+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Matemhane-i Umumi

  1. #1
    Dost mustafa ünal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Muğla
    Mesajlar
    9

    Standart

    Muhterem kardeşlerim Risale-i nurun çok yerinde zikredilen matemhane-i umumi ne demektir??man etmeyen insan Dünyay? nas?l böyle görür??mans?z biri için nas?l tüm varl?klar bu halde görünür?Yard?mlar?n?z için şimdiden teşekkür ederim
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 15:28 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı mustafa ünal Nickli Üyeden Alıntı
    Muhterem kardeşlerim Risale-i nurun çok yerinde zikredilen matemhane-i umumi ne demektir??man etmeyen insan Dünyay? nas?l böyle görür??mans?z biri için nas?l tüm varl?klar bu halde görünür?Yard?mlar?n?z için şimdiden teşekkür ederim
    Üstad iman etmeyenlere dünyay? matemhane-i umumiye diye tabir etmesinin sebebi, ahiret inanc?n?n onlarda olmamas? ve ebedi firaklara müptela olacaklar?d?r. Zira; inanc? olmayan birisinin çok sevdiği birisi ölse, onunla bizler gibi ahirette tekrar dirileceğine inanm?yor ki onun yok olduğuna inan?yor. Böylesine kesin ve eksif ayr?l?klar?n dünyalar?n? kapkara ettiğinden bahsediyor. Çünkü dünya öyle bir hengame içindedir ki bir yandan doğumlar, bir yandan vefiyatlar, bunlara iman gözlüğüyle bak?lmad? m? insan? dünyadan zerre kadar huzur ve lezzet alamayacak konuma düşünüyor. Fakat ahiret inanc? tüm bunlara çaredir...
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 15:28 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    s?rr? burda ;bunu iyice anlad?nsa eğer gerisi kolay mustafa kardeşi
    Buyrun 23.lemadan okuyal?m;



    Evet, herkes kâinat? kendi aynas?yla görür. Cenâb-? Hak, insan? kâinat için bir mikyas, bir mizan suretinde yaratm?şt?r. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insan?n itikad-? kalbîsine göre gösteriyor.
    Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudat? ağlar ve meyus suretinde görür.
    Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinat? neşeli, güler gördüğü gibi;

    mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudat?n hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlar?n? bir derece keşfeder ve görür.

    Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudat?, hakikat-i kemâlât?na tamam?yla z?t ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder ve mânen onlar?n hukukuna tecavüz eder.


    iman hem nurdur,hem kuvvettir
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Evet yunusum kardeşim Allah raz? olsun, eklentiniz çok aç?klay?c? olmuş. ?nsan?n ubudiyet/kulluk vazifesini yerine getirme/getirmeme derecesinegöre sorulan kavram şekillenmektir...
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 15:37 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Allah sizdende razı olsun.selametle kalın.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Dost estate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    Muğla
    Mesajlar
    4

    Standart

    Açıklamalarınız için teşekkürler...Matemhane-i umumiye hep bana tam anlamını kavrayamadığım bir cümle olarak gelir.Dalalette olan insan eğer yeryüzünü böyle görüyorsa neden farklı gözlüğü takınmıyor.Neden halen insanlar orda kalmakta ısrar ederler.Büyük çoğunluğun dünyayı matemhane-i umumiye gördüğüne bakılırsa sanki beşer ordamı aradığını buluyor.

  7. #7
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    ALTINCI NOTA
    Ey kâfirlerin çokluklar?ndan ve onlar?n baz? hakaik-i imaniyenin inkâr?ndaki ittifaklar?ndan telâşa düşen ve itikad?n? bozan biçare insan! Bil ki, k?ymet ve ehemmiyet, kemiyette ve adet çokluğunda değil. Çünkü, insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana ink?lâp eder. ?nsan, baz? frenkler ve frenkmeşrepler gibi ihtirâsât-? hayvâniyede terakki ettikçe, daha şiddetli bir hayvâniyet mertebesini al?r. Sen görüyorsun ki, hayvânât?n kemiyet ve adet itibar?yla hadsiz bir çokluğu varken, ona nispeten insan gayet az iken, umum envâ-? hayvânat üstünde sultan ve halife ve hâkim olmuştur.
    ?şte, muz?r kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenâb-? Hakk?n hayvânât?ndan bir nevi habislerdir ki, Fât?r-? Hakîm onlar? dünyan?n imârât? için halk etmiştir. Mü'min ibâd?na ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onlar? bir vâhid-i k?yasî yap?p, âk?betinde, müstehak olduklar? Cehenneme teslim eder.
    ?şte, küffâr?n ve ehl-i dalâletin bir hakikat-i imaniyeyi inkâr ve nefyetmelerinde kuvvet yoktur. Çünkü, nefiy s?rr?yla, ittifaklar? kuvvetsizdir. Bin nefyediciler, bir tek hükmündedir. Meselâ, bütün ?stanbul ahalisi, Ramazan'?n baş?nda ay? görmediğinden nefyetse, iki şahidin ispat?yla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifak? sukut eder. Madem küfrün ve dalâletin mahiyeti nefiydir ve inkârd?r, cehildir ve ademdir; küffâr?n kesretle ittifak? ehemmiyetsizdir. Ehl-i hakk?n, hak ve sabit ve sübutu ispat olunan mesâil-i imaniyede, şuhuda istinad eden iki mü'minin hükmü, hadsiz o ehl-i dalâletin ittifak?na râcih olur, galebe eder.
    Bu hakikatin s?rr? şudur ki: Nefyedenlerin dâvâlar? sureten bir iken, müteaddittir; birbiriyle ittihad edemez ki kuvvetlensin. ?spat edicilerin dâvâlar? ittihad ediyor, birbirinden kuvvet al?r. Çünkü gökteki hilâl-i Ramazan'? görmeyen der ki: "Benim nazar?mda ay yoktur; benim yan?mda görünmüyor." Başkas? da "Nazar?mda yoktur' der. Daha başkas? da öyle der. Herbiri kendi nazar?nda yoktur der. Herbirinin nazarlar? ayr? ayr? ve nazara perde olan esbab dahi ayr? ayr? olabildiği için, dâvâlar? da ayr? ayr? olur, birbirine kuvvet veremez.
    Fakat ispat edenler demiyor ki, "Benim nazar?mda ve gözümde hilâl var." Belki "Nefsü'l-emirde, göğün yüzünde hilâl vard?r, görünür" der. Görenler bütün ayn? dâvây? ve "Nefsü'l-emirde vard?r" der. Demek bütün dâvâlar birdir. Nefyedenlerin nazarlar? ayr? ayr? olduğundan, dâvâlar? da ayr? ayr? olur. Nefsü'l-emre hükmedemiyorlar. Çünkü nefsü'l-emirde nefiy ispat edilmez. Çünkü ihata lâz?md?r. bir kaide-i usuldür. Evet, birşeyi dünyada var desen, yaln?z o şeyi göstermek kâfi gelir. Eğer yok deyip nefyetsen, bütün dünyay? eleyip göstermek lâz?m gelir ki, tâ o nefiy ispat edilsin.
    ?şte bu s?rra binaen, ehl-i küfrün bir hakikati nefyetmesi ise, bir meseleyi halletmek veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak misalindedir ki, bin de, bir de, birdir. Çünkü birbirine yard?mc? olamaz. Fakat ispat edenler nefsü'l-emirdeki hakikat-i hale bakt?klar? için, müddeâlar? ittihad ediyor. Kuvvetleri birbirine yard?m eder. Büyük bir taş?n kald?rmas?na benzer ki, ne kadar eller yap?şsa daha ziyade kald?rmas? kolay olur ve birbirinden kuvvet al?r.
    Bu hakikatin s?rr? şudur ki: Nefyedenlerin dâvâlar? sureten bir iken, müteaddittir; birbiriyle ittihad edemez ki kuvvetlensin. ?spat edicilerin dâvâlar? ittihad ediyor, birbirinden kuvvet al?r. Çünkü gökteki hilâl-i Ramazan'? görmeyen der ki: "Benim nazar?mda ay yoktur; benim yan?mda görünmüyor." Başkas? da "Nazar?mda yoktur' der. Daha başkas? da öyle der. Herbiri kendi nazar?nda yoktur der. Herbirinin nazarlar? ayr? ayr? ve nazara perde olan esbab dahi ayr? ayr? olabildiği için, dâvâlar? da ayr? ayr? olur, birbirine kuvvet veremez.
    Fakat ispat edenler demiyor ki, "Benim nazar?mda ve gözümde hilâl var." Belki "Nefsü'l-emirde, göğün yüzünde hilâl vard?r, görünür" der. Görenler bütün ayn? dâvây? ve "Nefsü'l-emirde vard?r" der. Demek bütün dâvâlar birdir. Nefyedenlerin nazarlar? ayr? ayr? olduğundan, dâvâlar? da ayr? ayr? olur. Nefsü'l-emre hükmedemiyorlar. Çünkü nefsü'l-emirde nefiy ispat edilmez. Çünkü ihata lâz?md?r. bir kaide-i usuldür. Evet, birşeyi dünyada var desen, yaln?z o şeyi göstermek kâfi gelir. Eğer yok deyip nefyetsen, bütün dünyay? eleyip göstermek lâz?m gelir ki, tâ o nefiy ispat edilsin.
    ?şte bu s?rra binaen, ehl-i küfrün bir hakikati nefyetmesi ise, bir meseleyi halletmek veyahut dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak misalindedir ki, bin de, bir de, birdir. Çünkü birbirine yard?mc? olamaz. Fakat ispat edenler nefsü'l-emirdeki hakikat-i hale bakt?klar? için, müddeâlar? ittihad ediyor. Kuvvetleri birbirine yard?m eder. Büyük bir taş?n kald?rmas?na benzer ki, ne kadar eller yap?şsa daha ziyade kald?rmas? kolay olur ve birbirinden kuvvet al?r.
    YED?NC? NOTA
    Ey Müslümanlar? dünyaya şiddetle teşvik eden ve san'at ve terakkiyât-? ecnebiyeye cebirle sevk eden bedbaht hamiyetfuruş! Dikkat et, bu milletin baz?lar?n?n din ile bağland?klar? rab?talar? kopmas?n. Eğer böyle ahmakane, körü körüne topuzlar?n alt?nda baz?lar?n dinden rab?talar? kopsa, o vakit hayat-? içtimaiyede bir semm-i kâtil hükmünde o dinsizler zarar verecekler. Çünkü mürtedin vicdan? tamam bozulduğundan, hayat-? içtimaiyeye zehir olur. Ondand?r ki, ilm-i usulde "Mürtedin hakk-? hayat? yoktur. Kâfir eğer zimmî olsa veya musalâha etse hakk-? hayat? var" diye usul-i şeriat?n bir düsturudur. Hem mezheb-i Hanefiyede, ehl-i zimmeden olan bir kâfirin şehadeti makbuldür; fakat fâs?k merdûdü'ş-şehadettir. Çünkü haindir.
    Ey bedbaht, fâs?k adam! Fâs?klar?n kesretine bak?p aldanma ve "Ekseriyetin efkâr? benimle beraberdir" deme. Çünkü fâs?k adam, f?sk? isteyerek ve bizzat talep edip girmemiş; belki içine düşmüş, ç?kam?yor. Hiçbir fâs?k yoktur ki, salih olmas?n? temenni etmesin ve âmirini ve reisini mütedeyyin görmek istemesin. ?llâ ki-el-iyâzü billâh!-irtidat ile vicdan? tefessüh edip, y?lan gibi zehirlemekten lezzet als?n!
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 15:37 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  8. #8
    Dost estate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    Muğla
    Mesajlar
    4

    Standart

    Aslında Matemhane-i umumiye sorusunu sorduğum günlerin akabinde Risale-i Nur da bir yer okudum geçtim ama şimdi yerini bilmiyorum.Her nasılsa o zaman anlayamadım kendi sorumla ilgili yer olduğunu.Þimdi o yeri belkide siz daha iyi bileceksiniz.Þöyleki Üstad; bak Ceziretil araba nasılda ölü bir toplum yada Yeryüzü onun Risaletiyle canlandı diye bir yer var.Nerde bilmiyorum ama sanki sorduğum soru ile ilgili.

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı
    DÖRDÜNCÜ REŞHA
    Arkadaş! Tûl-i zaman ve bu'd-i mekân?n muhâkemat-? akliyede tesiri çoktur. Maahaza, düsturuna ittibâen, şu zaman ve muhitin hayalât?ndan ç?karak tayy-? zaman ve mekânla, hayalen Ceziretü'l-Araba gidelim ve Medine-i Münevverede nurânî ve yüksek minber-i saadetine ç?km?ş, nev-i beşere hitaben irşadatta bulunan o zât-? muallây? bizzat görüp sözlerini dinlemeliyiz.
    ?şte, hayalen oraya gittik. Bak, harika bir surette hüsn-ü suretle hüsn-ü sîreti cem eden o mürşid-i umumî, o hatib-i kudsî, cevâhir dolu bir kitab-? mucizülbeyan eline alarak, bütün insanlara mele-i âlâdan nâzil olan bir hutbe-i ezeliyeyi okuyor. Ve bütün benî Âdemi ve cinleri ve mevcudat? dinletiyor. Evet, pek büyük bir emirden haber veriyor. Hilkat-i âlemin acip muammâs?n? aç?yor. Kâinat?n s?rr-? hikmetine dair t?ls?m? aç?yor. Felsefe ve fenn-i hikmetin, nev-i beşere, "Siz kimlersiniz? Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz?" diye irad ettiği ak?llar? acz ve hayrette b?rakan üç suale cevap veriyor.
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    BEŞ?NC? REŞHA

    Arkadaş! Şu zât-? nuranî (a.s.m.), mürşid-i imânî, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bak, nas?l neşrettiği hakikatin nuruyla, hakk?n ziyas?yla, nev-i beşerin gecesini gündüze, k?ş?n? bahara çevirerek, âlemde yapt?ğ? ink?lâpla âlemin şeklini değiştirerek nuranî bir şekle sokmuştur. Evet, o zat?n nuranî güzelliğiyle kâinata bak?lmazsa, kâinat bir mâtem-i umumî içinde görünecekti. Bütün mevcudat birbirine karş? ecnebî ve düşman durumunda bulunacakt?. Cemâdat, birer cenaze suretini gösterecekti. Hayvan ve insanlar, eytam gibi zeval ve firak?n korkusundan vâveylâlara düşeceklerdi. Ve kâinata, harekât?yla, tenevvüüyle ve tagayyürat?yla, nukuşuyla tesadüfe bağl? bir oyuncak nazar?yla bak?lacakt?. Bilhassa insanlar, hayvanlardan daha aşağ?, zelil ve hakir olacaklard?.
    ?şte, o zat?n telkin ettiği ?mân nazar?yla kâinata bak?lmad?ğ? takdirde, kâinat böyle korkunç, zulümatl? bir şekilde görünecekti. Fakat o mürşid-i kâmilin gözüyle ve ?mân gözlüğüyle bak?l?rsa, her taraf nurlu, ziyadar, canl?, hayatl?, sevimli, sevgili bir vaziyette arz-? dîdâr edecektir.
    Evet, kâinat ?mân nuruyla mâtem-i umumî yeri olmaktan ç?k?p mescid-i zikir ve şükür olmuştur. Birbirine düşman telâkki edilen mevcudat, birbirine ahbap ve kardeş olmuşlard?r. Cenaze ve ölü şeklini gösteren cemâdat, ünsiyetli birer hayattar ve lisan-? haliyle Hâl?k?n?n âyât?n? nât?k birer musahhar memuru şekline giriyorlar. Ağlayan, müteşekkî ve eytam k?yafetinde görünen insan, ibadetinde zâkir, Hal?k?na şâkir s?fat?n? tak?n?yor. Ve kâinat?n harekât, tenevvüat, tagayyürat ve nukuşu abesiyetten kurtuluyor. Rabbânî mektuplar, âyat-? tekviniyeye sayfalar, esmâ-i ?lâhiyeye aynalar suretine ink?lâp ederler.



    Hülâsa: ?man nuruyla âlem öyle terakki eder ki, "Hikmet-i Samedâniye Kitab?" nam?n? al?yor. Ve insan, zelil ve fakir ve âciz hayvanlar?n s?ras?ndan ç?kar; zaaf?n?n kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuas?yla, akl?n?n haşmet-i imaniyesiyle hilâfet ve hâkimiyetin zirvesine yükselmiştir. Hattâ acz, fakr, ihtiyaç ve ak?l onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebep olurlar. Zulmetli, karanl?kl? bir mezar-? ekber suretinde görünen zaman-? mazi, enbiya ve evliyan?n ziyas?yla ziyadar ve nuranî görünmeye başlar. Karanl?kl? gece şeklinde olan istikbal, Kur'ân'?n ziyas?yla tenevvür eder, Cennetin bostanlar? şekline girer. Buna binaen, o zât-? nuranî olmasayd?, kâinat da, insan da, herşey de adem hükmünde kal?r, ne k?ymeti olur ve ne ehemmiyeti kal?rd?.
    Binaenaleyh, bu kadar garip, acip, güzel kâinat için böyle tarifat ve teşrifatç? bir mürşid-i harika lâz?md?r. "Eğer bu zat (a.s.m.) olmasayd? kâinat da olmazd?" meâlinde olan hadis-i kudsî şu hakikat? tenvir ediyor.
    Şimdi düşünelim;
    ?çimizde ,kalbimizde,akl?m?zda iman olmasayd?,
    iman?n verdiği nur olmasayd?,
    bu kainat nas?l görünecekti,bizim nazar?m?za
    ağlan?lan yas tutulan yer.yani matemhanei umumi.
    varl?klar ecnebi,birbirine düşman,birbirini parçalayanlar olarak görülecekti,

    çünkü bilgimiz ne kadarsa ,nazar?m?zda bak?şlar?m?zda öyledir.

    bilgimiz yastutulan yer olarak görüyorsa,bak?ş?m?zda ayn?.

    imans?z olarak bilgi sahibi isek,imans?zl?k penceresiyle aleme bilgimiz derecesinde bakar?z.

    bu hiç değişmez,
    Allah kulum beni nas?l tan?rsa ona öyle muamele yapar?m buyuruyor hadisi kudside,
    ?şte bu sistem hiç değişmez.
    Sen ağl?yorsan,üzülüyorsan devaml? alemide ağlar üzüntülü görürsün.
    Sen herkesi kendine yabanc? görürsen,ve öyle anlarsan bak?şlar?nda öyle anlar ve görür,
    sen ibadetini yerine getirisen,alemide ibadet yapar görürsün,
    senin iman?n ne kadar artar,ne kadar imanda bilgi sahibi olup;iman?n verdiği nurla bakarsan,bak?şlar?nda o derecede alei nurani,vazifeli görür.

    Demek insana bağl?d?r,
    ?nsan?n ilmi,iman? ne kadar ise,kabride o derecede anlar görür.
    Yap?lacak tek şey iman?n daha artmas?d?r.
    iman ne kadar artarsa bak?şlarda o derece güzelleşir,
    iman ne kadar zay?fsa,bak?şlarda o derece kötüleşir.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 15:38 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Umumi musibet, çoğunluğun hatasından gelir..
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.03.20, 16:17
  2. Bir Efkar_ı Umumi;
    By vakti_nehar in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.08.08, 19:37
  3. Umumi Meselelerde Nefyin Kıymeti
    By BiKeS_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 31.08.07, 15:35
  4. Umumi Musibet, Çoğunluğun Hatasındandır
    By NÜZHETGAH in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 01.04.07, 17:44
  5. Umumi Bir Bereketsizlik...
    By Seha in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.01.07, 12:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0