+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Huzuru Yaşatan İktisat

  1. #1
    Dost kerim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Antalya
    Mesajlar
    2

    Standart

    Huzuru Yaşatan ?ktisat
    M. Abidin Kartal
    Toplum hayat?m?n çeşitli safhalar? vard?r. Bir toplumun, ticari, iktisadi, hukuki, ahlaki kültürel, dini siyasi, örf ve adetler gibi çeşitli yönleri vard?r. Bunlar genellikle birbiri içine girmiş olup, karş?l?kl? etkilenme içindedir. Bir toplum geliştiği zaman bütün safhalar birbiri ile ahenkli bir durum arz etmiş ve sonuçta gözle görülebilen, ölçülebilen baz? sonuçlar ortaya ç?km?şt?r. Bu gözle görülebilen sonuçlar da genellikle iktisadi göstergelerdir. Fakat hemen şunu belirtmek gerekir ki bütün bu ölçülebilen sonuçlar, esas?nda toplumun bütün dokular?n? ilgilendiren çeşitli k?s?mlardaki gelişmenin bir sonucu ve özetidir. ?ktisadi gelişmeden bahsedildiği zaman kabul etmek gerekir ki iktisadi gelişme toplumun diğer safhalar?ndaki inkişaf?n?n bir sonucudur. Bundan bir as?r önce farz edildiği gibi toplumlar s?rf iktisadi konulara eğilerek ve s?rf ekonomik yap?y? ele alarak gelişemez ve huzurlu yaşayamazlar.
    Çağ?m?z?n içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik meseleler, beşeriyetin uğrad?ğ? hüsran, büyük ölçüde bu yanl?ş ve tek tarafl? anlay?ş?n sonucu olarak ortaya ç?km?şt?r. 19. as?rdan bu yana “Materyalizm” diye ifade edilen ve hayat?n sadece maddi cephesini ele alan tek yanl? görüş tarz? toplumlar?n ekonomik ve sosyal yap?s?nda dengesizliklere ve manevi sahada çöküntülere, bilim ve bilgi toplumunda hakim olacak değerler cevap olacakt?r. “Elbette nev’i beşer, ahir vakitte ulüm ve fünuna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacakt?r. Hüküm ve kuvvet ise, ilim eline geçecektir.”1 Çağ?m?z, bilim çağ?d?r, herkes bilimin nimetlerinden faydalanmakta, bilimin ürünleriyle karş? karş?ya bulunmaktad?r.
    Bilimin hedefi, insan?n maddi ve manevi refah?n? sağlamaktad?r. Maddi refah, zenginlik ve teknoloji ile; manevi refah ise, ruh, kalp ve gönül huzuru, estetik sanat ve edebiyatla kazan?l?r. Bu yüzden, bilime her iki cephesi ile sahip olmak gereklidir. Birini diğerine tercih etmek, insanl?ğ?n gerçek medeniyet yar?ş?nda derin yaralar almas?na yol açabilir. Çünkü insan?n maddi ve manevi olmak üzere iki cephesi vard?r.2
    “Maddi değerlerden, bilgi ve insanc?l değerlere olan yoğun yönelim, bilgi toplumunun değer ve davran?ş kal?plar?n? şekillendirecektir. Bilgi toplumunda, dini ve ahlaki değerlere yeni boyutlar?n gelmesi söz konusu olacakt?r. Maddi değerler üzerine kurulan ahlak anlay?ş? ve normlardan maddi olmayan değerlere yönelim gündeme gelecektir.”3
    21. yüzy?l bilimin hakim olduğu bilgi toplumlar?ndan meydana gelen yüzy?l olacakt?r. Toplumlar?n ve insanlar?n yaln?z iktisadi konulara eğilerek ve yaln?z ekonomik yap?y? ele alarak gelişecekleri ve huzurlu olacaklar? anlay?ş? geçerliliğini kaybetmiş durumdad?r. Bilgi toplumunda, bilimin ?ş?ğ?nda insan gerçek tan?m?n? buluyor. ?nsan, maddi ve manevi olmak üzere iki cephesi olan bir varl?kt?r. ?nsan?n bu iki yönünün de tatmin edilmesi gerekmektedir. Bugüne kadar insan?n hep maddi yönü tatmin edilmeye çal?ş?ld?. Fakat, insan gerçek huzur ve mutluluğu yakalayamad?. Bunun için, bilim adamlar?, bilgi toplumunda “maddi olmayan değerlere yönelim gündeme gelecektir” diyorlar.
    Bugün art?k iktisadi aç?dan kabul edilen husus, toplumlar?n iktisadi kalk?nmas?, maddi ve manevi yönleriyle sosyal, kültürel, ahlaki ve hukuki gelişmenin iktisadi bir sonucudur. Manevi ve ahlaki cephesi ile kültürel ve sosyal cephesi gelişmemiş bir toplumu, yaln?z iktisadi cephesini geliştirerek kalk?nd?rmak kabil değildir. ?nsanlar?n refah?, mutluluğu, huzuru için bu yeterli değildir. Kapitalizm ve sosyalizm bu gerçeğin müşahhas örnekleridir.4
    Bugüne kadar uygulanan hayat?n yaln?zca maddi cephesini ele alan iktisadi anlay?şlar, uygulamalar, insana ve toplumlara gerçek huzur ve refah? yaşatamad?. 21. yüzy?lda insanlar ve toplumlar, huzuru yaşatan iktisad?n aray?ş? içinde olacaklard?r.
    Yeni Bir ?ktisat Anlay?ş?
    ?ktisat, ölçülü hareket etmek, itidal, eldeki mevcut olan? saklama, k?sma, toplama, israf olmadan herhangi bir mal?, ihtiyac? tam giderecek şekilde kullanma, aldanmama manas?na gelir. ?ktisat, Arapça “Kasd” kelimesinden türetilmiştir. Buna göre iktisatl? bir insan maksad?n? iyi tan?yan, sağa sola yalpalamaks?z?n, ifrat ve tefritten uzak bir şekilde yaşayan insand?r. Bu sebeple iktisat “uygun davran?ş” manas?nda anlaş?l?r. ?ktisat, insan?n ihtiyac?na göre harcama yapmas?n?, cimriliğe ve israfa sapmamas?n? gerektirmektedir.
    ?htiyaçlar?n yerini s?n?rs?z istekleri al?nca, fertler iktisatl? bir hayat yaşamaktan uzaklaş?rlar. ?ktisad?n z?dd? olan israfa sürüklenirler. Tüketici davran?ş?nda israf, hem mikro iktisat aç?s?ndan, ferdin tüketim ve tasarruf dengelerini bozar, hem de makro iktisat aç?s?ndan kaynaklar?n dağ?l?m?n? ve ekonomide tasarruf ve tüketim oranlar?n? etkiler milletleraras? sahada da gelir dengelerinin bozulmas?na yol açar.5
    Bugünkü dünyada huzuru yaşatamayan iktisadi anlay?ş?n sonucu olarak, bir israf ekonomisi hüküm sürmektedir. ?nsanlar devaml? tüketime teşvik edilmektedir. ?htiyac?n?n üstünde tüketime yöneltilmektedir. Lüks tüketim artmakta, reklam yoluyla suni ihtiyaçlar ortaya ç?kar?lmaktad?r. Neticede hem çevre ve tabiat kirlenmekte, hem de kaynaklar tüketilmektedir. Bugünkü çevre meselesinin temelinde tüketimde ki israf yatmaktad?r.
    ?ktisat kainat?n?n en esasl? kanunlar?ndan biridir. Çünkü Allah Hakim’dir. Bu ismin kainattaki tecellileri hiçbir yerde israfa mahal b?rakmaz.6
    Kainat? iktisat prensibi üzerine yaratan Allah, insan?nda o hikmet s?rr?na uygun hareket etmesini ister. Bu da onun yarat?l?ş maksatlar?na uygun yaşamas?n? gerektirir. Aksi halde insan kendisini sonsuz mutluluğa götürebilecek kabiliyetteki f?trat?n? israf etmiş olur. Bu israf?n neticesi, hayat?n?n diğer bütün safhalar?n? da istila eder. Böylece insan bütünüyle hikmetin s?rlar?na ters düşmüş olur. Buradan da anlaş?l?yor ki gerçek manadaki bir iktisat iman?n neticesidir.
    ?nsan neden iktisada bu kadar teşvik ediliyor ve israftan bu derece sak?nd?r?l?yor?
    Çünkü “Hal?k-? Rahim nev-i beşere (insanlara) verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. ?sraf ise şükre z?dd?r, nimetlere karş? hasaretli bir istihfaft?r (hafife almakt?r). ?ktisat ise, nimete karş? ticaretli bir ihtiramd?r (hürmettir)”.7
    ?ktisat varl?k hikmetiyle çok alakal? bir gerçektir. ?nsan şükür için yarat?lm?şt?r. ?nsan ihtiyaçlar?n? karş?larken şükür içinde olmal?d?r. Bu şükrün yolu da hayat?n her safhas?nda iktisat etmekten geçer. Kabiliyetlerin yerli yerince kullan?lmas?ndan, Allah’?n verdiği her türlü nimetlerin gerçek ihtiyaçlara yetecek şekilde ölçülü olarak kullan?lmas?na kadar. Şükür böyle bir f?trat?n şuurla ulaş?lan bir neticesidir.
    ?slam?n getirdiği prensipler tüketici davran?ş?n? Kur’an ve Sünnete dayal? kaidelerle düzenlemeye çal?şan bir ideal insan modelini geliştirmektedir. Bediüzzaman Hazretleri “?ktisad Risalesinde”8 bunlar? veciz ifadelerle dile getirmiştir.
    Allah’?n lütfettiği nimetlere karş? ticaretli bir ihtiram ifade eden iktisad? unsurlar?na ay?r?rsak, insan hayat?na neler kazand?rd?ğ?na, tüketici davran?şlar?n? nas?l dengelediğine bakacak olursak, alt? önemli vasf? ihtiva ettiğini görürüz.
    1- “?ktisat bir şükr-ü manevidir.”
    2- “?ktisat nimetteki rahmet-i ?lahiyeye karş? bir hürmeti ifade eder.” ?nsan, kainat?n kendisi için yarat?l?p kainattaki bütün varl?klar?n, Allah taraf?ndan insan?n emrine tahsis edildiği şuuru ve idraki içinde kendisine sunulan nimeti rahmet-i ?lahiye olarak değerlendirilmelidir.
    3- “?ktisat bir sebeb-i berekettir.
    4- “?ktisat, bedene perhiz gibi bir medar-? s?hhattir.” Bir çoğumuzun bugün uygulad?ğ? g?da sistemini dikkate al?rsak, vücudu taş?maktan ziyade, vücudun taş?mak zorunda kalacağ? miktarda g?da ald?ğ?m?z? ve vücudun onlar? hazmetmeden biriktirerek taş?mak zorunda kald?ğ?n? görürüz. Bu g?dalar?n fazlal?ğ?, israfa gidilmesi ile şeker kolesterol buna benzer hastal?klar sebebiyet verildiğini hat?rlarsak, iktisada riayetin, israftan kaç?nman?n dördüncü fazileti anlaş?l?r.
    5- “?ktisat, manevi dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb-i izzettir.”
    6- “?ktisat, nimet içinde lezzeti hissetmesine ve zahiren lezzetsiz görünen nimetlerdeki lezzeti tatmas?na bir sebeptir.” Bediüzzaman burada, iktisat ilminin meşhur azalan fayda kanununa işaret etmektedir. Tüketimde iktisada riayet edersek, marjinal tüketim biriminin faydas? yüksek olur. ?srafa giderek tüketimi çoğalt?rsak azalan fayda kanunu gereğince marjinal birimin faydas? azal?r, israf çoğald?kça s?f?ra doğru iner, hatta negatif olur.9
    Kaynağ?n? Kur’an ve Sünnetten alan ve esas itibariyle kainatta hükmeden köklü kanunlara dayanan iktisat prensibi, insana dünya hayat?nda arzu ettiği mutluluğu huzuru kazand?rabilecek bir denge ölçüsüdür. Her şeyden önce, ferdin hayat?na nizam verir. Gereksiz arzulara set çeker ve masraflar?n? gerçek ihtiyaçlar?na göre ayarlanmas?n? sağlar. Böylece hem s?hhatini, hem manevi hayat?n?, hem de bütçesini intizama koyar.
    ?ktisat, aile hayat?n?n huzuruna da çok yard?mc? olur. Aile hayat?ndaki aksakl?klar?n en önemli sebeplerinden biri iktisadi zorluklard?r. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) “?ktisat eden maişetçe aile belas?n? çok çekmez.” buyurmak suretiyle iktisat prensibinin bu önemli sonucunu dikkat eder.
    Fert ve aileyi intizam ve mutluluğa götüren iktisat prensibi, toplumda da huzur sağlar. Bediüzzaman, iktisat düsturunun tatbik edilmeyişi halinde ortaya ç?kacak neticelere işaret etmek suretiyle bu hakikati şöyle dile getirir. “?ktisats?zl?k yüzünden müstehlikler (tüketiciler) çoğal?r, müstahsiller (üreticiler) azal?r. Herkes gözünü hükümet kap?s?na diker. O vakit, hayat-? içtimaiyenin medar? olan sanat, ziraat, ticaret tenakus eder (azal?r). O millette tedenni edip sükut eder, fakir düşer.”10
    Ticaret Bereketin Kaynağ?d?r
    Cenab-? Hak Kur’an da insanlara al?şverişi helal k?ld?ğ?n? haber verir.11 Cuma namaz?n? k?ld?ktan sonra r?z?klar?n? aramak üzere yeryüzüne dağ?lmalar?n? emreder.12 Birbirinin mal?n? haks?z yollarla al?p yemenin d?ş?nda, karş?l?kl? r?za ile yapt?klar? ticaretin meşru ve helal bir faaliyet olduğunu bildirir.13
    “Bu kainat nedir?” sualine: “Fenn-i ticaret diyecek; gayet muntazam bir sergi, çok intizaml? bir pazar ve mallar? çok sanatl? bir dükkand?r.”14
    Dürüst ticaret en meşru ve bereketli kazanç yollar?ndan biridir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) “Doğru ve emin tüccar, k?yamet gününde peygamberler, şehitler ve s?ddiklerle beraberdir” buyurmak suretiyle müminleri dürüst ticarete teşvik etmektedir. Dürüst ticaret en güzel helal kazanç yollar?ndan biridir.
    Ayn? zamanda da umuma sunulan bir hizmettir. Çünkü tüccarlar sayesinde insanlar muhtelif ihtiyaçlar?n? karş?lamak için çok uzak yerlere gidip, meşakkatlere katlanmaktan kurtulurlar. Bediüzzaman, ticareti insanlar?n asli kazanç yollar? aras?nda sayar. “Maişet için tarik-i tabii ve meşru, zihayat (tabii, meşru ve en canl? yol) sanatt?r, ziraatt?r, ticarettir.”15
    ?slamiyet ticaret yapmay?, al?m-sat?m? teşvik etmiş, karaborsay?, aldatmay? yasaklam?şt?r. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) “Ticaret yap?n ve cesur olun. R?zk?n onda dokuzu ticarette ve cesur olmadad?r.” diye buyurarak, ticaret yapmay? teşvik etmiştir.
    Makul ve bereketli kazanç yolu olan ticaretin, Müslümanlar taraf?ndan önemle nazara al?nmas? gerekmektedir. Ayr?ca, bu zamanda Hakka hizmetin maddeten güçlenmeye bağl? olduğunu idrak eden günümüz Müslümanlar?n?n ticari faaliyetlere bilhassa önem vermesi laz?md?r. Çünkü ticaret f?tri, bir iktisadi faaliyettir, hem de günümüzde alabildiğine şiddetlenen medeniyet yar?ş?n?n muharrik unsurlardan birisidir. Müslümanlar?n bu yar?ştaki başar?s? ticaretteki başar?yla yak?ndan alakal?d?r.
    ?ktisadi Demokrasi
    Bat? toplumlar?nda sosyal s?n?flar aras?ndaki aş?r? farkl?l?klar?n görülmesi ve bunlar?n kald?r?lmas? son as?rlarda ve günümüzde günümüzde ideolojik gelişmelerin kaynağ?n? teşkil etmiştir. S?n?flar aras?ndaki denge aray?ş?, Bat?l? toplumlar?n devlet çap?nda önemli problemleri olarak kendini göstermiştir. Bu fikirlerinin tesiri günümüz anayasalar?na kadar gelen XVIII. Yüzy?l Frans?z düşünürü J.J. Russo, oldukça mutedil görüşler taş?yordu. O Frans?z ihtilali öncesinde şöyle diyordu. “Devleti sağlamlaşt?rmak m? istiyorsunuz? ?ki ucu elden geldiği kadar birbirine yaklaşt?r?n. Ne çok varl?kl?lar bulunsun. Ne de çok yoksullar olsun. Birbirine zorbal?ğ? k?şk?rtanlar, öbüründen de zorbalar ç?kar.16
    Russo’nun bu sözleri 1760’larda söylediği zaman, Bediüzzaman’?n ifadesi ile gerekli tedbirler al?nabilseydi, 1789’da ihtilali belki de olmazd?. Çünkü “Beşerin hayat-? içtimayesinde, bütün ahlaks?zl?ğ?n ve bütün ihtilalat?n menşei iki kelimedir. Birisi “Ben tok olduktan sonra başkas? açl?ktan ölse bana ne.” ?kincisi “Sen çal?ş ben yiyeyim.” Bu iki cereyan? idame ettiren cereyan-? riba (faizin mevcudiyeti) ve terk-i zekatt?r (zekat?n terkedilmesi). Bu iki müthiş maraz-? içtimaiyi tedavi edecek tek çare zekat?n bir düstur-u umumi suretinde icrasiyle, vücub-u zekat (verilmesi Allah taraf?ndan emredilmiş zekat) ve hurmet-i ribad?r (faiz Yasağ?).”17
    Bugün iktisadi demokrasinin aray?şlar? içinde olan Avrupal?n?n bu meselesini, ?slamiyet 15 as?r önce çözmüştür. ?slamiyet, faizi haram k?larak yasaklamas? ve zekat? emretmesiyle, bütün insanl?ğa iktisadi yönden koruyucu esaslar getirmiştir. Bu durum, fakir ve avam tabakas?n?n ?slamiyetten himaye görmesini ve ezilmekten korunmas?n? temin rolü oynam?şt?r.
    ?slam da emek karş?l?ğ? olmayan kazanç sakland?ğ? için faizcilik yasak tutulmuş ve işletilmemiştir. Sermayenin belli ellerde toplanmas?ndan doğacak mahzurlar? önlemek için %2,5 nispetinde bir zekat miktar? tespit edilmiş, fakirlik böylece sosyal kontrole al?nm?şt?r.
    Faizin kald?r?lmas? ve zekat sisteminin uygulanmas?, iktisadi büyüme için kuvvetli bir müşevvik unsurdur. At?l sermayeden pay almak suretiyle, zekat müessesesi iddihar? cezaland?rm?ş ve yat?r?mlar? teşvik etmiş olur. Belirli bir kâr haddi seviyesinde yat?r?ma olan talep, diğer ekonomik modellere k?yasen ?slam ekonomisinde daha yüksek olur. Bu sebeple ?slam iktisadi bu aç?dan büyümeyi teşvik edici bir karaktere sahiptir.
    Faiz gelirinin çoğalmas?, zekat?n azalmas? ile bozulan gelir dengeleri sonucunda aş?r? zengin, rantiye s?n?flar?n lüks ve israf temayülü artmakta, üretim kaynaklar? onlar?n talebini karş?layacak yöne sevk edilmekte, üretim arz? bu yönde gelişmektedir. Buna karş?l?k, geliri düşük büyük insan kütlelerinin zaruri ihtiyaç mallar?n?n üretimine yeterli olmad?ğ?ndan fazla talep karş?s?nda fiyatlar artmaktad?r. Çünkü zaruri ihtiyaç mallar?nda talep elastikiyeti düşüktür.
    Teknik gelişmenin nihayeti Kur’an-? Kerim’de gösterilmiştir. Mesela, eşyan?n nakli, teknik daha bu seviyeye gelmedi. Çal?şmalar bu istikamette... ?ktisadi demokrasinin, sosyal adalet ve sosyal bar?ş?n tam ve gerçek manada gerçekleşmesinde zekat?n umumi bir prensip şeklinde yayg?nlaşmas? mümkündür. Bak?n ekonomileri iyi durumda olan ülkelere, faiz nispeti çok düşüktür. ?şçiler birçok sosyal haklar elde etmişlerdir. Faizin düşük olmas?, enflasyonun düşük olmas? demektir.
    Faizsiz Ekonomi
    Faizsiz bir ekonomide kâr ekonomisi söz konusu olur. Üretimden sağlanan gelire nema denirse... Bu nema faize gitmeyecek, kâra gidecek demektir. Dolay?s?yla bir kâr ekonomisi veya öz kaynaklar ekonomisi söz konusu demektir. Üretim faktörleri, bir araya gelmek suretiyle üretimden sağlanan geliri, yani kâr? bölüşürler. Bu suretle faiz yerine kâr ortakl?ğ? sistemi söz konusudur. Bu da daha s?hhatli bir ekonomi demektir. 1981 y?l?nda Almanya’da yap?lan bir toplant?da faizsiz banka modeli görüşülürken, şunun üzerinde duruldu.18
    Almanya’da o s?ralar, iktisadi durgunluk vard?. Alman iktisatç?lar? taraf?ndan bunun sebebi olarak yüksek faiz gösterildi ve şöyle aç?klad?lar: Yat?r?mc? art?k bir noktadan sonra yat?r?m yapmak ihtiyac?n? hissetmiyor: Çünkü faizler yükselmişti, faizler yükselince bu yüksek faizi ödeyerek yeniden yat?r?m riskini göze almak istemiyor. Faize girdiği vakit faizi kendisi ödeyecektir, ama bunun karş?l?ğ?nda kâr al?p alamayacağ? belli değildir. Halbuki faiz sistemi yerine kâr ortakl?ğ? sistemi olsayd?, o zaman yat?r?mc? hiç korkmayacakt?. Sermaye ile üretime kat?lacak kişi de kâr ve zarara kat?lacağ? için sonucuna kâr edecekse kardan pay?n? alacakt?. Zarar ederse sermayeler ile birlikte paylaşacaklard?. Risk ortakt?, faizde ise bütün bu risk müteşebbisin üstüne binmektedir. Sermaye dar riske hiç katlanmamaktad?r.
    Zekat?n ?ktisadi Önemi ve Faydalar?
    Maddi buhranlara manevi buhranlar sebep olduğu gibi, manevi buhranlara da maddi buhranlar kuvvet verir. Ekonomik dengenin bozulup maddi farkl?l?ğ?n artmas? korkunç felaketlerin habercisidir. ?nsan?n manevi yönü olduğu gibi, bir de maddi yönü vard?r. Bu iki yönünde ihmal edilmemesi gerekir. ?nsanlar?n manevi huzuru bir ölçüde maddi refahlar?na bağl?d?r. Zengin, fakir aras?ndaki mesafe aç?ld?ğ? nispette, maddi s?k?nt?lar çoğald?ğ? ölçüde, toplum huzuru tehlikeye düşmüş demektir. Bunun içindir ki ?slam, zenginleri fakirlerin yard?m?na çağ?rmakta, zekat ve sadaka köprülerinin at?ld?ğ? ve insanlar?n sadece nefislerinin rahat?n? düşünmeye başlad?klar? ölçüde belalar dalga dalga ve rahat etme niyetlerinin aksine zahmet tokatlar? gelmeye başlar.
    Nas?l ki hayat?n hayat? imand?r, sosyal hayat?n ruhu da zekatt?r. Çünkü o, insanlar?n davran?şlar?n? maddi ve manevi sahada disipline eden mukaddes bir emr-i ?lahidir. Bu bak?mdan beşer, bugün karş?laşt?ğ? birçok ekonomik meselelerin alt?ndan kalkmak istiyorsa, sosyal hayatta zekat kurumunun revac?na gayret etmelidir. Çünkü zekat, toplumun sosyal ve ekonomik problemlerini çözüm getirecek, rahats?zl?klara sünger çekebilecek bir şifa özelliğine sahiptir.
    ?slam toplumlar?nda görülen sosyal ve ekonomik bozukluklar ve çarp?klar ve bundan doğan y?k?c? fikir cereyanlar? ve her türlü sefaletin yay?lmas?nda en büyük rolü zenginler oynamaktad?r. ?slam toplumlar? zekat kurumunu gerçek manas?yla işler halde tutamad?klar? için, bir çok sosyal ve ekonomik s?k?nt?larla karş? karş?ya kalmaktad?rlar. Bu sebeple, ?slam toplumlar?n?n her bak?mdan istikrar ve huzuru temin eden yard?mlaşma kurumlar? (zekat, sadaka vb.) üzerinde önemle ve ?srarla durmalar? gerekmektedir. Bu konuda bir haberde şunlar? okuyoruz: “Ortadoğu’da kal?c? bir bar?ş?n sağlanmas? için sürpriz planlar haz?rlan?yor. Bu planlardan biri de bölge ülkeleri aras?nda refah seviyesini dengelemek için ?slam dininin beş temel esas?ndan biri olan zekat müessesesinin, Ortadoğu ülkeleri aras?nda işler duruma getirilmesi. Bu konudaki yaklaş?m, bölge ülkeleri aras?nda ekonomik yönden refah?n artmas?n? sağlayacağ? gibi, sosyal yönden de önemli derecede fayda sağlayacağ? yönündedir. Suudi Arabistan ve petrol zengini diğer ülkelere Bat?dan lüks ithalat? k?smalar?, bunun yerine fakir komşular?na daha fazla yat?r?m yapmalar? teklif ediliyor...”
    Zekat kurumunun tam tatbik edildiği devirlerde, milletlerin bünyesinde ne derece faydal? olduğuna tarih şahittir. Bugün de temennimiz ?slam toplumlar?n?n zekat kurumuna sahip ç?kmalar? ve bunu hayata geçirmeleridir. Amerika’da ve Bat?da zekata benzer baz? uygulamalar?n yap?ld?ğ? görülmektedir.
    ?slamiyet zekat yolu ile insanlar aras?nda sefaletin önlenmesini, fertlerdeki insanl?k duygular?n?n daimi canl? kalmas?n? temin eder. Sosyal adalet kavram?n?n en iyi tatbikat sahalar?ndan biri olan zekat vas?tas?yla insanlar bencillikten, hasislikten nefislerini kurtarabilirler. K?saca söylemek gerekirse, zekat insan toplumlar?n?n ahenkli, mesut yaşamas? için Allah taraf?ndan teklif edilmiş bir vecibedir.
    Zekat?n iktisadi faydalar?n? k?saca şöyle ifade edebiliriz. Zekat verimi art?r?r, milli geliri yeniden sosyal adalet yönünde dağ?t?r, gösteriş tüketimini zaruri ihtiyaç mallar?na aktar?r, kaynak dağ?l?m?n? düzeltir, at?l geliri azalt?r, yat?r?m? artt?r?r, toplam talebi art?r?r.
    Sonuç
    Dünyada hepimiz güzel bahçelere, tarlalara ve köşklere, son model arabalara sahip olmak isteriz. Hatta birçok insan yegane gaye olarak mülk sahibi olmay?, ekonomik olarak güçlü olmay? görür, hayat? boyunca bunun için çal?ş?r. Fakat bu insan huzurlu olamaz... Bu tip insanlardan meydana gelen toplumlar da huzurlu olmazlar. ?nsanlar?n huzuru yakalayamay?şlar?n?n sebebi manevi yönlerini ihmal etmeleridir. Son ilahi mesaj ?slamiyet insanlar?n maddi hem de manevi yönlerini tatmin eden nizamd?r. Huzuru yakalamak isteyen insan, ?slamiyet’in emir yasaklar?na uygun şekilde hayat?n? tanzim etmelidir.
    Bilimin hakim olacağ? 21. yüzy?lda bilgi toplumu üzerine araşt?rmalar yapan bilim adamlar?, “maddi olmayan değerlere yönelim gündeme gelecektir.” derken, ?slamiyetin bu yüzy?lda insanlar?n ve bilim adamlar?n?n gündemini çok meşgul edeceğini söyleyebiliriz.
    Faizsiz ekonomi, zekat?n ekonomik eşitsizliği ortadan kald?rmada uygulanma imkan? bulmas? ekonomik hayatta ahlaki ilkelerin, dürüstlüğün, haram, helal anlay?ş?n?n dikkate al?nmas?, huzuru arayan insanlar?n bu yüzy?lda yakalamaya çal?şacaklar? gerçekler olarak karş?lar?na ç?kacakt?r.
    Dipnotlar
    1. Nursi, Bediüzzaman Said, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, 1993, s. 329.
    2. Temiz, Mustafa, Bilgi Toplumu, ?stanbul 1991, s. 35.
    3. Erkan, Hüsnü, Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme, Türkiye ?ş Bankas? Yay?n?, 1994, s. 172.
    4. Kartal, M. Abidin, Risale-i Nur'dan ?ktisadi Prensipler, ?stanbul, 1995, s. 79.
    5. Zaim, Sabahattin, “Uluslararas? Bediüzzaman Sempozyumu”, ?ktisat Risalesi, ?stanbul 1996, s. 544.
    6. Nursi, Bediüzzaman Said, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, ?stanbul 1994, s. 303.
    7. Nursi, Bediüzzaman Said, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, ?stanbul 1994, s. 143.
    8. Nursi, Bediüzzaman Said, Lem’alar, “?ktisat Risalesi.”
    9. Zaim, “Uluslararas? Bediüzzaman Sempozyumu”, s. 550.
    10. Lem’alar, s. 149.
    11. Bakara; 275.
    12. Cuma;10.
    13. Nisa; 13.
    14. Lem’alar, s. 308.
    15. Nursi, Bediüzzaman Said, Münazarat, ?stanbul 1977, s. 31.
    16. J.J. Rousseau, Toplum Sözleşmesi, ?stanbul 1969, s. 71-72.
    17. Sözler, s. 373; ?şaratü'l ?’caz, s. 44.
    18. Zaim, ?slam-?nsan-Ekonomi, ?stanbul 1992, s. 77.
    Konu HakanBa tarafından (06.06.07 Saat 04:07 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kadın huzuru evinde bulur
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.09.12, 10:46
  2. İç Huzuru Yok Eden ‘HASET’
    By DENİS in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.09.12, 18:39
  3. Sevgiyi En Güzel Yaşayan Ve Yaşatan Gülizar!..
    By serab in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.11.07, 23:01
  4. Huzuru Arayan Genç
    By Ebu Hasan in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.07.07, 19:51
  5. Huzuru Ararken
    By ademyakup in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.04.07, 00:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0