+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: İrşad, Kutb ve İrşad Kutbu

  1. #1
    Dost Büyükdoğu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    19

    Standart İrşad, Kutb ve İrşad Kutbu

    Esselam kıymetli kardeşlerim.

    Üstad Hz., aklı ve kalbi, tesirli sözler ve eserlerle gafletten uyandırıp, hidayet yolunu gösterdiğinden hem irşad edici; ulu'l azim evliya ve zamanın en büyük mürşidi olması hasebi ile hem kutb olduğundan; ve hem dahi 20. asrın müceddidi olduğundan (her ne kadar Üstad Hz., nazar-ı müceddiyeti Risale-i Nur'a yöneltse de), bir bakıma Üstad Hz. ne irşad kutbu diyebilir miyiz? (Zaten öyle de, anlaşılması babında bir soru.)

    Sorumun nedeni, bazı ehl-i tarikat mensublarının, irşadiyedi, kutbiyeti ve irşad kutubluğunu, tasavvuf ekolüne bağlamasıdır.

    Allah'a emanet olunuz.

  2. #2
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    Sual: "Madem Kur'ân-ı Hakîmin feyziyle ve nuruyla en mütemerrid ve müteannid dinsizleri ıslah ve irşad etmeye, Kur'ân'ın himmetine güveniyorsun; hem bilfiil de yapıyorsun. Neden senin yakınında bulunan bu mütecavizleri çağırıp irşad etmiyorsun?"
    Elcevap: Usul-ü şeriatin kaide-i mühimmesindendir: Yani, "Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz."
    İşte, ben çendan Kur'ân-ı Hakîmin kuvvetine istinaden dâvâ ediyorum ki, çok alçak olmamak ve yılan gibi dalâlet zehrini serpmekle telezzüz etmemek şartıyla, en mütemerrid bir dinsizi, birkaç saat zarfında ikna etmezsem de, ilzam etmeye hazırım. Fakat, nihayet derecede alçaklığa düşmüş bir vicdan ki, bilerek dinini dünyaya satar ve bilerek hakikat elmaslarını pis, muzır şişe parçalarına mübadele eder derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara hakaiki söylemek, hakaike karşı bir hürmetsizliktir.
    darbımeseli gibi oluyor. Çünkü bu işleri yapanlar, kaç defa hakikati Risale-i Nur'dan işittiler. Ve bilerek, hakikatleri zındıka dalâletlerine karşı çürütmek istiyorlar. Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyorlar.
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  3. #3
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    Eser, emsâli gibi nurlu ve hikmetlidir. İnşaallah, temenni buyurduğunuz vecihle ümmet-i Muhammed'in içtimaî ve pek mühim bir yarasına kat'î devâ olur. Doğrudan doğruya nur-u Kur'ân olan mübarek Sözler'in kast ve işaret edilmek istenildiğini arz ettim ve makam-ı tasdikte şimdiye kadar kendisine birkaç Sözü de okudum ve imkân buldukça da okuyacağım. Lâyüadd ve lâyuhsâ niam-ı Sübhâniyesine mazhar olduğum Allahü Zülcelâl Tebareke ve Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine hamd ve şükürden âciz, isyanla âlûde iken, zat-ı üstadâneleri bizi izn-i Rabbaniyle o mübarek münevver Sözler'le irşad edip zulmetten nura çıkardınız.

    Taharrî-i hakikatle ömür geçirirken, mukadderat bu âsi biçareyi de beş sene evvel Şâh-ı Nakşibend Hazretlerinden Muhammedü'l-Küfrevî Hazretlerine doğru açılan tarik-i Nakşibendîye idhal eylemişti. Sonra, muvakkat bir küsuf neticesi olarak yol kaybolmuş, zulmet ve dikenler içinde kalınmış iken, nurlu Sözler'inizle zulmetten nura, girdaptan selâmete, felâketten saadete çıktım. Elhamdülillahi hâzâ min fadli Rabbî4 ferman buyuruyorsunuz ki: İmanı kurtarmak zamanıdır. Ale'r-re'si ve'l-ayn.

    Hulûsi

    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  4. #4
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    Cihan-kıymet Üstadım,
    Malûm-u fâzılâneleridir ki, son günlerde mukaddes dâvâya hizmet eden bazı tenvir ve irşad hareketleri doğmuş, fakat maalesef hiçbirisi Risale-i Nur Külliyatının gördüğü mühim işi görememiş ve ihraz ettiği İlâhî zaferi kazanamamıştır. Zira bu yol, peygamberlerin, velilerin, âriflerin, salihlerin ve bilhassa cânını cânana seve seve fedâ eden ve sayısı milyonlara sığmayan kahraman şehitlerin mukaddes yoludur. Artık bu çetin yolda yürümek isteyenler, her an karşılarına dikilecek olan müthiş mâniaları daima göz önünde tutmaları lâzımdır. Evet, bu yolda yürüyecek olanların, sizdeki sarsılmak bilmeyen imanla, yüksek ve İlâhî irfanla ve bilhassa harikulâde ihlâs ve feragatle mücehhez olmaları gerektir. Çünkü, bu mühim vâdide Nur dâvâsının takip ettiği tebliğ, tenvir ve irşad usulü bam başka hususiyetler taşımaktadır.

    Artık insanın his ve fikrine, ruh ve vicdanına bam başka ufuklar açacak olan bu derin bahsi, dua buyurun da, müstakil ve mufassal bir eserde aziz din ve gönüldaşlarımıza arz etmek şerefine nâil olayım. Çünkü, bu nurlu bahis o kadar derin ve o derece mühimdir ki, böyle birkaç sayfalık mektup ve makalelerle asla ifade edilemez.

    Mânevi evlâtlarınızdan Ali Ulvi
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  5. #5
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    Şu mesele, umum ihvânımın ekseri lisan-ı halle ve bir kısmının lisan-ı kalle ettikleri umumî bir sualin, has ve hususî ve mahremce bir cevabıdır.
    SUAL: Senin ziyaretine gelen herkese diyorsun ki: "Benim şahsımdan bir himmet beklemeyiniz ve şahsımı mübarek tanımayınız. Ben makam sahibi değilim. Âdi bir neferin, müşir makamının evâmirini tebliği gibi, ben de mânevî bir müşiriyet makamının evâmirini tebliğ ediyorum. Hem müflis bir adamın, gayet kıymettar ve zengin elmas ve mücevherat dükkânının dellâlı olduğu gibi, ben dahi mukaddes ve Kur'ânî bir dükkânın dellâlıyım" diyorsun.

    Halbuki, aklımız ilme muhtaç olduğu gibi, kalbimiz dahi bir feyiz ister, ruhumuz bir nur ister, ve hâkezâ, çok cihetle çok şeyler istiyoruz. Seni hâcâtımıza yarayacak adam zannedip senin ziyaretine geliyoruz.

    Bize âlimden ziyade bir sahib-i velâyet, sahib-i himmet ve sahib-i kemâlât lâzım. Eğer hakikat-i hal dediğin gibiyse, ziyaretinize yanlış geldik, lisan-ı halleri diyor.

    Elcevap: Beş Noktayı dinleyiniz, sonra düşününüz. Ziyaretiniz beyhude mi, yoksa faydalı mıdır, o vakit hükmediniz....
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  6. #6
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    sualin cevabı uzun izah edilmiş... arzu eden müracaat etsin... ben sadece 4. noktayı aldım..

    DÖRDÜNCÜ NOKTA
    Sahabelerden ve Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînden en yüksek mertebeli velâyet-i kübrâ sahibi olan zatlar, nefs-i Kur'ân'dan bütün letâiflerinin hisselerini aldıklarından ve Kur'ân onlar için hakikî ve kâfi bir mürşid olduğundan gösteriyor ki, her vakit Kur'ân-ı Hakîm, hakikatleri ifade ettiği gibi, velâyet-i kübrâ feyizlerini dahi ehil olanlara ifâza eder.

    Evet, zâhirden hakikate geçmek iki suretledir:

    Biri: Tarikat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat-ı merâtip ederek hakikate geçmektir.

    İkinci suret: Doğrudan doğruya, tarikat berzahına uğramadan, lûtf-u İlâhî ile hakikate geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarik şudur.

    Demek, hakaik-i Kur'âniyeden tereşşuh eden nurlar ve o nurlara tercümanlık eden Sözler, o hassaya mâlik olabilirler ve mâliktirler.28. mektub
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  7. #7
    Pürheves evran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    198

    Standart

    Alıntı muhayrık Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sualin cevabı uzun izah edilmiş... arzu eden müracaat etsin... ben sadece 4. noktayı aldım..

    DÖRDÜNCÜ NOKTA
    Sahabelerden ve Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînden en yüksek mertebeli velâyet-i kübrâ sahibi olan zatlar, nefs-i Kur'ân'dan bütün letâiflerinin hisselerini aldıklarından ve Kur'ân onlar için hakikî ve kâfi bir mürşid olduğundan gösteriyor ki, her vakit Kur'ân-ı Hakîm, hakikatleri ifade ettiği gibi, velâyet-i kübrâ feyizlerini dahi ehil olanlara ifâza eder.

    Evet, zâhirden hakikate geçmek iki suretledir:

    Biri: Tarikat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat-ı merâtip ederek hakikate geçmektir.

    İkinci suret: Doğrudan doğruya, tarikat berzahına uğramadan, lûtf-u İlâhî ile hakikate geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarik şudur.

    Demek, hakaik-i Kur'âniyeden tereşşuh eden nurlar ve o nurlara tercümanlık eden Sözler, o hassaya mâlik olabilirler ve mâliktirler.28. mektub
    sahabei kiram efendilerimizin nefslerinin irşadı peygamberi kenara koyup kuran okumalarıyla oldu denmesi son derece itikad olarak tehlikelidir...nednine gelince cuma suresi 2. ayette buyrulurki "içlerinden onlara kitabı ve hikmeti öğreten ve onların nefslerini teskiye eden bir peygamber gönderdik.."... şimdi sahabenin nefsinin irşadı hz. muhammed as eliyle olmuştur.....hz. muhammed as ın irşad ettiği sahabe ise kendilerine tabi olan tabiin i irşad etmiştir....tabiine tabi olan tebei tabiin denilen zümreyide tabiin irşad etmiştir...bu güneş gibi ortada olan bir gerçektir.....sahabeler tabiin ve tebei tabiin efendilerimiz sadece kuran okuyarak irşad olmamışlar....ille hz. muhammedin tasarrufundan irşad olmuşlar...işte 1400 yıldır bu irşad hz. muhammed asdan sahabeye sahabeden tabiine tabiinden tebei tabiine ve günümüze kadar gelmiştir sahih icazet zinciriyle......ne olduda geçen yüzyılda bediüzzaman çıkıp "zaman tarikat zamanı değil iman kurtarma zamanı "deyiverdi.......Allah rasulünün dahi bilmediği bir yol vardıda bediüzzamanmı buldu?..haşa...kitap okumakla nefs irşad olmaz.....olmaz....olmaz...nefsin irşadı için icazetli bir mürşidin ruhi inikası lazımdır.....irşad kabiliyeti olan birinin eliyle irşad olunur...istisnalar kaideyi bozmaz....

  8. #8
    Pürheves evran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    198

    Standart

    şunuda açıklayayım...bu tarikat ehlinin bir iddiası değildir...olanı ortaya koymak , görmeyenlere göstermektir...vesselam...

  9. #9
    Dost Büyükdoğu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    19

    Standart

    Muhayrık kardeşim, yeterince aydınlattığın için Allah razı olsun.


    Alıntı evran Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    DÖRDÜNCÜ NOKTA
    Sahabelerden ve Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînden en yüksek mertebeli velâyet-i kübrâ sahibi olan zatlar, nefs-i Kur'ân'dan bütün letâiflerinin hisselerini aldıklarından ve Kur'ân onlar için hakikî ve kâfi bir mürşid olduğundan gösteriyor ki, her vakit Kur'ân-ı Hakîm, hakikatleri ifade ettiği gibi, velâyet-i kübrâ feyizlerini dahi ehil olanlara ifâza eder.

    Evet, zâhirden hakikate geçmek iki suretledir:

    Biri: Tarikat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat-ı merâtip ederek hakikate geçmektir.

    İkinci suret: Doğrudan doğruya, tarikat berzahına uğramadan, lûtf-u İlâhî ile hakikate geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarik şudur.

    Demek, hakaik-i Kur'âniyeden tereşşuh eden nurlar ve o nurlara tercümanlık eden Sözler, o hassaya mâlik olabilirler ve mâliktirler.28. mektub

    sahabei kiram efendilerimizin nefslerinin irşadı peygamberi kenara koyup kuran okumalarıyla oldu denmesi son derece itikad olarak tehlikelidir...nednine gelince cuma suresi 2. ayette buyrulurki "içlerinden onlara kitabı ve hikmeti öğreten ve onların nefslerini teskiye eden bir peygamber gönderdik.."... şimdi sahabenin nefsinin irşadı hz. muhammed as eliyle olmuştur.....hz. muhammed as ın irşad ettiği sahabe ise kendilerine tabi olan tabiin i irşad etmiştir....tabiine tabi olan tebei tabiin denilen zümreyide tabiin irşad etmiştir...bu güneş gibi ortada olan bir gerçektir.....sahabeler tabiin ve tebei tabiin efendilerimiz sadece kuran okuyarak irşad olmamışlar....ille hz. muhammedin tasarrufundan irşad olmuşlar...işte 1400 yıldır bu irşad hz. muhammed asdan sahabeye sahabeden tabiine tabiinden tebei tabiine ve günümüze kadar gelmiştir sahih icazet zinciriyle......ne olduda geçen yüzyılda bediüzzaman çıkıp "zaman tarikat zamanı değil iman kurtarma zamanı "deyiverdi.......Allah rasulünün dahi bilmediği bir yol vardıda bediüzzamanmı buldu?..haşa...kitap okumakla nefs irşad olmaz.....olmaz....olmaz...nefsin irşadı için icazetli bir mürşidin ruhi inikası lazımdır.....irşad kabiliyeti olan birinin eliyle irşad olunur...istisnalar kaideyi bozmaz....
    Kur'an ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir vahidin iki yüzü gibidir.
    Biri zikedilirken diğeri de dolaylı olarak zikredilmiş demektir.
    Hz. Aişe validemize Efendimizin (S.A.V.) ahlakını sorduklarında:
    "Siz hiç Kur'an okumadınız mı, O (S.A.V.), Kur'anın ta kendisidir, hulukuhul Kur'andır," demiştir.

    Ayrıca, Peygamber Efendimizin zikredildiği yerde de Kur'an dolaylı olarak zikredilmiştir. Bu yüzden Kur'an da bir kenara koyulmuş olmuyor.

    Biri diğerisiz olmaz. Biri diğerinin ispatıdır ve en büyük mucizesidir. Efendimiz (S.A.V.) için yaşayan Kur'an tesmiyesi yapılır. Tam ve yerinde bir tesmiyedir. Okunan ve yaşayan Kur'an.

  10. #10
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    Ey benimle bu hikâyeyi dinleyen arkadaş! Elbette anladın ki, o hâkim-i zîşan, bu kasrı şu mezkûr maksatlar için bina etmiştir. Şu maksatların husulü ise iki şeye mütevakkıftır:

    Birisi: Şu gördüğümüz ve nutkunu işittiğimiz üstadın (a.s.m.) vücududur. Çünkü, o bulunmazsa, bütün maksatlar beyhude olur. Çünkü, anlaşılmaz bir kitap, muallimsiz olsa, mânâsız bir kâğıttan ibaret kalır.

    İkincisi: Ahali, o üstadın (a.s.m.) sözünü kabul edip dinlemesidir.

    Demek, vücud-u üstad (a.s.m.), vücud-u kasrın dâisidir. Ve ahalinin istimâı, kasrın bekasına sebeptir.

    Öyleyse, denilebilir ki, şu üstad (a.s.m.) olmasaydı, o melik-i zîşan, şu kasrı bina etmezdi. Hem yine denilebilir ki, o üstadın (a.s.m.) talimatını ahali dinlemedikleri vakit, elbette o kasr tebdil ve tahvil edilecek...11. söz
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur Talebeleri Bir Mürşide Bağlanmadan Nasıl İrşad Olurlar.?
    By _MerHeM_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 126
    Son Mesaj: 06.11.09, 15:01
  2. Aşk İrşad Eder mi?
    By __tİryakİ in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.10.08, 17:07
  3. İrşad Nedir?Mürşid Kimdir?
    By istiğna in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 28.07.08, 17:46
  4. Risâle-i Nûr’un İrşad Usûlü
    By Ab-ihayaT in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.07.08, 12:50
  5. Neden Yakınındaki Mütecavizleri İrşad Etmiyorsun?
    By elff in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 22.05.07, 23:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0