ABD'ye rağmen S.Nursi'nin Yemen müjdesi
09 Ocak 2010 / 11:00
Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Akgündüz, Yemen ile ilgili Bediüzzaman Said Nursi'nin müjdesini hatırlattı

Ahmet Bilgi'nin haberi:
Risale Haber-Hollanda Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Yemen ile ilgili Bediüzzaman Said Nursi'nin müjdesini hatırlattı.
Amerika'nın son zamanlarda Yemen'le ilgili planlarını Risale Haber'e değerlendiren Akgündüz, Amerika'nın 11 Eylül 2001 yılından beri Sudan ve Afganistan gibi İslamiyetin toplum halinde yaşanan her yere, terörle mücadele adı altında savaş ilan ettiğine dikkat çekti.
Akgündüz, "Yemen’de ittifak hasıl olmuş iken, Suudi Arabistan’ı tahrik ederek Yemen’in Zeydi bölgelerinde Vahhabi zihniyetini aşılayan medreseler açmışlar ve Zeydilere karşı tam bir tekfir hareketi başlatmışlardır. Bunun neticesinde Zeydi olan Yemen Devlet Başkanı satın alınmış ve hükümet kuvvetleri ile Suud kuvvetleri Zeydilere karşı savaş başlatmışlardır. Bu savaşa Yemen’de bulunan Sünni Müslümanlar da karşıdırlar. Aşiret reisi ve birlik hareketi lideri Necib Mahfuz bunlardan biridir. Çok sayıda Suud Savaş uçağı Zeydiler tarafından düşürülmüştür. Bütün Yemen halkı Türkiye’den bu ateşin söndürülmesini beklemektedir" dedi.
YEMEN'DEKİ TARAFLAR
Yemen'deki tarafları da izah eden Akgündüz, bu bölgeye yaptığı seyahatteki izlenimlerini anlattı:
"Yemen’de ciddi bir savaşın devam ettiğini gazeteler haberlerinde aktarıyorlar. 4-11 Aralık’ta yaptığım Mısır seyahatinde konuyla ilgili çok şeyler öğrendim. Çok kimse tarafından merak edildiğinden ve tarafımdan da endişeyle izlendiğinden dolayı bu meseleyi özetlemek istiyorum; zira bu üç hakikatin da olayla yakından alakası var.
"Öncelikle üç hakikatin bilinmesi lazım. Birincisi Vahhabilerdir. Çünkü Suudiler aktörlerden biri.Bilindiği gibi, Vehhâbîller kendilerine Selefiye adını vermekte ve hedeflerinin İslâmı Hz. Peygamber zamanındaki safiyetine kavuşturmak olduğunu iddia etmektedirler. Bu mezhebin kurucusu, asıl itibariyle Necid ahalisinden ve Hanbeli mezhebinin âlimlerinden olan Muhammed bin Abdülvehhâb’dır. Müseylemet’ül-Kezzâb’ın memleketi olan Yemâme’ye bağlı olan Ayniyye’de 1143/1730 yılından itibaren kendi mezhebini yaymaya başladı. Her konuda cahil ve bedevî olan Necid Arapları, kendi içlerinden çıkmış ve Şam ile Kahire gibi ilim merkezlerinde tahsil görmüş olan bu âlime önce iyi bir nazarla bakmadılar. Hatta tasvip edenlerin yanında, Müseylemet’ül-Kezzâb nazarıyla bakanlar da çıktı.
"Necid Şeyhi diye bilinen Muhammed bin Abdülvehhâb, 600 seneden beri insanların dalalette kaldığını, Müslüman denilenlerin müşrik olduklarını, bu sebeple malları ve kanlarının helal olduğunu ve isyan edilmesi gerektiğini söylemeye başladı. 1766’da 39 yıldır Osmanlı Devleti’nin tayin ettiği Necid Emîri ve Der’iyye Şeyhi Muhammed bin Suûd’a müracaat etti. Mezhebine uyduğu takdirde büyük bir saltanata kavuşacağını ifade ederek ve kızını da ona vererek, Emir’i kandırdı.
"Vehhâbîlerin temel inançları şöyledir: Allah’a doğrudan doğruya ibâdet etmek farzdır; dolayısıyla bu konuda bir şeyi vesile kabul etmek câiz değildir (tevhid esası). Buna göre enbiya ve evliyanın birinden manen yardım talep edenler, adak ve tasadduk ve benzeri yollarla türbelere hürmet edenler hep müşriktir. Muhammed bin Abdülvehhâb, bu görüşlerini müdâfaa için kitaplar kaleme aldığı gibi, çevreye tebliğ için mektuplar da göndermiştir. Buna karşı ehl-i sünnet âlimleri de cevap ve reddiye mahiyetinde eserler kaleme almışlardır.
"İkinci hakikat de Zeydiler. Zeydiler halifeliğin Zeyd bin Zeynelabidin'e ve soyundan gelenlere ait olduğunu söyleyen Şii-Zeydiyye fırkası mensuplarına verilen ad. Oniki imamın dördüncüsü olan Zeynelabidin'in oğlu Zeyd'e tabi olan ve ; “Hazret-i Ali, Eshabın en efdalidir. Bununla beraber Ebu Bekr, Ömer ve Osman'ın hilafetine caizdir diyen Zeydiler, imametin (halifeliğin), Zeynelabidin'den sonra oğlu Zeyd'e ve onun soyundan gelen kimselere ait olduğunu sıröylemelerinden dolayı bu adı almışlardır. Bunlar Yemen’deki ikinci önemli gruptur. Çoğunluğu Sünniler oluşturmaktadır.
BEDİÜZZAMAN'IN TESPİTLERİ VE MÜSLÜMANLARIN ZAFERİ

Yemen meselesiyle ilgili Bediüzzaman Said Nursi'nin tespitlerini de aktaran Akgündüz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben de herkes gibi bu meseleyi dert edenlerdendim. Ancak Bediüzzaman Hazretlerinin meseleyle alakalı 80 sene evvel tesbit ettiği sonuçları okuyunca manen rahatladım. Sonuçta Kader-i İlahinin Vahhabi Harketini bu iç kargaşa ile Ehl-i Sünnete yaklaştıracağını ve zaten Ehl-i Sünnete yakın olan Zeydileri ise Ehl-i Sünnete ilhak edeceğini bu müjdeden öğrendim.
"Bediüzzaman, Barla Lahikası adlı eserinde şöyle demektedir; ”Yemen imamı olan Zeydîler Seyyidi hakkındaki sualiniz hakikaten ehemmiyetli ve yümünlüdür. Fakat meymenetsiz bir zamana rastgeldi. Hem zihnim kapalı, hem hal müsaid değil, hem ve hem... Yalnız bu kadar var ki, meşhur "İmam-ı Zeyd" sâdat-ı azîmeden ve eimme-i Âl-i Beyt'tendir. Ve müfrit Şîaları reddeden ve “Sizler Rafizilersiniz; bizden uzak durunuz” deyip Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer'den teberriyi kabul etmeyen ve o iki halife-i zîşanı hürmet edip kabul eden bir zâttır. Onun etba'ları, Şîaların en mu'tedili ve en sünnîsidir. Bunlar hem ehl-i insaf ve hem çabuk hakkı kabul eder bir taifedir. İnşâallah Vehhabîlerin tahribatını tamire sebep oldukları gibi Ehl-i Sünnet ve Cemaat'tan Zeydîlerin inhirafları dahi istikamet kazanıp, Ehl-i Sünnet'e iltihak edip imtizaç edecekler. Bu âhirzaman çok çalkalanıyor, bu fitne-i âhirzaman acib şeyler doğuracağını ihsas ediyor.”
"Merak etmeyiniz, bu musibet neticesinde zafer Müslümanların olacaktır.