+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: İki Devir, Bir İnsan

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bu yaz?da, Bediüzzaman'?n hayat safhalar?yla ilgili bir soruya cevap arayacağ?z. Üstad Risalelerin pek çok yerinde, Eski Said ve Yeni Said tabirlerini kullanarak bir ay?r?m yapmakta, aralar?ndaki farklara ve benzerliklere işaret etmektedir. Bu at?flardan hareketle bir iddia ortaya at?lmaktad?r. "Belli bir tarihten sonra Bediüzzaman, Eski Said'den Yeni Said'e ink?lâp etmekte ve hayat?n?n eski devresini adeta kesip atmaktad?r." Bu iddia, içinde Bediüzzaman'?n baz? fikirlerinden vazgeçtiği ve pişman olduğu imâs? taş?maktad?r. ?şte bizim cevap arad?ğ?m?z husus, Bediüzzaman gerçekten baz? konularda hataya m? düşmüştür ki, böyle bir köklü ink?lâptan söz etmektedir?

    Bir yanl?ş anlamadan neş'et ettiği belli olan bu iddiay?, Risale okumalar?yla tahlil ettiğimizde farkl? bir sonuca ulaş?r?z. O sonuç da şudur: Bediüzzaman hayat?n?n hiçbir devresinde, o devreyi "kesip atmay?" gerektirecek bir hataya düşmemiştir. Aksine, "Gazetelerde neşrettiğim umum makalât?mdaki umum hakaikte nihayet derecede mus?rr?m. ...Şayet müstakbel taraf?ndan üç yüz sene sonraki tenkidât-? ukalâ mahkemesinden tarih celp namesiyle celp olunsam, yine bu hakikatleri, tevessü ve inbisat ile çatlayan baz? yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim." (Divan-? Harbi, Örfi, s. 50) demektedir. Fikir ve hareketlerinde Allah'?n inayetiyle ne derecede isabet ettiğini zaman ve hadiseler de tescil etmiştir. Yaln?z; acz, fakr ve kusurunu bilip dergâh-? ilâhiyeye arz ederek rahmet-i Rahmana s?ğ?nmak mesleğinin üstad? olan Bediüzzaman'?n, ubudiyeti gereği yapt?ğ? tazarru, niyaz ve istiğfarlar? bahsimizden hariç tutulmal?d?r.

    Bediüzzaman'?n hayat?nda, kendisinin bildirdiğine göre üç ayr? devre vard?r. Bunlar; 1918-19'a kadar süren Eski Said devresi, 1922-23'ten itibaren Risale-i Nur'un telif edildiği Yeni Said devresi, 1948-49'de (yani Afyon Mahkemesinden sonra) "inkişafa başlayan" Üçüncü Said devresidir. 1918-1923 aras?n?, kendi ifadelerinden hareketle "geçiş dönemi" olarak niteleyebiliriz. Bu devreler aras?ndaki geçişin mahiyeti, sebep ve sonuçlar?, mutlaka geniş biçimde incelenmelidir. Biz burada k?saca Eski Said'den Yeni Said'e ink?lâp üzerinde dural?m.

    Üstad Bediüzzaman esaretten, ruhunda yeni bir inkişafla döndüğünde k?rkl? yaşlar?na girmiştir. O esnada, hayat?n en dar dâiresinden en genişine kadar etkili olacak ink?lâplar uç vermekte ve bu yeni hayat, yeni şeyler söylemeyi zorunlu k?lmaktad?r. Hadiste "bütün fitnelerden korunacağ? haber verilen müceddid" art?k gelmeli ve yeni şeyleri O söylemelidir. Bütün emareler, bu ağ?r ve mühim vazifeye, ümmetten sual sormamas? şart?yla kendisine ilim verilen Bediüzzaman'?n memur k?l?nd?ğ?n? göstermektedir. Giderek artan oranda bir "tecrid-i zihne" mazhar olan Üstad, bu sayede vazifesine ruhen de haz?rlanmaktad?r. Ahir zamandaki tecdid, yazmaya haz?rland?ğ? eserle, yani "mukaddemat-? ihzariye hükmündeki ilim hayat?n?n" semeresi olan Risale-i Nur'la yap?lacakt?r. Kendisi de anlam?şt?r ki; ekser hayat?nda mazhar olduğu harikalar, inayetler hep bu ağ?r ve kudsî tecdid vazifesini yapabilmesi için, taraf-? ilahiden bir talimdir. "Çok çalkalanan ahir zaman, acib şeyler doğuracağ?n? ihsas ederken" (Bkz. Barla Lâhikas?), bereketli Eski Said çekirdeği üzerinde bir Yeni Said neşv ü nema bulmaktad?r.

    Eski Said'in Yeni Said'e ink?lâb? çok buhranl? ve sanc?l? olmuştur. Kendisi Sünnet-i Seniyye Risalesi'nde bunu anlat?rken "...gayet müthiş ve manevi bir f?rt?na içinde ak?l ve kalbim hakaik içinde yuvarland?lar. Kâh Süreyya'dan serâya, kâh serâdan Süreyya'ya kadar bir sukut ve suud içerisinde çalkan?yorlard?" demektedir. Bu halden Kur'an ve sünnetin nurlar?yla selamete ç?kan Üstad, bu ink?lâb? Yirmiüçüncü Söz/ ?kinci Mebhas/ Üçüncü Nüktedeki "tünel" temsilinde tasvir ettiği gibi, bir vakâ-y? hayâliye biçiminde de yaşam?şt?r. Özetlersek Bediüzzaman, 1918'de esaretten ?stanbul'a döndüğünde ink?lâb?n emarelerini ruhunda taş?maktad?r. 1922'de Ankara'ya giderken Yeni Said olma yolunda epey ilerlemiş durumdad?r. 1923 y?l?n?n sonunda Ankara'dan ayr?l?p Van'a giderken Bediüzzaman art?k Yeni Said'dir.

    Anlatt?ğ?m?z bu değişimin mahiyeti ve sonuçlar?n? topluca görmek istersek şöyle bir tabloyla karş?laş?r?z: Eski Said devrinde Üstad siyasî ve ictima î konularla yak?ndan ilgilenmiş, fakat fikir ve hareketlerinde sonradan pişman olacağ? bir yanl?şa düşmemiştir. Bu devirde yazd?ğ? eserler genellikle ictima î hastal?klara reçeteler sunmaktad?r. Yeni Said devrinde ise "her şeyden zihnini tecrit ile Kur'an'dan fehmettiği iman hakikatlerini" yazm?ş ve böylece iman ve Kur'an hakikatlerinin şaheseri Risale-i Nur vücuda gelmiştir. Bu arada Eski Said'in baz? eserlerini Üstad, "Yeni Said'in bir ders-i ictima î ve siyasîsi olarak" sonradan Risale-i Nur'a dahil etmiştir.

    Eski Said'den Yeni Said'e geçiş, en geniş hayat dâiresi olan siyaset aleminden en küçük dâire olan "kalb dâiresine" intikal anlam? taş?maktad?r. Çünkü Dördüncü Meselede izah edildiği gibi en küçük dâiredeki en büyük vazife yani "iman hakikatlerini ilan ve neşir vazifesi" onu beklemektedir.

    Eski eserlerini daha çok "aklî ve ilmî" esaslarla yazan Bediüzzaman yeni dönemde daha çok ilham, sünûhat ve istihracât-? Kur'aniye'ye mazhar olmuştur. Hareket tarz? ile birlikte Sözler'indeki üslup da değişmiş, bedi' bir karakter kazanm?şt?r.

    Eski eserlerinde tafsilen geçen siyasî ve ictimaî meseleler Risale-i Nur'da icmal, onlarda icmal edilen iman hakikatleri Risale-i Nur'da tafsil edilmektedir. Başka bir ifadeyle ,eski eserleri (bilhassa ?şârâtü'l-?'câz ve Mesnevi-i Nuriye) Risale-i Nur'un fidanl?ğ? hükmüne geçmiştir.

    "Eski Said hata etmiş" sözünün hakikati ise, bilhassa lâhikalar dikkatli okunduğunda vuzuha kavuşmakta, meselâ Kastamonu Lâhikas?'ndaki şu ifadeler meselimize ?ş?k tutmaktad?r: "S?rr-? innâ a'taynâ'da çok geniş bir dâire, dar bir dâirede tatbik edilmiş. Nur müjdesi ise, dar ve manevî, fakat yüksek bir dâireyi geniş ve maddî bir dâire suretinde tasvir edilmişti. Cenâb-? Hakk'a yüz bin şükür ediyorum ki, bu iki kusurumu kuvvetli bir ihtar-? manevîyle ?slah etti. Yübeddilu'llahu seyyiatihim hâsenât s?rr?na mazhar eyledi." (s. 59). Anlaş?lan, hiss-i kable'l-vuku ile gördüğü bir hakikatin "tabirindeki hatas?" ihtar-? ilâhi ile tashih edilmiştir.

    Elhas?l, Bediüzzaman'n?n Eski Said'den Yeni Said'e geçmesi büyük bir ink?lâba işaret etmekle birlikte, "hatadan dönmek" anlam? taş?maz. Olsa olsa "bütün fitnelerden korunan müceddidin", kemâl çağ? olan k?rk yaş?nda art?k kudsî vazifesine başlad?ğ?n? ifade eder. Asl?nda Yeni Said ismi, "Sözler'in s?rl? tenvirini" haber vermektedir ve hatta bu tenvir vazifesinde Eski Said de zaman zaman Bediüzzaman'a yard?m etmektedir.

    Üstad?n hayat?nda, hiçbir şekilde "kesip att?ğ?" bir devre yoktur ve talebeleri için onun bereketli hayat?n?n her devresi nurlu dersler taş?maktad?r.
    Konu HakanBa tarafından (08.06.07 Saat 00:35 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Icindeki Kuleleri Devir!!
    By hak_yol_islam in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.11.08, 21:46
  2. Garip Bir Devir...!
    By gül_bahçesi in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.08.08, 12:38
  3. Bir Devir Kapanırken...
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.05.07, 15:44
  4. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 30.10.06, 06:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0