+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Korku Hissi İnsana Niçin Verilmiştir?

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ?nsanda en mühim ve esasl? bir his, hiss-i havft?r?kinci Desise
    ?nsanda en mühim ve esasl? bir his, hiss-i havft?r. Dessas zalimler, bu korku damar?ndan çok istifade etmektedirler; onunla korkaklar? gemlendiriyorlar. Ehl-i dünyan?n hafiyeleri ve ehl-i dalâletin propagandac?lar?, avâm?n ve bilhassa uleman?n bu damar?ndan çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlar?n? tahrik ediyorlar.
    Meselâ, nas?l ki damda bir adam? tehlikeye atmak için, bir dessas adam, o evhaml?n?n nazar?nda zararl? görünen bir şeyi gösterip, vehmini tahrik edip, kova kova, tâ dam?n kenar?na gelir, baş aşağ? düşürür, boynu k?r?l?r. Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hattâ, bir sinek beni ?s?rmas?n diyerek, y?lan?n ağz?na girer.
    Bir zaman -Allah rahmet etsin- mühim bir zat kay?ğa binmekten korkuyordu. Onunla beraber bir akşam vakti ?stanbul’dan Köprüye geldik. Kay?ğa binmek lâz?m geldi. Araba yok. Sultan Eyüb’e gitmeye mecburuz. Israr ettim.
    Dedi: "Korkuyorum; belki batacağ?z."
    Ona dedim: "Bu Haliç’te tahminen kaç kay?k var?"
    Dedi: "Belki bin var."
    Ona dedim: "Senede kaç kay?k gark olur?"
    Dedi: "Bir iki tane. Baz? sene de hiç batmaz."
    Dedim: "Sene kaç gündür?"
    Dedi: "Üç yüz altm?ş gündür."
    Dedim: "Senin vehmine ilişen ve korkuna dokunan batmak ihtimali, üç yüz altm?ş bin ihtimalden birtek ihtimaldir. Böyle bir ihtimalden korkan, insan değil, hayvan da olamaz."
    Hem ona dedim: "Acaba kaç sene yaşamay? tahmin ediyorsun?"
    Dedi: "Ben ihtiyar?m. Belki on sene daha yaşamam ihtimali vard?r."
    Dedim: "Ecel gizli olduğundan, herbir günde ölmek ihtimali var. Öyleyse, üç bin alt? yüz günde hergün vefat?n muhtemel. ?şte, kay?k gibi üç yüz binden bir ihtimal değil, belki üç binden bir ihtimalle bugün ölümün muhtemeldir. Titre ve ağla, vasiyet et" dedim.
    Akl? baş?na geldi, titreyerek kay?ğa bindirdim. Kay?k içinde ona dedim:
    "Cenâb-? Hak havf damar?n? h?fz-? hayat için vermiş, hayat? tahrip için değil. Ve hayat? ağ?r ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir. Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hattâ beş alt? ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârâne bir havf meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, k?rk ihtimalden bir ihtimalle havf etmek evhamd?r, hayat? azâba çevirir."

    ?şte, ey kardeşlerim! Eğer ehl-i ilhâd?n dalkavuklar? sizi korkutmakla kudsî cihad-? mânevînizden vazgeçirmek için size hücum etseler, onlara deyiniz:
    "Biz hizbü’l-Kur’ân’?z. -1- s?rr?yla, Kur’ân’?n kalesindeyiz. -2- etraf?m?zda çevrilmiş muhkem bir surdur. Binler ihtimalden bir ihtimalle şu k?sa hayat-? fâniyeye küçük bir zarar gelmesi korkusundan, hayat-? ebediyemize yüzde yüz, binler zarar verecek bir yola bizi ihtiyar?m?zla sevk edemezsiniz."
    Ve deyiniz: "Acaba hizmet-i Kur’âniyede arkadaş?m?z ve o hizmet-i kudsiyenin tedbirinde üstad?m?z ve ustabaş?m?z olan Said Nursî’nin yüzünden, bizim gibi hak yolunda ona dost olan ehl-i haktan kim zarar görmüş? Ve onun has talebelerinden kim belâ görmüş ki biz de göreceğiz ve o görmek ihtimaliyle telâş edeceğiz? Bu kardeşimizin binler uhrevî dostlar? ve kardeşleri var. Yirmi otuz senedir dünya hayat-? içtimaiyesine tesirli bir surette kar?şt?ğ? halde, onun yüzünden bir kardeşinin zarar gördüğünü işitmedik.
    Hususan o zaman elinde siyaset topuzu vard?. Şimdi o topuz yerine nur-u hakikat var. Eskiden 31 Mart hadisesinde çendan onu da kar?şt?rd?lar, baz? dostlar?n? da ezdiler. Fakat sonra tebeyyün etti ki, mesele başkalar? taraf?ndan ç?km?ş. Onun dostlar?, onun yüzünden değil, onun düşmanlar? yüzünden belâ gördüler. Hem o zaman çok dostlar?n? da kurtard?. Buna binaen, bin değil, binler ihtimalden birtek ihtimal-i tehlike korkusuyla bir hazine-i ebediyeyi elimizden kaç?rmak, sizin gibi şeytanlar?n hat?r?na gelmemeli" deyip, ehl-i dalâletin dalkavuklar?n?n ağz?na vurup tard etmelisiniz.
    Hem o dalkavuklara deyiniz ki: "Yüz binler ihtimalden bir ihtimal değil, yüzden yüz ihtimalle bir helâket gelse, zerre kadar akl?m?z varsa, korkup, onu b?rak?p kaçmayacağ?z."
    Çünkü, mükerrer tecrübelerle görülmüş ve görülüyor ki, büyük kardeşine veyahut üstad?na tehlike zaman?nda ihanet edenlerin, gelen belâ en evvel onlar?n baş?nda patlar. Hem merhametsizcesine onlara ceza verilmiş ve alçak nazar?yla bak?lm?ş. Hem cesedi ölmüş, hem ruhu zillet içinde mânen ölmüş. Onlara ceza verenler, kalblerinde bir merhamet hissetmezler. Çünkü derler: "Bunlar madem kendilerine sad?k ve müşfik üstadlar?na hain ç?kt?lar; elbette çok alçakt?rlar, merhamete değil tahkire lây?kt?rlar."
    Madem hakikat budur. Hem madem bir zalim ve vicdans?z bir adam, birisini yere at?p ayağ?yla onun baş?n? katî ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağ?n? öpse, o zillet vas?tas?yla kalbi baş?ndan evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem baş? gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur. Hem o canavar, vicdans?z zalime karş? zaaf göstermekle, kendisini ezdirmeye teşcî eder. Eğer ayağ? alt?ndaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtar?r, cesed-i bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâs?z yüzlerine!
    Bir zaman ?ngiliz devleti, ?stanbul Boğaz?n?n toplar?n? tahrip ve ?stanbul’u istilâ ettiği hengâmda, o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesinin Başpapaz? taraf?ndan Meşihat-? ?slâmiyeden dinî alt? sual soruldu. Ben de o zaman Dârü’l-Hikmeti’l-islâmiyenin âzâs?yd?m. Bana dediler: "Bir cevap ver. Onlar, alt? suallerine alt? yüz kelimeyle cevap istiyorlar."
    Ben dedim: "Alt? yüz kelimeyle değil, alt? kelimeyle de değil, hattâ bir kelimeyle dahi değil, belki bir tükürükle cevap veriyorum. Çünkü, o devlet, işte görüyorsunuz, ayağ?n? boğaz?m?za bast?ğ? dakikada, onun papaz?, mağrurâne üstümüzde sual sormas?na karş?, yüzüne tükürmek lâz?m geliyor. Tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!" demiştim. Şimdi diyorum:
    Ey kardeşlerim! ?ngiliz gibi cebbar bir hükümetin istilâ ettiği bir zamanda, bu tarzda matbaa lisan?yla onlara mukabele etmek, tehlike yüzde yüz iken h?fz-? Kur’ânî bana kâfi geldiği halde, size de yüzde bir ihtimalle ehemmiyetsiz zalimlerin elinden gelen zararlara karş?, elbette yüz derece daha kâfidir.
    Hem, ey kardeşlerim, çoğunuz askerlik etmişsiniz. Etmeyenler de elbette işitmişlerdir. ?şitmeyenler de benden işitsinler ki, en ziyade yaralananlar, siperini b?rak?p kaçanlard?r. En az yara alanlar, siperinde sebat edenlerdir.
    mânâ-y? işarîsiyle gösteriyor ki, firar edenler, kaçmalar?yla ölümü daha ziyade karş?l?yorlar.

    1 "Şüphesiz ki Kur’ân’? Biz indirdik; onu koruyan da elbette Biziz." Hicr Sûresi, 15:9.
    2 "Allah bize yeter; O ne güzel vekildir." Âl-i ?mrân Sûresi, 3:173.
    Konu MuhammedSaid tarafından (03.06.07 Saat 02:40 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Vefakar Üye MuhammedSaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    388

    Standart

    Alıntı BERXUDANZLN Nickli Üyeden Alıntı
    ?nsanda en mühim ve esasl? bir his, hiss-i havft?r...

    Cenâb-? Hak havf damar?n? h?fz-? hayat için vermiş, hayat? tahrip için değil. Ve hayat? ağ?r ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir. Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hattâ beş alt? ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârâne bir havf meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, k?rk ihtimalden bir ihtimalle havf etmek evhamd?r, hayat? azâba çevirir.

    Mektubat, s. 403-404

    Evet, Hal?k-? Zülcelâlinden havf etmek, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup ilticâ etmek demektir. Havf, bir kamç?d?r; Onun rahmetinin kucağ?na atar. Mâlûmdur ki, bir vâlide, meselâ, bir yavruyu korkutup, sînesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü, şefkat sînesine celb ediyor. Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i ?lâhiyenin bir lem’as?d?r. Demek, havfullahta bir azîm lezzet vard?r.

    Mâdem havfullâh?n böyle lezzeti bulunsa, muhabbetullahta ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduğu mâlûm olur. Hem, Allah’tan havf eden, başkalar?n kasâvetli, belâl? havf?ndan kurtulur.

    Sözler, s. 322






    ALINTI:FETHULLAH GÜLEN r.aleyh..
    ?kincisi, korkudur. ?nsan korkuyla iradesine kement vurarak onu gemleyebilir. Bilhassa günümüzde ehl-i ‎gaflet, korku hissiyle insanlar? sindirmeye çal?şmaktad?r. Bediüzzaman “?nsanda en mühim ve esasl? bir his, ‎hiss-i havft?r. Dessas zalimler, bu korku damar?ndan çok istifade edip onunla korkaklar? gemlendiriyorlar. ‎Bunlar avam?n ve bilhassa uleman?n bu damar?ndan çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlar?n? tahrik ‎ediyorlar” deyip, meseleyi biraz da zaman ve mekân unsurlar?yla gözler önüne sermiştir. Hak ve hakikate ‎inanm?ş bir sinenin bu marazdan kurtulmas?, ancak iman?yla metafizik gerilime geçip “Bin izzetim, bin ‎haysiyetim ve bin şerefim olsa da, hepsi bu uğurda feda olsun. Ölüm ancak Allah’?n elindedir.” kanaatleriyle ‎aş?labilir. Zira kimseden korkmaman?n yegane çaresi, korkulmas? gereken gerçek kaynaktan korkmakla ‎mümkündür.
    Alıntı BERXUDANZLN Nickli Üyeden Alıntı
    ?’lem eyyühe’l-aziz!

    ?nsan?n havf ve muhabbeti halka teveccüh ettiği takdirde, havf bir belâ, bir elem olur. Muhabbet bir musibet gibi olur. Zira o korktuğun adam, ya sana merhamet etmez veya senin istirhamlar?n? işitmez. Muhabbet ettiğin şah?s da ya seni tan?maz veya muhabbetine tenezzül etmez. Binaenaleyh, havf?n ile muhabbetini dünya ve dünya insanlar?ndan çevir. Fat?r-? Hakîme tevcih et ki, havf?n Onun merhamet kucağ?na--çocuğun anne kucağ?na kaçt?ğ? gibi--leziz bir tezellül olsun. Muhabbetin de saadet-i ebediyeye vesile olsun.

    Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup
    .............................
    'Hakiki alimler,zalim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervasızca söyleyen alimlerdir.' İşte biz,ancak böyle ve müttaki bir allamenin söz ve eserlerine itimad edebiliriz

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Korku Duygusu Niçin Verilmiştir ?
    By ZÜMRÜT in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.10.08, 19:11
  2. İnsana Benlik ve Hürriyet Niçin Verilmiştir?
    By Meyvenin Zeyli in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 25.04.07, 13:30
  3. İnsana Benlik ve Hürriyet Niçin Verilmiştir?
    By Ehl-i telvin in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.03.07, 12:36
  4. Korku Duygusu Niçin Verilmiştir?
    By aşur in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.11.06, 09:43
  5. İnsana Benlik ve Hürriyet Niçin Verilmiştir
    By Şakird in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.09.06, 12:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0