+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Bediüzzaman ve Siyaset - Prof. Dr. Alaaddin Başar

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart Bediüzzaman ve Siyaset - Prof. Dr. Alaaddin Başar

    Bediüzzaman ve siyaset


    Siyaset, oldukça genel bir ifade. Devletin ekonomik politikasından, bir şirket müdürünün yönetim biçimine, mürşitlerin ve peygamberlerin (a.s.) irşat metotlarına kadar uzanan çok geniş bir sahayı içine alıyor. Ama gel gör ki, günümüz insanı kısır politik çekişmeleri bir boks maçı gibi seyrede ede, siyaset denilince onun hatırına hemen parti propagandaları ve hükümet programları gelir.

    Politikayla bu derece şartlanmış insanlara Üstad Bediüzzaman’ın siyaset anlayışını anlatmak oldukça zordur.

    "Hey efendiler! Ben imanın cereyanındayım. Karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok" — Mektûbat

    Üstadın gayesi insanların imanlarının kurtulmasına vesile olmaktır. Mutlak rakibi ise imansızlıktır. O halde, Üstadın siyasete bakışı da bu ölçüye göre olacaktır.

    İnsanları güç ve kuvvetle imana getirmek mümkün değildir; zaten dinde zorlama da yasak kılınmıştır. Karşımızdaki insana bir şeyler anlatabilmemiz için falan partinin iktidarda olması diye bir şart da yoktur. Üstadın siyasîlerden bu noktada beklediği fazla bir şey de olmamıştır.

    Üstad, büyük bir ruh hekimi, kalp tabibidir. Zengini, fakiri, âmiri, memuru, oy vereni ve alanı hep onun ilgi alanı içindedirler. Ve Onun gayesi hepsine tahkiki iman dersi vermek, hepsinin imanlarını tehlikeden muhafaza etmektir.

    "Bu zamanda ehl-i İslâm’ın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi: Nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun." — Lem’alar

    SİYASET, KALP VE RUHA ZARAR VERİYOR


    Üstad, siyaseti, "gaflet ve dalâletin en boğucu, aldatıcı, en geniş perdesi" (Emirdağ Lâhikası) olarak değerlendirir. İnsanın dar dairedeki gerçek vazifesini bırakıp, geniş dairelerdeki siyasî ve içtimaî hadiselerle gereksiz olarak ilgilenmesini zararlı bulur ve şöyle buyurur:

    "Hem iman ve hakikat noktasında bu çeşit merakların büyük zararları var. Çünki gaflet verecek ve dünyaya boğduracak ve hakikî vazife-i insaniyeti ve âhireti unutturacak olan en geniş daire ise, siyaset dairesidir. Hususan böyle umumî ve mücadele suretindeki hâdiseler, kalbi de boğuyor." — Emirdağ Lâhikası)

    "Evet bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azab içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-ı ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı." — Kastamonu Lâhikası

    "Siyaset-i hazıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanet içine girmiş ki, vesvese-i şeyatîn hükmüne geçmiştir." — Sözler

    SİYASET ONUNCU DERECEDE

    Üstadın siyasete bakışında bir başka nokta, siyasî ve içtimaî yollarla İslâm’a hizmet etmeyi, iman hizmeti yanında ancak onuncu derecede görmesidir.

    Kastamonu Lâhikasındaki bir mektubunda, "Ehl-i dünya ve ehl-i siyaset ve avamın nazarında birinci derece ve hakikat nazarında, imana nisbeten ancak onuncu derecede bulunan siyaset-i İslâmiye ve hayat-ı içtimaiye-i ümmete dâir hizmeti, kâinatta en büyük mes’ele ve vazife ve hizmet olan hakaik-i imaniyenin çalışmasına racih gördüklerinden..." diyerek hem kendisine cephe alanların gafletini sergiler, hem de Nur Talebelerine, önemli bir mesaj verir.

    Nur Talebeleri bu mesajı çok iyi aldıklarından bütün himmetlerini, imansızlık ateşinde yanan, tereddüt ve şüpheler içinde bocalayan ve sefahat çamuruna düşen insanların kurtuluşlarına hasrederler.

    SİYASET BİRLİK VE BERABERLİĞE ZARAR VERİYOR

    Üstadı bugünkü siyasî cereyanlara soğuk baktıran diğer bir sebep ise, siyasî tarafgirliğin milletimizin birlik ve beraberlik ruhuna verdiği büyük zarardır.

    İslâm’da Allah için sevmek ve yine Allah için düşmanlık beslemek esastır. O halde Allah’ın beğenmediği, kerih gördüğü, yasakladığı sıfatlar kimde olursa olsun kötü; O’nun razı olduğu iyi ve güzel sıfatlar ise yine kimde olursa olsun güzeldir. Ama siyasette bu ölçü kaybolur. Kendi siyasî görüşünde olmayanlar her yönden kötü, kendi partilerine mensup olanlar ise her cihetle berrak ve sâfi telâkki edilir. Üstad bu yanlışın insanın kalp ve ruh âleminde yaptığı büyük zararı şu ifadeleriyle güzelce ortaya koyar:

    "Sakın, sakın! Dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar sizi tefrikaya atmasın. Karşınızda ittihad etmiş dalalet fırkalarına karşı perişan etmesin! ‘Elhubbu fillahi velbuğzu fillahi’ düstur-u Rahmanî yerine, el-iyâzü billah ‘El hubbu fissiyaseti velbuğzu lissiyaseti’ düstur-u şeytanî hükmedip, melek gibi bir hakikat kardeşine adavet ve el-hannâs gibi bir siyaset arkadaşına muhabbet ve tarafdarlık ile zulmüne rıza gösterip, cinayetine mânen şerik eylemesin." Kastamonu Lâhikası

    DİN, SİYASETE ÂLET EDİLEMEZ

    Nur hizmetinin siyasî tarafgirliklerden uzak tutulması gereğini ifade eden önemli bir ders:

    "Nur şakirdleri, hiç siyasete karışmadılar, hiçbir partiye girmediler. Çünki iman, mâl-i umumîdir. Her taifede muhtaçları ve sahibleri var. Tarafgirlik giremez. Yalnız küfre, zındıkaya, dalâlete karşı cephe alır. Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır." -Emirdağ Lâhikası

    Nasıl Kur’an bütün bir insanlığın irşadı için inzâl olmuşsa, onun tefsirleri de bütün bir beşeriyet içindir. Onu sadece bir gruba mal edip geride kalan insanları ondan mahrum bırakmak, Kur’an’ın cihan şümullüğü ile bağdaşmaz ve Kur’an böyle bir anlayışı reddeder.

    Din namına ortaya çıkma denilince, hemen dinîn siyasete âlet edilme endişesi hatıra gelir. Üstad bu noktada çok hassastır. Tâ meşrutiyet döneminde sarf ettiği şu sözler onun bu husustaki hassasiyetinin bütün ömrü boyunca hiçbir sapma göstermeksizin devam ettiğinin en güzel ifadesidir:

    "İslâmiyet güneşi yerdeki ışıklara âlet ve tâbi olamaz. Ve âlet yapmak İslâmiyet’in kıymetini tenzil etmektir, büyük bir cinayettir." — Hutbe-i Şamiye

    Üstad, Kur’an tefsiri olan Nur Risalelerini dünyevî ve siyasî bir maksada âlet etmeyi, kırılacak şişelere bâki elmas fiyatı vermeye benzetir.

    Her asrın müceddidi Kur’an’dan o asrın ihtiyaçlarına ve mizacına en uygun bir tebliğ ve hizmet metodu istihraç etmiş. Üstad ise Kur’an’dan ‘siyasetsiz hizmet’ dersini almış oluyor.

    ŞEFKAT, VİCDAN VE HAKİKAT SİYASETTEN MEN EDİYOR

    Üstad Bediüzzaman hazretleri, kendisini siyasetten men eden bir başka ciheti ise şöyle dile getirir:

    "Şefkat, vicdan, hakikat bizi siyasetten men ediyor. Çünkü tokada müstehak dinsiz münafıklar onda iki ise, onlara müteallik yedi-sekiz masum, bîçare, çoluk-çocuk, zaif, hasta, ihtiyar var.

    Belâ ve musibet gelse o sekiz masumlar o belâya düşecekler."

    Bu ifadelerden hemen anlaşılacağı gibi, siyaseti dinsizliğe âlet eden onda iki gibi az bir grup. Gerek bunlara tâbi olanlar, gerekse bunların siyasetle alâkası olmayan çoluk çocukları, hastalar, ihtiyarlar ise onda sekiz. Bu azınlık gruba karşı aktif siyasetle meydana çıkılsa ve şer güçlerin engellemesiyle karşılaşıldığında daha da ileri gidilip "idare ve asayiş ihlâl" edilse, yani Kur’an’a ihlâs ile hizmet eden insanlar yönetimle karşı karşıya getirilse, o zaman iç kavgaya yol açılır.

    Halbuki, ikaz ve irşad yolu, ilim ve tebliğ yolu böyle zararlardan uzaktır. Bu yol ile o zâlimler ıslah olmasalar bile, onlara aldananlar, hatta onların çoluk-çocukları imanla, İslâm’la müşerref olabilirler. İşte büyük Üstadı siyasete girmekten ve idareye karışmaktan men eden bu engin şefkati ve himmeidir.

    İşte, asrının mânevî öncüsü olma şerefine mazhar bu büyük insan, böyle bir neticeye şahsî düşüncesiyle değil Kur’an’dan aldığı dersle ulaştığını, "Kur’an bizi siyasetten şiddetle men etmiş" ifadesiyle açıkça ortaya koyuyor.

    KÖKÜ DIŞARIDA OLAN CEREYANLAR

    Üstadın siyaset noktasında üzerinde önemle durduğu bir başka nokta da, siyasete girenlerin kökü dışarıda olan menfî cereyanlara bilmeyerek de olsa âlet olmaları tehlikesidir.

    "Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek. O hizmetin kudsiyetini bozacak." Şualar

    Eski Said döneminde dile getirilen bu gerçekler maalesef hâlâ belli bir ölçüde de olsa geçerliğini koruyor. Hâlâ siyasetimizin istiklâline tam kavuştuğunu söyleyemiyoruz. Kanaatimce, bunun en büyük sebebi iktisadî yönden dışa büyük ölçüde bağımlı olmamızdır. Üstadın, "i’layı kelimatullahın bu zamanda en büyük sebebi" olarak "maddeten terakki"yi görmesi bir yönüyle bu meselemize de bakıyor.

    Önemli bir nokta:

    "Nurların maslahatı namına" siyasete girmek başka, "Nurlar namına" girmek daha başkadır.

    Birincisi bir niyet meselesidir.

    İkincisinde ise, siyasete giren şahıs Nur Talebelerinin desteğini arkasında görmek ister. Nurların "her cereyanın fevkinde bulunması ve umumun malı olması", Nur talebelerini bir siyasî partinin yan kuruluşu gibi çalışmaktan men eder.

    Bu sebeple, şahıslar siyasete ancak kendi namlarına girebilirler, ama Nur talebelerinden kayıtsız şartsız destek bekleme gibi bir ruh haletine girmekten de şiddetle kaçınırlar.

    Alaaddin Başar - RiSALE HABER [ Yazar : Alaaddin BAŞAR ]

    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Yasaklı Üye YİĞİDO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    1.075

    Standart

    allah c.c. ebeden razı olsun inş. abim.selametle ve dua ile...

  3. #3
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Not: Yukardaki yazımızı SİLERMİSİNİZ zahmet olmassa yönetici kardeşlerim.. Anlatmak istediklerimizi şöyle ifade etsek daha isabetli olur inşaallah..

    ve bihi nesteinu

    Eleştirdiğimizden değilde,anlamak isteyipte mana vermemeyip,anlamakta zorlandığımızdan diyoruzki: Bir taraftan imanın cerayanındayım denilip, İslami olan bir çok fiil vefaaliyete destek olunmuyor ,sanki o fiil ve faaliyetler imanı kurtarmaya engel veya mani haşa.. Mesela Tarikatlere ,tasavvuf mesleklerine vb. İslami cemaatlere ve faaliyetlerine..

    Bunu böyle anlayanların üstad(R.A)'ın'' euzubillahimineşşeytanivessiyase'' dediği ve özelliklerini saydığı (yalan, iftira,hile vb.leri ile faal olan,islami olmayan)zararlarını ve şerlerini gösterdiği hali hazırdaki islami olmayan POLİTİKAya, nurun maslahatı için girileceğini ANLAYANLARI ANLAMAK ZOR..!

    İslamın siyatesini tatbik edem HÜSEYNİ (r.a) tarafını görüp gösteremeyenlerin.! Risale-i nur mesleği için Hüseyni (r.a) değildir demeye kalkanların , nurun maslahatı namına POLİTİKA denen şeye bulaşmaları girmelerini Anlamak ZOR..

    Yazılanları ve tatbik edilenleri nereye koyuyorsunuz birde bizim gibi anlama sorunu yaşayanlara anlayacakları dille anlatabilseniz,delille gösterseniz belki ne yapıldığını veya yapılmak istendiğini ve hangi ölçülerde ve ölçülerle bunu kasd edildiğini anlayabilenlerimiz olur..

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  4. #4
    Vefakar Üye ışıkadam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    KONYA
    Yaş
    32
    Mesajlar
    462

    Standart

    Evet Üstadımızın ifadeleri çok açık:

    "Hem iman ve hakikat noktasında bu çeşit merakların büyük zararları var. Çünki gaflet verecek ve dünyaya boğduracak ve hakikî vazife-i insaniyeti ve âhireti unutturacak olan en geniş daire ise, siyaset dairesidir. Hususan böyle umumî ve mücadele suretindeki hâdiseler, kalbi de boğuyor"

    "Nur şakirdleri, hiç siyasete karışmadılar, hiçbir partiye girmediler. Çünki iman, mâl-i umumîdir. Her taifede muhtaçları ve sahibleri var. Tarafgirlik giremez. Yalnız küfre, zındıkaya, dalâlete karşı cephe alır. Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır."

    "Evet bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azab içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-ı ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı."

    "Siyaset-i hazıra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanet içine girmiş ki, vesvese-i şeyatîn hükmüne geçmiştir." —

    "Sakın, sakın! Dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar sizi tefrikaya atmasın. Karşınızda ittihad etmiş dalalet fırkalarına karşı perişan etmesin! ‘Elhubbu fillahi velbuğzu fillahi’ düstur-u Rahmanî yerine, el-iyâzü billah ‘El hubbu fissiyaseti velbuğzu lissiyaseti’ düstur-u şeytanî hükmedip, melek gibi bir hakikat kardeşine adavet ve el-hannâs gibi bir siyaset arkadaşına muhabbet ve tarafdarlık ile zulmüne rıza gösterip, cinayetine mânen şerik eylemesin."

    ...

    Dikkat edilirse üstadımız sadece siyasete girmenin değil,siyasi meselelerle iştigalin,günlük siyasi hadiseleri merakla takip etmenin hem şahsımıza hem hizmetimize zararlarından bahsediyor.








    Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbub.. Çünkü zevâle mahkûm, hakiki güzel olamaz; aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli!..

  5. #5
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu

    Denilse ki (denilmiş) : PEKİ NASIL OLACAK ?.. Müslümanların siyasete girmemesini, gelip evde oturmalarını söylüyorsunuz. Peki o zaman siyaset din düşmanlarının elinde kalsın, onlar da istedikleri gibi asıp kessinler, he öylemi ? Peki o zaman bu Nurlar nasıl anlatılacak bu dershaneler nasıl açık tutulacaklar? Hani siz o 60'lı, 70'li, 80'li yılları iyi hatırlarsınız. Lütfen bu yorumlarınızı, bunları dikkate alacak şekilde yazınız..!

    Deriz ki: OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ OLACAK.. Yani Mevzunun muhatabı Risale-i nur talebeleridir,yani bizleriz, mesleğimizden gelen bazı ölçülerle kayd altındayız.. islamın kendine has ölçülerde siyaseti zatten mevcuddur, Bediüzzaman (r.a) bunu talebeleri ile bulundukları şartlar ve mulumun gereklerine uygun tatbik etmişler..

    Zatten müslümanlar islamın dahildeki siyasetini ve cihad usullerini Risale-i nura ve islama uygun tatbik etseler, 100 de 90 dan fazlası müslüman olan milletle sorun ve sıkıntı yaşanmaz..

    Bizlerin Sorun ve sıkıntımız 20.lem'aya uygun hareket edemememizden kaynaklanıyor..

    Geriye kalır 1 oy, şimdilik onuda her ferd kendi iç alemindeki değerlere göre ve kendine yakın bulduğu Politik bir pariye oyunu isterse verir.. Buda 4 yılda 1 güne denk gelir ve topu 1 saatlik iştir.. Bunun dışında bu politik meselelere girmeden, inancına ve davasına ve Risale-i nurun ölçülerine uygun hizmeti ile iştigal etmek, islamın siyasetini mümkün mertebe malumun gereğine uygun islami ölçülerde tatbik etmek en isabetli olanıdır diye anlıyoruz..

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Prof.Dr. Alaaddin Başar- Kader Risalesi dersleri (sesli)
    By Zilkade-i gece in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.06.13, 11:54
  2. Vicdan Ne Diyor? - Hümanizm Üzerine-2- Alaaddin Başar
    By BiKeS_ in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.08.11, 00:19
  3. Benlik - Alaaddin Başar
    By BiKeS_ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.05.11, 10:24
  4. Prof.Dr. Alaaddin Başar'dan Risale-i Nur Dersleri
    By SeRDeNGeCTi in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.10.09, 15:14
  5. CEPvePC - Sesli - Alaaddin Başar Dersleri
    By misildak in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 16.06.07, 15:48

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0