+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Kalbe Gelen Kötü Hatıralar...

  1. #1
    Dost vahdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    32

    Standart Kalbe Gelen Kötü Hatıralar...

    Selamün aleyküm...
    Hazret-i Üstad'ın kalbe gelen bir takım kötü hatıralar hususunda mübarek talebelerinden birine hitaben yazdığı aşağıdaki parçayı mütalaa edelim inşallah.

    Parça şöyledir:

    "Sabri kardeş,

    Sabırlı ol; ehemmiyetsiz ve zararsız olan vehmî ve asabî hastalığına ehemmiyet verme. Şifaya dua edilmekle beraber, zararsız, hatarsızdır. Çünkü, eğer hatarat, seyyie ise, nasıl ki aynada temessül eden pislik, pis değil ve aynadaki yılan sureti ısırmaz ve ateşin timsali yakmaz. Öyle de, kalbin ve hayalin aynalarında rızasız, ihtiyarsız gelen pis ve çirkin ve küfrî hatıralar zarar vermezler. Çünkü ilm-i usulde tasavvur-u küfür, küfür değil ve tahayyül-ü şetm, şetm olmaz. Hasene ise nuranî olduğundan, tasavvur ve tahayyülü dahi hasenedir. Çünkü aynada nuranînin timsali ziya verir, hâsiyeti var; kesifin misali ölüdür, hayatsızdır, tesiri yoktur. Eğer sair teellümât-ı ruhaniye ise, sabra, mücahedeye alıştırmak için Rabbanî bir kamçıdır. Çünkü, emn ve ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle, havf ve reca muvazenesinde sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast hâletleri celâl ve cemal tecellîsinden intibah ehline gelmesi, ehl-i hakikatçe medâr-ı terakki bir düstur-u meşhurdur."

    Kastamonu Lahikası'ndan

  2. #2
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    vahdet kardeş Allah sizden raz? olsun ne zamand?r bu bölümü ar?yordum bilhassa '' kabz-bast hâletleri celâl ve cemal tecellîsinden intibah ehline gelmesi, ehl-i hakikatçe medâr-? terakki bir düstur-u meşhurdur ''k?sm?n?
    Tekrar Allah raz? olsun

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  3. #3
    Dost vahdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    32

    Standart

    Gülşah kardeş sizin yukar?da belirttiğiniz cümleyi ve ondan önceki iki cümleyi bize biraz aç?klayabilirmisiniz.

  4. #4
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    estağ. kardeş
    Ben sizin bu konuyu yazd?ğ?n?z? görünce çok sevindim çünkü önceden de okumuştum risale penceresinden yapt?ğ?n?z tefekkürlerinizi , çok istifade etmiştim şahs?m ad?ma
    Sizin paylaş?mlar?n?z? merakla bekliyorum ...

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  5. #5
    Dost vahdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    32

    Standart

    Allah raz? olsun kardeş. Fakat bende hüsn-ü zann?n?za estağfirullah demek mecburiyeti hissettim. bizler bu foruma kardeşlerimizin istifade edelim maksad?yla, kas?r fikirlerimizi tamim edelim yanl?şlar?m?z? düzeltelim maksad?yla kat?l?yoruz. Çoğu zaman forumdaki muhabereleri sadece okuyoruz, çok şükür kardeşlerimiz sayesinde de epeyce istifade ediyoruz.

    Ben o üç cümle hakk?nda akl?ma ilk gelenleri yazay?m. Sizde bunlara ilave ederek, yada düzelterek iştirak ederseniz konuyu derinleştirip istifade etmemize vesile olacaks?n?z inşallah.

  6. #6
    Dost vahdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    32

    Standart

    Benim son iki cümleden ilk akl?ma gelenler şöyledir.

    ?nsan kalbi havan?n bulutlarla kaplan?p yeryüzünün bir parça zulmete maruz kalmas? ve sonra havadaki bulutlar dağ?larak apaç?k bulutsuz bir havaya ink?lab edip yeryüzünün güneşin güzel yüzünü görüp gülmesi gibi bir tak?m keder, tasa ve endişe bulutlar? taraf?ndan sar?l?p, daha sonra o bulutlar dağ?larak ümit, neşe ve sevinçle gülmesi ve bu durumun sürekli tekrar? içinde bir inayet-i Rabbaniye olduğunu H.z. Üstad ders veriyor.

    O inayet-i Rabbaniye de şudur ki:

    ?nsanda hiçbir endişe ve keder olmazsa kendini tam bir emniyet içinde görür ki: bu bir uçurumun kenar?d?r. Çünkü kay?ts?z kalmaya vesile olur. Konumunu yeterli görür. Mücadele etmekten uzaklaş?r. Sab?r bir nevi mücadele olduğu cihetle insan?n manevi terakkisinin bir sacayağ? olan sabr? kaybeder. Çünkü insan?n sabretmesine vesile olan haller onu kalben s?k?nt?da olduğu hallerdir. Ayr?ca kalbe gelen bu teellümat şükre de vesiledir. Çünkü elemin zevali lezzeti has?l eder. Bu lezzet şükrü ilzam eder. Demek ki sürekli emn, şükür ve sab?r ayaklar?n? k?r?p insan?n terakkiyat?n? durdurur.

    ?nsanda sürekli olarak hiçbir ümit, neş’e ve sevinç bulunmamas? hali ise insan? tam bir zulmete doğru sevk eder ki: bu ise başka bir uçurumun kenar?d?r. Çünkü ümitsiz insan mücadeleyi b?rak?r. Bu da bir kay?ds?zl?k haline dönüşür. Tam bir ümitsizlik hali has?l olduğundan şükretmez. Mücadeleyi b?rakmak sabr? kaybetmek de olduğundan isyana, küfre yol aç?l?r.

    Her iki hal insan? sab?r ve şükürden uzaklaşt?racağ? için manen terakki ortaya ç?kmaz. Çünkü kainatta her şey z?dd? ile bilindiği ve terakki z?tlar?n imtizac? ile meydana geldiğinden insan kalbindede bu z?tlar?n imtizac? ile terakki olur. Iş?ğ?n k?ymeti karanl?k ile, s?cağ?n k?ymeti soğuk ile bilindiği gibi, ve ayr?ca Cenab-? Hakk insan?n maddeten dahi terakkisi için gece ve gündüzü yaratt?ğ? gibi, kalpteki lezzetin k?ymetini bilip şükrünü eda etmek için elem kamç?s? ile insan? intibaha sevk eder.

    Evet insan kalbinde bir elem, mey’usiyet has?l olduğunda sabreder. Allah büyüktür. O her şeyi hikmetle yapar der. Bir ümit, neş’e kalpte has?l olsa şükürler olsun Rabbime beni şu ruhi s?k?nt?dan kurtard? der. Sab?r ve şükür ayaklar?yla terakkiyat vadilerinde koşar.

    Nas?l ki: Bir adam kaslar? zay?f ve hareket ederek güçlenecek olan yavrusunu güçlendirmek için onu oynatmak, onu harekete sevk etmek için eline bir oyuncak araba al?r. Araba adam?n cebinde dursa çocuk hareketsiz durduğu gibi, isyan edip şekva edecek, ağlayacak . Arabay? çocuğa verse çocuk eline al?p bakacak. Neşe ile oyuna dal?p durduğu yerde oyuncak ile meşgul olacak. Her iki durumda da hareket etmeyecek. ?şte adam arabaya ip bağlar. Bir yere koyar. Çocuk tam arabaya yetişince ipi çeker. Çocuk araban?n arkas?ndan gider. Yine tam yetişince arabay? biraz daha çeker. Bu vaziyet böyle devam eder. ?şte o küçük çocuk arabaya ulaşma sevinci ile arabay? kaybetme kederinin verdiği hareket ile terakki eder kuvvetlenir.

    Cümleleri zihnimde tam toparlayamad?m kar?ş?k oldu. Kusura bakmay?n?z.Temsilde hata var ise Rabbim affetsin.
    Konu vahdet tarafından (24.05.07 Saat 01:55 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı vahdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Nasıl ki: Bir adam kasları zayıf ve hareket ederek güçlenecek olan yavrusunu güçlendirmek için onu oynatmak, onu harekete sevk etmek için eline bir oyuncak araba alır. Araba adamın cebinde dursa çocuk hareketsiz durduğu gibi, isyan edip şekva edecek, ağlayacak . Arabayı çocuğa verse çocuk eline alıp bakacak. Neşe ile oyuna dalıp durduğu yerde oyuncak ile meşgul olacak. Her iki durumda da hareket etmeyecek. İşte adam arabaya ip bağlar. Bir yere koyar. Çocuk tam arabaya yetişince ipi çeker. Çocuk arabanın arkasından gider. Yine tam yetişince arabayı biraz daha çeker. Bu vaziyet böyle devam eder. İşte o küçük çocuk arabaya ulaşma sevinci ile arabayı kaybetme kederinin verdiği hareket ile terakki eder kuvvetlenir.

    .
    gerçekten çok veciz bir misal ... Allah razı olsun ...

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  8. #8
    Gayyur aLtınBaşak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Samsun
    Mesajlar
    54

    Standart

    "Gökte ve yerde ne varsa Allah'?nd?r."
    "?çinizdeki olan? aç?klasan?z da onu gizlesenizde ,Allah sizi onunla hesaba çeker"mealindeki ayet nazil olduğunda Sahabe_i Kiram(r.a ecmain)ciddi bir endişeye düştüler.Huzur_? saadete gelip:"Namaz, oruç gibi takatimizin yettiği ibedetlerle mükellef tutulduk.Halbuki şimdi bu ayet indi.Fakat bizim buna takatimiz yetmeyecek!" dediklerinde Resul_ü Ekrem (asm):"Siz de evvelki ümmetlerin dediği gibi işittik isyan ettik mi diyeceksiniz?Siz:"işittik ve itaat ettik ;Rabbimiz! Mağrifetini dileriz dönüş sanad?r deyin"buyurdu.

    Ashab_? Kiram (ra ecmain) da bunu tekrara başlad?lar.Bunu okudukça dilleri yumuşad?,kalpleri sukunet buldu.Bunun ard?ndan AMENERRESULU ayet_i kerimesi nazil oldu.Böyle teslimiyetle dua ve niyaza devam ettiklerindenbir müddet sonra:"Allah kimseyi gücünün yetmeyeceği bir şeyle mükellef tutmaz" mealindeki ayet_i kerime nazil oldu ve yukar?daki ayetin hükmü kalkt?.

    Hoca Efendi sohbetlerinden birinde aynen bu konuyu anlatm?ş ve şöyle diyor: Sahabe_i Kiram'?n teslimiyetine nazaran Allah (cc) meleklerine : ben ağ?r bir vazife yükledim , götürülecek gibi değildi, işin başka yolu olmağ?n? anlay?nca işittik itaat ettik dediler bak?n kullara kul böyle olur işte dedi.

    ?man alt? rükünden ç?kan öyle bir vahdani hakikattir ki,tefrik kabul etmez ve öyle bir küllidirki, tecezzi kald?rmaz ve öyle bir külldür ki ,kabil_i ink?sam olmaz.Çünki herbir rükn_i imani kendini ispat eden hüccetleriyle sair erkan_? imaniyeyi ispat eder.Her biri her birisine gayet kuvvetli bir hüccet_i azam olur.Öyle ise bütün erkan? bütün delilleriyle sarsmayan bir fikr_i bat?l,hakikat nazar?nda birtek rüknü,belki bir hakikat?n? iptal edip inkar edemez (11.şua)...
    Konu aLtınBaşak tarafından (25.05.07 Saat 20:25 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı vahdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamün aleyküm...
    Hazret-i Üstad'ın kalbe gelen bir takım kötü hatıralar hususunda mübarek talebelerinden birine hitaben yazdığı aşağıdaki parçayı mütalaa edelim inşallah.

    Parça şöyledir:

    "Sabri kardeş,

    Sabırlı ol; ehemmiyetsiz ve zararsız olan vehmî ve asabî hastalığına ehemmiyet verme. Şifaya dua edilmekle beraber, zararsız, hatarsızdır. Çünkü, eğer hatarat, seyyie ise, nasıl ki aynada temessül eden pislik, pis değil ve aynadaki yılan sureti ısırmaz ve ateşin timsali yakmaz. Öyle de, kalbin ve hayalin aynalarında rızasız, ihtiyarsız gelen pis ve çirkin ve küfrî hatıralar zarar vermezler. Çünkü ilm-i usulde tasavvur-u küfür, küfür değil ve tahayyül-ü şetm, şetm olmaz. Hasene ise nuranî olduğundan, tasavvur ve tahayyülü dahi hasenedir. Çünkü aynada nuranînin timsali ziya verir, hâsiyeti var; kesifin misali ölüdür, hayatsızdır, tesiri yoktur.Kastamonu Lahikası'ndan
    Bu kısmı lem'alardan 13. lem'a nın 6. işareti çok güzel izah ediyor şöyle ki :

    Şeytanın en tehlikeli bir desisesi şudur ki: Bazı hassas ve sâfi-kalb insanlara, tahayyül-ü küfrîyi tasdik-i küfürle iltibas ettiriyor. Tasavvur-u dalâleti, dalâletin tasdiki suretinde gösteriyor. Ve mukaddes zatlar ve münezzeh şeyler hakkında gayet çirkin hatıraları hayaline gösteriyor. Ve imkân-ı zâtîyi imkân-ı aklî şeklinde gösterip, imandaki yakînine münâfi bir şek tarzını veriyor. Ve o vakit o biçare hassas adam, kendini dalâlet ve küfür içine düştüğünü tevehhüm edip imandaki yakîninin zâil olduğunu zanneder, ye'se düşer, o yeisle şeytana maskara olur. Şeytan hem ye'sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya divane olur, yahut "Her-çibâd-âbâd" der, dalâlete gider

    Şeytanın bu desisesinin mahiyeti ne kadar esassız olduğunu, bazı risalelerde beyan ettiğimiz gibi, burada icmâlen bahsedeceğiz. Şöyle ki:


    Nasıl ki aynada yılanın sureti ısırmaz ve ateşin misali yandırmaz ve murdarın aksi telvis etmez. Öyle de, hayal veya fikir aynasında küfriyâtın ve şirkin akisleri ve dalâletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayalleri itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz. Çünkü meşhur kaidedir ki, "Tahayyül-ü şetim şetim olmadığı gibi, tahayyül-ü küfür dahi küfür değil ve tasavvur-u dalâlet de dalâlet değil."
    İmandaki şek meselesi ise, imkân-ı zâtîden gelen ihtimaller, o yakîne münâfi değil ve o yakîni bozmaz. İlm-i usul-i dinde kavâid-i mukarreredendir ki, Meselâ, Barla Denizi su olarak yerinde bulunduğuna yakînimiz var. Halbuki, zâtında mümkündür ki, o deniz, bu dakikada batmış olsun. Ve batması mümkinattandır. Bu imkân-ı zâtî, madem bir emâreden neş'et etmiyor; zihnî bir imkân olamaz ki, şek olsun. Çünkü, yine ilm-i usul-i dinde bir kaide-i mukarreredir ki, Yani, "Bir emâreden gelmeyen bir ihtimal-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki şüphe verip ehemmiyeti olsun."
    İşte bu desise-i şeytaniyeye mâruz olan biçare adam, hakaik-i imaniyeye yakînini böyle zâtî imkânlarla kaybediyor zanneder. Meselâ, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, beşeriyet itibarıyla çok imkân-ı zâtiye hatırına geliyor ki, imanın cezim ve yakînine zarar vermez. Fakat o zarar verdi zanneder, zarara düşer.




    imkani zati ihtimaller yakine zarar vermez : mesela şöyle bir örnek aklıma geldi inşallah yanlış olmaz ;


    imkani zati , Zatında mümkün olan yani kendisinden südur etme ihtimali var olan olan şeylerdir ki kesinlikle olmaz , muhaldir diyemiyoruz . mesela bir beşer mümkündür ki yalan söylesin . Yani insanın zatında , mahiyetinde yalan söyliyebilme gibi bir ihtimali var , insan asla yalan söyleyemez diyemiyoruz yani zatında mümkündür. İşte '' insanın yalan söyleyebilme ihtimali '' ni şeytan nefsin kulağına üfler ve derki madem böyle bir ihtimal var yani zatında mümkün ve madem Hz. Muhammed ( a.s.m ) da bir insandır , beşredir öyle ise onun içinde bu ihtimal geçerli , neden olmasın ? der
    '' Halbuki Üstad diyor ki '' "Bir emâreden gelmeyen bir ihtimal-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki şüphe verip ehemmiyeti olsun." Peki şeytan bu ihtimali bir emareden dolayımı ortaya atıyor yoksa sırf zatında mümkün diyip susuyor mu buna dikkat lazım ...
    Mesela şeytan '' işte Hz. Muhammed ( a.s.m) ' ın şu sözü yalandır , şu haberi yalandır diye bir emare ile mi bu ihtimali zihne getiriyor yoksa sadece insanların yalan söyleyebileceği ve dolayısıyla efendimizin de bir insan olmasından dolayı belki oda söylemiştir imkansız değildir şeklinde bir vesvese mi veriyor. Halbuki siyer-i nebevi den okuyoruz ki O' nun 24 saatini pür dikkatle takip eden sahabiler ve hanımları bir tane dahi ağzından yalan haber duymamışlar hatta davasını çürütmek için her halini dikkatle gözetleyen müşrikler bile ona böyle bir isnadda bulunmuyor , bulunamıyor eğer bulunsa idi derhal bunu yayacaklardı ki davasını çürütebilsinler . İşte şeytan ancak bir emareye , delile dayanmadan ancak zati ihtimalleri vehme atabilir ... Yoksa bir emare getiremez

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  10. #10
    Dost vahdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    32

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    imkani zati ihtimaller yakine zarar vermez : mesela şöyle bir örnek aklıma geldi inşallah yanlış olmaz ;


    imkani zati , Zatında mümkün olan yani kendisinden südur etme ihtimali var olan olan şeylerdir ki kesinlikle olmaz , muhaldir diyemiyoruz . mesela bir beşer mümkündür ki yalan söylesin . Yani insanın zatında , mahiyetinde yalan söyliyebilme gibi bir ihtimali var , insan asla yalan söyleyemez diyemiyoruz yani zatında mümkündür. İşte '' insanın yalan söyleyebilme ihtimali '' ni şeytan nefsin kulağına üfler ve derki madem böyle bir ihtimal var yani zatında mümkün ve madem Hz. Muhammed ( a.s.m ) da bir insandır , beşredir öyle ise onun içinde bu ihtimal geçerli , neden olmasın ? der
    '' Halbuki Üstad diyor ki '' "Bir emâreden gelmeyen bir ihtimal-i zâtî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki şüphe verip ehemmiyeti olsun." Peki şeytan bu ihtimali bir emareden dolayımı ortaya atıyor yoksa sırf zatında mümkün diyip susuyor mu buna dikkat lazım ...
    Mesela şeytan '' işte Hz. Muhammed ( a.s.m) ' ın şu sözü yalandır , şu haberi yalandır diye bir emare ile mi bu ihtimali zihne getiriyor yoksa sadece insanların yalan söyleyebileceği ve dolayısıyla efendimizin de bir insan olmasından dolayı belki oda söylemiştir imkansız değildir şeklinde bir vesvese mi veriyor. Halbuki siyer-i nebevi den okuyoruz ki O' nun 24 saatini pür dikkatle takip eden sahabiler ve hanımları bir tane dahi ağzından yalan haber duymamışlar hatta davasını çürütmek için her halini dikkatle gözetleyen müşrikler bile ona böyle bir isnadda bulunmuyor , bulunamıyor eğer bulunsa idi derhal bunu yayacaklardı ki davasını çürütebilsinler . İşte şeytan ancak bir emareye , delile dayanmadan ancak zati ihtimalleri vehme atabilir ... Yoksa bir emare getiremez
    Evet imkan ve ihtimallerin akla gelmesinin imanı zedelemeyeceğini gayet veciz bir örnekle daha iyi derk etmiş olduk. Allah sizden razı olsun.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hatıralar…
    By BiRDüNYaUMuT in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.09.13, 20:17
  2. Üstadımızdan Hatıralar....
    By gamze-i_dilruzum in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 12.09.13, 12:41
  3. Çam Dağından Hatıralar
    By BiKeS_ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.02.09, 11:43
  4. Latifeli Hatıralar..
    By VbDeSTabe in forum Mizah
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 12.12.08, 17:14
  5. Ağabeylerden Hatıralar
    By muhibbülkurra in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 21.08.08, 10:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0