+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Bediüzzamana Göre Mutluluk Kriterleri

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bediüzzaman’a Göre Mutluluk Kriterleri


    ?nsanoğlu her zaman huzur içinde, müreffeh, kaliteli bir hayat sürdürmek arzusu içindedir. Bu arzusunun gerçekleşmesi için de maddi-manevi elinden gelen her türlü gayreti sarf eder.

    ?nsanl?ğ?n elde edebilmek için çok şeyleri feda ettiği, bir yerde en önemli gayesi olan bu mutluluk nedir, nas?l elde edilebilir?

    Her şeyden önce mutluluk kavram? izafi ve değişken bir konudur. ?nsan, duygu, düşünce, bak?ş perspektifi ve içinde bulunduğu şartlar muvacehesinde mutlu olman?n yollar?n? arar. Karn? aç birinin mutlu olmas? bir kuru lokma ile s?n?rl? iken y?ğ?n y?ğ?n mal mülk sahibi mutlu olamayabilmektedir. Hastane köşelerinde mutluluk şifada aran?rken, hapishanelerde hürriyette aranmaktad?r. ‘Yunanl?’ya göre o, aşk ve sevda; Sezar’a göre nâm ve şöhret; Firavun’a göre iktidar ve mevki; Kârun’a göre de y?ğ?n y?ğ?n servet ve hazinelere sahip bulunmakt?r. Gerçek mutluluk ‘insan zihninin dağ?n?kl?k ve perîşâniyetden kurtar?lmas?, insan kalbinin itmînan ve istirahata ermesinden ibarettir. Evet, mes’ûd olabilmek için, önce rûhun iyice techîz edilmesi, gönlün pâk ve temiz fikirlerle donat?lmas?, sonra geçmişin kanatland?r?c? hat?ralar?yla, geleceğin isabetli ve makûl ümitlerinin yan yana mütalâa edilmesi lâz?md?r.1’

    Bu konuda her ne kadar farkl? da görülse kastedilen şeyler aras?nda ince de olsa ortak bir paydan?n olduğunu söylememiz mümkündür. O da mutluluğun doğrudan maddî yönle değil, kalb ve ruhla alakal? olduğu gerçeğidir. Yani mutluluk öyle uzaklarda aranan bir şey olmamal?d?r. O, istendiğinde o kadar yak?nd?r ki; künhü elde edildiğinde ancak anlaş?labilir. Bunun içindir ki ‘Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayat?ndan lezzet al?r’ denmiştir. Belki madde burada yard?mc?, destekleyici vazife yapabilir. Mutluluğu sadece maddî yollarla arayanlar, hep aldanm?ş ve hüsrâna uğram?şlard?r.

    Bediüzzaman bu konuyu maddî ve manevi olmak üzere iki k?s?mda değerlendirmektedir. Ona göre mutluluğun manevi k?sm?n?n olmazsa olmaz nevinden temel şart?, Allah r?zas?na, lütfuna, tecellisine ve kurbiyetine mazhar olmakla gerçekleşebilir. Yani ferd olarak, ferdlerin teşkil ettiği cemaatler, topluluklar, şehirler, cemiyetler olarak mutlu olman?n Bediüzzaman’?n diliyle ‘birinci ve en birinci şart?’ Allah’a iman, iman?n vazgeçilmez rüknu salih amel ile O’nun r?zas?na ermek, neticesinde sağanak sağanak lütuflarla tecelli ve O’na kurbiyettir. Zikri geçen bu vas?flar silsile halinde birbirini takip eden zincirin halkalar? mesabesindedir.

    Allah’a iman şerefine nâil olma ve neticesinde salih amel işleyebilme saadetlerin en büyüğü, lütuflar?n en azam?d?r. Bir ayr?cal?k, bir seçilmişliktir. Bu hayallerin dahi ulaşamayacağ? erişilmez bir heyecan, kelimelerin vasf?nda aciz kald?ğ? saadettir. Bu ruh sahibi kainatta yer alan canl? cans?z her şeyle alaka kesbeder, onlar?n dilini anlar, dolar dolar boşal?r ünsiyet edinir. Bu meleklerin karş?s?nda şaha kalk?p selam durduğu bir nasipliliktir. ‘Bütün mevcudat, o mü’minin nazar?nda, Seyyid-i Kerim’inin ve Mâlik-i Rahîm’ inin birer munis hizmetkâr?, birer dost memuru, birer şirin kitab?d?r. Daha bunun gibi pek çok latif, ulvî ve leziz, tatl? hakikatler, iman?ndan tecelli eder, tezahür eder.2’

    ‘Rûhu kanatland?r?p pervâz ettirecek ve kalbi dâima canl? tutacak tek şey, Yarat?c?’n?n hoşnutluğu düşüncesidir. Fazilet düşüncesi olmadan mutluluktan bahis açmak abestir ve manas?zd?r. Nas?l ki suyu, saf ve temiz tutman?n tek çâresi, onun içine bir şey atmamak ve buland?r?c? şeylerden uzak bulundurmakt?r. Öyle de rûhun huzur ve mutluluğu, bir an olsun onu, fazîletten mahrum b?rakmamaya bağl?d?r.’3

    Bediüzzaman bu manevi boyutun detay?na girmeyerek; ‘tafsilattan müstagnidir veya gayr-i kâbildir’ der4.

    Bediüzzaman’a göre mutluluğun ikinci k?sm? maddî k?s?m olup, cismanî zevklere hitap eder. Onun esaslar? da mesken, yemek ve evlilik olmak üzere üçe ayr?l?r. Bunlar?n derecelerine göre mutluluk artar eksilir. Bu mutluluğun kemâl noktas? da bu esaslar?n devaml? ve kal?c? olmas?yla gerçekleşir.

    Bu sebepten olsa gerek cennet hayat?n?n en önemli özelliği ebedî oluşudur. Nitekim birçok ayet-i kerime bu hususu takrir etmektedir. “Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan ç?kar?lmayacaklard?r.5” “(Onlara): Bugün müjdeniz, zemininden ?rmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacağ?n?z Cennetlerdir, denilir. ?şte büyük kurtuluş budur.6” “Onlar? içlerinden ?rmaklar akan Cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklard?r.7”

    Bediüzzaman da konuyla ilgili olarak şöyle der: Bu k?s?m âdeti ikmal ve itmam eden, hulûd ve devamd?r. Çünkü saadet devam etmezse z?dd?na inkilâb eder.8 ‘Lezzetin hakikî lezzet olmas?, zeval görmeyip devam etmesindendir. Zira elemin zevali lezzet olduğu gibi, lezzetin zevali de elemdir; hattâ zevalinin tasavvuru bile elemdir. Evet bütün mecazî âş?klar?n enînleri, bağ?r?p çağ?rmalar?, bu k?s?m elemdendir ve bütün divanlar?yla yapt?klar? ağlamalar, vaveylâlar, hep mahbublar?n firak ve zevallerinin tasavvurundan neş’et eden elemdendir. Evet pek çok muvakkat lezzetler var ki, zevalleri daimî elemleri intac ettiği gibi; çok elemlerin zevali de, leziz lezzetlere bâis olur. Lezzet ve nimet ise, devam etmek şart?yla lezzet ve nimet say?labilir.’9
    Cismâni saadetin vesileleri şunlard?r:

    a- Mesken

    Ferdin kendisi ve ailesi için bar?nacağ? bir meskeni olmas? en tabii ihtiyac? olup dünyadaki cismâni mutlulu- ğunun da en birinci şart?d?r. Bediüzzaman’a göre meskenin ideal olan? etraf? çeşitli nebatatla çevrili yeşillikler içinde, kenar?ndan sular?n akt?ğ? bir yerdir. Bu meyanda: ‘Evet, meskenin en latifi, en câzibedar şekli; etraf-? erbaas? türlü türlü gül ve çiçekler ile müzeyyen, bağ ve bahçelerle muhat, alt?nda sular, nehirler akan kasr ve köşklerdir. Evet camid kalbleri aşk u şevkle ihya eden, sönmüş olan ruhlar? şen ve şâd eden, şâirlere sermaye olarak şâirane teşbihleri, temsilleri, üslûblar? ilham eden; sular ile hazravat ve nebatatt?r.10’ der.

    Mesken cennet hayat?n?n da önemli bir yerini oluşturmaktad?r. Kur’ân-? Kerim’de cennet meskenleri ve onun mahiyeti hakk?nda aşağ?da baz? örneklerini göreceğiniz birçok ayette bildirilmiştir. “?man edip güzel amelde bulunanlar; onlara yapt?klar?n?n kat kat fazlas? mükâfat vard?r. Onlar (Cennet) odalar?nda güven içindedirler.11” “Fakat Rablerinden sak?nanlara, üst üste yap?lm?ş, altlar?ndan ?rmaklar akan köşkler vard?r.12” “?şte bu takdirde O, sizin günahlar?n?z? bağ?şlar, sizi zemininden Cennetlere, Adn Cennetlerindeki güzel meskenlere koyar.13”

    Cennet ?rmaklar? da ideal meskenin tamamlay?c? unsuru olarak karş?m?za ç?kar. Kur’ân-? Kerim’de yer alan Cennet tasvirleri içinde kelimenin çoğul olarak kullan?ld?ğ? ayetlerin ekserisinde altlar?ndan ?rmaklar akt?ğ? ifade edilmiştir. “?çinde ebedi kalacaklar?, zemininden ?rmaklar akan Adn cennetleri!14” “…Peygamberi ve O’nunla birlikte iman edenleri utand?rmayacağ? günde Allah sizi, içlerinden ?rmaklar akan Cennetlere sokar.15” “..?man edip iyi davran?şlarda bulunanlara, içinden ?rmaklar akan Cennetler olduğunu müjdele!16” “Allah onlara, içinde ebedi kalacaklar?, zemininden ?rmaklar akan Cennetler haz?rlam?şt?r.17” “Muttakilere vaat olunan Cennetin durumu şöyledir: ?çinde bozulmayan sudan ?rmaklar, tad? değişmeyen sütten ?rmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ?rmaklar ve süzme baldan ?rmaklar vard?r.18”

    b- Yemek

    Yeme-içme Kur’ân-? Kerîm’de cennet ehlinin de vazgeçilmez nimet unsuru olarak karş?m?za ç?kmaktad?r: “Canlar?n?n çektiği çeşit çeşit meyveler aras?ndad?rlar. (Kendilerine “?stediklerinizin karş?l?ğ? olarak şimdi afiyetle yiyin için” (denir).19 “Onlara canlar?n?n istediği meyve ve etten bol bol verdik.”20 “Kendilerine mühürlü halis bir içecek sunulur.” 21 “Onlar koltuklara yaslan?p kurularak orada birçok meyve ve içecekler isterler.22”

    Bediüzzaman’a göre yemek cismâni mutluluğun bir diğer şart?d?r. Bu yemeğin al?ş?lagelmiş türden olmas?, yenilenmesi, kendi amelinin karş?l?ğ?nda bir mükafat olarak hak ediyor olmas? ve bu yemeğin gözünün önünde haz?r bulunuyor olmas? da yemeğin en ideal olmas?n?n şartlar? aras?nda zikredilir.

    ‘Saadetin ikinci esas? olan “ekl” ise, me’kulat (yiyecek) kuvvet verdiği cihetle, en iyisi, en lezizi, me’luf olan k?s?md?r. Yani insana garib gelen, al?ş?k olmayan şeylerdir. Çünki ülfetle, o nimetin derece-i k?ymeti bilinir; lezzet verdiği cihetle de lezzetin en büyük lezzeti, teceddüd ve tebeddülündedir. Ve keza ekl lezzetini ikmal eden esbabdan biri de, o r?zk?n kendi amelinin ücreti olduğunu bilmektir; ikinci bir sebeb de o r?zk?n menba?n?n daima gözönünde haz?r bulunmas?d?r ki, kalbi mutmain olsun, r?zk için telaş etmesin.23’

    c- Evlilik

    Evlenmek de cennette tamamlay?c? nimet unsuru olarak zikredilmektedir. Konuyla ilgili referans olacak çok ayet bulunmaktad?r. Örnek olarak bir kaç?n? zikredelim: “Onlar için Cennette tertemiz eşler de vard?r. Ve onlar orada ebedi kalacaklard?r.”24 “?şte böyle. Bunun yan? s?ra Biz onlar?, iri gözlü hurilerle evlendiririz.”25 “(Onlara) beğendikleri meyveler, canlar?n?n çektiği kuş etleri, iri gözlü huriler, sakl? inciler gibi. Yapt?klar?na karş?l?k olarak (verilir).”26

    Bediüzzaman’a göre de cismâni mutluluğun üçüncü vesilesi evliliktir. ?deal evliliğin de kendi içinde baz? hususiyetleri vard?r. Öncelikle bu evliliğin, eşler aras?nda gerçek sevginin tahakkuk ettiği türden olmas? şartt?r.

    Arapça’da müennes ifadeler müzekker olanlardan baz? kurallarla ayr?lmaktad?r. Bunlar?n en yayg?n olan? müennes kelimelerin sonuna eklenen ‘tâ-i merbûta’d?r. Kur’ân eş anlam?na gelen ‘zevc’ kelimesini, evlilikten murad edilen gerçek birlikteliği ifade için bu anlama katk? sağlamak ad?na bu kelimeyi değiştirmeden irâd etmiştir. Bundan olsa gerek Kur’ân’?n hiçbir yerinde ‘zevce’ kelimesi geçmez. Yani Kur’ânî evliliklerde referans verilen eş kavram? birbirleriyle kelime baz?nda bile ayr?l?k kabul etmeyen eş şeklinde anlaş?labilir. Bu eşler karş?l?kl? aşk ve sevgilerini, s?k?nt? ve hüzünlerini tamamen birlikte paylaş?r, birlikte dağ?t?r, duygu ve düşünceleri birlikte paylaş?rlar. ‘Evet insan bir refikaya veya bir refike muhtaçt?r ki, tarafeyn aralar?nda, hayatlar?na lâz?m olan şeyleri muavenet suretiyle yapabilsinler ve rahmetten neş’et eden muhabbet iktizas?yla, yekdiğerinin zahmetlerini tahfif etsinler ve gaml?, kederli zamanlar?n?, ferah u sürura tebdil edebilsinler. Zâten dünyada insanlar?n tam ünsiyeti, ancak refikas?yla olur.27’

    Bediüzzaman’a göre bu değerleri ikmal eden, kalbî ünsiyeti perçinleştiren en önemli unsur da kad?n?n iffetli olmas?, kötü denilebilecek ahlaktan ve çirkin ar?zalardan beri olmas?d?r.

    Bediüzzaman konuyla ilgili buna ilaveten şöyle der: ‘

    Saadetin esaslar?ndan “nikâh” ise: Evet insan?n en fazla ihtiyac?n? tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmas?d?r ki, her iki taraf sevgilerini, aşklar?n?, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yard?mc? olsunlar. Evet bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşs?n. Kalblerin en latifi, en şefiki; k?sm-? sânî ile tabir edilen kad?n kalbidir. Fakat kad?n ile ruhî imtizac? (geçimi) ikmal eden, kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, surî ve zahirî olan arkadaşl?ğ? samimîleştiren; kad?n?n iffetiyle, ahlâk-? seyyieden temiz ve pâk bulunmas? ve çirkin âr?zalardan hâlî olmas?d?r.28’

    * Dokuz Eylül Üniv. ?lahiyat Fak. Öğr. Üyesi ceren@yeniumit.com.tr

    _________________

    D?PNOTLAR
    1. Gülen Fethullah, Burhanlar Anaforunda ?nsan, ?zmir, 1991, s. 23.
    2. Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyat?, Nesil Yay., s. 5.
    3. Gülen Fethullah, a.g.e. s. 24.
    4. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 1243.
    5. Hicr, 15/48.
    6. Hadid, 57/12.
    7. Mücadele, 58/22.
    8. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 1242.
    9. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 1243.
    10. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 1243.
    11. Sebe, 34/37.
    12. Zümer, 39/20.
    13. Saff, 61/12.
    14. Tâha, 20/76.
    15. Tahrim, 66/8.
    16. Bakara, 2/25.
    17. Tevbe, 9/100.
    18. Muhammed, 47/15.
    19. Şuarâ, 26/90.
    20. Kamer, 54/22.
    21. Mutaffifin, 83/25.
    22. Sad, 38/51.
    23. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 1243.
    24. Bakara, 2/25.
    25. Duhan, 44/54.
    26. Vâk?a, 56/22-25.
    27. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 1243.
    28. Bediüzzaman Said Nursî, a.g.e., s. 145.


    Yeni Ümit
    Dr. Cüneyt Eren
    http://www.yeniumit.com.tr/konu.php?...5&yumit=bolum2
    Konu elff tarafından (08.06.07 Saat 00:54 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 13.08.14, 16:07
  2. Bediüzzaman'a Göre Mutluluk Kriterleri
    By serab in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 26.10.09, 01:19
  3. Bediüzzamana Şiirler
    By ayseguL in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.07.08, 20:45
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.10.07, 00:42
  5. Bediüzzaman'a Göre Mutluluk Kriterleri
    By asamet in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.01.07, 10:00

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0