+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Asıl Mehdi Gelmedi mi?

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ASIL MEHD? GELMED? M? ?
    Son zamanlarda Mehdilik meselesinin çokca nazara verilmesi, bir merkezden ve kasden tahrik edildiğini hat?ra getiriyor. Hem de Mehdilik mevzuu, Risale-i Nur müvacehesinde ve makam?na muvaf?k olarak ve iyi niyete müstenid ele al?nmas? gerekirken, muvazenesiz ve Risale-i Nurdaki beyanlar?n makam? nazara al?nmadan ele al?nmas? da dikkat çekicidir.
    Mesela: “Âhirzamanda Hazret-i ?sa Aleyhisselâm'?n nüzulüne ve Deccal'? öldürmesine ait ehadîs-i sahihan?n mana-y? hakikîleri anlaş?lmad?ğ?ndan, bir k?s?m zahirî ülemalar, o rivayet ve hadîslerin zahirine bak?p şübheye düşmüşler. Veya s?hhatini inkâr edip veya hurafevari bir mana verip âdeta muhal bir sureti bekler bir tarzda, avam-? müslimîne zarar verirler. Mülhidler ise, bu gibi zahirce ak?ldan çok uzak hadîsleri serrişte ederek, hakaik-i ?slâmiyeye tezyifkârane bak?p taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu gibi ehadîs-i müteşabihenin hakikî tevillerini Kur'an feyziyle göstermiş” Kastamonu Lahikas?: 80

    Hem ileri sürülen iddialara göre as?l Mehdinin daha gelmediği söyleniyor. Çünkü Mehdinin geniş dairedeki icraatlar? yap?lmam?şt?r deniliyor. Halbuki as?l Mehdi, geniş daire yani içtimaî ve sîyasi dairelere bakan program? gösterir ve şahs-? manevisi olan açt?ğ? Mehdiyet cereyan?, o programa istinaden, –eğer beşer bütün bütün bozulmaz ise– o vazifeleri icra eder diye bildirilmektedir.

    ?LM? SEV?YE

    Hem bu icraatlar? haber veren hadisleri zahir manalar? ile nazara vermek de olmaz. Çünkü: O hadiseler, gözle görüneceğinden, müteşabih rivayetlerden olmas?, makam?n icab?d?r.

    Evet “Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikata ink?lab eder; hurafata kap? açar.” Mektubat: 473 vecizesi bu hakikate dikkat çeker.

    Yine Bediüzzaman Hazretleri diyor: “?slâmiyetin mağz ve lübbünü terkederek k?şr?na ve zahirine vakf-? nazar ettik ve aldand?k. Ve sû'-i fehm ve sû'-i edeb ile ?slâmiyetin hakk?n? ve müstehak olduğu hürmeti îfa edemedik. Tâ o da bizden nefret ederek evham ve hayalât?n bulutlar?yla sar?l?p tesettür eyledi.

    Hem de hakk? var. Zira biz ?srailiyat? usûlüne ve hikâyat? akaidine ve mecazat? hakaikine kar?şt?rarak k?ymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada te'dib için zillet ve sefalet içinde b?rakt?. Bizi kurtaracak yine onun merhametidir.” (Muhakemat: 9) Şeklinde ifade edilen veciz ve derin hakikat?n nazara al?nmas? şartt?r.

    MEHD?N?N FUTUHATINI CEMAAT? YAPACAK

    Haber verilen geniş daire futuhat?n?n şart? hakk?nda da şu kay?tlar var:

    “Birincisi: Çok defa mektublar?mda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-? manevîsinin üç vazifesi var. Eğer çabuk k?yamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan ç?kmazsa, o vazifeleri onun cem'iyeti ve seyyidler cemaati yapacağ?n? rahmet-i ?lahiyeden bekliyoruz.” Emirdağ Lahikas?: 265

    Bu sarih beyanda Mehdi, Mehdiyet cereyan?n? temsil edip siyasî icraat yapm?yor. Onun cem'iyeti ve seyyidler cemaati icra ediyor. Risale-i Nurun muhtelif yerlerinde ayn? hüküm nazara verilmiştir.

    FUTUHATIN ŞARTLARI

    Keza k?yametin kopmamas? şart? var. K?yametin kopma sebeblerinden iki örnek verelim:

    “Birden ihtar edilen bir mes'ele:

    Âhirzamanda bir şahs?n hatiat ve günahlar?n?n gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair rivayetler vard?r. Eskide acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah işleyebilir mi ve o âhirzamanda bildiğimiz günahlardan başka hangi günahlard?r ki kâinat?n heyet-i mecmuas?na dokunur, k?yametin kopmas?na ve dünyalar? başlar?na harab olmas?na sebebiyet verir, diye düşünürdüm. Şimdi bu zamanda müteaddid esbab?n? gördük.

    Ezcümle müteaddid vücuhundan radyomla anlaş?ld? ki: O bir tek adam bir tek kelime ile, bir milyon kebairi birden işler ve milyonlarla insan? dinlettirmekle günaha sokar.” Kastamonu Lahikas?:71

    “Eğer beşer çabuk akl?n? baş?na al?p adalet-i ?lahiye nam?na ve hakaik-i ?slâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî ve manevî k?yametler başlar?na kopacak, anarşilere, ye'cüc ve me'cüclere teslim-i silâh edecekler diye kalbe ihtar edildi.” Hutbe-i Şamiye: 79

    ?şte k?yametin kopma sebepleri ve şartlar?ndan bir k?sm? nazara verilmiş oluyor. Yani havf ü reca tabir edilen ümit ve korkman?n neticesi olarak şeair-i ?slamiye lehinde fikir ve fiiller hayata ve nazar-? ammeye tebliğ ve arz edilmelidir.

    GELECEK ZAMANLARIN H?ZMET CEMAAT?
    Kişi mehdilik iddias?nda bulunmaz fakat eş kabul etmeyen ahirzaman fitnesi karş?s?nda hayat?n? feda etmek derecesinde bir kahramanl?k ve fedailik ile mukabele edip cihad-? manevi yapmasiyle ve münkir ve münaf?klara karş? hakaik-? imaniye ve Kur’aniyeyi, Kur’an ve Kur’an?n bildirdiği kâinata müstenid vehbî ilmin kuvvetli delilleriyle küfrü ibtal etmesi gibi hususiyet ve meziyetleri cihetiyle bu zat?n Mehdiyet cereyan? mümessili olduğu kanaat?na var?l?r ve izhar edilir. Yoksa haz?ra konma ve şatafatl? hayat dairesinde yeni ortaya ç?kart?lan muhtelif Mehdilik müddeilerine ehl-i ilim iltifat etmez. Mehdiyetin geniş dairesinde gereken ittihad-? ?slam taban?n? muhtelif mehdilerle bölerek dağ?tmak isteyen cereyana alet olmazlar. Üstad Bediüzzaman Mehdiyet vazifesinin manevî mümessilliğini Risale-i Nura verir.
    “Aziz, s?dd?k kardeşlerim ve hizmet-i Kur'aniyede kuvvetli, dirayetli arkadaşlar?m!

    Bu zaman cemaat zaman?d?r. Ehemmiyet ve k?ymet, şahs-? manevîye göre olur. Maddî ve ferdî ve fânî şahs?n mahiyeti nazara al?nmamal?. Hususan benim gibi bir bîçarenin k?ymetinden bin derece ziyade ehemmiyet vermekle, bir batman? kald?rmayan zaîf omuzuna, binler batman ağ?rl?ğ? yüklense alt?nda ezilir.

    Lillahilhamd Risalet-in Nur, bu asr? belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mu'cize-i Kur'aniye olduğunu çok tecrübeler ve vâk?alar ile körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senân?z tam yerindedir; fakat bana verdiğinizden, binden birine de kendimi lây?k göremem.

    Yaln?z, pek büyük bir nimete ve muvaffak?yete sizin gibi hakikatl? talebelerin iştirak ve sa'y ü gayretleriyle mazhariyetim noktas?nda, Risale-i Nur hesab?na ebede kadar iftihar ederim.” Kastamonu Lahikas?: 6

    Yine Hz. Üstad diyor: “Bâkî bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemâlde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye mâruz ve mübtelâ şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarard?r.

    Sâniyen: Risale-i Nur'un tezâhürü, yaln?z tercüman?n?n fikriyle veyahut onun ihtiyac-? mânevî lisan?yla Kur'andan gelmiş, yaln?z o tercüman?n istidad?na bakan feyizler değil; belki o tercüman?n muhatablar? ve ders-i Kur'anda arkadaşlar? olan hâlis ve metin ve sâd?k zâtlar?n o feyizleri ruhen istemeleri ve kabûl ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle o tercüman?n istidad?ndan çok ziyade o Nurlar?n zuhuruna medar olduklar? gibi, Risale-i Nur'un ve şâkirdlerinin şahs-? mânevîsinin hakikat?n? onlar teşkil ediyorlar. Tercüman?n?n da içinde bir hissesi var. Eğer ihlâss?zl?kla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir.” E:70-71 şeklindeki beyanlar, Risale-i Nurda ferdî ve şahsî liderlik esas değil. Belki, “hâlis ve metin ve sad?k” yani keyfiyet evsaf?na haiz ve Risale-i Nur'un hakaik ve feyizlerinin “ruhen isteyen ve kabul ve tasdik ve tatbik” zatlar?n şahs-? manevisi esasd?r. Bu manadaki beyanlar, Risale-i Nurda tekraren nazara verilmiştir ve te’vil kald?rmaz.

    “Risaleler makam-? Mahmud yolunu tarif ediyorlar. Üstad?m?n hutbesi olan Risale-i Nur, bu zaman?n bir mehdisi ve müceddididir.” Barla Lâhikas? sh: 146

    Bu ifadede mehdiyet vazifesinin Risale-i Nura verilmesi, Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdi-i A’zaml?k vasf?n? nakzetmez. Zira son as?rda zuhur eden ve Risale-i Nur olarak ortaya ç?kan hidayet ve hakaik-i Kur’aniye, Mehdiyetin hakikat? olduğu gibi; bu hakikata mazhar olan zat dahi, bu mazhariyetinden dolay? Mehd-i A’zam olup, Mazhar olduğu Mehdiyet hakikat? da, bu zat?n şahs-? manevîsidir. Böylece hem şah?s, hem eserleri; Mehdi kelimesinin bir mânas? olan, mazhar-? hidayet ve vesile-i hidayettir. Demek mehdiyetin hakikat?, hakaik ve hidayet-i Kur’aniyedir. Ona mazhar olan şah?s ve eserleri, mehdiyetin hakikat?n? hâmil olur. ?craat ve tatbikat? da içine alan Mehdiyet cereyan?n?n üç vazifesinden birincisinin en ehemmiyetli ve Mehdiyetin esas? olmas? bu s?rdand?r. Dünyada fâni olan şah?s gider, fakat eseri baki kal?r.

    Bu hakikata bakan Hz. Üstad?n bir beyan?nda şöyle der:

    “Hem o şuur-u îmâniyle, netice-i hayat?m ve sebeb-i saadetim ve vazife-i f?trat?m olan Resâil-i Nur dahi ziya'dan, mahvdan, fâidesiz kalmas?ndan ve mânen kurumas?ndan kurtulmalar?n? ve meyvedâr bâki kalmalar?n? o intisab-? imânî ile bildim, hissettim, kanaat getirdim; Kendi bekam?n lezzetinden çok ziyade bir mânevî lezzet duydum, tam hissettim. Çünki, îmân ettim ki: Bâkî-i Zülkemâl'in bekas? ve varl?ğ?yla Resâil-ün Nur yaln?z insanlar?n hâf?zalar?nda ve kalblerinde nakşolmuyor; belki hadsiz zîşuur mahlûkat?n ve ruhânîlerin bir mütalâagâhlar? olmakla beraber r?zâ-i ?lâhîye mazhar ise, Levh-i Mahfuz'da ve elvah-? mahfuzada irtisam ederek sevab meyveleriyle tezeyyün eder. Ve bilhassa Kur'ana mensubiyeti ve kabul-ü Nebevî ve - inşâallah - marzî-i ?lâhî cihetiyle bir anda vücudu ve nazar-? Rabbaniyeye mazhariyeti, umum ehl-i dünyan?n takdirinden daha ziyâde k?ymetdar bildim.” Şualar: 63

    Emirdağ Lâhikas?’nda şu ifade vard?r:

    “Nurcular, üstadlar?yla içtima etmiyorlar ve etmeye de mecbur değiller. Kendilerini üstadlar?yla içtimaa mecburiyet hissetmiyorlar. Ders almak için beraber bulunmaya lüzum görmüyorlar. Belki; koca bir memleket bir dershane hükmünde, Risale-i Nur kitablar? onlar?n eline geçmekle, üstad yerine onlara bir ders verir. Herbir risale, bir Said hükmüne geçer.” Emirdağ Lâhikas?-II- sh: 168

    Hem 1962 senesinde Zübeyir Ağabey taraf?ndan kaleme al?n?p neşredilen bir lâhika mektubunda da Hz. Üstad?n makam?, yani şahs-? manevisi hakk?nda şu beyanlar var:

    “Hem müceddid-i ekber, hem bir mehdi-i a’zam, hem bir müceddid-i ekmel, hem bir ferd-i ferîd olan Üstad?m?z Bediüzzaman Hazretleri...” diyerek ayn? hakikat? ifade etmişlerdir.”

    Bu lahika mektubunun mezkür k?sm?, Abdulkadir Bad?ll?, Mufassal Tarihçesinin 54. Sahifesinde neşredilmiştir.

    “Üstad?m kendi şahsiyetini merciiyyetten azlediyor. Yaln?z Risale-i Nur'u merci' gösteriyor. Hazret-i Mevlânâ Hâlid'in şahsiyeti, kutbü’l-irşâd, mercîiil-hâs ve’l-âmm olmuştur.” Barla Lahikas?: 165

    “Hazret-i Mevlânâ Hâlid, milyonlar etba'lar?n?n ittifaklar?yla müceddiddir ve baştaki hadîs-i şerîfin bir mâsadak?d?r. Ve mâdem tam yüz sene sonra, dört mühim cihet-i tevâfukla beraber Risale-i Nur ayn? vazifeyi görüyor. Demek nass-? hadîs ile, Risale-i Nur eczâlar? tecdid ve takviye-i din vazifesini görüyorlar.” Barla Lahikas?: 165

    “Lillahilhamd Risalet-in Nur, bu asr? belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mu'cize-i Kur'aniye olduğunu çok tecrübeler ve vâk?alar ile körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senân?z tam yerindedir” (Kastamonu Lâhikas? sh:6)

    Bediüzzaman Hazretlerinin ahirzaman fitnesinin hücumuna karş? mukabele etmek vazifesine namzed olduğuna işaret eden mühim bir vak?a-y? sâd?kas?:

    “Eski Harb-i Umumî'den evvel ve evâilinde, bir vâk?a-i sâd?kada görüyorum ki: Ararat Dağ? denilen meşhur Ağr? Dağ?'n?n alt?nday?m. Birden o dağ, müdhiş infilâk etti. Dağlar gibi parçalar?, dünyan?n her taraf?na dağ?tt?. O dehşet içinde bakt?m ki, merhum vâlidem yan?mdad?r. Dedim: "Ana korkma! Cenab-? Hakk'?n emridir; o Rahîm'dir ve Hakîm'dir." Birden o hâlette iken, bakt?m ki mühim bir zât, bana âmirane diyor ki: "?'caz-? Kur'an? beyan et." Uyand?m, anlad?m ki: Bir büyük infilâk olacak. O infilâk ve ink?lâbdan sonra, Kur'an etraf?ndaki surlar k?r?lacak. Doğrudan doğruya Kur'an kendi kendine müdafaa edecek. Ve Kur'ana hücum edilecek, i'câz? onun çelik bir z?rh? olacak. Ve şu i'caz?n bir nev'ini şu zamanda izhar?na, haddimin fevk?nde olarak, benim gibi bir adam namzed olacak ve namzed olduğumu anlad?m.” Mektubat: 368

    Bu parçada bahsolunan büyük infilâk ve Kur’ana hücum hâdisesi, rivayetlerde haber verilen âhirzaman fitnesini ifade eder. Bu fitneye ve cereyan?na karş? çal?şan tamircinin ise ?’caz-? Kur’an’dan tereşşuh eden Risale-i Nur olduğu ifade edildi.

    Bu hükmü te’yid eden diğer bir mektupta da, hâs Nurcular?n mehdiyetin siyasî hâkimiyet vazifesine göz dikmemeleri ve Mehdiyetin asl? olan iman hizmetinde sabit kalmalar? için kader-i ilahî’nin bir müdahalesi şöyle izah ediliyor.

    “Ehl-i dünya ve ehl-i siyaset ve avâm?n nazar?nda birinci derece ve hakikat nazar?nda, îmana nisbeten ancak onuncu derecede bulunan siyaset-i ?slâmiye ve hayat-? içtimaiye-i ümmete dair hizmeti, kâinatta en büyük mes'ele ve vazife ve hizmet olan hakaik-i imaniyenin çal?şmas?na râcih gördüklerinden; o tercümana karş? arkadaşlar?n?n pek ziyade hüsn-ü zanlar? ehl-i siyasete, ink?lâbc? bir siyaset-i ?slâmiye fikrini vermek cihetinde, Risale-i Nur'a karş? hayat-? içtimaiye noktas?nda cephe almak ve fütuhat?na mâni' olmak pek kuvvetli ihtimali vard?. Bunda hem hâta, hem zarar büyüktür. Kader-i ?lâhî, bu yanl?ş? tashih etmek ve o ihtimali izale etmek ve öyle ümid besleyenlerin ümidlerini ta'dil etmek için, en ziyade öyle cihetlerde yard?m ve iltihaka koşacak olan ülemadan ve sâdâttan ve meşâyihten ve ahbabdan ve hemşehriden birisini muâr?z ç?kard?; o ifrat? ta'dil edip adalet etti. "Size kâinat?n en büyük mes'elesi olan îman hizmeti yeter" diye bizi merhametkârane o hâdiseye mahkûm eyledi.” Kastamonu Lahikas?:193

    GEN?Ş DA?REDEN DAR DA?REYE BAKMAK

    Hem Bediüzzaman Hazretleri; geniş daire makam? nazar?yla, dar dairenin fütühat?na bakman?n doğurduğu mahzuru şöyle beyan eder:

    “Nurlar?n fütûhat?n? kalben temaşa ederken, baz? hâs kardaşlar?m?n Nur’un tercüman?na verdikleri makam noktas?nda bakt?m. O makama nisbeten fütûhat az olmas?ndan, o makam?n şerefi için bir h?rs ile vazife-i ilâhiyeye kar?şmak gibi şekva geldi. Binler derece şükür ve s?f r?za-y? ilâhî noktas?nda baz? bîçarelerin Nur’larla imânlar?n? kurtarmak cihetiyle binler hamd, senâ ve şükür lâz?mken, bir teşekki ve s?k?nt? geldi… Sonra mahviyet ve terk-i enaniyet ve ihlâs-? tâm ile ayn? vaziyete bakt?m, gördüm ki: o fütûhatta binler hamd ve senâ ve teşekkür ve mânevî sürür ve sevinç ruhuma geldi. Ben o halde iken anlad?m ki, makamât-? mâneviye dahi mesleğimizde mevzu-u bahis olmamal?. Eğer baz? has kardeşlerimin, hakk?mdan yüz derece ziyade bana verdikleri hisse ve makam hakikat olsa ve hakk?m da olsa, mezkûr hakikat için b?rakmağa, meslek-i nuriyedeki ihlâs-? tâmme b?rakmaya mecbur eder.” (Osmanl?ca Teksir Bask? T?ls?mlar Mecmuas?’n?n Zeyli, Maidet-ül Kur’an Baş?ndaki Mektubdan)

    El-Örf-ül Verdî Fi-Ahbar-il Mehdî Risalesi'ndeki bir hadîs de şöyledir:


    Hadîsin meâli: "Süfyanî Deccal ç?kmad?ğ? müddetçe, Mehdî de gelmiyecektir." RNK: Hadis S?ra No: 811

    Bu hadisin hükmü ile Deccal gelmeden Mehdi gelmediğine göre hakiki Mehdinin gelmediğini söylemek Deccal’?n da gelmediğini iddia etmek manas?na gelir. Bu ise muazzam bir ümmetin kanaat?na ve Beşinci Şua’n?n ihbarat?na muhaliftir.

    Hazret-i Bediüzzaman diyor ki: “Ben bir mânevî âlemde ?slâm Deccal?n? gördüm. Yaln?z birtek gözünde teshirci bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bütün münkir bildim. ?şte bu inkâr-? mutlaktan ç?kan bir cür'et ve cesaretle mukaddesata hücum eder. Avam-? nâs hakikat-? hâli bilmediklerinden, hârikulâde iktidar ve cesaret zannederler.” (Şualar: 595)

    EN MÜH?M VAZ?FE HANG?S? ?

    Evet Mehdilik meselesini çokça nazara verenler, Risale-i Nur’un tekrarl? ve aç?k ifadelerine ters düşen bir iddia ile adeta ikinci ve üçüncü vazifeleri Mehdiliğin esas? olarak nazara verirler. Halbuki Risale-i Nur, birinci vazifeyi esas al?r. Mesela:

    “Şimdi hakikat-? hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan îman? kurtarmak ve îman? tahkikî bir surette umuma ders vermek, hattâ avam?n da îman?n? tahkikî yapmak vazifesi ise, mânen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici mânas?n?n tam sarahat?n? ifade ettiği için, Nur şâkirdleri bu vazifeyi tamam?yla Risale-i Nur'da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecedir diye, Risale-i Nur'un şahs-? mânevîsini hakl? olarak bir nevi Mehdi telâkki ediyorlar. O şahs-? manevînin de bir mümessili, Nur şakirdlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-? mânevîsi ve o şahs-? mânevîde bir nevi mümessili olan bîçâre tercüman?n? zannettiklerinden, bâzan o ismi ona da veriyorlar. Gerçi bu bir iltibas ve bir sehivdir, fakat onlar onda mes'ul değiller. Çünki ziyade hüsn-ü zan, eskiden beri cereyan ediyor ve itiraz edilmez. Ben de o kardeşlerimin pek ziyade hüsn-ü zanlar?n? bir nevi dua ve bir temenni ve Nur talebelerinin kemal-i îtikadlar?n?n bir tereşşuhu gördüğümden onlara çok ilişmezdim. Hattâ eski evliyan?n bir k?sm?, keramet-i gaybiyelerinde Risale-i Nur'u ayn? o âhirzaman?n hidayet edicisi olduğu diye keşifleri, bu tahkikat ile te’vili anlaş?l?r. Demek iki noktada bir iltibas var, te’vil lâz?md?r” (Emirdağ Lahikas?: 266)

    Netice: Az bir k?s?m olarak naklettiğimiz bu parçalar, baz? çevrelerin iddia edip bekledikleri gibi, as?l Mehdi siyasi bir lider manas?nda olmad?ğ? anlaş?l?r.
    http://www.ittihad.com.tr/as?l%20meh...lmedi%20mi.mht
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:58 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Alıntı zülfükar Nickli Üyeden Alıntı
    selamun aleykum.yunus kardeşim .bende külliyat var bunlar? okudum kendimiz yani nur talebeleri..üstad?n işaret ettigi önemli konular?n üzerinde tefekkür etmeyellimmi.ben burada siz kardeşlerimden ricam üstad?n söylediklerinden ne anlad?n?z ?sorusudur bana risaleden.kopya metinlerle cevap yazmay?n .o söylenenden ne anlad?g?nd?r.yoksa tekrardan öteye geçemeyiz
    güzel kardeşim benim yaş?m 44 bir çok evreleri dönemleri yaşad?m geldim.şu anda bizim burada yapt?g?m?z müşehade gösteriyorki.risale-i nur göreviniyap?yor.buralar? aşmal?y?z
    bu işaret yollu anlatmalr? deşifre etmekle işaret etmiyormu ÜSTAD.ne diyor. diyor.R?SALE-? NUR ŞAK?RTLER?.GELECEKLE ?LG?L? YORUM YAPAB?L?RLER D?YOR
    ne demek istiyor
    Aleykum selam zulfükar abi.

    Sizin de söylediğiniz toplumsal hayat? cok iyi izleyip, analiz edip ç?kar?mlar yapmak-ki buna istidlal deniyor bildiğim kadar?yla- benim için çok zor oluyor. Risale-i Nurun himmetine ihtiyaç duyuyorum. Ben nurlarda yap?lm?ş yorumlar?n üstüne söz söyleyebilecek ehliyette görmüyorum kendimi o yüzden bu tür konularda direkt al?nt?y? tercih ediyorum. Belkide tam şakird olamad?ğ?mdand?r. Allah hepimizi Üstad?n istediği derecede nur talebesi eylesin .Amin
    Dua ile
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:58 ) değiştirilmiştir.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  3. #3
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    Alıntı zülfükar Nickli Üyeden Alıntı
    sa. bilall-i sivasi.kardeş ne güzel isim allah o ismin sahibine bahşettigi makam? sanada versin
    şimdi güzel kardeşim tabiki risale-i nur ECZANE hükmündedir.baş vuracag?z.ama.bir kaç sözle anlatmam?z bir nevi kafi olacak bende senin konudan ne anlad?g?na bakacag?m
    sayfalarca üstad?n yaz?lar?n? kopyalay?p buray? oku diyorlar zaten okuyorum külliyat? var bende
    nur talebesiyim.demek işin kolay? .kuan,? kerimdeki uyer?lar? dikkattealmak gerekir.biz sze baz? konular?.misal ve benzetmelerle anlatt?k hala tefekkür etmeyecekmisiniz uyar?s?nda bize geçmişte kalmamam?z işaret edilmek isteniyor üstad?n da görüşü buyödedir tahinimce çünkü üstad sisale-i nur şakirtleri gelecek.üzerine yorum yapabilirler demeklede burada nur talabesinin nur eczanesinden faydalan?p gelecek üzerine müşahede yapabilir demeside hep ileriyi işaret ediyor
    bu da gelcek üzere yorum yapmakta eski kal?pla olmaz
    söylenen mecaz ve benzetme yollu işaretler deşifre edilmezse o zaman yorum yapamay?z insan ve kuran ikiz kardeştir HZ .A?L?.(RA.)
    Sevgili Zülfükar abicim Allah raz? olsun bana ettiğiniz duaya amin diyorum sizide rabbim isminiz gibi Allah yolunda sallanan bir k?l?ç gibi yaps?n inşallah. Ali gibi kahraman Zülfükar gibi k?l?ç yoktur. vesselam.
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:59 ) değiştirilmiştir.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  4. #4
    Gayyur KTMİR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    57

    Standart

    insan ve kuran ikiz kardeştir HZ .AL?.(RA.)
    AB? HAKKINIZI HELAL edin siz imam hz.AL? R.A ismini bu kudsi hadis için mi beyan ettinniz veya nerden neresi imam AL? R.A HZ. sözü anlayamad?m .cahilliğimze verin hakk?n?z? helal edin ...

    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:59 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    yani zülfikar kardeş yukardaki yaz? tekik edilerek tefekkür edilmiş yaz? değil mi?
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:59 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ve asıl hüner...
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.10.13, 19:16
  2. Asıl mesele..
    By gamze-i_dilruzum in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.09.13, 18:15
  3. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.01.09, 16:51
  4. Cenaze Namazlarını Kılmaya İmam Gelmedi
    By halenur in forum Gündem
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 12.07.08, 16:59

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0