Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: Nurların İzahı Meselesi...

  1. #1
    Pürheves muhammedyahya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Yozgat
    Mesajlar
    152

    Standart

    Şimdi Risâle-i Nur külliyât?ndan, imân, Kur'ân ve Hazret-i Peygamber (a.s.m.) Efendimiz hakk?nda olan eserlerden bâz? k?s?mlar? aynen okuyacağ?m. Siz bu eserleri elde edip tamam?n? okursunuz. Okurken, belki izah edilmesini isteyen kardeşlerimiz olacakt?r. Fakat, bu hususta arz edeyim ki, Üstâd?m?z Bediüzzaman, bir Nur Talebesine Risâle-i Nur'dan bâzan okuyuvermek lütfunu bahşederken, izah etmiyor, diyor ki: "Risâle-i Nur, imânî meseleleri lüzûmu derecesinde izah etmiş. Risâle-i Nur'un hocas? Risâle-i Nur'dur. Risâle-i Nur, başkalar?ndan ders almaya ihtiyaç b?rakm?yor. Herkes istidâd? nisbetinde kendi kendine istifâde eder. Akl?n?z herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdân?n?z hissesini al?r. Ne kadar istifâde etseniz, büyük bir kazançt?r."

    Okunan Türkçe veya Arapça bir risâlenin izah?, başka bir risâlede varsa, onu getirip okuyor. Risâle-i Nur'daki gayet ince nükteleri derk eden basîretli âlimler de der ki: Bir âlimin yüksek bir ilmi olabilir, fakat Risâle-i Nur'u cemaate okurken tafsilâta girişip eski malûmâtlar?yla aç?klarsa, bu izahât?, Risâle-i Nur'un beyân ettiği asr?m?z?n fehmine uygun ve ihtiyac?na tam cevap veren hakikatlerin anlaş?lmas?nda ve tesirât?nda ve Risâle-i Nur'un mahiyetinin derkinde bir perde olabilir. Bunun için, bâz? lûgatlar?n mânâlar?n? söyleyerek aynen okumak daha müessir ve daha efdaldir.
    ?stanbul Üniversitesindeki kardeşlerimiz de böyle okuyorlar. Biz de hulâsaten deriz ki: Risâle-i Nur, gayet fasîh ve vecîzdir. Sözün k?ymeti îcâz?ndad?r, k?sal?ğ?ndad?r. Bir mesele-i imâniye ve Kur'âniye umuma ders verilirken, mücmel olarak tedrisinde daha fazla istifâza ve istifâde vard?r.
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:37 ) değiştirilmiştir.
    'Her şakirdin vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil;
    belki başkasının imanlarını da muhafaza etmeye mükelleftir.
    O da, hizmete ciddi devam ile olur..KASTOMONU LAHİKASI

  2. #2
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    En güzeli ,ki üstad??m?z?n tavsiyesi bu.Zübeyir ağabey'in kendi sesinden yapm?ş olduğu iki ders var bende.Biri 26 dk diğeri 59 dk.Orada ders esnas?nda yine risale-i nurla bağlant?l? baz? olaylar anlat?yor dersi daha iyi idrak etsinler ve de şevke gelsinler diye.Yaln?z arada da şunu söyledi:''Gerçi ders esnas?nda fazla izah etmek dogru değil''
    Belki de farkl? malumatlardan kas?tt?r.Yani kitabi olmam?z gerektiği için bir olay? yine risale-i nur'da geçenn yerden izah etmek efdalidir.Ki düşünün biz zaten o s?rada risale dersi yap?yoruz ve oraya gelenlerde risale dersini dinlemeye gelmişler.Tüm duygular? oraya yönlenmesi laz?m ki istifade çooğals?n.


    Bediüzzaman Nur'lar?n daha iyi anlaş?lmas? için dersleri önermiştir. Daha az aç?klanmas?ndan kas?t (Zübeyir Abi'nin) benim anlad?ğ?m kadar?yla konu d?ş?na ç?karmamak ve anlat?lan hakikatlere gölge olunabilecek aç?klamalara girmemektir. Yoksa Risale-i Nur'da ilmi bak?mdan çok yüksek hakikatler mevcutturve anlamayanlar için aç?klanmas?(hele heleen fazla anlaş?lmad?ğ?ndan yak?n?lanbu zamanda) elzemdir. Fakat anlaş?lmasa da sadece okunsa hissemizi almaz m?y?z? Tabii ki al?r?z fakat bu demek değildir ki dersler aç?klanmadan yap?lmal?d?r, okuyup geçilmelidir...
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:38 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  3. #3
    Gayyur semensima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    142

    Standart

    meselenin vuzuhu için muhammedyahya kardeşin konferanstan eklediği bölüm kafi zannediyorum.
    Ne bana yanan olur âteş-i dilden özge;
    Ne kapımı çalan olur bâd-ı sabadan gayrı...

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Dersi aç?klarken de elimizden geldiğince risale-i nur'da geçen örnekleri vermemiz daha efdal.Evet ,üstteki eklenti gayet mukni bir cevap.

    ?lginç bir şey anlatay?m size.?ki risale dersi farkl? yerde ve yapanlarda farkl? kişiler.Biri dedi ki:''Ya hiç açmad? anlamad?m dersten bir daha oraya gitmeyeceğim.Falanca kişi çok güzel anlat?yor oraya gideceğim.''

    Diğeri ise:''Ya adam resmen kendi ilmini konuşturdu.Risale'den bir kaç yer okudu 10dk okudu okumad?.Sonra da yar?m saatte yak?n kendi konuştu.Risale-i nur dersi havas? olmad? .Gitmeyeceğim oraya bir daha''

    Dengeyi iyi kurmak laz?m
    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Alıntı Barla Nickli Üyeden Alıntı
    Kur'an vekil ister ayine istemez
    barla kardeşim,Lemaatteki bir ifede sizin bu cümlenizi doğrulamu?yor.?şte o bölüm:
    Kur'ân ayna ister, vekil istemez

    Ümmetteki cumhuru, hem avâm?n umumu, burhandan ziyade mehazdaki kudsiyet şevk-i itaat verir, sevk eder imtisale.(Lemaat)
    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Bir başka bahis Risale-i Nurlardan:
    Cumhûru, burhandan ziyade, mehazdeki kudsiyet imtisale sevk eder. Müçtehidînin kitaplar? vesile gibi, cam gibi Kur'ân'? göstermeli; yoksa vekil, gölge olmamal?.
    Meselâ, hükmün me'haz? olan şeriat kitaplar? melzum gibidir. Delili olan Kur'ân ise, lâz?md?r. Muharrik-i vicdan olan kudsiyet, lâz?m?n lâz?m?d?r. Cumhurun nazar? kitaplara temerküz ettiğinden, yaln?z hayal meyal lâz?m? tahattur eder. Lâz?m?n lâz?m?n? nâdiren tasavvur eder. Bu cihetle, vicdan lâkaytl?ğa al?ş?r, cumudet peyda eder.
    Eğer zaruriyat-? diniyede doğrudan doğruya Kur'ân gösterilseydi, zihin tabiî olarak müşevvik-i imtisal ve mûk?z-? vicdan ve lâz?m-? zâtî olan kudsiyete intikal ederdi. Ve bu suretle kalbe meleke-i hassasiyet gelerek, iman?n ihtarat?na karş? asamm kalmazd?.
    Demek, şeriat kitaplar?, birer şeffaf cam mâhiyetinde olmak lâz?m gelirken, mürur-u zamanla, mukallitlerin hatâs? yüzünden paslan?p hicap olmuşlard?r. Evet bu kitaplar, Kur'ân'a tefsir olmak lâz?mken, başl? baş?na tasnifat hükmüne geçmişlerdir.(sünuhat)
    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Ayn? k?sm?n devam?ndan bir bölüm daha:
    Hâcât-? diniyede cumhurun enzar?n? doğrudan doğruya, câzibe-i i'câz ile revnakdar ve kudsiyetle hâledar ve daima iman vas?tas?yla vicdan? ihtizaza getiren hitab-? Ezelînin timsali bulunan Kur'ân'a çevirmek üç tarikledir:
    1. Ya müellifînin bihakk?n lây?k olduklar? derin bir hürmeti, emniyeti tenkitle k?r?p o hicab? izale etmektir. Bu ise tehlikedir, insafs?zl?kt?r, zulümdür.
    2. Yahut, tedricî bir terbiye-i mahsusayla kütüb-ü şeriat? şeffaf birer tefsir suretine çevirip, içinde Kur'ân'? göstermektir: Selef-i Müçtehidînin kitaplar? gibi, Muvatta, F?kh-? Ekber gibi. Meselâ, bir adam ?bni Hacer'e nazar ettiği vakit, Kur'ân'? anlamak ve Kur'ân'?n ne dediğini öğrenmek maksad?yla nazar etmeli. Yoksa ?bni Hacer'in ne dediğini anlamak maksad?yla değil. Bu ikinci tarik de zamana muhtaçt?r.
    3. Yahut cumhurun nazar?n?, ehl-i tarikat?n yapt?ğ? gibi, o hicab?n fevkine ç?kararak, üstünde Kur'ân'? gösterip, Kur'ân'?n hâlis mal?n? yaln?z ondan istemek ve bilvas?ta olan ahkâm? vas?tadan aramakt?r. Bir âlim-i şeriat?n va'z?na nisbeten, bir tarikat şeyhinin va'z?ndaki olan halâvet ve câzibiyet bu s?rdan neşet eder.(Sünuhat)
    Zübeyir abinin hat?ralarda birsözü var,risalei nur talebesinin aç?klad?klar?da risalei nurdur.çünkü risalei nuru düşünerek yine risalei nurdan aç?kl?yor.
    Sonra başka malumatla risleyi izah etmekde; risalei nurun anlaş?lmas?na engel olacağ?ndan uygun olmuyor.
    Risaleden geçen ilgili yerleri okuyarak okunmal? diyor.

    Serdengeçti abinin tespiti yerinde,bu zamanda konuya vukufiyeti olan kardeşlerimiz çok aç?klama yapmal?.
    k?sacas? her dersde devaml? aç?klama olmal?.
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:41 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Kimki Risale-i Nur derslerini yaparken kendini ve malumatlar?n? öne sürüyor ve Risale-i Nurlara perde yap?yorsa o kişi Risalelere perde oluyor demektir.Ancak Risale-i Nurlar? merkeze alarak Risale-i Nur hakikatlerinin anlaş?lmas? izah? ve aç?klamas? tarz?nda Daha çok Risale-i Nurlardan bahisleri ek yap?yor ve yine okunan mevzular?n anlaş?lmas?na uygun ayet,hadis bağlant?l? eklemeler yap?yorsa o Risale-i Nurlar?n anlaş?lmas?na vesile olacağ?ndan perde değil ayna olur diye düşünüyorum.Hakiki Nur talebeleri inşallah Risaleleri kullanarak kendileri ve malumatlar?n? kesinlikle pazarlamaz diye inan?yorum.Çünkü mal markas? ile sat?l?r.Kimki şerh,izah ve tanzim d?ş?nda bir şey yazarsa soğuk bir muaraza ve nak?s bir taklitçi olur diyen yine Üstad?m?zd?r.
    Allah raz? olsun kardeşim,


    devam?n? bekleriz,inşaallah.


    Muhabbetle..
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:42 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Dost ahyed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Zonguldak
    Mesajlar
    6

    Standart

    üstadın balına şeker katanların kulakları cınlasın.....

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı Ç€M!ÇOğLU Nickli Üyeden Alıntı
    Risale-i Nur dili ve Nurlar?n sadeleştilmemesi ile ilgili aşağ?daki yaz?n?n aç?klay?c? ve bilgilendirici ciheti vesilesiyle nazarlara sunuyorum.Yaz? M.Ali KAYA'ya aittir.Allah kendisinden raz? olsun.Çal?şmalar?nda kolayl?k ihsan etsin.Allah istikametten ay?rmas?n.

    D?N D?L? VE R?SALELER?N SADELEŞT?R?LMES?

    M. Ali KAYA



    Yüce Allah kendisini Rahman ve Rahim s?fatlar? ile tan?t?r; Besmele içinde Allah’?n Rahman ve Rahim isimlerini öne ç?karm?şt?r. Rahman suresinde de “Rahman olan Allah Kur’an? öğretti, insan? yaratt? ve ona beyan?, ifade etmeyi ve dili öğretti”[1] buyurarak beyan ve ifadenin ne derece Allah’?n rahmetinin belirtisi olduğuna dikkatleri çekmektedir.

    Dil müşterek bir iletişim vas?tas?d?r. Bu da insan?n dünyay? anlamas? ve eşyay? alg?lamas? ve ifade etmesi demektir. ?nsan dil vas?tas? ile anlad?ğ?n? anlat?r ve dil yoluyla kimlik kazan?r. Yine insan dil vas?tas? ile duygu ve düşüncelerini ve böylece kendini ifade eder.

    ?limlerin ortaya ç?kmas?n?n dil ile doğrudan ilişkisi vard?r. Allah kelam?n? peygamberlerinin dilinden bize ulaşt?rm?şt?r. Kur’an? okuyanlar da ondaki ilahî mesajlar? ve anlad?klar? derin incelikleri dilleri ile ifade ederek neşretmektedirler. Sonra dilin ifade ettiği manalar? yazarak daha geniş kitlelere ulaşmas?n? sağlamaktad?rlar. Bu ifadelere biz “?lim” diyoruz. ?limler böylece kendilerini ifade etmektedirler.

    Her ilmin kendi literatürü ve ifade dili vard?r. Dinin de kendini ifade eden bir dili vard?r. Günlük dil “bizi bize” anlat?r ve “ihtiyaçlar?m?z?” dile getirir. Günlük konuşulan ve basit hayat?n ihtiyaçlar?n? anlatan dil, elbette dinin ifade etmek istediği yüksek ve ruhani manalar? anlatmaktan uzakt?r.

    Dinin değerlerinin aslî hüviyeti ile devaml?l?ğ?n?n sağlanmas? ve insanlar aras?nda etkili iletişimin kurulmas? dini değerleri ifade etmeye bağl?d?r. ?lâhî mesajlar? alg?lama, yorumlama ve ifade etmemiz dil ile mümkündür. Bu durumda din dili, inananlar?n dini anlay?şlar?n? yöneten, dini tutum ve kanatlar? ortaya koyan bir yap?y? oluşturur.

    Din, maneviyat demektir. Maneviyat?n sahas? ruhun cevelan ettiği ve binlerce âlemi içine alan geniş bir sahad?r. O sahan?n baş? ezel, sonu ise ebeddir. Yani her iki ucunda da sonsuzluk vard?r. Din dilinin o manevi âlemlerde ak?l, kalb ve ruhun binlerce hissiyat?n? dile getiren bir konumu vard?r. Bu engin ve zengin manevi manalar? ifade edecek olan dilin de ona göre geniş, engin ve zengin olmas? gerekir. Dini anlamak ve dini tasavvuru oluşturmak ancak dini sembolleri dil ile ifade etmeye bağl?d?r.

    Din ilahi kaynakl?d?r. ?lahi hakikatleri ifade eden dilin de ilahi kaynakl? olmas? gerekir. ?lahi manalar? elbete ilahî sözler ifade edebilir. Bizim de bu manalar? anlamam?z için akl?m?z? ve ruhumuzu onlar? anlayacak seviyeye ç?karmam?z gerekir. ?nsan?n ruhen terakkisi bu şekilde mümkün olur.

    Din dili de dinin kendisi gibi ilâhî olan vahiy ve ilhamdan kaynaklan?r. Zira dinin amac? Allah’? isim ve s?fatlar? ile tan?tmak, ahireti anlatmak ve ahirete lay?k manalar? ders vermek, nefsi gemlemekle ruhu yüceltmektir. Ulvî manalar? elbette ulvî kelimeler ifade eder. Bundan dolay?d?r ki ibadet dili de bu ulvî ve yüce manalar? ifade eden ilâhî kelimeler olmak zorundad?r. Allah’?n şan?na lay?k şekilde övmek ve tesbih etmek, onun nimetlerine karş? hamd ve şükretmek, onun şan?n? yüceltmek için tekbir ve tehlil ile sena etmekten mürekkeb olan ibadet, elbette bu yüce manalar? ifade edecek olan tesbih, hamd, tekbir ve tehlil kelimeleri ile olacakt?r.

    ?man, ihlâs, takva, şükür, tövbe, af, birr, infak, adalet, sadakat, hayâ, doğruluk gibi ahlakî, manevi kavramlar hep vahiy ve ilhama tabi olan kavramlard?r. Bunun için din dili bir kavramlar bütünü olmakla beraber, sosyal hayattan da ayr? değillerdir; ancak ahirete ve ebediyete yönelik bir yönü vard?r. ?nsan? ahiretin ebedi hayat?na ve saadetine haz?rlama gibi de bir fonksiyonu mevcuttur. Çünkü dinin amac? uhrevî saadettir. Uhrevî saadet ise akl?n ve ruhun kemali, nefsin de süflî ve basit şeylerden uzaklaşmas? iledir.

    ?şte bütün bu gerekçelerden dolay? maneviyat? ders veren, insan?n manen terakkisini sağlayan dinin de bunu sağlayacak olan dini ifade ve terimleri bulunacakt?r. Biz buna “din dili” diyoruz.

    ?nsan?n görevi dini anlamaya, bunun için de dinin dilini de öğrenmeye çal?şmakt?r. Bunun aksine dinin yüksek manalar?n? ifade eden dilini değiştirerek dini o manalardan yoksun b?rakarak basite indirmek değildir.

    Avam?n da dini anlamas? gerekir ve bunun için de halk?n dilini kullanmam?z gerekir şeklinde bir bahane ile sadeleştirme gibi düşünceler dile getirilmektedir. Bunun iki yönü vard?r. Birincisi dinin özünde ve ifadelerinde avam?n anlayacağ? ve kendisine yeterli olacak kadar halk dili vard?r. Halka bu kadar bilgi, uyguland?ğ? ve amel şeklinde yaşand?ğ? zaman kurtuluşu için yeterlidir. ?kincisi dinin akla hitap eden ilmî yönü, kalbe hitap eden ulvî ciheti, ruhu kemale erdirecek olan ulvî yan? ve nefsin tezkiyesine bakan ahlakî değerlerini ifade eden kelime ve kelamlar? ise üzerinde çal?şmay? ve derin manalara nüfuz etmeyi sonra da onlar? halk?n dili ile ifade ederek avama anlatmay? gerekli k?lar. ?şte ihtisas gerektiren ve bu konuda çal?şan? avama üstün k?lan yönü budur. Âlimler, vaizler, müftüler bu yönü ile halk üzerinde imtiyaz sahibi olurlar. Avam da onlara bu cihetle sayg? duyar, onlar da halk?n anlayacağ? şekilde bu manalar? ders verirler. Böylece insanlar terakki ve tekâmül ederler.

    ?slam tarihi boyunca yaz?lan binlerce cilt tefsirler, ilmî kitaplar ve din üzerinde ihtisas sahibi olan binlerce muhakkikler, müçtehitler ve mücedditler din dilini anlay?p anlatarak bu makam ve mevkilere ç?km?şlar ve binlerce cilt kitaplar? yazarak her biri dinin ifade etmek istediği yüksek manalar? ders vermişlerdir. Din dilini yok saymak veya sadeleştirmek asl?nda dine yap?lacak en büyük y?k?m ve tahrifatt?r. Vazifemiz dini anlamaya çal?şmakt?r, anlamad?ğ?m?z? cehaletimiz ile inkâr etmek değildir. ?man ve ilim akl?n, inkâr ise cehaletin gereğidir.

    Yahudiler ve H?ristiyanlar Tevrat ve ?ncil’i halk?n anlamas? için tercüme üzerine tercüme ederek ulvi manalar? ifade eden kelime ve kelamlardan uzaklaşt?rd?lar. Böylece ulvi manalar ifade edilemez oldu. Baz? nadanlar ve art niyetliler de işin içine girince o kitaplarda tağyirat ve tahrifat çoğald?. Böylece ilahi olmaktan uzaklaşt? ve tahrif edilmiş oldu. Bundan dolay? Kur’an-? Kerimi de tefsir yerine sadece tercümesini okutmak isteyenlerin bu noktay? ya bilmedikleri veya kas?tl? olarak bu millete telkin etmek istedikleri düşünülebilir ve bu asl?nda yanl?şt?r. Bunun için Bediüzzaman gerek 25. Söz olan “Mu’cizât-? Kur’aniye Risalesinde” ve gerekse “Rumuzat-? Semâniyede” “Kur’an?n gerçekte tercüme edilemeyeceğini” ispat ederek Kur’an?n yüksek manalar?n ders veren Kur’an tefsiri “Risale-i Nur’u” te’lif etmiştir.

    Bediüzzaman Kur’an?n tercüman? olarak Kur’an-? Kerimi Risale-i Nurlarda asr?n idrakine uygun tefsir etmiştir. Kur’an-? Kerim Arapça olarak nazil olmuştur; ama saf Arapça değildir. Yani Arap halk?n?n kolayl?kla anlayacağ? dilden değildir. Kur’anda Araplar?n bilmediği, duymad?ğ? ve anlamad?ğ? pek çok kelime vard? ve sahabeler peygamberimize (sav) gelerek ‘Bu ne demektir?” diye soruyorlard?. Hatta peygamberimize gelerek “Rahman nedir?”[2] diye sorduklar?n? Kur’an zikreder. Peygamberimiz (sav) bile Kur’an nazil olmadan önce “Rahman ve Rahimi” bilmiyor yemek yerken “Bismillahi’l-Ahad” diye yemeğe başl?yordu. Kur’an nazil oldukça, okundukça, yeni yeni kelimeleri öğrenip hayatta kulland?kça hayata hâkim oldu. Herkesin anlad?ğ? ama manas?n? tam bilemediği kelimeler olarak, biliyor gibi kullanmaya başlad?lar. Mesela “Selamün Aleyküm” Kur’anî ve ?slami bir tabirdir devaml? selam veririz ama anlam?n? yine bilemeyiz. Bu bir deyimdir, aç?l?m? iki kelime ile ifade edilemez. ?zah? sayfalara s?ğmaz.

    Kur’an?n dili “Din Dilidir.” Her ilmin bir dili vard?r. O dil bilinmezse o ilmin ifade ettiği yüksek manalar anlaş?lamaz. Matemetiğin, Hukukun, T?bb?n, Biyolojini, Astronominin, Tabiat bilimlerinin, Sosyolojinin, Felsefenin velhas?l her ilmin kendine has bir dili vard?r. ?lim adamlar?n?n kitaplar?n?n anlaş?lmamas? ve okunmamas? bundand?r. ?nsanlar?n genellikle zorlanmadan anlad?ğ? dil hikâye ve masal dilidir. ?lim ise hikâye ve masal değildir ki herkes zorlanmadan anlas?n. Bir şeyi gerçekten öğrenmek isteyen onu öğrenmek için kendini vermesi ve zorlamas? laz?m. ?ngilizce için “Bu dil ağ?r, ben anlam?yorum” diye karş? ç?kana hiç rastlamad?m. Öğrenmek isteyen zaten zorluğunu kabul ederek öğrenmek için çaba harcayanlard?r. Talebeler de her dersten zorlan?rlar. Zorluğunu bilerek öğrenmek için gayret gösterenler başar?l? olurlar. Yeni kelimeleri öğrenmekten kaç?nanlar asla başar?l? olamazlar.

    Kur’an? anlamak, iman? ve dini öğrenmek isteyenler de dinin yüksek, ilâhî, ruhanî ve uhrevi kelimelerini öğrenmek durumundad?rlar. Bunlar?n ne Arapçada ne de bir başka dilde karş?l?ğ? yoktur. Kur’’anda ne ise odur ve peygamberimiz nas?l bildirmiş ise öyledir. Bunlar?n izah? olur ama bir başka dile tercümesi olmaz. Çünkü hiçbir dilde karş?l?ğ? yoktur. Değiştirmeye çal?şmak dini tahrip ve bozmakt?r. Bunun için dini bozmak isteyenler önce başka dile tercüme ederek işe başl?yorlar.

    Mesela, “Bismillahirrahmanirrahim” ifadesinin hiçbir dilde karş?l?ğ? yoktur. Türkçeye “Rahman ve Rahim olan Allah’?n ad? ile” diye tercüme ediliyor. Bu Tercüme midir yoksa tekrar m?d?r? Maalesef tekrard?r. Tercüme diye yutuyoruz. Neyi tercüme etmişler? Rahman duruyor, Rahim duruyor, Allah duruyor. “Esirgeyen ve bağ?şlayan Allah’?n ad? ile” deniyor. Besmele ile hiç alakas? yok tamamen tahriftir. Esirgemek “Selam” “Mü’min” kelimesinin ifadesine yak?nd?r. Bağ?şlamak ise “Affetmek” yani “Afuv” kelimesinin karş?l?ğ?d?r. “Rahman ve Rahim” ile alakas? yok gibidir.

    Allah’?n bin bir ismi vard?r. Bunlar?n hepsi yeni kelimelerdir. Allah’?n ad?d?r. ?simler değiştirilemez ve tercüme edilemezler. Ancak ilim adamlar? insanlar?n anlayacağ? şekilde kendi bilgilerine göre izah ederler.

    ?badet dili olan “Sübhanallah” “Elhamdülillah” “Lâ ilâhe ?llallah” “Allahu Ekber” kelimeleri özel isimdir değiştirilemez ve hiçbir dile tercüme edilemez. Tesbih, tekbir, tehlil, tahmid ulvi birer hakikattir onlar?n unvan? olan kelime ve kelamlar d?ş?nda bu ulvî hakikatleri anlatmak imkâns?zd?r. “Allahu Ekber” Allah büyüktür demek değildir. Bu cismaniyata izafe edilen bir kelimedir. Allah cisim değildir ki büyüklüğü büyük diye ifade edilsin. Allah Ekberdir. Allah rahmeti, inayeti, ilmi, iradesi, kudreti büyük oland?r. Böylece Allah’?n büyüklüğü bin bir esma ve s?fat? içine alacak şekilde anlaş?lmas? gerekir. Bunun ifadesi ise “Allahu Ekber”dir. Ayn? şekilde Allah birdir demekle “Lâ ilâhe ?llallah” hakikati ifade edilemez. Bu hakikatin ifadesi bütün mahlûkat?n şehadetini tazammun eden ve her şeyin delaletini içine alan ve tüm kâinat ve kâinat ötesi âlemleri ihtiva eden bir anlam? vard?r. Bediüzzaman bu hakikati 130 risale ile izaha çal?şm?şt?r. Nas?l tercüme ile k?s?r bir anlama hapsedilebilir? Sübhanallah tesbihin ad?d?r, Elhamdülillah ise tahmidin. Her birisinin sat?rlar ve sayfalar ile ifade edilemeyen hakikatlerin tercüman?d?r. Dar bir manaya hasr?n? asla kabul etmez. Olsa hakikat olmaz.

    Risale-i Nuru okuyanlar bu yüksek hakikatleri anlayacak ve kavrayacak yüksek seviyeye ç?k?yorlar. Okumayan zaten anlamaz. Risale-i Nurlar? sadeleştirme düşüncesi iki kaynaktan gelmektedir. Birincisi herkes okusun kolayca anlas?n düşüncesinden. Bu ise Kur’an?n ve dinin yüksek hakikatlerinden gafil olman?n ve sadeleştirerek bu manalardan kalpleri, ak?lar? ve ruhlar? uzaklaşt?rmay? netice vereceğini anlamamas?ndand?r. ?kincisi ise kas?tl? olarak dinin yüksek hakikatlerinden insanlar? mahrum b?rakarak dini basite indirgemek isteyenlerin telkinatlar?ndand?r. Birincileri maalesef şuursuz olarak şuurlu tahrifatç?lara alet olmaktad?rlar.

    Bir felsefe öğrencisi hocas?na demiş. “Ben kitab?n?z? okudum ama hiçbir şey anlamad?m.” Hocas? demiş: “Evlad?m bir daha oku.” “Yine anlamad?m” diyince yine “bir daha oku” demiş. Talebe üçüncü okuyuşunda “biraz anlad?m efendim” demiş. Bunun üzerine hocas? “seninle felsefe üzerine art?k konuşabiliriz” demiş ve ona felsefeyi öğretmeye başlam?ş. Felsefeyi anlamak için defalarca okumak gerekiyor ise ?man hakikatlerini anlamak için neden defalarca okunmas?n ki…

    Risale-i Nurun dili çok sadedir ve okuyanlar taraf?ndan kolayca anlaş?l?r bir Türkçe ile yaz?lm?şt?r. ?slami ve imani hakikatleri bundan daha sade ve anlaş?l?r şekilde ifade eden ve izah eden bir başka kitap maalesef yoktur. ?lmihal ve Kelam kitaplar? ile Kur’an tefsirleri daha karmaş?k, ağdal? ve anlaş?lmaz bir dille yaz?lm?şlard?r. Ama ne var ki son zamanlarda bu kitaplar basit halk diline göre yaz?ld?klar? için Kur’an?n ifade ettiği yüksek hakikatleri izah etmekten de çok uzakt?rlar. Sadeleştirme çal?şmalar? ile maalesef dinin yüksek hakikatler feda edilerek k?s?r bir mana ile dinin hakikatinden uzaklaş?lmaktad?r.





    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Rahman, 55:1–4

    [2] Furkan, 25:60
    Kara hazerçiçeği kardeşim, Sunuhatta ki Kur'an'?n hakimiyeti mutlakas? bolumunden aktard?klar?n? dikkatle mutalea etmemiz gerekir. Hat?rlatt?ğ?n?z için Allah raz? olsun.
    Ders okunurken eger baş?ndaki ayetle, o ayetin evveli ve ahriyle, siyak? ve sibak?yle, ve dahi o ayetin en buyuk mufessriri olan hasialerle irtibat?n? kurmazsak daha sonra Ustad?m?z?n bu asra bakan yonunu izah ettiği dersi okursak en guzel bir şekilde ders okumuş oluruz.
    Hem Kur'an Zat-? Zülcelalin kelam s?fat?ndan geldiği için manas?na nas?l tahdit konulamaz, aynen risalei nurlar dahi kur'an'?n tereşşuhat? olmas? hasebiyle her okunuşunda başka bir mana anlaş?lmas? ayn-? hakt?r. Eger ders Me'hazindeki kutsiyete yani Kur'an'? Kerime bağlan?rsa ve bu her daim hat?rda tutulursa o dersin feyzi surekli olur, eger dersin manas? Ustada veya anlatan şahsa bağlan?rsa hem çok s?n?rl? hemde çok az feyzli bir ders olur. Tecrubeyle sabittir.

    Allah bu eserleri hakk?n? vererek okumak nasip etsin.
    Alıntı usame Nickli Üyeden Alıntı
    Kara hazerçiçeği kardeşim, Sunuhatta ki Kur'an'?n hakimiyeti mutlakas? bolumunden aktard?klar?n? dikkatle mutalea etmemiz gerekir. Hat?rlatt?ğ?n?z için Allah raz? olsun.
    Ders okunurken eger baş?ndaki ayetle, o ayetin evveli ve ahriyle, siyak? ve sibak?yle, ve dahi o ayetin en buyuk mufessriri olan hasialerle irtibat?n? kurmazsak daha sonra Ustad?m?z?n bu asra bakan yonunu izah ettiği dersi okursak en guzel bir şekilde ders okumuş oluruz.
    Hem Kur'an Zat-? Zülcelalin kelam s?fat?ndan geldiği için manas?na nas?l tahdit konulamaz, aynen risalei nurlar dahi kur'an'?n tereşşuhat? olmas? hasebiyle her okunuşunda başka bir mana anlaş?lmas? ayn-? hakt?r. Eger ders Me'hazindeki kutsiyete yani Kur'an'? Kerime bağlan?rsa ve bu her daim hat?rda tutulursa o dersin feyzi surekli olur, eger dersin manas? Ustada veya anlatan şahsa bağlan?rsa hem çok s?n?rl? hemde çok az feyzli bir ders olur. Tecrubeyle sabittir.

    Allah bu eserleri hakk?n? vererek okumak nasip etsin.
    yanl?ş yazm?ş?m, şöyle olacak;

    Ders okunurken eger baş?ndaki ayetle, o ayetin evveli ve ahiriyle, siyak? ve sibak?yle, ve dahi o ayetin en buyuk mufessriri olan hadislerle irtibat?n? kurarsak, daha sonra Ustad?m?z?n bu asra bakan yonunu izah ettiği dersi okursak en guzel bir şekilde ders okumuş oluruz.
    Böyle okunma tavsiyesini;Risaleden bulamad?m.

    Nerde geçiyor.?usame...
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:43 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Başka bir yerde böyle cevap vermiştim?cevap yerlerine üsamenin dediklerinide ekleyerek okuyal?m.



    Ne zübeyir abi,ne bayram abi,ne sungur abi,ne de
    Tahiri abi,

    Bak?n kardeşler;arapçay?,f?k?h?,mant?ğ?,beyan? öğrenmeden risalei nur anlaş?lmaz diye bir ifade kullanm?şlard?r.nede şimdiki abiler.

    Üstad?n mutlak varislerinin ağz?nda böyle bir söz ç?kmam?şt?r.

    Yukardakilerin dediği yap?lsa o zaman,20 sene medrese eğitimini daha al?p ondan sonra risalei nuru okumam?z gerekiyor.

    Demek as?l bize zarar verernler kendileri oluyor.
    Hem şekvleri k?r?yorlar,
    Hem ak?llar? yağma ediyorlar.
    Hemdekendilerini üstad?n varisleri yerine koyayarak konuşuyorlar.

    Üstad?n ; onlar?n dediği şekilde ;arapça,mant?k,f?k?h okuyun sonra risalei nuru daha iyi anlars?n?z.Beyan? yoktur.

    Kardeşlerim eğer onlar?n dediklerini yaparsan?z risalei nuru Anlamazs?n?z diyorum.Neden?

    Çünkü bir ilahiyat profösörü anlamakta güçlük çekiyor.Adam arapça,mant?k vesaire
    biliyor ama risalei nuru okuduğunda anlayam?yor.
    ?mam hatipte okul müdürü olan abimiz risalei nuru anlayam?yor.
    çünkü çok okumuyor,ders yapt?ğ?nda bile kar?şt?r?yor.
    Halbuki arapçada ,mant?k,tefsirde çok okumuş.

    Demek risalei nuru anlamak için arapça öğrenmek gerekmiyor.
    Üstad bir ayeti izah ederken,o ayeti hiçbir tefsirin izah etmediği şekilde izah ediyor.
    mesela;6.sözün baş?ndaki ayete bak,birde izah?na bak.
    ben arapça öğrensem sadece mealini öğrenmiş oluyorum.
    ama arapça bilmediğim halde neden bahsediyor anl?yor ve diyorum ki
    bu ayetin manas?ndan bu damlalar ak?yor.
    Kuranda 6.sözün baş?ndaki ayeti okuyunca ,alt?nc? sözdeki anlad?ğ?m manalar akl?ma geliyor.
    Bu çok güzel bir şeydir.
    sadece bu değil.
    ?nan?n bütün külliyat? iyice güzel ve defalarca okudukça,
    izah edilen ayetlerinin manalar? insan?n akl?na geliyor.
    ve sen kuran? anl?yorsun.

    Demek risalenin arapçaya ihtiyac? yoktur.
    Olsayd? üstad talebelerine der ki,önce arapçay? öğrenin sonra risalei nuru okuyun.

    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:44 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Sunuhat ta Kur'an'?n Hakimiyeti Mutlakas? bölümünde.

    http://www.risaleara.com/oku.asp?id=5284
    usame dediğini görmedim,hiç olmazsa sen buraya ekle..

    orda kuran?n nas?l tefsir edileceği yaz?l?d?r.

    biz burda risaleyi konuşuyoruz,

    üstad senin dediğin şekilde nerde demiş?

    Kardeşlerim risaleyi anlamak için;izah edilen ayetin kendinden önceki ve sonraki ayete bak?n,daha sonrada konuyla ilgili hadislere bakarak,anlamaya çal?ş?n ifadesi nerde geçiyor usame...

    Böyle izah şekli risalede yok,,
    neden ?srar ediyorsun..
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:44 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    Müdakkik Üye terennüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    910

    Standart

    yunusum ve usame...
    Forumda aç?lan herhangi bir konu içinde, olay? şahsileştirip at?şma haline getirmemenizi tekrar hat?rlat?yorum.
    Eğer buna dikkat etmezseniz, buradaki birçok üyenin hakk?na girdiğinizi de hat?rlat?r?m.
    Bir Nur Talebesi nefsi davranmamal?d?r. Ama bak?yorum ki verilen cevaplar hep nefsi ve şahsi.
    Herkes Risale-i Nur okur ve baz? konulardan farkl? ç?kar?mlar yapabilir. Lakin, bu ç?kar?mlar?n tek doğru olduğunda ?srar edenlerin bu davran?ş? Risale-i Nur meslek ve meşrebine uygun değildir.
    Bu uygunsuz yaz?lar silinecektir. Haberiniz ola.
    Konu HakanBa tarafından (04.06.07 Saat 00:45 ) değiştirilmiştir.

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nurların Hizmet Düsturları
    By Abdulbaki in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 58
    Son Mesaj: 08.08.08, 20:00
  2. Risale-i Nurların Türkiye Geneli Tanıtılması
    By eroglu_oktay in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.07.08, 15:27
  3. Risalei Nurların Meali varmı ???
    By fütüvvet in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 26.04.08, 11:24
  4. Risale-i Nurların Yazılış Sırası Nedir?
    By Ahsen Nur in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 21.11.07, 14:12
  5. 33. Söz, 15. Pencerenin İzahı
    By gülbahar in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 16.11.07, 19:59

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0