+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 33

Konu: Hased ve Gıpta

  1. #11
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    Beni çok çok çok düşündüren,en çok etkilendiğim bir ayet bir hadis var...
    Hadis;
    "İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar." (Keşfü'l-Hafa, 2:3:12)

    Ayet:
    Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler...(İbrâhim Sûresi: 3.)


    Teoiriyi bilmek,pratiğe geçirmemak çok tehlikeli.Ve bu tehlikeden kurtulmadığımı düşünüyorum...Ki,kimseden kurtulmuş değil yaşadığı müddetçe her an ihalsı kaybetme korkusu var...İşte bu insnın ödünü koparmalı...
    Kimisi ilmi öğrenir ameli yapmaz.Amelinden korkar.Kimisi ilmide öğrenir amelide yapar ihlasından korkar....
    Malesef ben amellerimden korkuyorum...
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

  2. #12
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Alıntı NurTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Beni çok çok çok düşündüren,en çok etkilendiğim bir ayet bir hadis var...
    Hadis;
    "İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar." (Keşfü'l-Hafa, 2:3:12)

    Ayet:
    Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler...(İbrâhim Sûresi: 3.)


    Teoiriyi bilmek,pratiğe geçirmemak çok tehlikeli.Ve bu tehlikeden kurtulmadığımı düşünüyorum...Ki,kimseden kurtulmuş değil yaşadığı müddetçe her an ihalsı kaybetme korkusu var...İşte bu insnın ödünü koparmalı...
    Kimisi ilmi öğrenir ameli yapmaz.Amelinden korkar.Kimisi ilmide öğrenir amelide yapar ihlasından korkar....
    Malesef ben amellerimden korkuyorum...
    Allah bu ızdırabı sinemizden uzak eylemesin..ya ameline güvenenler safında olsaydık..neuzubillah..
    ''Elbet O'na döndürüleceksiniz'' ikazı ile yanmalı değil miyiz??
    Ya Rabb kusurumuzu affet ..bizi kendine kul kabul et..emanetinde emin kıl..dualarıyla ve sancılarıyla iki büklüm olmalıyız ..
    bunu yapabilirsek ya da yapabiliyorsak bir yerden başlamış olacağız..

  3. #13
    Vefakar Üye zühretünnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    377

    Standart

    Alıntı Beste-i Rana Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    اَلَّذينَ يَبْخَلُونَ وَيَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَا اتيهُمُ اللّهُ مِنْ فَضْلِه وَاَعْتَدْنَا لِلْكَافِرينَ عَذَابًا مُهينًا
    Nisa / 37- Onlar ki hem kıskanır cimrilik ederler hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

    كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيّنَ مُبَشِّرينَ وَمُنْذِرينَ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ فيمَا اخْتَلَفُوا فيهِ وَمَااخْتَلَفَ فيهِ اِلَّا الَّذينَ اُوتُوهُ مِنْ بَعْدِ مَاجَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّهُ الَّذينَ امَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا فيهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِه وَاللّهُ يَهْدى مَنْ يَشَاءُ اِلى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ

    Bakara / 213. İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki insanların aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle iman edenleri onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka ulaştırdı. Allah dilediğini doğru yola iletir.

    وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
    Felak / 5.Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

    وَدَّ كَثيرٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ ايمَانِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِنْ عِنْدِ اَنْفُسِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَاتَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتّى يَاْتِىَ اللّهُ بِاَمْرِه اِنَّ اللّهَ عَلى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ

    Bakara / 109- Ehl-i kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir.

    وَاِنِ امْرَاَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا اَوْ اِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا اَنْ يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا وَالصُّلْحُ خَيْرٌ وَاُحْضِرَتِ الْاَنْفُسُ الشُّحَّ وَاِنْ تُحْسِنُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبيرًا

    Nisa / 128- Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse aralarında bir sulh yapmalarında onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    اَشِحَّةً عَلَيْكُمْ فَاِذَا جَاءَ الْخَوْفُ رَاَيْتَهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ تَدُورُ اَعْيُنُهُمْ كَالَّذى يُغْشى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِ فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِ اُولئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّهُ اَعْمَالَهُمْ وَكَانَ ذلِكَ عَلَى اللّهِ يَسيرًا

    Ahzab / 19- Size karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince gördün onları ki ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince size keskin keskin diller sıyırdılar. Onlar hayra karşı kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Bu Allah'a göre önemsizdir



    Bu ayetlerden kıskançlığın haram olduğunu mu çıkarıyosunuz yani?
    gözler yaşarmadıkca gönülde gökkuşağı oluşmaz

  4. #14
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart

    Alıntı zühretünnur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu ayetlerden kıskançlığın haram olduğunu mu çıkarıyosunuz yani?
    mübarek mesele hata sevap bulma meselesi değil ya hu..

  5. #15
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    Hasette kıskançlık, çekememezlik ve başkasının iyi hâlini istememek gibi bir kötü huy var. Gıpta ise hasede nisbeten oldukça masum. Gıptada başkasını iyi halinden dolayı içten tebrik etme, onu mümkünse örnek alma, onun gibi olmaya azmetme gibi iyi huylar söz konusudur.

    Gıptanın haset yönü yoktur. Zaten gıpta hasede doğru kaydığı anda, gizli de olsa kıskançlık ve çekememezlik hemen devreye girdiği için artık buna gıbta denmez. Çünkü gıbta ruhuna “çekememezlik” gölgesi düşmüştür, çünkü gıbta safiyetini, günahsızlığını ve masumiyetini kaybetmiştir, çünkü gıbtanın içine hasedin kiri ve ihaneti düşmüştür. Artık bu his gıbta olmaktan çıkmış, haset olmuştur.

    Gıbta “göz” gibidir; kıl kadar eğriliği kabul etmez, hadekasına batar. Gıbta berrak su gibidir, az bir haset pisliği kendisini bulandırır, kendi mahiyetini olumsuz biçimde değiştirir, özünü ve mayasını bozar.

    İhlâs Risâlesinde ihlâsı kıran mânilerden ikincisinde sözü geçen “gıpta” aslında bir güzel huydan başka bir şey değildir. Gerek o bölümde, gerekse İhlâs Risâlesinde hasede zaten yer yoktur. Çünkü ihlâsı kazanmayı en mühim bir vazife bilen Nur Talebesinin hasetle zaten işi yoktur. Esasen hasetle ihlâsın bir arada bulunmasına imkân da yoktur. Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sâlih amellerin tamamını yiyip bitirmektedir; haset ihlâsı elbette kökünden kurutmaktadır.

  6. #16
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart


    “Gıbta” mefhumunun geçtiği satırları hatırlayalım. Üstad Hazretleri orada der ki: “Evet Risâle-i Nur şakirdlerinin kalbi, aklı, ruhu; böyle aşağı, zararlı, süflî şeylere tenezzül etmez. Fakat herkeste nefs-i emmâre bulunur. Bazı da hissiyat-ı nefsiye damarlara ilişir. Bir derece hükmünü; kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icra eder. Sizlerin kalb ve ruh ve aklınızı ittiham etmem. Risâle-i Nur’un verdiği tesire binaen itimad ediyorum. Fakat nefs ve heva ve hiss ve vehim bazan aldatıyorlar. Onun için, bazan şiddetli ikaz olunuyorsunuz. Bu şiddet, nefs ve heva ve hiss ve vehme bakıyor; ihtiyatlı davranınız. Evet, eğer mesleğimiz şeyhlik olsa idi, makam bir olurdu veyahut mahdud makamlar bulunurdu. O makama müteaddid istidadlar namzed olurdu. Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi. Fakat mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz. Uhuvvetteki makam geniştir. Gıbtakârane müzahameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur; hizmetini tekmil eder. Pederane, mürşidane mesleklerdeki gıbtakârane hırs-ı sevab ve ulüvv-ü himmet cihetiyle çok zararlı ve hatarlı neticeler vücuda geldiğine delil: Ehl-i tarikatın o kadar mühim ve azim kemalâtları ve menfaatleri içindeki ihtilâfatın ve rekabetin verdiği vahim neticelerdir ki; onların o azim, kudsî kuvvetleri bid’a rüzgârlarına karşı dayanamıyor.”

  7. #17
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    Yukarıda ısrarla “haset”ten kaçınılır ve “gıbta” kavramı tercih edilir. Çünkü:

    1- Maneviyatta ilerleyen, imana hizmet eden ve yüksek makamlara talip olanlar “haset” gibi bir kötü duyguyu zaten içlerine sindiremezler, ruhlarında barındırmazlar; içlerinden söküp atarlar.

    2- Böyle maneviyat erleri yüksek makamlara talip olurlarken haset ile değil, gıbta ile hareket ederler. Yani daha yüksekte olana imrenirler, onu takdir ederler, ona duâ ederler ve elbette onun gibi olmaya çalışırlar, onun hâline ve makamına ulaşmaya gayret ederler, fakat onu kıskanmazlar. Bununla beraber, şeyhlik mesleklerinde bir öne çıkma yarışı bulunur. Fakat bu yarışta “haset” yer almaz, “gıbta” ölçüleri hâkim olur.

    Nur Talebeliğinde buna da lüzum yoktur. Çünkü ne ulaşılacak makam vardır, ne oturulacak post vardır. Çünkü Nur Talebelerinin mesleği “uhuvvettir”, yani tam kardeşliktir. Nur Talebeliğinde zirve makam, kardeşlik makamıdır. Kardeş kardeşe karşı büyüklük içine giremez, mürşid vaziyeti alamaz. Kardeşlik mesleğinde herkes gücü, kudreti ve istidadı oranında bir ucundan tutar, tuttuğu bütünün tüm sevabına mazhar olur. Gıpta içinde de olsa bir “öne çıkma” yarışına meydan verilmez. Herkes yaptıklarıyla, farklılıklarıyla, özel kabiliyetleriyle üstündür. Herkes “bir numaradır.”

    Bir yemeğin tuzu biberine karşı, salçası yağına karşı nasıl üstünlük vaziyeti takınmaz, makam sevdasına düşmeye gerek duymaz ve hepsi “kardeşçe” bir araya geldiğinde “yemek lezzetini” ortak olarak verirlerse, şeref nasıl hepsine ortak olarak gider, şan nasıl hepsinin ortak malı olursa; kardeşlik mesleği de böyledir. Kardeşler şanda, şerefte, hizmette, manevî lezzette, sevapta, makamda, mevkide, mertebede eşittirler. Himmet hepsinindir, hizmet hepsinindir, gayret hepsinindir; gücü ve kudreti olmayan niyetiyle ve ihlâsıyla hepsinin sevabına sahip olur. En yüksek sevap, aynı yükseklikte, bölünmeden, eşit olarak, hepsine birden gider.

    Kardeşlik mesleğinde, sevap ve makam şahs-ı manevînin olduğundan, bireysel olarak “gıbtakârane hırs-ı sevab”a, yani topluluktan ayrı ve şeytanın da zarar verebileceği bir sevap hırsına lüzum duyulmaz; ancak hiç durmaksızın hizmete ihtiyaç duyulur. Şahs-ı manevî sırrı, yani toplu olarak hareket etme sırrı bunu gerektirir. Uhuvvetin ve kardeşliğin doyulmaz lezzeti de buradadır.


    süleyman kösmene

  8. #18
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı zühretünnur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu ayetlerden kıskançlığın haram olduğunu mu çıkarıyosunuz yani?
    Bunu ben çıkarmıyorum kardeş tefsir alimleri çıkarıyor...
    Ama bizlerde eğer mantıklı düşünürsek kıskançlığın zararlarınıda göz önünde bulundurursak haram olduğunu zaten anlamış olacaz ki zaten kıskançlık münafıklık alametidir...Hadistede belirtildiği gibi "“Mümin gıpta eder; münafık ise haset eder.” Şimdi bu söylediklerimde sizi tatmin etmeyebilir onun için buyrun bu kaynaktan istifade edelim...


    Bir kimse kalbinde haset (kıskançlık) bulunmasından üzülmezse veya arzusu ile haset ederse (kıskanırsa), günah olur, haram olur. Bu hasedini (kıskançlığını) sözleri ve hareketleri ile belli ederse, günahı daha çok olur.

    Ancak bir kimsenin de kalbinde haset bulunur, kendisi buna üzülür, bunu istemezse, bu günah olmaz. Kalpte bulunan hatıra, düşünce günah sayılmaz. Çünkü bu tür düşüncelerin kalbe gelmesi insanın elinde değildir. (İhya-u Ulumiddin)

    Kıskançlık, Allah'ın kulları arasında yaptığı taksimi beğenmemektir

    Cenab-ı Hak:
    “Haset edici bir kimse benim nimetimin düşmanı, kaza ve kaderime küsmüş, kullarımın arasında yapmış olduğum taksimata razı olmamış bir kimsedir.” buyurmuştur.

    Haset eden, Allah'ın (cc) yaptığı taksim ve takdire rıza göstermiyor; O'nun iradesine karşı geliyor demektir. Çünkü haset eden, O'nun gizli olan hükümleri ile mülkünde gerçekleştirdiği adalete kızmış; onu çirkin bulmuş olur. Bu ise imanının zedelenmesinden başka bir şey değildir.

    Zekeriya (as) da Allah’ın (cc) şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
    “Kıskanç kişi nimetime düşman, hükmüme kızan ve kullarım arasında yaptığım taksimata rıza göstermeyen biridir.” (İhya-u Ulumiddin)

    “Fakirlik neredeyse küfür olacaktı. Haset neredeyse kaderin önüne geçecekti.” (Ebu Nuaym)

    Kıskançlık, imanla birleşmez

    “Bir kulun kalbinde, iman ile haset birleşmez.” (Nesai)

    “Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti:
    Bu, haset ve buğuzdur; bu, kazıyıcıdır; bilesiniz.
    Kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum; o, dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zü’l-Celal’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi?
    Aranızda selamı yaygınlaştırın.” (Tirmizi)

    “Kudretiyle yaşadığım Allah’a (cc) yemin ederim ki, bir kul kendisi için sevdiğini komşusu veya kardeşi için sevmedikçe iman etmiş olamaz.”(Müslim)

    Kıskançlık, dine zarardır

    “Bir koyun ağılına giden iki aç kurdun ağıla verdiği zarar, Müslüman’da haset ve mal hırsının o Müslüman’ın dinine verdiği zarardan daha çok değildir.”(Tirmizi)

    Kıskançlık münafıklığın ve kafirliğin alametidir

    “Mümin gıpta eder; münafık ise haset eder.” (Edeb-i Dünya ve-d Din)

    “Eğer size bir iyilik dokunursa (bu) onları üzer; fakat size bir kötülük gelirse, onunla sevinirler. Eğer sabreder, (günahlardan) sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz ki Allah (cc), onların yapmakta olduklarını hakkıyla kuşatıcıdır.” (Âl-i İmran, 120)

    “Yoksa Allah’ın (cc) lütfundan onlara (peygamberlere ve müminlere) verdiği şeylerden dolayı insanlara haset mi ediyorlar? İşte muhakkak ki (Biz) İbrahim ailesine de kitap ve hikmet verdik ve onlara (pek) büyük bir saltanat verdik.” (Nisa, 54)

    Elmalılı Hamdi Yazır bu ayetleri şöyle tefsir etmiştir:
    “Müşriklerin ve münafıkların siz müminlere bir güzellik dokunursa fenalarına gider. Mesela Müslümanların bedenlerinin sıhhati ve ferahları, düşmanlarına zaferleri, aralarındaki anlaşma ve sevgileri onları memnun etmez ve fakat Müslümanlara bir kötülük isabet ederse onunla sevinirler. Mesela Müslümanlara bir hastalık, fakirlik, mağlubiyet, ayrıcalık, yağma ve çapulculuk gibi bir musibet oldu mu keyiflenir ve sevinirler. Eğer Müslümanlar Allah'a (cc) itaat etmede sabrederler ve yasaklarından kaçınmakla iyice korunurlarsa; o kâfirlerin ve o münafıkların hilelerinin ve entrikalarının hiçbir zararını görmezler. Çok olsa biraz eziyet çekmiş olurlar. Fakat sonunda hepsine galip gelirler ki, İslam Tarihi bunun misalleriyle doludur.

    Peygamber Efendimiz (asm) Müslümanların birbirlerini kıskanmalarını yasaklamıştır

    “Birbirinizle haset etmeyiniz, kavgalaşmayınız, hasımlaşmayınız. Birbirinizin kuyusunu kazmayınız. Ey Allah’ın kulları! Allah’ın size emrettiği şekilde kardeşler olunuz.” (Buhari, Müslim)

    “Büyüklük taslamaktan sakınınız. Zira İblis'i Hz. Adem’e secde etmemeye sevkeden büyüklük taslamaktır. Hırstan da korununuz; çünkü ağaçtan yemeye Hz. Adem’i yönelten hırstır. Hasetten de sakınınız, Hz. Adem’in iki oğlundan biri kardeşini hasetten dolayı öldürdü.” (İbn-i Asakir)




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  9. #19
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Alıntı Beste-i Rana Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    “Birbirinizle haset etmeyiniz, kavgalaşmayınız, hasımlaşmayınız. Birbirinizin kuyusunu kazmayınız. Ey Allah’ın kulları! Allah’ın size emrettiği şekilde kardeşler olunuz.” (Buhari, Müslim)

    Sanki birinci maddede (haset etmeyiniz) zalimane inat diğerlerinide zincirleme getiriyor gibi..ne dersiniz??

  10. #20
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı YıldızMisal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sanki birinci maddede (haset etmeyiniz) zalimane inat diğerlerinide zincirleme getiriyor gibi..ne dersiniz??
    Evet abla katılıyorum...
    Çünkü haset kavgayı, kavga hasımlaşmayı, hasımlaşmada insanların birbirleri hakkında yapabilecekleri tüm kötülükleri doğurur...
    Günümüzde bir çok cinayet , iftira ve her nevi kötülük haset sonucunda meydana geliyor...Rabbim cümlemizi haset etmekten muhafaza buyursun...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hased Nedir, Hasetten Kurtulmanın Yolları Nelerdir?
    By VbDeSTabe in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 20.12.16, 21:52
  2. Gıpta Damarı Nasıl Tahrik Olur?
    By _MerHeM_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 109
    Son Mesaj: 18.12.16, 18:38
  3. Cuma Hutbesi: '' HASED''
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.12.14, 14:17
  4. Yalnız Şu İki Kişiye Gıpta Edilir!
    By serab in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 23.02.08, 09:41
  5. Gıpta Damarını Tahrik Etmemek Nasıl Olur?
    By lasiyyema in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 15.08.07, 21:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0