+ Konu Cevaplama Paneli
17. Sayfa - Toplam 17 Sayfa var BirinciBirinci ... 7 15 16 17
Gösterilen sonuçlar: 161 ile 170 ve 170
Like Tree4Beğeni

Konu: Risale-i Nurlar'ın Âyet ve Hadîs Meâlleri

  1. #161
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    Yirmisekizinci Lem'anın Fihristesinden Bir Parça

    ﺍَﺣْﺮُﻑُ ﻋُﺠْﻢٍ ﺳُﻄِّﺮَﺕْ ﺗَﺴْﻄِﻴﺮًﺍ
    Lâtin harfleri tamim edilip, umuma öğretilip yazdırılacak.

    ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺳِﺮًّﺍ ﺑَﻴَﺎﻧَﺔً ٭ ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﺴُّﺮْﺝِ ﺳِﺮًّﺍ ﺗَﻨَﻮَّﺭَﺕْ
    Sirâcü'n-Nur gizliden gizliye yanıp yayılıyor; Sirâcü's-Sürc (Kandiller Kandili), gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor.

    ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎْﻟﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻭَﺑَﻬْﺠَﺔً ﻣَﺪَﻯ ﺍﻟﺪَّﻫْﺮِ ﻭَﺍْﻟﺎَﻳَّﺎﻡِ ﻳَﺎ ﻧُﻮﺭُ ﺟَﻠْﺠَﻠَﺖْ
    "Ya Rab! Benim yıldızımı nur eyle. Âhirzamana kadar bedi' bir surette ışıklandır, şûlelendir..."

    (Lem'alar sh: 448)

    ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍْﻟﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ
    Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı!

    ﻓَﻘَﺎﺗِﻞْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨْﺶَ ﻭَﺣَﺎﺭِﺏْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ
    Savaş ve korkma!, Harbet ve çekinme!

    ﻳَﺎ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ﻟِﻠَّﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ
    Ey mürîdim (Said)! Zamanın Abdülkâdirîsi ol! .. İhlâs-ı tâmmı kazan ki, maîşette dahi (ismin gibi) mes'ud olasın.

    (Lem'alar sh: 449)

    ﻭَﻳَﺎ ﻣُﺪْﺭِﻛًﺎ ﻟِﺬَﻟِﻚَ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ
    Ey o zamana yetişen ve âlimlerden olan insan!

    ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍْﻟﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ
    Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı!

    ﻟﺎَ ﺗَﺨْﺶَ
    Korkma!

    ﻭَﺍﻗْﺒِﻞْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﻬْﺮَﺏْ
    Karşıla, kaçma!

  2. #162
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    Şuâlar

    (Şualar sh: 5)


    İkinci Şua

    İkinci Şua, 1936 yılında Eskişehir Hapihanesinde te'lif edilmiştir.

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺍَﻟﻠَّﻪ ﺍَﺣَﺪْ
    O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1)

    (Şualar sh: 6)

    ﺍَﻟﻠَّﻪ ﺍَﺣَﺪْ
    O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻭَ ﺑِﻪِ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ
    Ancak Onun yardımını isteriz.

    ﻓَﺎﻋْﻠَﻢْ ﺍَﻧَّﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ
    Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. (Muhammed Sûresi, 47:19)

    ﻭَﺍﻟَّﺬِﻯ ﻧَﻔْﺲُ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺑِﻴَﺪِﻩِ
    Muhammed'in hayatı kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki.. (Bu yeminin yalnız Buhari'de, on beş ayrı hadîste zikri geçmektedir. bk. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi Kılavuzu: s.180. Ayrıca bk. Müsned: 4:16)

    (Şualar sh: 8)

    ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻛُﻞِّ ﺩَٓﺍﺀٍ ﻭَﺩَﻭَٓﺍﺀٍ ﻭَﺑَﺎﺭِﻙْ ﻭَﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ
    Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ve Efendimiz Muhammed'in (a.s.m.) âline, bütün hastalıklar ve devâlar adedince salât eyle ve onu ve âlini çok çok mübarek kıl ve selâm et.

    ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻛُﻞِّ ﺩَٓﺍﺀٍ ﻭَ ﺩَﻭَٓﺍﺀٍ
    Bütün hastalıklar ve devâlar adedince.

    (Şualar sh: 9)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻟﻠَّﻪِ
    Allahtan başka ilah yoktur.

    ﺍَﻓْﻀَﻞُ ﻣَﺎ ﻗُﻠْﺖُ ﺍَﻧَﺎ ﻭَﺍﻟﻨَّﺒِﻴُّﻮﻥَ ﻣِﻦْ ﻗَﺒْﻠِﻰ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ
    "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli sözleri, Lâ ilâhe illâllah kelâmıdır."

    ﺁﻥْ ﺧَﻴَﺎﻟﺎَﺗِﻰ ﻛِﻪ ﺩَﺍﻡِ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺳْﺖْ ٭ ﻋَﻜْﺲِ ﻣَﻬْﺮُﻭﻳَﺎﻥِ ﺑُﻮﺳْﺘَﺎﻥِ ﺧُﺪَﺍﺳْﺖْ
    Evliyaya tuzak olan hayaller, İlahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.

    (Şualar sh: 10)

    ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ
    Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5)

    (Şualar sh: 11)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﺸِّﺮْﻙَ ﻟَﻈُﻠْﻢٌ ﻋَﻈِﻴﻢٌ
    Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür. (Lokman Sûresi, 31:13)

    (Şualar sh: 12)

    ﺗَﻜَﺎﺩُ ﺗَﻤَﻴَّﺰُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻐَﻴْﻆِ
    Neredeyse öfkeden parçalanacak! (Mülk Sûresi, 61:8)

    (Şualar sh: 13)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﺸِّﺮْﻙَ ﻟَﻈُﻠْﻢٌ ﻋَﻈِﻴﻢٌ
    Muhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür. (Lokman Sûresi, 31:13)

    (Şualar sh: 14)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﻧُﻮﺭِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ
    İmân nurundan dolayı, Allah'a hamd olsun. (Dua)

    (Şualar sh: 21)

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺯَّﺍﻕُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻘُﻮَّﺓِ ﺍﻟْﻤَﺘِﻴﻦُ
    Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan sadece Allah'tır. (Zâriyat Sûresi, 51:58)

    (Şualar sh: 28)

    ﻭَﺣْﺪَﻩُ
    O birdir.

    (Şualar sh: 29)

    ﻟﺎَ ﺷَﺮِﻳﻚَ ﻟَﻪُ
    O'nun şeriki, ortağı yoktur.

    (Şualar sh: 30)

    ﻟَﻴْﺲَ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎِﻣْﻜَﺎﻥِ ﺍَﺑْﺪَﻉُ ﻣِﻤَّﺎ ﻛَﺎﻥَ
    Bu kâinattaki varlıkların ve eşyanın mevcud tarz ve şekillerinden daha güzelinin ve mükemmelinin tasavvuru mümkün değildir.

    (Şualar sh: 32)

    ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ
    Mülk tamamen O'nundur. Bütün hamdler, övgüler, teşekkürler O'na aittir.

    (Şualar sh: 33)

    ﻫُﻮَ ﺍْﻟﺎَﻭَّﻝُ ﻭَﺍْﻟﺎَﺧِﺮُ ﻭَﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮُ ﻭَﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻦُ
    O hem Evveldir, hem Ahir'dir, hem Zahir'dir, hem Bâtın'dır. (Hadid Sûresi, 57:3)

    (Şualar sh: 37)

    ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﺍِﻟﺎَّ ﺻَﻴْﺤَﺔً ﻭَﺍﺣِﺪَﺓً
    [Kıyametin kopması] yalnız tek bir ses ve emirledir... (Yâsin Sûresi, 36:53.)

    ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﻣْﺮُ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻠَﻤْﺢِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮِ
    Kıyametin gerçekleşmesi ise, ancak göz açıp kapayıncaya kadardır. (Nahl Sûresi, 16:77)

    ﺍَﻟَﺴْﺖُ ﺑِﺮَﺑِّﻜُﻢْ
    Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (A'râf Sûresi, 7:172.)

    ﻗَﺎﻟُﻮﺍ ﺑَﻠَﻰ

    'Evet, Rabbimizsin' dediler. (A'raf Sûresi: 172.)

    (Şualar sh: 38)

    ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﻣْﺮُ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍِﻟﺎَّ ﻛَﻠَﻤْﺢِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮِ ﺍَﻭْ ﻫُﻮَ ﺍَﻗْﺮَﺏُ
    Kıyametin gerçekleşmesi ise, ancak göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır. (Nahl Sûresi, 16:77)

    (Şualar sh: 40)

    ﺍَﻣَﻨْﺖُ ﺑِﺎﻟﻠَّﻪِ ﻭَ ﻣَﻠَٓﺌِﻜَﺘِﻪِ ﻭَ ﻛُﺘُﺒِﻪِ ﻭَ ﺭُﺳُﻠِﻪِ ﻭَ ﺑِﺎﻟْﻴَﻮﻡِ ﺍْﻟﺎَﺧِﺮِ ﻭَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺧَﻴْﺮِﻩِ ﻭَ ﺷَﺮِّﻩِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻌْﺚُ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﺣَﻖٌّ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﻭَ ﺍِﺧْﻮَﺍﻧِﻪِ ﻭَ ﺳَﻠَّﻢَ ﺍَﻣِﻴﻦَ

    Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere ve hayrın da şerrin de Yüce Allah'tan olduğuna, öldükten sonra dirilişin hak olduğuna iman ettim. Şahadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şahadet ederim ki, Muhammed (A.S.M.) Allah'ın resulüdür. Allah O'na, Âline, Ashabına ve ihvanına salât ve selâm etsin, âmin.

    (Şualar sh: 41)

    ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻧَّﻪُ ﻟَﻴْﺲَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﺩَﻭَﺭَﺍﺕٌ ﻭَ ﻧُﺠُﻮﻡٌ ﻣُﺤَﺮَّﻛَﺎﺕٌ ﺳَﻴَّﺎﺭَﺍﺕٌ ﻭَ ﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺠَﻮِّ ﺳَﺤَﺎﺑَﺎﺕٌ ﻭَ ﺑُﺮُﻭﻕٌ ﻣُﺴَﺒِّﺤَﺎﺕٌ ﻭَ ﺭَﻋَﺪَﺍﺕٌ ﻭَ ﻟﺎَ ﻓﻰِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻏَﻤَﺮَﺍﺕٌ ﻭَ ﺣَﻴَﻮَﺍﻧَﺎﺕٌ ﻭَ ﻋَﺠَٓﺎﺋِﺐُ ﻣَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺕٍ. ﻭَ ﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺒِﺤَﺎﺭِ ﻗَﻄَﺮَﺍﺕٌ ﻭَ ﺳَﻤَﻜَﺎﺕٌ ﻭَ ﻏَﺮَٓﺍﺋِﺐُ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺕٍ. ﻭَ ﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝِ ﺣَﺠَﺮَﺍﺕٌ ﻭَ ﻧَﺒَﺎﺗَﺎﺕٌ ﻭَ ﻣُﺪَّﺧَﺮَﺍﺕُ ﻣَﻌْﺪَﻧِﻴَّﺎﺕٍ. ﻭَ ﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﺷْﺠَﺎﺭِ ﻭَﺭَﻗَﺎﺕٌ ﻭَ ﺯَﻫَﺮَﺍﺕٌ ﻣُﺰَﻳَّﻨَﺎﺕٌ ﻭَ ﺛَﻤَﺮَﺍﺕٌ. ﻭَ ﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﺟْﺴَﺎﻡِ ﺣَﺮَﻛَﺎﺕٌ ﻭَ ﺍَﻟﺎَﺕٌ ﻭَ ﻣُﻨَﻈَّﻤَﺎﺕُ ﺟِﻬَﺎﺯَﺍﺕٍ. ﻭَ ﻟﺎَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏِ ﺧَﻄَﺮَﺍﺕٌ ﻭَ ﺍِﻟْﻬَﺎﻣَﺎﺕٌ ﻭَ ﻣُﻨَﻮَّﺭَﺍﺕُ ﺍِﻋْﺘِﻘَﺎﺩَﺍﺕٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻭَ ﻫِﻰَ ﻛُﻠُّﻬَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻙَ ﺷَﺎﻫِﺪَﺍﺕٌ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﻭَﺣْﺪَﺍﻧِﻴَّﺘِﻚَ ﺩَٓﺍﻟﺎَّﺕٌ ﻭَ ﻓِﻰ ﻣُﻠْﻜِﻚَ ﻣُﺴَﺨَّﺮَﺍﺕٌ ﻓَﺒِﺎﻟْﻘُﺪْﺭَﺓِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺳَﺨَّﺮْﺕَ ﺑِﻬَﺎ ﺍْﻟﺎَﺭَﺿِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﺳَﺨِّﺮْﻟِﻰ ﻧَﻔْﺴِﻰ ﻭَ ﺳَﺨِّﺮْﻟِﻰ ﻣَﻄْﻠُﻮﺑِﻰ ﻭَ ﺳَﺨِّﺮْ ﻟِﺮَﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻟِﺨِﺪْﻣَﺔِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﻗُﻠُﻮﺏَ ﻋِﺒَﺎﺩِﻙَ ﻭَ ﻗُﻠُﻮﺏَ ﺍﻟْﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺕِ ﺍﻟﺮُّﻭﺣَﺎﻧِﻴَّﺎﺕِ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻌُﻠْﻮِﻳَّﺎﺕِ ﻭَ ﺍﻟﺴُّﻔْﻠِﻴَّﺎﺕِ ﻳَﺎ ﺳَﻤِﻴﻊُ ﻳَﺎ ﻗَﺮِﻳﺐُ ﻳَﺎ ﻣُﺠِﻴﺐَ ﺍﻟﺪَّﻋَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ


    Allahım, göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir gezegen, hava boşluğunda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanlardan ve şaşırtıcı san'at eserlerinden hiçbir fert, denizlerde hiçbir damla, balıklarından ve şaşırtıcı san'at eserlerinden hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir bitki ve depolanmış madenlerden hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir süslenmiş çiçek ve meyve, hayvanların cisimlerinde âletler ve düzenli cihazlardan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatıralar ve ilhamlar ve nurlanmış itikad ve inançlar yoktur ki, hepsi Senin varlığının vâcib ve bir olduğuna şahitler olmasın. Yerleri ve gökleri emrine boyun eğdiren kudretinin hakkı için, nefsimi bana boyun eğdir ve isteklerimi bana nasip eyle. Kur'ân'a ve imana ve Risale-i Nur'a hizmet için, kullarının kalblerini ve yüksek ve alçak bütün ruhlu varlıklarının kalblerini bana ve iman ve Kur'ân hizmetkârlarına boyun eğdir, ey herşeyi işiten Semî', ey herşeye herşeyden daha yakın olan Karîb, ey bütün dualara cevap veren Mücîbe'd-Daavât! Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ

    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve kikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Şualar sh: 42)

  3. #163
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    Üçüncü Şua - Münâcat Risalesi

    Bu Şua, Kastamonu'da 1931'de telif edilmiştir.

    (Şualar sh: 43)

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺧَﻠْﻖِ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﻭَﺍﺧْﺘِﻠﺎَﻑِ ﺍﻟَّﻴْﻞِ ﻭَﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭِ ﻭَﺍﻟْﻔُﻠْﻚِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺗَﺠْﺮِﻯ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮِ ﺑِﻤَﺎ ﻳَﻨْﻔَﻊُ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﻧْﺰَﻝَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻣِﻦْ ﻣَﺎﺀٍ ﻓَﺎَﺣْﻴَﺎ ﺑِﻪِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﻭَﺑَﺚَّ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﻭَﺗَﺼْﺮِﻳﻒِ ﺍﻟﺮِّﻳَﺎﺡِ ﻭَﺍﻟﺴَّﺤَﺎﺏِ ﺍﻟْﻤُﺴَﺨَّﺮِ ﺑَﻴْﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ َﻟﺎَﻳَﺎﺕٍ ﻟِﻘَﻮْﻡٍ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ

    Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün değişmesinde, insanlara faydalı şeylerle denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, her türlü canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgârları sevk etmesinde ve gökle yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için Allah'ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden nice deliller vardır. (Bakara Sûresi, 2:164)

    (Şualar sh: 55)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻞَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀِ ﻛُﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ﺣَﻰٍّ
    Ey su ile herşeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.

    (Şualar sh: 58)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋَﻤَّﺎ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﻋُﻠُﻮًّﺍ ﻛَﺒِﻴﺮًﺍ
    Allah, onların söyledikleri şeylerden pek münezzehtir ve pek büyük bir yücelikle yücedir. (İsrâ Sûresi, 11:43)

    (Şualar sh: 59)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    ﻭَ ﺍَﺧِﺮُ ﺩَﻋْﻮَﻳﻬُﻢْ ﺍَﻥِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10)



  4. #164
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    Üçüncü Şua Osmanlıca

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻭَ ﺍِﻟَﻬُﻜُﻢْ ﺍِﻟَﻪٌ ﻭَﺍﺣِﺪٌ ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦُ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢُ
    Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, Rahmân'dır, Rahîm'dir. (Bakara Sûresi, 2:163)

    ﻳَﺎ ﺍَﻭَّﻝَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﺍَﺧِﺮَﻩُ ٭ ﻳَﺎ ﺍِﻟَﻪَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﺻَﺎﻧِﻌَﻪُ

    ﻳَﺎ ﺭَﺍﺯِﻕَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﺧَﺎﻟِﻘَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻓَﺎﻃِﺮَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻣَﻠِﻴﻜَﻪُ

    ﻳَﺎ ﻗَﺎﺑِﺾَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﺑَﺎﺳِﻄَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣُﺒْﺪِﺉَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻣُﻌِﻴﺪَﻩُ

    ﻳَﺎ ﻣُﺴَﺒِّﺐَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻣُﻘَﺪِّﺭَﻩُ ٭ ﻳَﺎ ﻣُﺮَﺑِّﻰَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻣُﺪَﺑِّﺮَﻩُ

    ﻳَﺎ ﻣُﻜَﻮِّﺭَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻣُﺤَﻮِّﻟَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣُﺤْﻴِﻰَ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻣُﻤِﻴﺘَﻪُ

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍَﻧْﺖَ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺧَﻠِّﺼْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ


    Ey her şeyin evveli ve âhiri, * Ey her şeyin ilâhı ve sanatkârı,

    Ey her şeyin râzıkı ve hâlıkı, * Ey her şeyin yaratıcısı ve sultânı,

    Ey her şeyi daraltan ve genişleten, * Ey her şeyi ilk defa yaratan ve öldükten sonra tekrar iâde eden,

    Ey her şeye gerekli sebepleri yaratan ve bir ölçü takdir eden, *
    Ey her şeyi terbiye ve idâre eden,

    Ey her şeyi döndüren ve değiştiren, * Ey her şeyi dirilten ve öldüren,

    Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok! Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar.

    "İşte bu nümune gösteriyor ki; Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm marifetullahta, vahdaniyetin isbatında öyle bir mertebededir, hiç kimse yetişemez. Ve o vâdide imam-ı mutlak odur. Herkes onun arkasında o hazineye gidebilir. Malûmdur ki; mükemmel marifetler, ilimler, san'atlar efkârın telahukuyla ve fikirlerin terakkubuyla birbirine iltihak ederek, birbirinin eserini tekmil ede ede, tâ mükemmel bir suret alınır. Bunun içindir ki; şeşhane tüfengini icad eden usta, şimdi bir mitralyozun ustasından daha ziyade hünerlidir.

    Halbuki dikkatle Cevşen-ül Kebir münacatını kalbin kulağıyla, hayalen huzur-u saadette bulunmasıyla, Resul-i Ümmi'den (Aleyhissalâtü Vesselâm) dinleyen adam anlar ve görür ki; 1001 bürhanı ve tarifini tazammun eden ve herbirisi bir silsile-i efkârın neticesi ve tevhidin bir penceresi olan o 1001 kudsî hakikatları, bir ümmi zâtta (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve ümmi bir kavimde ve ümmi bir muhitte ve ehl-i fetret, kitabsız bir millette mucidane, muhteriane, kimseyi taklid etmeyerek, muamma-yı hilkati ve tılsım-ı kâinatı keşif suretiyle, tek başıyla o münacatta beyan ediyor. Bu zaman gibi, binler keşşafın muaveneti ve münacatları gibi taklidkârane değil; belki kubbe-i sema altında, ehl-i semavata işittiren ve kâinat mescidinde, o mescid-i ekberin cemaat-ı kübrasına dinlettiren, hadsiz rikkatten ve nihayetsiz şefkatten insanlara imdad ve meded ve merhamet ve necat istiyor ve diyor:"

    (Osmanlıca Şualar sh: 111)

    ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀِ ﻋَﻈَﻤَﺘُﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ﺍَﻳَﺎﺗُﻪُ

    ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﺩَﻟﺎَﺋِﻠُﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺒِﺤَﺎﺭِ ﻋَﺠَﺎﺋِﺒُﻪُ

    ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻳَﺒْﺪَﺅُ ﺍﻟْﺨَﻠْﻖَ ﺛُﻢَّ ﻳُﻌِﻴﺪُﻩُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝِ ﺧَﺰَﺍﺋِﻨُﻪُ

    ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﻛُﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ﺧَﻠَﻘَﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻳُﺮْﺟَﻊُ ﺍْﻟﺎَﻣْﺮُ ﻛُﻠُّﻪُ

    ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻇَﻬَﺮَ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻟُﻄْﻔُﻪُ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻳُﻌَﺮِّﻑُ ﺍﻟْﺨَﻠﺎَﺋِﻖَ ﻗُﺪْﺭَﺗَﻪُ

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍَﻧْﺖَ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍَﺟِﺮْﻧَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ

    İşte müfessir-i a'zam bu münacatıyla, o âyet-i azîmenin bir vechini tefsir ediyor.

    Bir kısa meali ve tercümesi budur: Diyor ki:

    Ey göklerde ve ecram-ı ulviyede azameti görünen Zât-ı Zülcelal! Ey zeminde ve zeminin her bir mevcudunda vahdaniyetin delilleri, âyetleri müşahede edilen Zât-ı Zülkemal! Ey her bir şeyde ve mahlukta vücub-u vücuduna delalet eden bürhanlar bulunan Zât-ı Vâcib-ül Vücud! Ey azametli denizlerde acibeleri yaratan Zât-ı Celil-i Zülkemal! Ey dağlarda zîhayatların hacetleri için iddihar edilen hazineleri halkeden Hallak-ı Kerim! Ey her bir şeyin yaratılışını güzel yapan, güzel tedbirini gören ve ona levazımatını güzel bir tarzda veren Zât-ı Cemil-i Zül'ikram! Ey her şeyi her bir hacetinde her bir emrinde ona müracaat eden ve her bir mevcud her bir keyfiyetinde ona dayanan ve her bir hak ve hakikat ve hüküm ve hâkimiyet ona raci' olan Zât-ı Kadîr ve Rabb-i Külli Şey! Ey her şeyde zahir bir surette lütfunun eserleri ve inayetinin cilveleri ve güzel san'atının latif nakışları ve rahmetinin letafetli hediyeleri müşahede edilen Zât-ı Latif-i Habir! Ey zîşuur mahlukatına kudretini göstermek için kâinatı bir meşher-i acaib yapan ve umum masnuatını kudret ve hikmet ve rahmet gibi kemalâtını teşhir etmek için birer dellâl, birer ilânname hükmüne getiren Zât-ı Kadîr-i Hakîm! Sen acizden ve şerikten, kusurdan münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilah yok ki, bize imdad etsin. El aman! El aman! Bizi azab ateşinden ve Cehennem'den kurtar.



  5. #165
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    (Şualar sh: 60)

    Dördüncü Şua

    Bu Ayet-i Hasbiye Risalesi, 1938 yılında Kastamonu'da te'lif edilmiştir.

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 61-63-64)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 65)

    ﻛَﺎﻑْ ، ﻧُﻮﻥْ
    Allah'ın bir şeye "ol" demesi ve anında olması anlamında "kün" emri.

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 66)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﺣَﺴْﺒﻨَﺎ
    Bize yeter.

    ﻧَﺎ
    Biz.

    (Şualar sh: 67)

    ﺣَﺴْﺒﻨَﺎ
    Bize yeter.

    ﻧَﺎ
    Biz.

    (Şualar sh: 68)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 71)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    (Şualar sh: 73)

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﻧِﻌْﻤَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ

    İmân nimeti için Allah'a hamdolsun.

    (Şualar sh: 81)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﻧِﻌْﻤَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ
    İmân nimeti için Allah'a hamdolsun.

    ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻟﺎَ ﺗُﺆَﺍﺧِﺬْﻧَﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴِﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ
    Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Şualar sh: 82)

    ﺍَﻟْﺒَﺎﺏُ ﺍﻟْﺨَﺎﻣِﺲُ

    ﻓِﻰ ﻣَﺮَﺍﺗِﺐِ ﴿ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ﴾ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺧَﻤْﺲُ ﻧُﻜَﺖٍ

    ﺍَﻟﻨُّﻜْﺘَﺔُ ﺍْﻟﺎُﻭﻟَﻰ : ﻓَﻬَﺬَﺍ ﺍﻟْﻜَﻠﺎَﻡُ ﺩَﻭَﺍﺀٌ ﻣُﺠَﺮَّﺏٌ ﻟِﻤَﺮَﺽِ ﺍﻟْﻌَﺠْﺰِ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِﻯِّ ﻭَ ﺳَﻘَﻢِ ﺍﻟْﻔَﻘْﺮِ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻧِﻰِّ ٭ ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ ﺍِﺫْ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤُﻮﺟِﺪُ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺑَﺎْﺱَ ﺑِﺰَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕِ ﻟِﺪَﻭَﺍﻡِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺏِ ﺑِﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣُﻮﺟِﺪِﻩِ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺼَّﺎﻧِﻊُ ﺍﻟْﻔَﺎﻃِﺮُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺣُﺰْﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤَﺼْﻨُﻮﻉِ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣَﺪَﺍﺭِ ﺍﻟْﻤَﺤَﺒَّﺔِ ﻓِﻰ ﺻَﺎﻧِﻌِﻪِ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤَﻠِﻚُ ﺍﻟْﻤَﺎﻟِﻚُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ٭ ﻓَﻠﺎَ ﺗَﺎَﺳُّﻒَ ﻋَﻠَﻰ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺠَﺪِّﺩِ ﻓِﻰ ﺯَﻭَﺍﻝٍ ﻭَ ﺫَﻫَﺎﺏٍ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﺎﻫِﺪُ ﺍﻟْﻌَﺎﻟِﻢُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺗَﺤَﺴُّﺮَ ﻋَﻠَﻰ ﻏَﻴْﺒُﻮﺑَﺔِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺑَﺎﺕِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻟِﺒَﻘَﺎﺋِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺩَﺍﺋِﺮَﺓِ ﻋِﻠْﻢِ ﺷَﺎﻫِﺪِﻫَﺎ ﻭَ ﻓِﻰ ﻧَﻈَﺮِﻩِ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺼَّﺎﺣِﺐُ ﺍﻟْﻔَﺎﻃِﺮُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﻛَﺪَﺭَ ﻋَﻠَﻰ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﺤْﺴَﻨَﺎﺕِ ﻟِﺪَﻭَﺍﻡِ ﻣَﻨْﺸَﺎﺀِ ﻣَﺤَﺎﺳِﻨِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍَﺳْﻤَﺎﺀِ ﻓَﺎﻃِﺮِﻫَﺎ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻮَﺍﺭِﺙُ ﺍﻟْﺒَﺎﻋِﺚُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺗَﻠَﻬُّﻒَ ﻋَﻠَﻰ ﻓِﺮَﺍﻕِ ﺍْﻟﺎَﺣْﺒَﺎﺏِ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣَﻦْ ﻳَﺮِﺛُﻬُﻢْ ﻭَ ﻳَﺒْﻌَﺜُﻬُﻢْ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺠَﻤِﻴﻞُ ﺍﻟْﺠَﻠِﻴﻞُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺗَﺤَﺰُّﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﺠَﻤِﻴﻠﺎَﺕِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻫِﻰَ ﻣَﺮَﺍﻳَﺎ ﻟِـْْﻠﺎَﺳْﻤَﺎﺀِ ﺍﻟْﺠَﻤِﻴﻠﺎَﺕِ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﺍْﻟﺎَﺳْﻤَﺎﺀِ

    ﺑِﺠَﻤَﺎﻟِﻬَﺎ ﺑَﻌْﺪَ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤَﺮَﺍﻳَﺎ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻤَﻌْﺒُﻮﺩُ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺏُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺗَﺎَﻟُّﻢَ ﻣِﻦْ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺑَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤَﺠَﺎﺯِﻳَّﺔِ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺏِ ﺍﻟْﺤَﻘِﻴﻘِﻰِّ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦُ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢُ ﺍﻟْﻮَﺩُﻭﺩُ ﺍﻟﺮَّﺅُﻑُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﻏَﻢَّ ﻭَ ﻟﺎَ ﻣَﺎْﻳُﻮﺳِﻴَّﺔَ ﻭَ ﻟﺎَ ﺍَﻫَﻤِّﻴَّﺔَ ﻣِﻦْ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟْﻤُﻨْﻌِﻤِﻴﻦَ ﺍﻟْﻤُﺸْﻔِﻘِﻴﻦَ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮِﻳﻦَ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣَﻦْ ﻭَﺳِﻌَﺖْ ﺭَﺣْﻤَﺘُﻪُ ﻭَ ﺷَﻔْﻘَﺘُﻪُ ﻛُﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺠَﻤِﻴﻞُ ﺍﻟﻠَّﻄِﻴﻒُ ﺍﻟْﻌَﻄُﻮﻑُ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺣِﺮْﻗَﺔَ ﻭَ ﻟﺎَ ﻋِﺒْﺮَﺓَ ﺑِﺰَﻭَﺍﻝِ ﺍﻟﻠَّﻄِﻴﻔَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺸْﻔِﻘَﺎﺕِ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣَﻦْ ﻳَﻘُﻮﻡُ ﻣَﻘَﺎﻡَ ﻛُﻠِّﻬَﺎ ﻭَ ﻟﺎَ ﻳَﻘُﻮﻡُ ﺍﻟْﻜُﻞُّ ﻣَﻘَﺎﻡَ ﺗَﺠَﻞٍّ ﻭَﺍﺣِﺪٍ ﻣِﻦْ ﺗَﺠَﻠِّﻴَﺎﺗِﻪِ ﻓَﺒَﻘَﺎﺋُﻪُ ﺑِﻬَﺬِﻩِ ﺍْﻟﺎَﻭْﺻَﺎﻑِ ﻳَﻘُﻮﻡُ ﻣَﻘَﺎﻡَ ﻛُﻞِّ ﻣَﺎ ﻓَﻨَﻰ ﻭَ ﺯَﺍﻝَ ﻣِﻦْ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉِ ﻣَﺤْﺒُﻮﺑَﺎﺕِ ﻛُﻞِّ ﺍَﺣَﺪٍ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ

    ﻧَﻌَﻢْ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣِﻦْ ﺑَﻘَﺎﺀِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻭَ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺑَﻘَﺎﺀُ ﻣَﺎﻟِﻜِﻬَﺎ ﻭَ ﺻَﺎﻧِﻌِﻬَﺎ ﻭَ ﻓَﺎﻃِﺮِﻫَﺎ

    Beşinci Bab

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    mertebelerine dair beş nüktedir.

    BİRİNCİ NÜKTE:

    Bu
    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ kelâmı, acz-i beşer marazına ve fakr-ı insan hastalığına mücerrep bir devadır. Zira: O Mûcid ki, Mevcud-i Bâkî'dir; öyle ise mevcudatın bâkî meyveler vermek için bu beka-i dünyeviyenin kabuğunu bırakarak zeval bulmalarından müteessir olmamak gerektir. Çünkü Vacibü'l-Vücud olan Mûcid'in bekasıyla ve varlığıyla o sevimli mahlûkatın vücutları mahv ve ademden kurtulup devam eder.

    O Sâni ki, Fâtır-ı Bâkî'dir; öyle ise masnuatın zevalinden mahzun olmamak gerektir. Çünkü medar-ı muhabbet olan bâkî isim ve sıfatların sahibi Sâni-i Zülcelâl'in varlığı ve bekasıyla masnuatın devam-ı vücutları tahakkuk eder.

    O Melik ki, Malik-i Bâkî'dir; öyle ise mülkün teceddüdündeki zeval ve firaklardan teessüf etmemek gerektir. Çünkü Bâkî-i Sermedî'ye intisapla hadsiz bir mülke malikiyet gibi, manen istifade edilir.
    O Şâhid ki, Âlim-i Bâkî'dir; öyle ise mahbubatın dünyadan kaybolup gitmelerinden tahassür etmemek gerektir. Çünkü o mahbubat, Şâhid-i Ezelî'nin bekası ve varlığıyla daire-i ilminde ve nazarında daimî bir vücut bulur.

    O Sahib ki, Fâtır-ı Bâkî'dir; öyle ise güzel şeylerin zevalinden kederlenmemek gerektir. Çünkü onların hüsünlerinin menşei olan bâkî esmanın sahibi Fâtır-ı Mutlak'ın bekası ve varlığıyla eşya-i müstahsene beka bulur.

    O Vâris ki, Bâis-i Bâkî'dir; öyle ise ahbabın firakından ahufizar etmemek gerektir. Çünkü her şeyi tekrar diriltecek olan ve bütün onlar kendisine dönen Bâkî-i Zülkemal'in bekası ve varlığıyla, umum ahbap idam-ı ebedîden kurtulup bir saadet-i sermediyeye mazhar olur.

    O Cemîl ki, Celîl-i Bâkî'dir; öyle ise güzel şeylerin zevaliyle mahzun olmamak gerektir. Çünkü onlar öyle bir Zat-ı Zülcemal'in esmasının âyineleridir ki, kendilerinin zevalinden sonra da o güzel esmanın bekaları devam eder.

    O Ma'bud ki, Mahbub-i Bâkî'dir; öyle ise mecazî mahbupların zevalinden elem çekmemek gerektir. Çünkü Mahbub-i Hakikî'nin bekası ve varlığıyla bütün o dostların vücutları beka bulur.

    O Rahmanürrahîm ki, Vedûd ve Raûf-i Bâkî'dir; öyle ise zahirî mün'im ve müşfiklerin zevaline ehemmiyet vermemek, onlar için gam çekmemek ve me'yus olmamak gerektir. Çünkü rahmet ve şefkati her şeyi ihata eden Zat-ı Zülcelâl bâkîdir.

    O Cemîl ki, Lâtif ve Atûf-i Bâkî'dir; öyle ise zahirî lütuf ve şefkat sahiplerinin zevalinden muazzep olmamak ve ehemmiyet vermemek gerektir. Çünkü onlara mukabil, hepsi Onun tecelliyatından bir tek tecellinin dahi yerini tutamayan Fâtır-ı Zülcelâl bâkîdir.

    Keza, Onun bütün bu evsafıyla ve esmasıyla beraber bekası ve varlığı, dünyadaki her bir ferdin fenâ ve zeval bulan bütün enva-ı mahbubatına bedeldir.

    Öyle ise
    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ demeliyiz.

    Evet, dünyanın ve içindekilerin devam ve bekası için, onun Malik'inin ve Sâniinin ve Fâtır'ının varlığı ve bekası yeter.

    (Şualar sh: 83)

    ﺍَﻟﻨُّﻜْﺘَﺔُ ﺍﻟﺜَّﺎﻧِﻴَﺔُ

    ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺒَﻘَﺎﺀِ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻫُﻮَ ﺍِﻟَﻬِﻰَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﺧَﺎﻟِﻘِﻰَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﻣُﻮﺟِﺪِﻯَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﻓَﺎﻃِﺮِﻯَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﻣَﺎﻟِﻜِﻰَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﺷَﺎﻫِﺪِﻯَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﻣَﻌْﺒُﻮﺩِﻯَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻭَ ﺑَﺎﻋِﺜِﻰَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓَﻠﺎَ ﺑَﺎْﺱَ ﻭَ ﻟﺎَ ﺣُﺰْﻥَ ﻭَ ﻟﺎَ ﺗَﺄَﺳُّﻒَ ﻭَ ﻟﺎَ ﺗَﺤَﺴُّﺮَ ﻋَﻠَﻰ ﺯَﻭَﺍﻝِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻯ ﻟِﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣُﻮﺟِﺪِﻯ ﻭَ ﺍِﻳﺠَﺎﺩِﻩِ ﺑِﺎَﺳْﻤَﺎﺋِﻪِ ﻭَ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺷَﺨْﺼِﻰ ﻣِﻦْ ﺻِﻔَﺔٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻭَ ﻫِﻰَ ﻣِﻦْ ﺷُﻌَﺎﻉِ ﺍِﺳْﻢٍ ﻣِﻦْ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋِﻪِ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻴَﺔِ ﻓَﺰَﻭَﺍﻝُ ﺗِﻠْﻚَ ﺍﻟﺼِّﻔَﺔِ ﻭَ ﻓَﻨَﺎﺋُﻬَﺎ ﻟَﻴْﺲَ ﺍِﻋْﺪَﺍﻣًﺎ ﻟَﻬَﺎ ِﻟﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻣَﻮْﺟُﻮﺩَﺓٌ ﻓِﻰ ﺩَﺍﺋِﺮَﺓِ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻭَ ﺑَﺎﻗِﻴَﺔٌ ﻭَ ﻣَﺸْﻬُﻮﺩَﺓٌ ﻟِﺨَﺎﻟِﻘِﻬَﺎ ٭ ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺒَﻘَﺎﺀِ ﻭَ ﻟَﺬَّﺗِﻪِ ﻋِﻠْﻤِﻰ ﻭَ ﺍِﺫْﻋَﺎﻧِﻰ ﻭَ ﺷُﻌُﻮﺭِﻯ ﻭَ ﺍِﻳﻤَﺎﻧِﻰ ﺑِﺎَﻧَّﻪُ ﺍِﻟَﻬِﻰَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﺍﻟْﻤُﺘَﻤَﺜِّﻞُ ﺷُﻌَﺎﻉُ ﺍِﺳْﻤِﻪِ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻓِﻰ ﻣِﺮْﺍَﺓِ ﻣَﺎ ﻫِﻴَّﺘِﻰ ﻭَ ﻣَﺎ ﺣَﻘِﻴﻘَﺔُ ﻣَﺎ ﻫِﻴَّﺘِﻰ ﺍِﻟﺎَّ ﻇِﻞٌّ ﻟِﺬَﻟِﻚَ ﺍْﻟﺎِﺳْﻢِ ﻓَﺒِﺴِﺮِّ ﺗَﻤَﺜُّﻠِﻪِ ﻓِﻰ ﻣِﺮْﺍَﺓِ ﺣَﻘِﻴﻘَﺘِﻰ ﺻَﺎﺭَﺕْ ﻧَﻔْﺲُ ﺣَﻘِﻴﻘَﺘِﻰ ﻣَﺤْﺒُﻮﺑَﺔً ﻟﺎَ ﻟِﺬَﺍﺗِﻬَﺎ ﺑَﻞْ ﺑِﺴِﺮِّ ﻣَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﺑَﻘَﺎﺀُ ﻣَﺎ ﺗَﻤَﺜَّﻞَ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉُ ﺑَﻘَﺎﺀٍ ﻟَﻬَﺎ


  6. #166
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    İKİNCİ NÜKTE:

    Bekam için Allah bana yeter. Çünkü benim İlâh'ım bâkî,

    Hâlık'ım bâkî, Mûcid'im bâkî, Fâtır'ım bâkî, Malik'im bâkî, Şâhid'im bâkî, Ma'bud'um bâkî ve Bâis'im bâkîdir.

    Öyle ise, benim vücudumun zevalinde beis yok, hüzün yok, teessüf yok, tahassür yoktur. Zira Mûcid'imin bâkîliğiyle beraber, Onun esmasıyla icadı dahi bâkîdir.

    Benim şahsımdaki sıfatlar ise, Onun esma-i bâkîsinden bir ismin bir şuaıdır. O sıfatlar, Hâlık'ının daire-i ilminde mevcut ve nazar-ı şuhudunda bâkî olduğundan, onlar zeval ve fenâya gitmekle idam olmuyorlar.

    Keza, bâkî olan İlâh'ımın Bâkî isminin benim mahiyetimin aynasındaki şuaının bâkî olduğuna; benim mahiyetimin hakikatinin dahi o ismin bir gölgesinden başka bir şey olmadığına;

    ve o ismin, benim mahiyetimin aynasında temessülü sırrıyla, benim hakikatim dahi bizzat mahbup değil, onda olan ve onda bâkî kalan şeylerin çeşit çeşit bekalar olması hasebiyle mahbup olduğuna dair ilmim ve iz'anım ve şuurum ve imanım, beka ve lezzet-i beka itibarıyla bana yeter.

    (Şualar sh: 84)

    ﺍَﻟﻨُّﻜْﺘَﺔُ ﺍﻟﺜَّﺎﻟِﺜَﺔُ : ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ : ﺍِﺫْ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻣَﺎ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﻴَّﺎﻟَﺔُ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﻈَﺎﻫِﺮَ ﻟِﺘَﺠَﺪُّﺩِ ﺗَﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺍِﻳﺠَﺎﺩِﻩِ ﻭَ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﺑِﻪِ ﻭَ ﺑِﺎْﻟﺎِﻧْﺘِﺴَﺎﺏِ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻭَ ﺑِﻤَﻌْﺮِﻓَﺘِﻪِ ﺍَﻧْﻮَﺍﺭُ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺑِﻠﺎَ ﺣَﺪٍّ ﻭَ ﺑِﺪُﻭﻧِﻪِ ﻇُﻠُﻤَﺎﺕُ ﺍﻟْﻌَﺪَﻣَﺎﺕِ ﻭَ ﺍَﻟﺎَﻡُ ﺍﻟْﻔِﺮَﺍﻗَﺎﺕِ ﺍﻟْﻐَﻴْﺮِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺪُﻭﺩَﺍﺕِ ﻭَ ﻣَﺎ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﻴَّﺎﻟَﺔُ ﺍِﻟﺎَّ ﻭَ ﻫِﻰَ ﻣَﺮَﺍﻳَﺎ ﻭَ ﻫِﻰَ ﻣُﺘَﺠَﺪِّﺩَﺓٌ ﺑِﺘَﺒَﺪُّﻝِ ﺍﻟﺘَّﻌَﻴُّﻨَﺎﺕِ ﺍْﻟﺎِﻋْﺘِﺒَﺎﺭِﻳَّﺔِ ﻓِﻰ ﻓَﻨَﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﺯَﻭَﺍﻟِﻬَﺎ ﻭَ ﺑَﻘَﺎﺋِﻬَﺎ ﺑِﺴِﺘَّﺔِ ﻭُﺟُﻮﻩٍ

    ﺍْﻟﺎَﻭَّﻝُ : ﺑَﻘَﺎﺀُ ﻣَﻌَﺎﻧِﻴﻬَﺎ ﺍﻟْﺠَﻤِﻴﻠَﺔِ ﻭَ ﻫُﻮِﻳَّﺎﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤِﺜَﺎﻟِﻴَّﺔِ

    ﻭَ ﺍﻟﺜَّﺎﻧِﻰ : ﺑَﻘَﺎﺀُ ﺻُﻮَﺭِﻫَﺎ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎَﻟْﻮَﺍﺡِ ﺍﻟْﻤِﺜَﺎﻟِﻴَّﺔِ

    ﻭَﺍﻟﺜَّﺎﻟِﺚُ : ﺑَﻘَﺎﺀُ ﺛَﻤَﺮَﺍﺗِﻬَﺎ ﺍْﻟﺎُﺧْﺮَﻭِﻳَّﺔِ

    ﻭَ ﺍﻟﺮَّﺍﺑِﻊُ : ﺑَﻘَﺎﺀُ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺗِﻬَﺎ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻤَﺜِّﻠَﺔِ ﻟَﻬَﺎ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻫِﻰَ ﻧَﻮْﻉُ ﻭُﺟُﻮﺩٍ ﻟَﻬَﺎ

    ﻭَ ﺍﻟْﺨَﺎﻣِﺲُ : ﺑَﻘَﺎﺋُﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤَﺸَﺎﻫِﺪِ ﺍﻟْﻌِﻠْﻤِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻨَﺎﻇِﺮِ ﺍﻟﺴَّﺮْﻣَﺪِﻳَّﺔِ

    ﻭَ ﺍﻟﺴَّﺎﺩِﺱُ : ﺑَﻘَﺎﺀُ ﺍَﺭْﻭَﺍﺣِﻬَﺎ ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﻣِﻦْ ﺫَﻭِﻯ ﺍْﻟﺎَﺭْﻭَﺍﺡِ

    ﻭَ ﻣَﺎ ﻭَﻇِﻴﻔَﺘُﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻛَﻴْﻔِﻴَّﺎﺗِﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﺨَﺎﻟِﻔَﺔِ ﻓِﻰ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﻓَﻨَﺎﺋِﻬَﺎ ﻭَ ﺯَﻭَﺍﻟِﻬَﺎ ﻭَ ﻋَﺪَﻣِﻬَﺎ ﻭَ ﻇُﻬُﻮﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺍِﻧْﻄِﻔَﺎﺋِﻬَﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﺍِﻇْﻬَﺎﺭُ ﺍﻟْﻤُﻘْﺘَﻀِﻴَﺎﺕِ ِﻟﺎَﺳْﻤَﺎﺀٍ ﺍِﻟَﻬِﻴَّﺔٍ ﻓَﻤِﻦْ ﺳِﺮِّ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﻮَﻇِﻴﻔَﺔِ ﺻَﺎﺭَﺕِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕُ ﻛَﺴَﻴْﻞٍ ﻓِﻰ ﻏَﺎﻳَﺔِ ﺍﻟﺴُّﺮْﻋَﺔِ ﺗَﺘَﻤَﻮَّﺝُ ﻣَﻮْﺗًﺎ ﻭَ ﺣَﻴَﺎﺓً ﻭَ ﻭُﺟُﻮﺩًﺍ ﻭَ ﻋَﺪَﻣًﺎ ٭ ﻭَ ﻣِﻦْ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﻮَﻇِﻴﻔَﺔِ ﺗَﺘَﻈَﺎﻫَﺮُ ﺍﻟْﻔَﻌَّﺎﻟِﻴَّﺔُ ﺍﻟﺪَّﺍﺋِﻤَﺔُ ﻭَ ﺍﻟْﺨَﻠﺎَّﻗِﻴَّﺔُ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻤِﺮَّﺓُ ﻓَﻠﺎَ ﺑُﺪَّ ﻟِﻰ ﻭَ ﻟِﻜُﻞِّ ﺍَﺣَﺪٍ ﺍَﻥْ ﻳَﻘُﻮﻝَ : ﴿ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ ...



  7. #167
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    ÜÇÜNCÜ NÜKTE

    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ
    ile intisap peyda edilen Zat öyle bir Vacibü'l-Vücud'dur ki, bu mevcudat-ı seyyale Onun icat ve vücudunun daima teceddüt eden tecelliyatının ancak birer mazharıdır. Onunla ve Ona intisapla ve Onun marifetiyle, hadsiz envar-ı vücut hâsıl olur.

    Ona iman ve intisap olmazsa, had ve hesaba gelmez zulümat-ı adem ve âlâm-ı firak ortaya çıkar.

    Bu mevcudat-ı seyyale, Bâkî-i Sermedî'nin birer âyinesi olduğundan, zeval ve fenâ ve bekalarında taayyünat-ı itibariyelerinin tebeddülüyle teceddütleriyle beraber, altı cihetle bekaya mazhar olur:

    Birincisi: Güzel manaları ve misalî hüviyetleri beka bulur.

    İkincisi: Suretleri elvah-ı misaliyede bâkî kalır.

    Üçüncüsü: Uhrevî semereleri beka kazanır.

    Dördüncüsü: Onun için bir nevi vücut demek olan, elvah-ı mahfuzada temessül eden Rabbanî tesbihatı bâkî kalır.
    Beşincisi: Meşahid-i ilmiye ve menazır-ı sermediyede bâkî kalır.

    Altıncısı: Eğer zîruhlardan ise, ruhu beka bulur. Zira onun mevtinde, fenâsında, zevalinde, ademinde, zuhurunda ve sönüp gitmesindeki muhtelif keyfiyet ve vazifeleri, esma-i İlâhiyenin mukteziyatını izhar etmekten ibarettir. Bu vazife sırrıyladır ki, mevcudatı, gayet sür'atli bir tarzda mevt ve hayat, vücut ve adem dalgaları arasında gayet sür'atle cereyan eden bir sel hâline getirmiştir.

    Kâinattaki faaliyet-i daimenin ve hallâkıyet-i müstemirrenin tezahürü, işte bu vazife sırrından neş'et eder.

    Öyle ise, hep birlikte,
    ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ demeliyiz.

    Yani, Vacibü'l-Vücud'un âsârından bir eser olmak, vücut olarak bana yeter. Sûrî ve akim bir vücutta milyonlar sene geçirmektense, böyle mazhar ve münevver bir vücutta bir an-ı seyyale bana kâfidir.

    Evet, intisab-ı imanî sırrıyla bir dakikalık vücut, intisab-ı imanîden mahrum binlerce seneye mukabil gelir. Hatta o bir dakika, meratib-i vücut itibarıyla diğer binler seneden daha etem ve daha geniştir.

    Keza, semada azameti ve arzda ayetleri görünen ve gökleri ve yeri altı günde yaratan Zatın sanatı olmam, bana vücut ve kıymet-i vücut itibarıyla yeter.

    Keza, semayı kandillerle süsleyip nurlandıran ve zemini çiçeklerle göz kamaştırıcı bir şekilde tezyin eden Zatın masnuu olmam, bana vücut ve kemali vücut itibarıyla yeter.

    Keza, kâinat bütün kemalât ve mehasiniyle Onun kemal ve cemaline nispetle bir zayıf gölgeden ve Onun âyât-ı kemalinden ve işarat-ı cemalinden ibaret olan Zatın mahlûku ve memlûkü ve abdi olmam, bana fahir ve şeref için yeter.

    Keza, had ve hesaba gelmeyen nimetlerini kaf ve nun arasındaki lâtif sandukçalarda iddihar eden ve milyonlarla kantarı tohum ve çekirdek denilen bir avuç dolusu lâtif sandukçalarda kudretiyle toplayan Zat, her şey için bana yeter.

    Keza, bütün cemal ve ihsan sahipleri yerine, bana o Cemîl ve Rahîm olan Zat yeter ki, bu güzel masnuat, mevsimlerin ve asırların ve dehirlerin müruruyla Onun envar-ı cemalini tazelendirmek için fenâya mazhar olan âyinelerden başka bir şey değildir; ve bu bahar ve yaz mevsimlerinde tekrarlanan nimetler ve birbirini takip eden meyveler, mahlûkatın ve günlerin ve senelerin gelip geçmesiyle Onun daimî nimetlerinin teceddüdü için mazharlardan ibarettir.

    Keza, Hâlık-ı Mevt ve Hayat'ın esmasının cilvelerine bir harita ve fihriste ve fezleke ve mizan ve mikyas olmam, bana hayat ve mahiyet-i hayat itibarıyla yeter.

    Keza, bütün Esma-i Hüsnanın müsemması olan Fâtır'ımın şuunat-ı zatiyesine hayatımın mazhariyeti sırrıyla, kalem-i kudretle yazılan ve o Kadîr-i Mutlak ve Hayy-ı Kayyum'un esmasını gösterip anlatan bir kelime olmam, hayat ve vazife-i hayat itibarıyla bana yeter.

    Keza, beni, hedâyâ-i rahmetinin müzeyyenatını muhtevi vücut hullemin ve fıtrat kaftanımın ve muntazam hayat gerdanlığımın murassaatıyla tezyin eden Hâlık'ımın esmasının cilveleriyle süslenerek kardeşlerim olan mahlûkata ilân ve teşhirim ve Hâlık-ı Kâinat'ın nazar-ı şuhuduna ilân ve izharım, hayat ve hukuk-ı hayat itibarıyla bana yeter.

    Keza, hukuk-ı hayatım itibarıyla, zîhayatların Vahib-i Hayat'a olan tahiyyatlarını fehmetmem ve onlara şahit olup şahitlik etmem bana yeter.

    Keza, Sultan-ı Ezelî'nin nazar-ı şuhuduna arz olunmanın şuur ve imanında olarak Onun cevahir-i ihsanatının murassaatıyla süslenip güzelleşmem, hayatımın hukuku olarak bana yeter.

    Keza, Onun abdi ve masnuu ve mahlûku olduğuma ve Ona muhtaç bulunduğuma ve Onun, hikmetine ve rahmetine lâyık bir surette beni terbiye eden ve bana lütufta bulunup nimetlerini ihsan eden Hâlık-ı Rahîm'im ve Rabb-i Kerîm'im olduğuna dair iz'anım ve şuurum ve imanım, hayat ve lezzet-i hayat itibarıyla bana yeter.

    Keza, acz-i mutlak ve fakr-ı mutlak ve zaaf-ı mutlakımın misaliyle o Kadîr-i Mutlak'ın meratib-i kudretine ve o Rahîm-i Mutlak'ın derecat-ı rahmetine ve o Kavi-i Mutlak'ın tabakat-ı kuvvetine mikyas teşkil etmem, hayat ve kıymet-i hayat itibarıyla bana yeter.

    Keza, cüz'î ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarımın cüz'îliğinin ma'kesiyetiyle Hâlık'ımın muhit sıfatlarını fehmetmem bana yeter.

    Nitekim benim cüz'î ilmimin mizanıyla Onun muhit ilmini fehmederim.

    Hakeza, benim İlâh'ımın Kâmil-i Mutlak olduğuna ve kâinatta kemalât olarak ne varsa Onun kemalinin ayetlerinden bir ayet ve Onun kemalinin işaretlerinden bir işaret olduğuna dair ilmim, kemal olarak bana yeter.

    Keza, nefsimde kemalât olarak iman-ı billâh bana yeter; çünkü beşer için iman bütün kemalâtın menbaıdır.

    Keza, muhtelif cihazatımın lisanıyla istenilen enva-ı hacatımın hepsi için, bütün Esma-i Hüsnanın müsemması olan, beni yediren ve içiren ve terbiye ve tedbir eden ve benimle konuşan, celâli her şeyden nihayetsiz derecede yüce olan ve lütuf ve ihsanı her şeyi kuşatan İlâh'ım ve Rabbim ve Hâlık'ım ve Musavvir'im bana yeter.

    (Şualar sh: 88)

    ﺍَﻟﻨُّﻜْﺘَﺔُ ﺍﻟﺮَّﺍﺑِﻌَﺔُ : ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻟِﻜُﻞِّ ﻣَﻄَﺎﻟِﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﻓَﺘَﺢَ ﺻُﻮﺭَﺗِﻰ ﻭَ ﺻُﻮﺭَﺓَ ﺍَﻣْﺜَﺎﻟِﻰ ﻣِﻦْ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤَﺎﺀِ ﺑِﻠَﻄِﻴﻒِ ﺻُﻨْﻌِﻪِ ﻭَ ﻟَﻄِﻴﻒِ ﻗُﺪْﺭَﺗِﻪِ ﻭَ ﺣِﻜْﻤَﺘِﻪِ ﻭَ ﻟَﻄِﻴﻒِ ﺭُﺑُﻮﺑِﻴَّﺘِﻪِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻟِﻜُﻞِّ ﻣَﻘَﺎﺻِﺪِﻯ ﻣَﻦْ ﺍَﻧْﺸَﺄَﻧِﻰ ﻭَ ﺷَﻖَّ ﺳَﻤْﻌِﻰ ﻭَ ﺑَﺼَﺮِﻯ ﻭَ ﺍَﺩْﺭَﺝَ ﻓِﻰ ﺟِﺴْﻤِﻰ ﻟِﺴَﺎﻧًﺎ ﻭَ ﺟَﻨَﺎﻧًﺎ ﻭَ ﺍَﻭْﺩَﻉَ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻭَ ﻓِﻰ ﺟِﻬَﺎﺯَﺍﺗِﻰ ﻣَﻮَﺍﺯِﻳﻦَ ﺣَﺴَّﺎﺳَﺔً ﻟﺎَ ﺗُﻌَﺪُّ ﻟِﻮَﺯْﻥِ ﻣُﺪَﺧَّﺮَﺍﺕِ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉِ ﺧَﺰَﺍﺋِﻦِ ﺭَﺣْﻤَﺘِﻪِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺍَﺩْﺭَﺝَ ﻓِﻰ ﻟِﺴَﺎﻧِﻰ ﻭَ ﺟَﻨَﺎﻧِﻰ ﻭَ ﻓِﻄْﺮَﺗِﻰ ﺍَﻟﺎَﺕٍ ﺣَﺴَّﺎﺳَﺔً

    ﻟﺎَ ﺗُﺤْﺼَﻰ ﻟِﻔَﻬْﻢِ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉِ ﻛُﻨُﻮﺯِ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋِﻪِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺍَﺩْﺭَﺝَ ﻓِﻰ ﺷَﺨْﺼِﻰَ ﺍﻟﺼَّﻐِﻴﺮِ ﺍﻟْﺤَﻘِﻴﺮِ ﻭَ ﺍَﺩْﺭَﺝَ ﻓِﻰ ﻭُﺟُﻮﺩِﻯَ ﺍﻟﻀَّﻌِﻴﻒِ ﺍﻟْﻔَﻘِﻴﺮِ ﻫَﺬِﻩِ ﺍْﻟﺎَﻋْﻀَﺎﺀَ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻟﺎَﺕِ ﻭَ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﺠَﻮَﺍﺭِﺡَ ﻭَ ﺍﻟْﺠِﻬَﺎﺯَﺍﺕِ ﻭَ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﺤَﻮَﺍﺱَّ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﺴِّﻴَّﺎﺕِ ﻭَ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟﻠَّﻄَﺎﺋِﻒَ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻌْﻨَﻮِﻳَّﺎﺕِ ِﻟﺎِﺣْﺴَﺎﺱِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﻧْﻮَﺍﻉِ ﻧِﻌَﻤِﻪِ ﻭَ ِﻟﺎِﺫَﺍﻗَﺔِ ﺍَﻛْﺜَﺮِ ﺗَﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋِﻪِ ﺑِﺠَﻠِﻴﻞِ ﺍُﻟُﻮﻫِﻴَّﺘِﻪِ ﻭَ ﺟَﻤِﻴﻞِ ﺭَﺣْﻤَﺘِﻪِ ﻭَ ﺑِﻜَﺒِﻴﺮِ ﺭُﺑُﻮﺑِﻴَّﺘِﻪِ ﻭَ ﻛَﺮِﻳﻢِ ﺭَﺍْﻓَﺘِﻪِ ﻭَ ﺑِﻌَﻈِﻴﻢِ ﻗُﺪْﺭَﺗِﻪِ ﻭَ ﻟَﻄِﻴﻒِ ﺣِﻜْﻤَﺘِﻪِ

  8. #168
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    DÖRDÜNCÜ NÜKTE:

    Benim suretimi ve emsalim olan zîhayatların suretlerini basit bir sudan lâtif sanatıyla ve her şeye nüfuz eden kudreti ve hikmetiyle ve her şeyi her şe'niyle ihata eden rububiyetiyle açan Zat, bütün metalibim için bana yeter.

    Keza, beni inşa eden, kulağımı ve gözümü açan, cismime lisanımı ve kalbimi derç eden, vücuduma ve cihazatıma, rahmet hazinelerinin çeşit çeşit müddeharatını tartacak hesapsız mizanlar yerleştiren ve..

    Keza lisanıma ve kalbime ve fıtratıma, esmasının çeşit çeşit definelerini anlamaya yarayacak hesapsız hassas aletler yerleştiren Zat, benim bütün makasıdıma yeter.

    Keza, bana bütün enva-ı nimetini ihsas etmek ve ekser tecelliyat-ı esmasını tattırmak için, celîl ulûhiyetiyle ve cemîl rahmetiyle ve kebir rububiyetiyle ve kerîm re'fetiyle ve azîm kudreti ve lâtif hikmetiyle benim küçük ve hakir şahsımda ve zayıf ve fakir vücudumda bu aza ve alâtı ve bu cevarih ve cihazatı ve bu havas ve hissiyatı ve bu letaif ve maneviyatı derc eden Zat bana yeter.

    (Şualar sh: 89)

    ﺍَﻟﻨُّﻜْﺘَﺔُ ﺍﻟْﺨَﺎﻣِﺴَﺔُ : ﻟﺎَ ﺑُﺪَّ ﻟِﻰ ﻭَ ﻟِﻜُﻞِّ ﺍَﺣَﺪٍ ﺍَﻥْ ﻳَﻘُﻮﻝَ ﺣَﺎﻟﺎً ﻭَ ﻗَﺎﻟﺎً ﻭَ ﻣُﺘَﺸَﻜِّﺮًﺍ ﻭَ ﻣُﻔْﺘَﺨِﺮًﺍ : ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺧَﻠَﻘَﻨِﻰ ﻭَ ﺍَﺧْﺮَﺟَﻨِﻰ ﻣِﻦْ ﻇُﻠْﻤَﺔِ ﺍﻟْﻌَﺪَﻡِ ﻭَ ﺍَﻧْﻌَﻢَ ﻋَﻠَﻰَّ ﺑِﻨُﻮﺭِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻠَﻨِﻰ ﺣَﻴًّﺎ ﻓَﺎَﻧْﻌَﻢَ ﻋَﻠَﻰَّ ﻧِﻌْﻤَﺔَ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺗُﻌْﻄِﻰ ﻟِﺼَﺎﺣِﺒِﻬَﺎ ﻛُﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﺗُﻤِﺪُّ ﻳَﺪَ ﺻَﺎﺣِﺒِﻬَﺎ ﺍِﻟَﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻠَﻨِﻰ ﺍِﻧْﺴَﺎﻧًﺎ ﻓَﺎَﻧْﻌَﻢَ ﻋَﻠَﻰَّ ﺑِﻨِﻌْﻤَﺔِ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺻَﻴَّﺮَﺕِ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻋَﺎﻟَﻤًﺎ ﺻَﻐِﻴﺮًﺍ ﺍَﻛْﺒَﺮَ ﻣَﻌْﻨًﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻢِ ﺍﻟْﻜَﺒِﻴﺮِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻠَﻨِﻰ ﻣُﺆْﻣِﻨًﺎ ﻓَﺎَﻧْﻌَﻢَ ﻋَﻠَﻰَّ ﻧِﻌْﻤَﺔَ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﺼَﻴِّﺮُ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺧِﺮَﺓَ ﻛَﺴُﻔْﺮَﺗَﻴْﻦِ ﻣَﻤْﻠُﻮﺋَﺘَﻴْﻦِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨِّﻌَﻢِ ﻳُﻘَﺪِّﻣُﻬَﺎ

    ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻦِ ﺑِﻴَﺪِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻠَﻨِﻰ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺔِ ﺣَﺒِﻴﺒِﻪِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻠﺎَﺓُ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻓَﺎَﻧْﻌَﻢَ ﻋَﻠَﻰَّ ﺑِﻤَﺎ ﻓِﻰ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺤَﺒَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺤْﺒُﻮﺑِﻴَّﺔِ ﺍْﻟﺎِﻟَﻬِﻴَّﺔِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻫِﻰَ ﻣِﻦْ ﺍَﻋْﻠَﻰ ﻣَﺮَﺍﺗِﺐِ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻟﺎَﺕِ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِﻳَّﺔِ ﻭَ ﺑِﺘِﻠْﻚَ ﺍﻟْﻤَﺤَﺒَّﺔِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﺗَﻤْﺘَﺪُّ ﺍَﻳَﺎﺩِﻯ ﺍِﺳْﺘِﻔَﺎﺩَﺓِ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻦِ ﺍِﻟَﻰ ﻣَﺎ ﻟﺎَﻳَﺘَﻨَﺎﻫَﻰ ﻣِﻦْ ﻣُﺸْﺘَﻤِﻠﺎَﺕِ ﺩَﺍﺋِﺮَﺓِ ﺍْﻟﺎِﻣْﻜَﺎﻥِ ﻭَ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺏِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﻓَﻀَّﻠَﻨِﻰ ﺟِﻨْﺴًﺎ ﻭَ ﻧَﻮْﻋًﺎ ﻭَ ﺩِﻳﻨًﺎ ﻭَ ﺍِﻳﻤَﺎﻧًﺎ ﻋَﻠَﻰ ﻛَﺜِﻴﺮٍ ﻣِﻦْ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻪِ ﻓَﻠَﻢْ ﻳَﺠْﻌَﻠْﻨِﻰ ﺟَﺎﻣِﺪًﺍ ﻭَ ﻟﺎَ ﺣَﻴَﻮَﺍﻧًﺎ ﻭَ ﻟﺎَ ﺿَﺎﻟﺎًّ ﻓَﻠَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻭَ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺸُّﻜْﺮُ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻠَﻨِﻰ ﻣَﻈْﻬَﺮًﺍ ﺟَﺎﻣِﻌًﺎ ﻟِﺘَﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋِﻪِ ﻭَ ﺍَﻧْﻌَﻢَ ﻋَﻠَﻰَّ ﺑِﻨِﻌْﻤَﺔٍ ﻟﺎَ ﺗَﺴَﻌُﻬَﺎ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕُ ﺑِﺴِﺮِّ ﺣَﺎﺩِﻳﺚِ ﴿ﻟﺎَ ﻳَﺴَﻌُﻨِﻰ ﺍَﺭْﺿِﻰ ﻭَ ﻟﺎَ ﺳَﻤَﺎﺉِ ﻭَ ﻳَﺴَﻌُﻨِﻰ ﻗَﻠْﺐُ ﻋَﺒْﺪِﻯَ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻦِ﴾ ﻳَﻌْﻨِﻰ ﺍَﻥَّ ﺍﻟْﻤَﺎﻫِﻴَّﺔَ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻧِﻴَّﺔَ ﻣَﻈْﻬَﺮٌ ﺟَﺎﻣِﻊٌ ﻟِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺗَﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺍْﻟﺎَﺳْﻤَﺎﺀِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺠَﻠِّﻴَﺔِ ﻓِﻰ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ

    ﻭَ ﻛَﺬَﺍ ﺣَﺴْﺒِﻰ ﻣَﻦِ ﺍﺷْﺘَﺮَﻯ ﻣُﻠْﻜَﻪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻋِﻨْﺪِﻯ ﻣِﻨِّﻰ ﻟِﻴَﺤْﻔَﻈَﻪُ ﻟِﻰ ﺛُﻢَّ ﻳُﻌِﻴﺪَﻩُ ﺍِﻟَﻰَّ ﻭَ ﺍَﻋْﻄَﺎﻧَﺎ ﺛَﻤَﻨَﻪُ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔَ ﻓَﻠَﻪُ ﺍﻟﺸُّﻜْﺮُ ...

  9. #169
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    BEŞİNCİ NÜKTE

    Ben ve her bir fert, hâlen ve kàlen, müteşekkir ve müftehir olarak, şöyle demeliyiz:

    Beni halk eden ve adem zulmetinden çıkararak bana vücut nurunu in'am eden Zat bana yeter.

    Keza, sahibine her şeyi veren ve onun elini her şeye uzatan hayat nimetini bana bağışlayarak beni hayat sahibi yapan Zat bana yeter.

    Keza, insanı, âlem-i kebirden manen daha büyük bir küçük âlem yapan insaniyet nimetini bana bağışlayarak beni insan yapan Zat bana yeter.

    Keza, dünya ve ahireti nimetlerle dolu iki sofra hâline getirerek iman eliyle mü'mine takdim eden iman nimetini bana bağışlayarak beni mü'min yapan Zat bana yeter.

    Keza, beni habibi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın ümmeti yaparak, imanda bulunan ve bütün kemalât-ı beşeriye meratibinin fevkinde olan muhabbet ve mahbubiyet-i İlâhiye nimetini bana bağışlayan ve bu muhabbet-i imaniye ile, mü'minin istifadesini imkân ve vücup dairelerinin nihayetsiz müştemilâtına kadar genişleten Zat bana yeter.

    Keza, beni camit kılmayıp, hayvan yapmayıp, dalâlette bırakmayarak, cins ve nevi ve din ve iman itibarıyla mahlûkatının pek çoğundan üstün kılan Zat bana yeter; hamd da Ona, şükür de Ona mahsustur.

    Keza,
    ﻟﺎَ ﻳَﺴَﻌُﻨِﻰ ﺍَﺭْﺿِﻰ ﻭَ ﻟﺎَ ﺳَﻤَﺎﺉِ ﻭَ ﻳَﺴَﻌُﻨِﻰ ﻗَﻠْﺐُ ﻋَﺒْﺪِﻯَ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻦِ

    (Ben ne arz, ne de semaya sığmam; fakat, mü'min bir kulumun kalbine sığarım. (Hadis-i kudsî, Müsnedü'l-Firdevs, 3: 114; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:165.) hadis-i kudsîsinin sırrıyla, arz ve semanın istiap edemediği Zat-ı Zülcelâl, bir mü'min kulunun kalbine yerleşir.

    Yani, bütün kâinatta tecelli eden esma-i İlâhiyenin bütün tecelliyatına insanın cami bir mazhar olması sırrıyla, kâinata sığmayan bir nimeti bana bağışlayarak beni esmasının tecelliyatına cami bir mazhar yapan Zat bana yeter.

    Keza, bende bulunan mülkünü muhafaza etmek üzere benden satın alarak sonra bana iade eden ve karşılığında bize Cenneti veren Zat bana yeter. Vücudumun zerrelerinin zerrat-ı kâinatla darbı adedince Ona şükür ve hamd olsun.

    Hasbî Rabbî Cellallah. * Nur Muhammed Sallallah. * Lailahe illallah.

    Hasbî Rabbî Cellallah. * Sirru kalbî zikrullah. * Zikrü Ahmed Sallallah. * Lailahe illallah.

    (Şualar sh: 92)


  10. #170
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.137

    Standart

    Altıncı Şua

    Altıncı Şua, 1937-43 yıllarında Kastamonu'da te'lif edilmiştir.

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ
    Bütün tahiyyeler, bütün mübarek şeyler, bütün salâvat ve duâlar ve bütün kelimat-ı tayyibe Allah'a mahsustur. (Buhari, Ezân: 148, 150, el-Amel Fi's-Salât: 4, İsti'zân: 3, 28, Da'avât: 16, Tevhîd: 5; Müslim, Salât: 56, 60, 62; Ebû Dâvud, Salât: 178; Tirmizî, Salât: 100, Nikâh: 11; Nesâî, Tatbîk: 23, Sehv: 41, 43-45, 56, 100-104; İbn-i Mâce, İkâme: 24; Nikâh: 19; Dârimî, Salât: 84, 92; Muvatta', Nidâ': 53, 55; Müsned, 1:292, 376, 382-4:409)

    Bütün canlıların hayatları boyunca yaptıkları tesbihat ve fıtrî hediyeler Allah'a mahsustur.

    Bereket ve tebrike sebep mübarek mahlûk, tohum, çekirdek, dâne, yumurta; ruh sahiplerinin hususî ibadetleri; kâmil insan ve Allah'a yakın meleklerin nuranî ve yüksek ibadetleri hep Allah'a mahsustur. (Müslim, Salât: 56, 60, 62; Tirmizî, Salât: 100; Neseî, Tatbik: 23; Darimî, Salât: 84, 92.)

    ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ ﻟِﻠَّﻪِ
    Tesbihler, hayat hediyeleri, fıtrî ibadetlerin hepsi Allah'a mahsustur.

    (Şualar sh: 93)

    ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ
    Tesbihler, hayat hediyeleri, fıtrî ibadetler.

    ﺍَﻟْﻤُﺒَﺎﺭَﻛَﺎﺕُ
    Mübarek şeyler, tebrik ve berekete sebep olan yaratıklar.

    ﺍَﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ
    Ruh sahiplerinin hususî ibadetleri.

    ﺍَﻟﻄَّﻴِّﺒَﺎﺕُ
    Kâmil insanların ve Allah'a yakın meleklerin nurlu ve yüksek ibadetleri.

    ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ
    Selâm olsun sana ey Peygamber!

    (Şualar sh: 94)

    ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻨَﺎ ﻭَﻋَﻠَﻰ ﻋِﺒَﺎﺩِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤِﻴﻦَ

    Bize ve Allah'ın salih kullarına selâm olsun.

    ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻭَ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ
    Selâm olsun sana; sana da selâm olsun.

    ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ
    Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehadet ederim. Ve Muhammed'in (a.s.m.), Allah'ın elçisi olduğuna da şehadet ederim.

    ﺍَﻟﺘَّﺤِﻴَّﺎﺕُ
    Tesbihler, hayat hediyeleri, fıtrî ibadetler.

    ﺍَﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰُّ
    Selâm olsun sana ey Peygamber!

    (Şualar sh: 95)

    ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠَﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻭَﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻛَﻤَﺎ ﺻَﻠَّﻴْﺖَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫِﻴﻢَ ﻭَﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻝِ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫِﻴﻢَ
    Allah'ım, İbrahim'e (a.s.) ve İbrahim'in (a.s.) nesline rahmet ettiğin gibi, Muhammed'e (a.s.m.) ve Muhammed'in (a.s.m.) nesline de rahmet et. (Buhari, Enbiyâ: 10)

    ﻋَﺴَٓﻰ ﺍَﻥْ ﻳَﺒْﻌَﺜَﻚَ ﺭَﺑُّﻚَ ﻣَﻘَﺎﻣًﺎ ﻣَﺤْﻤُﻮﺩًﺍ
    Umulur ki Rabbin, seni övülmüş bir makam olan en büyük şefaat makamına kavuşturur. (İsrâ Sûresi, 11:79)

    ﻭَﺍﺑْﻌَﺜْﻪُ ﻣَﻘَﺎﻣًﺎ ﻣَﺤْﻤُﻮﺩًﺍ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻭَﻋَﺪْﺗَﻪُ
    Muhammed'i (a.s.m.) O'na va'dettiğin övülmüş bir makam olan şefaat makamına kavuştur. (Buhari, Ezân: 8, 11. Sûrenin tefsiri: 11; Tirmizî, Mevâkît: 43; Salât: 42; Ebû Dâvud, Salât: 31; Nesâî, Ezân: 38; İbn-i Mâce, Ezân: 4; İkâme: 25; Müsned, 3:354)

    ﻋُﻠَﻤَٓﺎﺀُ ﺍُﻣَّﺘِﻰ ﻛَﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﺑَﻨِٓﻰ ﺍِﺳْﺮَٓﺍﺋِﻴﻞَ
    Ümmetimin alimleri İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir. (Bu hadîs, kaynaklarda haber-i meşhur olarak geçmektedir. bk. Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:64; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi: 1:107 (Diyanet İşleri Yayınları)

    (Şualar sh: 96)

    ﺻِﺮَﺍﻁَ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍَﻧْﻌَﻤْﺖَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ
    Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbi olan sâlih kullarının yoluna... (Fâtiha Sûresi, 1:7)

    ﻏَﻴْﺮِ ﺍﻟْﻤَﻐْﻀُﻮﺏِ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻭَ ﻟﺎَ ﺍﻟﻀَّٓﺎﻟِّﻴﻦَ
    Gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. (Fâtiha Sûresi, 1:7)

    (Şualar sh: 97)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Şualar sh: 98)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Her Gün Bir Ayet-Bir Hadis Ezberleyelim Varmisiniz
    By Ashab-i kehf in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 122
    Son Mesaj: 12.01.15, 01:59
  2. Bir Âyet Bir Hadis
    By Bîçare S.V. in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.01.12, 10:05
  3. Ihlas ile İlgili Ayet Hadis Araştirmam Lazim !
    By BED_RA_KA in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 12.12.08, 16:40
  4. Memba (95 Konu Ayet, Hadis, Tefsir, Nükteler) Tek Link
    By OsmanYukselSerdengecti in forum Program İndirme
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.03.08, 19:23
  5. Bir Ayet ve Bir Hadis
    By yusufnurs in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.07.06, 15:51

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0