+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Tenkidler Karşısında Risale-i Nur

  1. #1
    Gayyur aseyda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    Bursa
    Mesajlar
    51

    Standart

    Tenkidler Karş?s?nda








    R?SALE-? NUR G?B?, hem nal?na hem m?h?na dokunan bir eserin tenkidlerden uzak kalmas? herhalde düşünülemez. Nitekim, Bediüzzaman’?n tarihçe-i hayat?na bakt?ğ?m?zda, özellikle lâhikalar?na nazar ettiğimizde, ona ve Risale-i Nur’a çift yönden tenkidin geldiğini rahatl?kla görürüz.

    Münekkidlerin bir grubunu, Risale-i Nur’un izhar ettiği hakikat-? ?slâmiyete düşman ve muar?z olanlar oluşturur.

    ?kinci münekkid grubunu ise, Risale-i Nur’un da hizmetkâr? olduğu hakikat-? ?slâmiyete taraftar olan, ama ya tarafgirlik, ya haset, ya anlamama, ya yanl?ş anlama, yahut meslek ve üslub farkl?l?ğ? gibi sebeplerle Risale-i Nur’un yan?nda durmayan ehl-i din teşkil eder.

    Bu tenkidler karş?s?nda, Bediüzzaman Said Nursî, hikmet ve rahmeti buluşturan sükûnetli, mutedil ve vakur bir duruş sergiler her keresinde. Bir tarafta, hakk?n hat?r?n? asla zayi etmez, ama öte tarafta hadiseyi bir şahsî veya cemaatî enaniyet veya taassup kal?b?na da dökmez. Onun maksad?, bağc?y? dövmek değil, üzümü yemektir. Meşru ölçüler dahilinde sonuç alabilmektir onun için aslolan.

    Bu çerçevede, Risale-i Nur’da tenkidler karş?s?nda gördüğümüz öncelikli tav?r, Bediüzzaman’?n şahs?na yönelik tenkitler ile Risale-i Nur’a yönelik tenkitleri ay?rmas?d?r. Tabir yerindeyse, Risale-i Nur’a ilişmeyen ama Üstad?n şahs?na ilişen bir tenkide, Bediüzzaman bir bak?ma ‘ehven-i şer’ olarak yaklaş?r. Nitekim, gelen tenkidlere dair lâhikalarda, "Eğer bu benim şahs?ma iseÖ" "Eğer Risale-i Nur’a iseÖ" gibi kay?tlar görürüz. Risale-i Nur’a gelen tenkid karş?s?nda, Risale-i Nur’un taş?y?c?s? olduğu iman hakikatlerinin izzet ve hukukunu müdafaa sadedinde, Bediüzzaman’?n mukabelesiótabir yerindeyseódaha sert, kesin ve keskindir. Hakikate asla leke sürdürmez.

    Şahs?na yönelik tenkidlerde ise, Bediüzzaman ikili bir ayr?m sergiler. Gelen tenkid, bir insan olarak fani şahs?na yönelik ise, Bediüzzaman orada zaten ‘lâyuhtî’lik iddias?nda değildir. Yap?lan tenkid yanl?ş dahi olsa, bunu nefis terbiyesinde nefsine karş? bir manevî silah ve bir terakki vesilesi olarak istimale yönelir; şöhretperest ve zahirperest nazarlar?n aldat?c? iltifat?ndan kurtulup ihlasl? kişilerin dostluğuna muhatap kalabilmek aç?s?ndan bir imkân olarak görür; ve de, adil olan kader-i ilâhînin bunu bilmediği kusurlar?na karş?l?k bir ‘keffareti’z-zünûb’ olarak gönderdiğini düşünür. Direkt şahs?na yönelik tenkide karş? duruşu ile, Risale-i Nur’un müellifi oluşu itibar?yla şahs?na yönelik tenkid karş?s?nda duruşu kesinlikle farkl?d?r.

    Bir bak?ma, tenkidler karş?s?nda Bediüzzaman’?n ald?ğ? tav?rlar? s?ralayacak olursak, en kesin ve keskin tavr? Risale-i Nur’a ve Risale-i Nur’daki iman hakikatlerine yönelik tenkitlere karş? gösterir. Benzer bir tavr?, Risale-i Nur’un müellifi olarak kendisine yöneltilen tenkitler karş?s?nda sergiler. Direkt şahs?na yönelen tenkitler karş?s?nda ise, daha sâkin bir tav?r sergiler ve çoğunlukla bu tenkitlerin sahiplerineóucu hizmet-i imaniyeye dokunmuyorsaócevap bile vermez.

    Bunun ötesinde, ‘empati’ denilen nimete ziyadesiyle mazhar olmuş bir mü’mindir Bediüzzaman. Gelen tenkidi, münekkidin durumu ve şartlar? aç?s?ndan da değerlendirir. Meselâ, bir şeyh, müridlerinin kendisini b?rak?p Risale-i Nur’a yönelmesi endişesiyle tenkid üretiyor diyelimóki, ehl-i tarikten Risale-i Nur’a gelen tenkidlerin büyük k?sm? bu ve benzer endişelerin mahsulü olmuştur. Bediüzzaman’?n maksad? ise, ‘mürid’ ve ‘talebe’ çal?p say? çoğaltmak değildir. Böylesi tenkidlere karş? Risale-i Nur’da gelen cevaplar, öncelikle, Risale-i Nur’u okuman?n ehl-i tarik için kendi virdine, zikrine ve mürşidine karş? muhabbeti artt?racağ?; zira edilen o zikirlerin derûnunu, esas?n? ve hakikatini beyan ediyor olmakla o zikirler yoluyla edinilecek terakkiyi h?zland?rd?ğ?, o hakikatli zikirleri müridlerinden isteyen biri olarak mürşide karş? da hürmeti ziyadeleştireceği şeklindedir. Bilvesile, doğrudan Risale-i Nur’la iman ve ubudiyet dairesine girmiş olmay?p meselâ tarikat yoluyla bu daireye girmiş bulunan kişiler için "Risale-i Nur’u okumak için, şeyhini terke hâcet olmad?ğ?"n? beyan eder. Bu, gelen tenkidin derûnundaki sâiki, endişeyi veyahut hasedi tamir ve tedavi eden hikmetli ve şefkatli bir duruştur. Öte yandan, kendi talebelerine de, o şeyhle mücadele edip varolan menfi damar? kal?nlaşt?rmak yerine, hürmet gösterip, elini öpüp, ‘ilişmeyip,’ mevcut gerilimi k?rmalar?n? veya gevşetmelerini tavsiye eder.

    Benzer bir durum, ulema grubu ve hocalar için de sözkonusudur. Risale-i Nur’dan, hususan lâhikalardan anlad?ğ?m?z üzere, âlimler ve hocalar zümresinde, "Bu işi en iyi ben biliyorum" yahut "Eh, bu işi biz de biliyoruz" kabilinden, farkl? dozajlarda bir ‘ilmî enaniyet’in varl?ğ?, Bediüzzaman’?n tesbitleri aras?ndad?r. Kendi taraftar say?s?n? artt?rmak yahut azaltmamak, kendi fikirlerinin ve kitaplar?n?n rağbetine halel getirmemek gibi saiklerle Risale-i Nur’la muaraza yahut Risale-i Nur’u nazarlardan gizleme ve ‘görmezden gelme’ gibi hallerin varl?ğ? da. Keza, özelde şöhret, makam, maddî imkân, zarar görme korkusu gibi değişik sebeplerle bid’alara ve bid’alar?n resmî uygulay?c?lar?na taraftarl?k cihetinden veyahut Vehhabilik damar?yla, baz? hocalar?n ve alimlerin Risale-i Nur’a iliştiğini ve ilişeceğini de görmektedir. Asla bunlar? görememiş bir safdil olarak değil, bilakis bunlar? çok net görmüş bir hikmet ve dikkat timsali olarak Bediüzzamman’?n tavsiyesi, "Hocalara ilişmeyin"dir: Tenkid dahi etseler, Risale-i Nur’un hakk?n? ve hakikatini müdafaa edin, ama sak?n sak?n, enaniyetlerinin üstüne giderek, yang?na körükle gitmeyin.

    Bu noktada, Bediüzzaman’?n böylesi muarazalar?n hususî kalmas?, yay?lmamas?, bilhassa matbuat lisan?na dökülmemesi, ilgili şah?slar?n ortal?kla isimleriyle deşifre olmamas? gibi hassasiyetleri de vard?r.

    Ki, bu hassasiyetlerin nereden kaynakland?ğ?na bakarsak, elbette Hakîm ve Kerîm bir Rabbin bizatihî ‘Hakîm’ ve ‘Kerîm’ olarak tavsif ettiği (bkz. Yâsin ve Vâk?a sûreleri) Kur’ân-? Azîmüşşan’dan ve onun mübelliği olan Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselâm?n sünnetinden elbette! "Ve izâ merrû billağvi merrû kirâmen" ve "?dfa’ billetî hiye ahsen" âyetleri, niye haf?z olmad?ğ?m?z halde ezberimize kaz?nm?ş acaba? Risale-i Nur’da harice, hususan sair ehl-i dine karş? tavr?m?za dönük bir tavsiye olarak tekrar tekrar okunduğundan değil mi?

    Ki, bu son âyet ile Rabbimiz ne güzel buyuruyor:

    "Sen en güzel yol ile sav! Bakars?n, senin ile aras?nda düşmanl?k olan kişi, sanki s?cac?k bir dost oluvermiştir."

    ‘Dost’lar?n say?s?n? artt?rmal?...

    Tenkidler Karş?s?nda – II







    MUHTEREM ABDÜLKÂD?R BADILLI’NIN yazd?ğ? Mufassal Tarihçe-i Hayat’?n üçüncü cildinde, ilk kez okuduğumda haf?zam yan?lm?yorsa gözyaşlar?m? harekete geçiren ibretli bir mektup yer al?r. Bu mektup, tahmin edileceği üzere, Bediüzzaman Said Nursî’ye aittir ve o vakit ‘mahrem bir musalahaname’ olarak yaz?ld?ğ? için olsa gerek, lâhikalarda yer almamaktad?r.

    Bu mektubu, Bediüzzaman, kendisi ile uğraşan savc?lar?n en muannidi ve en adavetlisi olarak gözüken Afyon savc?s? Abdullah Bey’e hitaben yazm?şt?r. Mektubun yaz?lma sebebi ise şudur: Savc? Abdullah Bey, güya Risale-i Nur’u çürütmek ve Üstad’? bir ‘alim’ değil de o beylik tabirlerle ‘din istismarc?s?’ bir cahil gibi göstermek kasd?yla, on küsur sayfal?k bir iddianame haz?rlam?şt?r. Bu iddianame ise, sözümona ‘ilim arzederken cehaletini söyleyen’ bir muhteva taş?maktad?r. Zira, Abdullah Bey, beşbin sayfal?k bir külliyatta on kusur bulamam?ş; fakat illa da kusur bulma niyetiyle Risale-i Nur’u okuduğu için, Risale-i Nur’daki birçok fazileti kusur gibi görme ve gösterme cihetine yönelmiştir. (Bu durum, Risale-i Nur’u çürüteyim derken parlatan ilgili iddianameyi o vakit Nur Talebelerinin bas?p dağ?tmas?ndan da anlaş?labilir.) On küsur sayfal?k bu iddianamenin, yüzün üstünde bilgi hatas? taş?mas? ise, işin cabas?d?r. ?şte bu durum üzerine, bu kadar haks?z, kindar ve garazkâr bir tav?rla Risale-i Nur’a ilişen kişinin kendi iddianamesi için bir "hata-sevab cetveli" ç?karmaya sevkeder Bediüzzaman’?. Yine Ondordöncü Şua’da mevcut bu cetvel ile, Bediüzzaman savc?n?n doğru diye bildiklerinin yanl?şl?ğ?n?, keza savc?n?n yanl?ş bildiği doğrular? ortaya koyar. Bunun üzerine, savc?, insaf ve iz’ana gelecek yerde, Ramazan Bayram?n?n ikinci günü gider, Üstad’a "Bundan sonra Van’dan gelen müdde-i umumî ile konuşacaks?n. Ben ise, müdafaat?n?n intişar?na karş? bir eser yaz?yorum. Hata-sevab cetvelinde bana isnad edilen hatalar?n tashihine çal?ş?yorum. Bu eserimi neşredeceğim" der.

    Böyle bir noktada, normalde, insan?n önüne iki ş?k geliverir: (1) Savc?ya, "Elinden geleni ard?na koyma! Yazacağ?n varsa, göreceğin var!" demek; (2) Devlete de yaslan?yor olman?n verdiği rahatl?kla böylesi bir tav?r sergileyen savc?ya karş? teslimkâr ve tavizkâr bir davran?şa girmek.

    Fakat, Bediüzzaman, bir üçüncü ş?kk? ihtiyar eder. Umumî surette neşredilip savc?y? ajite edecek bir lâhika yahut beyanname neşretmeyip, ‘mahrem bir musalahaname’ gönderir ve bu musalahanamede, tabir yerindeyse, savc?n?n elini kolunu bağlar. Çünkü, bu cevapta ne savc?y? ajite edecek bir unsur vard?r, ne de savc?y? teşebbüsünde ve tehdidinde cesaret ve devama sevkedecek zilletli ve teslimiyetçi bir tav?r. Bediüzzaman, "Ben itiraf ediyorum ki; şahs?m çürüktür, kusurludurÖ ve Cenab-? Hak beni kendime beğendirmediğine çok şükür ederim" gibi çok hasbî ifadeler kullan?r mektubunda, ama hemen ard?ndan, ekler: "Fakat, Kur’ân’?n iman hakikatlar?na Risale-i Nur’un hizmeti çürütülmez. lem-i ?slâm onu takdir ve tahsin etmiştir. O hizmette benim hissem ihtiyaç ve iltica ile, manevî sualler ve dertlerimizi hissetmekle, Kur’ân hazinelerindeki ilaçlar? elde etmek için yalvarmalar?d?r. ?şte bu sebebe binaen, o eserinle garazkârane bir neşriyat, kusurlu şahs?ma değil, belki Nurlarla hizmet-i imaniyeye bir hücum telâkki edilecek."

    Ki, elhak, Abdullah Bey’in o hasmâne tavr? da, Üstad’?n şahs?na değil, bu hizmet-i imaniyeye yöneliktir zaten.

    Lâkin, doğrudan şahs?na yönelik itham ile bulunduğu hizmet-i imaniye cihetiyle şahs?na yönelen itham?n aras?n? ay?r?p bu cümleleri serdeden Bediüzzaman, peşis?ra, çok sakin ve yumuşak bir üslupla, içi dolu ve çok keskin cümleler s?ralayacakt?r. Özetle, savc?ya söylediği şudur:

    (1) Bize karş? yeni bir eser neşretmeye kalksan, bir kere, bu hizmet-i imaniyemiz aleyhine bir faaliyet gibi görüleceğinden, ehl-i iman?n nefret ve beddualar?na uğrars?n.

    (2) Sen eser neşredince, hizmetimize taraftar olan hamiyetkâr insanlar da boş duracak değiller. Onlar da, senin eserine karş? eser neşredecekler. Bir tek Risale-i Nur ve bir tek Said Nursî ile uğraşmaya bedel; senin eserindeki hatalar? say?p döken yüzlerce kalem ehline cevap vermeye mecbur kalacaks?n. Becerebilecek misin; yetişebilecek misin?

    (3) Böyle bir gerilim ve çat?şmadan sana ne fayda gelecek, memlekete ne fayda gelecek? Şayet, dediğin gibi vatanperver isen, böyle bir ihtilaf ve çat?şmaya sebep olmaya nas?l cür’et edebilirsin?

    (4) Haydi, diyelim ki, cür’et ve cesaret ettin; eserinde yazd?ğ?n hatalara yönelik eleştirileri cevaplayad?ğ?nda ne yapacaks?n? Şu ‘hata-sevab cetveli’ ile hatalar?n?n sergilenmesini hazmedemediğin halde, daha da büyük ve bariz biçimde hatalar?n isbat olunup ortada kald?ğ?nda, izzetin ve enaniyetin buna dayanabilecek mi?

    (5) Hem, bir savc? olarak sen bir kanun adam?s?n. Adaleti gözetme, şahsî kinini ve fikrini herkese eşit derecede uygulan?r olmas? gereken hukuk ve adalet ölçülerinin önüne ç?karma gibi bir zaaf sergileyeceksin böylece. Meslektaşlar?n ve umum insanlar, seni, bir ‘kanun adam?’ olmaktan ziyade, bir kişiye veya zümreye veya inanca olan kini gözünü karartm?ş biri olarak görecekler. Bir savc? olarak, böyle görülmekle, kariyerin fayda m? görecek, zarar m??

    Bediüzzaman, ‘birinci sebep’ başl?ğ? alt?nda sakin ama net bir dil ile savc?y? bütün bu hususlar? düşünmeye davet eder; ve bundan sonra, bana göre, as?l keskin cümlelerini serdeder: "Bu mahrem hasb-? halin sebeplerinden ikinci madde: Ben f?traten iki şeyden çok inciniyorum. Biri firaktan, biri adavetten ruhum çok müteellim oluyor. Mümkin olduğu kadar kaç?yorum."

    Devamla gelen cümleler, bir hakikatin ifadesi olduğu kadar, kasavetli bir kalbi imana karş? yumuşatma gibi şefkatli bir niyetin de ifadesidir:

    "ÖOnun için, fani dünyan?n firakl? işlerini, sevimli muvakkat dostlar?n? b?rak?p; firaks?z, baki şeyleri bulmak niyetiyle inzivaya girip hayat-? içtimaiyeyi ve siyaseti b?rakt?m.. Ve dahilde adavet ve münakaşalara bir vesile olan fürûat? değil, belki bütün nev-i beşerin en ehemmiyetli meselesi olan erkân-? imaniyeyi ve beşerin medar-? saadeti ve umum ?slâm’?n esas ve rab?ta-i uhuvveti bulunan Kur’ân’?n hakaik-? imaniyesini bulmak ve muhtaçlara buldurmaya hayat?m? vakfettim. Hatta, değil yaln?z Müslümanlarla, belki dindar H?ristiyanlarla dahi dost olup, adaveti b?rakmaya çal?ş?yorum. Harb-i umumî ve komünizmin alt?ndaki anarşistlik tehlike ve tahriplerinin lisan-? hal ile: "Dünya fanidir, firaklarla doludur!... Ey insanlar, adaveti b?rak?n?z! Geliniz, Kur’ân dersini dinleyip, birleşiniz. Yoksa, sizi mahvedeceğiz! diye mezkûr iki vaziyetimin hakl? olduğunu gösteriyor."

    Sonra da, savc?n?n içindeki intikam hislerini en net biçimde dağ?tacak cümleler gelecektir:

    "Bu s?rl? halimi hükûmet bilmediğinden beni çok s?kt?. Ben sabrettim. Afyon müddeisi dahi baz? k?skanç adamlara aldand?. [Dikkat edelim ki, ‘Sen aldand?n’ demiyor!] Beni ziyade incitti. Bu hapsimde, bazan bir gün, bir ay Denizli hapsindeki s?k?nt?dan ziyade s?k?nt? çektiğim bir zamanda; mazlumlar?n silah? olan beddua etmek hat?r?ma geldi. Birden, dört-beş yaş?nda bir k?z çocuğu pencerelerime alâkadarane bak?yor gördüm. Sordum, dediler: Abdullah Bey’in k?z?d?r. Ben de o masumun hat?r? için bedduay? b?rakt?mÖ ‘Mazlumun ah? arşa kadar gider’ s?rr?yla ve meselemiz bir olan bütün mübarek masum ve müttakî Nur talebeleri dualar?ma manen amin, amin, amin demeleri inşaallah makbul dua hükmüne geçer. ben de bu manevî silah?m? mecburiyet-i kat’iye olmadan, masum çocuklara zarar gelmemek için, bana zulmedenlere karş? istimal etmiyorum."

    Mektup böylece devam eder. ?ktibas ettiğim bu kadar? dahi, bize yönelik bir tenkid durumunda, velev ki bu tenkid çok garazkâr ve tecavüzkâr da olsa, tak?nmam?z gereken tavra dair ciddi bir ders veriyor olsa gerek.

    Anl?yoruz ki, Üstad?n derdi hakk? âlî tutmak ve hakka râm olanlar?n say?s?n? olabildiğince artt?rmak; yoksa, heva ve hevesini tatmin, veyahut içinde nefret ve kin biriktirip bunu d?şa vurmak filan değilÖ

    Madem öyle, ilgili Afyon savc?s? gibi Risale-i Nur’a en ziyade kin, inat ve adavetle uğraşan birine karş? Üstad?n sergilediği hem izzetli, hem şefkatli bu muvazeneli duruştan birer hisse de kendimize alal?m; ve gelen tenkidleri, izzetle, ama ayn? zamanda şefkatle cevaplayal?m.

    Bir önceki yaz?da zikrettiğimiz âyeti tekrarlarsak:

    "Sen en güzel yol ile sav! Bakars?n, senin ile aras?nda düşmanl?k olan kişi, sanki s?cac?k bir dost oluvermiştir. O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulurÖ" (Fussilet: 34-35)


    Metin Karabaşoğlu
    Konu HakanBa tarafından (08.06.07 Saat 00:41 ) değiştirilmiştir.
    Risale-i Nur aşılmayı değil, açılmayı bekliyor..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mü’min kardeşinden gördüğün fenalık karşısında... 11.01.2012
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.01.12, 08:19
  2. Nihayetsiz musîbetler karşısında iktidarımız hiç hükmünde 11.11.2011
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.11.11, 13:22
  3. Rıza Dayatmaları Karşısında - Metin Karabaşoğlu
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.05.11, 14:26
  4. orjinal osmanlıca risale ve latincesi karşısında
    By ahmedce1 in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.05.08, 08:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0