+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 10 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 92

Konu: Sin ( Said ) Şın’a ( Şam'a ) Girince Ne Olur?

  1. #11
    Ehil Üye nezafet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Mesajlar
    1.270

    Standart

    hımm.. tamam şimdi anladım..
    dikkat etmemişim kardeş, kusura bakma..
    Olayı çözememiştim..
    zeet kardeş sayesinde daha iyi anladım...
    Allah razı olsun..

  2. #12
    Dost gurcan sevgican - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    iskandinavya
    Mesajlar
    26

    Standart

    soru : bediuzzaman neyi tamir etmistir bu hususta? veya ustad o altinlardan daha degerli neyi cikartmistir gunyuzune? ehl-i suhud ve ehl-i vacibul vucudu hem kurtaran hem tashih eden ve isi asliyet planinda asr-i saadete cekip mucedditligini ispat eden bir bediuzzamandan bahsediyoruz.. yoksa ordular ile yurumeyi bediuzzamanda yapmis.. rus ve ermeniye karsi..

    ‘Mevcut’u ‘Hayal’e İndirgeyen ‘Sükûtu Hayaller’


    " Diğer taraftan,( vahdet-i vucut ) Hedefe uzak yollardan ‘belki’ ulaşabileceğiniz bir yoldur. Buna rağmen, Yolun uzak ve tanımın noksan oluşu bu düşünüş biçimiyle Rabbine Ulaşmaya çalışan Muhyiddin-i Arabî gibi Veliyyulâh olan insanların niyetlerine dair bir sorgulama kapısı açmamalıdır. Çünkü düşünce ile kalp arasında direkt bir bağlantı yoktur. Niyet samimidir, duygular kuvvetlidir. Duyguların tahrikiyle tarifte yanılgıya düşülmüştür. Yolun ilk yolcuları açısından durum budur. Ancak yola sonradan koyulanlar açısından durum bu kadar olumlu değildir. Çünkü hislerin tahrikiyle değil aklın kuvvetiyle yola koyulmaktadırlar. Hisler aklı takip etmektedir. Ne Resûlullah’ta, ne de sahabede kendini göstermeyen bir yola koyulmadan önce düşünmek ve anlamaya çalışmak mecburiyetindeyiz.
    .............. Kur’an ve Kur’an’dan ders alan Resûlüllah maddeyi gerçek olarak algılamış, maddenin hayal veya görüntü oluşuyla ilgili kelam sarfetmemiştir. Resûl-ü Ekrem’den ders alan selefin genelinin durumu da bu minvalde iken, böyle bir fikrin şu ahir zaman şartları içerisinde peşine düşmenin arkasındaki maksat açıklanmak zorundadır.
    .........
    Hayat bir metrix, bir sanal gerçeklikse eğer, onu terketmek elbette kolaylaşacaktır. Ancak, bizi Yaratan, asılsız bir yalanı gerçek gibi sunmaktan ne kadar uzaksa, hayatın bir hayalden ibaret olduğu düşüncesi de, gerçek olmaktan bir o kadar uzaktır. Hem O, hayatı ve onun sunduğu imkanları terk etmemizi değil, onlardan üslûnca istifade etmemezi istemektedir.

  3. #13
    Dost gurcan sevgican - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    iskandinavya
    Mesajlar
    26

    Standart

    KALBIN ZUMRUT TEPELERI , USTAD BEDIUZZAMAN VE RISALE-I NUR'UN IZINDE VE ANLAYISINDA SAPMA VE KAYMALARA MUSAIT TASAVVUFI VE BATIN YOL VE GORUSLERI TASHIH,TAMIR,TEVCIH,TESBIT EDEREK ASR-I SAADETTEN ALDIKLARI PROJEKTORLERLE YOLDA KAYANLARA ISIK VE NUR TUTUYORLAR.

    Sözler'de (s: 442), "Gördüm ki, (Tasavvuf yolunda) sapan bütün fırkaları imamları saptırmış. Bâtına girmişler, bir müddet yol almışlar; Sünnet'e uymayarak, elde ettikleriyle sona ulaştık zannedip, dönmüşler, sapmışlar ve saptırmışlar" tesbiti yer alır.

    Bâtın veya manâ yolu, bu şekilde sapmaya, yanılmaya çok açık olduğu veya bu yolun pek çok hususiyetleri bulunduğu için, onu çevreleyen, projektörlerle aydınlatan ve o yolda sapmaları önleyen, İslâm fıkhının kaideleridir.

    .......................

    ( RISALE-I NURLARDAN OGRETISINI ALAN ) Kalbin Zümrüt Tepeleri'nin önemli bir diğer yanı, sütün içindeki kaymak gibi, İslâm'ın özünü oluşturan ruhî hayatını, öncelikle Sahabe mesleği içinde, bütünün yaşanır, duyulur, tecrübe edilir özü, sonra da, tarihte aldığı şekliyle çok elzem bir disiplin olarak takdim etmesidir. Kalbin Zümrüt Tepeleri, büyük ihtimal, dinle birlikte, her an onunla çatışmaya girebilecek mahiyetteki ilmin, tekniğin, sözün ve refahın hakim olacağı geleceğin dünyasına, hem bütün boyutlarıyla Tasavvuf'u, hem de İslâm'ın bütünlüğü içinde onun ruhî–manevî hayatını bir vedia, üzerine yürünecek sağlam ve kaymalara karşı korunmuş bir yol olarak bırakmaktadır. ALI UNAL

    not : bu yazdigima katilmayabilirsiniz ama lutfen su cumleye bir kere daha dikkatinizi cekmek istiyorum " Kalbin Zümrüt Tepeleri, büyük ihtimal, dinle birlikte, her an onunla çatışmaya girebilecek mahiyetteki ilmin, tekniğin, sözün ve refahın hakim olacağı geleceğin dünyasına, hem bütün boyutlarıyla Tasavvuf'u, hem de İslâm'ın bütünlüğü içinde onun ruhî–manevî hayatını bir vedia, üzerine yürünecek sağlam ve kaymalara karşı korunmuş bir yol olarak bırakmaktadır."

    ALI UNAL

  4. #14
    Dost gurcan sevgican - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    iskandinavya
    Mesajlar
    26

    Standart

    la mevcuda illa hu - hicbirseyin O'ndan gayri bir mevcudiyeti yoktur.

    la meshude illa hu - gorup musahede ettiiklerimiz yoktur. Sadece O gorunmeli. ( ustad vecizane bu yoldakilere gemilerde ki kurek mahkumu diyor )

    la maksude illa hu , la mahbube illa hu - maksadimiz ve sevgilimiz sadece O'dur baska olamaz. diger hersey fani ise - ki faniler. Baki olan mahbub ve maksudumuzdur o Allah !

  5. #15
    Ehil Üye zeet06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.023

    Standart

    Allah teala, ezelde kendin başka hiçbir varlık yok iken, kendi ruhundan peygamber efendizin ruhunu yarattı. Ve Hz. Peygamber s.a.v. efendimize kendi nurundan nur ihsan etti. Ve bu nurdan bir kısmını ayırarak şu anki görünen maddeyi yarattı ve maddelere şekiller ve özellikler vererek ilahi ilmini ve sanatını icra etmekle ne büyük bir ilah olduğunu ispat etti. (peygamberler tarihi bu konuda geniş izahat içerir)

    Dolayısıyla maddenin kaynağı Cenab-ı Hak'kın nurudur, nur da Cenab- Hak'tan geldiğine göre maddenin kaynağı Cenab- Hak'ın kendisidir.

    Şeyhil Ekber, bu sırra dikkat çekerek "la mevcude illahu", "la meşhude illahu" demiş olabilir.

  6. #16
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    BİRİNCİ NÜKTE: Vahdetü’l-vücudun meşrebine ve saplanmasına çok esbab var. Onlardan bir ikisi kısaca beyan edilecek. Birinci sebep: Mertebe-i Rubûbiyetin hallâkıyetini âzamî derecede zihinlerine sığıştıramadıklarından ve sırr-ı Ehadiyet ile herşeyi bizzat kabza-i Rubûbiyetinde tuttuğunu ve herşey kudret ve ihtiyar ve irâdesiyle vücud bulduğunu kalblerine tam yerleştiremediklerinden, "Herşey Odur" veyahut "yoktur" veya "hayaldir" veya "tezâhüriyetidir" veya "cilveleridir" demeye kendilerini mecbur bilmişler. İkinci sebep: Firâkı hiç istemeyen ve firaktan şiddetle kaçan ve ayrılıktan titreyen ve bu’diyetten Cehennem gibi korkan ve zevâlden gayet derece nefret eden ve visâli, rûhu ve canı gibi seven ve kurbiyeti Cennet gibi hadsiz bir iştiyakla arzulayan aşk sıfatı, herşeydeki akrebiyet-i İlâhiyenin bir cilvesine yapışmakla, firak ve bu’diyeti hiçe sayıp, likâ ve visâli dâimî zannederek "Lâ mevcude illâ Hû" diye, aşkın sekriyle ve o şevk-i bekà ve likà ve visâlin muktezâsıyla, gayet zevkli bir meşreb-i hâli vahdetü’l-vücudda bulunduğunu tasavvur ederek, müthiş firaklardan kurtulmak için, o vahdetü’l-vücud meselesini melce’ ittihâz etmişler.
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  7. #17
    Ehil Üye zeet06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.023

    Standart

    Anlaşılan o ki, Şeyhil Ekber, Allah a sürekli yakın olmak , aşk ve ayrılık acısı duymamak ve bu aşk sarhoşluğu içinde böyle söylemiş.

    Ama yaratılışın başlangıcına gidecek olursak Şeyhil Ekber doğru söylüyor.
    Yaradanın bütün yarattıklarını yok etmeye karar verdiğini varsayacak olursak Şeyhil ekber yine doğru söylüyor.

    Hadis-i Kudsi'de Allahu Teala "kulumu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum"

    Kim bilir , belki de Allah böyle konuşturdu ve insanların dikkatini kendi vücuduna ve varlığına çekti ve derin bir araştırmaya ve düşünceye sevk etti.

  8. #18
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Alıntı karuban Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    FG hakkında bu forumda daha da ileri tenkidler yapmış idim. Ömer abi şahiddir.
    Evet muhterem kardeşim şahitliğimiz devam etmektedir.. bazen size düşünme ve yorumlamanızdan dolayı HİRAHOS bazen de Esat Hocamız (RA) ve Altınoluk yorumlarınızdan dolayı TALİP diyesim geliyor.. aslında yazdıklarınızda ve aktardıklarınıza birer reddiyelerim mevcut ama bu fikirleri ve yazılarınızı buraya aksettirmiyorsunuz... yazıştığımız azizan ve bedrin aslanı ve attar kardeşlerimizi de çok andırıyorsunuz.. gerçi hep aynı meslek ve meşrebin içinde olmanız fikren ve düşünce bazında şahs-i maneviyenizi de göstermektedir..

    ŞAHİTLİĞİM süresince ve su-i zann ederek yazdıklarınızı okuduğum zamanlarda geceleri teheccütten sonra (aklıma gelirse), Mevlana Halid-i Bağdadi (RA) Hazretlerine de şikayetlerimi arz ediyorum..
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

  9. #19
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Mevlana Halid Bağdadi efendimiz, cihana yaklaşık 400 Halife hediye ederek müthiş bir manevi tecdidde bulunmuştur. Adeta bütün dünyaya yaymışlardır. Bu halifelerden pek çoğu kendileri de halifeler yetiştirmişler, Tarikat-ı Aliyye'yi silsileler halinde devam ettirmektedirler. Bugün Anadolu'daki hemen bütün bilinen kollar Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinden gelir.

    Ruhlar konuşur. Manen seslense de sesini duymamız mümkün olmayabilir. O yüzden siz, bütün şikayetinizi bir Halidi Tekkesine giderek arz ediniz. El ele, el de kola bağlı demişlerdir.

    Uğramışken, diyalog ile ilgili de danışır görüşürsünüz inşallah.

    Ne demişler, danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.

  10. #20
    Vefakar Üye ÖmerCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Bulunduğu yer
    İsparit= Nurlar Diyarı
    Mesajlar
    520

    Standart

    Alıntı karuban Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mevlana Halid Bağdadi efendimiz, cihana yaklaşık 400 Halife hediye ederek müthiş bir manevi tecdidde bulunmuştur. Adeta bütün dünyaya yaymışlardır. Bu halifelerden pek çoğu kendileri de halifeler yetiştirmişler, Tarikat-ı Aliyye'yi silsileler halinde devam ettirmektedirler. Bugün Anadolu'daki hemen bütün bilinen kollar Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinden gelir.

    Ruhlar konuşur. Manen seslense de sesini duymamız mümkün olmayabilir. O yüzden siz, bütün şikayetinizi bir Halidi Tekkesine giderek arz ediniz. El ele, el de kola bağlı demişlerdir.

    Uğramışken, diyalog ile ilgili de danışır görüşürsünüz inşallah.

    Ne demişler, danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.
    Haklısınız muhterem kardeşim..

    Belki 400'e yakın halife yetiştirmiştir Mübarek (RA) ama cübbesinin birini de Küçük Aşık vasıtasıyla Üstad (RA) HAzretlerine göndermiştir ve/veya iletmiştir.. ama sizlerinde bu fikri-düşünceyi-manen hediyeyi anlayıp da hem Üstadımız hakkında ve hem risale-i nur hakkında ve hemi de (Üstadın ekser talebelerinin bakış açısı meydanda iken) Hocaefendi hakkında sözlerinizi-kelamlarınızı-yazılarınızı rikkatli ve dikkatli sarfetmeniz icap etmez midir ???

    Daha önce (reddül evham-dan) son kısmını makaslayarak alıntı yaptığınız makale denemesinde, Üstad ve risale-i nuru ekser dostlarınızın-meşrebinizin yorum ve yaklaşımı meydandadır.. ve hatta Üstad (RA) Hazretlerinin veziri hükmündeki Zübeyir Abimizin (RA) bir kelamını evirip çevirip yorumluyorsunuz ve gıybetini yapıyorsunuz....ve son olarak Dede paşa Hazretlerinin sözünün evveliyetını araştırarak alıntı yapan ve şikayet ettiğiniz sitede yönetici durumdaki Salih Bey kardeşimizden aşağıdaki cevap yazılmıştır..

    ...inşaallah aşağıda alıntı yaptığımız bu şikayetin cevabını okursunuz.. benim manevi şikayetim ise muhakkak ulaşır diye mülahaza ediyorum ki eğer haklıysam Mevlana Halidi Bağdadi Hazretleri (RA) de gereğini yapar, sizleri veya silsilenizden bir mübareği uyarır... sizlerde bu meseleleri ilk silsilenizden değil de mübarek Halidi Bağdadi Hazretlerine (RA) danışsaydınız düz yolda şaşmazdınız.. zaman en güzel müfessirdir... selam ve dua eder.. bil mukabele selam ve dualarınızı beklerim inşaallah...

    BİR VELİ VE BİR ÂLİMİN DİLİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN
    Bu yazı : 539 defa okunmuştur.

    Sitemizin devamlı takipçilerinin malumu olduğu üzere, zaman zaman Üstad Bediüzzaman hakkında gerek ulemadan gerek meşayıh-ı kiramdan nakillerde bulunuyoruz. Görülen odur ki gerçek Allah dostları Vahdet deryasından su içtiklerinden birbirleri hakkında ne takdirkâr ifadelerde bulunuyorlar.

    Ama bazen çocuk meşrepli takipçileri, ham müntesipleri, uhuvveti sadece kendi mesleğine dahil olanlara hasredenler veya taassubun bir bakıma zevkli, bir bakıma hemen fark edilmeyen ağlarına düşenler, bu ipek zatları birbiriyle yarıştırmaya, “benim babam seni babanı döver” türü çocukluktan aşina olduğumuz cümleleri kullanmaya ve hizmetinin en üstün hizmet olduğunu bu yolla gösterip, garip bir grup enaniyetiyle içlerindeki boşluğu bastırmaya çalışmaktalar. Bu da bu “âlem-i kevnü fesadın” bir cilvesi. Ne yapalım.

    İnşallah bu çalışmalar müminlerin birbirine daha çok ısınmalarına bir vesile olur. Bunun haricinde bir şeyleri aklından geçirenlerden de, o sözlerden de bizarız. Salih Okur.. Eklenme tarihi : 2009-09-30 Saat : 03:51:

    http://www.cevaplar.org/index.php?kh...7&yazi_id=7083
    Konu ÖmerCAN tarafından (24.11.09 Saat 14:38 ) değiştirilmiştir.
    ***Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır***

    ***mescid-i aksa'yı gezelim..http://www.360tr.com/kudus/mescidiaksa_tr/index.html***

    ***Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı***

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ramazan’da Bütün Çocuklar Melek Olur..
    By ıslak seccadem in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.08.11, 15:30
  2. Türkiye Risale-i Nur’la Model Ülke Olur
    By Şahide in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.05.11, 21:23
  3. Günde 60 Kere Allah’a İsyan Olur mu?
    By BayramD in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.09.07, 15:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0