+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 26

Konu: Bediüzzaman’ın Naaşını Taşıyan Uçağın Pilotuyla Röportaj

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart Bediüzzaman’ın Naaşını Taşıyan Uçağın Pilotuyla Röportaj




    Bediüzzaman’ın naaşını taşıyan uçağın pilotuyla konuştuk


    Kimin cenazesini taşıyacağımı Urfa'da öğrendim

    Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatı, eserleri, dâvâsı ile ilgili araştırma ve çalışmalarımız devam ediyor.

    İlmî ve şahsî kişiliği ile uğraşırken, onun dirisine ve ölüsüne yapılan muâmeleleri ve sebeplerini de hür bir ortamda araştırılıp açığa çıkarılmasını istiyoruz. Bu bakımdan ölümünden sonra yapılan muamelelere de tarafsız bir gözle bakmak için sevenlerine ve kamuoyuna kaynağından bilgileri aktarmaya devam ediyoruz.

    Tabutunu Urfa’dan Afyon’a taşıyan dört kişilik mürettebattan hâlen hayatta olan ikinci kişiyi de bulup, hadiseyi, bizzat canlı şahidi olan pilot Ahmet Kırlay’la konuştuk.

    Hâlen emekli olup İzmir’de yaşayan; 1960 tarihinde TSK Hava Komutanlığında kullanılan “C 47” nakliye uçağında pilot olarak görev yapan Ahmet Kırlay’ın ismini, 17 Temmuz 2005 tarihli Yeni Asya gazetesinde röportajını yayınladığımız Bursalı emekli astsubay, aynı uçakta teknisyen olan Kadir Özkartal’ın hatıralarından öğrenmiştim. O röportajda; Kadir Özkartal, uçakta dört kişi olduklarını söylemiş ve sadece İzmir’de ikamet eden Ahmet Kırlay’ın ismini bize vermişti.

    Dört seneden beri çeşitli vesilelerle İzmir’e geldiğimde evine ve kaldığı sosyal tesislere telefonla ulaşmamıza rağmen çeşitli sebeplerden bir türlü buluşamamıştık. Nihayet 16 Kasım 2009 Pazartesi günü kendisini bulduk. Ahmet Kırlay’ın adresini tesbit ettikten sonra yanıma İzmir’de ikamet eden ve yakın arkadaşlarımızdan olan Cihat Cantürk ve Erol İnce Beyleri de alarak birlikte ikamet yerine gidip, tarihe mâl olmuş bu önemli hatıraları canlı şahidinden dinleyip kayıt altına aldık.

    Emekli Pilot Ahmet Kırlay 88 yaşında olmasına rağmen, çalıştığı dönemdeki bütün komutan ve görevli personelin isimlerini, soy isimlerini ve memleketlerini gayet iyi biliyor maşallah. Uçağın dört personelinden hava pilotu albay Abdullah Öztürk’ün vefat ettiğini bildiren Ahmet Kırlay’ın, o günkü telsiz görevlisi Nureddin Öztürk’ün yaşayıp yaşamadığını bilmediğini ve memleketini de söylüyor. Onu da araştırıyoruz. Sağ ise ona da ulaşacağız İnşallah.

    Kırlay’a, Kadir Özkartal’ın hâlâ sağ ve Bursa’da olduğunu, Mart 2005 yılında evinde kendisini ziyaret edip bu konuda detaylı bilgi alıp Yeni Asya gazetesinde yayınladığımızı söyleyince de bundan son derece memnun oluyor. Kendisinin ismini de Kadir Özkartal’dan aldığımızı ve dört yıldır kendisini bulmaya çalıştığımızı söyleyerek, sorularımıza geçiyoruz.
    Ahmet Kırlay, eşini dört yıl önce kaybetmiş. Bir kızı, bir de oğlu var. Oğlu da sivil pilot olarak bir şirkette çalışıyor. Kızı emekli öğretmen.

    Bediüzzaman’ın naaşının nakli konusunda şimdiye kadar kendisine sadece 1975 veya 76 yıllarında Fehmi Koru gelmiş. Bu konuda bir mülâkat yapmış. Kırlay: “Fehmi Koru ‘Halk arasında, Said Nursî’nin cesedinin uçaktan Kıbrıs açıklarında denize atıldığı söylentisi var. Bu konuda ne dersiniz?’ diye bana geldi. Ben de bildiklerimi konuştum. Ses kayıtlarımı almıştı” diyor.
    Emekli Pilot Ahmet Kırlay’a bugün Said Nursî’nin kitaplarının 50’ye yakın dile tercüme edildiğini, bu konuda Türkiye’de ve dünyada bu büyük âlim ve eserleri hakkında şimdiye kadar bine yakın konferans, sempozyum, anma toplantısı, seminer, panel yapıldığını ve bu ilginin artarak bütün dünyada devam ettiğini söylüyoruz.

    Ayrıca; kendisinin bahtiyar ve mutlu bir insan olduğunu, böyle değerli bir zatın tabutunu naklettiğini belirtiyoruz. Tebrik ve takdirlerimizi bildiriyoruz. Hatta Kadir Özkartal’ın 1957 yılında Risâle-i Nurları okuduğunu ve istifade ettiğini belirtiyoruz. O da bunu hayretle ve takdirle karşılıyor ve arkasından kendisinin gece hayatı gibi gayr-ı meşrû bir hayatının olmadığını, sade bir hayat yaşadığını belirtiyor. Kendisine bir adet Yeni Asya gazetesi hediye edip, nâmı ve ünü dünyaya yayılan bir âlime son anda bile olsa hizmet etmenin onun hasenât sahifesine yazılacak bir iş olduğunu söylüyoruz.

    ÖNEMLİ NOT: Röportajda, pilot Ahmet Kırlay, Abdülmecid Nursî’nin, ağabeyinin cenazesinin nakli için Urfa Belediyesi’ne dilekçe verdiğini beyan ediyor. Tabiî o, duyduğunu söylüyor. Fakat bu röportajdan iki gün sonra, değerli ilim adamı Manisalı İsmail Hakkı Hocamızla da-–Üstad Bediüzzaman’ı gördüğü için—bir röportaj yaptık. Onu da ileriki tarihlerde gazetemizde yayınlarız İnşaallah. Orada muhterem hocamız, bir soru üzerine Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin kardeşi Abdülmecid Nursî’yle sağlığında bizzat görüştüğünü ve Abdülmecid Nursî’nin bu olayla ilgili olarak: “o zamanın ihtilâlcilerinin, tabanca zoruyla Urfa Belediyesine ağabeyinin nakli için baskı yaparak dilekçe verdirttiklerini, Afyon’dan sonra kapalı bir askerî araçla gece cenazeyi defnetmek üzere askerlerin eşliğinde götürdüklerini, araç kapalı olduğu için hiçbir yeri göremeden gidip tekrar aynı yere geri bırakıldığını” üzülerek söylediğini beyan etti. Keyfiyeti okuyucuların takdir ve bilgilerine bırakıyorum.

    Emekli Pilot Ahmet Kırlay’la, bahar havasını andıran güzel bir günde İzmir’de ikamet ettiği resmî sosyal tesislerin bahçesinde yaptığımız röportajı sizlere takdim ediyorum. Buyurun birlikte takip edelim.

    Sizi tanıyalım. Adınız ve memleketiniz?

    İsmim Ahmet Kırlay. 1921, Adapazarı doğumluyum. 1938 yılında Konya’da astsubay okuluna girdim. Normal astsubay olarak mezun oldum. 1943’te mezun oldum. Fakat o günkü komutanımız havacı personele ihtiyaç olduğunu söyleyince, yirmi kişi birden havacı olmak istedik ve hepimizi kabul ettiler. Bunun üzerine Konya’dan mezun olduktan sonra Eskişehir’de hava birliğine katıldım. Burada bölük komutanı Münir Baygın’ın nezaretinde hem okuyup hem de tek motorlu Alman uçaklarında uçuş eğitimi aldım. Ve 1943’te mezun olarak Hava Kuvvetlerine pilot olarak katıldım. Sonra Gazi Emir’e, 3. Tayyare Taburu’na tayin oldum. Orada iki-üç yıl kaldım. Daha sonra İstanbul Deniz Kuvvetlerine bağlı Yeşilköy hava üssüne tayin oldum. Orada da iki-üç yıl kaldıktan sonra tekrar İzmir Gazi Emir’e tayin oldum. Buradan da son olarak Diyarbakır Tümen İrtibat Kıtası komutanlığına tayin oldum. Tümen Kuvvet komutanı Mustafa Adaklı idi. Orada 1955 senesine kadar kaldım.

    Bütün bu görevlerinizde aynı uçakları mı kullandınız?

    Evet, Diyarbakır’da tümende görev yapmaya başladım. Bu görevlerim sırasında hep “C 47” çift motorlu tayyareleri kullandım. Bu uçaklar ABD’den Marshall planına göre Türkiye’ye verilmişti.

    Size 1960 yılında Kadir Özkartal’ın dediğine göre bir emir gelmiş. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin naaşının Urfa’dan Afyon’a nakli için. O gün vazifeniz neydi? Bu olayı anlatır mısınız?

    1960 senesinde Bediüzzaman öldüğünde Diyarbakır Tümen İrtibat Komutanlığı’nda pilot olarak bulunuyordum. Bize bir emir geldi. Uçağı hazırlayıp Urfa’ya doğru yola çıkacaktık

    O gün uçakta sizin göreviniz neydi?

    Ben Pilottum. Bir de Albay Abdullah Öztürk pilottu.

    Uçağı hanginiz kullanıyordu?

    Uçağı Abdullah Albayla ben münavebeli kullanıyorduk. Ama daha fazla ben kullanıyordum. Çünkü Etimesgut’ta ben bu uçaklar hakkında a’dan z’ye ne varsa çok iyi öğrenmiştim. Neyi nasıl yapacağım konusunu çok iyi bilen ihtisas sahibi birisiydim. O günkü diğer uçak personeli ise, pilot Albay Abdullah Öztürk, Teknisyen Kadir Özkartal ve Telsizci Nureddin Özçelik idi.

    1960 senesinin Temmuz ayında size verilen o emri kimin verdiğini ve mahiyetini kesin olarak hatırlıyor musunuz? Neydi o emir ve nasıl hareket ettiniz, neler yaptınız?

    Evet, bu emir üzerine; o gün Diyarbakır’dan kalkıp ilk önce Konya’ya indik. Oradan Said Nursî’nin Kardeşi Abdülmecid Nursî’yi alıp Ankara’ya geçtik.

    Bu emri kimden aldınız?

    Emri veren o zamanki Güneydoğu İlleri Sıkıyönetim Komutanı olan Tuğgeneral Cemal Tural’dı. Bu şahıs, daha sonra Genel Kurmay Başkanı olmuştu. Diyarbakır’dan itibaren yanımızdaydı.

    Uçaktayken size başka emir verdi mi? Veya konuştu mu?

    Hayır. Hiçbir şey konuşmadık.

    Tarihi tam olarak hatırlıyor musunuz?

    Tarih olarak 1960 senesinin Temmuz ayıydı. Ama gününü tam olarak hatırlayamıyorum.

    Rotanız neresiydi?

    İlk önce Diyarbakır’dan kalkarak Konya’ya indik. Konya’dan Abdülmecid Nursî’yi de alıp Ankara’ya indik.

    Niye Ankara’ya indiniz?

    Çünkü Güneydoğu İlleri Sıkıyönetim Komutanı Tuğğeneral Cemal Tural bizimleydi. Emirleri o veriyordu. Konya’ya, Ankara’ya inince, bize: “Yemeğinizi yiyin ve uçaktan ayrılmayın. Ben İçişleri Bakanlığı’na gidip hemen geri geleceğim. Beni bekleyin” dedi. Biz de aynısını yaptık. Biraz sonra geldi, birlikte havalandık ve doğru oradan da Urfa’ya kadar geldik. Biz cenazeyi alıp Afyon’a getirdik. Cemal Tural oradan Diyarbakır’a döndü.

    Siz kimin cenazesini taşıyacağınızı ve nereye gideceğinizi tam olarak biliyor muydunuz?

    İlk önce bilmiyorduk. Fakat Konya’ya gelip Abdülmecid Nursî’yi alınca Urfa’ya gideceğimizi öğrendik. Telsizci ve teknik eleman bize bu konuda yardımcı oluyordu.

    Abdülmecid Nursî’yi Konya’dan alınca yeni bir bilgi öğrendiniz mi?

    Bize Konya’da Abdülmecid Nursî’nin Şanlıurfa Belediyesine ağabeyinin mezarının kendisinin bulunduğu yakın bir ile nakli için dilekçe verdiği söylendi. Ben ise şahsen cenazenin Bolvadin’e defnedileceğini sanıyordum. Ama bu benim şahsî düşüncemdi ve sadece tahmindi. Bu konuda hiçbir kimseden bir şey duymadım.

    Sonra ne oldu?

    Urfa’ya inince Cemal Tural uçaktan ayrıldı ve Diyarbakır’a geri döndü. Biz ise tabutu cenaze arabasından aldık. Uçağa koyup Afyon’a getirdik. Orada da cenaze yine bir cenaze arabasına konuldu. Biz de hemen uçakla Diyarbakır’a geri üssümüze döndük.

    Ben cenazenin Emirdağ veya Bolvadin’e konulacağını zannetmiştim. Bediüzzaman oralarda yaşadığı için. Fakat daha sonra Fehmi Koru benimle 1975 yılında bir mülâkat yaptı. O zaman kendisinden Isparta’ya defnedildiğini öğrendim.

    Kadir Özkartal uçuşun gizli olduğunu, havalandıktan sonra zarfı açıp rotayı o zaman bileceksiniz denildiğini, sabah erken Urfa’dan kalktığınızı, sonra Afyon’a vardığınızı, tabutu orada teslim ettikten sonra geri Diyarbakır’a döndüğünüzü, tabutu taşırken saydam bir suyun sızdığını ve güzel bir koku olduğunu söyledi. Bunlara ne dersiniz?

    Doğrudur. Çünkü ben ve Abdullah Bey görevli pilot olarak sadece uçağı kullanıyorduk. Kadir Özkartal ve Nureddin Özçelik teknik eleman ve telsizci idiler. Uçağın rotasını onlar Ankara’yla temas kurarak bize bildiriyorlardı.

    Siz ne zaman Said Nursî’nin cenazesini taşıyacağını öğrendiniz?

    Urfa’ya gelince öğrendik.

    Said Nursî hakkında neler biliyorsunuz? Lehte, aleyhte bilginiz var mı?

    Ben onun değerli bir din adamı olduğunu duyuyordum. Fakat devlet içerisinde dindarlara karşı bir hassasiyet var. Cumhuriyet gazetesi falan bu konuda aleyhte yayın yapıyorlardı. Oradan bir şeyler öğrendik.

    Bize zaman ayırdığınız ve bu tarihî olayı ve güzel bilgileri bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyoruz. Size hayırlı bir ömür diliyoruz.

    Ben de teşekkür ediyorum. Başarılar diliyorum.


    Elif Eki
    Yeni Asya





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Şahide abla,diğer röportajlar yayınlanırsa paylaşmanı istiyoruz..
    Şu firavunca anıt mezarlar
    Söyleyin nerde BEDİÜZZAMAN
    Bu nasıl iştir be utanmazlar
    kabirsezken de ASIL KAHRAMAN!!!

  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı YıldızMisal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şahide abla,diğer röportajlar yayınlanırsa paylaşmanı istiyoruz..
    Şu firavunca anıt mezarlar
    Söyleyin nerde BEDİÜZZAMAN
    Bu nasıl iştir be utanmazlar
    kabirsezken de ASIL KAHRAMAN!!!
    İnşaallah bacım..





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Pürheves Sürur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    180

    Standart

    Alıntı YıldızMisal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şahide abla,diğer röportajlar yayınlanırsa paylaşmanı istiyoruz..
    Şu firavunca anıt mezarlar
    Söyleyin nerde BEDİÜZZAMAN
    Bu nasıl iştir be utanmazlar
    kabirsezken de ASIL KAHRAMAN!!!
    kardeş kızmana gerek yok tarihin yüz karasıdır ama kabri ıspartada ama nerde olduğu belli değil....o da Allahın bir hikmeti......

  5. #5
    Gayyur divine571 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    73

    Standart

    ilginç bir diyalog naaşının uçakla görüldüğünü bile bilmiyordum... ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM.

  6. #6
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Alıntı Tekamül Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kardeş kızmana gerek yok tarihin yüz karasıdır ama kabri ıspartada ama nerde olduğu belli değil....o da Allahın bir hikmeti......
    kabrinin bilinmemesinde bir hikmet vardır..kızmak bir yönde hakkım çünkü Mübareğe hayattan bıktıracak kadar zulüm yapıldıktan sonra bari vefatında huzur verilse idi..Kendini milletinin hem dünya hem ahiretini kurtarmaya feda etmiş bir kahramana yapılan muamele zoruma gidiyor..ama dedim ya yapılanlarda değil,neticede hikmet vardır..kabri Ispartada da değil..gönüllerde..

  7. #7
    Pürheves Sürur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    180

    Standart

    Alıntı YıldızMisal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kabrinin bilinmemesinde bir hikmet vardır..kızmak bir yönde hakkım çünkü Mübareğe hayattan bıktıracak kadar zulüm yapıldıktan sonra bari vefatında huzur verilse idi..Kendini milletinin hem dünya hem ahiretini kurtarmaya feda etmiş bir kahramana yapılan muamele zoruma gidiyor..ama dedim ya yapılanlarda değil,neticede hikmet vardır..kabri Ispartada da değil..gönüllerde..
    ....tabii ki gönüllerde o susmaz hatta aramızda o eserleriyle dünyada konuşuyor .....üsdatı okumuşsan ona yapılanları hakkını helal ediyor...malum kabrinin bilinmemeside Allahın en büyük hikmeti....kabri ısparta havalisinde ......

  8. #8
    Vefakar Üye büşra58 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Yaş
    28
    Mesajlar
    352

    Standart

    ilk defa sizden öğrendim bunları.. allah razı olsun..
    SENDEN BAŞKA HİÇ BİRŞEYİ OLMAYAN BEN,SENDEN BAŞKA HERŞEYİ OLANLARA ACIYORUM YA RAB!!

  9. #9
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    ÜSTADIN TABUTUNU URFA’DAN AFYON’A TAŞIYAN PİLOT KADİR ÖZKARTAL’IN CANLI HATIRALARI


    11-12 Temmuz 1960 Tarihleri Bediüzzaman ve Nur talebeleri ve bu vatan için de çok önemli birer tarihtir.
    Sebebi ise: Bu tarihlerde Merhum Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin mübarek naşının Urfa mezarlığından çıkarılarak Askerî bir uçakla Afyon Hava alanına nakil tarihidir.
    O zamanın resmi belgelerinden elde ettiğimiz bilgilere göre Urfa resmi zevatı mezarın açılıp tabuta konulması, Isparta resmi makamlarının zabıtlarında da tabutun buradaki mezarlığa defnedildiğiyle ilgilidir.

    İşte C-47 Askerî Uçağını kullanan dört mürettebattan birisi olan ve halen Bursa’da ikamet etmekte olan Uçağın ikinci pilotu ve bu olayın canlı şahidi Yetmiş yedi yaşındaki Hacı, Pilot Kadir Özkartal ile uzun senelerden beri tanıştık. Sizler için de canlı hatıralarını aldık.

    Bu hadisenin 46. yıl dönümünde Merhum üstadın azizi ruhuna fatihalar göndererek sizi olayın kahramanın anlattığı canlı hatıralarla baş başa bırakıyorum.

    -Öncelikle Sizi künyenizle tanıyalım.

    - İsmim Kadir Özkartal.Bursalıyım. Bursa doğumluyum.Askerliğe 1947’de girdim,1949-50’de mezun oldum. Eti meskut hava üstüne tayin oldum.Orada sekiz sene vazife gördükten sonra Diyarbakır üssüne tayin oldum.Dört sene orada kaldıktan sonra Etimesgut meydanına tekrar tayin oldum.Oradan da emekli oldum.

    -Pilotluğunuz esnasında çok enteresan bir olay yaşamışsınız,sizin için de önemli diye tahmin ediyorum.Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin naaş’ını taşıyan pilotsunuz.Bu hadiseyi bizimle paylaşır mısınız?

    -Yıl 1960, ihtilal senesi.akşam evimize vazifeden döndük..Saat gece 02.30.Bir er geldi ve:

    “Komutanım vazife var! Vazifeye gideceksiniz!” dedi. Bu saatte ne vazifesi var dediysem de “Kuvvet komutanın emri!” dedi. Ve arabaya binip üste geldik .

    -Kuvvet komutanı Suat Eralbay. Üste gittiğimiz zaman bize bir vazife verildi,vazife şu: ‘Urfa’ya gideceksiniz,orada sizi karşılayacaklar bir vazife tebliğ edecekler,o vazifeyi yapacaksınız.” -Tabi emri aldıktan sonra uçağa gittik,uçağımızı hazırladık ve kalktık.

    -O zaman uçağınızın tipi ve boyutu neydi, kargo uçağı mıydı?

    - C- 47, O zamanın nakliye tayyaresi. Zaten başka tayyaremiz yoktu.
    -Yani bu normal düzenli bir uçuş değil,olağanüstü bir emirdi değil mi?
    -Tabi tabi. Zaten her uçuşumuz emirle olurdu. Ama tabi ki bunun olağanüstü bir emir olduğu belliydi.Bizim düşüncemiz şuydu. Zaten ihtilalde biz bazı adamlar topladık, sağdan soldan her taraftan adamlar toplayıp getirmiştik. Kimi Sivas’a hasta haneye geldi, kimi İstanbul’a.
    Bu görev de öyle bir şey oldu diye düşündük.

    -Bir de bize denildi ki: “çok gizli bir uçuş bu, kimseye haber vermeyeceksiniz.” Biz buna “ördek uçuşu” deriz, pistin iki tarafına gaz koymuşlar. Aslında betonik pist de değil, normal bir tarlaydı. Konulan gazlar yanıyor biz paldır küldür indik meydana onların arasından biz hoplaya hoplaya, bizim bir tabirimiz vardır göbek ata ata gittik. Orada bizi bir yüzbaşı arkadaş karşıladı, “hoş geldiniz” dedi, biraz oturduk, sonra bir yarbay geldi. “Biraz sonra vazifeniz size tebliğ edeceğiz!” denildi.

    -Kaç kişiydiniz mürettebat olarak.

    -Beş kişiydik.Biraz sonra birkaç asker alana geldiler.
    Biz, içimizden, Kendilerine karşı gelen bir adamı öldürdüler, gizli olarak kaçırıyorlar galiba diye düşündük. Tabi ki dışımızdan hiçbir şey söyleyemiyoruz ama hepimizin içinden geçen bu. Biraz sonra bir ambulans, ambulansın içinde bir tabut var, tabutu alıp getirecek kimse yok, ben koşarım hemen bir cenaze falan görünce, hemen gittim, altına girdim, getirdik.Bu arada uçağa koyacağız.Uçak makinisti arkadaşlar vardı, hep beraber getirdik ve uçağın ortasına koyduk.

    Zarf verdiler elimize. “Havalanınca açacaksınız,emriniz bunun içinde!” dediler. Öyle bir gizli tutuluyor ki ,sanki orada ajanlar falan var, açıktan söylenemiyor!

    -Onu size veren oranın kumandanı mı?

    Kumandan, ama yarbay vasıtasıyla bize emir intikal ettirilmiş.”Havada kimseyle konuşmayacaksınız! Bütün telsizleriniz kapalı olacak!”
    Bu emirleri aldıktan sonra kısacık boylu bir adam geldi, sivil,o da uçağa bindi. Soramadık “Sen kimsin necisin, niye biniyorsun falan diye” Kapattık kapıları havalandık.

    -Saat kaçtı o zaman?

    - Daha gece, hava aydınlanmamıştı.Diyarbakır’la Urfa arası zaten yarım saat. Sabah saat: üçbuçuk-dört gibi.
    -Kalktık meydandan dedim ki makiniste: “Git şu adama sor dedim.Kimmiş,neciymiş,bir öğren!”

    -O zaman uçağı siz mi kullanıyordunuz?

    -Yok ben ikinci pilottum.

    -Arkadaşım uçağın arka tarafına gidip o kimseyle konuştu döndü ve Dedi ki:
    “-Biz, Bediüzzaman’ın naaşını götürüyormuşuz. Bu da onun kardeşiymiş.Abdülmecid Nursi (Ünlükul)”.

    -Ben de bu ismi duyunca içimden çok büyük bir saygı duygusu belirdi. Çünkü Ankara’dayken bir lise hocası vardı. Onun cemaatinden, Risale-i Nurları okuyordu. Bediüzzaman’ın hayranlarındandı. Ben de onların meclislerine gitmiştim. Çok güzel menkıbelerini dinlemiştim.

    -Yani siz daha önce Bediüzzaman ismini duydunuz mu?

    - Tabi tabi Bende o zamandan bir sempati oluşmuştu. Hatta “Sözler” kitabını da almıştım.Onu okudum, ondan sonra bir yakınlık geldi bana.

    -Hala var mı o kitap elinizde.

    -Maalesef, ihtilalden sonra evlerde aramalar falan oluyordu o zamanlar kaldırdık hepsini.Bütün hepsini götürmek zorunda kaldık, çok zor durumlara düşmüştük.

    Her neyse biz gelelim sadede. Daha sonra biz havalandıktan sonra zarfı açtık. Emirde şunlar yazıyordu: “Hiç kimseyle konuşmayacaksınız. Telsizler hep kapalı olacak. Hiç kimseyle muhatap olmayacaksınız. Rotanız Afyon. Orada karşılanacaksınız. Gerekli emir size bildirilecek!”

    Afyon Hava alanına indik, orada Isparta ve Afyon valileri bir araya gelmişler. Buradaki hava alanında Urfa’ya göre daha fazla bir kalabalıkı vardı. Tekrar ambulans geldi, cenazeyi tekrar taşıdık. Ben bu sefer daha sempatiyle taşıdım. Çünkü Urfa’dayken kimin naşının taşıdığımı bilmiyordum. Bu defa bu saygıdeğer isim için içimde daha bir yakınlaşma vardı. Bize: “vazifeniz bitti, serbestsiniz!Diyarbakır’ a dönebilirsiniz!” denildi.

    - Tabuttan akan orijinal bir şey vardı.Kanla su karışımı bir şeydi. Boya olamaz, çay olamazdı. Sonra çıkartılmış, herhangi bir koku falan hiçbir şey yoktu. Gündüz olsa ayırt edebilirdim, ne olduğunu.Üstü kapalı ahşaptı, tabutun üstünde örtü yoktu.

    -Orada iki ilin valilerinden başka kimse naaşın ne yapılacağını nereye götürüleceğini bilmiyordu. Sonra: “Afyon’un bilmem ne köyüne götürmüşler, gömmüşler.” Diye bir haber duyduk. Orada bulanan insanlar kimlerdi neydi,onu hiç bilmiyorum. Bizim vazifemiz orada biti ve hemen üssümüze geri döndük.Başka bir şey bilmiyoruz.

    -Saat kaç gibiydi o zaman.

    Saat herhalde sabah 06 -07 gibiydi. Gün yeni yeni ağarıyordu. Şafak vaktiydi Diyarbakır’a döndük.
    -Döndükten sonra hanım: “pazara git de bir şeyler al” dedi.
    - Diyarbakır’da pazarcılar birbirlerine diyor ki: “Duydun mu Bediüzzaman’ı kaçırmışlar, ne zaman, nereden duydunuz, nasıl oldu, hayret ettim.Dedim ki bilsen ki biz götürdük.

    -Birinci pilotun ismi ne?

    -A.K. İzmirliydi. Şu anda nerede, ne yapıyor bilmiyorum.Makinist arkadaşlarımdan birisi ölmüş.Diğerleri hakkında da bilgim yok. En gençleri bendim. İrtibatı kaybettik.

    - Mürettebatın içinde sizden başka Bediüzzaman hakkında bilgisi olan var mı, zarfı açtıktan sonra hepiniz okudunuz, bir yorumda bulunan oldu mu?

    -Hiçbir kimsenin bilgisi yoktu. Kimse bir yorumda da bulunmadı, hiçbir şey konuşmadık, askerliği biliyorsunuz zaten, verilen emir uygulanır. Verilen emri yerine getirdik sadece.

    -Birinci uçak getirilmiş sığmamış, ikinci uçak gelmiş deniliyor. Siz kaçıncı uçaksınız?

    -Ben onu bilmiyorum ama götüren uçak biziz. Zaten büyük uçaktı, 22 kişilik.

    -İki tabut getirilmiş, bir tanesi denize atılmış diye söyleniyor.

    - Hayır hayır, kesinlikle tek bir tabut aldık.

    -Bu olaydan sonra komutanlarınızdan size tekrar kesinlikle konuşmayacaksınız emri geldi mi?
    -Zaten emri bir kere almışız, konuşamazsınız ki. Ama kendi aralarında iletişim, telefonlaşma tabi ki şakır şakır devam ediyor. Said Nursi Şarkta çok çok sevilirdi, tutulurdu, çok hürmet edilirdi, zaten o yüzden bu kadar gizli oldu.Yoksa ihtilal döneminde o kadar adamlar götürdük ki, Sivas’ta hayvan ahırlarına milleti tıktılar, ihtilal dönemi işte, ne kadar sıkıntı çekildi. Kendi ifadesiyle adam diyor ki “benim on bin silahlı adamım var, ben bu vatana ihanet edecek olsam bu işi yapanlara teslim olur muyum” ama ihtilal dönemi dinlemiyor işte. Öyle haller oldu ki insan utanıyor, koskoca generali, bir teğmen tekmeleyerek uçağa bindirdi, bütün milletin gözü önünde oldu bu hadiseler, çok şeyler oldu. Ama Allah’a çok şükür iş fazla uzamadı, milletin sağduyusu var, başka yerde olsaydı çok büyük hadiseler yaşanırdı.

    -Urfa’nın etrafı naaş taşınırken askerler tarafından korumaya alınmış mıydı?

    -Onları ben görmedim.Gece vakti olduğu için, çok lokal bir emir verilmişti, düşünsenize tarlaya indik. Onun için karada ve etrafta ne oldu bitti biz bilmiyorduk.

    -Cenab-ı hak demek ki böyle özel bir görevi size nasip etti?

    -Evet, Allah sizi inandırsın, Bediüzzaman’a karşı büyük bir sevgim ve saygım vardı.İçime işlemiş, o güzel menkıbeleri dinleye dinleye baya ısındık, “Sözleri” alıp baya da bir okumuştum. Ama aramalarda kaldırdık.

    -O zaman bizim size bir Sözler hediyemiz olsun.

    - Ya evet çok memnun olurum.

    -Abdülmecid Nursi’yle sizin bir görüşmeniz oldu mu?

    -Yok ben görüşmedim ama makinist arkadaş görüştü, kayda değer bir şey yok. Biz onu da orada bıraktık, geriye getirmedik. Kardeşi vardı, bir de naaşı, başka hiç kimse yoktu.

    Biz de bu arada Abdülmecid Ünlükul hakkında biraz bilgi veriyoruz.

    -Öğretim görevlisi, çok alim bir zat, iki eseri Arapça’dan ancak o tercüme edebilmiş.

    -Öyle miii,çok mütevaziydi, hiç o yönünü göremedik, bilemedik.

    -Bediüzzaman Hazretleri çok muazzam bir insan,eserleri 33 dile çevrilmiş,artık onu bütün dünya tanıyor.

    Çok muazzam bir insandı, çok büyük.Böyle insanları el üstünde tutulması lazım.Ama maalesef çekememezlik mi desem,kapatmaya,üstünü örtmeye çalışıyorlar,hep baltalıyorlar.

    -Bu beş kişi arasında Üstad hazretleri hakkında menfi düşüncesi olan var mıydı?

    Bu konuda hiç konuşmadık.

    -Bu olaydan sonra hiç aranızda konuştunuz mu, ya biz ne yaptık?…… vb

    -Hiç konuşmadık, soranlara bir vazife vardı, Urfa’ya gittik geldik dedik sadece. Bediüzzaman’ın ismini de vermedik. Hassas bir dönemdi, ihtilal yapılmıştı, herkesin astsubayların v.saire evlerini yokluyorlardı. Sonradan biraz gevşedi. O aralar o kadar sıkıldı ki risalelerin üzerinde çok duruyorlardı.Burada bir mobilyacı vardı, Cuma akşamları evlere gidip, nur derslerine katılıyorduk.

    -Zaten sizin isminizi de ondan almıştık.

    -Bu pilotluk mesleğinizde enteresan hatıralarınız oldu mu?

    Olmaz mı çok, ama dini olarak yok.1967-1968 yıllarında paşaları aldık, bir yerden bir yere götürüyoruz, uçuşta havadayken gittim arka tarafta namazımı kıldım.Paşa geldi,sırtımı sıvazladı ve aferin evladım, aferin dedi.32 yaşımdan beri namazımı kılıyorum.Annesiz ve babasız büyüdüm, çok küçükken ölmüşler, çok hovardaydım.

    -Üstad Hazretlerini götürdüğünüz C-47’lerden kaç tane vardı o zaman?

    -Diyarbakır’da 3,Türkiye’de 58 adet vardı.

    -Bediüzzaman’ın naaşını taşımayı Cenab-ı Hakk’ın size ihsan ettiği büyük bir lütuf olarak görüyor musunuz?

    - Tabi,tabi.
    Namaza başlamama Kenan isminde bir arkadaşım vesile oldu. Çok hovarda bir insandı, ikimizde Şark vazifesini tamamladıktan sonra Ankara’da bir gün öğle molasında herkes oyun oynarken yatakhanede tek başına namaz kılarken gördüm. Yahu bu imkansız! Kenan mı, diye hayret ettim. Onunla çok dalga geçtik. Bizden daha kıdemliydi, istese mahkemeye bile verebilirdi. O hiç seslenmedi alaylarımıza karşı.Bize bir şeyler anlatmak istediğinde ‘sen ne biliyorsun,bize anlatabileceğin ne olabilir diye dalga geçerdik.bir gün Ankara’da dört arkadaşla gezerken ezan okundu, siz ilerleyin yavaş yavaş, şurada buluşalım diyince ben ‘Biz Müslüman değil miyiz,biz de kılalım dedim: Dört askerin camiye girmesine herkes çok şaşırdı. Namazdan sonra bize tatlı tatlı hurilerden bahsederek, damardan girdi ve anlatmaya başladı. Ondan sonra akşamları sohbetlere gide gide yavaş yavaş bizim içimize işledi. Ondan sonra ben tövbekar oldum. Namazında, abdestinde dürüst bir insan oldum. Allah bin kere razı olsun, o vesile oldu.

    -Hava kuvvetlerinde dine meyil biraz daha fazla sanki.

    - Biz çılgın dönemimizde o kadar şeyleri yapardık ama euzu besmele çekerek uçağa biner ve bildiğimiz bütün duaları okurduk. Her zaman bu bizde vardı, en kötümüzde de var, en iyimizde de vardır. Halen de var. Nasıl olmasın ki, Allah’la karşı karşıyasın, havadasın, sadece bir demir parçası.Hatırladıkça hala tüylerim diken diken olur, Almanya’dan dönüyoruz. Alpleri aştık. Adriyatik denizinde ben şok oldum bir tarafta ay. Bir tarafta güneş, ikisinin parlaklığı aynı anda, aynı ikisi, denizin üzerinde! O azamet ve kudret karşısında dondum kaldım. Allah’ın yok olduğunu bu insanlar nasıl iddia edebilirler!??? Bu büyük bir aptallık, o her an bizim yanımızda, her saniye, her adımımızda, bunu idrak etmek de zaman alıyor. Ama sıkıştıkları zaman Allah diyorlar.”

    -Verdiğiniz bilgiler için çok Teşekkür ederiz. Size ve ailenize hayat boyu saadetler dileriz.

    -Ben de size teşekkür ederim.

    Evet Üstadın naşının taşıyan böyle bahtiyar bir insanla tanıştık. Canlı hatıralarını aldık. Şimdi de bu tarihi olayların bir kısmını sizlerle paylaşmak üzere bilgilerinize sunuyoruz.


    Yeni Asya
    14.07.2005
    Nejat Eren





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  10. #10
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Allah razı olsun bilgilendirdiğin için canlı gazete abla..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman’ı Pakistan’a tanıtan profesör vefat etti
    By Şahide in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 12.11.09, 13:38
  2. Abdullah b. Huzafetü’s Sehmi, Bediüzzaman’ ı Görseydi
    By TeSbiHaT in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.02.09, 01:17
  3. “Kızıl İ’caz” ve Bediüzzaman’a Göre Mantık İlmi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 05.09.08, 14:53
  4. Mehmet Kutlular Bediüzzaman Haftasını Değerlendiriyor(Özel Röportaj)
    By FurkanDemir in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.04.08, 22:43
  5. Bediüzzaman Said Nursi ile Hayali Bir Röportaj
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.07.06, 16:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0