+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Zaman Cemaat Zamanıdır

  1. #1
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart Zaman Cemaat Zamanıdır

    Bu başlığı ve altındaki ismi gören birçok dostumuzun ilk anda düşündükleri şey, sanırım, ‘şaka yapıyor olduğum’dur. Zira, bizi ‘cemaat’in yanında değil, karşısında görenler azımsanmayacak sayıdadır; ve birçok dostumuz, hakkımda ‘cemaatle arasının iyi olmadığı,’ ‘cemaate karşı olduğu’ türünden bir ‘enformasyon’a—daha doğrusu, ‘dezenformasyon’a—muhatap olmuşlardır. Dahası, bazıları açısından, bu satırların yazarını okuyor olmak dahi, ‘cemaatle sorun yaşama’ sebebi olabilmiştir.

    Gelin görün ki, bu olan bitenlerin hiçbiri, yazıma başlık olarak seçtiğim ve üstadım Bediüzzaman’a ait olan söze dair kanaatimi değiştirmiyor. Zaman cemaat zamanıdır; ve ben hayatımın hiçbir döneminde aksini düşünmedim.

    O halde, sorun ne peki? “Zaman cemaat zamanıdır” diye düşünen bir insan isem, ‘cemaatle aramın iyi olmadığı,’ ‘bir sorun yaşandığı’ türünden sözler neyin nesi?

    Açıkça belirteyim ki, sorun, benim “Zaman cemaat zamanıdır” diye düşünmüyor olmamdan kaynaklanmıyor. Benim ve benzer durumdaki birçok dostun dile getirdiği, başka birçoklarının ise kalbinin derinliklerinde yahut dilinin altında saklayıp dilinin ucundan dışarı çıkarmadığı ‘cemaat’ gerçeği ile, bizim ‘cemaatle sorunlu’ olduğumuzu ileri sürenlerin ‘cemaat’ tasavvuru arasındaki farktan kaynaklanıyor.

    Ve bu fark, öyle az-buz bir fark değil; bayağı büyük bir fark.

    İşin burasında, Bediüzzaman’ın zihin dünyasında ve risalelerinde ‘cemaat’in neye tekabül ettiğini uzun uzadıya irdeleyecek değilim. Sevgili dostumuz Ömer Faruk Uysal’ın, Köprü dergisinin Yaz 98 sayısında çıkan “Hizmet Metodu Olarak Cemaat ve Cemiyet” başlıklı uzun makalesi okunduğunda, Bediüzzaman’ın ‘cemaat’ten kasdı ile Bediüzzaman’dan sonra ‘cemaat’ten kasdedilen arasındaki kayma kendini kolayca gösterecektir.

    Uysal’ın Risale-i Nur içerisinde ciddi bir kelime taraması dahilinde gerçekleştirdiği bu araştırmasında irdelediği üzere, Bediüzzaman’ın ‘cemaat’i, yalnızca Risale-i Nur okuyanları ve hatta onların da belli bir kişiyi önder edinmiş belli bir grubunu değil; bir bütün olarak mü’minleri kapsamaktadır. Ömer Faruk Uysal’ın tesbit ettiği üzere, Bediüzzaman, cemaat derken, “Müslümanların din kardeşliği esasına dayalı olarak gerçekleştirdikleri ve katılmak zorunda oldukları birlik, beraberlik”i ve “Müslümanların büyük çoğunluğu”nu kasdetmektedir. Kendisi, “Tam bu noktada çok enteresan bir durumu ifade edelim” demektedir. O ‘enteresan durum’ ise şudur: Risale-i Nur’da ‘Nur Cemaati’ veya ‘Risale-i Nur Cemaati’ diye bir tabire biz rastlayamadık. Halbuki ‘Risale-i Nur dairesindeki şakirtler,’ ‘Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi, ‘Nur Talebeleri,’ ‘Risale-i Nur Şakirtleri,’ ‘Risale-i Nur Mesleği,’ ‘Risale-i Nur Hizmeti’ gibi tabirler sıkça kullanılmıştır. ‘Nur Cemaati’ tabiri kullanılmadığı halde, ‘İslâm cemaati tabiri kullanılmıştır: ‘Umum ehl-i iman dahil oldukları ve üç yüz milyondan ziyade efradı bulunan bir mukaddes cemaat-i İslamiyeden başka mabeynimizde medar-ı bahs olmadığı...’ (Şualar, s. 238)”

    Risale-i Nur içinde yaptığı taramadan hareketle, Uysal, şu sonuca ulaşmaktadır: “Özet olarak; üstadın cemaat ve cemiyetle ilgili beyanlarından şu formülleri çıkarabiliriz: “Biz bir cemaatiz. Bu cemaat bütün ehl-i imandan müteşekkildir. Bu cemaat iç içe girmiş daireler halindedir. Nur hizmeti bu dairelerden biridir. ‘Risale-i Nur dairesindeki şakirtler’ de mütedahil dairelerden oluşur.”

    Bu satırların yazarı, işte bu çerçevede, bir ‘cemaat adamı’dır; “Zaman cemaat zamanıdır” sözünün hakikatine yürekten inanmaktadır; Bediüzzaman’ın iki İhlas Risalesi’nin ilkinde bir ihlas ölçüsü olarak koyduğu “Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadesine taraftar olmak” sırrının hayata geçmesini de, bu ‘cemaat sırrı’nın tahakkuku açısından vazgeçilmez görmektedir; dolayısıyla, Bediüzzaman’ın miras bıraktığı bu geniş ‘cemaat’ tarifini önce ‘Risale-i Nur okuyanlar’a, ardından ‘Risale-i Nur’u da belli bir tarzda okuyanlar’a doğru daraltan ve kapatan bir ‘cemaat’ tasavvurunun Bediüzzaman’ın mirasıyla çeliştiği ve çatıştığı kanaatindedir.

    Açıkçası, bir temsil dahilinde ifade edecek olursak, Bediüzzaman’ın tasavvurundaki ‘cemaat,’ suyu birbirine akan açık denizlerin birlikteliğidir. Karadeniz’in, Akdeniz’in, Marmara’nın, Ege’nin, Adriyatik denizinin ayrı ‘deniz’ler olmakla birlikte; suyu birbirine karışan, birbirine açık, birbiriyle alışverişi olan denizler olması gibi...

    Bediüzzaman’ın tasavvurundaki ‘cemaat,’ bugün Risale-i Nur dairesi içinde nicelerinin zihnine ne yazık ki ve her nasılsa yerleşmiş ise, ‘deniz’ denilen şeyi kendinden ibaret gören ve hakikat-i halde başkalarına ‘kapalılığı’ dolayısıyla ‘deniz’likten çıkıp ‘göl’e dönüşen bir yapı değildir. Ki, denizler birbirinin suyunu paylaşır ve birbiri sayesinde derinleşip zenginleşirken, başka sulara kapalı göller, hariçten gelen kuvvetli bir tazyik, bir hararet karşısında buharlaşıp sığlaşma riskine her zaman maruzdurlar.

    Zaten, işte bu bakımdan, “Zaman cemaat zamanıdır.”

    Cemaat mânâsı bu şekilde alınmadığında, zaman içinde, buharlaşma, sığlaşma veya mineralce fakirleşme kaçınılmazdır. Hatta, yakınlarda bir küçük göl olarak Mogan gölüyle ilgili haberlerin gösterdiği üzere, oksijen yetersizliği yüzünden, içindeki balıkların bedenlerinin kıyıya vurması misali, tefekkür ve tahassüsün dumura uğraması da...

    Ne mutlu o damlaya ki, “Zaman cemaat zamanıdır” diye bilir de, büyük de olsa bir ‘kapalı göl’e değil, küçük de olsa bir ‘açık deniz’e düşer. Marmara gibi küçük bir denizin içinde, Ege gibi büyük bir denizin, Ege üzerinden Akdeniz gibi çok daha büyük bir denizin, Akdeniz üzerinden Atlas Okyanusu gibi bir ummanın, Atlas okyanusu üzerinden de Büyük Okyanus’un ve bir bütün olarak o büyük ‘açık denizler cemaati’nin bir ferdi olur.

    Sözün özü, zaman cemaat zamanıdır—aşiret zamanı değil!


    Metin Karabaşoğlu
    14-09-2005
    karakalem.net
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  2. #2
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Bahsi geçen cemaattten kasıt Meselktaşlıktır. Yani, İman mesleğinde gidenlerin dahil olduğu dairedir. Yoksa elbette ehl-i tarik kardeşler gibiler de İslam cemaati içindedir.

    İşte Üstad o daireye ait olan cemaatten ayrılanların ehl-i dalalete hizmet etme ihtimaline karşı uyarıyor.
    Zira, iman hizmet mesleğinin dışına çıkmak ya felsefeye ya tasavvufa ya siyasete ve hakeza dahil olmayı getirir. Hem vakit yok, hem gerek yok.

    Yani, bu yazı malesef safsatadır.

    Faraza dediği gibi bazıları cemaati sadece Nurculara has görüyorsa, o kişinin dalaletidir. Onu düzeltmek , tamir etmek lazımdır.

    İşte cemaate sadece Nurcuların dahil olduğunu söyleyen nasıl bir ifrat yapıyorsa. Bu yazı da Nur cemaatini bütün bütün kaldırarak tefrit ediyor.

    İstikamet Lahikalarda, İhlas ve Uhuvvet Risalesinde gözüküyor. Ona tabiyiz.

    Muhabbetle
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  3. #3
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Hem Nur Müellifi bir mektubunda "Dahilde tarafgirâne adâvet ve münakaşalara vesile olan fürûatı değil, belki bütün nev-i beşerin en ehemmiyetli meselesi olan erkân-ı imaniyeyi ve beşerin medar-ı saadeti ve umum İslâmın esas ve rabıta-i uhuvveti bulunan Kur'ân'ın hakaik-i imaniyesini bulmak ve muhtaçlara buldurmaya hayatımı vakfettim" demek suretiyle, hizmet-i İslâmiyenin ve mesâil-i diniyenin umumunu tazammun eden vüs'at ve camiiyeti hâiz bulunduğunu, dinî hizmetlerin her nev'ini teyit ve teşvik ettiğini ve bir cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan Risale-i Nur dairesinin umum ehl-i İmân ve İslâma şâmil bulunduğunu ifade ediyor.
    Ve yine aynı mektubunda, devamla, "Hattâ değil Müslümanlarla, belki dindar Hıristiyanlarla dahi dost olup adâveti bırakmaya çalışıyorum"; Harb-i Umumî ve komünizm altındaki anarşistlik tehlike ve tahribatlarının lisan-ı haliyle "Dünya fânidir, firaklarla doludur. Ey insanlar, adâveti bırakınız, Kur'ân dersini dinleyip birleşiniz; yoksa sizi mahvedeceğiz" diye beyanıyla bu zamanın şartları ve icapları karşısında tarz-ı hizmeti yine Kur'ân'ın nuruyla göstererek hakîmâne irşadın ve tevfik-i İlâhiyeye muvafık hareketle isabetli hizmetin ifası gibi noktalardan Risale-i Nur'un lüzum ve ehemmiyetini tebarüz ettiriyor.
    İşte, lâhika mektupları bu gibi hususlara da işaret ediyor. Değişen dünya hadiseleri, geniş ve küllî meseleler ve şartlar altında isabetli hizmet-i Kur'âniyenin esaslarını ders veriyor. Barla Lahikası- Takdim kısmı
    Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.

  4. #4
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart

    Lüzumsuz ve sonuçsuz bir polemik çıkmaması için safsata lafına gülüp geçiyorum.Ama Einstein'in "Bir önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur." sözünü hatırlatmadan da edemiyorum.
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  5. #5
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    karakalem.net
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  6. #6
    Vefakar Üye resuls - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    kayseri
    Yaş
    35
    Mesajlar
    486

    Standart

    Allah Razi Olsun
    Güzel Izahatlar Kardeşlerim
    Güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği yaratan, elbette o güzelliğe müştakları da yaratır(Mesnevi-i Nuriye 159.s).....

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bu zaman, cemaat zamanıdır...
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.12.12, 12:07
  2. Neden Zaman Tarikat Değil Cemaat Zamanı?
    By vildan in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 209
    Son Mesaj: 31.08.09, 19:52
  3. Zaman cemaat zamanıdır
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.04.09, 10:18
  4. Zaman Cemaat Zamanıdır.
    By ademyakup in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 31
    Son Mesaj: 17.10.08, 15:54
  5. Zaman Cemaat Zamanıdır...
    By ölüm_var in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.10.06, 20:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0