+ Konu Cevaplama Paneli
16. Sayfa - Toplam 20 Sayfa var BirinciBirinci ... 6 14 15 16 17 18 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 151 ile 160 ve 192
Like Tree5Beğeni

Konu: Risale-i Nurlar'ın Âyet ve Hadîs Meâlleri

  1. #151
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    ﺍِﻟَﻬِﻰ ﻟِﻰ ﻋَﻠﺎَﻗَﺎﺕٌ ﺷَﺪِﻳﺪَﺓٌ ﻣَﻊَ ﻧَﻮْﻋِﻰَ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻧِﻰِّ ﻭَ ﺟِﻨْﺴِﻰَ ﺍﻟْﺤَﻴْﻮَﺍﻧِﻰِّ ﻣَﻊَ ﺍَﻥَّ ﺍَﻳَﺔَ ﴿ﻛُﻞُّ ﻧَﻔْﺲٍ ﺫَﺍﺋِﻘَﺔُ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ﴾ ﺗُﻬَﺪِّﺩُﻧِﻰ ﻭ ﺗُﻄْﻔِﺊُ ﺍَﻣَﺎﻟِﻰَ ﺍﻟْﻤُﺘَﻌَﻠِّﻘَﺔَ ﺑِﻨَﻮْﻋِﻰ ﻭَ ﺟِﻨْﺴِﻰ ﻭَ ﺗَﻨْﻌِﻰ ﻋَﻠَﻰَّ ﺑِﻤَﻮْﺗِﻬَﺎ ﻓَﻠﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻋَﻦْ ﺫَﺍﻙَ ﺍﻟْﺤُﺰْﻥِ ﺍْﻟﺎَﻟِﻴﻢِ ﺍﻟﻨَّﺎﺷِﻰ ﻣِﻦْ ﺫَﻟِﻚَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﻌْﻰِ ﻭَ ﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ﻋَﻠَﻰ ﺗَﺴَﻞٍّ َﻳْﻤَﻠﺄُ ﻣَﺤَﻞَّ ﻣَﺎ ﺯَﺍﻝَ ﻋَﻦْ ﻗَﻠْﺒِﻰ ﻭَ ﺭُﻭﺣِﻰ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﻚَ ﻓَﺎَﻧْﺖَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺗَﻜْﻔِﻰ ﻋَﻦْ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻭَ ﻟﺎَ ﻳَﻜْﻔِﻰ ﻋَﻨْﻚَ ﻛُﻞُّ ﺷَﻲْﺀٍ ٭ ...

    39 Bu ﻟﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ye dâir mertebelerde hakîkatlerine yalnız işâretler edildi. Bürhânlar ve delîller zikredilmedi. Çünki geçmiş bâblarda zikredilen yüzler ve belki binler vahdâniyet bürhânları ve rubûbiyet delîlleri umûmiyetle ﻟﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ nin hakîkatlerine delîllerdir. Onun için ayrı ayrı delîller zikredilmedi.

    ﺍِﻟَﻬِﻰ ﻟِﻰ ﻋَﻠﺎَﻗَﺎﺕٌ ﺷَﺪِﻳﺪَﺓٌ ﻭَ ﺍِﺑْﺘِﻠﺎَﺀٌ ﻭَ ﻣَﻔْﺘُﻮﻧِﻴَّﺔٌ ﻣَﻊَ ﺷَﺨْﺼِﻴَّﺘِﻰَ ﺍﻟْﺠِﺴْﻤَﺎﻧِﻴَّﺔِ ﺣَﺘَّﻰ ﻛَﺎَﻥَّ ﺟِﺴْﻤِﻰ ﻋَﻤُﻮﺩٌ ﻓِﻰ ﻧَﻈَﺮِﻯَ ﺍﻟﻈَّﺎﻫِﺮِﻯِّ ﻟِﺴَﻘْﻒِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﻣَﺎﻟِﻰ ﻭَ ﻣَﻄَﺎﻟِﺒِﻰ ﻭَ ﻓِﻰَّ ﻋِﺸْﻖٌ ﺷَﺪِﻳﺪٌ ﻟِﻠْﺒَﻘَﺎﺀِ ﻣَﻊَ ﺍَﻥَّ ﺟِﺴْﻤِﻰ ﻟَﻴْﺲَ ﻣِﻦْ ﺣَﺪِﻳﺪٍ ﻭَ ﻟﺎَ ﺣَﺠَﺮٍ ﻟِﻴَﺪُﻭﻡَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺠُﻤْﻠَﺔِ ﺑَﻞْ ﻣِﻦْ ﻟَﺤْﻢٍ ﻭَ ﺩَﻡٍ ﻭَ ﻋَﻈْﻢٍ ﻋَﻠَﻰ ﺟَﻨَﺎﺡِ ﺍﻟﺘَّﻔَﺮُّﻕِ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺍَﻥٍ ﻭَ ﻣَﻊَ ﺍَﻥَّ ﺣَﻴَﺎﺗِﻰ ﻛَﺠِﺴْﻤِﻰ ﻣَﺤْﺪُﻭﺩَﺓُ ﺍﻟﻄَّﺮَﻓَﻴْﻦِ ﺳَﺘُﺨْﺘَﻢُ ﺑِﺨَﺎﺗَﻢِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﻋَﻦْ ﻗَﺮِﻳﺐٍ ﻣَﻊَ ﺍَﻧِّﻰ ﻗَﺪْ ﺍِﺷْﺘَﻌَﻞَ ﺍﻟﺮَّﺃْﺱُ ﺷَﻴْﺒًﺎ ﻣِﻨِّﻰ ﻭَ ﻗَﺪْ ﺿَﺮَﺏَ ﺍﻟﺴَّﻘْﻢُ ﻇَﻬْﺮِﻯ ﻭَ ﺻَﺪْﺭِﻯ ﻓَﺎَﻧَﺎ ﻓِﻰ ﻗَﻠَﻖٍ ﻭَ ﺿَﺠَﺮٍ ﻭَ ﺍِﺿْﻄِﺮَﺍﺏٍ ﻭَ ﺗَﺎَﻟُّﻢٍ ﻭَ ﺗَﺤَﺰُّﻥٍ ﺷَﺪِﻳﺪٍ ﻣِﻦْ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﻜَﻴْﻔِﻴَّﺔِ ٭ ﻓَﻠﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻋَﻦْ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﺤَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟْﻬَﺎﺋِﻠَﺔِ ﻭَ ﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﺎ ﻳُﺴَﻠِّﻴﻨِﻰ ﻋَﻤَّﺎ ﻳَﺤْﺰُﻧُﻨِﻰ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﺎ ﻳُﻌَﻮِّﺿُﻨِﻰ ﻣَﺎ ﻳَﻀِﻴﻊُ ﻣِﻨِّﻰ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﺎ ﻳَﻘُﻮﻡُ ﻣَﻘَﺎﻡَ ﻣَﺎ ﻳَﻔُﻮﺕُ ﻣِﻨِّﻰ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺑِّﻰَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ، ﻭَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﺑِﺒَﻘَﺎﺋِﻪِ ﻭَ ﺍِﺑْﻘَﺎﺋِﻪِ ﻣَﻦْ ﺗَﻤَﺴَّﻚَ ﺑِﺎﺳْﻢٍ ﻣِﻦْ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋِﻪِ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻴَﺔِ ٭


    İlâhî! Benim insânî olan nev'imle şiddetli bir alâkam vardır. Bununla berâber "Her nefis ölümü tadıcıdır" (Âl-i İmrân Sûresi, 3:185) âyeti beni tehdîd ediyor ve nev'imle cinsimle alâkalı emellerimi söndürüyor ve onların ölümlerini bana haber veriyor. Bu mevt ve haberden neş'et eden bu hüzn-i elîme karşı havl ve kalb ve rûhumdan zâil olanların yerini dolduracak olan tesellîyi verecek kuvvet ancak Sendedir. Çünki her şeye karşı kâfî gelen fakat her şey kendisine kâfî gelemeyen Zât ancak Sensin.

    İlâhî! Benim, evim ve menzilim gibi olan dünyamla şiddetli bir alâkam vardır. Bununla berâber "O'nun üzerindeki herkes fânîdir. Celâl ve ikrâm sâhibi Rabbinin zâtı ise bâkî kalır" (Rahmân Sûresi, 55:27) âyeti, benim bu evimin harâb olacağını ve bu yıkılacak olan evde kendileriyle berâber oturduğum mahbûblarımın zevâl bulacağını i'lân ediyor. Bu korkunç musîbete karşı ve göçüp giden ahbâbdan ayrılıklara bile karşı havl ve bunlara karşı bana tesellî verecek ve onların yerine geçecek kuvvet ancak Sendedir, ey tecelliyât-ı rahmetinden bir cilve, benden ayrılan her şeyin yerine geçebilen Zât!

    İlâhî! Mâhiyetimin câmiiyeti ve bana in'âm ettiğin cihâzâtımın gâyet kesreti i'tibâriyle alâkalarım ve kâinâta ve envâına şiddetli ihtiyâclarım vardır. Bunlar berâber "O'nun zâtından başka her şey helâk olucudur. Hüküm O'nundur ve ancak O'na döndürüleceksiniz." (Kasas Sûresi, 28:88) Âyeti beni tehdîd eder ve eşyâlarla olan pek çok alâkamı keser. Ve her bir alâkanın kesilmesiyle, rûhumda bir yara ve ma'nevî bir elem oluşur. İşte bu hadsiz yaralara karşı havl ve onları tedâvî edecek kuvvet ancak Sendedir, ey her şeye kâfî gelen ve bütün eşyâ, teveccüh-i rahmetinden bir tek şeye kâfî gelemeyen Zât, ey bir şey için olduğunda her şey o şey için olan ve o şey için olmadığında o şey için hiçbir şey olmayan Zât!

    İlâhî! Cismânî şahsiyetimle şiddetli alâkam ve ibtilâ ve meftûniyetim var. Öyle ki, sanki cismim, zâhirî nazarımda bütün âmâl ve metâlibimin tavanına bir direktir. Bende bekâya karşı şiddetli aşk var. Bununla berâber cismim ne demir ne de taştandır ki filcümle devâm etsin. Bi'lakis her ân dağılmak üzere bulunan et ve kan ve kemiktendir. Yine bununla berâber hayâtım cismim gibi iki tarafı sınırlıdır, yakın bir zamânda mevtin hâtemiyle mühürlenecektir. Bununla berâber ihtiyârlıktan başım beyâz âlev aldı. Hastalık sırtımı ve göğsümü darbelemiştir. Bu hâlden dolayı ben üzüntü, sıkıntı, ızdırâb, teellüm ve şiddetli hüzün içindeyim. Bu korkunç hâle karşı havl ve beni üzen şeylere karşı beni tesellî edecek ve benden kaybolan şeyleri telâfî edecek ve benden geçip giden şeylerin yerine geçebilecek kuvvet ancak Sendedir, ey Bâkî olan ve bâkî isimlerinden bir isme yapışan kimse, kendisinin bekâsı ve ibkâsı ile bâkî olan Rabbim!

  2. #152
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    ﺍِﻟَﻬِﻰ ﻟِﻰ ﻭَ ﻟِﻜُﻞِّ ﺫِﻯ ﺣَﻴَﺎﺓٍ ﺧَﻮْﻑٌ ﺷَﺪِﻳﺪٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﻭَ ﺍﻟﺰَّﻭَﺍﻝِ ﺍﻟﻠَّﺬَﻳْﻦِ ﻟﺎَ ﻣَﻔَﺮَّ ﻣِﻨْﻬُﻤَﺎ ﻭَ ﻟِﻰَ ﻣُﺤَﺒَّﺔٌ ﺷَﺪِﻳﺪَﺓٌ ﻟِﻠْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﻌُﻤْﺮِ ﺍﻟﻠَّﺬَﻳْﻦِ ﻟﺎَ ﺩَﻭَﺍﻡَ ﻟَﻬُﻤَﺎ؛ ﻣَﻊَ ﺍَﻥَّ ﺗَﺴَﺎﺭُﻉَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍَﺟْﺴَﺎﻣِﻨَﺎ ﺑِﻬُﺠُﻮﻡِ ﺍْﻟﺎَﺟَﺎﻝِ ﻟﺎَ ﻳُﺒْﻘِﻰ ﻟِﻰ ﻭَ ﻟﺎَ ِﻟﺎَﺣَﺪٍ ﺍَﻣَﻠﺎً ﻣِﻦَ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻝِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﻮِﻳَّﺔِ ﺍِﻟﺎَّ ﻭَ ﻳَﻘْﻄَﻌُﻬَﺎ ﻭَ ﻟﺎَ ﻟَﺬَّﺓً ﺍِﻟﺎَّ ﻭَ ﻳَﻬْﺪِﻣُﻬَﺎ، ﻓَﻠﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻋَﻦْ ﺗِﻠْﻚَ ﺍﻟْﺒَﻠِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻬَﺎﺋِﻠَﺔِ ﻭَ ﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﺎ ﻳُﺴَﻠِّﻴﻨَﺎ ﻋَﻨْﻬَﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﻚَ ﻳَﺎ ﺧَﺎﻟِﻖَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻴَﻮﺓِ ﻭَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓُ ﺍﻟﺴَّﺮْﻣَﺪِﻳَّﺔُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻣَﻦْ ﺗَﻤَﺴَّﻚَ ﺑِﻪِ ﻭَ ﺗَﻮَﺟَّﻪَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻭَ ﻳَﻌْﺮِﻓُﻪُ ﻭَ ﻳُﺤِﺒُّﻪُ ﻳَﺪُﻭﻡُ ﺣَﻴَﺎﺗُﻪُ ﻭَ ﻳَﻜُﻮﻥُ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕُ ﻟَﻪُ ﺗَﺠَﺪُّﺩَ ﺣَﻴَﺎﺓٍ ﻭَ ﺗَﺒْﺪِﻳﻞَ ﻣَﻜَﺎﻥٍ ﻓَﺎِﺫًﺍ ﻓَﻠﺎَ ﺣُﺰْﻥَ ﻟَﻪُ ﻭَ ﻟﺎَ ﺍَﻟَﻢَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺑِﺴِﺮِّ ﴿ﺍَﻟﺎَ ﺍِﻥَّ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺀَ ﺍﻟﻠَّﻪ*ِ ﻟﺎَ ﺧَﻮْﻑٌ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻭَ ﻟﺎَ ﻫُﻢْ ﻳَﺤْﺰَﻧُﻮﻥَ( ٭ ...


    40 ﻟﺎَ ﺣَﻮْﻝَ ﻭَﻟﺎَ ﻗُﻮَّﺓَ nin merâtibindeki yirmi mertebe başta yazılacaktı. Âhirde yazacağım diye te'hîr etmiştim. Âhire geldiğimiz vakit şimdilik teehhür etti. Çünki îzâh ile olsa çok uzun olurdu. Kendime mahsûs yalnız işâretlerle yazılsa idi, istifade az olurdu. Başka vakte ta'lîk edildi.

    İlâhî Benim ve bütün zîhayâtın, kendilerinden kaçış olmayan ölüm ve zevâle karşı şiddetli bir korkumuz var. Ve benim, devâmları olmayan ömür ve hayâta karşı şiddetli bir muhabbetim var. Bununla berâber ecellerin bizim cisimlerimize hücûmuyla mevtin sür'ati, ne bende başka birinde, kesip attığı hâric dünyevî emellerden ne hiçbir emel ve tahrîb ettiği hâric ne de bir lezzet bırakır. Bu korkunç belâya karşı havl ve buna karşı bizi tesellî edecek kuvvet ancak Sendedir, ey Hâlık-ı mevt ve hayât! Ey hayât-ı sermediye sâhibi olan ve kendisine temessük eden ve kendisine yönelenin ve kendisini tanıyan ve kendisini sevenin hayâtının devâm ettiği ve ölümün ona teceddüd-i hayât ve tebdîl-i mekân olduğu zât! Öyle ise "Dikkat edin! Şübhesiz Allâh'ın Velî (kul)larına hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun (da) olmayacaklardır" sırrıyla, ona ne hüzün vardır ve ona ne de elem vardır.

    İlâhî! Nev'im ve cinsimden dolayı benim göklerde ve yerde olan teellümât ve temenniyât ile ve onların ahvâli ile alâkalarım var. Fakat hiçbir cihetle onlara emrimi dinletecek ve emelimi bu cirimlere teblîğ edecek kuvvet bende yok. Bu belâlara ve alâkalara karşı havl ancak Sendedir, ey Göklerin ve yerin Rabbi ve ey onları sâlih kullarına teshîr eden Zât!

    İlâhî! Benim ve bütün akıl sâhiblerinin, geçmiş zamânlar ve gelecek vakitlerle alâkalarımız var. Bununla berâber biz daracık bir zamân-ı hâzırda hapsolunduk; mâzî ve müstakbel zamânın en ednâsına bile ellerimiz yetişmez ki, bizi sevindirecek bir şeyi bundan celb edelim yâhûd bizi üzecek bir şeyi bundan def' edelim.

    Bu hâle karşı havl ve o hâlin en güzel hâle tahvîline yetecek kuvvet ancak Sendedir, ey asırların ve zamânların Rabbi!

    İlâhî! Benim fıtratımda ve her bir ferdin fıtratlarında, ebedü'l-âbâda uzanan ebedî emeller ve sermedî matlablar var. Çünki fıtratımıza öyle acîb ve câmi' bir isti'dâd tevdî' etmişsin ki, onda, dünyâ ve içindekilerin kendilerini doyuramayacağı bir ihtiyâc ve bir muhabbet vardır. Bu ihtiyâc ve bu muhabbet bâkî cennetten başka hiçbir şeye râzı olmaz ve bu isti'dâd saâdet-i ebediye yurdundan başka hiçbir şeyle tatmîn olmaz, ey dünyâ ve âhiretin Rabbi! Ve ey Cennetin ve dâr-ı karârın Rabbi!

    "Seni (her türlü noksânlıktan) tenzîh ederiz; senin bize öğrettiklerinden başka bizim için bir ilim yoktur. Şübhe yok ki Alîm, Hakîm ancak sensin." (Bakara Sûresi, 2:32.)

    "Bizi buna (bu mükâfâta vesîle olan amellere) hidâyet eden Allâh'a hamd olsun; eğer Allâh bizi hidâyete erdirmeseydi, doğru yolu bulamazdık. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri (bize) hakkı getirmişlerdir." (A'râf Sûresi, 1:43.)

    Allâhım, ümmetimin hasenâtı adedince, Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmîn. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh'a mahsûstur.

    (Osmanlıca Lem'alar sh: 737)

  3. #153
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    ﺍَﻟْﺒَﺎﺏُ ﺍﻟﺴَّﺎﺑِﻊُ
    Yedinci Bâb

    Neşhedü en Lâ ilâhe illallahü ve enne Muhammeden resulullah hakkındadır.

    ﻣَﻘَﺎﻣَﺎﻥِ

    İki makamdır

    ﺍَﻟْﻤَﻘَﺎﻡُ ﺍْﻟﺎَﻭَّﻝُ
    ﻓِﻰ ﺷَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻧَﺸْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪ*ُ ﻭَ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪ*ِ ...


    41 Bu ikinci şehâdette herbir kelime nübüvvet-i Ahmediyenin(asm) birer hak bürhânına îmâ ettiği ve birer vazîfe-i nübüvvete ve birer makâmât-ı Muhammediyeye(asm) işâret ettiği gibi birinci şehâdette herbir fıkra dahi küllî çok berâhîn-i vahdâniyete delâlet ettiğinden gûyâ herbiri hem benim şâhidim hem benimle şehâdet eder ve ben onların lisân-ı hâl ile şehâdetlerini lisân-ı kâle niyetimle kalb edip berâber şehâdet getiriyoruz demektir.

    ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﻳَﺎ ﺣَﻔِﻴﻆُ ﻳَﺎ ﺣَﺎﻓِﻆُ ﻳَﺎ ﺧَﻴْﺮَ ﺍﻟْﺤَﺎﻓِﻈِﻴﻦَ ﻧَﺴْﺘَﻮْﺩِﻉُ ﺣِﻔْﻈَﻚَ ﻭَ ﺣِﻤَﺎﻳَﺘَﻚَ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺘَﻚَ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟﺸَّﻬَﺎﺩَﺍﺕِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﺍَﻧْﻌَﻤْﺘَﻬَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻨَﺎ ﻓَﺎﺣْﻔَﻈْﻬَﺎ ﺍِﻟَﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﺤَﺸْﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﻤِﻴﺰَﺍﻥِ ﺍَﻣِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠَّﻪ*ِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ٭

    Birinci Makâm

    "Şehâdet ederiz ki Allâh'dan başka ilâh yoktur ve Muhammed (asm) Allâh'ın Resûlüdür" cümlesinin şehâdeti hakkındadır.

    Allâhım! Ey seçilmiş olan Muhammed'in (asm) Rabbi, Ey cennetin ve cehennemin Rabbi, Ey peygamberlerin ve hayırlı kimselerin Rabbi, Ey sıddîkların ve ebrârın Rabbi, Ey küçüklerin ve büyüklerin Rabbi, Ey habbelerin ve meyvelerin Rabbi, Ey nehirlerin ve ağaçların Rabbi, Ey sahrâların ve ovaların Rabbi, Ey kölelerin ve hürlerin Rabbi, Ey gecenin ve gündüzün Rabbi.

    Akşamladık ve sabâhladık, Seni şâhid tutarız; Senin bütün mukaddes sıfatlarını şâhid tutarız; Senin bütün esmâ-yı hüsnânı şâhid tutarız; Senin bütün yüce meleklerini şâhid tutarız; Senin çeşitli mahlûkâtının hepsini şâhid tutarız; Senin büyük peygamberlerinin hepsini ve Senin büyük velîlerinin hepsini ve Senin yüksek asfiyânın hepsini şâhid tutarız; Senin sayısız ve saymakla bitmez tekvînî âyetlerinin hepsini şâhid tutarız; Senin müzeyyen, mevzûn, manzûm, mütemâsil masnûâtının hepsini şâhid tutarız; Senin âciz, câmid, câhil olan fakat havl ve tavlinle ve emir ve izninle acîb ve muntazam vazîfeleri taşıyan kâinât zerrelerinin hepsini şâhid tutarız; basît ve câmid şeylerden olan zerrâtın, mütenevvi', muntazam, sağlam ve san'atlı hadsiz mürekkebâtının hepsini şâhid tutarız; hayât mâddeleri gâyet ihtilât içinde karışık olan ve gâyet imtiyâz içinde def'aten birbirinden ayrılan nâmî mevcûdâtın terekkübâtının hepsini şâhid tutarız; enbiyâ ve evliyânın sultânı, mahlûkâtın en efdali ve apaçık mu'cizelerin sâhibi olan Habîb-i Ekrem'ini -salavât ve teslîmâtın en üstünü O'nun ve âlinin üzerine olsun- şâhid tutarız; apaçık âyetler ve nûrlu bürhânlar ve vâzıh delîller ve parlak nûrlar sâhibi olan Furkân-ı Hakîm'ini şâhid tutarız:

    Bizim hepimiz şehâdet ederiz ki, sen ancak Vâcibü'l-Vücûd, Vâhid, Ehad, Ferd, Samed, Hay, Kayyûm, Alîm, Hakîm, Kadîr, Mürîd, Semî', Basîr, Rahmân, Rahîm, Adl, Hakem, Muktedir ve Mütekellim olan Allâh'sın ve bütün güzel isimler Senindir.

    Yine şehâdet ederiz ki, tek başına senden başka ilâh yoktur. Senin şerîkin yoktur. Ve sen her şeye hakkıyla kadîrsin ve her şeyi hakkıyla bilensin.

    Yine yukarıda geçenlerin hepsi ile ve yukarıda geçenlerin hepsiyle berâber şehâdet ederiz ki, Muhammed (asm) Senin kulun, peygamberin, seçkin kulun, halîlin, mülkünün cemâli, san'atının melîki, inâyetinin gözü, hidâyetinin güneşi, muhabbetinin lisânı, rahmetinin misâli, mahlûkâtının nûru, mevcûdâtının şerefi, kâinâtının tılsımının keşşâfı, saltanat-ı rubûbiyetinin dellâlı, isimlerinin hazînelerinin ta'rîf edicisi, kullarına Senin emirlerinin ta'lîm edicisi, kitâb-ı kâinâtın âyetlerinin müfessiri, Senin medâr-ı şühûdun ve işhâdın, kendi cemâline ve esmâna olan muhabbetinin ve san'atına ve masnûâtına ve mahlûkâtının mehâsinine olan muhabbetinin âyînesi, âlemlere rahmet olarak ve âlemler sarâyının nakışlarındaki boya san'atının hikmetiyle saltanat-ı rubûbiyetindeki mehâsin-i kemâlâtı beyân etmek ve âlemler kitâbının satırlarındaki âyetlerin kelimelerindeki hikmetlerin işâretleriyle Senin isimlerinin hazînelerini ta'rîf etmek ve marziyâtını beyân etmek için gönderdiğin habîbin ve resûlündür, ey göklerin ve yerlerin Rabbi! Ona ve âline ve ashâbına ve ihvânına, her anda ve zamânda milyonlar salât ve selâm olsun.

    Ey Hafîz, ey Hâfız, ey Hayru'l-Hâfızîn olan Allâhım, bize ihsân ettiğin bu şehâdetleri Senin hıfzına, Senin himâyene ve Senin rahmetine tevdî' ediyoruz. Haşir ve mîzân gününe kadar onları hıfz eyle. Âmîn Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh'a mahsûstur.

    (Osmanlıca Lem'alar sh: 740)

  4. #154
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    ﺍَﻟْﻤَﻘَﺎﻡُ ﺍﻟﺜَّﺎﻧِﻰ

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠَّﻪ*ِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﴿٢٤﴾ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠَﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻭَ ﺩَﻝَّ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻋَﻠَﻰ ﺍَﻭْﺻَﺎﻑِ ﺟَﻠﺎَﻟِﻪِ ﻭَ ﺟَﻤَﺎﻟِﻪِ ﻭَ ﻛَﻤَﺎﻟِﻪِ ﻭَ ﺷَﻬِﺪَ ﻋﻠَﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻭَﺍﺣِﺪٌ ﻓَﺮْﺩٌ ﺻَﻤَﺪٌ ﺍَﻟﺸَّﺎﻫِﺪُ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻕُ ﺍﻟْﻤُﺼَﺪَّﻕُ ﻭَ ﺍﻟْﺒُﺮْﻫَﺎﻥُ ﺍﻟﻨَّﺎﻃِﻖُ ﺍﻟْﻤُﺤَﻘَّﻖُ ﺳَﻴِّﺪُ ﺍْﻟﺎَﻧْﺒِﻴَﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ ٭ ﺍَﻟْﺤَﺎﻭِﻯ ﻟِﺴِﺮِّ ﺍِﺟْﻤَﺎﻋِﻬِﻢْ ﻭَ ﺗَﺼْﺪِﻳﻘِﻬِﻢْ ﻭَ ﻣُﻌْﺠِﺰَﺍﺗِﻬِﻢْ ٭ ﻭَ ﺍِﻣَﺎﻡُ ﺍْﻟﺎَﻭْﻟِﻴَﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟﺼِّﺪِّﻳﻘِﻴﻦَ ٭ ﺍَﻟْﺤَﺎﻭِﻯ ﻟِﺴِﺮِّ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻗِﻬِﻢْ ﻭَ ﺗَﺤْﻘِﻴﻘِﻬِﻢْ ﻭَ ﻛَﺮَﺍﻣَﺎﺗِﻬِﻢْ ٭ ﺫُﻭ ﺍْﻟﺎِﺭْﻫَﺎﺻَﺎﺕِ ﺍﻟْﺨَﺎﺭِﻗَﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻌْﺠِﺰَﺍﺕِ ﺍﻟْﺒَﺎﻫِﺮَﺓِ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﺮَﺍﻫِﻴﻦِ ﺍﻟْﻘَﺎﻃِﻌَﺔِ ﺍﻟْﻮَﺍﺿِﺤَﺔِ ٭ ﺫُﻭ ﺍْﻟﺎَﺧْﻠﺎَﻕِ ﺍﻟْﻌَﺎﻟِﻴَﺔِ ﻓِﻰ ﺫَﺍﺗِﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺨِﺼَﺎﻝِ ﺍﻟْﻐَﺎﻟِﻴَﺔِ ﻓِﻰ ﻭَﻇِﻴﻔَﺘِﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﺠَﺎﻳَﺎ ﺍﻟﺴَّﺎﻣِﻴَﺔِ ﻓِﻰ ﺷَﺮِﻳﻌَﺘِﻪِ ٭ ﻣَﻬْﺒَﻂُ ﺍﻟْﻮَﺣْﻰِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻰِّ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰِﻝِ ﺑِﺘَﻮْﻓِﻴﻖٍ ﻟَﻪُ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰَﻝُِ ﺑِﺎِﻋْﺠَﺎﺯِﻩِ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰَﻝِ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺑِﻘُﻮَّﺓِ ﺍِﻳﻤَﺎﻧِﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰَﻝِ ﺍِﻟَﻴْﻬِﻢْ ﺑِﻜُﺸُﻮﻓِﻬِﻢْ ﻭَ ﺗَﺤْﻘِﻴﻘَﺎﺗِﻬِﻢْ ٭ ﺳَﻴَّﺎﺭُ ﻋَﺎﻟَﻢِ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻠَﻜُﻮﺕِ ٭ ﻣُﺸَﺎﻫِﺪُ ﺍْﻟﺎَﺭْﻭَﺍﺡِ ﻭَ ﻣُﺼَﺎﺣِﺐُ ﺍﻟْﻤَﻠَﺌِﻜَﺔِ ﻣُﺮْﺷِﺪُ ﺍﻟْﺠِﻦِّ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻧْﺲِ ٭ ﻭَ ﺍَﻧْﻮَﺭُ ﺛَﻤَﺮَﺍﺕِ ﺷَﺠَﺮَﺓِ ﺍﻟْﺨِﻠْﻘَﺔِ ٭ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ٭ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥُ ﺍﻟْﺤَﻘِﻴﻘَﺔِ ٭ ﻟِﺴَﺎﻥُ ﺍﻟْﻤُﺤَﺒَّﺔِ ٭ ﻣِﺜَﺎﻝُ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺔِ ٭ ﻛَﺎﺷِﻒُ ﻃِﻠْﺴِﻢِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ٭ ﺣَﻠﺎَّﻝُ ﻣُﻌَﻤَّﺎﺀِ ﺍﻟْﺨِﻠْﻘَﺔِ ٭ﺩَﻟﺎَّﻝُ ﺳَﻠْﻄَﻨَﺔِ ﺍﻟﺮُّﺑُﻮﺑِﻴَّﺔِ ٭ ﻣَﺪَﺍﺭُ ﻇُﻬُﻮﺭِ ﻣَﻘَﺎﺻِﺪِ ﺧَﺎﻟِﻖِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻓِﻰ ﺧَﻠْﻖِ ﺍﻟْﻤَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺕِ ٭ ﻭَ ﻭَﺍﺳِﻄَﺔُ ﺗَﻈَﺎﻫُﺮِ ﻛَﻤَﺎﻟﺎَﺕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﺍَﻟْﻤُﺮْﻣِﺰُ ﺑِﺸَﺨْﺼِﻴَّﺘِﻪِ ﺍﻟْﻤَﻌْﻨَﻮِﻳَّﺔِ ﺍِﻟَﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻧُﺼْﺐَ ﻋَﻴْﻦِ ﻓَﺎﻃِﺮِ ﺍﻟْﻜَﻮْﻥِ ﻓِﻰ ﺧَﻠْﻖِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﴿ﻳَﻌْﻨِﻰ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﺼَّﺎﻧِﻊَ ﻧَﻈَﺮَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻭَ ﺧَﻠَﻖَ ِﻟﺎَﺟْﻠِﻪِ ﻭَ ِﻟﺎَﻣْﺜَﺎﻟِﻪِ ﻫَﺬَﺍ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻢَ﴾ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟﺪِّﻳﻦِ ﻭَ ﺍﻟﺸَّﺮِﻳﻌَﺔِ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﺳْﻠﺎَﻣِﻴَّﺔِ ﺍﻟَّﺘِﻰ ﻫِﻰَ ﺑِﺪَﺳَﺎﺗِﻴﺮِﻫَﺎ ﺍَﻧْﻤُﻮﺫَﺝُ ﺩَﺳَﺎﺗِﻴﺮِ ﺍﻟﺴَّﻌَﺎﺩَﺓِ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪَّﺍﺭَﻳْﻦِ ٭ ﻛَﺎَﻥَّ ﺫَﻟِﻚَ ﺍﻟﺪِّﻳﻦَ ﻓِﻬْﺮِﺳْﺘَﺔٌ ﺍُﺧْﺮِﺟَﺖْ ﻣِﻦْ ﻛِﺘَﺎﺏِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ٭ ﻓَﻜَﺎَﻥَّ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰَﻝَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻗِﺮَﺍﺋَﺔٌ ِﻟﺎَﻳَﺎﺕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﺍَﻟْﻤُﺸِﻴﺮُ ﺩِﻳﻨُﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖُّ ﺍِﻟَﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻧِﻈَﺎﻡُ ﻧَﺎﻇِﻢِ ﺍﻟْﻜَﻮْﻥِ ٭ ﻓَﻨَﺎﻇِﻢُ ﻫَﺬِﻩِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﺑِﻬَﺬَﺍ ﺍﻟﻨِّﻈَﺎﻡِ ﺍْﻟﺎَﺗَﻢِّ ﺍْﻟﺎَﻛْﻤَﻞِ ﻫُﻮَ ﻧَﺎﻇِﻢُ ﺫَﻟِﻚَ ﺍﻟﺪِّﻳﻦِ ﺍﻟْﺠَﺎﻣِﻊِ ﺑِﻬَﺬَﺍ ﺍﻟﻨَّﻈْﻢِ ﺍْﻟﺎَﺣْﺴَﻦِ ﺍْﻟﺎَﺟْﻤَﻞِ ﺳَﻴِّﺪُﻧَﺎ ﻧَﺤْﻦُ ﻣَﻌَﺎﺷِﺮَ ﺑَﻨِﻰ ﺍَﺩَﻡَ ﻭَ ﻣُﻬْﺪِﻳﻨَﺎ ﺍِﻟَﻰ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﻧَﺤْﻦُ ﻣَﻌَﺎﺷِﺮَ ﺍﻟْﻤُﺆْﻣِﻨِﻴﻦَ ﻣُﺤَﻤَّﺪٌ ﺍﺑْﻦُ ﻋَﺒْﺪِ ﺍﻟﻠَّﻪ* ﺍِﺑْﻦِ ﻋَﺒْﺪِ ﺍﻟْﻤُﻄَّﻠِﺐِ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﺍَﻓْﻀَﻞُ ﺍﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍَﺗَﻢُّ ﺍﻟﺘَّﺴْﻠِﻴﻤَﺎﺕِ ﻣَﺎﺩَﺍﻣَﺖِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽُ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕُ ٭ ﻓَﺎِﻥَّ ﺫَﻟِﻚَ ﺍﻟﺸَّﺎﻫِﺪَ ﻳَﺸْﻬَﺪُ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐِ ﻓِﻰ ﻋَﺎﻟَﻢِ ﺍﻟﺸَّﻬَﺎﺩَﺓِ ﻋَﻠَﻰ ﺭُﺅُﺱِ ﺍْﻟﺎَﺷْﻬَﺎﺩِ ﺑِﻄَﻮْﺭِ ﺍﻟْﻤُﺸَﺎﻫِﺪِ ٭


    42 Bu makâmın îzâhı Ondokuzuncu Mektûb olan Mu'cizât-ı Ahmediye(asm) risâlesinin âhirindedir. Şu makâmın herbir kaydı herbir kelimesi risâlet-i Ahmediyenin(asm) birer delîline işâret eder ve Kur'ân-ı Hakîm'in Kelâmullâh olduğuna dâir olan bürhânlara îmâ eder. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ile Kur'ân, her ikisi vahdâniyet-i İlâhiyeye birer gâyet parlak delîl olarak burada zikredilmişlerdir.

    ﻧَﻌَﻢْ ﻳُﺸَﺎﻫَﺪُ ﺍَﻧَّﻪُ ﻳُﺸَﺎﻫِﺪُ ﺛُﻢَّ ﻳَﺸْﻬَﺪُ ﻣُﻨَﺎﺩِﻳًﺎ ِﻟﺎَﺟْﻴَﺎﻝِ ﺍﻟْﺒَﺸَﺮِ ﺧَﻠْﻒَ ﺍْﻟﺎَﻋْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻗْﻄَﺎﺭِ ﺑِﺎَﻋْﻠَﻰ ﺻَﻮْﺗِﻪِ ٭

    ﻧَﻌَﻢْ ﻓَﻬَﺬَﺍ ﺻَﺪَﺍﺀُ ﺻَﻮْﺗِﻪِ ﻳُﺴْﻤَﻊُ ﻣِﻦْ ﺍَﻋْﻤَﺎﻕِ ﺍﻟْﻤَﺎﺿِﻰ ﺍِﻟَﻰ ﺷَﻮَﺍﻫِﻖِ ﺍْﻟﺎِﺳْﺘِﻘْﺒَﺎﻝِ ﻭَ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻗُﻮَّﺗِﻪِ ٭ ﻧَﻌَﻢْ ﻓَﻘَﺪْ ﺍِﺳْﺘَﻮْﻟَﻰ ﻋَﻠَﻰ ﻧِﺼْﻒِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ ٭ ﻭَ ﺍِﻧْﺼَﺒَﻎَ ﺑِﺼِﺒْﻐَﺘِﻪِ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﻭِﻳَّﺔِ ﺧُﻤْﺲُ ﺑَﻨِﻰ ﺍَﺩَﻡَ ٭ ﻭَ ﺩَﺍﻣَﺖْ ﺳَﻠْﻄَﻨَﺘُﻪُ ﺍﻟْﻤَﻌْﻨَﻮِﻳَّﺔُ ﺍَﻟْﻔًﺎ ﻭَ ﺛَﻠَﺜَﻤِﺎَﺓٍ ﻭَ ﺧَﻤْﺴِﻴﻦَ ﺳَﻨَﺔً ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺯَﻣَﺎﻥٍ ﻳَﺤْﻜُﻢُ ﻇَﺎﻫِﺮًﺍ ﻭَ ﺑَﺎﻃِﻨًﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺛَﻠَﺜَﻤِﺎَﺓٍ ﻭَ ﺧَﻤْﺴِﻴﻦَ ﻣَﻠﺎَﻳِﻴﻦَ ﻣِﻦْ ﺭَﻋِﻴَّﺘِﻪِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻄِﻴﻌَﺔِ ﺑِﺎِﻧْﻘِﻴَﺎﺩِ ﻧُﻔُﻮﺳِﻬِﻢْ ﻭَ ﻗُﻠُﻮﺑِﻬِﻢْ ﻭَ ﺍَﺭْﻭَﺍﺣِﻬِﻢْ ﻭَ ﻋُﻘُﻮﻟِﻬِﻢْ ِﻟﺎَﻭَﺍﻣِﺮِ ﺳَﻴِّﺪِﻫِﻢْ ﻭَ ﺳُﻠْﻄَﺎﻧِﻬِﻢْ ٭ ﻭَ ﺑِﻐَﺎﻳَﺔِ ﺟِﺪِّﻳَّﺘِﻪِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺍﺕِ ﻗُﻮَّﺓِ ﺩَﺳَﺎﺗِﻴﺮِﻩِ ﺍﻟْﻤُﺴَﻤَّﺮَﺓِ ﻋَﻠَﻰ ﺻُﺨُﻮﺭِ ﺍﻟﺪُّﻫُﻮﺭِ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺟِﺒَﺎﻩِ ﺍْﻟﺎَﻗْﻄَﺎﺭِ ٭ ﻭَ ﺑِﻐَﺎﻳَﺔِ ﻭُﺛُﻮﻗِﻪِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﺯُﻫْﺪِﻩِ ﻭَ ﺍِﺳْﺘِﻐْﻨَﺎﺋِﻪِ ﻋَﻦِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ٭ ﻭَ ﺑِﻐَﺎﻳَﺔِ ﺍِﻃْﻤِﺌْﻨَﺎﻧِﻪِ ﻭَ ﻭُﺛُﻮﻗِﻪِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﺳِﻴَﺮِﻩِ ﻭَ ﺑِﻐَﺎﻳَﺔِ ﻗُﻮَّﺓِ ﺍِﻳﻤَﺎﻧِﻪِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﺍَﻧَّﻪُ ﺍَﻋْﺒَﺪُ ﻭَ ﺍَﺗْﻘَﻰ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜُﻞِّ ﺑِﺎِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﺍﻟْﻜُﻞِّ ﺷَﻬَﺎﺩَﺓً ﺟَﺎﺯِﻣَﺔً ﻣُﻜَﺮَّﺭَﺓً ﺑـِ ﴿ﻓَﺎﻋْﻠَﻢْ ﺍَﻧَّﻪُ ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪ*ُ﴾ ﺍَﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋﻠَﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻭَ ﺻَﺮَّﺡَ ﺑِﺎَﻭْﺻَﺎﻑِ ﺟَﻠﺎَﻟِﻪِ ﻭَ ﺟَﻤَﺎﻟِﻪِ ﻭَ ﻛَﻤَﺎﻟِﻪِ ﻭَ ﺷَﻬِﺪَ ﻋَﻠَﻰ ﺍَﻧَّﻪُ ﻭَﺍﺣِﺪٌ ﺍَﺣَﺪٌ ﻓَﺮْﺩٌ ﺻَﻤَﺪٌ ﺍَﻟْﻔُﺮْﻗَﺎﻥُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ ﺍَﻟْﺤَﺎﻭِﻯ ﻟِﺴِﺮِّ ﺍِﺟْﻤَﺎﻉِ ﻛُﻞِّ ﻛُﺘُﺐِ ﺍْﻟﺎَﻧْﺒِﻴَﺎﺀِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﻭْﻟِﻴَﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻮَﺣِّﺪِﻳﻦَ ﺍﻟْﻤُﺨْﺘَﻠِﻔِﻴﻦَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤَﺸَﺎﺭِﺏِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺴَﺎﻟِﻚِ ﺍﻟْﻤُﺘَّﻔِﻘَﺔِ ﻗُﻠُﻮﺏُ ﻫَﺆُﻟﺎَﺀِ ﻭَ ﻋُﻘُﻮﻝُ ﺍُﻭﻟَﺌِﻚَ ﺑِﺤَﻘَﺎﺋِﻖِ ﻛُﺘُﺒِﻬِﻢْ ﻋَﻠَﻰ ﺗَﺼْﺪِﻳﻖِ ﺍَﺳَﺎﺳَﺎﺕِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﺍﻟْﻤُﻨَﻮَّﺭِ ﺟِﻬَﺎﺗُﻪُ ﺍﻟﺴِّﺖُّ ٭ ﺍِﺫْ ﻋَﻠَﻰ ﻇَﻬْﺮِﻩِ ﺳِﻜَّﺔُ ﺍْﻟﺎِﻋْﺠَﺎﺯِ ٭ ﻭَ ﻓِﻰ ﺑَﻄْﻨِﻪِ ﺣَﻘَﺎﺋِﻖُ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ٭ ﻭَ ﺗَﺤْﺘَﻪُ ﺑَﺮَﺍﻫِﻴﻦُ ﺍْﻟﺎِﺫْﻋَﺎﻥِ ٭ ﻭَ ﻫَﺪَﻓُﻪُ ﺳَﻌَﺎﺩَﺓُ ﺍﻟﺪَّﺍﺭَﻳْﻦِ ٭ ﻭَ ﻧُﻘْﻄَﺔُ ﺍِﺳْﺘِﻨَﺎﺩِﻩِ ﻣَﺤْﺾُ ﺍﻟْﻮَﺣْﻰِ ﺍﻟﺮَّﺑَّﺎﻧِﻰِّ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰِﻝِ ﺑِﺎَﻳَﺎﺗِﻪِ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰَﻝِ ﺑِﺎِﻋْﺠَﺎﺯِﻩِ ٭
    ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰَﻝِ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺑِﻘُﻮَّﺓِ ﺍِﻳﻤَﺎﻧِﻪِ ﻭَ ﺍَﻣْﻨِﻴَّﺘِﻪِ ...



    İkinci Makâm

    Hamd, Allâh'a mahsûstur. O'nun Vücûb-ı Vücûduna öyle bir Zât delâlet eder, insânlara O'nun evsâf-ı Celâlini ve Cemâlini ve kemâlini öyle bir Zât gösterir.

    Ve O'nun Vâhid ve Ferd ve Samed olduğuna öyle bir Zât şâhidlik eder ki, o, tasdîk olunmuş Şâhid-i Sâdık ve tahkîk olunmuş Bürhân-ı Nâtıktır. Enbiyâ ve mürselînin efendisidir ki, onların icmâ'larının ve tasdîklerinin ve mu'cizelerinin sırrını hâvîdir. Evliyâ ve sıddîkînin imâmıdır ki, onların ittifâklarının ve tahkîklerinin ve kerâmetlerinin sırrını hâvîdir.

    Hârika irhâsât ve bâhir mu'cizât ve kat'î ve vâzıh bürhânlar sâhibidir.

    Zâtında ahlâk-ı âliye, vazîfesinde hısâl-i gâliye ve şerîatinde secâyâ-yı sâmiye sâhibidir.

    Vahyi indiren Zât-ı Zülcelâl'in ona tevfîki ile ve indirilen vahyin îcâzıyla ve kendisine vahiy indirilen Zâtın Ona kuvvet-i îmânı ile ve kendilerine vahiy indirilenlerin keşfiyâtları ve tahkîkâtlarıyla berâber icmâıyla, vahy-i Rabbânînin indiği yerdir.

    Âlem-i gayb ve melekûtün seyyârıdır.

    Ervâhı müşâhede ve melâikeye arkadaşlık eden ve cin ve insin Mürşidi olandır. Şecere-i hilkatin meyvelerinin en münevveridir.

    Hakkın sirâcı, hakîkatin bürhânı, muhabbetin lisânı, rahmetin misâli, kâinât tılsımının keşşâfı, muamma-yı hilkatin halledicisi, saltanat-ı rubûbiyetin dellâlıdır.

    Hâlık-ı kâinâtın, mevcûdâtın hilkatindeki makâsıdının medâr-ı zuhûrudur. Kâinâtın kemâlâtının vâsıta-i tezâhürüdür.

    Ma'nevî şahsiyetiyle, Fâtır-ı Kâinât'a kâinâtın hilkatinde nasbü'l-ayn olduğunu remzeden (yani Sâni' ona bakmış ve O'nun ve emsâlinin hürmetine bu âlemi yaratmış)dır.

    Düstûrlarıyla, her iki dünyâdaki saâdetin düstûrlarına enmûzec olan dîn ve şerîat ve islâmiyetin sâhibidir. Sanki bu dîn kitâb-ı kâinâttan çıkarılmış bir fihristedir. Kendisine indirilmiş olan Kur'ân ise, sanki kâinâtın âyâtını okumaktır. Hak dîni, kendisinin, kâinât Nâzımının nizâmı olduğuna işâret edendir. Çünki bu kâinâtı, bu nizâm-ı etemm ve ekmel ile tanzîm eden kim ise, bu nazm-ı ahsen ve ecmeli câmi' olan bu dîni tanzîm eden de Odur.

    Yer ve gökler devâm ettiği müddetçe salavâtın en efdali ve teslîmâtın en etemmi, biz Ademoğulları topluluğunun efendisi ve biz mü'minler topluluğunun îmâna hidâyet edicisi olan Abdullâh İbn-i Abdülmuttalib oğlu Muhammed'in üzerine olsun.

    Çünki bu Şâhid, âlem-i şehâdette bütün şâhidlerin gözü önünde gaybe dâir, müşâhid tavrıyla şehâdet eder. Evet görülüyor ki, kendisi görür, sonra asırların ve aktârın arkasında en yüksek sadâsı ile beşer tâifelerine seslenerek şâhidlik eder.

    Evet, bu O'nun, mâzînin derinliklerinden istikbâlin yüksek tepelerine kadar bütün kuvvetiyle işitilen sesinin sadâsıdır. Evet, o ses yerin yarısını istîlâ etti; benî-âdem'in beşte biri O'nun semâvî boyasıyla boyandı. Ma'nevî saltanatı 1350 sene devâm etti; her zamânda sâdık ve mutî' raiyetinden 350 milyon kişi üzerinde, seyyidlerinin ve sultânlarının emirlerine nefislerinin ve kalblerinin ve rûhlarının ve akıllarının inkıyâdıyla zâhiren ve bâtınen hükmediyor.

    Asırların kayaları üzerine ve aktârın meydânlarına çivilenmiş kuvvet-i düstûrlarının şehâdetiyle gâyet ciddiyetiyle zühdünün ve dünyâdan istiğnâsının şehâdetiyle gâyet vüsûku ile seyrinin şehâdetiyle gâyet itmi'nânı ve vüsûku ile herkesin ittifâkıyla herkesten daha fazla ibâdet eden ve daha fazla takvâ sâhibi oluşunun şehâdetiyle gâyet derecedeki kuvvet-i îmânı ile, "Gerçekten şunu bil ki, Allâh'dan başka ilâh yoktur" ile öyle kat'î ve mükerrer şehâdet eder ki, Furkân-ı Hakîm o Zât-ı Zülcelâl'in vücûb-ı vücûduna delâlet eder. O'nun celâlinin ve cemâlinin ve kemâlinin evsâfını tasrîh eder. Öyle bir Furkân-ı Hakîm ki, meşreblerde ve mesleklerde muhtelif, kalbleri ve akılları müttefik olan enbiyânın ve evliyânın ve muvahhidînin bütün kitâblarının sırr-ı icmâını hâvîdir. Çünki o kitâbların hakâiki, altı ciheti münevver olan Kur'ân'ın esâsâtını tasdîk ederler. Zîrâ Kur'ân'ın üstünde sikke-i i'câz, içinde hakâik-ı îmân, altında berâhîn-i iz'ân vardır. Hedefi saâdet-i dâreyndir. Nokta-i istinâdı ise, Onu indiren Zâtın, âyetleriyle, indirilen Kur'ân'ın, i'câzıyla, kendisine Kur'ân indirilen Zât'ın, ona kuvvet-i îmânı ve emniyetiyle ümmîliğiyle ve kemâl-i teslîmiyeti ve safvetiyle ve nüzûlü sırasında ma'lûm vaz'iyetiyle berâber icmâıyla mahz-ı vahy-i Rabbânîdir. O, bilyakîn mecma'-i hakâiktir. Bilbedâhe envâr-ı îmânın menbaıdır. Bilyakîn saâdetlere îsâl bilmüşâhede, kâmil meyveler sâhibidir. Farklı farklı emârelerden olan hads-i sâdık ile, meleklerin ve ins ve cinnin makbûlüdür. Âkıl ve kâmil olanların ittifâkıyla, aklî delîllerle müeyyeddir. Vicdânın ona itmi'nânının şehâdetiyle, fıtrat-ı selîme ile musaddaktır. Bilmüşâhede ebedî mu'cizedir. Basar-ı mutlak sâhibidir ki, eşyâyı kemâl-i vuzûh ile görür. Gaybı ve uzağı, hâzır ve yakîn gibi görür. Mutlak inbisât sâhibidir ki, mukarrabînden olan mele-i a'lâya bir dersi öğretir, etfâl-i beşere de bu dersin aynısını öğretir. Ta'lîmi ve ta'lîmâtı, yükseklerin en yükseğinden, basitlerin en basitine kadar zîşuûrun tabakâtına şâmil olur. "O'ndan başka ilâh yoktur" ve "Şunu bil ki, Allâh'dan başka ilâh yoktur" şeklindeki kat'î ve mükerrer bir şehâdetle, âlem-i şehâdette gaybın lisânıdır.

    (Lem'alar sh: 304)

  5. #155
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Otuzuncu Lem'a

    Bu Lem'a, 1935-36 yıllarında Eskişehir Hapishanesinde te'lif edilmiştir.

    Otuzuncu Lem'anın Birinci Nüktesi

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻭَﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﻓَﺮَﺷْﻨَﺎﻫَﺎ ﻓَﻨِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻤَﺎﻫِﺪُﻭﻥَ
    Yeri de döşeyip düzenledik. Biz ne güzel donatıcıyız! (Zâriyat Sûresi, 51:48)

    (Lem'alar sh: 307)

    ﺍَﻟﻨَّﻈَﺎﻓَﺔُ ﻣِﻦَ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ
    "Temizlik îmândandır." Bu hususta bir çok hadis rivâyet edilmiştir. (Müslim, Tahâret: 1; Dârimî, Vudû': 2; Müsned, 5:342, 344; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 291)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺩِﻳﻦِ ﺍْﻟﺎِﺳْﻠﺎَﻡِ ﻭَ ﻛَﻤَﺎﻝِ ﺍْﻟﺎِﻳﻤَﺎﻥِ
    Bize ihsan ettiği İslâm dini ve mükemmel iman nimeti sebebiyle Allah'a hamd olsun.

    ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳُﺤِﺐُّ ﺍﻟﺘَّﻮَّﺍﺑِﻴﻦَ ﻭَﻳُﺤِﺐُّ ﺍﻟْﻤُﺘَﻄَﻬِّﺮِﻳﻦَ
    Muhakkak ki Allah çok tevbe edenleri ve temiz olanları sever. (Bakara Sûresi, 2:222)

    (Lem'alar sh: 308)

    Otuzuncu Lem'anın İkinci Nüktesi

    ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻋِﻨْﺪَﻧَﺎ ﺧَﺰَٓﺍﺋِﻨُﻪُ ﻭَﻣَﺎ ﻧُﻨَﺰِّﻟُﻪُٓ ﺍِﻟﺎَّ ﺑِﻘَﺪَﺭٍ ﻣَﻌْﻠُﻮﻡٍ
    Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. Herşeyi Biz ancak belirli bir miktarla indiririz. (Hicr Sûresi, 15:21)

    (Lem'alar sh: 310)

    ﻭَﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀَ ﺭَﻓَﻌَﻬَﺎ ﻭَﻭَﺿَﻊَ ﺍﻟْﻤِﻴﺰَﺍﻥَ ٭ ﺍَﻟﺎَّ ﺗَﻄْﻐَﻮْﺍ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤِﻴﺰَﺍﻥِ ٭ ﻭَﺍَﻗِﻴﻤُﻮﺍ ﺍﻟْﻮَﺯْﻥَ ﺑِﺎﻟْﻘِﺴْﻂِ ﻭَﻟﺎَ ﺗُﺨْﺴِﺮُﻭﺍ ﺍﻟْﻤِﻴﺰَﺍﻥَ
    Gökyüzünü yükseltip nizam ve ölçü verdi. Tâ ki ölçüde sınırı aşmayasınız! Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin ve âhiretteki mizanınızı ziyana düşürmeyin! (Rahmân Sûresi, 55:7-9)

    (Lem'alar sh: 311)

    Otuzuncu Lem'anın Üçüncü Nüktesi

    ﺍُﺩْﻉُ ﺍِﻟَﻰ ﺳَﺒِﻴﻞِ ﺭَﺑِّﻚَ ﺑِﺎﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ
    Rabbinin yoluna hikmetle çağır. (Nahl Sûresi, 16:125)

    (Lem'alar sh: 316)

    ﻛُﻠُﻮﺍ ﻭَ ﺍﺷْﺮَﺑُﻮﺍ ﻭَ ﻟﺎَ ﺗُﺴْﺮِﻓُﻮﺍ
    Yiyin, için, fakat israf etmeyin. (A'râf Sûresi, 1:31)

    (Lem'alar sh: 317)

    ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَﺻَﺤْﺒِﻪِ ﺍﻟﺼَّﻠﺎَﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻋَﺎﺷِﺮَﺍﺕِ ﺍْﻟﺎَﻳَّﺎﻡِ ﻭَﺫَﺭَّﺍﺕِ ﺍْﻟﺎَﻧَﺎﻡِ
    Günlerin âşireleri ve mahlûkatın zerreleri sayısınca Ona ve âl ve ashabına salât ve selâm olsun.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Lem'alar sh: 318)

    Otuzuncu Lem'anın Dördüncü Nüktesi

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ
    De ki: O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1)

    (Lem'alar sh: 325)

    ﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﻓِﻴﻬِﻤَٓﺎ ﺍَﻟِﻬَﺔٌ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟَﻔَﺴَﺪَﺗَﺎ
    Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de harap olup giderdi. (Enbiyâ Sûresi, 21:22)

    ﻓَﺎﺭْﺟِﻊِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮَ ﻫَﻞْ ﺗَﺮَﻯ ﻣِﻦْ ﻓُﻄُﻮﺭٍ
    Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun? (Mülk Sûresi, 61:3)

    (Lem'alar sh: 327)

    ﻟﺎَ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ
    Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Haşir Sûresi, 59:22)

    ﺍَﻟﺴَّﺒَﺐُ ﻛَﺎﻟْﻔَﺎﻋِﻞِ
    Bir şeye sebep olan, onu işleyen gibidir. ["Hayrın yolunu gösteren, onu işleyen gibidir" (Feyzü'l- Kadîr, c.3, s. 531, hadîs no: 4250; Keşfü'l-Hafâ, c. 1, s. 399.)

    (Lem'alar sh: 328)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Lem'alar sh: 329)

    Otuzuncu Lem'anın Beşinci Nüktesi

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟَٓﻰ ﺍَﺛَﺎﺭِ ﺭَﺣْﻤَﺖِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻛَﻴْﻒَ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ ﺍِﻥَّ ﺫَﻟِﻚَ ﻟَﻤُﺤْﻴِﻰ ﺍﻟْﻤَﻮْﺗَﻰ ﻭَﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ
    Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kadirdir. (Rum Sûresi, 30:50)

    ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺤَﻰُّ ﺍﻟْﻘَﻴُّﻮﻡُ ﻟﺎَ ﺗَﺎْﺧُﺬُﻩُ ﺳِﻨَﺔٌ ﻭَﻟﺎَ ﻧَﻮْﻡٌ
    Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hayy ve Kayyûmdur. Onu ne uyuklama ve ne de uyku tutmaz, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona ârız olamaz. (Bakara Sûresi, 2:255)

    (Lem'alar sh: 332)

    ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﻭَ ﻳُﻤِﻴﺖُ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﺧْﺘِﻠﺎَﻑُ ﺍﻟَّﻴْﻞِ ﻭَﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭِ
    Dirilten de, öldüren de ancak Odur. Geceyle gündüzü değiştirmek de ancak Onun eseridir. (Mü'minûn Sûresi, 23:80)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﻭَ ﻳُﻤِﻴﺖُ ﻓَﺎِﺫَﺍ ﻗَﻀَٓﻰ ﺍَﻣْﺮًﺍ ﻓَﺎِﻧَّﻤَﺎ ﻳَﻘُﻮﻝُ ﻟَﻪُ ﻛُﻦْ ﻓَﻴَﻜُﻮﻥُ
    Dirilten de, öldüren de ancak Odur. O birşeyin olmasını dilediği zaman Onun işi sadece 'Ol' demektir; o da oluverir. (Mü'min Sûresi, 40:68)

    ﻓَﻴُﺤْﻴِﻰ ﺑِﻪِ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ
    Yeryüzünü ölümünün ardından diriltir. (Rum Sûresi, 30:24)

    (Lem'alar sh: 333)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺯَّﺍﻕُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻘُﻮَّﺓِ ﺍﻟْﻤَﺘِﻴﻦُ
    Rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Odur. (Zâriyat Sûresi, 51:58)

    ﻭَ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺮِﺿْﺖُ ﻓَﻬُﻮَ ﻳَﺸْﻔِﻴﻦِ
    Hastalandığımda bana şifa veren ancak Odur. (Şuarâ Sûresi, 26:80)

    ﻭَﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﻨَﺰِّﻝُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺚَ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﻣَﺎ ﻗَﻨَﻄُﻮﺍ
    İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ancak Odur. (Şûrâ Sûresi, 42:28)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ
    ..öyle ki, Odur. (Şûrâ Sûresi, 42:28)

    ﻫُﻮَ ﺍﻟﺮَّﺯَّﺍﻕُ
    .. Rızık verici ancak Odur. (Zâriyat Sûresi, 51:58)

    (Lem'alar sh: 339)

    ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﻗَﺒْﻞَ ﻛُﻞِّ ﺣَﻰٍّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺑَﻌْﺪَ ﻛُﻞِّ ﺣَﻰٍّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪِ ﺣَﻰٌّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟﺎَ ﻳُﺸْﺒِﻬُﻪُ ﺷَﻲْﺀٌ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟﺎَ ﻳَﺤْﺘَﺎﺝُ ﺍِﻟَﻰ ﺣَﻰٍّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟﺎَ ﻳُﺸَﺎﺭِﻛُﻪُ ﺣَﻰٌّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﻤِﻴﺖُ ﻛُﻞَّ ﺣَﻰٍّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳَﺮْﺯُﻕُ ﻛُﻞَّ ﺣَﻰٍّ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍﻟْﻤَﻮْﺗَﻰ ٭ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟﺎَ ﻳَﻤُﻮﺕُ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻟﺎَٓ ﺍِﻟَﻪَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍَﻧْﺖَ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﺍْﻟﺎَﻣَﺎﻥُ ﻧَﺠِّﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﺍَﻣِﻴﻦَ
    Ey her zîhayattan önce var olan Hayy.. Ey her zîhayattan sonra bâkî olan Hayy..
    Ey kendisine benzer hiçbir şey bulunmayan Hayy.. Ey kendisi gibi hiç hayat sahibi bulunmayan Hayy..
    Ey hiçbir şeriki bulunmayan Hayy.. Ey hiçbir hayat sahibine hiçbir vecihle muhtaç olmayan Hayy..
    Ey bütün canlılara ölümü veren Hayy.. Ey bütün canlıları rızıklandıran Hayy..
    Ey ölüleri dirilten Hayy.. Ey kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy..
    Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman, bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Âmin.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Lem'alar sh: 340)

    Otuzuncu Lem'anın Altıncı Nüktesi

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

    ﺑِﻴَﺪِﻩِ ﻣَﻠَﻜُﻮﺕُ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ
    Herşeyin hüküm ve tasarrufu Onun elindedir. (Yâsin Sûresi, 36:83)

    ﻟَﻪُ ﻣَﻘَﺎﻟِﻴﺪُ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ
    Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir. (Zümer Sûresi, 39:63)

    ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻋِﻨْﺪَﻧَﺎ ﺧَﺰَٓﺍﺋِﻨُﻪُ
    Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın. (Hicr Sûresi, 15:21)

    ﻣَﺎ ﻣِﻦْ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍَﺧِﺬٌ ﺑِﻨَﺎﺻِﻴَﺘِﻬَﺎ
    Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. (Hûd Sûresi, 11:56)

    (Lem'alar sh: 341)

    ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪِ ﺷَﻲْﺀٌ
    "Yani, ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'âlinde nazîri yoktur, misli olmaz, şebîhi yoktur, şerîki olmaz."

    (Lem'alar sh: 344)

    ﻟﺎَ ﺗَﺎْﺧُﺬُﻩُ ﺳِﻨَﺔٌ ﻭَﻟﺎَ ﻧَﻮْﻡٌ
    Onu ne uyuklama ve ne de uyku tutmaz, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona ârız olamaz. (Bakara Sûresi, 2:255)

    ﻣَﺎ ﻣِﻦْ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻫُﻮَ ﺍَﺧِﺬٌ ﺑِﻨَﺎﺻِﻴَﺘِﻬَﺎ
    Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. (Hûd Sûresi, 11:56)

    ﻟَﻪُ ﻣَﻘَﺎﻟِﻴﺪُ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽِ

    Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir. (Zümer Sûresi, 39:63)

    (Lem'alar sh: 346)

    ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺭَﻓَﻊَ ﺍﻟﺴَّﻤَﻮَﺍﺕِ ﺑِﻐَﻴْﺮِ ﻋَﻤَﺪٍ ﺗَﺮَﻭْﻧَﻬَﺎ
    O Allah ki, gökleri, gördüğünüz gibi direksiz yükseltti. (Ra'd Sûresi, 13:2)

    ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻳُﺮْﺟَﻊُ ﺍْﻟﺎَﻣْﺮُ ﻛُﻠُّﻪُ
    Bütün işler sadece Ona döndürülür. (Hûd Sûresi, 11:123)

    (Lem'alar sh: 347)

    ﻛُﻞَّ ﻳَﻮْﻡٍ ﻫُﻮَ ﻓِﻰ ﺷَﺎْﻥٍ
    O her an bir tasarruftadır. (Rahmân Sûresi, 55:29)

    ﻓَﻌَّﺎﻝٌ ﻟِﻤَﺎ ﻳُﺮِﻳﺪُ
    O dilediğini hakkıyla yapandır. (Burûc Sûresi, 85:16)

    ﻳَﺨْﻠُﻖُ ﻣَﺎ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ
    O dilediğini dilediği şekilde yaratır. (Rum Sûresi, 30:54)

    ﺑِﻴَﺪِﻩِ ﻣَﻠَﻜُﻮﺕُ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ
    Herşeyin hüküm ve tasarrufu Onun elindedir. (Yâsin Sûresi, 36:83)

    ﻓَﺎﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟَٓﻰ ﺍَﺛَﺎﺭِ ﺭَﺣْﻤَﺖِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻛَﻴْﻒَ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﺍْﻟﺎَﺭْﺽَ ﺑَﻌْﺪَ ﻣَﻮْﺗِﻬَﺎ
    Bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. (Rum Sûresi, 30:50)

    ﻳُﺤْﻴِﻰ ﻭَ ﻳُﻤِﻴﺖُ
    Diriltir ve öldürür.

    (Lem'alar sh: 353)

    ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺭَﺣْﻤَﻨِﻴَّﺘِﻪِ ﻭَﻋَﻠَﻰ ﺣَﻜِﻴﻤِﻴَّﺘِﻪِ
    Hamd Allah'a mahsusutur. Ve Onun Rahmaniyetine ve Hakîmiyetine..

    (Lem'alar sh: 356)

    ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﺍﻟﺼَّﻠﺎَﺓُ ﻭ ﺍﻟﺴَّﻠﺎَﻡُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣَﺴَﻨَﺎﺕِ ﺍُﻣَّﺘِﻪِ

    ﻳَٓﺎ ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﻳَﺎ ﺭَﺣْﻤَﻦُ ﻳَﺎ ﺭَﺣِﻴﻢُ ﻳَﺎ ﻓَﺮْﺩُ ﻳَﺎ ﺣَﻰُّ ﻳَﺎ ﻗَﻴُّﻮﻡُ ﻳَﺎ ﺣَﻜَﻢُ ﻳَﺎ ﻋَﺪْﻝُ ﻳَﺎ ﻗُﺪُّﻭﺱُ

    ﻧَﺴْﺌَﻠُﻚَ ﺑِﺤَﻖِّ ﻓُﺮْﻗَﺎﻧِﻚَ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢِ ﻭَ ﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﺍْﻟﺎَﻛْﺮَﻡِ ﻭَ ﺑِﺤَﻖِّ ﺍَﺳْﻤَٓﺎﺋِﻚَ ﺍﻟْﺤُﺴْﻨَﻰ ﻭَ ﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺍِﺳْﻤِﻚَ ﺍْﻟﺎَﻋْﻈَﻢِ ﺍِﺣْﻔَﻈْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍﻟﻨَّﻔْﺲِ ﻭَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﻭَ ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍﻟْﺠِﻦِّ ﻭَ ﺍْﻟﺎِﻧْﺴَﺎﻥِ ﺍَﻣِﻴﻦَ


    Ümmetinin hasenatı adedince Ona ve âline salât ve selâm olsun. Ya Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Ferd, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Hakem, yâ Adl, yâ Kuddûs!

    Furkan-ı Hakîminin hakkı için ve Habib-i Ekreminin hürmetine, Esmâ-i Hüsnânın hakkı için ve İsm-i Âzamın hürmetine Senden niyaz edip istiyoruz: Bizi nefsin ve şeytanın ve cin ve insanın şerrinden muhafaza buyur. Âmin.

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    (Lem'alar sh: 357)

  6. #156
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Otuzbirinci Lem'a

    Şualara inkısam etmiş olup, Şuaların onbeşi te'lif edilmiş, bir kısmı henüz te'lif edilmemiştir. "Şualar" namı altında müstakil bir mecmua halinde neşredilecektir.

  7. #157
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Otuzikinci Lem'a

    Eski Said'in en son te'lifi ve yirmi gün Ramazanda te'lif edilen, kendi kendine manzum gelen "Lemaat" risalesidir. "Sözler" Mecmuasında neşredilmiştir.

  8. #158
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Otuzüçüncü Lem'a

    Yeni Said'in en evvel hakikattan şuhud derecesinde kalbine zahir olan ve Arabî ibaresinde Katre, Habbe, Şemme, Zerre, Hubab, Zühre, Şu'le ve onların zeyillerinden ibarettir. "Risale-i Nur Külliyatından Mesnevî-i Nuriye" ismi altında intişar etmiştir.

    (Lem'alar sh: 358)

  9. #159
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Münacat

    Bu Münacat Risalesi, 1931 yılında Kastamonu'da te'lif edilmiştir.

    (Lem'alar sh: 370)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺟَﻌَﻞَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀِ ﻛُﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ﺣَﻰٍّ

    Ey su ile herşeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.

    (Lem'alar sh: 373)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﻋَﻤَّﺎ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﻋُﻠُﻮًّﺍ ﻛَﺒِﻴﺮًﺍ
    Allah, onların söyledikleri şeylerden pek münezzehtir ve pek büyük bir yücelikle yücedir. (İsrâ Sûresi, 11:43)

    (Lem'alar sh: 374)

    ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻟﺎَ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ
    Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32)

    ﻭَ ﺍَﺧِﺮُ ﺩَﻋْﻮَﻳﻬُﻢْ ﺍَﻥِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ
    Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10)

    (Lem'alar sh: 445)

  10. #160
    Ehil Üye Ahmet.Ramazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2017
    Mesajlar
    1.257

    Standart

    Sekizinci Lem'anın Fihristesinden Bir Parça

    ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَٓﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ
    Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112)

    ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌِﻴﺪٌ
    O gün onlardan bedbaht (şakî) da, mutlu (saîd) olan da vardır. (Hûd Sûresi, 11:105)

    ﻟﺎَ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻟﺎَّ ﺍﻟﻠَّﻪ*ُ
    Gaybı Allah'tan başka hiç kimse bilmez. (bk. Neml Sûresi, 21: 65)

    (Lem'alar sh: 447)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Her Gün Bir Ayet-Bir Hadis Ezberleyelim Varmisiniz
    By Ashab-i kehf in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 122
    Son Mesaj: 12.01.15, 01:59
  2. Bir Âyet Bir Hadis
    By Bîçare S.V. in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.01.12, 10:05
  3. Ihlas ile İlgili Ayet Hadis Araştirmam Lazim !
    By BED_RA_KA in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 12.12.08, 16:40
  4. Memba (95 Konu Ayet, Hadis, Tefsir, Nükteler) Tek Link
    By OsmanYukselSerdengecti in forum Program İndirme
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.03.08, 19:23
  5. Bir Ayet ve Bir Hadis
    By yusufnurs in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.07.06, 15:51

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0