Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 23 Sayfa var 1 2 3 11 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 224
Like Tree4Beğeni

Konu: Sarıklı Genç Meselesi...

  1. #1
    Pürheves muhammedyahya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Yozgat
    Mesajlar
    152

    Standart Sarıklı Genç Meselesi...

    Senin müjdeli, mübarek ve güzel rüyan?n tabiri, Kur'ân için ve bizim için çok güzeldir. Hem zaman tabir etti ve ediyor, tabirimize ihtiyaç b?rakm?yor. Hem k?smen tabiri güzel olarak ç?km?ş. Sen dikkat etsen anlars?n. Yaln?z bir iki noktas?na işaret ederiz. Yani bir hakikat beyan ederiz; senin hakikat-i rüya nevinden olan vak?alar, o hakikatin temessülât?d?r. Şöyle ki:
    O vâsi meydanl?k, Âlem-i ?slâmiyettir. Meydanl?ğ?n nihayetindeki mescid, Isparta vilâyetidir. Etraf? bulan?k, çamurlu su, hâl ve zaman?n sefahet ve atâlet ve bid'atlar batakl?ğ?d?r. Sen selâmetle, bulaşmadan, süratle mescide eriştiğin, herkesten evvel envâr-? Kur'âniyeye sahip ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kald?ğ?na işarettir. Mesciddeki küçük cemaat ise, Hakk?, Hulûsi, Sabri, Süleyman, Rüştü, Bekir, Mustafa, Ali, Zühtü, Lütfi, Hüsrev, Refet gibi, Sözlerin hameleleridir. Ufak kürsü ise, Barla gibi küçük bir köydür. Yüksek ses ise, Sözlerdeki kuvvet ve sürat-i intişarlar?na işarettir. Birinci safta sana tahsis edilen makam ise, Abdurrahman'dan sana münhâl kalan yerdir. O cemaat, telsiz Âletlerin âhizeleri hükmünde, bütün dünyaya ders işittirmek istemek işareti ve hakikati ise, inşaallah tamam?yla sonra ç?kacak. Şimdi efrad? birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfik-i ?lâhî ile birer şecere-i Âliye hükmüne geçerler ve birer telsiz telgraf?n merkezi olurlar.
    Sar?kl?, küçük, genç bir zat ise, Hulûsi'ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir. Baz?lar?n? zannederim, fakat katî hükmedemem. O genç, kuvve-i velâyetle meydana at?lacak bir zatt?r. Sair noktalar? sen benim bedelime tabir et.
    Senin gibi dostlarla uzun konuşmak hem tatl?, hem makbul olduğundan, şu k?sa meselede uzun konuştum,
    belki de israf ettim.
    28. mektup

    Üstad?n bahsettiği "Sar?kl? genç" kimdir?

    Merhum Hulusi Bey (Bediüzzaman hazretleriniz ilk talebelerinden) bu konuda şunu anlat?r:

    Sar?kl? genç

    "Yine bir gün Eğridir'de bulunduğum zaman, rüyada sar?kl? bir genç gördüm. Bu genç beni ilk defa, Hz. Üstad'a götüren meczup lâkapl? Mustafa Efendi idi. Ona Şeyh veya Haf?z Mustafa da denirdi. Rüyada gördüğüm sar?kl? genç şeklen o idi. Fakat ne b?y?ğ? ve ne de sakal? vard?. Haf?z Mustafa, çocuk meşrebinde birisi idi. Risale-i Nur'un ilk Küçük Sözler'ini l928'de onda görmüştüm. Daha o zaman Üstad Hazretleriyle de muarefemiz yoktu. Gayet intizams?z bir yaz? ile yaz?lm?ş ilk risaleyi onda görmüştüm. Müsvedde halindeydi.

    "Rüyada, elinde leblebi tablas? vard?. Fakat içinde leblebi gayet azd?. Ben leblebiden almak için elimi att?m. O zaman leblebi tabağ? doldu, taşt?.

    "Sar?kl? genci biz aç?klamad?k. Sizin gibi gençler işte ç?kt?lar. Daha da k?ymetli gençler ç?kacakt?r. ALLAH'?n nuru k?yamete kadar devam edecektir. Kur'ân tefsiri olduğu için Risale-i Nur'un hakikat? k?yamete kadar okunacakt?r. Elbette bu gelenler genç olacakt?r, ihtiyar olmayacakt?r.

    "Bu meseleyi kendisine mal edenler, sanki ne oldu? ?nhisar alt?na almak doğru değil. Benim rüyada gördüğüm, sanki Mustafa idi. Fakat onun mevcut hali rüyadaki haline uygun düşmüyordu. Onun çocukça halleri vard?. Fakat bana Üstad Hazretlerini gösteren ve tan?tan da o oldu. Eğridir'de iken, Mustafa bana:

    "Efendim, sizin ilâc?n?z Barla'da bir zat var, Ondad?r" dedi.

    sorularlarisaleinur.com dan al?nt?

    Bu hat?ra ?ş?ğ?nda bakt?ğ?m?zda sar?kl? genci "?slam davas?na gönül veren ve Ona hizmeti hayat?n?n gayesi yapan her genç" şeklinde değerlendirebiliriz.(ben bu fikirdeyim yani risalei nurun sahş? manevsi----Avrupa'da H?ristiyanlar içinde birtek kasabada altm?ş beş adet sar?kl? genç Nur Talebesinin ç?kmas?, bunun bir nümûnesidir.tarihçe_i hayat---)


    abiler sizce 28. mektupta geçen sar?kl? genç kimdir? fikirlerinizi bekliyorum...

    SELAM VE DUA ?LE....
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 18:52 ) değiştirilmiştir.
    'Her şakirdin vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil;
    belki başkasının imanlarını da muhafaza etmeye mükelleftir.
    O da, hizmete ciddi devam ile olur..KASTOMONU LAHİKASI

  2. #2
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Kardeşim,zaten Hulisi ağabeyin izahat? konuyu vuzuha ç?karm?şt?r.Elhak o izahat doğrudur.Üstad hazretleri bir gün yak?n talebeleri yan?na toplar ve sorar.Hanginiz sar?kl? genç der?Sonrada hiçbiriniz değil hepiniz sar?kl? geçsiniz der ve ekler sar?kl? genç sizlerin oluşturduğu şahs-? manevidir der.Bu hat?ray? ağabeylerden dinledim.Üstad hazretleri Risale-i Nurlar ile Kur'an aras?ndan kendisini çekerse nas?l olurda bundan sonra bir şahsa bu dava verilebilir ve şah?s beklentisi olabilir.Elbetteki olamaz ve sar?kl? genç mselesi bahane edilerek kimse Risale-i Nur ad?na şahsi harekete geçmemelidir.Çünkü şah?s kap?s? kapanm?ş olup bundan sonra genç Saidler şahs-? manevi olarak Risale-i Nurlar?n vazifesini k?yamete kadar deruhte ettirecektir inşallah.Vazife cümleden ala,nefis cümleden edna.
    Alıntı @envar@ Nickli Üyeden Alıntı
    SARIKLI GENÇ
    Mektubat 349. sahifede geçen bu tabirin mahiyeti nedir?




    Evet, senelerden beridir baz? şah?slara mal edilmek istenen bu sar?kl? gencin hakikat? bir şah?s değil bir şahs-? manevi olmas? gerekir. Çünkü Risale-i Nur’da tekraren beyan edildiği üzere zaman, cemaat ve şahs-? manevi zaman?d?r.

    Evet, Hazret-i Üstad der ki: “Bu zaman cemaat zaman?d?r. Ehemmiyet ve k?ymet, şahs-? manevîye göre olur. Maddî ve ferdî ve fâni şahs?n mahiyeti nazara al?nmamal?.” (Kastamonu Lahikas? sh: 6)

    Yine Hazret-i Üstad diyor:

    “Risale-i Nur'un şakirdleri şahs? için keramet ve keşfiyatlar istememek, peşinde koşmamak lâz?m ve elzemdir. Hem onun mesleğinde şahsa ehemmiyet verilmiyor. Şirket-i maneviye ve kardeşler birbirinde tefani noktas?nda Risale-i Nur'un mazhar olduğu binler keramet-i ilmiye ve intişar-? hizmetteki teshilât ve çal?şanlar?n maişetindeki bereket gibi ikramat-? ?lahiye umuma kâfi gelir; daha başka şahsî kemalât ve kerameti aram?yorlar.” Emirdağ Lahikas?:87 şeklindeki beyanlar, bu meselede de nazara al?nmal?d?r.

    Keza, ?slam cemiyetinde sar?k en yayg?n ve en üstün dinî bir kisvedir.

    Evet, en mühim ve en zâhir şeairden olan sar?k (imame) hakk?nda gelen ehadiste, şeair ciheti daha çok nazara verilmiştir.Bir hadis mealinde: “Camilere sar?kl? olarak gitmek, müslümanlar?n simas?ndan (alâmetinden) dir” buyurulur. (Ramuz-ul Ehadis. sh: 5)

    “Yine ?ncil'de "Sahib-üt Tâc"d?r. Evet "Sahib-üt Tâc" ünvan?, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a mahsustur. Tâc, ?mame yani sar?k demektir.” Mektubat:170

    Yani ?ncil, Peygamberimizi A.S.M. şerefli sar?k alâmeti ile nazara veriyor.

    Sar?ğ?n muhafazas? uğrunda ve sar?ğa karş? ç?kar?lan şapkaya muhalefetle idam? göze alan Bediüzzaman Hazretlerinin bir hadisesi şöyle nakledilir:

    “?slâmî k?yafeti kat'iyyen ve aslâ tebeddül etmeyen ve k?yafetine ilişmek isteyen ve sonra kendi kendini öldürmekle tokad?n? yiyen Nevzad isminde Ankara valisine: "Bu sar?k bu başla beraber ç?kar" tarz?nda konuşarak boynunu göstermesi...” (Emirdağ Lahikas?:19) sar?k uğrunda gösterilen şehamet-i imaniyenin ibretlik bir hadisesidir.

    Gayr-i müslimlerin ?slâm şeairine muhalefet göstermeleri de büyük şeair olan sar?ğ?n lüzümuna delildir.

    Mesela: “Bir âdi Bulgar'a veya bir nefer-i ?ngiliz'e veya bir serseri Frans?z'a "Sar?k sar. Sarmazsan hapse at?lacaks?n!" denilse, taassublar? muktezas?nca diyecek: "Hapse değil, öldürseniz bile, dinime ve milliyetime bu hakareti yapmayacağ?m!" Mektubat: 438)

    Evet, sar?ğ?n şeair cihetiyle ?slâmî hayat ve hissiyat?, millî bünyede sosyolojik te’siri ile idame ettirdiğindendir ki gizli cereyan öncelikle sar?ğ? hedef alm?ş ve faaliyetine baştan başlam?şt?r. Bid’atlar? tamir etmekle manen vazifedar Bediüzzaman Hazretlerinin de, sar?k için hayat?n? ortaya koymas?, çok manidar ve dikkat çekici tarihî bir hadisedir.

    Bediüzzaman Hazretleri bir mahkeme müdafaas?nda diyor ki:

    “Yirmisekiz sene, gâvurlara benzememek için inzivay? ihtiyar eden bir ?slâm fedaisi ve hakikat-? Kur'aniyenin fedakâr hizmetkâr?na maslahats?z, kanunsuz denilse ki; "Sen Yahudi ve Hristiyan papazlar?na benzeyeceksin, onlar gibi baş?na şapka giyeceksin, bütün ?slâm ülemas?n?n icma?na muhalefet edeceksin; yoksa ceza vereceğiz" denilse, elbette öyle her şeyini hakikat-? Kur'aniyeye feda eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça b?çakla kesilse, cehenneme de at?lsa, kat'iyyen yüz ruhu da olsa, bütün tarihçe-i hayat?n?n şehadetiyle, feda edecek.” Emirdağ Lahikas? 2: sh.166

    Bediüzzaman Hazretlerinin şeairi korumada gösterdiği bu azimkâr ve metanetli tavr?n?n sebebi ise: Bütün müslüman ?rklar?n cem olmuş olduğu Müslüman Türk milletinin, bin seneden beri ruhunda ve vicdan?nda yerleşen dinî hissiyat ve yaşay?ş?na muhalif olan tecavüzlere karş?; ve hem bütün hür dünyada değişmez prensipler olan din ve vicdan hürriyetlerini aç?kça çiğnemek hareketine karş?, Bediüzzaman’daki bu metanet ve fedailik, ?slamî şahsiyetinin icab?d?r. Bunlar, unutulmamas? gereken tarihî vak’alard?r.

    Şu halde sar?k, umum şeairi temsil etme hakk?na sahibdir. Buna göre sar?kl? genç tabirinin bir işarî manas? olarak, bid’alara karş? ve şeairi korumada hassas ve gayretli Nurun keyfiyetli şahs-? manevilerine işaret ettiği düşünülebilir. Nurculuk hareketinin bu tarz muhaf?zlar?n?n muhalifleri olduğu gibi müdafileri de olur. Kad?n-erkek bütün müdafiler, bu şahs-? manevide manen ortak olduklar? gibi böyle şahs-? maneviyi de onlar teşkil ederler.

    Şimdi rü’ya bahsinde sar?kl? gencin geçtiği k?sma giriyoruz. Yani Bediüzzaman Hazretlerinin rüyadaki hakikatlerin te’vili ile gösterdiği işaretlerine başl?yoruz. Şöyleki:

    “Senin müjdeli, mübarek ve güzel rü'yan?n tabiri, Kur'an için ve bizim için (1) çok güzeldir. Hem zaman tabir etti ve ediyor, (2) tabirimize ihtiyaç b?rakm?yor. Hem k?smen (3) tabiri güzel olarak ç?km?ş. Sen dikkat etsen anlars?n. Yaln?z bir-iki noktas?na işaret ederiz. Yani bir hakikat beyan ederiz. (4) Senin hakikat-? rü'ya nev'inden olan (5) vak?alar, (6) o hakikat?n temessülât?d?r.(7) Şöyle ki:

    O vasi' meydanl?k, âlem-i ?slâmiyettir. Meydanl?ğ?n nihayetindeki mescid, Isparta vilayetidir. Etraf? bulan?k çamurlu su, hal ve zaman?n sefahet ve atalet ve bid'atlar batakl?ğ?d?r. Sen selâmetle, bulaşmadan, sür'atle mescide eriştiğin; herkesten evvel envâr-? Kur'aniyeye sahib ç?k?p, kalbini bozmadan sağlam kald?ğ?na işarettir. Mesciddeki küçük cemaat ise; Hakk?, Hulusi, Sabri, Süleyman, Rüşdü, Bekir, Mustafa, Ali, Zühdü, Lütfü, Hüsrev, Re'fet gibi Sözler'in hameleleridir.(8) Ufak kürsü ise, Barla gibi küçük bir köydür. Yüksek ses ise, Sözler'deki kuvvet ve sür'at-i intişarlar?na işarettir. Birinci safta sana tahsis edilen makam ise, Abdurrahman'dan sana münhal kalan yerdir. O cemaat; telsiz âletlerin âhizeleri hükmünde, bütün dünyaya ders işittirmek istemek işareti ve hakikat? ise inşâallah tamam?yla sonra ç?kacak.(9) Şimdi efrad? birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfik-i ?lahî ile birer şecere-i âliye hükmüne geçerler. Ve birer telsiz telgraf?n merkezi olurlar. Sar?kl? küçük genç bir zât ise; Hulusi'ye omuz omuza verecek belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir. Baz?lar?n? zannederim, fakat kat'î hükmedemem. (10) O genç, kuvve-i velayetle (11) meydana at?lacak bir zâtt?r. Sair noktalar? sen benim bedelime tabir et.” Mektubat:349

    Şimdi de alt? çizili yerlerin her zamana bak?p hisse verebilir olan manalar?na bakal?m:

    1- Kur'an için ve bizim için : Yani hakaik-? Kur’aniyeye ve hizmet-i Nuriyenin inkişaf?na bakan müjdelerine dikkat çekiliyor manas?nda....

    2- ediyor :Yani rüyan?n gelecek zamana bakan işaretleri var manas?nda...

    3- k?smen : Yani rüyan?n görüldüğü zaman bir k?s?m manas? ç?km?ş ileride de ç?kacak.

    4- hakikat beyan ederiz : Yani bu rüya hayalî değil, levh-i mahfuz ve misal aleminde mukadder olup onun temessülat? olan hakikatt?r.

    5- hakikat-? rü'ya : “Rü'ya üç nevidir: ?kisi, tabir-i Kur'anla da dâhildir; tabire değmiyor.” Mektubat:347 ifadesiyle bildirilen hayalî rüya değil, gerçek rüya k?sm?ndan olan.

    6- vak?alar : Lügatta, var olan mevcûd bir hâdise demektir.

    7- temessülât?d?r : var olan görüntüleridir.

    8- Sözler'in hameleleridir : Yani, Nurcular dairesindeki hâlis ve sâd?k şakirdlerden naşir, hâmi, muhaf?z gibi s?fatlara sahib haslar taifesi k?yamete kadar bulunacakt?r. Burada zikredilenler, saff-? evvel olan zatlard?r.

    9- sonra ç?kacak : Yani saff-? evvelin devam? manas?nda olan mu’temed taife, teknik gelişmeler neticesi olarak hakaik-? Kur’aniye olan Risale-i Nur derslerini bütün dünyaya tebliğini devam ettirecek.

    10- Yani Nurculuk hareketinin zaman zaman zaafa düştüğü ve asliyetini muhafaza etmek ihtiyac?n?n doğduğu devrelerde, muhaf?zl?k hareketine, yani şahs-? manevinin teşekkülüne vesile olan baz? hamiyetkâr şah?slara da müşevvikane işaret olabilir. Yani Hz. Üstad, böyle muhaf?z bir şahs-? maneviyi umum zaman ve mekânlara teşmil ve teşvik için muayyenlik vermiyor diye anl?yoruz.

    11- kuvve-i velayetle : Yani Risale-i Nurda esas al?nan velayet-i kübrad?r ki, şöyle tarife edilir:

    “Doğrudan doğruya, tarîkat berzah?na uğramadan, lütf-u ?lahî ile hakikata geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve k?sa tarîk şudur. Demek hakaik-i Kur'aniyeden tereşşuh eden Nurlar ve o Nurlara tercümanl?k eden Sözler, o hâssaya mâlik olabilirler ve mâliktirler.” Mektubat sh:356

    Mezkûr velayet bu manada nazara al?nmal?d?r.

    Ezcümle, neviler içinde baz? mümtaz ferdler ve meziyet sahibleri bulunur. Bunlar taayyün etmedikçe, k?yamete kadar kuvve-i maneviyeyi koruyan ümid ve şevk vesilesi olurlar. Eğer muayyen olsalar, yaln?z zamanlar?na münhas?r kal?p gelecek zamandaki insanlar me’yusiyete düşebilirlerdi diye Bediüzzaman Hz. Şu izahat? veriyor:

    “Meziyetin Varsa Hafa Türab?nda Kals?n; Tâ Neşvünema Bulsun

    Ey zîhassa-i meşhure! Taayyünle zulmetme, ger perde-i hafan?n alt?nda sen kal?rsan, ihvan?na verirsin ihsan ve bereketi.

    Herbir ihvan?n alt?nda sen ç?kmas?, hem de o sen olmas? imkân ve ihtimali, herbirine celbeder bir nazar-? hürmeti.

    Eğer taayyün edip perde alt?ndan ç?ksan, mükrim iken alt?nda; üstünde zalim olursun. Güneş iken orada; burada gölge edersin.

    ?hvan?n? düşürttürüp hem nazar-? hürmetten. Demek taayyün ve teşahhus, zalim birer emirdir, sahih doğru böyle ise, hem de böyle görürsün.

    Nerede kald? yalanc? tasannu' ve riya ile kesb-i teşahhus-u şöhret? ?şte bir s?rr-? azîm ki hikmet-i ?lahî, hem o nizam-? ahsen…” Sözler:720

    Şu halde böyle ümid vesileleri, sarahaten taayyün etmemesi gerektiği gibi, tamamen de mechul olmay?p işarî haberle varl?ğ? muhtemel mertebede olmal?.

    Bu meselede dikkat edilecek cihetler vard?r. Bu en büyük fitne zaman?nda bu mu’temed şahs-? manevide baz? meziyet ve hususiyetlerin bulunmas? zaruridir. Şöyle ki:

    1. Bu fitne-i ahirzaman?n esas? olan bid’alara cidden muhalif ve şeaire de cidden sahip ve nâşir olmalar? ...

    2. Kitaplara bağl? kalmak manas?nda olan sadakatta hassas davranmalar? temayülerine göre davranmamalar?...

    3. Kitaba müstenid olarak yapt?klar? hizmetin karş?l?ğ?nda ne dünyevî ve ne de uhrevî bir maksad ve menfaat? gaye etmemiş olmalar?, fiiliyatlar?nda görülmesidir. Bu ise ihlas?n hakikat?d?r.

    4. Mektubat’?n 349. sahifesinden al?nan parçada geçen: “...naşirler ve talebeler içine girmeye namzeddir” ifadesiyle bildirilen: Nurun derslerini neşretme, şahsa bağl?l?k yerine kitaba bağl? kalma, yani talebelik s?fat?na tam sahip olmak şartt?r ve bu hükümler külliyattan al?nan sarih hükümlerdir.

    Mezkûr hakikatlar müvacehesinde Hz.Üstad’?n şu hükmü dikkat çekici oluyor: “Nerede kald? yalanc? tasannu' ve riya ile kesb-i teşahhus-u şöhret?” (Sözler:721)

    Sar?kl? genç meselesine muhatab olan merhum Hulusi Ağabeyimiz şöyle diyor:

    “Hulusî Bey, bu mes’elede baz? zatlar?n sun’î şekilde kendilerini o sar?kl? genç tasavvur etmelerine üzülüyordu. Ve “Halbuki o mes’ele sun’îlikten uzak olmas? lâz?md?r. Hem de herkesin o olabilme ihtimali vard?r. Onu inhisar alt?na almamak lâz?md?r. Edenler ne oldu sanki!.. Evet, herkes evvela gençtir. Ve her bir genç nur talebesi de o olabilme imkân? vard?r. Bu aç?k kap?l? ihtimal içindir ki, her zaman da öylesi ferdlerin ç?kmas? mümkündir” diyordu.”

    Hz. Üstâd’?m?z 1955 senesinde, Isparta’da bir gün “Ben bir zaman o sar?kl? genç Ceylan’d?r demiştim... Hakikatta o bir kişi değildir. Muteaddid kişilerdir” demişlerdi. (Mufassal Tarihçe-i Hayat Cild 2 Sh:784 dipnotu- ?kinci Bask?)
    ya bende beyaz sar?k tak?yorum demek bu mesaj?n kapsam?na bende giriyorum müjde mahiyetinde bir şey..şaka bi yana izahatlar takdire şayan hürmetle kabul edilecektir inşaallah
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 18:56 ) değiştirilmiştir.


  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı karahazerçiçeği Nickli Üyeden Alıntı
    Kardeşim,zaten Hulisi ağabeyin izahat? konuyu vuzuha ç?karm?şt?r.Elhak o izahat doğrudur.Üstad hazretleri bir gün yak?n talebeleri yan?na toplar ve sorar.Hanginiz sar?kl? genç der?Sonrada hiçbiriniz değil hepiniz sar?kl? geçsiniz der ve ekler sar?kl? genç sizlerin oluşturduğu şahs-? manevidir der.Bu hat?ray? ağabeylerden dinledim.Üstad hazretleri Risale-i Nurlar ile Kur'an aras?ndan kendisini çekerse nas?l olurda bundan sonra bir şahsa bu dava verilebilir ve şah?s beklentisi olabilir.Elbetteki olamaz ve sar?kl? genç mselesi bahane edilerek kimse Risale-i Nur ad?na şahsi harekete geçmemelidir.Çünkü şah?s kap?s? kapanm?ş olup bundan sonra genç Saidler şahs-? manevi olarak Risale-i Nurlar?n vazifesini k?yamete kadar deruhte ettirecektir inşallah.Vazife cümleden ala,nefis cümleden edna.
    evet kardeşim Allah raz? olsun,ayn?s?n? bende dinledim
    selam ve dua.
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 18:57 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Pürheves ali ihsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    258

    Standart

    Muhterem Kardeşlerim,
    maalsefe bu konu çok istismar edilebiliyor..bizler metne bağl?, tahkik eden ve şahsa değil rilsale-i Nurun özüne inanan şahsiyetleriz..
    rüyada bahsedilen gence şahs-? manevi olarak bakmak gerekir...haslar dairesinin şahs-? manevisidir..şah?slar nazara verildiğinde çoğu zman rşisale-i >nurn özündne sapmalar ve ölçülerinden kaymalar husule gelmektedir. Hazret-i üstad?m?z hep nazarlar? risdale-i nura vermiştir ki Ahir Zaman?n Mahd-i azam? olduğu halde..bu tarz davran?ş ehli ilemde büyük bir dersdir..tabi anlayanlar?na..konu ile ilgili olarak ittihad.comda güzel derlemeler var..bir kardeşimiz zaten sar??kl? gençle ilgili derlemeyei bizlere takdim etmiş..söz knusu derlemelerin çoğu filozof lakabl? rüştü tafral ağabeyle Bad?ll? ağabeylerin çal?şmalr?d?r..birde Merhum Hüseyin Demirel Ağabeyimiz vefat edene kadar yard?mc? olmuştu..
    söz konusu derlemeleri
    http://www.ittihad.com.tr/sahs?%20değil%20%20kitabi%20esas%20almak.htm
    http://www.ittihad.com.tr/r.nuru%20esas%20almak.htm

    söz konusu derlemelerde hususan

    6- «Bu durûs-u Kur’âniyenin dairesi içinde olan­lar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm‑u ima­niye cihe­tinde, yaln?z yaz?lan şu Sözlerin şerhleri ve izahlar?d?r veya tanzimle­ridir. Çünkü, çok emârelerle an­lam?ş?z ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz. Eğer biri, da­iremiz içinde nefsin enâniyet-i ilmi­yeden ald?ğ? bir hisle, şerh ve izah haricinde birşey yazsa, soğuk bir mu­araza veya nâk?s bir tak­litçilik hükmüne ge­çer. Çünkü, çok delillerle ve emârelerle tahak­kuk etmiş ki, Risale-i Nur eczalar? Kur’ân’?n tereşşuhât?­d?r bizler, tak­simü’l-a’mâl kaidesiyle, herbirimiz bir vazife de­ruhte edip o âb-? hayat tereşşuhât?n? muhtaç olanlara yetiştiri­yoruz.» (Mektubat sh: 426)

    7- «Yaz?lan Sözler tasavvur değil, tasdiktir. Teslim değil, imand?r. Marifet değil, şehadettir, şuhud­dur. Taklit değil, tah­kiktir. ?ltizam değil, iz’and?r. Tasavvuf değil, hakikattir. Dâvâ de­ğil, dâvâ içinde bur­hand?r.» (Mektubat sh: 376)

    8- «Hem Kur'an-? Hakîm lisan?yla

    gibi kudsî havaleler ile akl? is­tişhad edi­yor ve ikaz ediyor ve akla havale ediyor, tah­kike sevk ediyor. Onunla, ehl-i ilim ve ashab-? akla, din nam?na makam veriyor, ehemmiyet veriyor. Katolik mezhebi gibi akl? azletmiyor, ehl-i te­fekkürü sus­turmu­yor, körü körüne taklit istemiyor.» (Mektubat sh: 436)

    paragraflar? bizlere önemli ikazlarda bulunmakta ve ders vermektedir..
    baki selamalr..
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 18:59 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    San?r?m bu sar?kl? genç meselesi de Risale-i Nur talebelerinin ince bir imtihan? olmal?d?r diye düşünüyorum.Bir hocaya münteipleri bu sar?kl? genç diye çokça iltifat ediyorlard?.Bunun doğru olmad?ğ?n? ve sar?kl? genç bir şahs-? manevidir diye Risale-i Nurlardan gerekli izahlar? yaparak yukar?daki kardeşlerinde değindiği yerleri okumam?za rağmen onlar şahsa bağlanmaktan ve Risale-i Nur metinleri yerine o şahsa hüsn-ü zanla bağland?klar? muhabbet ile onun sözlerine daha çok bağlan?yorlard?.fesübhanallah demiştim o zaman.Bu şahsa verilen aş?r? muhabbet ve mübalağadan olsa gerek demiştim.Zaten o kişiler Risale-i Nur prensipleri yerine o hocan?n sözleri ve içtihad? ile hareket ediyorlard?.Risale-i Nurlara da muhabbetleri vard? ancak ilk önce hocalar?n?n söleri ve yaz?lar? önemli idi.Bu benim acizane yaşad?ğ?m bir olayd?r.herkesi bağlamayabilir.Ben Risale-i Nur hakikatlerine bağland?ğ?m için şah?slara mübalağa derecesinde olmayan makamlar ve dereceler veremediğim için onlar?da farkl? bir hizmet anlay?ş? olarak kabul ederek Üstad?n tarz? ile farkl? olduğuna kaatim ziyadeleşmişti.


    Alıntı karahazerçiçeği Nickli Üyeden Alıntı
    San?r?m bu sar?kl? genç meselesi de Risale-i Nur talebelerinin ince bir imtihan? olmal?d?r diye düşünüyorum.Bir hocaya münteipleri bu sar?kl? genç diye çokça iltifat ediyorlard?.Bunun doğru olmad?ğ?n? ve sar?kl? genç bir şahs-? manevidir diye Risale-i Nurlardan gerekli izahlar? yaparak yukar?daki kardeşlerinde değindiği yerleri okumam?za rağmen onlar şahsa bağlanmaktan ve Risale-i Nur metinleri yerine o şahsa hüsn-ü zanla bağland?klar? muhabbet ile onun sözlerine daha çok bağlan?yorlard?.fesübhanallah demiştim o zaman.Bu şahsa verilen aş?r? muhabbet ve mübalağadan olsa gerek demiştim.Zaten o kişiler Risale-i Nur prensipleri yerine o hocan?n sözleri ve içtihad? ile hareket ediyorlard?.Risale-i Nurlara da muhabbetleri vard? ancak ilk önce hocalar?n?n söleri ve yaz?lar? önemli idi.Bu benim acizane yaşad?ğ?m bir olayd?r.herkesi bağlamayabilir.Ben Risale-i Nur hakikatlerine bağland?ğ?m için şah?slara mübalağa derecesinde olmayan makamlar ve dereceler veremediğim için onlar?da farkl? bir hizmet anlay?ş? olarak kabul ederek Üstad?n tarz? ile farkl? olduğuna kaatim ziyadeleşmişti.
    Allah raz? olsun kardeşim, hislerimize tercüman olmuşsunuz.
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:00 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  6. #6
    Pürheves ali ihsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    258

    Standart

    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Bu soru M.Ali KAYA hocaya soruluyor ve sorunun cevab?n? da kendisi veriyor.

    Soru:Üstad Hulusi abinin rüyas?n? tabir ederken sar?kl? genç dediğini şahs? manevi mi yoksa fert olarak m? anlamam?z laz?m? (Mektubat, s. 334)

    Cevap:Üstad?n “Sar?kl? Genç”ten murad? “Risale-i Nurun şahs-? manevisidir.” Sar?kl? genç diyerek ferdi nazara vermesi ise iki hikmete binaendir. Birincisi: S?rr-? imtihan gereği nur talebelerini tahkike al?şt?rmak içindir. Tahkik ise şek ve farkl? anlamlara gelebilecek ifadeleri araşt?rmaya başlamakla oluşur. Böylece ilim ve bilgi artar. Bilgi ise detaylarda gizlidir. Küçük detaylar büyük hakikatlerin ucudur. Böylece Risale-i Nur araşt?rmalara konu olur. Bundan ilim ç?kar. ?kincisi ise; safi kalpli ve ami olan nur talebelerini hizmete teşvik ve motive etmek içindir. ?şin baş?nda olan ve hizmeti tam anlamayan bir talebe “sar?kl? genç olacağ?m” diyerek şuursuz olarak hizmete koşar ve şuurlu hizmetlere vesile olur. Kendini kapt?r?r da hakikate geçemezse o zaman hizmet d?ş?nda kal?r ama o zamana kadar da hizmet içinde istihdam edilmiş ve kendine düşen görevi yapm?ş olur.


    Bunun ile ilgili hat?ralar Sami CEBEC?’Abinin “Kaynaktan Su ?çenler” Kitab?nda olmal?d?r.

    Evet sar?kl? genç mevzuunda ince bir imtihan var...Hazreti Üstad?m?z Kuranda hadislerde yer lan bir özelliği nazar?m?za veriyor..Kuran ve hadisler bir hdiseye veya şahsa veya cemaate bekarken en önemli mesaj? bizlere aksettiriken,bir cemaat veya şahs?n baştan sona kadar olan durumunu nazara veriyor..ayn? durum Risale-i nurda da yer al?yor..sar?kl? gençle sadce geçmiş veya günümüzdeki has ve ihlasl? nur talebelerinin şahs? manevisi değil istikbaldeki ihlasl? Nur talebelerininde şahs? manevisi nazara veriliyor..ve hizmet laan?n?n daha geniş dairede, internet tv,medya imkanlar? ile alem şumul sahada genişleyeceği hususu bizlere ikaz ediliyor..Kuran?n bir çok suresi ve ayeti Risale-i Nurun şahs? manevisine hitap etmektedir..bazan Musa AS, bazan ?brahim AS, bazan Nuh AS,bazan Hud AS, bazanda Salih AS k?ssalar?nda Risalei Nurun şahs-? manevisi nazara verilmektedir..ve geçmişte ve istikbalde olacak hadiselere geçmiş k?ssalarla manen ima ve işaret edilmektedir..

    dikkat edilecek olursa her meşrepte ihlasl? kardeşlerimiz bulunmaktad?r büyük bir haz ve şevkle hizmetlere devam etmektedirler..Hikmet-i ?lahiyye bu ihlasl? ve has abi ve kardeşlerimizin insiyatifinde, riyasetinde, rehberliğinde meşrep ve mizaçlar?n, farkl? ak?mlar?n, cereyanlar?n zaman içerisinde tasaffi ederk Risale-i Nurun asli menbas?nda hizmetlerin devam edeceğini özellikle ?brahim ,Ahzap ve Şuara suresinde anlat?lan k?ssalarda bizlere ima edilmektedir..

    birinci şuay? dikkatlice takhik edecek olursak ?brahim ve Ahzap suresinde Risale-i Nura ve şahs? manevisine ve Hazreti Üstada işaret eden ayetlerin,a yn? zamanda günümüze ve istikbale dair zulmetten nura geçiş inkilab?n? da müjdelemekte olduğunu hissedip alg?layabiliriz..?brahim suresinde çok gizli s?rlar nurlar feyizler var..?brahim AS nin mesleği olan şefkat ve tefekkür mesleği Risale-i Nurun esas meskleğine ve menba? aslisine işarte etmekle birlikte özellikle bu surede dinini dünyaya tercih edenlere karş? bütük bir ikaz ve tehdid de yer almaktad?r..

    geniş dairede olanlar özellikle ikaz edilmektedir..istikbalde yine NUH AS nin gemisini inşa etmesine benzer şekilde ,meşrepler aras?ndaki ihtilaf?n,adavetin,tarafgirlik hislerinin izale edilip, dünyevileşmeden, siyasileşmeden, maddileşmeden has?l olan zararlardan şahs-? manevinin tasaffi edeceği ve ittihad-? islam?n her meşrepte bulunan ihlasl? nur talebelerinin, garetleri ve teşebbüsleri ile temin edileceği müjdelenmektedir ki..şahs? manevi her zaman zararl? ak?m ve cereyanlara karş? H?fz-? ilahi ile muhaza edilmekte ve korunmaktad?r..

    ?brahim ,Ahzap ve Şuara ve diğer surelerden günümüze, özellikle meşreplere ve cemaatlere ve fitne ateşini yeniden harlay?p yükseltenlere çok derin ve manal? mesajlar var..acizane olarak üzerinde çal?şmaktay?m..
    tamamlad?ğ?mda sizlerin bilgisine ve tahkikine arz edeceğim..baki selamlar..
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:02 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Pürheves muhammedyahya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Yozgat
    Mesajlar
    152

    Standart

    allah raz? olsun abiler bence bu mesele halolmuştur..

    Avrupa'da H?ristiyanlar içinde birtek kasabada altm?ş beş adet sar?kl? genç Nur Talebesinin ç?kmas?, bunun bir nümûnesidir.
    tarihçe_i hayat---)
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:02 ) değiştirilmiştir.
    'Her şakirdin vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil;
    belki başkasının imanlarını da muhafaza etmeye mükelleftir.
    O da, hizmete ciddi devam ile olur..KASTOMONU LAHİKASI

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Baz?lar? hala şah?s bekliyor,


    Şah?sa önem veriyor,


    Halbuki yukarda anlat?lanlar?n hepsi,onlar? tatmin etmelidir.


    Allah hepsinden raz? ola.
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:02 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Allah raz? olsu kardeşler. Bu meselede hakikaten tam Nur talebesine yak?şan izahlarda bulunmuşsunuz. Kendilerinde ve bağl? olduklar? zatlarda bir şeyler tevehhüm edenler , hep bir ''sar?kl? genç'' beklemişlerdir. Fakat genel kanaat ve Üstad'?n da görüşleri doğrultusunda bu sar?kl? gencin şahs-? Manevi olduğu noktas?nda kuvvetli bir inanç mevcuttur. Zaten Risale-i Nur, meseleleri hal etmiş ve hakiki nur talebeleri bir beklenti içinde de değildirler. Gelecek olan zatlar gelmişlerdir. Bundan sonra allame ve müçtehidler de gelse, risale-i nur hakikatlerinin şerh ve izah?n? yapabilirler. Başka zatlar? bekleyen kardeşler beklemeye devam etsinler. Biz bir beklenti içinde değiliz. Her ihlasl? nur talebesi bir ''SARIKLI GENÇ'T?R.'' vesselam
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:02 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Pürheves muhammedyahya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Yozgat
    Mesajlar
    152

    Standart

    peki arkadaşlar, hepiniz sar?kl? genç meselesinde şahs-? manevidir diye ittfiak etmişsiniz amma Ustad?m?z Sar?kl?, küçük, genç bir zat ise, Hulûsi'ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir. Baz?lar?n? zannederim, fakat katî hükmedemem. O genç, kuvve-i velâyetle meydana at?lacak bir zatt?r. derken ve defaatle "zat" kelimesi geçerken, hem hepinizin kast? olan şahs? manevi Hulusi abi ile omuz omuza vermemişken ben sizi anlmakta çok zorlan?yorum. Bu şahs? menavi zorlamas? nedir? Hulus Bey sürekli şahs? manevi diyenlere "gelsin o şahs? manevi bir ders yaps?n görelim kimmiş" derdi. Gelin şu işi daha güzel izah edin, amma kelimeleri atlamadan...
    Avrupa'da H?ristiyanlar içinde birtek kasabada altm?ş beş adet sar?kl? genç Nur Talebesinin ç?kmas?, bunun bir nümûnesidir..

    tar?hçe i hayat




    burdan bir kişi olmad?ğ?n? anl?yorum ben...
    Konu HakanBa tarafından (29.05.07 Saat 19:03 ) değiştirilmiştir.
    'Her şakirdin vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil;
    belki başkasının imanlarını da muhafaza etmeye mükelleftir.
    O da, hizmete ciddi devam ile olur..KASTOMONU LAHİKASI

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. ‘Sarıklı genç’ kim ola?
    By ismailce in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.08.12, 05:00
  2. "Sarıklı genç" kim?
    By tazarru in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 22.02.09, 13:14
  3. Usame Kime Sarıklı Genç Diyor ?
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 28.12.07, 18:26
  4. Sarıklı Genç
    By aseyda in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.07, 03:49

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0