğu yoldur ya...

    Fakat, burada hemen ifade edelim ki, Bay?nd?r Hoca, velâyet mertebesine kadar ç?km?ş baz? büyük zatlara, bu hususta da hem bühtan ediyor, hem de onlara karş? büyük sayg?s?zl?kta bulunuyor.

    Zira, Necmeddin-i Kübrâ ve Muhyiddin-i Arabî gibi pekçok "ehl-i işârât"tan olan âlimler, "cifrî, ebcedî ve riyazî" ilimle meşgul olmuşlar ve bu sahada pek mühim eserlere imza atm?şlar.

    Evet, "cifr ve ebced", ?slâm tarihi boyunca da kabul edilmiş bir ilim dal?d?r ki, say?s?z derecede ?slâm bilgini, bu ilimle de meşgul olmuşlar.

    ?şte, bu ilmi büyücülere hasretmek, en az?ndan o zatlara karş? bir sayg?s?zl?kt?r.

    Hem "büyücülerin yolu" deyip, hem de o yolda gitmeye kalk?şmak ise, kişinin kendisine olan bir sayg?s?zl?ğ? olsa gerektir.

    Muteber âlimler ne diyor?

    Bay?nd?r Hocan?n hasmâne itirazlar?na karş?, kendimiz de elbette ki baz? cevaplar verebiliriz.

    Ancak, biz yine de, kendisinin bile kolay kolay itiraz edemeyeceği, yahut karş? gelemeyeceği Diyanet camias?na mensup muteber zâtlar?n ve heyetlerin—benzer tenkitlere mukabil—verdikleri cevaplara burada yer vermeyi tercih ediyoruz. Zira, kendisi de o camian?n bir emektar? ve emeklisi durumunda.

    ?şte, 1940'l? y?llar?n baş?nda, ayn? Birinci Şuâ'daki içtihat ve istihracî yorumlara karş? vaki olmuş itirazlara, eski "Fetva Emini" Ali R?za Efendinin vermiş olduğu cevab?n bir bölümü:

    "Bediüzzaman, şu zamanda, din-i ?slâma büyük hizmet ediyor. Eserlerinin tam doğru olduğunu ve böyle bir zamanda, mahrûmiyet içinde, feragat-? nefs edip, yani dünyay? terk edip böyle bir eser meydana getirmek hiç kimseye müyesser olmad?ğ?n? ve her suretle şâyân-? tebrik olduğunu ve Risâle-i Nur müceddid-i din olduğunu söyleyebilirim. Cenâb-? Hak, onu muvaffaku'n-bilhayr eylesin, âmin.

    "Bu misillü, Bediüzzaman’?n dahi elbette bir içtihâd? vard?r. ?tiraz edenler haks?zd?r.

    "Bediüzzaman’a kemal-i hürmetle selâm ederim. Telifat?n?n ikmâline h?rz-? can ile duâ etmekteyim. Baz? ulemâüssû’un tenkidine uğrad?ğ?na müteessir olmas?n. Zira ’Yemişli ağaç taşlan?r’ kaziyesi meşhûrdur.

    "Mücahedat?n?za devam buyurun. Cenâb-? Hak ve Feyyâz-? Mutlak, âcilen murad ve matlubunuza muvaffakü’n–bilhayr eylesin. Bâki Hakk?n birliğine emanet olunuz."

    Eski Fetva Emini

    Ali R?za

    "?şte böyle müdakkik ve ilim ve şeriat ve Kur’ân cihetinde bu zamanda söz sahibi en büyük âlim böyle hükmetmiş." (Kastamonu Lâhikas?, s. 150.)

    ..............................

    Yar?n da, vaktiyle Diyanet ?şleri Başkanl?ğ?nca teşkil edilen bilirkişi heyetleri taraf?ndan Risâle-i Nur hak?nda haz?rlanan raporlara yer verelim.



    Bay?nd?r’?n Tahribat? (4)

    Diyanet: Risâle-i Nur, Kur'ân ve Hadis ilhâmât?d?r

    Bilhassa son y?llarda Risâle-i Nur'u tezyif ve Nur Talebelerini tahkir dolu yaz?lar yazmaya başlayan Bay?nd?r Hoca ve benzerlerine verilmiş en güzel cevab?, kendilerinin de emeklisi olduklar? Diyanet Başkanl?ğ? taraf?ndan haz?rlanm?ş ehil ve ehliyetli raporlarda görmekteyiz.

    ?şte, cevabî mahiyetteki o raporlardan birkaç?...

    1) TC Diyanet ?şleri Reisliği Dinî Eserleri Tetkik ve Müşavere Kurulunun 25.03.1956 ve 25.05.1958 tarihli raporu

    "Bu eserlerin (Risâle-i Nurlar?n) çoğu Said Nursî'ye ait eserler olup, münderecat?n?n yaln?z Kur'ân-? Kerim ve Hadis-i Şeriften ilham al?narak başka başka ünvanlar alt?nda ve karihas?na göre haz?rlad?ğ? birtak?m esrâr-? ilmiye ve hikemiyenin madde âleminden temsiller getirilerek izahlar? yap?lm?ş ve hal-i haz?rdaki nev-i beşeri ve bilhassa memleketimizdeki küçük ve büyük insan kitlelerini gafletten ikaz, fikrî ve şehevanî dalâletten, sû-i itikad ve sû-i ahlâk girivelerinden kurtarmağa matuf ifadelerinden ve devletimizce matlup olan güzel ahlâka sevk edebilecek yaz?lardan ibaret bulunduğu...

    "Bu kitaplar?n muhtevas?ndaki ...bilumum yaz?lar?n hülâsas? ve neticesi, vatandaşlar? ?slâmî itikad ve ibadetlerin ifâs?na, Kur'ân-? Kerim ve Sünnet-i Nebeviyeye ittibaa teşvik ve terğib eden ifadelerden başka, kànunlar?m?z?, nizamlar?m?z? ve devletimizin temel esaslar?n? ihlâl edecek mahiyette dinî vesâir mukaddesat? nüfuz ve menfaat temin etmek kasdiyle âlet ederek propaganda yap?ld?ğ?na delâlet eden bir ifade görülmemiş olduğu kanaatine var?lm?şt?r."

    Not: Ankara Birinci Ağ?r Ceza Yüksek Reisliğine sunulan bu raporun alt?nda, bilirkişi olarak şu âzalar?n isimleri yer al?yor: H. Fehmi Başoğlu, H. Hüsnü Erdem, Şehid Oral.

    (Ayr?ca bak?n?z: Eşref Edib, Tenkit ve Tahlil, s. 25/Sebilürreşad Neşriyat, 1963 ?st.)

    * * *

    TC Diyanet ?şleri Reisliği Müşavere ve Dinî Eserler ?nceleme Heyetinin Risâle-i Nurlar hakk?ndaki raporu

    Tarih: 19 Şubat 1960/Say?: 81

    "...?lişik listede gösterilen ve Said Nursî'ye ait olan eserlerin kâffesi, evvelce müteaddit mahkemelerden ayn? şekilde gönderilip, tedkik neticesinde, içlerinden dinî ve idarî ve siyasî mevzuata mugayir bir hüküm ve ifade görülmeyen ve yaln?z Kur'ân-? Kerim'in hakikatlar?na ait hikmetleri beyan eden 312 adet kitaplar içinde bulunduğunun bildirilmesi uygun görülmüştür. Keyfiyetin yüksek riyasete arz?na karar verildi."

    * * *

    Ayn? heyetin 08.09.1959 tarihli bir başka raporu: "?lişik eserde (?. ?'câz), baştan nihayetine kadar Kur'ân-? Kerim'in Fâtiha ve Bakara Sûresinin bir k?sm?n?n tefsirine ait bir ilim kaynağ? olup, Kur'ân-? Kerim'in izah?n? ve hikmetlerini, esrarlar?n? ve bilvesile itikadî meselelerde de ele al?narak, muhtelif akidelere karş? akaidin hakk?yla beyan edildiği anlaş?lm?ş ve münderecat?nda dinî bir mahzur görülmemiş olduğunun bildirilmesi uygun görülmüştür."

    * * *

    ?şte bunlar gibi tek tek risâle ve bütün külliyat hakk?nda Diyanet Başkanl?ğ? taraf?ndan haz?rlanm?ş daha birçok rapor var. Üstelik, hiçbirinde de herhangi bir sak?nca belirtilmiyor.

    Buna rağmen, ayn? camiadan gelen Bay?nd?r Hoca, kendince Risâle-i Nurlarda büyük sak?ncalar görüyor, hatta haddini aşarak "Katolik inanc?" benzetmesinde ve yak?şt?rmas?nda dahi bulunabiliyor.

    Müsbeti görmüyor, doğruyu hiç umursam?yor

    Bu münekkit hoca, "Arac?l?k ve Şirk" isimli kitab?n?n bir yerinde (s. 175) ve sadece bir tek cümle ile "Said Nursî'nin Kur'ân'a yer yer doğru yaklaşt?ğ? gözlenmektedir" deyip geçiyor. Ancak, bu müsbet ifadeyi açm?yor ve "suret-i haktan görünür gibi" yapt?ğ? bu nokta üzerinde hiç durmuyor. Çünkü, as?l derdi başka: Tenkit, hücûm, itham, isnat, karalama, tahkir, tezyif...

    Öte yandan, Risâle-i Nurlar ile dine, imâna hizmet edilmiş, nice bîçarenin dalâlet vadisinden kurtulmas?na vesile olunmuş, bu vatan ve milletin terör ve anarşi gibi belâlar?ndan muhafazas?na çal?ş?lm?ş... Ki, Risâlei Nur mîzanlar? ekseriyetle böyledir. Ama, bütün buhay?r, hizmet ve hasenat?n da tenkitçi hocam?z?n umurunda olmad?ğ? anlaş?l?yor.

    Şayet öyle olmasayd?, bunca tenkit ve itiraz?n yan?nda, herhalde Risâle-i Nur'un ve Nur Talebelerinin ekseriyetçe kabul gören hizmetlerinden de az buçuk söz edilmiş olacakt?.

    Ama, nerede o fazilet gösterisi, nerede o hakşinasl?k örneği...

    Kime yaranmak için?

    Bay?nd?r Hocadan çok zaman evvel (1935-43 y?llar?) bir başka hoca da özellikle Birinci Şuâ'ya ve orada cifir ve ebced yoluyla yap?lan izahlara şiddetli itirazlarda bulunmuştu. Onun bu muhalefetinden ehl-i dünya da haberdar olup yapt?klar?n? alk?şl?yordu.

    Ancak, bu müştereklik bir yere kadar sürdü. Hesapta olmayan baz? sebepler zuhûr etti. O ihtiyar hocay? âhir ömründe tutup sürgün ettiler, hayat?na hatime çektirdiler.

    Yani, Üstad Bediüzzaman'?n tâbiriyle, gerek meslek/meşrep muhalefetiyle ve gerekse ehl-i dünyaya yaranmak için yapm?ş "galiz g?ybet ve şen'i hakaret"ler, ona bir fayda sağlamad?, hatta "perişaniyet"ine sebebiyet verdi.

    Üstad Bediüzzaman ise, tâ o zamanlar tenkit edilen ve fakat çok ağ?r şartlar alt?nda telif edilen Birinci Şuâ hakk?nda—itirazlara cevap sadedinde—şunlar? beyan eder: "Ben, 'Senin içtihad?nda hatâ var' diyenlere ve ispat edenlere teşekkür edip ruh u canla minnettar?m. Fakat, şimdiye kadar o içtihad?m? tamam?yla tasdik edenler, binler ehl-i iman ve onlardan çoklar? ehl-i ilim tasdik ettikleri ve ben de dehşetli bir zamanda kudsî bir teselliye muhtaç olduğum bir hengâmda, s?rf ehl-i imân?n iman?n? Risâle-i Nur ile muhafaza niyet-i hâlisas?yla ve Necmeddin-i Kübra, Muhiddin-i Arabî gibi binler ehl-i işârât gibi cifrî ve riyazî hesab?yla beyan edilen bir müjde-i işariye-i Kur’âniyeyi kendine gelen bir kanaat-i tamme ile, hem mahrem tutulmak şart?yla beyan ettiğim ve o içtihad?mda en muannid dinsizlere de ispat etmeye haz?r?m dediğim halde, beni g?ybet etmek, dünyada buna hangi mezheple fetvâ verilebilir, hangi fetvay? buluyorlar? Ben herşeyden vazgeçerim, fakat adalet-i ?lâhiyenin huzurunda bu dehşetli g?ybete karş? hakk?m? helâl etmem. Titresin! Bütün sâdât?n ceddi olan Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm?n Sünnet-i Seniyesini muhafaza için hayat?n? ve herşeyini feda eden bir mazlûmun şekvâs?, elbette cevaps?z kalmayacak." (S. Tasdik-i Gaybî, s. 56.)

    Bir sonraki yaz?: Bay?nd?r Hocaya son çağr?, son ihtar.




    Bay?nd?r'?n tahribat? (5)

    Y?llar önce Nur Talebelerinin organize ettikleri salon toplant?lar?na konuşmac? veya panelist olarak kat?lan Abdulaziz Bay?nd?r Hoca, ne hikmettir bilinmez, son birkaç senedir çok farkl? tav?r değişikliği içine girdi ve ayn? camian?n şiddetle aleyhinde bulunmaya başlad?.

    Bu aleyhtarl?k işini, daha evvel ekseriyetle internet üzerinden yap?yordu. Kurucusu bulunduğu Süleymaniye Vakf?n?n web sitesi olan "http://www.suleymaniyevakfi.org" adresinden yapt?ğ? inan?lmaz derecedeki tenkit ve karalama gayretkeşliğinin fark?ndayd?k. Ancak, yine de üzerine gitmiyor ve "Belki zamanla insafa gelir, düzelir" mülâhazas?yla sabrediyorduk.

    Ne var ki, Bay?nd?r Hoca, sanal âlemde yapt?ğ? tahribatla yetinmedi. Bir müddet sonra işi büsbütün aleniyete dökerek, hasmâne sald?r?lar?na bu kez kitap ve matbu neşriyat yoluyla devam etti.

    Daha, ayn? Matbuat lisan?yla ona ve onun gibi düşünenlere cevap vermekten başka çare kalmad?. O yüzden, biz de bu yolu ihtiyar ettik.

    Herşeye rağmen, biz yine de "dostluk kap?s?"n?n aç?k tutulmas?ndan yanay?z.

    Bu vesileyle, Prof. Dr. Abdulaziz Bay?nd?r'a buradan seslenerek şöyle bir çağr?da bulunmak istiyoruz: Muhterem Bay?nd?r Hoca!

    1) Eğer sizin yan?n?zda bir k?ymet ifade ediyorsa, Risâle-i Nur vas?tas?yla küfür ve dalâlet yolundan ayr?larak iman ve hidayet dairesine girmiş bulunan yüz binlerin var olduğunu düşünün ve onlara karş? hasmâne tutumunuzdan vazgeçin; onlarla dost olun. Zira, onlar?n size düşman olmak gibi, ne geçmişte bir teşebbüsleri olmuştur, ne de bugün için öyle bir niyetleri, arzular? var.

    2) Eğer sizin nazar?n?zda bir k?ymet-i harbiyesi varsa, Kürtçülük veya Türkçülük gibi her nevi ?rkç?l?k illetinden kurtularak ?slâm?n "uhuvvet dairesi"ne girmiş bulunan yüz binlerle Nur Talebesi olduğunu düşünün ve onlarla öyle muaraza meydan?nda değil, gelin kardeşlik dairesinde buluşun ve el s?k?ş?n. Böylelikle, adâveti muhabbete dönüştürün.

    3) Eğer sizin için bir değer ifade ediyorsa, her türlü anarşiden, terörden ve bölücülük belâs?ndan Risâle-i Nurlarla kurtulabilmiş say?s?z derecede Nur Talebesinin varl?ğ?n? düşünün ve gelin onlar? tebrik edin. Zira, böyle vatana-millete hay?rl? evlâtlar haline gelmiş kimseler, cidden tebrike, takdire şâyând?r.

    4) Yok, bunlar?n hiçbiri sizin umurunuzda değilse, yan?n?zda bu güzelliklerden hiçbirinin k?ymeti yoksa ve "Siz ne yaparsan?z yap?n, benim için değişen birşey yok, ben beldiğimi okumaya devam edeceğim" diyorsan?z, Hocam, lütfen hiç olmazsa aleni düşmanl?k yapmaktan vazgeçin. Yani, Üstad Bediüzzaman'a, Risâle-i Nur'a ve Nur Talebelerine aç?ktan aç?ğa hasmâne bir nazarla bakmaktan, onlara sald?rmaktan ve dolay?s?yla din düşmanlar?n?n ekmeğine yağ sürmekten vazgeçin.

    5) Şayet, bu çağr?y? da dikkate almaz ve söylenenleri umursamazsan?z, o takdirde sizi Sahib-i Kur'ân'a havale etmekten başka yapacak birşey kalm?yor.


    Kaynak: http://www.yeniasya.com.tr/2006/05/01/yazarlar/lsalihoglu.htm



    M. Latif SAL?HOĞLU
    Konu elff tarafından (07.06.07 Saat 00:25 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. latif sevgili
    By BiRDüNYaUMuT in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.01.12, 14:57
  2. Ben Anne Olmasaydım Eğer... (Çok latif bir yazı)
    By Meyvenin Zeyli in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 19
    Son Mesaj: 17.12.09, 02:33
  3. Arayışlar ve Sonrası - Latif Erdoğan
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.01.09, 12:53
  4. Latif Bir Hikaye(60'lı Yıllardan Hoş Bir Anektod)
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 21.12.08, 22:47
  5. Müjdeli ve Tabiri Çıkmış Latif Bir Rüya...
    By Teenni in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.09.08, 02:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0