+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 32

Konu: Barla’da Baharı Koklamak, Birlikte Okumak

  1. #1
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart Barla’da Baharı Koklamak, Birlikte Okumak

    Nejat EREN
    Barla’da baharı koklamak, birlikte okumak



    Barla; bu memleket, bu millet, bu tarih için bir simge, bir alâmet, bir marka oldu. Hele de yaz mevsimi gelince bir başkadır Barla!
    Bir sevdadır, bir tutkudur, bir dâvânın mezra ve tarlasıdır, harmanıdır, meyvesidir Barla.
    Barla gündem oluşturur. Barla sevda çiçeğidir. Barla gönül pınarlarının coşan misâli ve mezraıdır. Medarıdır, mâdenidir.
    Ailelerin, gençlerin, esnafın, memurun tahassun edeceği mutlu bir mekândır, kutlu bir merkezdir Barla.
    Barla, gönül sevdalılarının buluşma adresidir. Yorgun bedenlerin dinlenme ve serinleme konağıdır. Hakikate müştak olanların müzakere, tefekkür ve tezekkür diyarıdır.
    Vefalıların vefa borçları edâ edilir. Cennet bahçesinde, Ulu Çınarın gölgesinde, Yokuş Başı Camii’nde, Asrî mezarlıkta.
    Bir şanlı ve manevî tarih kaydı vardır mübarek topraklar Isparta ve Barla’da. Bu öyle dar çerçeveli, dar muhtevâlı bir tarih değildir. Hamaset kokmayan, yalana tenezzül etmeyen, benliğinden ve şahsiyetinden taviz vermeden Kur’ân ve imana âyinedarlık eden farklı ve mümtaz bir tarihtir bu.
    Bu tarihi yazanların başında bu memleketin mânevî tarihine altın harflerle yazılmış isimler vardır:
    Muhacir Hafız Ahmed vazife başındadır Üstadına muâvenet ederek.
    Mustafa Çavuş hizmettedir Üstadının etrafını kollayarak.
    Şamlı Hafız Tevfik hakikatleri yazmadadır o üstün maharetini öne çıkararak.
    Sıddık Süleyman gözleriyle Üstadının evini gözetlemektedir o eşsiz sadakat ve samimiyetiyle.
    Bahriler, Şem’iler, Abbas Mehmetler ve daha nice bahtiyar ve vefadar kahramanlar hizmet başında nöbettedirler ruhaniyetleriyle.
    Hulusi Bey, “uzaktan kumanda” komutanlığına devam etmektedir. Askeriyede komutan, hizmette er olarak mütevaziyâne görevine devam etmektedir.
    Hoca Sabri Barla’dan uzakta da olsa bütün âzâ ve organlarıyla Barla’dan gelecek emir ve hizmetlere âmâdedir Bedre karyesinde.
    Berzah âlemindeki kahramanlara eşlik etmek isteyenler de boş bırakmıyorlar mübarek belde Barla’yı. Gençler, başta olmak üzere her kademe her bölgeden insanlar “okumak” için buradalar. Mevsim bu mevsim. Kâinat kitabını okuma sevdalısı ve aşığı olanlar artık kafilelerle Barla’yı şenlendiriyorlar.
    Bu cümleden olarak siz değerli dostlarımıza bir hatırlatma yapıp sizlerin taleplerine yardımcı olmak istiyorum.
    Birkaç yıldan beri mutad hâle gelen, “Barla Aile Okuma Programları” bu yıl da devam ediyor ve edecek İnşallah. Her grup sorumlusu kendi grubunu ve listesini hazırlayıp organizeyi ve tarihini tesbit ediyor.
    Bu acizin organize ettiği “Barla Aile Okuma Programı” bu yıl 15 Ağustos’da başlayıp ilk grup için bir hafta, ikinci grup için de yine bir hafta olmak üzere Ağustos ayının sonuna kadar iki grup olarak devam edecek İnşallah.
    Geçen yıllarda programa katılan dostlarımız programın muhteviyâtını biliyorlar. Yeniden programa katılacak olanlar aşağıdaki telefon ve mail adreslerinden bana ulaşırlarsa gerekli düzenlemeyi birlikte yaparız İnşaallah.
    Bilgilerinize sunar, duâlarla birlikte cevaplarınızı beklerim İnşallah.

    İRTİBAT BİLGİLERİ:

    GSM - 1: (0505) 469 43 08
    GSM - 2: (0532) 337 95 26
    msn: nejateren@saidnursi.de
    nejater51@yahoo.com - nejater07@gmail.com
    web: www.nejateren.com

    19.06.2009

    E-Posta: nejateren@saidnursi.de

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  2. #2
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Barla'ya 'NUR'lu ziyaret
    Moral FM ailesi Nur Biyografileri’nin en çok okunan yazarı İhsan Atasoy’un rehberliğinde Isparta ve Barla’da Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin yaşadığı mekânları ziyaret etti.


    Moral FM ailesi Nur Biyografileri’nin en çok okunan yazarı İhsan Atasoy’un rehberliğinde Isparta ve Barla’da Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin yaşadığı mekânları ziyaret etti.


    19 Haziran Cuma gecesi Moral FM Merkez Stüdyoları’ndan başlayan bu anlamlı geziye katılan ziyaretçiler, Nur Külliyatı’nın ilk kez yazılmaya başlandığı Nus Mescidi, Çam Dağı, Cennet Bahçesi, Üstad’ın Barla ve Isparta’da kaldığı evi görme fırsatını elde ederek unutamayacağı dakikalar yaşadılar.
    Ziyaret güzergâhının ilk adresi olan Barla’da yöre halkının misafirperverliğiyle karşılaşan Moral FM Kafilesi, Bediüzzaman Hazretleri’yle ilgili güzel bir anısı olan Eğirdir Gölü manzaralı Barla Çamdağı Otel’de konakladı.
    1950’LİLERİN SEFAHAT MERKEZİ
    Hizmet gönüllüsü otel yöneticisi Süleyman Türkmen’in katılımcılara aktardığı bilgiye göre Bediüzzaman Said Nursi, 1950’li yıllarda Barla’da sefahat ve eğlence merkezi olarak kullanılacak bir otel inşa edileceğini haber veren Nur Talebelerine, onlara yıllar sonra hatırlayacakları şu cümleyi söylemişti:
    “Buraya böyle bir mekânın yapılması iyidir. Çünkü buradan önce kir daha sonra Nur akacak”
    Söz konusu otelin bulunduğu alan, 1970’li yıllara kadar süfli amaçlara hizmet ettikten sonra bir grup Nur Talebesi’nin himmet ve gayretleriyle satın alınarak önceleri bir süre boş bırakıldı. 1980’li yıllarda gençlerin Risale-i Nur okudukları kamp merkezine dönüştürülen bu bina şimdilerde Çamdağı Otel olarak bu kutlu beldeyi ziyaret edenlerin hizmetlerine sunuldu.
    Böylelikle Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerine söylediği “Buradan önce kir daha sonra Nur akacak” sözü gerçeğe dönüşmüş oldu.
    Risale-i Nur’ların yazıldığı mekânların ziyaret edildiği bu güzel organizasyon Çamdağı ve Isparta Merkez’de yer alan Bediüzzaman’ın kaldığı evi ziyaret edildikten sonra dönüş yolculuğuyla birlikte sona erdi.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  3. #3
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Isparta’da Bediüzzaman Mevlidi coşkusu yaşandı

    Isparta Yeni Asya Temsilciliği tarafından düzenlen Bediüzzaman Mevlidi Isparta Ulu Cami’de okutuldu. Mevlide, Türkiye’nin her yerinden kalabalık bir davetli topluluğu katıldı. Mevlidde emekli müftü Halil Elitok kısa bir konuşma yaparken, mevlid duâsını da gazetemiz yazarlarından Süleyman Kösmene yaptı.
    ISPARTA’DA BEDİÜZZAMAN MEVLİDİ COŞKUSU

    ”Isparta Yeni Asya Temsilciliği” tarafından tertip edilen ve başta peygamberimiz Hz. Muhammed ve aziz şehitlerimiz olmak üzere, hassaten ömrünün 18 senesini mübarek Isparta’da geçiren Bediüzzaman Hazretleri için Mevlid-i Şerif okundu. Isparta Ulu Cami, dün tarihi günlerinden birisini yaşadı. 29 Senelik hasret sona erdi. Anadolu’nun her tarafından kafileler halinde genç, ihtiyar, büyük, küçük her kademen yüzlerce, binlerce gönül dostunun hasret giderip kucaklaşmasına vesile oldu. Binlerce Nur talebesi ve sevdalısı taşıyla toprağıyla mübarek Isparta’da davete icabet etti. En son 1980 yılının Ağustos ayında tertiplenen “Isparta Bediüzzaman Mevlidi” Nur talebeleri arasındaki kardeşliğin, irtibatın, kucaklaşmanın, sevgi ve muhabbetin bir sembolü olmuştu. Çeşitli sebeplerden dolayı ınkıtaya uğrayan bu güzel adet dün sona erdi ve Isparta Ulu Cami’de tekrar mevlid okutulmaya başlandı. Mevlide çevre il ve ilçeler başta olmak üzere yurdun dört bir köşesinden Nur Talebeleri katılıp ilgi gösterdi. Bu vesile ile Barla ve Isparta gönül dostlarının akının uğradı. Bu arada mevlide Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden, Selâhaddin Akyıl, Abdulkadir Zeybek Yeni Asya gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular ile Yeni Asya Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı. Mevlitde emekli il müftüsü Halil Elitok kısa bir konuşma yaparak Bedüzzaman ve Risale-i Nur davasını önemi konusunda bilgi verdi. Daha sonra Isparta’nın tanınmış mevlithanlarından Ahmat Kahveci, Muhammet Hoca ve Kemal Akkut’un okuduğu mevlit ve kasideleri cemaat huşu ile dinledi. Mevlit duasını da Yeni Asya yazarlarından ilahiyatçı yazar Süleyman Kösmene yaptı. Nur camiası, bu yıl da 26 Temmuz 2009 Pazar günü Van’da yapılacak Van Mevlidini iple çekmeye başladılar.


    29.06.2009

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  4. #4
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Bediüzzaman Mevlidine davet
    25 Haziran 2009 / 09:45
    Yeni Asya Gazetesi Isparta Temsilciliği tarafından düzenlenen Mevlid




    Isparta Mevlidi çok feyizli, coşkulu ve samimi bir muhabbet ve uhuvvet ortamında 29 yıllık hasretin bitiş sevinciyle idrak edildi. ihlas erlerinin yüzünden takattur eden nur ve feyizlerinden ve dualarından istifaza edildi.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  5. #5
    Pürheves nurkahramanı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    sefine-i rabbaniye
    Mesajlar
    171

    Standart

    Allah kısmet ederse yakında barlaya gideceğiz.buralardan selam götürürüz inşallah.

    WHAT DOES WHO HAS FOUND ALLAH MISS

    AND

    WHAT DOES WHO HAS MISSED ALLAH FIND?


  6. #6
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    29 senelik hasret sona erdi


    Anadolu gönül erlerinin diyarı.
    Anadolu evliyalar yatağı.
    Anadolu erenler ocağı
    Anadolu Alperenler kışlası.
    Anadolu evliyalar sancağı.
    Anadolu bin yıllık kudsî bir dâvânın beşiği, vatanı mezrası ve kaynağı.
    Asrın manevî reçetesinde Risâle-i Nur Külliyatında manevî tabib, Peygamber varisi Hz. Bediüzzaman’a 18 sene ev sahipliği yapmış, o muhteşem külliyatın yüzde 80’den fazlası başta Barla olmak üzere bu diyarlarda yazılmış: “Taşıyla toprağıyla mübarek belde” olma şerefine ulaşmış Isparta’da Pazar günü onun adına, onun dâvâsını takip edenlerin, ona sadakati şeref payesi olarak görenlerin içtiması vardı, şöleni vardı, coşku ve kucaklaşması vardı güller diyarı Isparta’da.
    Bu dâvâ çileli bir dâvâ.
    Bu dâvâ ilâhî bir dâvâ.
    Bu dâvâ sabır, metanet, tahammül, katlanmak isteyen bir dâvâ.
    Bu dâvâ asırları aşıp gelen şanlı bir ecdadın dâvâsı. Mevlid geleneği ise Anadolu ile özdeşleşmiş, bütünleşmiş, hemhal olmuş sancaklaşmış bir güzel uygulama.
    12 Eylül 1980 darbesiyle bunu bile bu camiaya çok göre zihniyete karşı kaba kuvvetle değil, sabır, metanet ve fikirle mücadele ederek bu günlere geldik.
    Geçen sene, 28 yıl aradan sonra Van mevlidini icra ederek devreye sokan Yeni Asya camiası bu yıl da 29 senelik bir hasretten sonra Geleneksel Isparta Mevlidini devreye soktu Elhamdülillâh.
    İzmir’den Bursa’ya, Antalya’dan Kastamonu’ya, İstanbul’dan Konya’ya, Balıkesir’den Adana’ya kadar bu güzel yurdun, Anadolu’nun her tarafından kafileler halinde genç, ihtiyar, büyük, küçük her kademeden yüzlerce, binlerce gönül dostunun hasret giderip kucaklaşmasına vesile oldu.
    Binlerce Nur Talebesi ve sevdalısı taşıyla toprağıyla mübarek Isparta’da dâvete icabet etti.
    Isparta Ulu Camii dün tarihî günlerinden birisini yaşadı.
    ”Isparta Yeni Asya Temsilciliği” tarafından tertip edilen ve Başta Peygamberimiz Hz. Muhammed ve aziz şehitlerimiz olmak üzere, hassaten ömrünün 18 senesini bu mübarek Isparta’da geçiren Bediüzzaman Hazretleri için Mevlid-i Şerif okundu.
    En son 1980 yılının Ağustos ayında okunan “Bediüzzaman Mevlidi Nur Talebeleri arasındaki kardeşliğin, irtibatın, kucaklaşmanın, sevgi ve muhabbetin bir sembolü olmuştu. Çeşitli sebeplerden dolayı inkıtaa uğrayan bu güzel adet dün gerçekleşti ve Yeni Asya Camiasının yepyeni bir hamlesi ve icraatı olarak güzel bir şekilde icra edildi.
    Mevlid esnasında Ulu Cami etrafında kurulan standlarda gelenlere hem manevî, hem de maddî ikramlar vardı. Kitap standında Risâle-i Nur Külliyatı ve Yeni Asya Neşriyata ait her türlü eser vardı. Bunun yanında kermesin yiyecek standında ise başta Isparta’nın meşhur kirazı olmak üzere misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü yiyecek ve içecek hazırlanmıştı.
    Mevlide çevre il ve ilçeler başta olmak üzere yurdun dört bir köşesinden her grup ve kademeden Nur Talebeleri ile dost ve mü’minler katılıp ilgi gösterdi.
    Bu mübarek diyarda gözle görünen bir hareketlilik yaşandı. Barla ve Isparta’daki bütün tesis ve dershaneler gönül dostlarının akınına uğradı.
    Bu mevlidi organize eden Isparta Yeni Asya Temsilciliği adına Isparta temsilcisi Mithat Yanmaz’ın verdiği bilgiye göre, bu mevlide dâvet edilen Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden muhterem Mustafa Sungur, rahatsızlığı sebebiyle katılamadığı ve cemaate selâmlarını ilettiği bildirildi.
    Mevlide Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden Selâhaddin Akyıl, Savlı Abdülkadir Zeybek ile Yeni Asya İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular ve Yeni Asya Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı.
    Mevlitte emekli il müftüsü Halil Elitok kısa bir konuşma yaparak, camiyi dolduran cemaate Isparta adına hoş geldiniz diyerek Bediüzzaman’ın bu millet ve bu vatan için çok büyük fedakârlıklara katlandığının, canı ve ruhu dâhil bütün mukaddesatını bu millet ve vatan için hiç çekinmeden feda edebileceğinin altını çizdi. Risâle-i Nur Külliyatına ve aziz Üstad’a bu vatan ve milletin çok şeyler borçlu olduğunu dile getiren emekli müftü, mevlidhanların isimlerini saydı ve mevlidin hayırlara vesile olmasını diledi.
    Daha sonra Isparta’nın tanınmış mevlidhanlarından Ahmet Kahvecioğlu, Muhammet Kemal Altınkurt, Muhammed Azak ve Ulu Cami müezzini Ali Çil güzel sesleriyle mevlidden bölümler okudu.
    Mevlide Uşak’tan katılan Mesut Karabacak da Üstad Hazretlerinin saff-ı evvel talebelerinden merhum Hasan Feyzi’nin “Çekilip Nuru Hidayet” adlı kasidesini okudu. Mevlidin duâsı ise çok etkili, şümullü ve mânâ doluydu. Bu duâyı da Yeni Asya gazetesi fıkıh köşesi yazarı Süleyman Kösmene yaptı.
    Mevlidden sonra kelimenin tam anlamıyla “bardaktan boşanırcasına” yağan rahmet, mevlide katılanlarca bu mânâlı mevlidin Isparta ve civarına rahmet-i İlâhiyenin bir hediyesi olarak değerlendirildi.
    “29 yıl aradan sonra böyle bir mevlidin tekrar ihyası Cenâb-ı Hakkın bir rahmeti, Yeni Asya Nur camiasının da birlik, beraberlik, kardeşlik ve tesanüdünün bir tecellisi olarak değerlendirilmelidir” diyen Isparta Yeni Asya Temsilcisi Mithat Yanmaz, uzun yıllardan sonra yeniden başlatılan böyle güzel bir gelenekte ister istemez hata, noksan ve kusurların olabileceğine dikkat çekerek, bu tür olumsuz ve eksik konuların camiamızın destek, duâ ve katkılarıyla ileriki yıllarda giderilebileceğini ve bu konuda bütün katılanlardan duâ ile birlikte fikri bazda teklif ve yardım beklediklerini ifade etti.
    Şimdi gönül dostları Nur Talebeleri, Nur camiası arasında çok güzel bir gelenek olan ve geçen yıl yeniden icraya konulan, bu yıl da 26 Temmuz 2009 Pazar günü Van’da yapılacak Van mevlidini iple çekmeye başladılar.

    NEJAT EREN / ISPARTA
    30.06.2009

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  7. #7
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Isparta Mevlidi 29 yıl sonra tekrar yapıldı

    Hz. Bediüzzaman’a 18 sene ev sahipliği yapmış, Isparta’da Pazar günü o*nun adına, o*nun dâvâsını takip edenlerin, içtiması vardı, şöleni vardı, coşku ve kucaklaşması vardı...

    2009-06-30
    09:55

    29 senelik hasret sona erdi

    29 senelik hasret sona erdi


































    Anadolu gönül erlerinin diyarı. Anadolu evliyalar yatağı. Anadolu erenler ocağı Anadolu Alperenler kışlası. Anadolu evliyalar sancağı. Anadolu bin yıllık kudsî bir dâvânın beşiği, vatanı mezrası ve kaynağı. Asrın manevî reçetesinde Risâle-i Nur Külliyatında manevî tabib, Peygamber varisi Hz. Bediüzzaman’a 18 sene ev sahipliği yapmış, o muhteşem külliyatın yüzde 80’den fazlası başta Barla olmak üzere bu diyarlarda yazılmış: “Taşıyla toprağıyla mübarek belde” olma şerefine ulaşmış Isparta’da Pazar günü o*nun adına, o*nun dâvâsını takip edenlerin, o*na sadakati şeref payesi olarak görenlerin içtiması vardı, şöleni vardı, coşku ve kucaklaşması vardı güller diyarı Isparta’da.
    Bu dâvâ çileli bir dâvâ. Bu dâvâ ilâhî bir dâvâ. Bu dâvâ sabır, metanet, tahammül, katlanmak isteyen bir dâvâ. Bu dâvâ asırları aşıp gelen şanlı bir ecdadın dâvâsı. Mevlid geleneği ise Anadolu ile özdeşleşmiş, bütünleşmiş, hemhal olmuş sancaklaşmış bir güzel uygulama. 12 Eylül 1980 darbesiyle bunu bile bu camiaya çok göre zihniyete karşı kaba kuvvetle değil, sabır, metanet ve fikirle mücadele ederek bu günlere geldik. Geçen sene, 28 yıl aradan sonra Van mevlidini icra ederek devreye sokan Yeni Asya camiası bu yıl da 29 senelik bir hasretten sonra Geleneksel Isparta Mevlidini devreye soktu Elhamdülillâh.
    İzmir’den Bursa’ya, Antalya’dan Kastamonu’ya, İstanbul’dan Konya’ya, Balıkesir’den Adana’ya kadar bu güzel yurdun, Anadolu’nun her tarafından kafileler halinde genç, ihtiyar, büyük, küçük her kademeden yüzlerce, binlerce gönül dostunun hasret giderip kucaklaşmasına vesile oldu. Binlerce Nur Talebesi ve sevdalısı taşıyla toprağıyla mübarek Isparta’da dâvete icabet etti. Isparta Ulu Camii dün tarihî günlerinden birisini yaşadı. ”Isparta Yeni Asya Temsilciliği” tarafından tertip edilen ve Başta Peygamberimiz Hz. Muhammed ve aziz şehitlerimiz olmak üzere, hassaten ömrünün 18 senesini bu mübarek Isparta’da geçiren Bediüzzaman Hazretleri için Mevlid-i Şerif okundu.
    En son 1980 yılının Ağustos ayında okunan “Bediüzzaman Mevlidi Nur Talebeleri arasındaki kardeşliğin, irtibatın, kucaklaşmanın, sevgi ve muhabbetin bir sembolü olmuştu. Çeşitli sebeplerden dolayı inkıtaa uğrayan bu güzel adet dün gerçekleşti ve Yeni Asya Camiasının yepyeni bir hamlesi ve icraatı olarak güzel bir şekilde icra edildi.
    Mevlid esnasında Ulu Cami etrafında kurulan standlarda gelenlere hem manevî, hem de maddî ikramlar vardı. Kitap standında Risâle-i Nur Külliyatı ve Yeni Asya Neşriyata ait her türlü eser vardı. Bunun yanında kermesin yiyecek standında ise başta Isparta’nın meşhur kirazı olmak üzere misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü yiyecek ve içecek hazırlanmıştı.
    Mevlide çevre il ve ilçeler başta olmak üzere yurdun dört bir köşesinden her grup ve kademeden Nur Talebeleri ile dost ve mü’minler katılıp ilgi gösterdi.
    Bu mübarek diyarda gözle görünen bir hareketlilik yaşandı. Barla ve Isparta’daki bütün tesis ve dershaneler gönül dostlarının akınına uğradı.
    Bu mevlidi organize eden Isparta Yeni Asya Temsilciliği adına Isparta temsilcisi Mithat Yanmaz’ın verdiği bilgiye göre, bu mevlide dâvet edilen Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden muhterem Mustafa Sungur, rahatsızlığı sebebiyle katılamadığı ve cemaate selâmlarını ilettiği bildirildi.
    Mevlide Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden Selâhaddin Akyıl, Savlı Abdülkadir Zeybek ile Yeni Asya İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular ve Yeni Asya Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı.
    Mevlitte emekli il müftüsü Halil Elitok kısa bir konuşma yaparak, camiyi dolduran cemaate Isparta adına hoş geldiniz diyerek Bediüzzaman’ın bu millet ve bu vatan için çok büyük fedakârlıklara katlandığının, canı ve ruhu dâhil bütün mukaddesatını bu millet ve vatan için hiç çekinmeden feda edebileceğinin altını çizdi. Risâle-i Nur Külliyatına ve aziz Üstad’a bu vatan ve milletin çok şeyler borçlu olduğunu dile getiren emekli müftü, mevlidhanların isimlerini saydı ve mevlidin hayırlara vesile olmasını diledi.
    Daha sonra Isparta’nın tanınmış mevlidhanlarından Ahmet Kahvecioğlu, Muhammet Kemal Altınkurt, Muhammed Azak ve Ulu Cami müezzini Ali Çil güzel sesleriyle mevlidden bölümler okudu.
    Mevlide Uşak’tan katılan Mesut Karabacak da Üstad Hazretlerinin saff-ı evvel talebelerinden merhum Hasan Feyzi’nin “Çekilip Nuru Hidayet” adlı kasidesini okudu. Mevlidin duâsı ise çok etkili, şümullü ve mânâ doluydu. Bu duâyı da Yeni Asya gazetesi fıkıh köşesi yazarı Süleyman Kösmene yaptı.
    Mevlidden sonra kelimenin tam anlamıyla “bardaktan boşanırcasına” yağan rahmet, mevlide katılanlarca bu mânâlı mevlidin Isparta ve civarına rahmet-i İlâhiyenin bir hediyesi olarak değerlendirildi.
    “29 yıl aradan sonra böyle bir mevlidin tekrar ihyası Cenâb-ı Hakkın bir rahmeti, Yeni Asya Nur camiasının da birlik, beraberlik, kardeşlik ve tesanüdünün bir tecellisi olarak değerlendirilmelidir” diyen Isparta Yeni Asya Temsilcisi Mithat Yanmaz, uzun yıllardan sonra yeniden başlatılan böyle güzel bir gelenekte ister istemez hata, noksan ve kusurların olabileceğine dikkat çekerek, bu tür olumsuz ve eksik konuların camiamızın destek, duâ ve katkılarıyla ileriki yıllarda giderilebileceğini ve bu konuda bütün katılanlardan duâ ile birlikte fikri bazda teklif ve yardım beklediklerini ifade etti. Şimdi gönül dostları Nur Talebeleri, Nur camiası arasında çok güzel bir gelenek olan ve geçen yıl yeniden icraya konulan, bu yıl da 26 Temmuz 2009 Pazar günü Van’da yapılacak Van mevlidini iple çekmeye başladılar.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  8. #8
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Nejat EREN
    Isparta güller diyarı, gönül, hizmet ve tarih şehri



    Geçen hafta sonu, gönül dostlarımızla, taşıyla toprağıyla mübarek belde Isparta’daydık, Barla’daydık. Bu mübarek beldede ömrünün on sekiz senesini geçiren Hz. Bediüzzaman’ın misafiriydik.
    Yirmi dokuz yıl aradan sonra Isparta Yeni Asya Temsilciliği vasıtasıyla oradaki değerli dost ve dâvâ arkadaşlarımızın gayret ve himmetleriyle tekrar ihyâ edilen “Isparta Mevlidi” geleneğinin icrasına katkıda bulunmak üzere oradaydık. Evet, beklediğimiz ve umduğumuz büyük kalabalık, coşku, katılım ve organizeyi bu yıl tam mânâsıyla yerine getirmedik ama ilerisi için umutlandık. Üstadına ve mesleğine sadakat dâvâsında olan, Isparta’daki her grup Nur Talebesi başta olmak üzere, İstanbul, Adana, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Konya, Balıkesir, Afyon, Muğla, Denizli, Burdur, Aydın, Kastamonu, Zonguldak, Ereğli, Karaman, Ermenek, Mersin, Manisa, Uşak... ve daha sayamadığımız bir çok şehirden insanlar oradaydı. Sessiz, vakur, duâyla, muhabbetle, şefkatle oradaydı. Vefa duygusu için oradaydılar. Muhabbet ve kucaklaşmak için oradaydılar.
    Bediüzzaman vefat edeli tam kırk dokuz yıl olmuş. Yarım asır geçmiş. Fakat o mübarek, fedâkâr dâvâ insanının ne dirisine, ne ölüsüne gün göstermeyen, bu topraklarda ve bu ülkede maalesef menhus bir zihniyet var. Bu menhus zihniyet, Bediüzzaman’ın ne dirisine, ne ölüsüne, ne eserlerine, ne dâvâsına tahammül edip katlanamadı. Tarihin en büyük kin, inat, karalama, iftira ve baskısını Bediüzzaman’ı revâ gördü. Onun için yapılan ve yapılacak hiçbir faaliyete direkt “olur” demedi, diyemedi.
    Bu cemaatin mensupları olan bizler, Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî ve onun eserlerinden aldığımız dersle, devlet başta olmak üzere, hiçbir şahsa, kuruma, kişiye ve gruba kin beslemedik, küsmedik, hakaret etmedik, iftira atmadık, nefret duygusunu içimizde taşımadık. Bundan sonra da taşıyamayacağız İnşallah. Yirmi dokuz yıl sonra “Isparta Mevlidi”nin yeniden ihyası ve icrâsı bu bakımdan önemlidir. Yeniden bir başlangıçtır. Bundan sonra da devamı gelecektir İnşallah.
    Bu duygu ve düşüncelerle “Taşıyla Toprağıyla Mübarek Isparta”mız hakkında kısaca tarihî bir bilgi de vermek istiyorum. Isparta’nın kısaca târihî gelişimi ve kronolojisi şöyledir:
    Bölgeye ilk yerleşimlerin tarihi, tarihçiler tarafından Üst Paleolitik (MÖ 35.000-10.000) ve Mezolitik (MÖ 10.000-8.000) olarak isimlendirilen dönemlere iner. 1944 yılında Ord. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu ve ekibi tarafından kazısı yapılan ilk Paleolitik merkez, Senirce ve Bozanönü yakınında Bozanönü istasyonunun kuzeyinde bulunan mağaralardan Kapalıin’de tesbit edilmiştir.
    Neolitik Dönemde (MÖ 8.000-5.500) bölge Anadolu’nun en önemli kültür bölgeleri arasındadır.
    Hititlere, İyonlara ve Lidyalılara kadar dayanan bir tarihi vardır. Büyük İskender, M.Ö. 333 yılında, Lidya’yı aldığı tarihte, Asya seferinde Dinar’a geçerek Isparta topraklarını da ülkesine bağlamış.
    1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türkler, Isparta ve çevresini Bizans’tan alarak fethetmişlerse de, Birinci Haçlı Seferinde Bizanslılar bu bölgeyi yeniden istilâ etmişlerdir. Selçuklu Türkleri 1203 senesinde Bizanslılardan geri alarak, yeniden bu bölgeyi ve Isparta’yı fethetmişlerdir. 1300 senesinden sonra Eğirdir’de bulunan Hamidoğulları Beyliği Isparta ve çevresini Türkiye Selçukluları ve İlhanlılara bağlı olarak idâre etmiştir. Bir ara topraklarına İlhanlılar tarafından el konulmuş ve bölgeyi İlhanlı vâliler idâre etmiştir. 1391’de Yıldırım Bâyezîd Hân, Isparta’nın geri kalan kısmını ve Hamidoğulları Beyliğini de Osmanlı Devletine katmıştır. Osmanlı Devrinde Isparta Anadolu Beylerbeyliğinin 14 sancağından birine, Tanzimâttan sonra Konya eyâletinin 5 sancağından birine merkez olmuştur. Isparta ismi yalnız merkez için kullanılmış, sancağın ismi de “Hamid ili” (Hamidâbâd) olarak kullanılmıştır. Isparta’da Selçuklu ve Osmanlı devrine âit târihî eserler eski devirlere âit kalıntılar vardır.
    Isparta ili, tabiî güzellikleri, târihî zenginlikleri, ulaşım kolaylığı, gül ve kiraz bahçeleri, gölleri, balık ve av hayvanları ve meşhur halıları ile bilinen bir şehrimizdir. Elması, kirazı ve sadeliğiyle, hem de gülleri ve gölleriyle bir başka güzel diyardır.
    Isparta, Davraz Dağı’nın eteklerinde gül kokulu bir şehirdir. Gülyağı ve gülsuyu üretilmek üzere yetiştirilen kokulu güller çepeçevre sarar şehri. Güller damıtılıp imbiklerden süzülür, şişelere dolar... Bahar ve yaz aylarında yabani çiçekler bezer bu göller şehrini. 80 yıldan beri narin parmaklar ilmik ilmik dokur yünleri. Isparta, Osmanlı tarihine de, Türkiye tarihine de damgasını vurmuş bir diyardır. Hele konu, Risâle-i Nur ve Bediüzzaman olunca durum bir başka önem taşır...

    03.07.2009

    E-Posta: nejateren@saidnursi.de

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

  9. #9
    Vefakar Üye Mutella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    372

    Standart

    Allah kabul etsin ...
    Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez
    ve etmeyiz!


  10. #10
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    İşte Tanzaya ve Zanzibar Nurcuları
    03 Temmuz 2009 / 14:13
    Tanzanya ve Zanzibar’dan gelen mektup size çok farklı şeyler düşündürecek



    Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu
    Bismihi Subhanehu

    Aziz, Sıddık Agabeylerimiz; sizlere gectigimiz gunlerde Malawi ziyareti hakkinda malumat vermistik. Yine o ziyaret halkasinda Tanzanya ve Zanzibar’i ziyaret etmistik; onlar hakkindada kisaca; dualariniza vesile olmasi icin bahsedelim.
    Tanzanya ve Zanzibar ziyaretimiz:
    Bizler uc hafta once Malawi ziyaretini bitirdikten sonra, Malawi’nin komşusu olan Tanzanya’ya gectik. Burada bizi; Cape Town’daki derslere istirak eden abiler vasitasiyla irtibata gectigimiz aslen Hintli, cok samimi ve sicak kanli olan Mustansir ailesi karsiladi. Aksamin gec saatlerinde ulastigimiz Darusselam’da bu aile bizi alip evlerine goturduler.Biz ne kadar israr ettikse de otelde kalmamiza musaade etmediler “bizim evimiz sizin evinizdir” dediler.Ortamin da musait olmasi hasebiyle biz de onlari kirmadik. Hem daha cok dersler olur diye kaldik. Hamdolsun cok guzel hizmetlere vesile oldular. Bu aile bize 6 gün refakat ettiler. Programlar duzenledik. Bunlarin hepsini detayli yazmayacagiz hakkinizi helal edin. Sadece bir kac tanesine deginecegiz.Ezcumle;
    Darusselam’da bulunan kimya uzmani Dr. Jumaa Madati Abiyi ziyaret etip tanistik. Bu abimizin irtibatini Muhterem Said Ozdemir Agabeyimizden almistik. Said Agabeyimizin Afrika kitasiyla kalbi bir bagliligi var masaallah. Afrika kitasindaki cok sayidaki ulkeye kitaplar gonderip irtibatta oluyor. Malawi ve Tanzanya’da da Said Agabeyin ismini duyduk ve gondermis oldugu Risaleleri gorduk. Masaallah bu ne azim ve gayret; bizlere buyuk sevke medar oluyor; Cenab-i Hak ebediyyen razi olsun hizmette saglikli uzun omurler nasip etsin, kulli hizmetlere vesile olurlar insaallah.
    JUMAA ABIYI GORUNCE 70 YIL ONCEKI NUR TALEBESI AGABEYLERIMIZI HATIRLADIK
    Jumaa Abiyi evinde ziyaret ettik. Bu abimiz Nurlari uzun sure once tanimis ve Turkiye’ye gidip Said agabeyle de gorusmus. Said Agabeyden bahsedince “babam” diyor. Çok seviyor. Juma abi yillar once Risaleleri Swahili diline tercume etmeye baslamis. Yapmis oldugu tercumelerin Said Agabey baskisini yaptirmis. Mesela Kucuk sozleri, Tabiat Risalesini, Genclik Rehberi’ni, Kader Risalesi’ni ve bazi kucuk risaleleri tercume etmis. Bunlari tercume etmis ama cok imkansizliklar icerisinde. Jumaa abiyi ve yasam sartlarini gorunce 70-80 yil onceki Nur talebesi Agabeylerimizi hatirladik. Bu abimizin durumu cok fakir. O sartlarda bile zamaninin cogunu evine ekmek getirmek icin degil Nurlari tercume etmek icin gecirmis ve devam ediyor. Suan Tarihçe-i Hayat’ı tercume ediyor, insaallah yakinda tamamlayacak.
    TEK AMACIM BEN HAYATTAYKEN BU ESERLERI TAMAMLAMAK
    Jumaa Abiyi arayip Türkiye’den geldigimizi, şu an Tanzanya’da oldugumuzu ve kendisini ziyaret etmek istedigimizi soyledigimizde cok sasirdi. Ne yapacagini bilemedi. Bizleri gordugunde cok duygulandi ve cok memnun oldu. Kendisi 60 yaslarinda halim selim bir abimiz.Tanzanya ziyaretimizin sebebi hususan kendisini ziyaret edip tanismak oldugunu duydugunda cok sevindi. Bir cihhetten de inanamadi. “Risale-i Nurlara boyle sahip cikanlar var mi” diye hayretini dile getirdi. Hizmetimiz hakkinda fazla bilgiye sahip olmayan Jumaa abi sadece Nurlari okuyup etkilenmis ve kendi karariyla bunlari kendi ana diline cevirmeye karar vermis. Nurlari okudukca daha cok etkilenmis ve bu hakikatlara insanlarin ihtiyaci var diye imkani dairesinde azim ve gayretle tercumeye calismis. Durumun ciddiyetinden bahsediyor ve ekliyor; “Tercume işi bir kişilik iş degil bir heyet tarafindan yapilmasi gerikir; en azindan benim tercume ettiklerimi dile hakim kişilere vererek farkli kişilerin gorüşlerine de başvurulmali ama benim imkanlarim yok insanlara ulasamiyorum, acizane kendim devam ediyorum, insaallah bunlar bir baslangic calismasi olur daha yeni insanlar çıkar ve bu tercumeleri gozden gecirip guclendirip mukemmel yaparlar. Tek amacim ben hayattayken bu eserleri tamamlamak” diyor.
    BÖYLE BIR GRUBA IHTIYACIMIZ VAR
    Tarihce-i Hayati okuduktan sonra bu eseri mutlaka tercume etmemiz gerekir diyerek baslamis ama hic bir teşvik ve şevk verecek birileri olmamis. Cenab-i Hak bu abimizi bu zamana kadar istihdam etmiş inşallah bundan sonrada uzun omurler verir ve Nurlarin tamamini tercumeye muvaffak olur. Jumaa abimizle bir tam gun gecirdik, namazlari kildik, tesbihatlar yapip dersler okuduk cok hosuna gitti. “Böyle bir gruba ihtiyacimiz var” deyip durdu. Tesbihatti nasil dinleyip etkilendigini gormek herseye degerdi. Dersler okuyup hizmetleri, Nurlarin nasil yazilip nasil okundugunu ve ne sartlarda ulkeye ve dunyaya yayildigini anlatinca “ben bunlari hic birini bilmiyorum” diyordu. Cok sey ogrenmem lazim.Nurlardan istifade etmem icin sizlerden dua taleb ediyorum” dedi. Bu abimizin elinde tam bir kulliyat bile yok, biz goturmus oldugumuz nurlardan hediye ettik cok sevindi. Ve diger gunlerde Jumaa abiyi ziyaret ettik. Dersler yapip muhabbet ettik. Oyle bir sevk aldiki insallah kendisine uzun sure yeter.
    SANKI KUR’AN YENI NAZIL OLMUS
    Diger gunler de Tanzanya’daki bazi mescidleri ziyaret ederek insanlarla tanisip nurlardan hediye ettik. Bazi zatlar evlerine davet etti uzun uzun nurlardan okuyup hizmetlerden bahsettik. Bir kez daha sahid olduk ki dunyanin Nurlara ihtiyaci var ozelliklede muslumanlarin. Tahkiki iman dersine herkesin ihtiyaci var.
    Darusselam cevresinde ziyaretler dersler yapip nurlardan hediye ettikten sonra iki gunde Zanzibar adasini ziyaret ettik. Mustansir beyin organize ettigi bir grup programa katildik. Adanin yüzde 99’u musluman ve islami bilgiden cok yoksun. Burada da mescidlerde programlar dersler oldu. Insanlar Nur hakikatlarini duyunca sasiriyorlar “bu nasil bir sey biz islami boyle bilmiyoruz” diyorlardi. Sanki islami yeni ogreniyorlarmis gibi bir hal vardi. Jumaa abinin ve bu insanlarin durumunu gorunce uzerimizde ne kadar sorumluluk oldugunun birkez daha bilincine vardik. “Biz Nurlari tanidik, okuyoruz” deyip yatamayiz. Defaatla gorduk ki sanki Kur’an yeni nazil olmus insanlar musluman olduklari halde butun hakikkatlardan mahrum kalmis. Tanzanya ve Darusselam bolgesinde oyle seylere sahid oldukki bizler ne buyuk nimetlere mazhar olmusuz, Cenab-i Hakk’a binler sukur olsun.Insanlar namaz kilmasini dahi bilmiyor, namaz kiliyorlar ve dogru yaptiklarini saniyorlar oyle ogrenmisler. Farkli farkli namaz kilma sekilleri, gorduklerimize inanamadik. Ve iki gun boyunca namazi anlattik. Bu gibi ulkelerde temel dini bilgiye cok ihtiyac var. Anlasildigi gibi bu insanlarin imani ve fikhi bilgilerini tekrardan insaa etmek gerekiyor.
    DUNYANIN NURLARA VE NUR TALEBELERINE IHTIYACI VAR
    Dunyanin Nurlara ve Nur talebelerine ihtiyaci var; ozellikle Türkiye’deki Nur Talebeleri abi ve kardeslere bir kez daha sesleniyoruz tum insanlik iman ve Kur’an hakikatlarina muhtac, biraz fedakarlik ve gayret ederek bu ulkelere gidelim hakikatlari insanlara ulastiralim. Allah-u Teala bu hazineyi bizlere bahsetmis ve omuzlarimiza ihsan-i ilahi tarafindan konulmus, ihlas ve sadakatla bu hazineyi tasiyip ihtiyac sahiplerine ulastirma sorumlulugumuz var. Bir asirlik doneme bir bakalim ibret ve dersimizi iyi alalim. Bu nurlari bizlere ulastiran o elleri ayaklari opulecek Muhterem Agabeyler nasil kosturmuslar, okumuslar yazmislar, anlatmislar, yasamislar bize kadar ulastirmislar. Simdi vazife bizlerde; uzerimizdeki ulfet perdesini yirtip vazifemizin suuruyla hareket edelim. Okuyalim yasayalim ve okutalim insaallah. En azindan gecenin karanlik saatlerinde kalkip hizmet erleri Nurun fadakar hadimlerine cok dua edelim. Rabbim sayilarini artirsin. Ozellikle genc kardeslerimizden rica ediyoruz. Sorumluluklarimiz daha fazla. Hakkinizi helal edin istemeyerek hissiyatimiz karisti.
    Zanzibar adasinda cok guzel nurlu iki gun hizli bir sekilde gecti. Insanlar, “burada kalin en azinda bir kac ay” diyordu. Insaallah Kur’an nurlari o beldelerde de nurunu yaymaya devam edecek. Boyle Nurlu ve guzel gunler suratle gecti.
    Muhterem Agabeylerimiz her yerde oldugu gibi bu ulkelerde de dersanelere ve Nur talebelerini ihtiyac sedid. Şu mubarek gunlerde dua buyrun Cenab-i Hak bu ulkeleride Nurun hakikatlarindan hissedar eylesin.
    Bu vesileyle; Seksen kusur sene bir omr-u baki kazandiran suhur-u selasenizi ve icerisindeki mubarek gecelerinizi butun ruh-u canimizla tebrik ederiz. Ve bu mubarek gun ve gecelerdeki dualarinizin ve ibadetlerinizin dergah-i ilahide kabul-e karin olmasini ve bu suhur-u selasenin her bir Nur talabesi hakkinda seksen sene bir baki omur olarak kaydedilmesini Erhamurrahiminden niyaz ederiz. Umuma binler selam.
    G.Afrika Nur talebeleri namina kardesiniz
    Yunus

    ***
    TANZANYA ve ZANZİBAR HAKKINDA BİLGİ:
    Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti: Doğu Afrika’da bir ülke olan Tanganika, kuzeyde Kenya, Uganda, kuzeybatıda Rwanda ve Burundi, batıda Kongo, güneybatıda Zambiya, güneyde Malawi ve Mozambik, doğuda Hint Okyanusu ile çevrilidir.Ulkenin ismi 1964’te Tanzanya olmustur. (Tan+Zan= Tanzanya) Zira ülke ana karada olan Tanganika ve Hint okyanusunda yer alan zanzibar ülkesinin birleşmesinden meydana gelmiştir. .Yasama Başkenti Dodoma'dir. En büyük kenti aynı zamanda 2 bucuk milyon nufuslu Geleneksel Baskenti olan Darüsselam'dır. 945,090 km² yuz olcumune sahip olan ulkenin nufusu 40 milyon civarindadir.Halkin sadece % 10’uSehirlerde yasar. Nüfûsun büyük çoğunluğu Bantu olarak bilinen Afrikalılardan meydana gelmiştir. Ayrıca ülkede az sayıda Arap, Hintli, Pakistanlı ve Avrupalı vardır. Tanzanyalıların büyük çoğunluğu kabileler halinde yaşar. En kalabalık kabile Victoria Gölü civarındaki Sukuma’dır. Diğer büyük kabile grupları Nyamwezi, Haya, Makonde, Ha, Chagga, Gogo, Nyakyusa, Hehe ve Masai’dir. Nüfusun büyük çoğunluğu Swahili dilini konuşur, İngilizce resmi dilidir. Resmi para birimi Tanzanya Şilini olan ülkede İslamiyet, Hıristiyanlık ve Putperestlik dinleri yaygındır. Sekizinci yüzyılda Tanzanya’ya Araplar gelerek İslamiyeti yaymislar.Ülke nüfûsunun % 33’ü Müslüman, % 44’ü Hıristiyan, kalanı putperesttir. İslamiyet Zengibar ve Tanganika kıyısına asırlar önce gelmiştir. On dokuzuncu yüzyılda iç kesimde yayılmıştır. Hıristiyanlık 1840’tan itibaren misyonerler tarafından Tanzanya’ya getirilmiştir.Tanzanya’da halkın % 60’ı okuma-yazma bilmektedir. 3500 kadar talebe Darüsselam’daki üniversitede, Uganda’daki Doğu Afrika Üniversitesinde ve yüksek teknik okullarda, yüksek tahsil yapmaktadır. Ülke hala orta dereceli öğretimde ve üniversitede yabancı öğretmenlerden istifade etmektedir.
    Zanzibar:
    Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya'ya bağlı iki adadan oluşan özerk yönetilen bir bölgedir. Zangibar , Şiraz'dan gelen İranlı göçmenler tarafından kurulmuştur. Adı " zencilerin sahili" anlamındaki Farsça "zangi bar"'dan gelir. 1503 - 1698 yılları arasında Portekiz hakimiyetinde kalan ada , 1698 yılında ada Umman Sultanlığı denetimine geçmiştir. Ada sultanlığı , 1890 - 1963 yılları arasında Birleşik Krallık (ingilizler) tarafından atanan vezirler ve valiler tarafından yönetilerek yarı sömürgeleşmiştir. 19 Aralık 1963 tarihinde bağımsızlık verilen ada , sultan yönetiminde anayasal krallık haline gelmiştir. Kısa süren bu dönemden sonra 12 Ocak 1964'de yönetim devrilmiş , 26 Nisan 1964 tarihinde ise bugün özerk bölge olarak bir parçası olduğu Tanzanya'ya bağlanmıştır. Tanzanyadan 40 km uzakta olan bu ozerk ulke ana ada Zangibar ve Pemba adası olmak üzere iki adadan oluşan yönetsel bölgenin başkenti Stone Town'dır. Ekonomi , baharat üretimi ve turizme dayalıdır. Yaklasik 1 milyon nufusa sahip olan ilkenin % 99’u muslumandir.Halki % 95 fakir ve ormanlik alanda elektirksiz susuz ve yolsuz yasamaktadirlar.Adada cok sayida mescid ve medrese bulunmaktadir.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Üç Aylarda Hizb-i Kur’ân ve Hizb-i Nûriye’yi Okumak
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 02.07.09, 08:01
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.01.09, 13:35
  3. Barla Fotoğrafları (Nevşehir Cemaati Barla Gezisi)
    By asyanur3 in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 52
    Son Mesaj: 08.11.08, 16:22
  4. Robert Miranda (Davut Ali Selam) "Barla’da Bediüzzaman’ı Yaşadım"
    By yenipınar in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 14.09.08, 10:37
  5. Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 09.12.07, 21:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0