ÜSTAD'IN NAMAZ KILDIĞI TATAR CAMİİ

2009 Aralık ayının son günlerinde Rusya’nın St. Petersburg şehrine bir ziyarette bulunan 19. Dönem İzmir Milletvekili Mehmet Özkan, orada gördüklerini ve dikkatini çeken olayları Yeni Asya ile paylaştı.


Rus milletvekilinin Risâle-i Nur ilgisi


Mehmet Özkan, 23 Aralık 2009 tarihinde St. Petersburg’a hareket etmiş. Oraya vardığında ilk olarak ertesi gün yapacağı geziler için biraz dinlenmiş. Birinci gün itibariyle, rehber eşliğinde gezeceği yerler arasında Rus çarlarının sarayları, katedraller ve Hermitaş müzesi varmış. Buradan sonra izlenimlerini Özkan’ın ağzından dinleyelim:

“Hermitaş müzesi 1864 yılında yapılmış. İçinde dünyanın her tarafından gelen eserler sergilenmekte. Ancak Osmanlı eserlerinin bulunduğu salon kapalı tutulmakta. Daha önceden edindiğim, İshak Paşa Sarayının altın kapısı ile ilgili olarak rehberime ‘İshak Paşa Sarayının altın kapısı nerede?’ diye sordum. ‘biliyorum, ama cevap veremem’ dedi. Bu, hayli enteresan bir cevaptı. Müzede ayrıca Picasso tabloları da sergileniyordu.”

Mehmet Özkan, şehre ilk vardığında, şehrin yaklaşık 1 metrelik kar örtüsüyle kaplı olduğunu, halkın, 1861’den beri bu kadar kar yağmadığını söylediğini ifade ederek şehir hakkında şöyle bilgiler verdi:

“Orada bulunduğun zaman zarfında sürekli kar yağdı ve hava soğuktu. Şehir merkezi ısıtma sistemi ile ısıtılıyor. Dünyanın en derin metrosu da burada. Metro Neva nehrinin altından geçiyor. Ben de tanımak amacıyla metroya bindim. Şehir çok nemli bir havaya sahip. Sıcaklık kışın ortalama eksi 10 derece olup, nehir donuyor. Kış ise 6 ay devam ediyor. Güneş sabah saat 10’da doğuyor ve 16’da hava kararıyor. Kışın karanlık, yazın da beyaz geceler oluyormuş. Şehir, Rusya’nın en kuzeyinde yer alıyor. Şehrin en ilgi çekici yapısal özelliği ise 6 bin 42 köprü ve 52 adadan oluşması. Bataklık üzerine kurulmuş bir şehir. Halk arasında anlatılanlara göre, eskiden bataklığın kurutulması ve şehre girebilmek için herkesten taş getirmeleri isteniyormuş. Ancak bu şekilde şehre girilmesine izin veriliyormuş.”

ÜSTAD'IN NAMAZ KILDIĞI TATAR CAMİİNE GİTTİM

MEHMET Özkan, dinî mekânları da ziyaret ettiğini belirterek, orada yapılan dinî hizmetlerli ilgili şunları kaydetti:

“Bediüzzaman’ın Rusya’daki bolşevik ihtilâlinden sonra esaretten dönerken namaz kıldığı Tatar Camii'nde Cuma namazı kılmak nasip oldu. Çok büyük bir camiydi. Ancak temizliğe fazla dikkat edilmemişti. Fahri görevliler buraya gelenlerin geçmişlerinin ruhuna Fatiha okuyorlardı. Bunun karşılığında isteyenler hayır kutusuna para atıyordu. Şehirde 200 bin Müslüman yaşıyor. Müslümanları; Tatar, Özbek, Çeçen, Dağıstanlı, Azerbaycanlı ve Müslüman olmuş Ruslar oluşturuyor. Diyanet İşleri Başkanlığı burada 2 tane yeni cami yaptırmış. Tatar Camii'nin yanındaki iki katlı hizmet binasında 3 yaşlı Tatar hoca kalıyor. İkisi fahri ve bir tanesi de resmî olarak hocalık görevini yerine getiriyor. Ayrıca Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığının da bir tane din görevlisi bulunuyor. Cuma namazımı yeni yapılan camilerin birinde eda ettim. Cuma namazına gelenlerin yaş ortalaması, 18-25 civarındaydı. Bu gençlerin fıkhî ve imanî konularda bilgilendirecek yeni bir yapılanmaya ihtiyaç olduğunu gördüm. Özellikle Kur’ân öğretimi konusunda ciddî çalışmalara ihtiyaç var. Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu konuya eğilmesinin çok önemli olduğunu ayrıca belirtmek isterim.”


İSHAK KATEDRALİ

AZİZ İshak Meydanındaki İshak katedralinde 112 sütun var. Bu sütunların her biri 114 ton geliyor. Yapımına 1818 yılında başlanmış ve başlanmış 1858’de bitirilmiş. İnşasında 400 ton altın kullanılmış. Çarlık dönemindeki en büyük katedrali ise Deli Petro yaptırmış. Lenin, 1917’de Avrara adlı bir gemiden kuru sıkı atarak Rus ihtilâlini başlatmış. Kendisi haşa tapılacak kişi olarak tanıttırmış. Diğer bir dikatör Stalin, milyonlarca insanı katletmiş. “Din yoktur” diye mücadele etmiş.


Risâle-i Nurların etkisi çok büyük

MEHMET Özkan orada yapılan dini hizmetlerini anlatırken Risâle-i Nur eserlerinin insanlar üzerindeki etkilerine ait bir kaç olaydan bahsetti. Özkan, Türkiye’den giderken 1 valiz dolusu Rusça Risâle-i Nur götürdüğünü belirterek, “Valizimde Tabiat Risalesi, Gençlik Rehberi, Küçük Sözler, 23. Söz, 33 Pencere, Haşir Risâlesi, vecizeler kitabı ve Büyük Sözler vardı. Çoğunu burada güzel çalışmalar yapan hizmet merkezine bıraktım. Buradaki gayretli ve vefakâr kardeşlerimiz oldukça memnun oldular. Çeşitli vesilelerle farklı sohbetlere katıldık. Müslüman olan Rus kardeşlerimizle tanıştık. Kitapların bir kısmını da tanıştığım Ruslar’a hediye ettim. Kalan bir kısmını da Cuma namazında dağıttım. Oldukça memmun kaldılar. Kardeşlerimizin anlattığı; şehirde koleji olan bir milletvekilinin 15 günde bir gelip, ‘Risâle-i Nur dersi yapın. Bu eserler Rus gençliğinin kurtulmasına sebep olacak’ şeklinde gelip konuşmuş olması beni ziyadesiyle mutlu etti.”

FEDAKÂR KARDEŞLERİMİZ


St. Petersburg’da hizmet merkezinde bulunan kardeşlerimiz Özbek Nuvrun, Rus Abdulmalik, Konyalı Muhammed Nergiz, Azeri Mubaris, Telman, Tural, Tacettin ve Şirazi’nin Türkiye’den getirdikleri meyve ve sebzelerin toptancılığını yapıyorlar. Burada, Risâle-i Nur hizmetinde bulunan kardeşlerimiz Türkiye’ye selâmlarını yollayarak, dua beklediklerini ifade ettiler.

Şehirde, kehribar iyi gelir getiriyor


NEVA nehrinde yazın taşımacılık yapılıyor. Nehir, Baltık denizine dökülüyor. Köprüler gece açılıyor. Şehirde ağır sanayi var. Toyota ve Ferrari’nin araba fabrikaları, Caterpillar iş makinalarının fabirkalarır mevcut. Philip Morris sigara fabrikası var. En meşhur caddesi nefsk caddesi. Yılda sadece 35 gün açık hava oluyor. Bu zaman diliminde herkes parklara, bahçelere çıkıyor. En çok ürettikleri kehribar ayda bin 500-2 bin euro gelir getirebiliyormuş. 6 milyon nüfuslu olan şehirde, tarihî dokunun bozulmamasına dikkat ediyorlar. Yılbaşı geleceğinden dolayı caddeler aşırı şekilde ışıklandırılmıştı. St. Petersburg, çarlık döneminde saraylar burada olduğu için, 200 yıl başkentlik yapmış. 1918’de ise başşehir Moskova olmuş.

Yeni Asya