Gençler Risale-i Nur’u bol bol okusunlar



Takdim

Son günlerde Yeni Asya Gazetesi’nde renkli bir ilân gözümüze çarpıyor:
“Yeni Asya Pazarlama’dan Dâvet
Nikâh Şekeri Yerine Kitap
-Düğünlerinizde
-Nişanlarınızda
-Sünnet merasimlerinizde
-Mevlid-i Şerif Programlarınızda
-Kandil Gecelerinizde
-Ramazan ve Kurban Bayramlarınızda
-Aklınıza Gelen Bütün Önemli Günlerinizde

SEVDİKLERİNİZE EN GÜZEL HEDİYE KİTAPTIR” diye verilen bu ilânda ayrıca küçük Risale-i Nur cep kitapları ile benzer moral kitaplarının resimleri sıralanmış.
Bu ilânı veren İzmir’den Muharrem Okur. Kendisine bu orijinal kitap hizmeti ile ilgili sorular yönelttik. Siz okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz.

Muharrem Bey, bize kendinizi tanıtır mısınız?
1957 Isparta doğumluyum. 1981’de İzmir Ege Üniversitesi Maden Mühendisliği’ni bitirdim. 1983 yılından itibaren yayıncılığın içinde yer aldım. İçinde bulunduğum yayıncılık hizmetini Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfu sayıyorum. Son nefesime kadar bu hizmetin içinde bulunmayı Cenâb-ı Hak nasib etsin.

“Sevdiklerinize en güzel hediye kitaptır” kampanyası nasıl doğdu?
Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî’nin, hayatına baktığımız zaman eline geçen hizmet imkânlarını her şartta en iyi şekilde değerlendirdiğini görürüz. Onun hizmet şeklinde yasaklama değil müsbete kanalize etme esası geçerlidir.

Neşriyatımızın yayılması tanınıp okunması için düğün, mevlid gibi bazı önemli günlerde, lokma ikramlarında ve mevlid merasimlerinde dağıtılan ikramların kitap olmasını istiyoruz. Düğünlerde dağıtılan şekerlerle yerine dağıtılacak kitaplar arasında büyük faydalılık farkları vardır. Bu farklılıkları insanlara anlatabilirsek bu dâvetin başarılı olabileceğine inanıyoruz.

İyi düşünür ve bu dâveti benimsersek kitabı dağıtılan maddelerin yerine koyabiliriz. Yeni Asya Pazarlama olarak bütün okuyucularımızı bu hizmete destek vermeye çağırıyoruz. Hepimizin çevresinde binlerce insan var. Bu vesileyle kitaplarımızı dağıttıramasak bile, duyurmuş, tanıtmış oluruz.
Türkiye’de yayınlarımızı ve Üstadımız Said Nursî Hazretleri’ni ve onun telif ettiği Risale-i Nur Külliyatı’nı tanımayan milyonlar var! Sizlerden destek ve tavsiye bekliyoruz. Bizim bilmediğimiz, sizin bildiğiniz çok şey olabilir.

Cenazelerde veya mevlidlerde dinî kitap dağıtıldığını biliyoruz, ancak düğünlerde nikâh şekeri yerine kitap olur mu, ne dersiniz?
Olur diyoruz. Seçilen kitapları orijinal hediyelik şeklinde hazırlıyoruz. Yeter ki hizmetin lüzumuna inanıp muhataplarımıza anlatalım. Üstadımızın dediği gibi vazifemizi yapıp vazife-i İlâhiye’ye karışmayalım.

Muharrem Bey, siz maden mühendisi olduğunuz halde İzmir’de tarihî Kemeraltı Çarşısı’nda ve diğer esnafların bulunduğu yerlerde pazarlama şeklinde dinî kitap satışı yapıyorsunuz. Kitapçılığı, mesleğinize neden tercih ettiniz?

Risale-i Nur’u tanıyan ve okuyanlar bu güzel eserleri başkalarına da duyurmak ve tanıtmak isterler. Biz 1977 yılında üniversiteye başladığımızda ülkemizde anarşi ve terör vardı. 1981 yılında mezun olduğum zaman üniversitede kalıp burada hizmet etmeyi düşünüyordum. Bu arada İzmir Yeni Asya Bürosunda Hasan Şen Ağabey ile birlikte çalışmaya başladım. Aslında ben geçici olarak burada çalışıyordum. Ancak Hasan Şen Ağabey’in teşvikleriyle aktif pazarlamaya başladım.

Bornova’da 1984’de indirimli kitap kampanyası başladı. Bornova Cihad Kitapevi yeni açılıyordu. Biz burada Şakir Argın ve Mehmet Çakır ile birlikte kampanyalı kitap satışı yaptık. Fen Lisesi’nden ve üniversiteden gençler çok ilgi gösteriyor ve gelip kitap alıyorlardı. Dolayısıyla bu faaliyetler bizi bir anda neşriyat hizmetinin içerisine dahil etmiş oldu.

İndirimli kitap kampanyasından sonra okul önlerinde ve pazar yerlerinde de kitap satışına devam ettik. Bu arada Yeni Asya yayınlarını tanıyan ağabeyler bizleri teşvik etmek için gelip kitap alırlardı. Meselâ Bornova’da Bilâl Tunç Ağabey sık sık gelip bizden kitap alırdı.

Bizi neşriyatçılığa sevk eden en büyük sebep “Hizmetin verdiği lezzettir.” Hiçbir maddî sebep bu manevî lezzetin önüne geçememiştir. Bu arada şunu da belirtmek isterim ki İzmir’in insanı bizim gibi gençlere maddî ve manevî olarak her zaman yardımcı olmuş ve desteklemiştir.

Bu arada kitap fuarları da devreye girdi değil mi?
Evet. Daha sonraki yıllarda kitap fuarları açıldı. Bizler sabah gazete dağıtıyor, gündüz kitap pazarlamaya devam ediyor, akşam da kitap fuarına gidiyorduk. Fakat hiç yorulmadan büyük bir şevkle bu görevlerimizi yapıyorduk. Kitap fuarlarında çok değişik kimseler yayınlarımıza ilgi gösteriyor ve Risale-i Nur’u ve gazetemiz Yeni Asya’yı tanıyorlardı. Ayrıca şahsen tanışma imkânı da oluyordu.

Kitap fuarlarının neşriyat hizmetinde özel bir yeri vardır. Bugün de bütün kitap fuarlarına Yeni Asya olarak katılmaya çalışıyoruz.

Geçen yıllardaki tecrübeleriniz ışığında gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Risale-i Nur’u bol bol okusunlar. Çünkü okudukça bu güzel eserleri başkalarına da duyurma heyecanını hissedeceklerdir. Özellikle çantayla bire bir muhatabı ile görüşme yolu en tesirli yoldur. Ben, geçen yıllar içerisinde şunu hissettim ki: “Hizmetin içerisinde lezzet saklıdır.” Meselâ ben bir kuyumcu atölyesine uğramıştım. Burada çalışan genç bir arkadaşımız gazeteye abone oldu ve Risale-i Nur’u takım olarak aldı. Kısa zamanda namazlara başladığını ve hayatını düzenlediğini görünce yaptığım işin ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Bu örnekler pek çoktur. Uzun olmaması için kısa kesiyorum.

Muherrem Bey, bize zaman ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Ben teşekkür ederim.
RÖPORTAJ: SALİH SÜTÇÜOĞLU
İZMİR

Kaynak: Gençler Risale-i Nur’u bol bol okusunlar - YENİ ASYA