+ Konu Cevaplama Paneli
18. Sayfa - Toplam 20 Sayfa var BirinciBirinci ... 8 16 17 18 19 20 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 171 ile 180 ve 192
Like Tree6Beğeni

Konu: Risale-i Nurlar'ın Âyet ve Hadîs Meâlleri

  1. #171
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Yedinci Şua - Ayet-ül Kübra Risalesi

    Bu Âyet-ül Kübra Risalesi, 1941 yılında Kastamonu'da te'lif edilmiştir.

    (Şualar sh: 99)

    ﻭَ ﺑِﺎْﻟﺎٰﻳَﺔِ ﺍﻟْﻜُﺒْﺮٰﻯ ﺍَﻣِﻨِّﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻔَﺠَﺖْ
    Ayet-ül Kübra ile beni musibetten emin kıl.

    (Şualar sh: 100)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻭَﻣَﺎ ﺧَﻠَﻘْﺖُ ﺍﻟْﺠِﻦَّ ﻭَﺍْﻟﺎِﻧْﺲَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟِﻴَﻌْﺒُﺪُﻭﻥِ
    Cinleri ve insanları ancak Beni tanısınlar ve Bana îman ve ibâdet etsinler diye yarattım. (Zâriyat Sûresi, 51:56)

    (Şualar sh: 104)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ
    Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür.

    ﺍَﻟْﻌَﻈَﻤَﺔُ ﺍِﺯَﺍﺭِﻯ ﻭَ ﺍﻟْﻜِﺒْﺮِﻳَٓﺎﺀُ ﺭِﺩَﺍﺋِﻰ
    Azamet gömleğim, Kibriyâ ise kaftanımdır. (Müslim, Birr: 136; Ebû Dâvud, Libâs: 25; İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned: 2:248, 376, 414, 427, 442, 4:416; İbn-i Hibban, Sahih, 1:272, 7:413; Alâuddin el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl: 3:534)

    ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻣُﻠْﻚَ ﺍِﻟﺎَّ ﻣُﻠْﻜَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻳُﺤْﺼِﻰ ﺍﻟْﻌِﺒَﺎﺩُ ﺛَﻨَٓﺎﺋَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﺗَﺼِﻒُ ﺍﻟْﺨَﻠﺎَٓﺋِﻖُ ﺟَﻠﺎَﻟَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﺗَﻨَﺎﻝُ ﺍْﻟﺎَﻭْﻫَﺎﻡُ ﻛُﻨْﻬَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻳُﺪْﺭِﻙُ ﺍْﻟﺎَﺑْﺼَﺎﺭُ ﻛَﻤَﺎﻟَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻳَﺒْﻠُﻎُ ﺍْﻟﺎَﻓْﻬَﺎﻡُ ﺻِﻔَﺎﺗَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻳَﻨَﺎﻝُ ﺍْﻟﺎَﻓْﻜَﺎﺭُ ﻛِﺒْﺮِﻳَٓﺎﺋَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻳُﺤْﺴِﻦُ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻥُ ﻧُﻌُﻮﺗَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟﺎَ ﻳَﺮُﺩُّ ﺍﻟْﻌِﺒَﺎﺩُ ﻗَﻀَٓﺎﺋَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻇَﻬَﺮَ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍٰﻳَﺎﺗُﻪُ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍَﻧْﺖَ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﻧَﺠِّﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ

    Ey mülkünden başka memleket bulunmayan Zât..

    Ey kullarının senâlarıyla Onu övmekte âciz kaldıkları Zât,

    Ey mahlûkatı Onun yüceliğini vasfedemeyen Zât..

    Ey künhüne vehimler bile yetişemeyen Zât, (yalnız bu cümle Cevşen'in 54. ukdesinde yer almaktadır.)

    Ey kemâli gözle idrak edilemeyen Zât..

    Ey sıfât-ı kudsiyesine fehimler ulaşamayan Zât,

    Ey kibriyâsına fikirler erişemeyen Zât..

    Ey evsâf-ı cemâliyesini insanların güzel gösteremediği Zât.

    Ey hüküm ve kazâsı kullar tarafından geri çevrilemeyen Zât..

    Ey herbir şeyde âyetleri zâhir olan Zât,

    Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar.

    (Osmanlıca Şualar sh: 219)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﺑِﺸِﺪَّﺓِ ﺍﻟﻈُّﻬُﻮﺭِ
    Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş olan Zat, Sen her türlü ku-surdan münezzehsin.

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍَﻟﻠّٰﻪ*
    Allahtan başka ilah yoktur

    ﻫﻮ ﻫﻮ ﻫﻮ
    O.. O.. O..

    (Osmanlıca Şualar sh: 220)

    ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍﻟﻰ ﺁﺧﺮﻩ...
    .. nın azametinin şehadetiyle

    ﺑِﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺍﻟﻰ ﺁﺧﺮﻩ...
    .. nın azametinin müşahedesiyle

    (Osmanlıca Şualar sh: 221)

    ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﺒْﻊُ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﻭَ ﻣَﻦْ ﻓِﻴﻬِﻦَّ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ
    Yedi gök ve yer ve onların içindekiler Onu (Allah'ı) tesbih eder. (İsrâ Sûresi, 11:44)

    ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺧَﻠْﻖِ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Göklerin ve yerin yaratılmasında,.... (Bakara Sûresi, 2:164)

    (Şualar sh: 105)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﺒْﻊُ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﻭَﻣَﻦْ ﻓِﻴﻬِﻦَّ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ ﻭَﻟٰﻜِﻦْ ﻟﺎَ ﺗَﻔْﻘَﻬُﻮﻥَ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﻬُﻢْ ﺍِﻧَّﻪُ ﻛَﺎﻥَ ﺣَﻠِﻴﻤًﺎ ﻏَﻔُﻮﺭًﺍ
    Yedi gökle yer ve onların içindekileri Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki O Halîmdir, cezâ vermekte acele etmez; Gafûrdur, günahları çokça bağışlar. (İsrâ Sûresi, 17:44)

    (Şualar sh: 106)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﺴْﺨِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﺑِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﻭِﻳﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻨْﻈِﻴﻢِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻨْﻈِﻴﻒِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻮْﻇِﻴﻒِ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, vüs'at ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen teshir ve tedbir ve tedvir (döndürme) ve tanzim ve tanzif ve tavzif hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, semâvât bütün içindekilerle beraber Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 108)

    ﻭَﺗَﺼْﺮِﻳﻒِ ﺍﻟﺮِّﻳَﺎﺡِ ﻭَﺍﻟﺴَّﺤَﺎﺏِ ﺍﻟْﻤُﺴَﺨَّﺮِ ﺑَﻴْﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Ve rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda... (Bakara Sûresi, 2:164)

    (Şualar sh: 109)

    ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﻨَﺰِّﻝُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺚَ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﻣَﺎ ﻗَﻨَﻄُﻮﺍ ﻭَﻳَﻨْﺸُﺮُ ﺭَﺣْﻤَﺘَﻪُ
    İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan da Odur. (Şûrâ Sûresi, 42:28)

    ﻭَﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺍﻟﺮَّﻋْﺪُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ
    Gök gürültüsü Onu hamd ederek, tesbih eder. (Ra'd Sûresi, 13:13)

    ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺳَﻨَﺎ ﺑَﺮْﻗِﻪِ ﻳَﺬْﻫَﺐُ ﺑِﺎْﻟﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ
    Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri alıverir. (Nûr Sûresi, 24:43)

    (Şualar sh: 110)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﺍﻟْﺠَﻮُّ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻪِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﺴْﺨِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺼْﺮِﻳﻒِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻨْﺰِﻳﻞِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﺑِﻴﺮِ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, vüs'at ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen teshir ve tasrif ve tenzil ve tedbir hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, cevv-i semâ bütün içindekilerle beraber Onun vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 111)

    ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰﻰ ﺍٰﺛَﺎﺭِ ﺭَﺣْﻤَﺖِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻛَﻴْﻒَ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﺍِﻥَّ ﺫٰﻟِﻚَ ﻟَﻤُﺤْﻴِﻰ ﺍﻟْﻤَﻮْﺗٰﻰ ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ
    Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir. (Rum Sûresi, 30:50)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﻣَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﺴْﺨِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﺑِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺮْﺑِﻴَﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻔَﺘَّﺎﺣِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺗَﻮْﺯِﻳﻊِ ﺍﻟْﺒُﺬُﻭﺭِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺤَﺎﻓَﻈَﺔِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺩَﺍﺭَﺓِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻋَﺎﺷَﺔِ ﻟِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻤِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻌَﺎﻣَّﺔِ ﺍﻟﺸَّﺎﻣِﻠَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, umumiyet ve şümul ve mükemmeliyeti bilmüşahede görünen, bütün zevilhayatın iaşesi için tohumların teshir ve tedbir ve terbiye ve feth ve tevzi ve muhafaza ve idaresi ve Rahmâniyet ve Rahîmiyet hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, arz bütün içindekiler ve üzerindekilerle Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 112)

    ﻫَﻞْ ﻣِﻦْ ﻣَﺰِﻳﺪٍ
    Daha yok mu?

    (Şualar sh: 113)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺟَﻤِﻴﻊُ ﺍﻟْﺒِﺤَﺎﺭِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻧْﻬَﺎﺭِ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﺴْﺨِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺤَﺎﻓَﻈَﺔِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺩِّﺧَﺎﺭِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺩَﺍﺭَﺓِ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺔِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, genişlik ve intizamı gözle görünen teshir ve muhafaza ve iddihar ve idare hakikatlerindeki ihatanın büyüklüğünün şehadetiyle, denizler ve nehirler bütün içindekilerle beraber Onun birlik içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    ﻭَ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝَ ﺍَﻭْﺗَﺎﺩًﺍ
    Dağları direk (yapmadık mı?) (Nebe Sûresi, 78:7)

    ﻭَﺍَﻟْﻘَﻴْﻨَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺭَﻭَﺍﺳِﻰَ
    Yeryüzünde sâbit dağlar diktik." (Hicr Sûresi, 15:19)

    ﻭَﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝَ ﺍَﺭْﺳٰﻴﻬَﺎ
    Dağları sapa sağlam dikti. (Nâziât Sûresi, 19:32)

    (Şualar sh: 114)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﺟَﻤِﻴﻊُ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝِ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﺤَﺎﺭٰﻯ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍْﻟﺎِﺩِّﺧَﺎﺭِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺩَﺍﺭَﺓِ ﻭَ ﻧَﺸْﺮِ ﺍﻟْﺒُﺬُﻭﺭِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺤَﺎﻓَﻈَﺔِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﺑِﻴﺮِ ﺍْﻟﺎِﺣْﺘِﻴَﺎﻃِﻴَّﺔِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻌَﺎﻣَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, Rabbânî ihtiyat maddelerinin bilmüşahede vâsi ve âmm ve muntazam ve mükemmel iddihar ve idare ve muhafaza ve tedbiri ve tohumların neşri hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, bütün dağlar ve sahrâlar bütün içindekiler ve üzerindekilerle beraber Onun vücub-u vücuduna delâlet eder.

  2. #172
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    (Şualar sh: 115)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﻧِﻌْﻤَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ
    İman nimeti için Allah'a hamdolsun

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺟْﻤَﺎﻉُ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉِ ﺍْﻟﺎَﺷْﺠَﺎﺭِ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎﺗَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺴَﺒِّﺤَﺎﺕِ ﺍﻟﻨَّﺎﻃِﻘَﺎﺕِ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤَﻮْﺯُﻭﻧَﺎﺕِ ﺍﻟْﻔَﺼِﻴﺤَﺎﺕِ ﻭَ ﺍَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﻤُﺰَﻳَّﻨَﺎﺕِ ﺍﻟْﺠَﺰِﻳﻠﺎَﺕِ ﻭَ ﺍَﺛْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺎﺕِ ﺍﻟْﺒَﻠِﻴﻐَﺎﺕِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻧْﻌَﺎﻡِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻛْﺮَﺍﻡِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺣْﺴَﺎﻥِ ﺑِﻘَﺼْﺪٍ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٍ ﻭَ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﻤْﻴِﻴﺰِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺰْﻳِﻴﻦِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺼْﻮِﻳﺮِ ﺑِﺎِﺭَﺍﺩَﺓٍ ﻭَ ﺣِﻜْﻤَﺔٍ ﻣَﻊَ ﻗَﻄْﻌِﻴَّﺔِ ﺩَﻟﺎَﻟَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﻓَﺘْﺢِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺻُﻮَﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﻤَﻮْﺯُﻭﻧَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺰَﻳَّﻨَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺒَﺎﻳِﻨَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﻮِّﻋَﺔِ ﺍﻟْﻐَﻴْﺮِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺪُﻭﺩَﺓِ ﻣِﻦْ ﻧُﻮَﺍﺗَﺎﺕٍ ﻭَ ﺣَﺒَّﺎﺕٍ ﻣُﺘَﻤَﺎﺛِﻠَﺔٍ ﻣُﺘَﺸَﺎﺑِﻬَﺔٍ ﻣَﺤْﺼُﻮﺭَﺓٍ ﻣَﻌْﺪُﻭﺩَﺓٍ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mizanlı ve fesahatli yapraklarının ve süslü ve cezaletli çiçeklerinin ve intizamlı ve belâğatli meyvelerinin kelimeleriyle konuşan ve tesbih eden bütün ağaç ve nebat nevilerinin icmâı, birbirinin misli ve benzeri olan mahdut çekirdek ve habbeciklerden süslü ve birbirinden farklı ve mütenevvi, gayr-ı mahdut suretlerinin hepsinin birden fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, kasdî ve rahmetli in'âm ve ikram ve ihsan hakikatinin ve iradeli ve hikmetli temyiz ve tezyin ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, icmâ ile Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 116)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    (Şualar sh: 117)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕُ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉِ ﺍﻟْﺤَﻴَﻮَﺍﻧَﺎﺕِ ﻭَ ﺍﻟﻄُّﻴُﻮﺭِ ﺍﻟْﺤَﺎﻣِﺪَﺍﺕِ ﺍﻟﺸَّﺎﻫِﺪَﺍﺕِ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺣَﻮَﺍﺳِّﻬَﺎ ﻭَ ﻗُﻮَﺍﻫَﺎ ﻭَ ﺣِﺴِّﻴَّﺎﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﻟَﻄَٓﺎﺋِﻔِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤَﻮْﺯُﻭﻧَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺎﺕِ ﺍﻟْﻔَﺼِﻴﺤَﺎﺕِ ﻭَ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺟِﻬَﺎﺯَﺍﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﺟَﻮَﺍﺭِﺣِﻬَﺎ ﻭَ ﺍَﻋْﻀَﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَﺍٰﻟﺎَﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔِ ﺍﻟْﺒَﻠِﻴﻐَﺎﺕِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻳﺠَﺎﺩِ ﻭَ ﺍﻟﺼُّﻨْﻊِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺑْﺪَﺍﻉِ ﺑِﺎْﻟﺎِﺭَﺍﺩَﺓِ ﻭَ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﻤْﻴِﻴﺰِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺰْﻳِﻴﻦِ ﺑِﺎﻟْﻘَﺼْﺪِ ﻭَ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﻘْﺪِﻳﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺼْﻮِﻳﺮِ ﺑِﺎﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻣَﻊَ ﻗَﻄْﻌِﻴَّﺔِ ﺩَﻟﺎَﻟَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﻓَﺘْﺢِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺻُﻮَﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺨَﺎﻟِﻔَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﻮِّﻋَﺔِ ﺍﻟْﻐَﻴْﺮِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺼُﻮﺭَﺓِ ﻣِﻦْ ﺑَﻴْﻀَﺎﺕٍ ﻭَ ﻗَﻄَﺮَﺍﺕٍ ﻣُﺘَﻤَﺎﺛِﻠَﺔٍ ﻣُﺘَﺸَﺎﺑِﻬَﺔٍ ﻣَﺤْﺼُﻮﺭَﺓٍ ﻣَﺤْﺪُﻭﺩَﺓٍ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, mevzun ve muntazam ve fasih hasselerinin ve kuvvelerinin ve hissiyat ve latîfelerinin kelimeleriyle ve mükemmel ve beliğ cihazat ve cevarih ve âlât ve âzâlarının kelimeleriyle hamd ve şehadet eden bütün hayvanat ve tuyur nevilerinin ittifakı, birbirinin misli ve benzeri, mahsur ve mahdut sayıda yumurta ve katrelerden muntazam, muhtelif, mütenevvi ve gayr-ı mahsur suretlerinin fethi hakikatinin kat'î delâletiyle beraber, iradeli icad ve sun' ve ibdâ' hakikatinin ve kasdî temyiz ve tezyin hakikatinin ve hikmetli takdir ve tasvir hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 118)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    (Şualar sh: 119)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺟْﻤَﺎﻉُ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍْﻟﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﺑِﻘُﻮَّﺓِ ﻣُﻌْﺠِﺰَﺍﺗِﻬِﻢُ ﺍﻟْﺒَﺎﻫِﺮَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺼَﺪِّﻗَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺼَﺪَّﻗَﺔِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, bütün enbiyanın, tasdik edici ve tasdike mazhar mu'cizât-ı bâhirelerinin kuvvetiyle ittifakları, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕُ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍْﻟﺎَﺻْﻔِﻴَٓﺎﺀِ ﺑِﻘُﻮَّﺓِ ﺑَﺮَﺍﻫِﻴﻨِﻬِﻢُ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺤَﻘَّﻘَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَّﻔِﻘَﺔِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, bütün asfiyanın, muhakkak ve müttefik ve parlak burhanlarının kuvvetiyle ittifakları, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 120)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺟْﻤَﺎﻉُ ﺍْﻟﺎَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀِ ﺑِﻜَﺸْﻔِﻴَّﺎﺗِﻬِﻢْ ﻭَ ﻛَﺮَﺍﻣَﺎﺗِﻬِﻢُ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺤَﻘَّﻘَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺼَﺪَّﻗَﺔِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, bütün evliyanın, muhakkak ve musaddak ve zahir keşif ve kerametlerinin icmâı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 121)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕُ ﺍﻟْﻤَﻠٰﺌِﻜَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻤَﺜِّﻠِﻴﻦَ ِﻟﺎَﻧْﻈَﺎﺭِ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺘَﻜَﻠِّﻤِﻴﻦَ ﻣَﻊَ ﺧَﻮَﺍﺹِّ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ ﺑِﺎِﺧْﺒَﺎﺭَﺍﺗِﻬِﻢُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻄَﺎﺑِﻘَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻮَﺍﻓِﻘَﺔِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki, insanların nazarına temessül eden ve beşerin havâs kısmıyla konuşan melâikenin ittifakı, birbirine tetabuk ve tevafuk eden ihbaratıyla, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 123)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺟْﻤَﺎﻉُ ﺍﻟْﻌُﻘُﻮﻝِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘِﻴﻤَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻨَﻮَّﺭَﺓِ ﺑِﺎِﻋْﺘِﻘَﺎﺩَﺍﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﻮَﺍﻓِﻘَﺔِ ﻭَ ﺑِﻘَﻨَﺎﻋَﺎﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﻳَﻘِﻴﻨِﻴَّﺎﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﻄَﺎﺑِﻘَﺔِ ﻣَﻊَ ﺗَﺨَﺎﻟُﻒِ ﺍْﻟﺎِﺳْﺘِﻌْﺪَﺍﺩَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺬَﺍﻫِﺐِ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕُ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ﺍﻟﺴَّﻠِﻴﻤَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭَﺍﻧِﻴَّﺔِ ﺑِﻜَﺸْﻔِﻴَّﺎﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﻄَﺎﺑِﻘَﺔِ ﻭَ ﺑِﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺍﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﻮَﺍﻓِﻘَﺔِ ﻣَﻊَ ﺗَﺒَﺎﻳُﻦِ ﺍﻟْﻤَﺴَﺎﻟِﻚِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺸَﺎﺭِﺏِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ki, istidat ve mezheplerinin farklılığıyla beraber bütün münevver ve müstakim akıl sahiplerinin birbirine tetabuk eden kanaat ve yakînleri, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, birbirine mütebayin meslek ve meşreplerine rağmen bütün selim ve nuranî kalb sahiplerinin birbirine tetabuk eden keşifleri ve birbirine tevafuk eden müşahedeleri de, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 124)

    ﺍَﻟﺘَّﻨَﺰُّﻟﺎَﺕُ ﺍْﻟﺎِﻟٰﻬِﻴَّﺔُ ﺍِﻟٰﻰ ﻋُﻘُﻮﻝِ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ
    Beşerin akıllarına ve fehimlerine göre konuşmak, bir tenezzül-ü İlâhîdir.

    (Şualar sh: 125)

    ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮُ ﻣِﺪَﺍﺩًﺍ ﻟِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺭَﺑِّﻰ ﻟَﻨَﻔِﺪَ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮُ ﻗَﺒْﻞَ ﺍَﻥْ ﺗَﻨْﻔَﺪَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺕُ ﺭَﺑِّﻰ
    (De ki: ) Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi." (Kehf Sûresi, 18:109)

    (Şualar sh: 126)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍَﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺟْﻤَﺎﻉُ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﻮَﺣْﻴَﺎﺕِ ﺍﻟْﺤَﻘَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻀَﻤِّﻨَﺔِ ﻟِﻠﺘَّﻨَﺰُّﻟﺎَﺕِ ﺍْﻟﺎِﻟٰﻬِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻟِﻠْﻤُﻜَﺎﻟَﻤَﺎﺕِ ﺍﻟﺴُّﺒْﺤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻟِﻠﺘَّﻌَﺮُّﻓَﺎﺕِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻟِﻠْﻤُﻘَﺎﺑَﻠﺎَﺕِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻋِﻨْﺪَ ﻣُﻨَﺎﺟَﺎﺓِ ﻋِﺒَﺎﺩِﻩِ ﻭَﻟِﻠْﺎِﺷْﻌَﺎﺭَﺍﺕِ ﺍﻟﺼَّﻤَﺪَﺍﻧِﻴَّﺔِ ﻟِﻮُﺟُﻮﺩِﻩِ
    ﻟِﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕُ ﺍْﻟﺎِﻟْﻬَﺎﻣَﺎﺕِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻀَﻤِّﻨَﺔِ ﻟِﻠﺘَّﻮَﺩُّﺩَﺍﺕِ ﺍْﻟﺎِﻟٰﻬِﻴَّﺔِ ﻭَ ﻟِـْﻠﺎِﺟَﺎﺑَﺎﺕِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻟِﺪَﻋَﻮَﺍﺕِ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﻟِﻠْﺎِﻣْﺪَﺍﺩَﺍﺕِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻴَّﺔِ ِﻟﺎِﺳْﺘِﻐَﺎﺛَﺎﺕِ ﻋِﺒَﺎﺩِﻩِ ﻭَ ﻟِـْﻠﺎِﺣْﺴَﺎﺳَﺎﺕِ ﺍﻟﺴُّﺒْﺤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﻟِﻮُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻟِﻤَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺗِﻪِ

    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, tenezzülât-ı İlâhiyeyi ve mükâlemât-ı Sübhâniyeyi ve taarrüfât-ı Rabbâniyeyi ve kullarının münâcâtına mukabelât-ı Rahmâniyeyi ve mahlûkatına vücudunu ihsas eden iş'ârât-ı Samedâniyeyi mutazammın bütün hak vahiylerin icmâı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, teveddüd-ü İlâhiyeyi ve mahlûkatının duâlarına icâbât-ı Rahmâniyeyi ve kullarının istiğaselerine imdadat-ı Rabbâniyeyi ve masnuatına vücudunu bildiren ihsasat-ı Sübhâniyeyi mutazammın sadık ilhamların ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 127)

    ﻭَ ﺍﻧْﺸَﻖَّ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ
    Ay yarıldı. (Kamer Sûresi, 54:1)

    ﻭَﻣَﺎ ﺭَﻣَﻴْﺖَ ﺍِﺫْ ﺭَﻣَﻴْﺖَ ﻭَﻟٰﻜِﻦَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﺭَﻣٰﻰ
    Attığın zaman da sen atmadın, ancak Allah attı. (Enfâl Sûresi, 8:17)

    (Şualar sh: 133)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍَﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﻓَﺨْﺮُ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻢِ ﻭَ ﺷَﺮَﻑُ ﻧَﻮْﻉِ ﺑَﻨِﻰ ﺍٰﺩَﻡَ ﺑِﻌَﻈَﻤَﺔِ ﺳَﻠْﻄَﻨَﺔِ ﻗُﺮْﺍٰﻧِﻪِ ﻭَ ﺣَﺸْﻤَﺔِ ﻭُﺳْﻌَﺔِ ﺩِﻳﻨِﻪِ ﻭَ ﻛَﺜْﺮَﺓِ ﻛَﻤَﺎﻟﺎَﺗِﻪِ ﻭَ ﻋُﻠْﻮِﻳَّﺔِ ﺍَﺧْﻠﺎَﻗِﻪِ ﺣَﺘّٰﻰ ﺑِﺘَﺼْﺪِﻳﻖِ ﺍَﻋْﺪَﺍﺋِﻪِ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺷَﻬِﺪَ ﻭَ ﺑَﺮْﻫَﻦَ ﺑِﻘُﻮَّﺓِ ﻣِﺎٰﺕِ ﻣُﻌْﺠِﺰَﺍﺗِﻪِ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮَﺓِ ﺍﻟْﺒَﺎﻫِﺮَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺼَﺪِّﻗَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺼَﺪَّﻗَﺔِ ﻭَ ﺑِﻘُﻮَّﺓِ ﺍٰﻟﺎَﻑِ ﺣَﻘَﺎﺋِﻖِ ﺩِﻳﻨِﻪِ ﺍﻟﺴَّﺎﻃِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻘَﺎﻃِﻌَﺔِ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺍٰﻟِﻪِ ﺫَﻭِﻯ ﺍْﻟﺎَﻧْﻮَﺍﺭِ ﻭَ ﺑِﺎِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﺍَﺻْﺤَﺎﺑِﻪِ ﺫَﻭِﻯ ﺍْﻟﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺑِﺘَﻮَﺍﻓُﻖِ ﻣُﺤَﻘِّﻘِﻰ ﺍُﻣَّﺘِﻪِ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺒَﺮَﺍﻫِﻴﻦِ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﺼَﺎﺋِﺮِ ﻟﻨَّﻮَّﺍﺭَﺓِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, Kur'ân'ının azamet-i saltanatı ve dininin haşmet-i vüs'ati ve kemâlâtının kesreti ve hattâ düşmanlarının tasdikiyle dahi ahlâkının ulviyetiyle, fahr-i âlem ve şeref-i nev-i benî Âdem olan Zât (a.s.m.), Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, O Zât (a.s.m.), zâhir ve bâhir ve musaddık ve musaddak yüzlerce mu'cizâtının kuvvetiyle ve dininin sâti' ve kàti' binlerce hakaik-i diniyesinin kuvvetiyle ve Ehl-i Beytinin icmâıyla ve basar sahibi Ashabının ittifakıyla ve ümmetinden burhan ve nuranî basiret sahibi muhakkiklerin tevafukuyla, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna şehadet ve onu ispat eder.

    (Şualar sh: 134)

    ﻓَﺎﺻْﺪَﻉْ ﺑِﻤَﺎ ﺗُﺆْﻣَﺮُ
    Artık emrolunduğun şey ile onları (camın kırılıp dağılması gibi) parçala onlara açıkça anlat! (Hicr Sûresi, 15:94)

    (Şualar sh: 135)

    ﺳَﺒَّﺢَ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. (Hadîd Sûresi, 57:1)

    (Şualar sh: 139)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍَﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺍﻟْﻤُﻌْﺠِﺰُ ﺍﻟْﺒَﻴَﺎﻥِ ﺍَﻟْﻤَﻘْﺒُﻮﻝُ ﺍﻟْﻤَﺮْﻏُﻮﺏُ ِﻟﺎَﺟْﻨَﺎﺱِ ﺍﻟْﻤَﻠَﻚِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻧْﺲِ ﻭَ ﺍﻟْﺠَٓﺎﻥِّ ﺍَﻟْﻤَﻘْﺮُﻭﺀُ ﻛُﻞُّ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺩَﻗِﻴﻘَﺔٍ ﺑِﻜَﻤَﺎﻝِ ﺍْﻟﺎِﺣْﺘِﺮَﺍﻡِ ﺑِﺎَﻟْﺴِﻨَﺔِ ﻣِﺎٰﺕِ ﻣِﻠْﻴُﻮﻥٍ ﻣِﻦْ ﻧَﻮْﻉِ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻥِ ﺍﻟﺪَّﺍﺋِﻢُ ﺳَﻠْﻄَﻨَﺘُﻪُ ﺍﻟْﻘُﺪْﺳِﻴَّﺔُ ﻋَﻠٰﻰ ﺍَﻗْﻄَﺎﺭِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻛْﻮَﺍﻥِ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﻩِ ﺍْﻟﺎَﻋْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﺎﺭِﻯ ﺣَﺎﻛِﻤِﻴَّﺘُﻪُ ﺍﻟْﻤَﻌْﻨَﻮِﻳَّﺔُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭَﺍﻧِﻴَّﺔُ ﻋَﻠٰﻰ ﻧِﺼْﻒِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﺧُﻤُﺲِ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ ﻓِﻰ ﺍَﺭْﺑَﻌَﺔَ ﻋَﺸَﺮَ ﻋَﺼْﺮًﺍ ﺑِﻜَﻤَﺎﻝِ ﺍْﻟﺎِﺣْﺘِﺸَﺎﻡِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺷَﻬِﺪَ ﻭَ ﺑَﺮْﻫَﻦَ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺳُﻮَﺭِﻩِ ﺍﻟْﻘُﺪْﺳِﻴَّﺔِ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﻭِﻳَّﺔِ ﻭَ ﺑِﺎِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭَﺍﻧِﻴَّﺔِ ﺍْﻟﺎِﻟٰﻬِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺑِﺘَﻮَﺍﻓُﻖِ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِﻩِ ﻭَ ﺍَﻧْﻮَﺍﺭِﻩِ ﻭَ ﺑِﺘَﻄَﺎﺑُﻖِ ﺣَﻘَﺎﺋِﻘِﻪِ ﻭَ ﺛَﻤَﺮَﺍﺗِﻪِ ﻭَ ﺍٰﺛَﺎﺭِﻩِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﻴَﺎﻥِ

    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehad ki, melek ve ins ve cin ecnâsının makbulü ve mergubu olan, her dakikada bütün âyetleri nev-i insandan yüz milyonların lisanında kemâl-i ihtiramla okunan, saltanat-ı kudsiyesi arzın ve âlemlerin aktarında ve zamanın ve asırların yüzlerinde devam eden, nuranî hâkimiyet-i mâneviyesi arzın yarısında ve beşerin beşte birinde on dört asırdır kemâl-i ihtişamla cârî olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder. Kezâ, Kur'ân, müşahede ve ayân ile, kudsî ve semâvî sûrelerinin icmâı ve nurânî ve İlâhî âyetlerinin ittifakı ve esrar ve envârının tevafuku ve hakaik ve semerât ve âsârının tetabukuyla Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna şehadet ve onu ispat eder.

  3. #173
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    (Şualar sh: 141)

    ﻭَﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺼُّﺤُﻒُ ﻧُﺸِﺮَﺕْ
    Amel defterleri açılıp yayınlandığında... (Tekvîr Sûresi, 81:10)

    (Şualar sh: 143)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻤُﻤْﺘَﻨِﻊُ ﻧَﻈِﻴﺮُﻩُ ﺍَﻟْﻤُﻤْﻜِﻦُ ﻛُﻞُّ ﻣَﺎﺳِﻮَﺍﻩُ ﺍﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟْﻜَٓﺎﺋِﻨَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏُ ﺍﻟْﻜَﺒِﻴﺮُ ﺍﻟْﻤُﺠَﺴَّﻢُ ﻭَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺍﻟْﺠِﺴْﻤَﺎﻧِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﻌَﻈَّﻢُ ﻭَ ﺍﻟْﻘَﺼْﺮُ ﺍﻟْﻤُﺰَﻳَّﻦُ ﺍﻟْﻤُﻨَﻈَّﻢُ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻠَﺪُ ﺍﻟْﻤُﺤْﺘَﺸَﻢُ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻢُ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺳُﻮَﺭِﻩِ ﻭَ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺣُﺮُﻭﻓِﻪِ ﻭَ ﺍَﺑْﻮَﺍﺑِﻪِ ﻭ ﻓُﺼُﻮﻟِﻪِ ﻭَ ﺻُﺤُﻔِﻪِ ﻭَ ﺳُﻄُﻮﺭِﻩِ ﻭَ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﺍَﺭْﻛَﺎﻧِﻪِ ﻭَ ﺍَﻧْﻮَﺍﻋِﻪِ ﻭَ ﺍَﺟْﺰَٓﺍﺋِﻪِ ﻭَ ﺟُﺰْﺋِﻴَّﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺳَﻜَﻨَﺘِﻪِ ﻭَ ﻣُﺸْﺘَﻤِﻠﺎَﺗِﻪِ ﻭَ ﻭَﺍﺭِﺩَﺍﺗِﻪِ ﻭَ ﻣَﺼَﺎﺭِﻓِﻪِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟْﺤُﺪُﻭﺙِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻐَﻴُّﺮِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻣْﻜَﺎﻥِ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻋُﻠَﻤَٓﺎﺀِ ﻋِﻠْﻢِ ﺍﻟْﻜَﻠﺎَﻡِ ﻭَ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺗَﺒْﺪِﻳﻞِ ﺻُﻮﺭَﺗِﻪِ ﻭَ ﻣُﺸْﺘَﻤِﻠﺎَﺗِﻪِ ﺑِﺎﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻧْﺘِﻈَﺎﻡِ ﻭَ ﺗَﺠْﺪِﻳﺪِ ﺣُﺮُﻭﻓِﻪِ ﻭَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗِﻪِ ﺑِﺎﻟﻨِّﻈَﺎﻡِ ﻭَ ﺍﻟْﻤِﻴﺰَﺍﻥِ ﻭَ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺘَّﻌَﺎﻭُﻥِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺠَﺎﻭُﺏِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺴَﺎﻧُﺪِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪَﺍﺧُﻞِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻮَﺍﺯَﻧَﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺤَﺎﻓَﻈَﺔِ ﻓِﻰ ﻣَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺗِﻪِ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﻴَﺎﻥِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. Nazîri mümteni ve Ondan başka herşey mümkin ve Vâhid-i Ehad olan o Vâcibü'l-Vücud ki, mücessem bir kitab-ı kebîr, muazzam bir kur'ân-ı cismânî, munazzam ve müzeyyen bir kasr ve muntazam ve muhteşem bir memleket olan bu kâinat, sûrelerinin ve âyetlerinin ve kelimelerinin ve harflerinin ve bablarının ve fasıllarının ve sayfalarının ve satırlarının icmâıyla ve erkânının ve envâının ve eczasının ve cüz'iyatının ve sekene ve müştemilâtının ve varidat ve masarifinin ittifakıyla, bütün ulema-i ilm-i kelâmın icmâına müstenit hudus ve tagayyür ve imkân hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle ve suret ve müştemilâtının hikmet ve intizamla tebdili ve huruf ve kelimatının nizam ve mizanla tecdidi hakikatinin şehadetiyle ve mevcudatında müşahede ve ayân ile görünen teâvün ve tecavüb ve tesanüd ve tedahül ve muvazene ve muhafaza hakikatlerinin azamet-i ihatasının şehadetiyle, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 144)

    ﺍِﻳَّﺎﻙَ
    Yalnız Sana. (Fâtiha Sûresi, 1:5)

    (Şualar sh: 147)

    ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮُ ﻣِﺪَﺍﺩًﺍ ﻟِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺭَﺑِّﻰ
    Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi. (Kehf Sûresi, 18:109)

    ﺷَﻬِﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻧَّﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻭَﺍﻟْﻤَﻠٰﺌِﻜَﺔُ ﻭَ ﺍُﻭﻟُﻮﺍ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻗَٓﺎﺋِﻤًﺎ ﺑِﺎﻟْﻘِﺴْﻂِ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir." (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18)

    (Şualar sh: 148)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﻟَﻪُ ﺍْﻟﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀُ ﺍﻟْﺤُﺴْﻨٰﻰ ﻭَ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺼِّﻔَﺎﺕُ ﺍﻟْﻌُﻠْﻴَﺎ ﻭَ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍْﻟﺎَﻋْﻠٰﻰ ﺍَﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﺍَﻟﺬَّﺍﺕُ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺻِﻔَﺎﺗِﻪِ ﺍﻟْﻘُﺪْﺳِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﺤِﻴﻄَﺔِ ﻭَ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻪِ ﺍﻟْﺤُﺴْﻨٰﻰ ﺍَﻟْﻤُﺘَﺠَﻠِّﻴَّﺔِ ﺑِﺎِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺷُﺆُﻧَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺍَﻓْﻌَﺎﻟِﻪِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺼَﺮِّﻓَﺔِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺗَﺒَﺎﺭُﺯِ ﺍْﻟﺎُﻟُﻮﻫِﻴَّﺔِ ﻓِﻰ ﺗَﻈَﺎﻫُﺮِ ﺍﻟﺮُّﺑُﻮﺑِﻴَّﺔِ ﻓِﻰ ﺩَﻭَﺍﻡِ ﺍﻟْﻔَﻌَّﺎﻟِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻮْﻟِﻴَﺔِ ﺑِﻔِﻌْﻞِ ﺍْﻟﺎِﻳﺠَﺎﺩِ ﻭَ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖِ ﻭَ ﺍﻟﺼُّﻨْﻊِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺑْﺪَﺍﻉِ ﺑِﺎِﺭَﺍﺩَﺓٍ ﻭَ ﻗُﺪْﺭَﺓٍ ﻭَ ﺑِﻔِﻌْﻞِ ﺍﻟﺘَّﻘْﺪِﻳﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺼْﻮِﻳﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﺑِﻴﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪْﻭِﻳﺮِ ﺑِﺎِﺧْﺘِﻴَﺎﺭٍ ﻭَ ﺣِﻜْﻤَﺔٍ ﻭَ ﺑِﻔِﻌْﻞِ ﺍﻟﺘَّﺼْﺮِﻳﻒِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﻨْﻈِﻴﻢِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺤَﺎﻓَﻈَﺔِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺩَﺍﺭَﺓِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻋَﺎﺷَﺔِ ﺑِﻘَﺼْﺪٍ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٍ ﻭَ ﺑِﻜَﻤَﺎﻝِ ﺍْﻟﺎِﻧْﺘِﻈَﺎﻡِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻮَﺍﺯَﻧَﺔِ ﻭَ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِ ﺷَﻬِﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻧَّﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻠٰﺌِﻜَﺔُ ﻭَ ﺍُﻭﻟُﻮﺍ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻗَﺎﺋِﻤًﺎ ﺑِﺎﻟْﻘِﺴْﻂِ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ

    Allah'tan başka ilâh yoktur. O öyle bir Vâcibü'l-Vücud ve Vâhid-i Ehaddir ki, bütün güzel isimler, bütün yüce sıfatlar ve en yüce vasıflar Ona aittir. İrade ve kudretle icad ve halk ve sun' ve ibdâ' fiillerini, ihtiyar ve hikmetle takdir ve tasvir ve tedbir ve tedvir fiillerini, kasd ve rahmetle ve kemâl-i intizam ve muvazene ile tasrif ve tanzim ve muhafaza ve idare ve iaşe fiillerini tazammun eden faaliyet-i müstevliyenin devamı içinde görünen tezahür-ü rububiyet ve onun içinde görünen tebarüz-ü ulûhiyet hakikatinin azametinin şehadetiyle; ve "Bütün kâinatı adaletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şahitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır" (Âl-i İmrân Sûresi, 3:18.) meâlindeki âyet-i kerimenin hakikat-i esrarının azamet-i ihatasının şehadetiyle; bütün kudsî ve muhît sıfatlarının ve kâinatta tecellî eden bütün Esmâ-i Hüsnâsının icmâı ve kâinatta tasarruf eden bütün şuunat ve ef'âlinin ittifakı, Onun vahdet içindeki vücub-u vücuduna delâlet eder.

    (Şualar sh: 149)

    ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ
    ... hakikatinin azamet-i ihatasının şehadetiyle.

    ﺑِﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ
    ... hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesiyle.

    (Şualar sh: 152)

    ﻭَ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺟُﻨُﻮﺩُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. (Fetih Sûresi, 48:7)

    ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﻓِﻴﻬِﻤَﺎ ﺍٰﻟِﻬَﺔٌ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻔَﺴَﺪَﺗَﺎ
    Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi. (Enbiyâ Sûresi, 21:22)

    (Şualar sh: 153)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺣْﺪَﻩُ ﻟﺎَ ﺷَﺮِﻳﻚَ ﻟَﻪُ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O tektir ve Onun ortağı yoktur.

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺣْﺪَﺍﻧِﻴَّﺘِﻪِ ﻭَ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺗَﺒَﺎﺭُﺯِ ﺍْﻟﺎُﻟُﻮﻫِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺗَﻈَﺎﻫُﺮِ ﺍﻟﺮُّﺑُﻮﺑِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻘْﺘَﻀِﻴَّﺔِ ﻟِﻠْﻮَﺣْﺪَﺓِ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻟﺎَﺕِ ﺍﻟﻨَّﺎﺷِﻴَﺔِ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻮَﺣْﺪَﺓِ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟْﺤَﺎﻛِﻤِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﺍﻟْﻤَﺎﻧِﻌَﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨَﺎﻓِﻴَﺔِ ﻟﻠِﺸِّﺮْﻛَﺔِ
    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâhid-i Ehad ki, tebarüz-ü ulûhiyet-i mutlaka hakikatinin azametinin müşahedesi, kezâ vahdeti iktiza eden tezahür-ü rububiyet-i mutlaka hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesi, kezâ vahdetten neş'et eden kemâlât hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesi, kezâ şirke mâni olan ve şirki nefyeden hâkimiyet-i mutlaka hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesi, Onun vahdâniyetine ve vücub-u vücuduna delâlet eder.

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Ondan (C.C) başka ilah yoktur.

    (Şualar sh: 154)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺧَﻠَﻖَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﻓِﻰ ﺳِﺘَّﺔِ ﺍَﻳَّﺎﻡٍ
    Gökleri ve yeri altı günde yaratan Odur. (Hadîd Sûresi, 51,4)

    ﻳُﻮﻟِﺞُ ﺍﻟَّﻴْﻞَ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭِ ﻭَ ﻳُﻮﻟِﺞُ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍﻟَّﻴْﻞِ
    Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye katar. (Lokman Sûresi, 31:29)

    (Şualar sh: 155)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻟﺎَ ﻳَﻐْﻔِﺮُ ﺍَﻥْ ﻳُﺸْﺮَﻙَ ﺑِﻪِ ﻭَﻳَﻐْﻔِﺮُ ﻣَﺎ ﺩُﻭﻥَ ﺫٰﻟِﻚَ
    Muhakkak ki Allah, Kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bundan başka günahları (dilediği kimse için) bağışlar. (Nisâ Sûresi, 4:48)

    ﻭَ ﺍَﻭْﺣٰﻰ ﺭَﺑُّﻚَ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨَّﺤْﻞِ ﺍَﻥِ ﺍﺗَّﺨِﺬِﻯ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝِ ﺑُﻴُﻮﺗًﺎ
    Rabbin balarısına ilhâm etti: 'Dağlardan, kendine evler edin. (Nahl Sûresi, 16:68)

    (Şualar sh: 156)

    ﻭَ ﺍِﻥَّ ﻟَﻜُﻢْ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﻧْﻌَﺎﻡِ ﻟَﻌِﺒْﺮَﺓً ﻧُﺴْﻘِﻴﻜُﻢْ ﻣِﻤَّﺎ ﻓِﻰ ﺑُﻄُﻮﻧِﻪِ ﻣِﻦْ ﺑَﻴْﻦِ ﻓَﺮْﺙٍ ﻭَ ﺩَﻡٍ ﻟَﺒَﻨًﺎ ﺧَﺎﻟِﺼًﺎ ﺳَٓﺎﺋِﻐًﺎ ﻟِﻠﺸَّﺎﺭِﺑِﻴﻦَ
    Ehlî hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır. Onların karınlarında, kan ile fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir sütle sizi besleriz. (Nahl Sûresi, 16:66)

    ﻭَﻣِﻦْ ﺛَﻤَﺮَﺍﺕِ ﺍﻟﻨَّﺨِﻴﻞِ ﻭَﺍْﻟﺎَﻋْﻨَﺎﺏِ ﺗَﺘَّﺨِﺬُﻭﻥَ ﻣِﻨْﻪُ ﺳَﻜَﺮًﺍ ﻭَﺭِﺯْﻗًﺎ ﺣَﺴَﻨًﺎ ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫٰﻟِﻚَ َﻟﺎٰﻳَﺔً ﻟِﻘَﻮْﻡٍ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ
    Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümden de hem sarhoş edici bir içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Akıllarını kullanan bir topluluk için şüphesiz bunda bir delil vardır. (Nahl Sûresi, 16:67)

    (Şualar sh: 158)

    ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ
    O herşeye kàdirdir. (Hûd Sûresi, 11:4; Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9; Mülk Sûresi, 61:1)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮْ
    Allah en büyüktür.

    (Şualar sh: 161)

  4. #174
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﺍِﻟﺎَّ ﺻَﻴْﺤَﺔً ﻭَﺍﺣِﺪَﺓً ﻓَﺎِﺫَﺍﻫُﻢْ ﺟَﻤِﻴﻊٌ ﻟَﺪَﻳْﻨَﺎ ﻣُﺤْﻀَﺮُﻭﻥَ
    "Bütün ins ve cin, birtek sayha ve emirle yanımızda meydan-ı haşre hazır olurlar."

    ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﻣْﺮُ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻠَﻤْﺢِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮِ ﺍَﻭْ ﻫُﻮَ ﺍَﻗْﺮَﺏُ
    "Kıyamet ve haşrin işi ve yapılması, gözünü kapayıp hemen açmak kadardır, belki daha yakındır"

    ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻟﺎَ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ
    "Ey insanlar! Sizin icad ve ihyanız ve haşir ve neşriniz, birtek nefsin ihyası gibi kolaydır, kudretime ağır gelmez"

    (Şualar sh: 165)

    ﭼُﻮ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑَﺮَﺍﺑَﺮْ ﻣِﻴﺰَﻧَﻨْﺪْ ﻫَﺮْ ﺷَﻰْ ﺩَﻣَﺎﺩَﻡْ ﺟُﻮﻳَﺪَﻧْﺪْ ﻳَﺎ ﺣَﻖْ ﺳَﺮَﺍﺳَﺮْ ﮔُﻮﻳَﺪَﻧْﺪْ ﻳَﺎ ﺣَﻰْ
    Bir baştan diğer başa herşey, her zaman Lâilâhe İllallah zikrini ilân ediyor ve Yâ Hak, Yâ Hay diye haykırıyorlar.

    ﻧَﻌَﻢْ ﻭَ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻟَﻪُ ﺍٰﻳَﺔٌ ﺗَﺪُﻝُّ ﻋَﻠٰﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻭَﺍﺣِﺪٌ
    Evet, "Herbir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır. (İbnü'l-Mu'tez'ın bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü'l-Kur'ani'l-Azîm,1:24)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﻓِﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟْﻜِﺒْﺮِﻳَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﻈَﻤَﺔِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻝِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺣَﺎﻃَﺔِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﻇُﻬُﻮﺭِ ﺍْﻟﺎَﻓْﻌَﺎﻝِ ﺑِﺎْﻟﺎِﻃْﻠﺎَﻕِ ﻭَ ﻋَﺪَﻡُ ﺍﻟﻨِّﻬَﺎﻳَﺔِ ﻟﺎَ ﺗُﻘَﻴِّﺪُﻫَﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﺍْﻟﺎِﺭَﺍﺩَﺓُ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔُ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍِﻳﺠَﺎﺩِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕِ ﺑِﺎﻟْﻜَﺜْﺮَﺓِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴُّﺮْﻋَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﻭَ ﺧَﻠْﻖُ ﺍﻟْﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺕِ ﺑِﺎﻟﺴُّﻬُﻮﻟَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎِﺗْﻘَﺎﻥِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻖِ ﻭَ ﺍِﺑْﺪَﺍﻉُ ﺍﻟْﻤَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺕِ ﺑِﺎﻟْﻤَﺒْﺬُﻭﻟِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻘَﺔِ ﻓِﻰ ﻏَﺎﻳَﺔِ ﺣُﺴْﻦِ ﺍﻟﺼَّﻨْﻌَﺔِ ﻭَ ﻏُﻠُﻮِّ ﺍﻟْﻘِﻴْﻤَﺔِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﻭُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕِ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺟْﻪِ ﺍﻟْﻜُﻞِّ ﻭَ ﺍﻟْﻜُﻠِّﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻌِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﺎﻣِﻌِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺪَﺍﺧُﻞِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨَﺎﺳَﺒَﺔِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻧْﺘِﻈَﺎﻣَﺎﺕِ ﺍﻟْﻌَﺎﻣَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﻨَﺎﻓِﻴَﺔِ ﻟﻠِﺸِّﺮْﻛَﺔِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻭَﺣْﺪَﺓِ ﻣَﺪَﺍﺭَﺍﺕِ ﺗَﺪَﺍﺑِﻴﺮِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﺍﻟﺪَّﺍﻟَّﺔِ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺣْﺪَﺓِ ﺻَﺎﻧِﻌِﻬَﺎ ﺑِﺎﻟْﺒَﺪَﺍﻫَﺔِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻭَﺣْﺪَﺓُ ﺍْﻟﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻓْﻌَﺎﻝِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺼَﺮِّﻓَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺤِﻴﻄَﺔِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻭَﺣْﺪَﺓُ ﺍﻟْﻌَﻨَﺎﺻِﺮِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻧْﻮَﺍﻉِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﺸِﺮَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻮْﻟِﻴَﺔِ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺟْﻪِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ

    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâhid-i Ehad ki, kemâlli ve ihatalı kibriya ve azamet hakikatinin müşahedesi, kezâ ef'âlinin ıtlak ve nihayetsizlikle zuhurları ve Onun irade ve hikmetinden başka hiçbir şeyin bu fiilleri takyid edememesi hakikatinin müşahedesi, kezâ mevcudatın sür'at-i mutlaka içinde kesret-i mutlaka ile icadı ve mahlûkatın itkan-ı mutlak içinde suhulet-i mutlaka ile halk edilmesi ve masnuatın nihayet-i hüsn-ü san'at ve ülüvv-ü kıymet içinde mebzuliyet-i mutlaka ile ibdâı hakikatlerinin müşahedesi, kezâ mevcudatın bir küll ve küllî halinde ve beraberlik ve câmiiyet ve tedahül ve münasebet içinde vücut bulması hakikatinin müşahedesi, kezâ şirki nefyeden intizamat-ı âmme hakikatinin müşahedesi, kezâ Sâni-i Kâinatın bir olduğuna bedahetle delâlet eden ve kâinatın tedbirine medar olan şeylerdeki vahdetin müşahedesi, kezâ kâinatta tasarruf eden ve herşeyi muhît olan ef'âl ve esmânın birliği, kezâ yeryüzünde münteşir olan istilâ edici unsurların ve nevilerin birliği, Onun vücub-u vücud içindeki vahdetine delâlet eder.

    (Şualar sh: 166)

    ﺗَﻔَﻜُّﺮُ ﺳَﺎﻋَﺔٍ ﺧَﻴْﺮٌ ﻣِﻦْ ﻋِﺒَﺎﺩَﺓِ ﺳَﻨَﺔٍ
    Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmü'd-Dîn: 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid: 1:78)

    (Şualar sh: 167)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِِ ﺍﻟْﻔَﺘَّﺎﺡِ
    Fettah olan Allah'ın adıyla

    ﻳَﺨْﻠُﻘُﻜُﻢْ ﻓِﻰ ﺑُﻄُﻮﻥِ ﺍُﻣَّﻬَﺎﺗِﻜُﻢْ ﺧَﻠْﻘًﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﺧَﻠْﻖٍ ﻓِﻰ ﻇُﻠُﻤَﺎﺕٍ ﺛَﻠﺎَﺙٍ ﺫٰﻟِﻜُﻢُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺭَﺑُّﻜُﻢْ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻓَﺎَﻧَّﺎ ﺗُﺼْﺮَﻓُﻮﻥَ
    Annelerinizin karnında sizi üç karanlık içinde, bir yaratılıştan diğerine çevirerek yaratıyor. İşte Rabbiniz olan Allah Odur; bütün mülk Ona âittir. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde yüzünüz nasıl haktan çevrilir? (Zümer Sûresi, 39:6)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻟﺎَ ﻳَﺨْﻔٰﻰ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺷَﻲْﺀٌ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ٭ ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﺼَﻮِّﺭُﻛُﻢْ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺣَﺎﻡِ ﻛَﻴْﻒَ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Ne yerde ve ne de gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz. Annelerinizin rahimlerinde size dilediği gibi bir suret veren Odur. Ondan başka ilâh yoktur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:5, 6)

    (Şualar sh: 172)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺯَّﺍﻕُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻘُﻮَّﺓِ ﺍﻟْﻤَﺘِﻴﻦُ
    Şüphesiz ki rızık veren, ancak mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah'tır. (Zâriyat Sûresi, 51:58)

    ﻭَﻣَﺎ ﻣِﻦْ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﺍِﻟﺎَّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺭِﺯْﻗُﻬَﺎ ﻭَﻳَﻌْﻠَﻢُ ﻣُﺴْﺘَﻘَﺮَّﻫَﺎ ﻭَﻣُﺴْﺘَﻮْﺩَﻋَﻬَﺎ ﻛُﻞٌّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍ
    Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah'a âit olmasın. Allah onların rahimlerdeki yerini de bilir, yaşayıp öleceği yeri de. Bunların hepsi ap açık bir kitapta yazılmıştır. (Hûd Sûresi, 11:6)

    ﻭَﻛَﺎَﻳِّﻦْ ﻣِﻦْ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﻟﺎَ ﺗَﺤْﻤِﻞُ ﺭِﺯْﻗَﻬَﺎ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻳَﺮْﺯُﻗُﻬَﺎ ﻭَﺍِﻳَّﺎﻛُﻢْ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻤِﻴﻊُ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ
    Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilendir. (Ankebût Sûresi, 29:60)

    (Şualar sh: 173)

    ﻛَﻢْ ﻋَﺎﻟِﻢٍ ﻋَﺎﻟِﻢٍ ﺍَﻋْﻴَﺖْ ﻣَﺬَﺍﻫِﺒُﻪُ ﻭَ ﺟَﺎﻫِﻞٍ ﺟَﺎﻫِﻞٍ ﺗَﻠْﻘَٓﺎﻩُ ﻣَﺮْﺯُﻭﻗًﺎ
    Nice alimler var ki geçim sıkıntısı içindedirler. Nice cahiller de vardır ki varlık içinde yüzüyorlar.

    (Şualar sh: 175)


    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ
    Rabbimin bu fazlından dolayı Allah'a hamdolsun.

    (Şualar sh: 176)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻫَﺪٰﻳﻨَﺎ ﻟِﻬٰﺬَﺍ ﻭَﻣَﺎ ﻛُﻨَّﺎ ﻟِﻨَﻬْﺘَﺪِﻯَ ﻟَﻮْﻟﺎَ ﺍَﻥْ ﻫَﺪٰﻳﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻘَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﺕْ ﺭُﺳُﻞُ ﺭَﺑِّﻨَﺎ ﺑِﺎﻟْﺤَﻖِّ
    Bizi bu saâdete eriştiren Allah'a hamd olsun. Yoksa Allah hidâyet etmeseydi biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler. (A'râf Sûresi, 7:43)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﻮَﺍﺣِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺣَﺪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﻓِﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟْﻔَﺘَّﺎﺣِﻴَّﺔِ ﺑِﻔَﺘْﺢِ ﺍﻟﺼُّﻮَﺭِ ِﻟﺎَﺭْﺑَﻊِ ﻣِﺎَﺓِ ﺍَﻟْﻒِ ﻧَﻮْﻉٍ ﻣِﻦْ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﺍﻟْﻤُﻜَﻤَّﻠَﺔِ ﺑِﻠﺎَ ﻗُﺼُﻮﺭٍ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻓَﻦِّ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻴَﻮَﺍﻥِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻮَﺍﺳِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺔِ ﺑِﻠﺎَ ﻧُﻘْﺼَﺎﻥٍ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﻴَﺎﻥِ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍْﻟﺎِﺩَﺍﺭَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺤِﻴﻄَﺔِ ﻟِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺘَﻈَﻤَﺔِ ﺑِﻠﺎَ ﺧَﻄَﺎﺀٍ ﻭَ ﻟﺎَ ﻧُﻘْﺼَﺎﻥٍ .. ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﻣُﺸَﺎﻫَﺪَﺓُ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﺍِﺣَﺎﻃَﺔِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻤِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻋَﺎﺷَﺔِ ﺍﻟﺸَّﺎﻣِﻠَﺔِ ﻟِﻜُﻞِّ ﺍﻟْﻤُﺮْﺗَﺰِﻗِﻴﻦَ ﺍﻟْﻤُﻘَﻨَّﻨَﺔِ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻭَﻗْﺖِ ﺍﻟْﺤَﺎﺟَﺔِ ﺑِﻠﺎَ ﺳَﻬْﻮٍ ﻭَ ﻟﺎَ ﻧِﺴْﻴَﺎﻥٍ ٭ ﺟَﻞَّ ﺟَﻠﺎَﻝُ ﺭَﺯَّﺍﻗَﻬَﺎ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ ﺍﻟْﺤَﻨَّﺎﻥِ ﺍﻟْﻤَﻨَّﺎﻥِ ﻭَ ﻋَﻢَّ ﻧَﻮَﺍﻟُﻪُ ﻭَ ﺷَﻤِﻞَ ﺍِﺣْﺴَﺎﻧُﻪُ ﻭَ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ

    Allah'tan başka ilâh yoktur. O Vâhid-i Ehad ki, fenn-i nebatat ve hayvanatın şehadetiyle, dört yüz bin nevi zîhayatın suretlerinin mükemmel ve kusursuz şekilde açılmasında görünen fettahiyet hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesi, kezâ bilmüşahede ve açıkça görünen vüs'atli ve intizamlı Rahmâniyet hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesi, kezâ bütün zîhayatlara şâmil, hatasız ve noksansız, muntazam idare-i muhîta hakikatinin azametinin müşahedesi, kezâ rızık isteyen herkesin birden her hâcet vaktinde sehivsiz ve nisyansız, şümullü bir şekilde rızıklandırılmasında görünen rahîmiyet ve iaşe-i şâmile hakikatinin azamet-i ihatasının müşahedesi, Onun vücub-u vücud içindeki vahdetine delâlet eder. Onun şânı herşeyden yücedir. Bütün onları rızıklandıran, o Rahmân-ı Rahîm, o Hannân-ı Mennândır. Onun in'âmı herşeyi muhît, ihsanı herşeye şâmildir. Ve Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)

    ﻳَﺎ ﺭَﺏِّ ﺑِﺤَﻖِّ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ ﻳَﺎ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻳَﺎ ﺭَﺣْﻤٰﻦُ ﻳَﺎ ﺭَﺣِﻴﻢُ ﺻَﻞِّ ﻭَﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪِ ﻭَﺍَﺻْﺤَﺎﺑِﻪِ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺣُﺮُﻭﻑِ ﺭَﺳَﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟْﻤَﻀْﺮُﻭﺏِ ﺗِﻠْﻚَ ﺍﻟْﺤُﺮُﻭﻑُ ﻓِﻰ ﻋَﺎﺷِﺮَﺍﺕِ ﺩَﻗَﺎﺋِﻖِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻋُﻤْﺮِﻧَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻭَﺍْﻟﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﻣَﻊَ ﺿَﺮْﺏِ ﻣَﺠْﻤُﻮﻋِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺫَﺭَّﺍﺕِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻯ ﻓِﻰ ﻣُﺪَّﺓِ ﺣَﻴَﺎﺗِﻰ ﻭَﺍﻏْﻔِﺮْﻟِﻰ ﻭَﻟِﻤَﻦْ ﻳُﻌِﻴﻨُﻨِﻰ ﻓِﻰ ﻧَﺸْﺮِ ﺭَﺳَﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَﻛِﺘَﺎﺑَﺘِﻬَﺎ ﺑِﺼَﺪَﺍﻗَﺔٍ ﺑِﻜُﻞِّ ﺻَﻠﺎَﺓٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻭَ ِﻟﺎٰﺑَﺎﺋِﻨَﺎ ﻭَﻟِﺴَﺎﺩَﺍﺗِﻨَﺎ ﻭَﺷُﻴُﻮﺧِﻨَﺎ ﻭَ ِﻟﺎَﺧَﻮَﺍﺗِﻨَﺎ ﻭَﺍِﺧْﻮَﺍﻧِﻨَﺎ ﻭَﻟِﻄَﻠَﺒَﺔِ ﺭِﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗِﻴﻦَ ﻭَﺑِﺎﻟْﺨَﺎﺻَّﺔِ ﻟِﻤَﻦْ ﻳَﻜْﺘُﺐُ ﻭَﻳَﺴْﺘَﻨْﺴِﺦُ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺮِّﺳَﺎﻟَﺔَ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤِﻴﻦَ ﺍٰﻣِﻴﻦَ

    Yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm hakkı için, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm! Efendimiz Muhammed'e ve onun bütün âline ve ashabına, bütün Risale-i Nur hurufatının adedince, bu adedin dünya ve âhiretteki bütün ömrümüzün dakikalarının âşireleriyle darbı adedince, bütün bu adetlerin de benim ömrüm müddetince zerrât-ı vücudumun sayısıyla darbı adedince salât ve selâm et. Beni, Risale-i Nur'un neşrinde bana yardım edenleri, bu risalenin kâtibini, atalarımızı, üstadlarımızı, şeyhlerimizi, kız ve erkek kardeşlerimizi, Risale-i Nur'un sadık talebelerini ve bilhassa bu risaleyi yazan ve istinsah edenleri, bu salâvatlardan herbiri için bir sadaka ile mağfiret et, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn! Âmin.

    ﻭَ ﺍٰﺧِﺮُ ﺩَﻋْﻮٰﻳﻬُﻢْ ﺍَﻥِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Onların duâları, "Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun" sözleriyle sona erer. (Yûnus Sûresi, 10:10)

    (Şualar sh: 180)

  5. #175
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Dokuzuncu Şua

    Bu Dokuzuncu Şua, 1937-43 yılları arasında Kastamonu'da te'lif edilmiştir.

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

    ﻓَﺴُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺣِﻴﻦَ ﺗُﻤْﺴُﻮﻥَ ﻭَﺣِﻴﻦَ ﺗُﺼْﺒِﺤُﻮﻥَ ٭ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَﻋَﺸِﻴًّﺎ ﻭَﺣِﻴﻦَ ﺗُﻈْﻬِﺮُﻭﻥَ ٭ ﻳُﺨْﺮِﺝُ ﺍﻟْﺤَﻰَّ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻴِّﺖِ ﻭَﻳُﺨْﺮِﺝُ ﺍﻟْﻤَﻴِّﺖَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺤَﻰِّ ﻭَﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﻭَﻛَﺬٰﻟِﻚَ ﺗُﺨْﺮَﺟُﻮﻥَ ٭ ﻭَﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِٓ ﺍَﻥْ ﺧَﻠَﻘَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﺗُﺮَﺍﺏٍ ﺛُﻢَّ ﺍِﺫَﺍ ﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺑَﺸَﺮٌ ﺗَﻨْﺘَﺸِﺮُﻭﻥَ ٭ ﻭَ ﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِٓ ﺍَﻥْ ﺧَﻠَﻖَ ﻟَﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﺍَﻧْﻔُﺴِﻜُﻢْ ﺍَﺯْﻭَﺍﺟًﺎ ﻟِﺘَﺴْﻜُﻨُﻮﺍ ﺍِﻟَﻴْﻬَﺎ ﻭَ ﺟَﻌَﻞَ ﺑَﻴْﻨَﻜُﻢْ ﻣَﻮَﺩَّﺓً ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫٰﻟِﻚَ َﻟﺎٰﻳَﺎﺕٍ ﻟِﻘَﻮْﻡٍ ﻳَﺘَﻔَﻜَّﺮُﻭﻥَ ٭ ﻭَﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ﺧَﻠْﻖُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَﺍﺧْﺘِﻠﺎَﻑُ ﺍَﻟْﺴِﻨَﺘِﻜُﻢْ ﻭَ ﺍَﻟْﻮَﺍﻧِﻜُﻢْ ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫٰﻟِﻚَ َﻟﺎٰﻳَﺎﺕٍ ﻟِﻠْﻌَﺎﻟِﻤِﻴﻦَ ٭ ﻭَ ﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ﻣَﻨَﺎﻣُﻜُﻢْ ﺑِﺎﻟَّﻴْﻞِ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭِ ﻭَﺍﺑْﺘِﻐَٓﺎﺅُﻛُﻢْ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻠِﻪِٓ ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫٰﻟِﻚَ َﻟﺎٰﻳَﺎﺕٍ ﻟِﻘَﻮْﻡٍ ﻳَﺴْﻤَﻌُﻮﻥَ ٭ ﻭَ ﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِ ﻳُﺮِﻳﻜُﻢُ ﺍﻟْﺒَﺮْﻕَ ﺧَﻮْﻓًﺎ ﻭَ ﻃَﻤَﻌًﺎ ﻭَ ﻳُﻨَﺰِّﻝُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻣَٓﺎﺀً ﻓَﻴُﺤْﻴِﻰ ﺑِﻪِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫٰﻟِﻚَ َﻟﺎٰﻳَﺎﺕٍ ﻟِﻘَﻮْﻡٍ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ ٭ ﻭَﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِٓ ﺍَﻥْ ﺗَﻘُﻮﻡَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀُ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﺑِﺎَﻣْﺮِﻩِ ﺛُﻢَّ ﺍِﺫَﺍ ﺩَﻋَﺎﻛُﻢْ ﺩَﻋْﻮَﺓً ﻣِﻦَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﺍِﺫَٓﺍ ﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺗَﺨْﺮُﺟُﻮﻥَ ٭ ﻭَ ﻟَﻪُ ﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻛُﻞٌّ ﻟَﻪُ ﻗَﺎﻧِﺘُﻮﻥَ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳَﺒْﺪَﺅُ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖَ ﺛُﻢَّ ﻳُﻌِﻴﺪُﻩُ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍَﻫْﻮَﻥُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍْﻟﺎَﻋْﻠٰﻰ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ

    Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah'ı tesbih edin. Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah'ı tesbih edip namaz kılın. Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarılacaksınız. Yine Onun âyetlerindendir ki, sizi topraktan yaratmıştır; sonra siz birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız. Yine Onun âyetlerindendir ki, size hemcinslerinizden kendilerine ısınacağınız eşler yaratmış, aranıza muhabbet ve merhamet vermiştir. Düşünen bir topluluk için elbette bunda Allah'ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine deliller vardır. Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin, seslerinizin ve sîmâlarınızın farklılığı da yine Onun âyetlerindendir. İlim sahipleri için elbette bunda deliller vardır. Gece ve gündüzde uyumanız ve Onun lûtfundan rızık aramanız da yine Onun âyetlerindendir. Kulak veren bir topluluk için bunda elbette deliller vardır. Yine Onun âyetlerindendir ki, size korku ve ümit vermek için şimşeği gösterir; gökten bir su indirir ve ölümünden sonra yeryüzünü onunla diriltir. Akıl sahibi bir topluluk için elbette bunda deliller vardır. Yine Onun âyetlerindendir ki, gök ve yer Onun emriyle ayakta durur. Sonra O sizi bir emirle çağırdığında derhal kabirlerinizden çıkarsınız. Göklerde ve yerde kim varsa Onundur; hepsi de Ona boyun eğer. Halkı önce yaratan, sonra tekrar diriltecek olan Odur; bu ise Onun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde tecellî eden en yüce sıfatlar Onundur. Onun kudreti herşeye galiptir; O herşeyi hikmetle yapar. (Rum Sûresi, 30:17-27)

    (Şualar sh: 181)

    ﻧَﺨُﻮ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Öyle ise: Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰٓﻰ ﺍٰﺛَﺎﺭِ ﺭَﺣْﻤَﺖِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻛَﻴْﻒَ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﺍِﻥَّ ﺫٰﻟِﻚَ ﻟَﻤُﺤْﻴِﻰ ﺍﻟْﻤَﻮْﺗٰﻰ ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ
    Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir. O herşeye hakkıyla kadirdir. (Rum Sûresi, 30:50)

    (Şualar sh: 184)

    ﻭَ ﺑِﺮُﺳُﻠِﻪِ
    Ve Resullerine..(iman ettim)

    ﻭَ ﻛُﺘُﺒِﻪِ
    Ve Kitaplarına..(iman ettim)

    ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻛُﻮِّﺭَﺕْ
    Güneş dürülüp toplandığında... (Tekvîr Sûresi, 81:1)

    ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍﺗَّﻘُﻮﺍ ﺭَﺑَّﻜُﻢْ ﺍِﻥَّ ﺯَﻟْﺰَﻟَﺔَ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺷَﻲْﺀٌ ﻋَﻈِﻴﻢٌ
    Ey insanlar, Rabbinizin azabından çekinin. Kıyâmet gününün zelzelesi, muhakkak ki pek büyük birşeydir. (Hac Sûresi, 22:1)

    ﺍِﺫَﺍ ﺯُﻟْﺰِﻟَﺖِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﺯِﻟْﺰَﺍﻟَﻬَﺎ
    Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. (Zilzal Sûresi, 99:1)

    ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀُ ﺍﻧْﻔَﻄَﺮَﺕْ
    Gök yarıldığı zaman. (İnfitar Sûresi, 82:1)

    ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀُ ﺍﻧْﺸَﻘَّﺖْ
    Gök yarıldığında. (İnşikak Sûresi, 84:1)

    ﻋَﻢَّ ﻳَﺘَﺴَٓﺎﺀَﻟُﻮﻥَ
    Onlar birbirlerine neyi sorup duruyorlar? (Nebe Sûresi, 78:1)

    ﻫَﻞْ ﺍَﺗٰﻴﻚَ ﺣَﺪِﻳﺚُ ﺍﻟْﻐَﺎﺷِﻴَﺔِ
    Dehşeti herşeyi kaplayan kıyâmetin haberi sana geldi mi? (Gâşiye Sûresi, 88:1)

    (Şualar sh: 185)

    ﺇِﻳﻤَﺎﻥِ ﺑِﺎﻟْﻴَﻮْﻡِ ﺍْﻟﺎٰﺧِﺮِ
    Ahiret gününe inanmak.

    (Şualar sh: 188)

    ﺭَﺏُّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Göklerin ve yerin Rabbi. (Ra'd Sûresi, 13:16)

    (Şualar sh: 190)

    ﻭَ ﺑِﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺘِﻪِ ﻭَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺧَﻴْﺮِﻩِ ﻭَ ﺷَﺮِّﻩِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ
    Meleklere ve kadere, hayır ve şerrin Allah Tealâ'dan geldiğine inanmak.

    (Şualar sh: 193)

  6. #176
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Onuncu Şua
    Onbeşinci Lem'a'dan sonraki Risale-i Nur Külliyatının fihristesidir. Fihrist Risalesinde İkinci Kısımdır.

  7. #177
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Onbirinci Şua - Meyve Risalesi

    Meyve Risalesi 1943-44'te Denizli Hapishanesinde 10. ve11. Meseleleri de Emirdağı'nda telif edilmiştir.

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

    ﻓَﻠَﺒِﺚَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴِّﺠْﻦِ ﺑِﻀْﻊَ ﺳِﻨِﻴﻦَ
    Yusuf (a.s.) daha yıllarca zindanda kaldı. (Yûsuf Sûresi, 12:42)

    (Şualar sh: 208)

    ﺧَﻠَﻖَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ
    Gökleri ve yeri yarattı. (En'âm Sûresi, 6:1)

    ﺭَﺏُّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Göklerin ve yerin Rabbi. (Ra'd Sûresi, 13:16)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Allahdan başka ilâh yoktur.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Şualar sh: 209)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

    ﻭَﻣَﺎ ﺍَﻣْﺮُ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻠَﻤْﺢِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮِ ﺍَﻭْ ﻫُﻮَ ﺍَﻗْﺮَﺏُ
    Kıyâmetin gerçekleşmesi ise göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır. (Nahl Sûresi, 16:77)

    ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻟﺎَ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ
    Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)

    ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰٓﻰ ﺍٰﺛَﺎﺭِ ﺭَﺣْﻤَﺖِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻛَﻴْﻒَ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﺍِﻥَّ ﺫٰﻟِﻚَ ﻟَﻤُﺤْﻴِﻰ ﺍﻟْﻤَﻮْﺗٰﻰ ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ
    Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir." (Rum Sûresi, 30:50)

    (Şualar sh: 214)

    ﻭَﻣِﻦْ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪِٓ ﺍَﻥْ ﺗَﻘُﻮﻡَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀُ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﺑِﺎَﻣْﺮِﻩِ ﺛُﻢَّ ﺍِﺫَﺍ ﺩَﻋَﺎﻛُﻢْ ﺩَﻋْﻮَﺓً ﻣِﻦَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﺍِﺫَٓﺍ ﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺗَﺨْﺮُﺟُﻮﻥَ
    Yine Onun âyetlerindendir ki, gök ve yer Onun emriyle ayakta durur. Sonra O sizi bir emirle çağırdığında derhal kabirlerinizden çıkarsınız. (Rum Sûresi, 30:25)

    (Şualar sh: 215)

    ﻭَ ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺼُّﺤُﻒُ ﻧُﺸِﺮَﺕْ
    Amel defterleri açıldığında. (Tekvîr Sûresi, 81:10)

    ﻫُﻮَ ﺍْﻟﺎَﻭَّﻝُ ﻭَﺍْﻟﺎٰﺧِﺮُ ﻭَﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮُ ﻭَﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻦُ
    O Evveldir; O Âhirdir; O Zâhirdir; O Bâtındır (Hadîd Sûresi, 57:3)

    (Şualar sh: 216)

    ﺍَﻟْﺎَﻭَّﻝُ
    O Evveldir.

    ﻭَﺍْﻟﺎٰﺧِﺮُ
    O Âhirdir.

    ﻭَﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮُ
    O Zâhirdir.

    ﻭَﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻦُ
    O Bâtındır.

    ﻫُﻮَ ﺍْﻟﺎٰﺧِﺮُ
    O Âhirdir.

    (Şualar sh: 217)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮُ
    O Zâhirdir.

    ﻭَ ﺍِﺫَﺍ ﺍﻟﺼُّﺤُﻒُ ﻧُﺸِﺮَﺕْ
    Amel defterleri açıldığında. (Tekvîr Sûresi, 81:10)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻦُ
    O Bâtındır.

    ﻫُﻮَ ﺍْﻟﺎَﻭَّﻝُ ﻭَﺍْﻟﺎٰﺧِﺮُ ﻭَﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮُ ﻭَﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻦُ
    O Evveldir; O Âhirdir; O Zâhirdir; O Bâtındır (Hadîd Sûresi, 57:3)

    (Şualar sh: 228)

    ﻭَ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻣَﺎ ﺗَﺸْﺘَﻬِﻴﻪِ ﺍْﻟﺎَﻧْﻔُﺲُ ﻭَ ﺗَﻠَﺬُّ ﺍْﻟﺎَﻋْﻴُﻦُ
    Orada canların çekeceği, gözlerin zevk alacağı herşey vardır. (Zuhruf Sûresi, 43:71)

    (Şualar sh: 230)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻟﺎَ ﻳَﻐْﻔِﺮُ ﺍَﻥْ ﻳُﺸْﺮَﻙَ ﺑِﻪِ
    Muhakkak ki Allah, Kendisine ortak koşulmasını affetmez. (Nisâ Sûresi, 4:48)

    (Şualar sh: 231)

    ﺧَﺎﻟِﺪِﻳﻦَ ﻓِﻴﻬَٓﺎ ﺍَﺑَﺪًﺍ
    Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar. (Nisâ Sûresi, 4:169)

    (Şualar sh: 232)

    ﻭَﻳَﺘَﻔَﻜَّﺮُﻭﻥَ ﻓِﻰ ﺧَﻠْﻖِ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻣَﺎ ﺧَﻠَﻘْﺖَ ﻫٰﺬَﺍ ﺑَﺎﻃِﻠﺎً ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻓَﻘِﻨَﺎ ﻋَﺬَﺍﺏَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ
    Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. 'Bu kâinatı boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,' derler. 'Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:191)

    ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﺍﺻْﺮِﻑْ ﻋَﻨَّﺎ ﻋَﺬَﺍﺏَ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ ﺍِﻥَّ ﻋَﺬَﺍﺑَﻬَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﻏَﺮَﺍﻣًﺎ ٭ ﺍِﻧَّﻬَﺎ ﺳَٓﺎﺀَﺕْ ﻣُﺴْﺘَﻘَﺮًّﺍ ﻭَﻣُﻘَﺎﻣًﺎ
    Ey Rabbimiz Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! (Furkan Sûresi, 25:64-65)

    ﺍَﺟِﺮْﻧَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ٭ ﻧَﺠِّﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ٭ ﺧَﻠِّﺼْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ
    Bizi ateşten koru.. Bizi ateşten kurtar.. Bizi ateşten halas eyle..

    (Şualar sh: 233)

    ﺧَﺴِﺮَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻭَ ﺍْﻟﺎٰﺧِﺮَﺓَ
    O dünyada da, âhirette de ziyana uğramıştır. (Hac Sûresi, 22:11)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ
    Allah en büyüktür. (4 defa)

    ﺭَﺏُّ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Yerin Rabbi ve Alemlerin Rabbi.

    (Şualar sh: 234)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪ
    Allah her türlü kusurdan münezzehtir.

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟﻠّٰﻪِ
    Hamd Allaha mahsustur.

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Allahtan başka ilah yoktur.

    ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻟﺎَ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ
    Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, sadece tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28)

    ﺭَﺏُّ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Yeryüzünün Rabbi ve Alemlerin Rabbi.

    (Şualar sh: 235)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ
    Allah en büyüktür.

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟﻠّٰﻪِ
    Hamd Allaha mahsustur.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪ
    Allah her türlü kusurdan münezzehtir.

    (Şualar sh: 236)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ
    Allahın adıyla..

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Allahtan başka ilah yoktur.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪ
    Allah her türlü kusurdan münezzehtir.

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟﻠّٰﻪِ
    Hamd Allaha mahsustur.

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ
    Allah en büyüktür.

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠٰﻰ ﺍِﻧْﻌَﺎﻣِﻪِ
    Verdiği nimetler üzerine Allah'a hamd olsun.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Şualar sh: 237)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺍٰﻣَﻦَ ﺍﻟﺮَّﺳُﻮﻝُ ﺑِﻤَٓﺎ ﺍُﻧْﺰِﻝَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻣِﻦْ ﺭَﺑِّﻪِ ﻭَﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻨُﻮﻥَ ﻛُﻞٌّ ﺍٰﻣَﻦَ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻣَﻠٰٓﺌِﻜَﺘِﻪِ ﻭَﻛُﺘُﺒِﻪِ ﻭَﺭُﺳُﻠِﻪِ ﻟﺎَ ﻧُﻔَﺮِّﻕُ ﺑَﻴْﻦَ ﺍَﺣَﺪٍ ﻣِﻦْ ﺭُﺳُﻠِﻪِ
    Peygamber, kendisine Rabbinden indirilen Kur'ân'ı tasdik edip ona îmân etti. Mü'minler de onunla beraber îmân ettiler. Onların hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine îmân etti. Onlar, 'Biz Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız; birine inandığımız gibi hepsine de inanırız' diyerek îmân getirdiler. (Bakara Sûresi, 2:285)

    (Şualar sh: 239)

    ﻭَ ﺑِﻜُﺘُﺒِﻪِ ﻭَ ﺭُﺳُﻠِﻪِ
    Kitaplarına ve peygamberlerine îmân etti.

    (Şualar sh: 240)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟﻠّٰﻪِ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ
    Allah her türlü kusurdan münezzehtir. Hamd Allaha mahsustur. Allah en büyüktür.

    ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ
    Ben şehadet ederim ki; Allahtan başka ilah yoktur.

    ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ
    Ve ben şehadet ederim ki; Muhammed O'nun resulüdür.

    (Şualar sh: 242)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﻭَﺣْﺪَﺍﻧِﻴَّﺘِﻪِ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﺻِﻔَﺎﺗِﻪِ ﻭَﺍَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻪِ ﺣَﻤْﺪًﺍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺗَﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺍَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻪِ ﻣِﻦَ ﺍْﻟﺎَﺯَﻝِ ﺍِﻟَﻰ ﺍْﻟﺎَﺑَﺪِ
    "Allah'a iman için ve vahdâniyeti için ve vücub-u vücudu için ve sıfâtı ve esmâsı için, ezelden ebede bütün esmâsının tecelliyâtı adedince Ona hamd olsun.

    (Şualar sh: 244)

    ﺍَﻟﻈَّﺎﻟِﻤِﻴﻦَ ٭ ﺍَﻟﻈَّﺎﻟِﻤِﻴﻦَ
    Zulmedenler.. Zulmedenler.. Zâlimler.

    (Şualar sh: 246)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻃٰﺴٓﻢٓ
    "Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs Abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, O Abd-i Hâstadır, hem O'nun veresesindedir."

    ﺍِﻥَّ ﺭَﺑَّﻚَ ﻟَﻬُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢُ
    Rabbin ise, şüphesiz ki, kudreti herşeye galip olan ve rahmeti herşeyi kuşatan Allah'tır. (Şuarâ Sûresi, 26:9)

    ﻓَﺒِﺎَﻯِّ ﺍٰﻟﺎَٓﺀِ ﺭَﺑِّﻜُﻤَﺎ ﺗُﻜَﺬِّﺑَﺎﻥِ
    Ey insanlar ve cinler, Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz? (Rahmân Sûresi, 55:13)

    ﻭَﻳْﻞٌ ﻳَﻮْﻣَﺌِﺬٍ ﻟِﻠْﻤُﻜَﺬِّﺑِﻴﻦَ
    Yazıklar olsun o gün yalanlayanlara! (Mürselât Sûresi, 11:15)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّٓ ﺍَﻧْﺖَ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺧَﻠِّﺼْﻨَﺎ ﻭَ ﺍَﺟِﺮْﻧَﺎ ﻭَ ﻧَﺠِّﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ
    Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver.

    (Şualar sh: 248)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ
    Muhakkak ki Allah herşeye hakkıyla kàdirdir. (Bakara Sûresi, 2:20)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻋَﻠِﻴﻢٌ
    Şüphesiz ki Allah herşeyi hakkıyla bilir. (Ankebût Sûresi, 29:62)

    ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢُ
    Onun kudreti herşeye galiptir; O herşeyi hikmetle yapar. (Rum Sûresi, 30:27)

    ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Onun kudreti herşeye galiptir, O çok bağışlayıcıdır. (Rum Sûresi, 30:5)

    ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Âlemlerin Rabbi.

    ﺭَﺑُﻚَ ، ﺭَﺑُﻚَ
    Rabbin, Rabbin.

    ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Âlemlerin Rabbi.

    ﺧَﻠَﻖَ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ
    Yeri ve göğü yaratan Odur. (Hadîd Sûresi, 51:4)

    ﻳُﻮﻟِﺞُ ﺍﻟَّﻴْﻞَ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭِ ﻭَ ﻳُﻮﻟِﺞُ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍﻟَّﻴْﻞِ
    O geceyi gündüze, gündüzü de geceye geçirir. (Hadîd Sûresi, 57:6)

    ﻭَ ﻫُﻮَ ﻋَﻠِﻴﻢٌ ﺑِﺬَﺍﺕِ ﺍﻟﺼُّﺪُﻭﺭِ
    O Allah, (Zemin ve göklerin haşmet-i hilkatinde) kalbin dahi hâtırâtını bilir idare eder"

    (Şualar sh: 249)

    ﻭَﻓَﻮْﻕَ ﻛُﻞِّ ﺫِﻯ ﻋِﻠْﻢٍ ﻋَﻠِﻴﻢٌ
    Her bilenin üzerinde daha iyi bilen biri vardır. (Yûsuf Sûresi, 12:76)

    (Şualar sh: 250)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻭَﻋَﻤِﻠُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎﺕِ... ﻟَﻬُﻢْ ﺟَﻨَّﺎﺕٌ ﺗَﺠْﺮِﻯ ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺘِﻬَﺎ ﺍْﻟﺎَﻧْﻬَﺎﺭُ
    İmân eden ve güzel işler yapanlar için ise, altından ırmaklar akan Cennetler vardır. (Burûc Sûresi, 85:11)

    ﺧَﺎﻟِﺪِﻳﻦَ ﻓِﻴﻬَٓﺎ ﺍَﺑَﺪًﺍ
    Onlar orada ebedîdirler. (Nisâ Sûresi, 4:57)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮِﻳﻦَ
    Hiç şüphesiz kâfirler... (Nisâ Sûresi, 4:101)

    ﻓِﻰ ﻧَﺎﺭِ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ
    Cehennem ateşindedir. (Tevbe Sûresi, 9:35, 109)

    ﻭَ ﺍﻟﻈَّﺎﻟِﻤِﻴﻦَ
    Ve zâlimler... (İnsan Sûresi, 16:31)

    ﻟَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏٌ ﺍَﻟِﻴﻢٌ
    Onlar için acı bir azap vardır. (İbrahim Sûresi, 14:22)

    ﺍِﺫَٓﺍ ﺍُﻟْﻘُﻮﺍ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺳَﻤِﻌُﻮﺍ ﻟَﻬَﺎ ﺷَﻬِﻴﻘًﺎ ﻭَﻫِﻰَ ﺗَﻔُﻮﺭُ ٭ ﺗَﻜَﺎﺩُ ﺗَﻤَﻴَّﺰُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻐَﻴْﻆِ
    Oraya atıldıklarında Cehennemin gürleyişini işitirler ki, kaynayıp duruyor. Neredeyse o Cehennem onlara olan öfkesinden parçalanacak! (Mülk Sûresi, 61:7-8)

    (Şualar sh: 251)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ ﻟﺎَ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠّٰﻪِ
    Allah'dan başka ilâh yoktur... Allah'dan başka ilâh yoktur... Allah'dan başka ilâh yoktur...

    (Şualar sh: 252)

    ﻣُﺤَﻤَّﺪٌ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ
    Muhammed (a.s.m.) Allah'ın elçisidir, Peygamberidir.

    ﺍَﻟﺴَّﺒَﺐُ ﻛَﺎﻟْﻔَﺎﻋِﻞِ
    Birşeye sebeb olan onu yapan gibidir.

    ﻗَﺪْ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀُ ﺿَﻮْﺀَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲِ ﻣِﻦْ ﺭَﻣَﺪٍ ٭ ﻭَ ﻳُﻨْﻜِﺮُ ﺍﻟْﻔَﻢُ ﻃَﻌْﻢَ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀِ ﻣِﻦْ ﺳَﻘَﻢٍ
    Bazan insan, göz hastalığından dolayı güneş ışığını inkâr eder. Ağzındaki hastalıktan dolayı da suyun tadını beğenmez.

    (Şualar sh: 254)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz, Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Şualar sh: 260)

    ﻣَﻦْ ﺭَﺑُّﻚَ
    Senin Rabbin kimdir?

    ﻣَﻦْ
    Kim?

    ﺭَﺑُّﻚَ
    Senin Rabbin.

    ﻣَﻦْ ﺍٰﻣَﻦَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺍَﻣِﻦَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜَﺪَﺭِ
    Yani, "Kadere iman eden gamlardan kurtulur."

    (Şualar sh: 262)

    ﻣَٓﺎ ﺍَﺻَﺎﺑَﻚَ ﻣِﻦْ ﺣَﺴَﻨَﺔٍ ﻓَﻤِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺻَﺎﺑَﻚَ ﻣِﻦْ ﺳَﻴِّﺌَﺔٍ ﻓَﻤِﻦْ ﻧَﻔْﺴِﻚَ
    Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi nefsindendir. (Nisâ Sûresi, 4:79)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ
    Hamd Allaha mahsustur.

    ﺳﺒْﺤَﺎﻥَ ﻟﻠّٰﻪِ
    Allah her türlü kusurdan münezzehtir.

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Allah göklerin ve yerin nûrudur. (Nûr Sûresi, 24:35)

    (Şualar sh: 264)

    ﻣَﺎﺷَﺂﺀَ ﻟﻠّٰﻪِ ﺑَﺎﺭَﻙَ ﻟﻠّٰﻪِ ﺳﺒْﺤَﺎﻥَ ﻟﻠّٰﻪِ
    Allah dilemiş ve ne güzel yapmış.. Allah ne mübarek yaratmış.. Allah her türlü kusurdan münezzehtir.

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍﻟﺸُﻚْ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ
    Hamd Allaha mahsustur.. Şükür Allaha mahsustur.. Allah en büyüktür.

    (Şualar sh: 265)

    ﺑَﻞْ ﻋِﺒَﺎﺩٌ ﻣُﻜْﺮَﻣُﻮﻥَ
    Hayır, (onların evlât dedikleri) Allah'ın ikramda bulunduğu kullardır. (Enbiyâ Sûresi, 21:26)

    ﻭَ ﻳَﻔْﻌَﻠُﻮﻥَ ﻣَﺎ ﻳُﺆْﻣَﺮُﻭﻥَ
    Verilen emri yerine getirirler. (Tahrîm Sûresi, 66:6)

    (Şualar sh: 266)

    ﻗُﻞْ ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺮَﺏِّ ﺍﻟْﻔَﻠَﻖِ
    De ki: Sığınırım sabahın Rabbine. (Felâk Sûresi, 113:1)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻗُﻞْ ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺮَﺏِّ ﺍﻟْﻔَﻠَﻖِ ٭ ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﻣَﺎ ﺧَﻠَﻖَ ٭ ﻭَﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﻏَﺎﺳِﻖٍ ﺍِﺫَﺍ ﻭَﻗَﺐَ ٭ ﻭَﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍﻟﻨَّﻔَّﺎﺛَﺎﺕِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌُﻘَﺪِ ٭ ﻭَﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺣَﺎﺳِﺪٍ ﺍِﺫَﺍ ﺣَﺴَﺪَ ٭
    De ki: Sığınırım sabahın Rabbine. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:1-5)

    (Şualar sh: 267)

    ﻗُﻞْ ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺮَﺏِّ ﺍﻟْﻔَﻠَﻖِ
    De ki: Sığınırım sabahın Rabbine. (Felâk Sûresi, 113:1)

    ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﻣَﺎ ﺧَﻠَﻖَ
    Yarattığı şeylerin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:2)

    ﺍَﻟﻨَّﻔَّﺎﺛَﺎﺕِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌُﻘَﺪِ
    Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:4)

    ﻭَﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺣَﺎﺳِﺪٍ ﺍِﺫَﺍ ﺣَﺴَﺪَ
    Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:5)

    (Şualar sh: 268)

    ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﻣَﺎ ﺧَﻠَﻖَ
    Yarattığı şeylerin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:2)

    ﻣِﻦْ
    Den, dan...

    ﺷَﺮِّ
    Şer

    ﻭَﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺣَﺎﺳِﺪٍ ﺍِﺫَﺍ ﺣَﺴَﺪَ
    Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:5)

    ﻭَﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍﻟﻨَّﻔَّﺎﺛَﺎﺕِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌُﻘَﺪِ
    Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. (Felâk Sûresi, 113:4)

    ﺍَﻟﻨَّﻔَّﺎﺛَﺎﺕِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌُﻘَﺪِ
    Düğümlere üfleyen büyücüler.

    (Şualar sh: 269)

    ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ
    ..Şerrinden

    ﺷَﺮِّ
    Şer

    ﻣِﻦْ
    Den, dan..

    ﻏَﺎﺳِﻖٍ ﺍِﺫَﺍ ﻭَﻗَﺐَ
    Karanlığı çöktüğünde gecenin... (Felâk Sûresi, 113:3)

    ﻏَﺎﺳِﻖٍ
    Gece..

    ﺍِﺫَﺍ ﻭَﻗَﺐَ
    Karanlık çöktüğü zaman..

    (Şualar sh: 270)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻛْﺮَﺍﻩَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪِّﻳﻦِ ﻗَﺪْ ﺗَﺒَﻴَّﻦَ ﺍﻟﺮُّﺷْﺪُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻐَﻰِّ
    Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan, îman küfürden iyice ayrılmıştır. (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﻓَﻤَﻦْ ﻳَﻜْﻔُﺮْ ﺑِﺎﻟﻄَّﺎﻏُﻮﺕِ
    Kim birer mâbud gibi kıymet verilen tâğutları reddederse... (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﻭَﻳُﺆْﻣِﻦْ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﻘَﺪِ ﺍﺳْﺘَﻤْﺴَﻚَ
    Ve kim Allah'a îman ederse, işte o (...) yapışmıştır. (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﺑِﺎﻟْﻌُﺮْﻭَﺓِ ﺍﻟْﻮُﺛْﻘٰﻰ
    Sapa sağlam bir kulpa... (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﻟﺎَ ﺍﻧْﻔِﺼَﺎﻡَ ﻟَﻬَﺎ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺳَﻤِﻴﻊٌ ﻋَﻠِﻴﻢٌ
    O kopmaz ve kırılmaz. Allah ise herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilendir. (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻟِﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ
    Allah imân edenlerin dostu ve yardımcısıdır. (Bakara Sûresi, 2:257)

    ﻳُﺨْﺮِﺟُﻬُﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ
    Onları inkâr karanlıklarından kurtarıp hidâyet nûruna kavuşturur. (Bakara Sûresi, 2:257)

    ﻭَﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﻛَﻔَﺮُٓﻭﺍ ﺍَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺅُﻫُﻢُ ﺍﻟﻄَّﺎﻏُﻮﺕُ
    İnkâr edenlerin dostu ise tâğuttur. (Bakara Sûresi, 2:257)

    ﻳُﺨْﺮِﺟُﻮﻧَﻬُﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ
    Onları imân nûrundan mahrum bırakıp inkâr karanlıklarına sürüklerler. (Bakara Sûresi, 2:257)

    ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻫُﻢْ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺧَﺎﻟِﺪُﻭﻥَ
    İşte onlar Cehennem ateşinin ehlidir, orada ebediyen kalacaklardır. (Bakara Sûresi, 2:257)

    (Şualar sh: 271)

    ﻟﺎَٓ ﺍِﻛْﺮَﺍﻩَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪِّﻳﻦِ ﻗَﺪْ ﺗَﺒَﻴَّﻦَ ﺍﻟﺮُّﺷْﺪُ
    Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan, îman küfürden iyice ayrılmıştır. (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﺧَﺎﻟِﺪُﻭﻥَ
    Ebediyen kalıcıdırlar. (Bakara Sûresi, 2:257)

    (Şualar sh: 272)

    ﻭَﻳُﺆْﻣِﻦْ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﻘَﺪِ ﺍﺳْﺘَﻤْﺴَﻚَ
    Ve kim Allah'a îman ederse, işte o (...) yapışmıştır. (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﺑِﺎﻟْﻌُﺮْﻭَﺓِ ﺍﻟْﻮُﺛْﻘٰﻰ
    Sapa sağlam bir kulpa... (Bakara Sûresi, 2:256)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻟِﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ
    Allah imân edenlerin dostu ve yardımcısıdır. (Bakara Sûresi, 2:257)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ

    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    ﺍِﻥَّ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻴَﻄْﻐٰﻰ
    Muhakkak ki insan azgınlaşır (Alâk Sûresi, 96:6)

    (Şualar sh: 273)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ

    Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 11:44)

    ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ
    Allahın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun

    (Şualar sh: 274)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ
    Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 11:44)

    (Şualar sh: 278)

  8. #178
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Onikinci Şua

    Denizli Hapishanesinde yazılmıştır. 1944 yılında Denizli Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan müdafaalardır.

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 279)

    ﻣَﻦْ ﺍٰﻣَﻦَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺍَﻣِﻦَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜَﺪَﺭِ
    Kadere iman eden keder ve üzüntülerden kurtulur.

    (Şualar sh: 280)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla

    . ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍِﻧَّﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ
    Biz, Allah'ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

    (Şualar sh: 281,82,83)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 284)

    ﻟﺎَ ﺗَﻘْﺮَﺑُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﻠٰﻮﺓَ
    Namaza yaklaşmayın (Nisâ Sûresi, 4:43)

    ﻭَ ﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺳُﻜَﺎﺭٰﻯ
    Sarhoş olduğunuz zaman (Nisâ Sûresi, 4:43)

    (Şualar sh: 286)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ

    Allah bize kâfidir. Ve O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 287)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 291)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻭَﻫُﻮَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)

    (Şualar sh: 293)

  9. #179
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Onüçüncü Şua

    Denizli Hapishanesinde yazılmıştır. 1944 yılında Üstad Hazretlerinin hapiste bulunup başka koğuşlarda kalan talebelerine yazdığı mektuplardır.

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻣَﻦْ ﺍٰﻣَﻦَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺍَﻣِﻦَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜَﺪَﺭِ
    Kadere iman eden keder ve üzüntülerden kurtulur.

    ﻭَﺍﺻْﺒِﺮْ ﻟِﺤُﻜْﻢِ ﺭَﺑِّﻚَ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﺑِﺎَﻋْﻴُﻨِﻨَﺎ ﻭَﺳَﺒِّﺢْ ﺑِﺤَﻤْﺪِ ﺭَﺑِّﻚَ
    Rabbinin hükmüne sabret. Muhakkak ki Sen bizim gözetimimiz altındasın. Rabbini hamd ile tesbih et. (Tûr Sûresi, 52:48)

    (Şualar sh: 294)

    ﺍَﻟْﺨَﻴْﺮُ ﻓِﻰ ﻣَﺎ ﺍﺧْﺘَﺎﺭَﻩُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ
    Allah neyi seçti ise, hayırlı olan odur.

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺣَﺎﻝٍ ﺳِﻮَﻯ ﺍﻟْﻜُﻔْﺮِ ﻭَ ﺍﻟﻀَّﻠﺎَﻝِ
    Küfür ve dalâlet dışında her türlü halimiz için Allah'a hamd olsun.

    ﻋَﺴٰٓﻰ ﺍَﻥْ ﺗَﻜْﺮَﻫُﻮﺍ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَﻫُﻮَ ﺧَﻴْﺮٌ ﻟَﻜُﻢْ
    Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır. (Bakara Sûresi, 2:216)

    (Şualar sh: 296)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 297)

    ﺍَﺟِﺮْﻧَﺎ ﻭَﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَﺍﺣْﻔَﻈْﻨَﺎ
    Bizi kurtar. Bize merhamet et. Bizi muhafaza et.

    ﻭَ ﺑِﺎْﻟﺎٰﻳَﺔِ ﺍﻟْﻜُﺒْﺮٰﻯ ﺍَﻣِﻨِّﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻔَﺠَﺖْ
    Âyetü'l-Kübrâ hakkı için o fecet ve musibetten bana eman ver, beni emin kıl!

    (Şualar sh: 298)

    ﻭَ ﺗِﻠْﻚَ ﺣُﺮُﻭﻑُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻓَﺎﺟْﻤَﻊْ ﺧَﻮَﺍﺻَّﻬَﺎ ٭ ﻭَ ﺣَﻘِّﻖْ ﻣَﻌَﺎﻧِﻴﻬَﺎ ﺑِﻬَﺎ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮُ ﺗُﻤِّﻤَﺖْ

    "İşte, Risale-i Nur'un sözleri, hurufları ki, onlara işaretler eyledik. Sen onların hassalarını topla ve mânâlarını tahkik eyle. Bütün hayır ve saadet onlarla tamam olur" der. "Hurufların mânâlarını tahkik et" karinesiyle mânâyı ifade etmeyen hecaî harfler murad olmayıp, belki kelimeler mânâsındaki "Sözler" namıyla risaleler muraddır.

    ﻟﺎَ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ
    Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir.

    ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻟﺎَ ﺗُﺆَﺍﺧِﺬْﻧَﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴِﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ
    Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)

    ﻭَﻣِﻦَ ﺍﻟَّﻴْﻞِ ﻓَﺴَﺒِّﺤْﻪُ
    Gecenin bir kısmında Onu tesbih et. (Tûr Sûresi, 52:49)

    ﺍِﺩْﺑَﺎﺭَ ﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡِ
    Ve yıldızlar kaybolurken de (Onu tesbih et). (Tûr Sûresi, 52:49)

    (Şualar sh: 302)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 304)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳُﺪَﺍﻓِﻊُ ﻋَﻦِ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ
    Muhakkak ki Allah, inananları savunacaktır. (Hac Sûresi, 22:38)

    ﻳَﺴْﻌٰﻰ ﻧُﻮﺭُﻫُﻢْ ﺑَﻴْﻦَ ﺍَﻳْﺪِﻳﻬِﻢْ ﻭَﺑِﺎَﻳْﻤَﺎﻧِﻬِﻢْ
    Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor (Hadîd Sûresi, 57:12)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺣَﻔِﻴﻆٌ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ
    Allah onları görüp gözetmektedir. (Şûrâ Sûresi, 42:6)

    ﻃُﻮﺑٰﻰ ﻟَﻬُﻢْ
    Onlara müjdeler olsun! (Ra'd Sûresi, 13:29 )

    ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ
    İmân edenler.

    (Şualar sh: 305)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺣَﻔِﻴﻆٌ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ
    Allah onları görüp gözetmektedir. (Şûrâ Sûresi, 42:6)

    ﻃُﻮﺑٰﻰ ﻟَﻬُﻢْ
    Onlara müjdeler olsun! (Ra'd Sûresi, 13:29 )

    ﺭَﺑَّﻨَٓﺎ ﺍَﺗْﻤِﻢْ ﻟَﻨَﺎ ﻧُﻮﺭَﻧَﺎ ﻭَﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ
    Ey Rabbimiz, nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. (Tahrîm Sûresi, 66:8)

    ﺍِﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ
    Bizi bağışla.

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 308)

    ﻭَﺧَﺴِﺮَ ﻫُﻨَﺎﻟِﻚَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ
    İşte kâfirler o zaman hüsrâna uğramışlardır. (Mü'min Sûresi, 40:85)

    ﻭَ ﺍﻟْﻌَﺼْﺮِ ٭ ﺍِﻥَّ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻔِﻰ ﺧُﺴْﺮٍ
    Yemin olsun asra. İnsan muhakkak hüsrandadır. (Asr Sûresi, 103:1-2)

    (Şualar sh: 309)

    ﻭَ ﺍﻟْﻌَﺼْﺮِ
    Yemin olsun asra.

    (Şualar sh: 312)

    ﺧَﻴْﺮُ ﺍْﻟﺎُﻣُﻮﺭِ ﺍَﺣْﻤَﺰُﻫَﺎ
    İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1:55)

    ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻨُﻮﻥَ ﺍِﺧْﻮَﺓٌ
    Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)

    (Şualar sh: 314)

    ﺧَﻴْﺮُ ﺍْﻟﺎُﻣُﻮﺭِ ﺍَﺣْﻤَﺰُﻫَﺎ
    İşlerin en hayırlısı zorlu olanıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 1:55)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 320)

    ﺍَﻟﺪَّﺍﻋِﻰ
    Duacı, dua eden, çağıran (belli bir şahıs), duacınız.

    (Şualar sh: 321)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 322)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ
    Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 11:44)

    (Şualar sh: 323)

    ﺍَﻟﻨَّﻈَﺮُ ﻳُﺪْﺧِﻞُ ﺍﻟْﺠَﻤَﻞَ ﺍﻟْﻘِﺪْﺭَ ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺟُﻞَ ﺍﻟْﻘَﺒْﺮَ
    Göz değmesi, deveyi kazana, adamı kabre sokar. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:76; el-Mağribî, Câmiu'ş-Şeml: 2:49; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr: Hadîs no: 5748)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ
    Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 11:44)

    (Şualar sh: 324)

    ﻋَﺴٰٓﻰ ﺍَﻥْ ﺗَﻜْﺮَﻫُﻮﺍ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَﻫُﻮَ ﺧَﻴْﺮٌ ﻟَﻜُﻢْ
    Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; halbuki o sizin için bir hayırdır. (Bakara Sûresi, 2:216)

    ﺍَﻟْﺨَﻴْﺮُ ﻓِﻰ ﻣَﺎ ﺍﺧْﺘَﺎﺭَﻩُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ
    Hayır, Allah'ın seçtiği şeydir.

    (Şualar sh: 328)

    ﻭَﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ
    Bizi bağışla.

    ﻭَﻓِّﻖْ
    Muvaffak et.

    ﻃَﻠَﺒَﺔَ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗِﻴﻦَ
    Sâdık Risale-i Nur talebeleri.

    ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗِﻴﻦَ
    Sâdıklar.

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻟِﻜُﻞِّ ﻣُﺼِﻴﺒَﺔٍ ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍِﻧَّٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ
    Her türlü musîbet karşısında söylediğimiz söz şudur: "Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

    (Şualar sh: 329)

    ﻣَﻦْ ﺭَﺑُّﻚَ
    "Senin rabbin kimdir?"

    ﻣَﻦْ
    Kim?

    ﺭَﺑُّﻚَ
    Senin Rabbin..

    (Şualar sh: 330)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 333)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 335)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 336)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 337)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺸَﺮَ ﺍﻟْﺠِﻦِّ ﻭَﺍْﻟﺎِﻧْﺲِ ﺍَﻟَﻢْ ﻳَﺎْﺗِﻜُﻢْ ﺭُﺳُﻞٌ ﻣِﻨْﻜُﻢْ
    Ey cinler ve insanlar topluluğu! Size, sizin içinizden seçilmiş peygamberler gelmedi mi? (En'âm Sûresi, 6:130)

    (Şualar sh: 338)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﻟِﻜُﻞِّ ﻣُﺼِﻴﺒَﺔٍ ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍِﻧَّٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ
    Her türlü musîbet karşısında söylediğimiz söz şudur: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﺍَﻟْﺨَﻴْﺮُ ﻓِﻰ ﻣَﺎ ﺍﺧْﺘَﺎﺭَﻩُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ
    Allah neyi seçti ise, hayırlı olan odur.

    (Şualar sh: 339)

    ﺍَﻟﺼَّﺒْﺮُ ﻣِﻔْﺘَﺎﺡُ ﺍﻟْﻔَﺮَﺝِ ﻭَﺍﻟﺴُّﺮُﻭﺭِ
    Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır. (Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:298, Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:21)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﺑِﻪِ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ
    Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122)

    ﻣَﻴْﺘًﺎ
    Ölü iken

    (Şualar sh: 340)

    ﺍِﻥَّ ﺣِﺰْﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻫُﻢُ ﺍﻟْﻐَﺎﻟِﺒُﻮﻥَ
    Allah'a tâbi olan topluluk, gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56)

    (Şualar sh: 341)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 344)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 345)

    ﻭَ ﻛُﻞُّ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻣَﺠْﻨُﻮﻥٌ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻋَﻠٰﻰ ﻗَﺪَﺭِ ﺍﻟْﻬَﻮٰﻯ ﺍِﺧْﺘَﻠَﻒَ ﺍﻟْﺠُﻨُﻮﻥُ
    Herkes delidir. Fakat boş şeylerle meşgul olma nisbetinde delilik derecesi farklılık arz eder.

    (Şualar sh: 347)

  10. #180
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Ondördüncü Şua

    Afyon Ağır Ceza Mahkemesi Müdafaaları ve Bediüzzaman Hazretlerinin hapishanede talebelerine yadığı mektuplar. (1948-1949)

    (Şualar sh: 348)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻭَﻫُﻮَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla..

    ﻭَ ﺑِﻪِ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ
    Onunla yardım isteriz..

    (Şualar sh: 353)

    ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺰِﺭُ ﻭَﺍﺯِﺭَﺓٌ ﻭِﺯْﺭَ ﺍُﺧْﺮٰﻯ
    Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (Fâtır Sûresi, 35:18)

    (Şualar sh: 364)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 368)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 370)

    ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻭَﻫُﻮَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)

    (Şualar sh: 371)

    ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﻭَﺍﻟﺴِّﻴَﺎﺳَﺔِ
    Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.

    (Şualar sh: 375)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 378)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 380)

    ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻨُﻮﻥَ ﺍِﺧْﻮَﺓٌ
    Mü'minler ancak kardeştirler. (Hucurât Sûresi, 49:10)

    (Şualar sh: 388)

    ﻟِﻜُﻞِّ ﻣُﺼِﻴﺒَﺔٍ ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍِﻧَّٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ
    Her türlü musîbet karşısında söylediğimiz söz şudur: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

    (Şualar sh: 389)

    ﻓَـِﻠﺎُﻣِّﻪِ ﺍﻟﺴُّﺪُﺱُ
    (O zaman) annesinin hakkı altıda birdir. (Nisâ Sûresi, 4:11)

    ﻓَﻠِﻠﺬَّﻛَﺮِ ﻣِﺜْﻞُ ﺣَﻆِّ ﺍْﻟﺎُﻧْﺜَﻴَﻴْﻦِ
    (Eğer vârisler hem erkek, hem de kız kardeşler ise,) erkeğe iki kız hissesi vardır. (Nisâ Sûresi, 4:176)

    (Şualar sh: 392)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 396)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻤَﻮْﻟٰﻰ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟﻨَّﺼِﻴﺮُ
    O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır. (Enfâl Sûresi, 8:40; Hac Sûresi, 22:78)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍْﻟﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (Fâtiha Sûresi, 1:2)

    (Şualar sh: 398)

    ﻓَﺎِﻥْ ﺗَﻮَﻟَّﻮْﺍ ﻓَﻘُﻞْ ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻭَﻫُﻮَ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺮْﺵِ ﺍﻟْﻌَﻈِﻴﻢِ
    Ey Peygamber, eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen, de ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi, 9:129)

    (Şualar sh: 399)

    ﺍَﺣَﻞَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﺒَﻴْﻊَ ﻭَﺣَﺮَّﻡَ ﺍﻟﺮِّﺑَﻮﺍ
    Allah alışverişi helâl, fâizi ise haram kıldı. (Bakara Sûresi, 2:275)

    (Şualar sh: 400)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 401)

    ﻟَﻦْ ﺗَﺰَﺍﻝَ ﺍﻟْﺨِﻠﺎَﻓَﺔُ ﻓِﻰ ﻭِﻟْﺪِ ﻋَﻤِّﻰ ﺻِﻨْﻮِ ﺍَﺑِﻰ ﺍﻟْﻌَﺒَّﺎﺱِ ﺣَﺘّٰﻰ ﻳُﺴَﻠِّﻤُﻬَٓﺎ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﺪَّﺟَّﺎﻝِ
    Yani, "Uzun zaman hilâfet-i Abbâsiye devam edecek, sonra o saltanat Deccal eline geçecek" (Kenzü'l-Ummal, 14:271)

    (Şualar sh: 414)

    ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ
    Onun âilesine ve ashabına selâm olsun.

    ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺰَّﻣِّﻞُ
    Ey elbisesine bürünen! (Müzzemmil Sûresi, 1)

    (Şualar sh: 418)

    ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮ
    Allah en büyüktür.

    (Şualar sh: 419)

    ﺍَﻟْﻌُﻠَﻤَٓﺎﺀُ ﻭَﺭَﺛَﺔُ ﺍْﻟﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ
    Alimler peygamberlerin mirasçılarıdırlar. (Buhari, İlim: 10; Ebû Dâvud, İlim: 1; İbn-i Mâce, Mukaddime: 17; Dârimî, Mukaddime: 32; Müsned: 5:196)

    ﺗَﺨَﻠَّﻘُﻮﺍ ﺑِﺎَﺧْﻠﺎَﻕِ ﺭَﺳُﻮﻝِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ
    Resûlüllah'ın ahlâkıyla ahlâklanınız.

    (Şualar sh: 420)

    ﻟﺎَ ﻣَﻬْﺪِﻯ ﺍِﻟﺎَّ ﻋِﻴﺴٰﻰ
    İsa'dan (a.s.) başka mehdi yoktur. (el-Berzenci, el-İşâa' fi Eşrâti's-Sâa': s.112)

    (Şualar sh: 421)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟْﺨِﻠﺎَﻓَﺔَ ﺑَﻌْﺪِﻯ ﺛَﻠﺎَﺛُﻮﻥَ ﺳَﻨَﺔً
    Benden sonra hilâfet otuz sene devam edecektir. (Müsned, 5:220, 221, 213; Ebû Davud, Sünnet: 8; Tirmizi, Fiten: 48)

    (Şualar sh: 424)

    ﺗَﻜَﺎﺩُ ﺗَﻤَﻴَّﺰُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻐَﻴْﻆِ
    "Cehennem ehl-i küfre öyle hiddet eder ki, parçalanmak derecesine gelir"

    ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪِ
    Onun ehl-i beytine de (salât ve selâm olsun.)

    (Şualar sh: 430)

    ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﻭَﺍﻟﺴِّﻴَﺎﺳَﺔِ
    Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a sığınırım.

    (Şualar sh: 431)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟْﺨِﻠﺎَﻓَﺔَ ﺑَﻌْﺪِﻯ ﺛَﻠﺎَﺛُﻮﻥَ ﺳَﻨَﺔً ﺛُﻢَّ ﺗَﻜُﻮﻥُ ﻣُﻠْﻜًﺎ ﻋَﻀُﻮﺿًﺎ ﻭَﻓَﺴَﺎﺩًﺍ ﻭَﺟَﺒَﺮُﻭﺗًﺎ
    Benden sonra hilâfet otuz sene sürecek, ondan sonra da ısırıcı saltanat şeklini alacak; sonra ceberût ve fesâd-ı ümmet meydan alacak. (Müsned, 5:220, 221, 4:213; Kadı Iyâz, eş-Şifâ, 1:340)

    (Şualar sh: 433)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ
    Allah'a hamd olsun ki, bu Rabbimin bir ihsânıdır.

    (Şualar sh: 441)

    ﺍِﻧَّﺎ ﻓَﺘَﺤْﻨَﺎﻟَﻚَ ﻓَﺘْﺤًﺎ ﻣُﺒِﻴﻨًﺎ
    Biz sana ap açık bir fetih yolu açtık. (Fetih Sûresi, 48:1)

    ﻭَ ﻳَﻨْﺼُﺮَﻙَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻧَﺼْﺮًﺍ ﻋَﺰِﻳﺰً
    Ve Allah sana pek şerefli bir zaferle yardım etsin. (Fetih Sûresi, 48:3)

    (Şualar sh: 446)

    ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
    Her türlü noksandan uzak olan Allah'ın adıyla.

    (Şualar sh: 451)

    ﻟِﻜُﻞِّ ﻣُﺼِﻴﺒَﺔٍ ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍِﻧَّٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ
    Biz her türlü musîbet karşısında şöyle deriz: Biz Allah'ın kullarıyız; sonunda yine Ona döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156)

    (Şualar sh: 454)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 461)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Her Gün Bir Ayet-Bir Hadis Ezberleyelim Varmisiniz
    By Ashab-i kehf in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 122
    Son Mesaj: 12.01.15, 01:59
  2. Bir Âyet Bir Hadis
    By Bîçare S.V. in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.01.12, 09:05
  3. Ihlas ile İlgili Ayet Hadis Araştirmam Lazim !
    By BED_RA_KA in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 12.12.08, 16:40
  4. Memba (95 Konu Ayet, Hadis, Tefsir, Nükteler) Tek Link
    By OsmanYukselSerdengecti in forum Program İndirme
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.03.08, 18:23
  5. Bir Ayet ve Bir Hadis
    By yusufnurs in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.07.06, 14:51

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0