+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: Bediüzzaman'ın Gençliği, Gençliğin Bediüzzaman'ı

  1. #1
    Gayyur EnVaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    131

    Standart Bediüzzaman'ın Gençliği, Gençliğin Bediüzzaman'ı

    BED?ÜZZAMAN'IN GENÇL?Ğ?, GENÇL?Ğ?N BED?ÜZZAMANI
    <DIV>Baz? insanlar bu dünyaya bir boşluğu doldurmak üzere gelirler. Onlar buradaki görevlerini tamamlay?p da sonsuzluğa göçtükleri zaman, dünyan?n eksik bir parças? daha tamamlanm?ş olur. Zira kader, dünyam?z?, içindekilerle, bilhassa o büyük insanlarla beraber planlam?şt?r. Onlar?n bu dünyada ne kadar önemli bir yere sahip olduklar?n? anlamak için, kendilerinin bulunmad?ğ? zamanlar? dikkate almak yeter. Meselâ Sinan olmasayd? Süleymaniye’siz bir ?stanbul ile, Mevlânâ olmasayd? Mesnevî’siz bir dünya ile yetinmek zorunda kalacakt?k.

    Bediüzzaman Said Nursî’nin olmad?ğ? bir dünya da, hiç kuşku yok ki, bugünkünden yoksul bir dünya olurdu. O da bu dünyan?n önemli bir eksiğini tamamlamak üzere aram?za gelmiş, Risale-i Nur’u yazm?ş ve buradan gitmiştir. Ya bu dünyada bir Bediüzzaman yaşam?ş olmasayd??

    Bu ihtimali, sadece bir eserin yokluğu şeklinde düşünmek yan?lt?c? olabilir. Gerçi Risale-i Nur gibi bir eserin yokluğu da dünya için büyük bir kay?p olurdu; ama “Bediüzzaman olmasayd? ne olurdu?” sorusuna verilecek cevab?n önemli bir bölümünü de gençliğin durumunda aramak gerekir. Çünkü onun ve eserlerinin as?l tesiri gençlik üzerinde görülmüştür. O kadar ki, Bediüzzaman hakk?nda “Bu dünyaya gençler için gönderilmiştir” demek bir abart? olmaz. Erbilli Esad Efendi ve Bediüzzaman ile ilgili olarak Sami Efendi taraf?ndan nakledilen hat?ra da bu hükmü doğruluyor:

    “Bendeniz Kelâmî dergâh?nda hizmet ederken, Bediüzzaman Hazretleri baş?nda poşusu, belinde silâh?yla, efevâri bir k?yafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti. Esad Efendimize sorular sorard?. Cevab?n? al?nca ‘Allahü ekber’ der, hemen ayağa kalkard?. Kadirî tarikatinden ders ald?. Bir defas?nda Bediüzzaman gittikten sonra Esad Efendi ‘Bu genç, gençlere hizmetle görevli. ?stikbalde gençlere iman dâvâs?nda çok büyük hizmetler yapacak. Ama hâlâ kendisi bunu bilmiyor; kendisine söylenmedi’ dedi.”1

    Bediüzzaman’?n kendi gençlik dönemi, ?slâm ve insanl?k âleminin problemlerine, özellikle eğitim problemine çözüm aray?şlar? içinde geçti. O, dünyan?n büyük çalkant?lar içinde olduğunu ve bu çalkant?lardan, çok farkl? bir dünya olarak ç?kacağ?n? görüyordu. Bediüzzaman, eski eğitim yöntemlerinin bu yeni dünyaya çok fazla birşey anlatamayacağ?n? da görüyordu. Ne var ki, zaman?, onu anlamaya haz?r değildi. O da zaman?n? bir yana b?rak?p istikbale, istikbalin gençlerine yöneldi.

    Bediüzzaman, Hutbe-i Şamiye’de naklettiği bir an?s?nda, bir tren yolculuğundaki mübahasesinden söz eder. Bu sohbetteki yol arkadaşlar? ve muhataplar? iki genç ayd?nd?r. Fakat Bediüzzaman, onlar?n yan? s?ra, geleceğin gençlerine de hitap etmeyi ihmal etmez ve her ikisine birlikte şöyle seslenir:

    “Ey bu şimendiferdeki arkadaşlar?m ve elli sene sonra fenlere çal?şan kardeşlerim. . . Ey kardeşlerim ve elli sene sonra bu sözleri işiten arkadaşlar?m!”

    Bediüzzaman’?n Münazarat’taki as?l muhataplar? ise, daha da uzak bir istikbalin gençleridir; çünkü zaman?ndaki muhataplar?nda kendisine kulak verecek bir kavray?ş bulamam?şt?r. Onlara, “?şte ben de sizinle konuşmayacağ?m; şu tarafa dönüyorum, müstakbeldeki insanlarla konuşacağ?m” der ve yüzy?llar sonras?na seslenir:

    “Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asr?n arkas?nda gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-? hafî-i gaybî ile bizi temâşâ eden Said'ler, Hamza'lar, Ömer'ler, Osman'lar, Tâhir'ler, Y&#251;suf'lar, Ahmed'ler, ve saireler! Sizlere hitap ediyorum. Başlar?n?z? kald?r?n?z, ‘Sadakte’ deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun. Şu muâs?rlar?m, vars?n beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapay?m, acele ettim, k?şta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumlar?, zemininizde çiçek açacakt?r.”

    Bediüzzaman, gün gelip de Risale-i Nur’lar? telif etmeye başlad?ğ? zaman, gençliğindeki gibi zaman?n anlay?şs?zl?ğ?yla karş?laşmad?. Daha Risale-i Nur’un tamam? değil, pek az? bile telif edilmemişken, insanlar onun etraf?nda pervane olmaya başlad?lar. Risaleler birer ikişer yaz?ld?kça elden ele dolaş?yor, akşam? veya sabah? beklemek bile onun müştaklar?na zor geliyordu. Nihayet Bediüzzaman, genciyle, yaşl?s?yla, ama daha çok gençleriyle, kendisini anlayan insanlar? karş?s?nda bulmuştu. Art?k zaman?na arkas?n? dönüp de elli sene veya üç yüz sene sonras?na seslenmesine gerek yoktu. Ne çare ki, bu defa gençliğe gözünü diken başkalar? da vard?. &#220;stelik bu gözler hiç de iyi niyetli bakm?yorlard? zaman?n ve istikbalin gençliğine. Fakat bunu anlayabilmek ve o günkü meş’um çabalar?n y?llar sonra vereceği sonuçlar? görebilmek için de yine Bediüzzaman’?n gözüne sahip olmak ve bak?ş?n? istikbal üzerinde netleştirmek gerekiyordu.
    Yine y?llar boyu istikbalden söz etti Bediüzzaman. Yirmi sene sonraki tokatlardan, elli sene sonra ortaya ç?kacak ve şanl? geçmişini lekeleyecek nesillerden söz etti. Verdiği haberler de, ne yaz?k ki, günü gününe gerçekleşti. Bununla beraber, Bediüzzaman, o dehşetli yang?ndan, pek çok şeyi kurtarmaktan da geri kalmad?. Ve bu çabalar?nda, kendisine pek çok yard?mc? da buldu. Kurtard?klar?n?n da, yard?mc?lar?n?n da çoğunluğu gençlerdi.

    Doksan y?ll?k bir ömrü tamamlayaraka bâki âleme göçerken, Bediüzzaman, arkas?nda Anadolu’ya kök salm?ş bir iman hizmeti ve büyük bir gençlik kitlesi b?rakm?şt?. O gün bugündür o kitle daha da büyüyor ve gençleşiyor. Zaman geçtikçe Kur’ân’?n gençleştiğini âleme hayk?ran bir iman ve Kur’ân hizmeti, bu dâvâs?n?n maddî tezahürlerini kendi üzerinde de gösteriyor. Bediüzzaman’?n canh?raş feryatlar?na kulak t?kayanlar ise evlâtlar?n? Satanistlerin, H?ristiyanlar?n, alkol ve uyuşturucu simsarlar?n?n elinden kurtarmaya çabalamakla meşguller! Bediüzzaman’?n seslendiği üç yüz sene sonras?n?n nesilleri henüz gelmedi; fakat Bediüzzaman, onlardan beklediği cevab? birkaç neslin gençliğinden alm?ş bulunuyor.

    (Genç Yaklaş?m, Mart 2005)


    1 “Osman Şevket Yard?medici Hoca Anlat?yor: Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun (k.s.) Hayat?ndaki Önemli Bir Dönem: Şam Günleri.” Alt?noluk, Şubat 2003.
    Konu HakanBa tarafından (06.06.07 Saat 03:00 ) değiştirilmiştir.
    Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

  2. #2
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    “Bendeniz Kelâmî dergâhında hizmet ederken, Bediüzzaman Hazretleri başında poşusu, belinde silâhıyla, efevâri bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti. Esad Efendimize sorular sorardı. Cevabını alınca ‘Allahü ekber’ der, hemen ayağa kalkardı. Kadirî tarikatinden ders aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra Esad Efendi ‘Bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman dâvâsında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hâlâ kendisi bunu bilmiyor; kendisine söylenmedi’ dedi.”1
    fesübhanallah..

  3. #3
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Alıntı EnVaR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    BEDİÜZZAMAN'IN GENÇLİĞİ, GENÇLİĞİN BEDİÜZZAMANI
    “Bendeniz Kelâmî dergâhında hizmet ederken, Bediüzzaman Hazretleri başında poşusu, belinde silâhıyla, efevâri bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti. Esad Efendimize sorular sorardı. Cevabını alınca ‘Allahü ekber’ der, hemen ayağa kalkardı. Kadirî tarikatinden ders aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra Esad Efendi ‘Bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman dâvâsında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hâlâ kendisi bunu bilmiyor; kendisine söylenmedi’ dedi.”1


    (Genç Yaklaşım, Mart 2005)


    1 “Osman Şevket Yardımedici Hoca Anlatıyor: Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun (k.s.) Hayatındaki Önemli Bir Dönem: Şam Günleri.” Altınoluk, Şubat 2003.

    Birinci Sebep:
    Eski Harb-i Umumîden evvel ve evâilinde, bir vakıa-i sadıkada görüyorum ki, Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağının altındayım. Birden o dağ müthiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum validem yanımdadır. Dedim: "Ana, korkma. Cenâb-ı Hakkın emridir; O Rahîmdir ve Hakîmdir."
    Birden, o hâlette iken, baktım ki, mühim bir zat bana âmirâne diyor ki: "İ'câz-ı Kur'ân'ı beyan et."
    Uyandım, anladım ki, bir büyük infilâk olacak. O infilâk ve inkılâptan sonra, Kur'ân etrafındaki surlar kırılacak. Doğrudan doğruya Kur'ân kendi kendini müdafaa edecek. Ve Kur'ân'a hücum edilecek; i'câzı onun çelik bir zırhı olacak. Ve şu i'câzın bir nevini şu zamanda izharına, haddimin fevkinde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak. Ve namzet olduğumu anladım.
    Madem i'câz-ı Kur'ân'ı bir derece beyan, Sözlerle oldu. Elbette, o i'câzın hesabına geçen ve onun reşehâtı ve berekâtı nevinden olan hizmetimizdeki inâyâtı izhar etmek, i'câza yardımdır ve izhar etmek gerektir.
    Mektubat | Yirmi Sekizinci Mektup | 357


    Meselâ, bedevî, vahşî bir adam hiç padişahı görmemiş, saltanat haşmetini bilmiyor. Bir köyde bir ağayı nasıl tasavvur eder, o mahdut fikriyle, bir padişahı ondan büyükçe bir ağa kadar bilir. Hattâ, bizde sâdedîl bir tâife var ki, eskiden diyorlardı ki, "Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor; bizim ağamız onu biliyor." Demek onlar, padişahı o kadar dar bir vaziyette ve âdi bir sûrette tahayyül ediyorlar ki, kendi bulgur çorbasını kendi pişiriyor. Âdetâ bir yüzbaşı haşmetinde farz ediyorlar. Şimdi, biri o adamlardan birine dese, "Sen bugün benim için bu işi yapsan, senin bildiğin padişah haşmeti kadar sana bir haşmetlik vereceğim, yani bir yüzbaşı kadar bir rütbe vereceğim;" o söz hakikattir. Çünkü, haşmet-i padişahîden onun dar daire-i fikrine giren, ancak bir yüzbaşılık kadar bir şevkettir.
    İşte, dünya nazarıyla, dar fikrimizle, âhirete müteveccih hakâik-ı sevâbiyeyi o bedevî adam kadar da düşünemiyoruz. Sözler | Yirmi Dördüncü Söz | 314

    Tâhir'ler, Yûsuf'lar, Ahmed'ler, ve saireler! Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, "Sadakte" deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun. Şu muâsırlarım, varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt'asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin Haşiye12 mezartaşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız. Kapıcıya tenbih edeceğiz; bizi çağırınız. Mezarımızdan -1- sadâsını işiteceksiniz.
    -2-

    Haşiye12
    Medresetü'z-Zehrâ'nın Van'daki nümunesi olan ve vefat eden Horhor Medresesinin mezartaşı hükmünde bulunan Van Kalesi demektir.

    1 Ne mutlu size!
    2 Hatta, misafirlerimizin gölgeleri bile mezartaşımızdan bu sadâyı işitecektir.
    Münazarat | İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret | 88

    neyi bilmiyordu.
    fesubhanallah

  4. #4
    Pürheves sami - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    211

    Standart

    nurhanali kardeşim birinci vecihi o

    İkinci vecihi de şu:

    Alıntı EnVaR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Erbilli Esad Efendi ve Bediüzzaman ile ilgili olarak Sami Efendi tarafından nakledilen hatıra da bu hükmü doğruluyor:

    “Bendeniz Kelâmî dergâhında hizmet ederken, Bediüzzaman Hazretleri başında poşusu, belinde silâhıyla, efevâri bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti. Esad Efendimize sorular sorardı. Cevabını alınca ‘Allahü ekber’ der, hemen ayağa kalkardı. Kadirî tarikatinden ders aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra Esad Efendi ‘Bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman dâvâsında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hâlâ kendisi bunu bilmiyor; kendisine söylenmedi’ dedi.”1

    (Genç Yaklaşım, Mart 2005)

    1 “Osman Şevket Yardımedici Hoca Anlatıyor: Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun (k.s.) Hayatındaki Önemli Bir Dönem: Şam Günleri.” Altınoluk, Şubat 2003.


    Tarihçe-i hayatında yazılmamış o rüyada mazhar olduğu bir hakîkati sonradan şöyle anladık ki:
    Molla Said Hazret-i Peygamberden ilim talebinde bulunmasına karşılık, Hazret-i Resûl-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam, ümmetinden sual sormamak şartıyla ilm-i Kur'an'ın talim edileceğini tebşîr etmişler. Aynen bu hakîkat, hayatında tezahür etmiş; daha sabavetinde iken bir allame-i asır olarak tanınmış ve katiyen kimseye sual sormamış, fakat sorulan bütün suallere mutlaka cevap vermiştir.

    ...

    Molla Said, Van'da bulunduğu zamanlarda, bazı hususlarda o havalinin ulemasına muhalif bulunuyordu. Haşiye Bu hususlar şunlardır:
    ..
    2. Hiçbir alimden sual sormamak. Yirmi sene zarfında, daima ancak sorulanlara cevap vermişti. Bu hususta kendileri derlerdi ki: "Ben ulemanın ilmini inkar etmem; binaenaleyh, kendilerinden sual sormak fazladır. Benim ilmimden şüphe edenler varsa, sorsunlar; onlara cevap vereyim."
    --------------
    Haşiye: Aynı vaziyet, seksen senelik hayatında da devam etmiştir.


    İsmimi aldığım Sami Efendi hazretlerinin yanlış ve hilaf bir sözünün olması düşünülemez fakat bu sözünde bir müşkil var:

    ya yanlış anlaşılmız sözü yada Üstadın soruşu ilim öğrenme mahiyetinde değil acaba siz nasıl düşünüyorsunuz tarzında. yani talebelerine soru sorması kabilinden.

  5. #5
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    rüyay? gördüğü tarihe bakmak laz?m..

  6. #6
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    3- 13.2. 2003 Üsküdar’da ziyaret ettiğim, Üstad Bediüzzaman hazretlerinin talebesi Sungur ağabey şehid veli Esad Erbili hazretlerinin Bediüzzaman hazretleri hakkında bir ifadesini naklettiler. Sungur ağabey “Esad efendi için Üstadın “evliya-yı azimeden” dediğini ben bizzat işittim” dedikten sonra şu hatırayı anlattı:

    Sami (Ramazanoğlu) efendinin talebelerinden Safranbolulu Nuri efendi, Üstadı ziyaret etmişti. Üstad, ona: “Ben senin yaşındayken, Kelami dergahında Esad efendiyi ziyaret ederdim. Bazı meselelerde itiraz ederdim. Oradaki halifelerden bazıları bundan gocunurlardı. Bir gün yine böyle bir şeyden sonra bana kızan bir talebesine şöyle demiş: “Said’e dokunma, dokunma...O, ilerinin İmam-ı Rabbanisi olacaktır.”
    http://www.dinahlak.com/forum/index....3723;topicseen

    herhalde vakıa böyle olsa daha iyi olur.değilmi
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  7. #7
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Linke bakt?m. Orda bir şu yaz?yor:

    Bediüzzaman hazretlerinin talebelerinden Abdurrahman Cerrahoğlu Bediüzzaman hazretlerinin kendisine bir ziyarette şöyle dediğini naklediyor: Bundan k?rk y?l kadar evvel Şeyh Esad Efendi kardeşim bana geldi:"Kardeşim Said, tuttuğun bu yolu tarikatla birlikte devam edersen zaman?n imam veya reisi olursun' dedi."Cevaben dedim: 'Kardeşim, öyle bir zaman gelecek ki, iman adet kabilinden sallant?da olacak. biz,-tarikat bir tarafa-hepimiz bugünden tezi yok imanî hüccetlerin gönüllerde yerleşmesi için birleşirsek o zaman en faydal?, en lüzumlu vazifemizi yerine getirmiş oluruz.' Son Şahitler-1.s: 244- Necmeddin Şahiner, Yeni Asya yay?nlar?-?st-1993

    Ayn? hadiseyi M.Fethullah Gülen Hocaefendi de şöyle bahsetmektedir: Asr?m?z?n başlar?nda, ?stanbul'daki büyük bir veli, müceddid namzedi büyük zata: "Efendi gel şöyle birisine intisab et. Bir hilâfet al. Zaman?n ?mam-? Rabbani'si olursun" deyince O hüşyâr kâlpli zat "?mam-? Rabbani'lik değil Ebu Bekir'lik bile verilse insanl?ğ?n iman?na hizmet edemedikten sonra ne ehemmiyet ifade eder!" cevab?n? verir(Hitap Çiçekleri- Nesil yay?nlar?)

    &#220;stad Hazretleri tarikatli diyorlard?. Kadiri zikri alm?ş diyorlard?. Burdaki bilgi nedir? Tarikat almam?ş o zaman &#220;stad?m?z.

  8. #8
    Pürheves sami - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    211

    Standart

    Alıntı nazende Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    rüyayı gördüğü tarihe bakmak lazım..
    Bu rüyayı İstanbula gelmeden önce görmüş; ders gördüğü zamanlarda daha sonra İstanbulda gidince ispatı vucut yapmak için Şekerci Hanına Her Suale cevap olunur fakat Sual sorulmaz yazmış. Ayrıca Meşur velileri ve Şeyhleri teker teker ziyaret etmiştir.

    Alıntı karuban Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üstad Hazretleri tarikatli diyorlardı. Kadiri zikri almış diyorlardı. Burdaki bilgi nedir? Tarikat almamış o zaman Üstadımız.
    Üstad Hem Kadiri Hem Nakşi tam 16 tane koldan icazet vermeye yetkisi var.
    yani istese 16 tane farklı meşrepten tarikat dersi verebilir. Fakat daha kısa bir yol olan veraset-i Nübüvvet gölgesinde sahabe mesleğinde daha kısa ve selametli bi caddey-i Nuriye-i Kuraniyyeyi feth edip seri-ü'sseyr olan bu zamanın evladına ders vermiştir.

  9. #9
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Tamamda vermeye yetkisi olmay? anl?yroum ama orada zikir alm?ş deniyor onu söylemiştim

    "Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti. Esad Efendimize sorular sorard?. Cevab?n? al?nca ‘Allahü ekber’ der, hemen ayağa kalkard?. Kadirî tarikatinden ders ald?." böyle yaz?yor ya onndan dedim. Demek ders almam?ş. Yani

    Bundan k?rk y?l kadar evvel Şeyh Esad Efendi kardeşim bana geldi:"Kardeşim Said, tuttuğun bu yolu tarikatla birlikte devam edersen zaman?n imam veya reisi olursun' dedi."Cevaben dedim: 'Kardeşim, öyle bir zaman gelecek ki, iman adet kabilinden sallant?da olacak. biz,-tarikat bir tarafa-hepimiz bugünden tezi yok imanî hüccetlerin gönüllerde yerleşmesi için birleşirsek o zaman en faydal?, en lüzumlu vazifemizi yerine getirmiş oluruz.'

    Esad efendi dedikleri al demiş ama cevaben almam?ş. Yanl?şm? anl?yorum?

  10. #10
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Bu rüyay? ?stanbula gelmeden önce görmüş;
    rüyay? kaç yaş?nda görmüş?
    ?stanbul'a kaç yaş?nda gelmiş?

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Adı Bediüzzaman
    By gamze-i_dilruzum in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.06.13, 10:23
  2. Bediüzzaman ve NUR
    By gamze-i_dilruzum in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.05.13, 11:14
  3. Gençliğin Cinsellikle İmtihanı!
    By HAMIYETKAR in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.06.08, 11:36
  4. Gençliğin Cinsellikle İmtihanı
    By elff in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.11.06, 21:14

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0