+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Üç Mehdi İddiası

  1. #1
    Dost istikamet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    47

    Standart Üç Mehdi İddiası

    ÜÇ MEHD? ?DD?ASI

    ?nternette dolaşt?r?lan, gazetelerle yay?lmaya çal?ş?lan garib bir iddia. Yani üç mehdi varm?ş. Bunun birincisi iman Mehdisi Bediüzzaman olduğu kasdedilerek bir as?rl?k devresi bitti; ikinci Mehdi, üçüncü Mehdi devresi gelecekmiş, hayat Mehdisi, şeriat Mehdisi vesaire...
    Bu iddian?n Risale-i Nura dayanan hiçbir delili olmay?p belli bir maksad? hedefleyen bir zihniyetin tekellüflü bir te’vilidir.
    Halbuki Risale-i Nur eserlerinde bu iddian?n çürüklüğü apaç?kt?r. Çünkü:
    ?man, hayat ve şeri'at olarak tabir edilen üç mesele, Risale-i Nurda aç?kça beyan edilmiştir. Şöyle ki:


    Çok defa mektublar?mda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-? manevîsinin üç vazifesivar. Eğer çabuk k?yamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan ç?kmazsa,o vazifeleri onun cem'iyeti ve seyyidler cemaati yapacağ?n? rahmet-i ?lahiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:
    Birincisi:
    Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda iman? kurtarmakt?r.
    Ehl-i iman? dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi b?rakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi'nin o vazifesini bizzât kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez.
    Çünki hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) cihetindeki saltanat?, onun ile iştigale vakit b?rakm?yor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zât, o taifenin uzun tedkikat? ile yazd?klar? eseri kendine haz?r bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapm?ş olacak.
    Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yaln?z ihlas ve sadakat ve tesanüds?fatlar?na tam sahib olan bir k?s?m şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve k?ymetli say?l?rlar.” (Emirdağ Lahikas?-l sh: 266)
    Yani Mehdi-i Âl-i Resulün yeniden başlatt?ğ? dini ihya hareketinin temsilcileri olacakt?r. Vazifeyi, vazifedarlar heyetleri yürütecek.
    Bu parağrafta aç?kça görülüyor ki, mehdiyetin hakikat? ve asliyeti olan birinci iman hizmeti ve heyeti, o geniş hâkimiyet devresinde de bulunuyor ve iddia edildiği gibi biri bitip, biri başl?yor değildir. Yani birbirinin devam?d?r.
    Malum üç vazifeyi vazifedarlariyle beraber temsil eden geniş dairede gelecek zamanda yap?lacak hizmetlerin:
    ?kinci Vazifesi: Hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) ünvan? ile şeair-i ?slâmiyeyi ihya etmektir. Âlem-i ?slâm?n vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve gazab-? ?lahîden kurtarmakt?r. Bu vazifenin, nokta-i istinad? ve hâdimleri, milyonlarla efrad? bulunan ordularlâz?md?r.
    Üçüncü Vazifesi: ?nk?labat-? zamaniye ile çok ahkâm-? Kur'aniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-? Muhammediyenin (A.S.M.) kanunlar? bir derece ta'tile uğramas?yla o zât,
    (1) bütün ehl-i iman?n manevî yard?mlar?yla ve
    (2) ittihad-? ?slâm?n muavenetiyle ve
    (3) bütün ülema ve
    (4) evliyan?n ve bilhassa Âl-i Beyt'in neslinden her as?rda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar
    (5) fedakâr seyyidlerin iltihaklar?yla o vazife-i uzmay? yapmağa çal?ş?r.” (Emirdağ Lahikas?-l sh: 266)
    Geniş daire hizmetleri öyle bir gurubun değil, geniş kat?l?m ile olacağ? beyan ediliyor. Çünkü ?slam hakimiyetinin sona ermesini netice veren ink?laplar ve değişikliklerden; dinin özellikle ahkam k?sm?n?n adeta unutulmas?ndan; dini hayat? tekrar ihya etmek ve din ahkam?n? devreye koymak için maddi manevi büyük güç gerekir. Ki bu vazife bütün mü’minlerin duas?, ?slam dünyas?n?n desteği, alimlerin ve mübarek şahsiyetlerin ve hususan ?slam aleminde dağ?n?k bulunan seyyidlerin kat?l?mlar? ile ?slam?n hakimiyeti sağlan?r diye Üstad beyan eder.

    R?SALE-? NUR’UN HAK?M?YET DEVRES?

    Keza Üstad Bediüzzaman, Risale-i Nurun bu asr? ve gelecek as?rlar? tenvir edeceğini aç?kça beyan ederken, Nurun vazifesine hatime çekmek veya nazarlar? başka noktalara kayd?rmak, en az?ndan Risale-i Nuru me’haz tutmamak veya Nurlara sathî bak?p hayalden yürümektir.
    Risale-i Nurdaki o kat’î beyanlardan baz?lar? şöyledir:
    “Üstad, Nurlar?n yaz?lmas?na, teksirine çok ehemmiyet verirdi. "Risale-i Nur, bu asr? ve gelecek as?rlar? tenvir edecek olan bir mucize-i Kur'âniyedir." deyip, Nur'a ait hizmeti, zaman?n en büyük meselesi olarak kabul eder, bu ehemmiyetle davran?rd?.” (Tarihçe-i Hayat? sh: 463)
    Lillahilhamd Risalet-in Nur, bu asr? belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mu'cize-i Kur'aniye olduğunu çok tecrübeler ve vak?alar ile körlere de göstermiş.” (Kastamonu Lahikas? sh: 6)
    Nihayet öyle eserler vücuda geliyor ki; bu as?r ve gelecek as?rlar?n bütün insanlar?n?n imanî, ?slâmî, fikrî, ruhî, kalbî, aklî ihtiyaçlar?na tam cevab verecek ve kâfi gelecek Kur'anî hakikatlar ihsan ediliyor.” (Tarihçe-i Hayat? sh: 161)
    Evet dinin, şeriat?n ve Kur'an'?n yüzden ziyade t?ls?mlar?n?, muammalar?n? hall ve keşfeden ve en muannid dinsizleri susturup ilzam eden ve Mi'rac ve haşr-i cismanî gibi s?rf ak?ldan çok uzak zannedilen Kur'an hakikatlar?n? en mütemerrid ve en muannid feylesoflara ve z?nd?klara karş? güneş gibi isbat eden ve onlar?n bir k?sm?n? imana getiren Risale-i Nur eczalar?, elbette Küre-i Arz ve küre-i havaiyeyi kendi ile alâkadar eder ve bu asr? ve istikbali kendi ile meşgul edecek bir hakikat-? Kur'aniyedir ve ehl-i iman elinde bir elmas k?l?nçt?r.(Emirdağ Lahikas?-l sh: 47)
    Bu zaman?n ve gelecek as?rlar?n Müslümanlar? ve bizler, Kur'an-? Azîmüşşan'?n tefsiri olan öyle bir rehbere muhtac?z ki; tahkikî iman dersleriyle, iman mertebelerinde terakki ve teâli ettirsin.” (Sözler sh: 766)
    Şimdi bir nida-y? nuranî ile hitab ederek: Art?k ihtilaf yok, ittihad var. Cans?zlar ve camidler devri geçmek üzeredir. Canl?lar ve cazibler asr? geliyor. Susunuz, dinleyiniz! Şimdi Nur devridir ve Nur hâkimdir.Zulmette boğulan şu asr? ve gelecek as?rlar?,Kur'andan ald?ğ?m nurumla reyyan edeceğim diyor.” (Konferans sh: 88)
    “Bediüzzaman?n azami ihlas, azami sadakat ve azami fedakarl?k manas?n? ihtiva eden, gösteren ve işaret eden mesleğini nazara vermek laz?m gelmektedir. Tâ ki, hizmet-i Nuriyede bulunacak Kur’an şakirdleri k?yamete kadar bu düstular muvacahesinde hareket etsinler.” (Hizmet Rehberi baş k?sm?)
    Benim ehemmiyetsiz şahs?m?n kusurlar?yla beni çürütmek ve ihanetlerle nazar-? âmmeden düşürmek; Risale-i Nur'a zarar vermez, belki bir cihette kuvvet verir. Çünki benim bir fâni dilime bedel Risale-i Nur'un yüzbin nüshalar?n?n bâki dilleri susmaz, konuşur. Ve hâlis talebeleri, binler kuvvetli lisanlar ile o kudsî ve küllî vazife-i Nuriyeyi şimdiye kadar olduğu gibi, inşâallah k?yamete kadar devam ettirecekler. (Şualar sh: 377)
    Risale-i Nur şahs-? mânevîsi itibariyle bütün hakaikde "üstad-? küll" hükmüne getirmiş ve topyekûn ?slâmiyet hakikatlar?n?n bir aks-i nurunu ve tecellisini Risale-i Nur şahs-? mânevîsinde dercederek, ehl-i hakikat ve kemali hayretle bakt?rm?ş ve böylece, Risalet-i Ahmediye ve hakikat-? Muhammediyenin câmi bir âyinesi olan Risale-i Nur ile Said Nursî, bir Said olarak çürümüş, erimiş; fakat mânen bütün âlem-i ?slâm olarak tevellüd etmiş, beka bulmuştur. Ve k?yamete kadar Risale-i Nur bâki kalacak ve daima tekemmül edecektir. (Tarihçe-i Hayat? sh: 168)
    “...ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet, -bu as?r cemaat zaman? olduğu cihetiyle- cem'iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-? manevî ve bir ruh-u habis olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-? umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor. Ve avam?n taklidî olan itikadlar?n? himaye eden ?slâmî perde-i ulviyeyi y?rt?yor ve hayat-? imaniyeyi yaşatan, an'ane ile gelen hissiyat-? mütevâriseyi yand?r?yor. Herbir müslüman tek baş?yla bu dehşetli yang?ndan kurtulmaya me'yusane çabalarken, Risale-i Nur H?z?r gibi imdada yetişti. Kâinat? ihata eden son ordusunu (*)gösterip ve ondan mukavemetsûz maddî, manevî imdad getirmek hizmetinde hârika bir emirber nefer olarak Âyet-ül Kübra Risalesi'ni ?mam-? Ali (R.A.) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş.” (Kastamonu Lahikas? sh: 55)
    (*) Kâinat? dağ?tamayan bir kuvvet onu bozamaz.
    Müslümanlar?n kalbindeki manevî hisleri; utanma gibi dinî hayat?n temelini; ?slâm cemiyetinde yaşanan faziletleri bozmaya çal?şt?lar.
    Hz. Üstad?n;
    Envâr-? Muhammediyeyi (A.S.M.) ve maarif-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ve füyuzat-? şem'-i ?lahîyi en müşa'şa' bir şekilde parlatmas?
    ve Kur'anî ve hadîsî olan işarat-? riyaziyenin kendisinde müntehî olmas?
    ve hitabat-? Nebeviyeyi (A.S.M.) ifade eden âyât-? celilenin riyazî beyanlar?n?n kendi üzerinde toplanmas? delaletleriyle,
    O zât hizmet-i imaniye noktas?nda risaletin bir mir'at-? mücellas?,
    · ve şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri
    · ve lisan-? risaletin irsiyet noktas?nda son dehan-? hakikat?
    · ve şem'-i ?lahînin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaadeti olduğuna şübhe yoktur.” (Şualar sh: 671)
    Yani mezkür beyanlar, gelecek devrede geniş sahada hizmet edecek zatlar dahi Bediüzzaman Hazretlerine bağl? kalacağ?ndan Bediüzzaman?n ve Risale-i Nurun manevî riyaseti dairesinde, temsilen icra edilen müceddidiyet cereyan?ndan başkas? aranmaz diye ifade ediyor.
    Keza Hz. ?mam-? Alinin şu niyaz? da ayn? meselemize bakar:
    Kaside-i Celcelutiye'sinde sarahata yak?n

    تُقَادُُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَياَنَةً تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ

    f?kras?yla, o cereyan?n karş?s?nda vücudu ziyas?yla anlaş?lan ve zulmetin pek şiddetli ve sisli, yak?c? dehşetine karş? sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyay? ziyaland?rmaya çal?şan Risale-i Nur'a ve müellifine hususî iltifat?n?

    اَقِدْ كَوْكَبِى بِاْلاِسْمِ نُورًا وَبَهْجَةً مَدَى الدَّهْرِ وَاْلاَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ

    deyip, âhirzamana kadar Risale-i Nur'un bedi' bir surette ?ş?k vermesini ve yanmas?n? dua ve niyazeden...” (Lem’alar sh: 447)
    ?şte k?smen tesbit edilen mezkür sarih beyanlar ve kat’î hükümler karş?s?nda yine te’vile sapmak, te’vil değil tahrif olur.

    ÜÇ MÜCEDD?D

    Yaln?z Kastamonu Lahikas?nda üç mehdi değil, üç müceddidden bahis var. Fakat herbir müceddid dahi tek şah?s değil bir şahs-? manevîdir. Şöyle ki:
    “Evet bu zaman hem iman ve din için, hem hayat-? içtimaiye ve şeriat için, hem hukuk-u âmme ve siyaset-i ?slâmiye için, gayet ehemmiyetli birer müceddid ister. Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktas?nda tecdid vazifesi, en mukaddes ve en büyüğüdür. Şeriat ve hayat-? içtimaiye ve siyasiye daireleri ona nisbeten ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kal?yor.
    Rivayat-? hadîsiyede, tecdid-i din hakk?nda ziyade ehemmiyet ise, imanî hakaikteki tecdid itibariyledir.” (Kastamonu Lahikas? sh: 189)
    ?şte bu beyanatta aç?kça görüldüğü üzere:
    1- “iman ve din için;
    2- hayat-? içtimaiye ve şeriat için;
    3- hukuk-u âmme ve siyaset-i ?slâmiye
    için, gayet ehemmiyetli birer müceddid ister.
    diyerek üç vazife sahas?n? belirlemiştir.
    Yani birincisi iman hizmeti ki yukar?da aç?k ifadelerle bildirildiği üzere k?yamete kadar devam edecek olanNurun haslar dairesiolup bu daire o vazifeyi yap?yor.
    ?kincisi ise, ictimaî hayatta bid’alar?n izalesiyle şeairin ihyas? vazifesine bakacak olanictimaiyyun heyeti ve mümessiligerekiyor.
    Üçüncüsü dahi, hukukî ve siyasî sahada teşri’ ve tanzim yapacak olanhukuk?yyun ve siyasiyyun heyeti ve mümessililâz?md?r. Bu son iki vazifenin tahakkuku, ittihad-? ?slâm?n varl?ğ?na bağl?d?r.
    Bu üç vazifenin her biri müstakil birer mehdi olmay?p üçü birdenmehdiyet cereyan?n?teşkileder. Çünkü zaman cemaat ve şahs-? manevî zaman?d?r. Evet, Hz. Üstad diyor ki:
    “Her as?rda dine ve imana tam hizmet eden müceddidler geldikleri gibi, bu acib ve komitecilik ve şahs-? manevî-i dalaletin tecavüzü zaman?nda birşahs-? manevî müceddid olmak lâz?m gelir. Eski zamana benzemez. Şah?s ne kadar da hârika olsa, şahs-? manevîye karş? mağlub olmak kabildir. Risale-i Nur'un o cihette bir nevi müceddid olmas? kaviyyen muhtemelolduğundan o s?fatlar, hâşâ benim haddim değil; belki mükerrer yazd?ğ?m gibi, benim hayat?m Risale-i Nur'a bir nevi çekirdek olabilir. Kur'an?n feyziyle Cenab-? Hakk'?n ihsan?yla o çekirdekten Risale-i Nur'un meyvedar, k?ymetdar bir ağaç hükmüne icad-? ?lahî ile geçmesidir.” (Emirdağ Lahikas?-ll sh: 152)

    Netice:
    Risale-i Nur ve iman hizmeti k?yamete kadar devam edecektir.


    http://www.ittihad.com.tr/index.php?...=110&Itemid=30


  2. #2
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  3. #3
    Ehil Üye tevhid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    .....
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    ewet bu linkte fazlas?yla tartt?s?lm?s ac?klanmst?.. bu arada senden de Allah raz? olsun istikamet kardes..

    Sus gönlüm!.


    Bir elif miktari sus.Az kaldi bahara

    Sus gönlüm!.

    Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler olusuncaya,birbirimizin

    nasibi oluncaya kadar sus...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman'ın Büyük İddiası...
    By BE(N)EZ in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 31.01.09, 12:08
  2. Çin Çikolatalarında Melamin İddiası...
    By asyanur3 in forum Gündem
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.10.08, 22:59
  3. Eruygur Öldü İddiası
    By Nil Sultan in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24.09.08, 12:49
  4. Çömez Türkiye'de İddiası
    By elips in forum Gündem
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.07.08, 08:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0