8-10 virüs tarafından meydana gelen AİDS, ilk defa homoseksüellerde (eşcinsellerde) başladığı için "Homoseksüel Hastalığı" ismiyle de biliniyor. Ve bu çılgınlık hastalığına yakalananlar, toplumdan uzaklaştırılarak hor görülüyor veya Kolombiya'da olduğu gibi, kuduz köpeklere benzer şekilde kurşuna diziliyorlar.

İlim çevreleri, tedavisi en az 2000 yılına kadar mümkün görünmeyen ve mutlaka ölümle sonuçlanan bu hastalığın, Orta ve Doğu Afrika'da yayıldığını kabul ederken, hastalığın çıkış sebebi olarak da bu bölgede yasayan Yeşil Maymun üzerinde duruyorlar.

Yazımızın bundan sonraki bölümünde, AİDS'in şimdiye kadar hiçbir yerde ele alınmamış yönlerini inceleyecek ve iç içe mucizelere şahit olacağız.

Zafer okuyucuları için yapılan geniş araştırmada ele aldığımız âyet ve hadislerin binler mânâsından tek birine dahi ulaşsak, kendimizi bahtiyar addedeceğiz.

AİDS hastalığının çıkış sebeplerini, çıkış yeri ve zamanını, virüsün taşıyıcısı olan Yeşil Maymun'un özelliklerini, hastalığın insanlar üzerindeki tesirlerini ve yayılış hızını; kıyametin 10 büyük işaretinden biri sayılan DABBET-ÜL-ARZ'ın âyet ve hadîslerde belirtilen özellikleriyle karşılaştırdığımızda, aralarında çok büyük bir benzerlik olduğunu hayretle göreceksiniz.

DABBET-ÜL-ARZ ifadesi, âhir zamanda (kıyametin yakın olduğu asırlarda) çıkarak inançsız ve ahlâk düşkünü milletlerin başında patlayacak olan belâ ve musibetlerin tarifinde kullanılmıştır. Dabbet-ül Arz'ın ilk önce çıkış sebeplerini ele alacak ve bununla alâkalı hadisleri inceleyeceğiz.

ÇIKIŞ SEBEPLERİ:

Peygamberimiz, Abdullah Bin Ömer'den nakledilen bir hadîsinde, şöyle buyurmaktadır.
(İmam-ı Şarâni ÖLÜM - KIYAMET - ÂHİRET Shf. 412)

"Beş şey vardır ki, onlara müptelâ olduğunuzda size çeşitli azaplar gelir. Sizlerin, aşağıdaki şu beş şeye yetişmenizden Allah'a sığınırım"

1- Herhangi bîr millette, fuhuş fiilleri yaygınlaşırsa onların arasında veba salgını veya geçmişteki dedelerinde bulunmayan bir takım yeni hastalıklar ortaya çıkar." Peygamber (S.A.V) Efendimiz, daha sonra Allah'a sığındığı beş hususu sayarak mübarek sözlerini tamamlamıştır. Yukarıdaki hadîs-i şerif, diğerleri gibi tek kelimeyle "mucize" niteliğindedir. Zira Herpes, Zona ve AİDS benzeri hastalıklar, özellikle fuhuş fiillerinin işlendiği toplumlarda ortaya çıkmış ve aynen hadîste belirtildiği gibi, "geçmişteki insanlarda görülmeyen yeni hastalıklar" olarak zuhur etmiştir.

ÇIKIŞ ZAMANI:

Kur'an-ı Kerim'in EN - NEML SÛRESİ' nde, Dabbet-ül-Arz ile alâkalı âyetin meali, aynen şöyledir: "Kıyametin vukuu yaklaştığı zaman, onlar için yerden öyle bir dabbe çıkarırız ki, ayetlerimize kesin olarak inanmamış olduklarını kendilerine söyler."

Bu âyette, dabbenin kıyamete yakın zamanda görüleceği ve âyetlere inanmayan inançsızların başında patlayacağı açıkça belirtilmektedir.

ÇIKIŞ YERİ:

Dabbet-ül-Arzın çıkış yeri ile alâkalı olan bir hadîste, şöyle buyurulmaktadır. (Kıyamet Alâmetleri shf.278) "Onun çıkışı, üç kere vaki olacaktır. Birinci çıkışı, Bâdiye'nin en uzak yerinden olacaktır. (Diğer bir rivayete göre Yemen'den çıkacaktır.) Fakat çıkışını Mekke'liler duymayacak, yani çıkış haberi Mekke'ye ulaşmadan tekrar gizlenecektir. Sonra bir kere daha çıkacak, bu sefer çıkış haberi Mekke'ye ulaşacaktır." Yukarıdaki ifâdelerden şu manaların anlaşılması hiç de zor değildir.

1- Hadîste belirtilen "Bâdiye" çöl alanı demektir. Bâdiyenin en uzak yeri şeklinde îma edilen yerler, Mekke ve paralelindeki Büyük Sahra'nın uç kısımlarıdır. Doğu Afrika'nın yer yer ağaçlıklı olan bu yerleri, AİDS virüsünün taşıyıcısı olan Yeşil Maymun'un yaşadığı bölgelerdir ki, hadîste belirtildiği gibi, hastalığın ilk çıkış noktası burasıdır.

2- AİDS virüsü bati âlemine sirayet ettiğinde, ilk defa homoseksüeller arasında görüldü ve ahlâksızlığın yaygınlaştığı Kalifornia, Newyork, San Fransisko ve Haiti adası gibi yerlerde arka arkaya ölümlere sebep olarak paniğe yol açtı. AİDS'in bu ikinci çıkısında da Mekke'ye ulaşmadan gizlenmesi, hastalığın İslâm ülkelerine sirayet etmeden yaygınlaşacağı mânâsını taşımaktadır.

3- Hadîsten çıkartılabilecek üçüncü işaret, son derece net olup, dabbenin 3. safhasında Mekke'ye, yâni İslâm ülkelerine ulaşacağı şeklindedir. Nitekim AİDS, Batı dünyasından sonra sınırlarımızı aşmış ve ilk defa İstanbul'da olmak üzere, kurbanlarını seçmeye başlamıştır.

ŞEKLİ:

Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, İbn-i Abbas'tan (r.a.) nakledilen bir hadîsinde, Dabbet-ül arz'ı şu şekilde tasvir etmiştir. (Kıyamet Alâmetleri, shf. 276) "Yüzü insan yüzüne benzer, gagası kıllıdır ve üzerinde her çeşit hayvanın rengini taşıyan bir kuşun gagası gibidir. Dört ayaklıdır."

Peygamberimiz (S.A.V.), Hz.Ali (r.a.) dan nakledilen diğer bir hadîsinde ise, dabbet-ül arz için "sakallı bir dabbedir" buyurmuştur. (Esbab-ı Nüzul, shf. 393)

Şimdi, AİDS virüsünün taşıyıcısı olan Yeşil Maymun'a ait özellikleri sıralayacak ve bu özellikler ile yukarıdaki hadîsler arasındaki akıl almaz uygunluğu göstermeye çalışacağız.

Hadîslerden ilkin, cümleler hâlinde ele alıyor ve hemen yanlarına Yeşil Maymun'un özelliklerini getiriyoruz.

1- Yüzü, insan yüzü gibidir: Yeşil Maymun, hayvan türleri arasında, yüzü insana en fazla benzeyen hayvan olarak bilinir.

2- Gagası kıllıdır: Yeşil Maymunun öne doğru fırlayan ve bir gagayı andıran ağzının çevresi, bol miktardaki kıllarla çevrelenmiştir. Resimden de göreceğimiz gibi, ilk bakışta bir sakalı andıran bu kıllar, "Sakallı bir dabbedir" şeklindeki 2. hadîsi, mükemmel bir şekilde doğrulamaktadır.

3- Üzerinde her çeşit hayvanın rengini taşır: Yeşil Maymun'un rengi, ansiklopedilerde şöyle belirtilir: "Sırtı yeşilimsi kurşunîdir. Yüzü kahverengiye çalar, yanakları ve karnı, sarımsı beyazdır." (G.Y. Hayvanlar Ans. Say: 25)

Evet Yeşil Maymun, hadîste belirtildiği gibi her çeşit hayvanın rengini taşımaktadır.

4- Dört Ayaklıdır: Yeşil Maymun, birçok memeli hayvan gibi dört ayaklıdır. Evet, hadîsi tekrar okuyalım. "Yüzü insan yüzü gibidir. Gagası kıllıdır ve üzerinde her çeşit hayvanın rengini taşıyan bir kuşun gagası gibidir. Dört ayaklıdır."

İNSAN ÜZERİNDEKİ TESİRLERİ:

Şimdi, bir başka hadîsi ele alacağız. 13 Asır öncesinden yapılmış olan bu mükemmel tarifi, yine büyük bir hayretle okuyacaksınız.

Efendimiz (S.A.V.) Dabbet-ül Arz'ın müminler (İmân edenler) ve kâfirler (inkarcılar) üzerindeki tesirlerini, şu mübarek sözleri ile ifâde etmiştir.

"Dabbe, mümine rastlayacak, müminin yüzünü damgaladığında, onun yüzü pırıl pırıl olacak. Kâfiri damgalayınca, simsiyah kesilecek"

Bu hadîsin ilk cümlesi, dabbenin îman edenler için bir tehlike olmayacağını göstermektedir. Zira AiDS'in kavurduğu fuhuş sektöründe, hiç bir müslümanın parmağı yoktur. Dolayısıyla müslümanlar, imânın bereketiyle böyle bir belâdan kurtulacak ve doğru yolda olmanın mükâfatını görecektir. "Yüzün pırıl pırıl olması "zaten Müslümanların en önemli özelliğidir. Hadîsin ikinci cümlesinde, bu belâ ile damgalanan kâfirin simsiyah kesildiği belirtilmektedir.

Bu cümle, gerçek bir tıp mucizesi niteliğindedir.

Çünkü AİDS'e yakalanan hastaların dış görünüşü gitgide değişmekte ve o kimselerin yüzü, hadîste beyan edildiği gibi karararak simsiyah kesilmektedir. Hadîste geçen bu kararma hâdisesine ve bu hadîs-i şerifin başlı başına bir mucize olduğuna, AİDS hastalığının bütün dünya ülkeleri tarafından
KARA ÖLÜM olarak adlandırılması şahit değil midir?



Aynı konu ile ilgili diğer bir hadis, "Dabbe müminin yüzünü ağartır, kâfirin ise burnunu kırar" şeklindedir. (Esbab-ı Nüzul, shf. 394)

Evet, bu hastalık ile burunları havada olan, yâni kendilerini beğenerek Firavunlaşan ve her türlü ahlâksızlığı öğünerek yapan şımarıkların burunları kırılmış, yaptıkları tiksindirici fiillerin cezasını, hayatlarıyla öder hale gelmişlerdir. Bu hastalar, dünyanın neresinde olursa olsun toplumdan tecrid edilmekte ve hak ettikleri nefreti fazlasıyla görerek perişan olmaktadır. Bazıları intiharı seçen homoseksüel hastalardan 27'sının Kolombiya'da kurşuna dizilmesi, "dabbe kâfirlerin burnunu kırar" şeklinde ki hadîs-i şerifin en ibretli örneğidir.

YAYILIŞ HIZI:

Dabbet-ül arzı görür gibi tarif eden bir başka hadîs de, şöyledir: "Dabbe, yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek, peşine düşen onu yakalayamıyacak; ondan kaçsa, kurtulamıyacak" (Kıyamet Alâmetleri, shf. 277)

AİDS hastalığının Batı Dünyasını birkaç ay içinde sarmış olması, yukarıdaki hadîsin ilk bölümünü açıklamaya gerek bırakmamaktadır. Zaten AİDS virüsünü taşıyan bir kişinin uçakla seyahat etmek suretiyle, dünyanın bir ucuna gitmesi ve bu virüsü, ahlâksızlık yoluyla başkalarına nakletmesi, bir günlük bir iştir.

Hadis-i şerif’in “Dabbe yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek” şeklinde ki kısmı “AİDS’li hasta sayısının her 10 ayda bir kat artış seyretmesiyle tasdik edilmiş durumdadır.

Nitekim, ilk defa 1980 yılında görülen bu hastalığın üzerindenhenüz çok kısa bir zaman geçmesine rağmen dünya sağlık teşkilatı ( WHO) gerekli tedbirleri alınmadığı taktirde gelecek 5 yıl içinde en az 100 milyon kişinin AiDS'ten öleceğini açıklamıştır. dabbenin yayılış hızı ile alâkalı olarak verdiğimiz hadîsin ikinci cümlesinde, "peşine düşen kimselerin onu yakalayamayacağı" belirtilmektedir ki, bu hastalığa her türlü gayrete rağmen bir çare bulunmayacağına işaret olabilir. AİDS virüsünü ilk tarif eden Prof. LUC Montagnier'e göre, bu hastalığa karşı bir aşı geliştirmek, şimdilik mümkün değildir. Çünkü AİDS virüsü, aynen nezle virüsü gibi binlerce kimliğe bürünmekte ve devamlı genetik değişmeler göstermektedir. Bu yüzden hastalığa karşı aşı veya ilaç geliştirmek, en az 2000 yılına kadar beklenmemelidir.

Hadîsin son kısmı da hayret vericidir. Zira "ondan kaçarsa kurtulamayacak" şeklindeki tarifte, AiDS'in en önemli özelliklerinden biri ortaya konmaktadır. Bilindiği gibi AİDS'in kuluçka dönemi, yaklaşık 5 ile 7 yıl arasındadır. Yâni bu hastalığın şu andaki kurbanları,

AİDS virüsünü daha böyle bir hastalık bilinmediği zamanlarda almışlardır. Bu yüzden belki de milyonlarca kişi için iş işten geçmiş durumdadır. Dolayısıyla bu kişilerin artık ahlâksızlıktan kaçmakla kazanacakları bir şey yoktur. Evet Hadîs-i şerif, ondan kaçsalar bile kurtulamayacaklar derken, bir tıp mucizesine işaret etmektedir.

Âyet ve hadîslerin dışında, asrımızda ki İslâm âlimlerinin dabbet-ül arz konusundaki açıklamaları da dikkat çekicidir. Merhum Elmalılı Hamdı Yazır Hak Dini Kur'an Dili Tefsirinde, "dabbe" kelimesinin ifade ettiği bir manayı söyle dile getirmektedir.

"Dabbe kelimesi, bir çürüklüğün etrafa bulaşması gibi, hareketi gözle görülmeyen şeylerde kullanılır "

Bu açıklamaya göre, dabbe kelimesinin işaret ettiği mana, "hareketi gözle görülmeyen, yâni son derece küçük olan şeylerin insan vücuduna nüfuz ederek yayılması"dır

İslam alimlerinden Bediüzzman Said Nursi’nin bu konuda ki açıklamaları oldukça dikkat çekicidir. Dabbet - ül arz, insanın kemiklerini ağaç kurtları gibi kemiren

ve dişinden tırnağına kadar yerleşen ağaç kurtlarına benzetilmiş ve müslümanların imân bereketi ve günahlardan kaçınmalarıyla bu hastalıktan muhafaza olunacakları ifade edilmiştir.

Evet, özellikle Batı Âleminde, inkarcılar için bir kıyamet havası esmektedir. Lût kavmi, ahlâksızlık ve homoseksüellikten helake uğramıştı. Şimdi ise modern ve medenî (!) batı dünyası, aynı suçları işlemiş olmaktan ötürü helake gidiyor..

Gerçeğe Doğru 5, Zafer Yayınları