+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Meleklerin Varlığının İspatı

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Görülmemeleri dolay?s?yla melekleri inkâr eden kimselere ne demeliyiz?

    Şu görünen âlemde nice görünmez kuvvetler, kanunlar, ?ş?nlar iç içe vazife görüyorlar. Melekler ise bunlar?n hepsinden daha lâtif. Iş?nlardan çok daha kesif olan havay? bile göremeyen insanoğlunun, “görmediğime inanmam” diyerek melekleri inkâra sapmas? çok tuhaf.

    Zevkle seyrettiğimiz bir ağaçta, yar? canl? dediğimiz bir hayat tecellisi var. Biz bu hayat? göremeyiz, ama ağac?n her yaprağ? ve her çiçeği bize o hayat? âdeta hayk?r?rlar. Güneşin çekim kuvvetini de göremeyiz ama, dünyam?z?n güneş etraf?ndaki seyahatinde o kuvvetin varl?ğ?n? seyreder gibi oluruz.

    Gözümüz yeryüzünün taş?nda toprağ?nda dolaş?rken bunlar?n arkas?nda bir çekim kuvvetinin var olduğunu da çok iyi biliriz. Ağaçtaki büyüme kanunu, güneşteki cazibe ve yerin çekim kuvveti. Rabbanî ordulardan sadece üç nefer gibi.

    Her yan?m?z bu görünmeyen ordularla kuşat?lm?ş. Her faaliyet onlar?n varl?ğ?ndan haber veriyor. Bütün bunlara rağmen yine de baz? kimselerden çok garip sözler işitiriz; “görmediğim şeye inanmam” diye.

    ?nanmak kalbe ait bir keyfiyet. ?nsan, inanmaya çeşitli yollarla gider. Görme, bunlardan sadece birisi. Yemeğin tad?na dilimizle bakar?z. Halbuki, gözümüz tatlar âlemini göremez. “Radyoya bak, ne haber var?” denildiğinde bu defa kulağ?m?za iş düşer. Sesler âlemine onunla bakar?z. “Şu adama bak, ne kadar kibirli.” denildiğinde ise, onun tav?rlar?ndan akl?m?zla birtak?m mânâlar ç?kar?r ve bir hükme var?r?z. Gerçeği bulmada görmeyi tek ölçü kabul edenler, diğer duyu organlar? yan?nda, ak?l ve vicdan?n vazifesini de göze yüklemiş olurlar.

    Bilim adamlar?na göre, insan gözü şu âlemde mevcut ?ş?nlar?n ancak yüzde üç buçuk kadar?n? görebiliyormuş. Demek ki insan, görmeyi tek ölçü kabul etse, şu görünen âlemin bile yüzde doksan?ndan fazlas?n? inkâr edecektir.

    Kâinat ve onda faaliyet gösteren çok değişik ?ş?nlar?n bir başka şeklini, bir küçük misâlini, insan bedeninde ve onda faaliyet gösteren his dünyas?nda görmek mümkün.

    Parmağ?m?z? meleklere inanmayan birisinin yüzüne doğru uzatal?m ve “şu deri tabakas? var ya” diyelim, “Onu yüzünden söküp at!”. Alt?ndaki etleri de soy kafatas?ndan. Bedenindeki bütün derileri ayn? şekilde yüz. Akan kanlar?n? bir yana topla. Etlerini bir başka köşede biriktir. ?ç organlar?n? birer birer ç?kar?p yan yana diz. Sonra bu et ve kemik, kan ve ilik y?ğ?n?n?n karş?s?na geçerek sor kendi kendine:

    “Hani akl?m? Haf?zam, sevgim, korkum nerede? O uçsuz bucaks?z his dünyam nereye gitti?”

    Sonra düşünceni bedeninden kâinata doğru yay ve inad? bir yana b?rakarak şu hakikati kabul et: Bu maddî bedenimde bu kadar görünmez âlemler yaratan Allah, elbette şu koca kâinatta nice melekler, nice ruhanîler yaratm?şt?r.

    “Hakikat katiyyen iktiza eder ve hikmet yakinen ister ki, zemin gibi, semavat?n dahi sekeneleri bulunsun ve zişuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semavata münasib bulunsun. Şeriat?n lisan?nda pek çok muhtelifül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir” Sözler

    “Gözümün görmediğine inanmam.” sözü, tuhaf bir inad?n ifadesi. ?şitmediğim söze, ayak basmad?ğ?m beldeye, koklamad?ğ?m çiçeğe inanmam gibi çürük bir dava. Onlar kadar aşağ?, onlar kadar tutars?z. Halbuki inanmak dendi mi, gayb akla gelir. Görülen ve işitilenler, “inanma”dan çok, “bilme” kelimesiyle ifade edilirler.

    Bu insanlar, duyu organlar?n?n o kadar tesirinde kal?rlar ki, “canl?lar” dendi mi, sadece kendilerini ve çevrelerindeki birtak?m hayvanlar? anlar, bir başka hayat çeşidini kabule yanaşmazlar. Onlardan birisini iyice dinleyiniz, bütün söylediklerini şöylece özetleyebilirsiniz: “Y?ld?zlarda hayat olmaz! Çünkü ben atmosferin d?ş?nda yaşayamam.” Bu adam, melekleri de birer insan gibi tasavvur ediyor; onlara en, boy, ağ?rl?k biçiyor, ağ?z, mide, akciğer tak?yor; sonra da onlar? atmosferin d?ş?na ç?kar?p havas?zl?ktan öldürüyor ve böylece melekleri inkâra sap?yor. Halbuki bu biçare, kendi ruhunun, akl?n?n, haf?zas?n?n da oksijenle çal?şmad?ğ?n?, onlar?n da en, boy, ağ?rl?k gibi ölçülere girmediklerini düşünebilseydi melekleri inkâr yoluna girer miydi?

    Bereket versin, insanoğlu, o görünmeyen akl?yla, radyoaktif dalgalardan, lazer ?ş?nlar?na kadar öyle şeyler keşfetti ki, görünmeyenlerin görünenlerden kat kat fazla olduğu herkesçe kabul edildi de, bu adamlar da art?k meydanda görünmez oldular.


    Okunma Say?s? : 508

    Alaaddin Başar (Prof.Dr.)
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 13:07 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Hazret-i Ömer ve ?bni Abbas ve Üsame bin Zeyd ve Hâris ve Aişe-i S?dd?ka ve Ümmü Seleme, Katiyen sabittir ki, bunlar Katiyen haber veriyorlar ki, "Biz Hazret-i Cebrâil'i D?hye suretinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n yan?nda çok görüyoruz." Acaba hiç mümkün müdür ki, bu zatlar, görmeden, görüyoruz desinler?

    Mektubat | On Dokuzuncu Mektup | Sayfa : 157
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 13:07 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Birisi: Cin ve melâikenin taifeleri, hayvan ve insan?n taifeleri gibi, vücutlar? kati ve bizimle münasebettar olduğu, Yirmi Dokuzuncu Sözde, iki kere iki dört eder derecesinde bir katiyetle ispat etmişiz. Onlar?n ispat?n? o Söze havale ederiz.
    ?kinci cihet: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n şerefiyle, eser-i mucizesi olarak, efrad-? ümmeti onlar? görmek ve konuşmakt?r.
    ?şte, başta Buharî ve ?mam-? Müslim, eimme-i hadis müttefikan haber veriyorlar ki: Bir defa melek, yani Hazret-i Cebrâil, beyaz libasl? bir insan suretinde gelmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Sahabeleri içinde otururken, yan?na gitmiş, demiş: Yani, "?man, ?slâm, ihsan nedir? Tarif et." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm tarif etmiş. Oradaki cemaat-i Sahabe hem ders alm?ş, hem de o zât? iyi görmüşler. O zat, misafir gibi görünürken, üstünde alâmet-i sefer eseri hiç yoktu. Kalkt?, birden kayboldu. O vakit Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: "Size ders vermek için Cebrâil böyle yapt?." 1
    Hem haber-i sahih ile ve haber-i kati ile ve mânevî tevatür derecesinde, eimme-i hadis haber veriyorlar ki, Hazret-i Cebrâil'i çok defa, hüsn-ü cemal sahibi olan D?hye suretinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n yan?nda Sahabeler görüyorlard?. 2 Ezcümle, Hazret-i Ömer ve ?bni Abbas ve Üsame bin Zeyd ve Hâris ve Aişe-i S?dd?ka ve Ümmü Seleme, Katiyen sabittir ki, bunlar Katiyen haber veriyorlar ki, "Biz Hazret-i Cebrâil'i D?hye suretinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n yan?nda çok görüyoruz." Acaba hiç mümkün müdür ki, bu zatlar, görmeden, görüyoruz desinler?

    1-Buharî, ?mân: 37; Müslim, ?mân: 1-7.

    2-Buhârî, Fedâilü'l-Eshâb: 30; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 9:276-277; Ahmed ?bni Hanbel, Fedâilü's-Sahâbe (tahkik: Vasiyyüllah), no. 1817, 1853, 1918; Müsned, 1:212; el-Askalânî, el-?sâbe, 1:598

    Mektubat | On Dokuzuncu Mektup | Sayfa : 157
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 13:07 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Hem meselâ küre-i arz, küre-i arz?n nevileri adedince başlar ve o nevilerin fertleri say?s?nca diller ve o ferdlerin âzâ ve yaprak ve meyveleri miktar?nca tesbihatlar yapt?ğ? için, elbette o haşmetli ve şuursuz ubudiyet-i f?triyeyi bilerek, şuurdârâne temsil edip dergâh-? ?lâhiyeye takdim etmek için, k?rk bin başl? ve her baş? k?rk bin dil ile ve herbir dil ile k?rk bin tesbihat yapan bir melek-i müekkeli bulunacak ki, ayn-? hakikat olarak Muhbir-i Sad?k haber vermiş.

    Ve hilkat-i kâinat?n en ehemmiyetli neticesi olan insanlarla münasebât-? Rabbâniyeyi tebliğ ve izhar eden Cebrail Aleyhisselâm ve zîhayat âleminde en haşmetli ve en dehşetli olan diriltmek ve hayat vermek ve ölümle terhis etmekteki Hâl?ka mahsus olan icraat-? ?lâhiyeyi, yaln?z temsil edip ubudiyetkârâne nezaret eden ?srafil Aleyhisselâm ve Azrail Aleyhisselâm ve hayat dairesinde rahmetin en cemiyetli, en geniş, en zevkli olan r?z?ktaki ihsanat-? Rahmâniyeye nezaretle beraber şuursuz şükürleri şuurla temsil eden Mikâil Aleyhisselâm gibi meleklerin pek acip mahiyette olarak bulunmalar? ve vücutlar? ve ruhlar?n bekalar?, saltanat ve haşmet-i rububiyetin muktezas?d?r.

    Onlar?n ve herbirinin mahsus taifelerinin vücutlar?, kâinatta güneş gibi görünen saltanat ve haşmetin vücudu derecesinde kat'îdir ve şüphesizdir. Melâikeye ait başka maddeler bunlara k?yas edilsin.

    Evet, küre-i arzda dört yüz bin nevileri zîhayattan halk eden, hattâ en âdi ve müteaffin maddelerden zîruhlar? çoklukla yaratan ve her taraf? onlarla şenlendiren vemu'cizât-? san'at?na karş?, onlara dilleriyle "Mâşâallah, Bârekâllah, Sübhânallah" dediren ve ihsanat-? rahmetine mukabil "Elhamdü lillâh, Ve'ş-şükrü lillâh, Allahu ekber" o hayvanc?klara söylettiren bir Kadîr-i Zülcelâli ve'l-Cemal, elbette, bilâşek velâ şüphe, koca semavata münasip, isyans?z ve daima ubudiyette olan sekeneleri ve ruhanîleri yaratm?ş, semavat? şenlendirmiş, boş b?rakmam?ş ve hayvanat?n taifelerinden pek çok ziyade ayr? ayr? nevileri meleklerden icad etmiş ki, bir k?sm? küçücük olarak yağmur ve kar katrelerine binip san'at ve rahmet-i ?lâhiyeyi kendi dilleriyle alk?şl?yorlar; bir k?sm?, birer seyyar y?ld?zlara binip feza-y? kâinatta seyahat içinde azamet ve izzet ve haşmet-i rububiyete karş? tekbir ve tehlil ile ubudiyetlerini âleme ilân ediyorlar.

    Evet, zaman-? âdem'den beri bütün semavi kitaplar ve dinler meleklerin vücutlar?na ve ubudiyetlerine ittifaklar? ve bütün as?rlarda meleklerle konuşmalar ve muhavereler, kesretli tevatürle insanlar içinde vuku bulduğunu nakil ve rivayetleri ise, görmediğimiz Amerika insanlar?n?n vücutlar? gibi meleklerin vücutlar?n? ve bizimle alâkadar olduklar?n? kat'î ispat eder.

    ?şte, şimdi gel, ?mân nuruyla bu küllî ikinci meyveye bak ve tat: Nas?l kâinat? baştan başa şenlendirip, güzelleştirip bir mescid-i ekbere ve büyük bir ibadethâneye çeviriyor! Ve fen ve felsefenin soğuk, hayats?z, zulmetli, dehşetli göstermelerine mukabil, hayatl?, şuurlu, ?ş?kl?, ünsiyetli, tatl? bir kâinat göstererek bâki hayat?n bir cilve-i lezzetini, ehl-i imana, derecesine göre dünyada dahi tatt?r?r.

    Kaynak:Asa-y? Musa | Birinci K?s?m | 74
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 13:08 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Başka Açıdan Ruh'un Varlığının İspatı
    By ademyakup in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 14.07.09, 21:02
  2. Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 08.12.08, 21:17
  3. Üstad'ın Menfi Cemiyetlere Üye Olmadığının İspatı
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 17.01.08, 14:36
  4. Cennetin İspatı
    By azize in forum Şiirler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24.10.07, 20:36
  5. Meleklerin Yazısı
    By ecrin54 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.10.07, 18:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0