+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 11 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 103
Like Tree1Beğeni

Konu: Kalbin Kasaveti?

  1. #1
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart Kalbin Kasaveti?

    ''Cisminin küçüklüğe bak?p da günahlar?n? küçük zannetme
    Çünkü kalbin kasavetinden bir zerre , senin şahsi aleminin bütün y?ld?zlar?n? küsufa tutturur.'' --B.said nursi , Mesnevi-i nuriye

    Selamünalykm
    Arkadaşlar bu cümle bana çok dehşetli geldi.
    Sadece kalp kasavetinden B?R ZERRE , BÜTÜN y?ld?zlar? (şahsi aleminin) küsufa tutturuyor denmiş.
    Burada kalp kasaveti'nden neler murad edilmiş olabilir ki sadece bir zerresi bu denli bir tahribat yapabilyor.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:12 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  2. #2
    Gayyur aShuRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    110

    Standart

    Alıntı sozler Nickli Üyeden Alıntı

    Küçük küçük diye işlediğimiz her bir günah?n nas?l kalpte kara kara noktalar halinde birikip t?pk? güneş tutulduğunda güneşi göremediğimiz karanl?kta kald?ğm?z gibi kalbi karanl?kta b?rakt?ğ?n?, kat?laşt?rd?ğ?n? anlad?m bu cümleden.

    Ve daha sayfalarca yorum yap?labilir heralde.

    Ne kadar etkili ve güzel söylemiş. Benzetmelere bak. Maşaallah.

    ARO paylaş?m için


    Surekl? tekrar ed?l?p al?skanl?k hal?ne get?r?len mekruhlar haram hukmune gecer...
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:12 ) değiştirilmiştir.
    Bilmezler, Bilmezsin, Bir Ben Bilirim Bende Türkçeye Çeviremem Seni...

  3. #3
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    sözler kardeş bneim anlayamad?ğ?m bütün o '' tutulmay? '' birikmiş siyah noktalar değilde o kasavetten sadece bir zerre nin yapabileceği hakikati dehşetli geldi. Acaba diyorum hani bir yerde üstad diyor ya '' bir öpmekle batma...'' acaba böyle bişey mi ???
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:13 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  4. #4
    Pürheves sinang - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    277

    Standart

    KASAVET sıkıntılı bir haldir,burada bir bunalım,darlık söz konusudur.Şu dünya madem bir imtahanhanedir.Bu imtihanın kaybedilme noktası daima bu haletlerde ortaya çıkacaktır.Evet insanların bu kasvetten kurtulması çok kolay olmamıştır.Kasvet kaplamış ruhlarda daima bir yeis söz konusudur.Bu ise ilahi yoldan tamamen ümidi kesmeyi doğurur.İslam düzeni tamda bu noktada bu bireylere ve toplumlara güzel bir tiryaktır.şeytanın daima görev başında olduğu böyle bir kasavet anında ve kusuf döneminde biraz daha ileri ifadesiyle fetred zamanında bu haletten kurtulamamış bireyler yığını bu noktada bu davadan vaz geçmiştir,bu noktada kaybetmiş inanların haddi hesabı yoktur.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:13 ) değiştirilmiştir.
    GELİN İSLAM OLALIM..!

  5. #5
    Gayyur aShuRe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    110

    Standart

    zeyl
    Bilmezler, Bilmezsin, Bir Ben Bilirim Bende Türkçeye Çeviremem Seni...

  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    ?'lem eyyühe'l-aziz! Şu görünen umumî âlemde her insan?n hususî bir âlemi vard?r. Bu hususî âlemler, umumî âlemin ayn?d?r. Yaln?z umumî âlemin merkezi şemstir. Hususî âlemlerin merkezi ise şah?st?r. Her hususî âlemin anahtarlar? o âlemin sâhibinde olup letâifiyle bağl?d?r. O şahsî âlemlerin safveti, hüsnü ve kubhu, ziyas? ve zulmeti, merkezleri olan eşhasa tâbidir. Evet, aynada irtisam eden bir bahçe, hareket, tegayyür ve sair ahvalinde aynaya tâbi olduğu gibi, her şahs?n âlemi de, merkezi olan o şahsa tâbidir: Gölge ve misal gibi.
    Binaenaleyh, cisminin küçüklüğüne bak?p da günahlar?n? küçük zannetme. Çünkü, kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün y?ld?zlar?n? küsufa tutturur.(Mesnevî-i Nuriye - Habbe )
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:13 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Demekki "Şu görünen umumî âlemde her insan?n hususî bir âlemi vard?r. " ?nsan kainat?n bir küçük nümunesi olduğu için," Bu hususî âlemler, umumî âlemin ayn?d?r. "
    Önemli bir s?r olarak "Yaln?z umumî âlemin merkezi şemstir."
    Küçük alemin merkezi ise"Hususî âlemlerin merkezi ise şah?st?r. "
    belkide en önemli yerlerden biriside bu cümle olmal?d?r." Her hususî âlemin anahtarlar? o âlemin sâhibinde olup letâifiyle bağl?d?r. "Bu anahtar ise ene olmal?d?r.
    Evet bu küçük alemin çok husisiyetleri "O şahsî âlemlerin safveti, hüsnü ve kubhu, ziyas? ve zulmeti, merkezleri olan eşhasa tâbidir." hakikat?d?r.
    Aynalarda görülen görüntüler ve resimler aynan?n hareketi ile bağl?d?r ve her şahs?n alemide o şahsa bağl? hükümler al?r.Nas?l ki gölge ve misal gölgenin sahibine bağl? olmas? ve ona göre hareket etmesi nedeniyle her şahs?n aleminden tezahur eden fiiilerde o sahs?n kendisine bakar.
    Kalp ayine -i samet olmas? hasabiyle insan küçük alemindeki günahlar? küçük görmemelidir.Çünkü kalbe düşen günahlar o kalbin kasavetine başlang?ç olmaktad?r ve kalpten diğer duygulara geçecek ve inikas olacak nur-u iman?n makes bulmas?n? engelleyecektir.?şte Üstad hazretleri de bunu " kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün y?ld?zlar?n? küsufa tutturur." şeklinde ifade etmiştir diye düşünüyorum.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:13 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı hüşyar Nickli Üyeden Alıntı
    Abdulbaki Hocam , Şahsi Alemin y?ld?zlar? tabiri ile benim de zihnime gelen latifeler olmuştu .Yani y?ld?z misali latifeler , insana hayat veren onu sadece bir maddeden,bedenden ibaret k?lmayan unsurlar diyebilirm. Bedenimizin techizat? kulak , burun vs. ise ruhun techizat? da bu latifeler ...
    Bedendeki azalar?n yaralanmas? gibi latifelerde manevi yaralar alabiliyor .Bu manevi yaralar Tedavi edilmezse manevi tahribat latifelere dolay?s?yla kalbe ve ruha büyük s?k?nt?lar verebiliyor .Tedavi iman ve ibadetle , günahlardan istigfar ve kac?nmakla olur.
    Latifelerimizle ruha ve kalbe yani merkez noktaya ulas?rsak , O halde iman konusunda latifelerimizi besleyip ruhu ve kalbi de o nisbette kasavetten muhafazaya cal?şabiliriz ...

    Selam ?le...
    kasavet Abdullah yeğin ağabeyin lügat'?n da : ''Kalp kat?l?ğ? , gaflet , kayg? , tasa , üzüntü , keder. '' şeklinde geçiyor.
    Benim merak ettiğim paragrafda '' kasavet '' ile ne ima edilmiş. Akla ilk gelen ve kendisinden bir evvelki cümlenin de ima ettiği üzere '' günah '' idi.Sonra merak ettim eğer günah ise nas?l bir zerre günah nas?l bir anda tüm latifelerimizi dumura uğratabilir. Gerekli izahlar yap?lm?ş Allah raz? olsun

    Bu konu ile irtibatl? başka bir sorum olacak .
    Zaman zaman insan?n kalbinde gerçekten tam bir kasavet yani kasvetli bir hava hakim oluyor.?nsan hiç bir şey yapmak istemiyor.Müsbet - menfi can? hiç birşey istemiyor , son derece daralm?ş hissediyor fakat zahirde bir sebep de görülmüyor , işlenmiş bir günah?n neticesi desek bu denli bir hali netice verecek de bir günah işlenmiş gözükmüyor.Yaşayan bilir , böyle bir durumda insan söyle hissediyor ; sanki tüm latifeleri kepenkleri çekmiş hiç birşeye karş? şevk ve istek duymuyor.Tabi bu hal geçici ve ara ara olsada acaba yukar?da ki '' kalp kasaveti'' bu meseleyide kapsar m? ???
    Bu tarz bir halet sizler de de vuku buluyormu ( biraz özel oldu ama ...)
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:14 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    gulsah kardeşim,belki aşağ?daki bölüm sorunuza cevap olabilir diye düşündüm.Sadece izah etmeden nazarlara sunuyorum.

    Ey insan! Fât?r-? Hakîmin senin mahiyetine koyduğu en garip bir hâlet şudur ki:
    Bazan dünyaya yerleşemiyorsun, zindanda boğaz? s?k?lm?ş adam gibi "of, of" deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde; bir zerrecik, bir iş, bir hat?ra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalb ve fikrin o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyat?nla o dakikac?k, o hat?rac?kta dolaş?yorsun.
    Hem senin mahiyetine öyle mânevî cihazat ve lâtifeler vermiş ki, baz?lar? dünyay? yutsa tok olmaz; baz?lar? bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş bir batman taş? kald?rd?ğ? halde, göz bir saç? kald?ramad?ğ? gibi; o lâtife, bir saç kadar bir s?kleti, yani, gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanam?yor. Hattâ bazan söner ve ölür.
    Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyay? yutan büyük letâiflerini onda bat?rma. Çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. Nas?l küçük bir cam parças?nda gök, y?ld?zlar?yla beraber içine girip gark oluyor. Hardal gibi küçük kuvve-i haf?zanda, senin sahife-i a'mâlin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi, çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyay? bir cihette yutar, istiab eder.(On Yedinci Lem'a )
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:14 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Orjinalini yazan: gulsah


    ''Cisminin küçüklüğe bak?p da günahlar?n? küçük zannetme
    Çünkü kalbin kasavetinden bir zerre , senin şahsi aleminin bütün y?ld?zlar?n? küsufa tutturur.'' --B.said nursi , Mesnevi-i nuriye

    Selamünalykm
    Arkadaşlar bu cümle bana çok dehşetli geldi.
    Sadece kalp kasavetinden B?R ZERRE , BÜTÜN y?ld?zlar? (şahsi aleminin) küsufa tutturuyor denmiş.
    Burada kalp kasaveti'nden neler murad edilmiş olabilir ki sadece bir zerresi bu denli bir tahribat yapabilyor.





    Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insan?n kalbi binler Âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir. Evet, insan?n kafas?ndaki dimağ?, hadsiz telsiz telgraf ve telefonlar?n santral denilen merkezi misilli, kâinat?n bir nevi merkez-i mânevîsi olduğunu gösteren hadsiz fünun ve ulûm-u beşeriye olduğu gibi, insan?n mahiyetindeki kalbi dahi, hadsiz hakaik-i kâinat?n mazhar?, medar?, çekirdeği olduğunu, had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyetin yazd?klar? milyonlarla nuranî kitaplar gösteriyorlar.(Mektubat-428)
    ?nsan?n kalbi, kâinat?n hadsiz hakikatlerine mazhar, medar ve çekirdeği olduğu cihetle kâinat?n bir fihristesi hükmünde olan insan?n da umum duygular?na, hasselerine çekirdek olma ihtimali olduğunu düşünüyorum. Dolay?s?yla kalbin kasaveti insan?n sair duygular?n? da olumsuz yönde etkileyecektir diye düşünüyorum. Bu yüzden kalbdeki kasavetten (gaflet, kayg?, üzüntü, ümitsizlik, keder )bir zerrecik, insan?n şahsi aleminin y?ld?zlar? hükmünde olan sair duygu ve hasselerini de etkileyip karartabilir.
    Risale-i Nur'un talimiyle biliyoruz ki; ehl-i küfür kâinat? ölü, karanl?kl?, boş ve meydan-? vahşetgâh olarak görüyor. Hayat? mücadele olarak gören insan?n kalbin yumuşakl?ğ?n? ifade eden şefkat, merhamet v.s. duygulardan mahrum olacağ? ise izahtan varestedir. Şefkat, merhamet, muavenet gibi duygulardan mahrum olan bir kalbin de kat?laşmamas?, kasavete duçar olmamas? düşünülemez. Umûmiyetle içinde yaşad?ğ? hadiselerin tesirinde olan kalb-i insanînin zaaf-? îman dolay?s?yla kat?laşmas?, kasavete düşmesi kaç?n?lmas? mümkün olmayan bir marazd?r diye düşünüyorum. Abdülbaki hocam?z?n ifade ettiği şu bölüm de bu mülâhazalara eklenmelidir bence:

    Kalp ayine -i samet olmas? hasabiyle insan küçük alemindeki günahlar? küçük görmemelidir.Çünkü kalbe düşen günahlar o kalbin kasavetine başlang?ç olmaktad?r ve kalpten diğer duygulara geçecek ve inikas olacak nur-u iman?n makes bulmas?n? engelleyecektir.?şte Üstad hazretleri de bunu " kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün y?ld?zlar?n? küsufa tutturur." şeklinde ifade etmiştir diye düşünüyorum.

    Bundan başka yirminci sözde geçen şu bölüm de kasavet-i kalbin nelere bağl? olarak meydana gelebileceğini göstermesi aç?s?ndan önemli gibi göründü bana. Ey benî ?srâil ve ey benîâdem! Zaaf ve acziniz içinde nas?l bir kalb taş?yorsunuz ki, öyle bir Zât?n evâmirine karş? o kalb, kasâvetle mukâvemet ediyor. Halbuki, o koca sert taşlar?n tabaka-i muazzamas?, o Zât?n evâmiri önünde kemâl-i ink?yadla karanl?kta nâzik vazifelerini mükemmel ifâ ediyorlar. ?taatsizlik göstermiyorlar. Belki o taşlar, toprak üstünde bulunan bütün zevi'l-hayata, âb-? hayatla beraber sâir medâr-? hayatlar?na öyle bir hazînedarl?k ediyor ve öyle bir adâletle taksimâta vesîledir ve öyle bir hikmetle tevzîâta vâs?ta oluyor ki, Hakîm-i Zülcelâlin dest-i kudretinde, balmumu gibi ve belki hava gibi yumuşakt?r, mukâvemetsizdir ve azamet-i kudretine karş? secdededir. Zîrâ toprak üstünde müşâhede ettiğimiz şu masnuât-? muntazama ve şu hikmetli ve inâyetli tasarrufât-? ?lâhiye misillü, zemin alt?nda aynen cereyan ediyor. Belki hikmeten daha acîb ve intizamca daha garip bir sûrette hikmet ve inâyet-i ?lâhiye tecellî ediyor. Bak?n?z! En sert ve hissiz o koca taşlar, nas?l balmumu gibi evâmir-i tekviniyeye karş? yumuşakl?k gösteriyorlar ve memur-u ?lâhî olan o latîf sulara, o nâzik köklere, o ipek gibi damarlara o derece mukâvemetsiz ve kasâvetsizdir. Güyâ bir âş?k gibi, o latîf ve güzellerin temâs?yla kalbini parçal?yor, yollar?nda toprak oluyor.

    Benim de bu konuda âcizane anlayabildiklerim ve ifade edebildiklerim bunlar kardeşlerim.
    Selâm ve hürmetlerimle...
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:14 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Göz kalbin elçisidir
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.05.14, 15:46
  2. Göz, Kalbin Elçisidir...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 28.01.09, 01:09
  3. Göz ile Kalbin konuşması
    By SeRV-i SiMiN in forum Edebiyat
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 28.08.08, 14:50
  4. Kalbin Sorumlulugu
    By yakaza in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.08.08, 11:46
  5. Kalbin Mi Kırıldı?
    By Gül Yürekli in forum Şiirler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 20.04.08, 14:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0