+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Hacc'daki Hikmetler ve İhmalimiz!

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Hacc'daki Hikmetler ve ?hmalimiz!

    Y?llarca ve günümüzde Alem-i ?slam?n çektiği s?k?nt?lar hepimizin yüreğini s?zlat?yor ve ferec ne zaman gelecek diye muzdarip bir vaziyette bekliyoruz. Çünkü son Irak, Filistin ve Lübnan’da yaşananlar bizleri derinden üzüyor, bu musibetlerin alt?nda yatan hikmetlerin neler olabileceği yönünde düşüncelere sevketiyor.Gerçi dünyadaki bütün Müslüman ülkeler s?k?nt?da ve arzi,semavi musibetlere giriftar durumda.Bu durumun hikmetlerini Asr?m?z?n Kur’an tefsiri olan Risale-i Nurlardan bulabiliriz diye düşündüm ve böyle bir konuyu foruma taş?ma gereği duydum ki kardeşlerle bu musibet ve s?k?nt?lar?n kader ciheti ile hikmetleri neler olabilir araşt?ral?m ve paylaşal?m.Şahs?m ad?na bu musibetlerin alt?nda yatan hikmetlerin birisinin Hac’daki ihmalin olduğunu kanaatimi izhar etmek istiyorum.Tabi başka hikmetlerde var.Onlar? da işleriz.Önce hac ile ilgili Sünuhat’taki bölüme bakal?m:
    “Rüya hacda sükût etti. Çünkü, hacc?n ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahr? celb etti. Cezas? da keffâretü'z-zünub değil, kessâretü'z-zünub oldu. Hacc?n bahusus taarrüfle tevhid-i efkâr?, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i ?slâmiye ve maslahat-? vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla ?slâm?, ?slâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti.(Sünuhat-Rüyada Bir Hitabenin sonu)
    Üstad hazretleri hac ve ondaki hikmetin ihmalinin musibeti değil,gazap ve kahr? celp ettiğini söylüyor.Hakikaten yaşanan hadiseler musibetin de ilerisinde gazap ve kah?r şeklinde tecelli ediyor.Bir günde yüzlerce,binlerce hatta tusunami gibi yüz binlerce insan hayat?n? kaybediyor.;Üstad bu ihmalin cezas?n?n da “keffâretü'z-zünub değil, kessâretü'z-zünub olduğunu ”belirtiyor.Çünkü kefferatü’z zünup olsa ceza çekilir ve musibet kalkar.Ancak “kessâretü'z-zünub” olduğu için günahlar? daha da art?r?yor.Böylece bu ihmal devam ettikçe gazap ve kah?r da devam ediyor.Çünkü hacc?n hikmetlerinin çok büyük olduğunu anl?yoruz.Bu hikmetleri hacda yap?lan şahsi ibadetler karş?layam?yor.Hacc?n hikmetlerini ise Üstad şu şekilde:” taarrüfle tevhid-i efkâr?, teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i ?slâmiye ve maslahat-? vâsia-i içtimaiye” diye s?ralayarak tamaml?yor.Bunlar? incelersek hacda:
    1. Taarrüfle tevhid-i efkâr: Tan?şmakla birlikte fikir birliği.
    2. Teavünle teşrik-i mesaiyi tazammun: Yani yard?mlaşma ile alem-i islam?m mesaisinin tanzimi ve birlikte çal?şma,yard?mlaşma mesaisi kurmak.
    3. ?çindeki siyaset-i âliye-i ?slâmiye: ?çersinde islam?n o yüksek siyaseti ve devlet yönetimindeki ihmallerin görüşülmesi ve yüksek ?slam siyasetinin tezahürünün şura ve meşveretinin tahakkuku.
    4. Maslahat-? vâsia-i içtimaiye: Geniş içtimai ve sosyal hayat?n faydas?na yap?lacak çal?şmalar.
    Yukar?daki hikmetlerin hacda yap?lmas? gerekirken acaba ?slam alemi bu hikmetleri yapabiliyor mu? O yüksek hac kongresi olan şuray? toplay?p Alem-i ?slam?n dertlerini ve problemlerini konuşup karar alt?na alabiliyor mu?Diplamatl?k alan?nda ?slam?n yüksek siyasi secaatini yerine getirebilecek kararlar? al?p dünyaya bu duruşunu birlik ve beraberlik içinde ilan edebiliyor mu?Elbette ki bu ihmalin sonucunu Said Nursi “düşmana milyonlarla ?slâm?, ?slâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti” şeklinde tamaml?yor.
    Son olarak “hacc?n ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahr? celb etti. Cezas? da keffâretü'z-zünub değil, kessâretü'z-zünub oldu.” Şeklideki ihtar?n izalesi için o hikmetlerin bir an evvel tamamlanmas?n? ve gazap ve kahr?n kalkmas? için Rabbimize dua ediyoruz.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 21:48 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Yukar?daki hikmetlerin hacda yap?lmas? gerekirken acaba ?slam alemi bu hikmetleri yapabiliyor mu? O yüksek hac kongresi olan şuray? toplay?p Alem-i ?slam?n dertlerini ve problemlerini konuşup karar alt?na alabiliyor mu?Diplamatl?k alan?nda ?slam?n yüksek siyasi secaatini yerine getirebilecek kararlar? al?p dünyaya bu duruşunu birlik ve beraberlik içinde ilan edebiliyor mu?Elbette ki bu ihmalin sonucunu Said Nursi “düşmana milyonlarla ?slâm?, ?slâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti” şeklinde tamaml?yor.

    Günümüzde de halâ müslümanlar?n, hacc?n gerçek hikmetini anlad?klar? ve gereken önemi gösterdikleri söylenemez bence. Zira ne alem-i islâmda o şuur ve ittihat emareleri var ne hac farîzas?n? yerine getirmek için giden müslümanlarda hacc?n hikmetini anlam?ş olman?n emareleri var. Zira halâ görüyoruz ki hac ibadeti, oruç, namaz vs. gibi ferdî ibadetler gibi değerlendiriliyor. Hacca giden kardeşlerimize yap?lan ikazlara bakt?ğ?m?z zaman şu yönde ikazlar olduğunu görüyoruz: "Kardeşim orada dünyevi şeylerle uğraşma, bol bol dua ve tavaf et." Halbuki hacc?n görüşüp konuşma, ticaret ve işbirliğini teşvik, alem-i islâm?n poroblemlerinin halli gibi hikmetleri gözden kaç?r?lmamal?. Kald? ki bizim ferdî dediğimiz ibadetlerde bile içtimaî hayat?, toplumu ilgilendiren; içtimaî hayat?n geliştirilmesine yönelik teşvikler de var. Namaz?n cemaatle k?l?nmas? halinde sevab?n?n ziyadeleşmesi gibi.
    Kald? ki, hac ibadeti, doğrudan doğruya müslümanlar?n içtimaî hayatlar?n? ilgilendiren, birlik ve beraberliğe, meşveret ve şurâya vurgu yapan bir yönü var. Ferdî ibadetlerimizdeki ihmalimizin sorumluluğu yaln?zca kendimizi ilgilendirdiği için neticesi de fertlerin ikaz ve tecziyesi şeklinde olab?l?r. Ancak hac ibadetinin ihmali -üstad?m?z?n ifadesi ile- doğrudan islâm alemini ilgilendirdiğinden ihmalinin neticesi de umumî oluyor anlad?ğ?m kadar?yla.
    Yüce Mevlâ her konuda olduğu gibi, bu konuda da Risale-i Nur düsturlar?n? anlayarak hayat?m?za aksettirmeyi bizimle beraber bütün müslümanlara nasip etsin inşaallah.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 21:49 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Muhterem osmanoğlu ağabeyim,izahatlarınız mukni ve çok tamamlayıcı oldu.Allah ebeden razı olsun.Bu konuya devam edelim inşallah.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Osmanoğlu ağeby;yaz?n?n haz?rlanmas? size mi ait? Faydaland?m elhm.
    Hay?r kardeşim, yaz?n?n haz?rlanmas? Abdülbaki hocam?za ait. Ben de çok faydaland?m. Allah kendilerinden ebeden raz? olsun.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 21:49 ) değiştirilmiştir.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Çok muhteren osmanoğlu ağabeyim,bizlere gösterdiğiniz hüsn-ü zandan dolayı Allah ebeden razı olsun.Bunlara layık olmadığımız halde çokça duanıza muhtaç olduğum için dua olarak kabul ediyor ve siz ağabey ve kardeşlerime de çok çok dua ediyorum.Hepinizden Allah razı olsun.Yeterki manen bir kevser-i Kur'ani olan şahs-ı manevinin içersinde olalım.Bu çok mühim diye düşünüyorum.Burada yazı yazanlar ve ya okuyanlar ise taksimül amal kaidesince hiç biri diğerinden farklı değil diye düşünüyorum.Çünkü bu hizmetteki bütün güzellikler şahs-ı manevi sırrı ile ihlas,tesanüt ve sadakat sırrı ve niyeti ile paylaşılıyor.Rabbim bizleri böyle bir hizmetin dışında bırakmasın ve içersindeysek de kaydırmasın.Amin.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Üstad?m?z Onalt?nc? Sözde hac ile ilgili güzel izahlar yap?y?r şöyle ki;
    "?şte, hacda pek kesretli Allahu ekber denilmesi şu s?rdand?r. Çünkü, hacc-? şerif, bil'asale herkes için bir mertebe-i külliyede bir ubudiyettir. Nas?l ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişah?n bayram?na gider ve lütfuna mazhar olur. Öyle de, bir hac?, ne kadar âmi de olsa, kat-? meratip etmiş bir velî gibi, umum aktâr-? arz?n Rabb-i Azîmi ünvan?yla Rabbine müteveccihtir, bir ubudiyet-i külliye ile müşerreftir. Elbette, hac miftah?yla aç?lan meratib-i külliye-i Rububiyet ve dürbünüyle nazar?na görünen âfâk-? azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devâir-i ubudiyet ve meratib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyat?n verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rububiyet Allahu ekber, Allahu ekber ile teskin edilebilir. Ve onunla, o meratib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvire ilân edilebilir. (On Alt?nc? Söz - s.76) "diye tamaml?yor.

    Şimdi buradan hacc'?n Hacc'a gidenler için çok önemli şahsi vazifelerine ve ubudiyetlerine bakacak olursak şunlar? ç?karabiliriz.
    1.Hacda pek kesretli Allahu ekber denilmesi,
    2.Hacc-? şerif, bil'asale herkes için bir mertebe-i külliyede bir ubudiyettir.
    3.Bir hac?, ne kadar âmi de olsa, kat-? meratip etmiş bir velî gibi, umum aktâr-? arz?n Rabb-i Azîmi ünvan?yla Rabbine müteveccihtir,bir ubudiyet-i külliye ile müşerreftir.
    4.Elbette, hac miftah?yla aç?lan meratib-i külliye-i Rububiyet ve dürbünüyle nazar?na görünen âfâk-? azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devâir-i ubudiyet ve meratib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyat?n verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rububiyet Allahu ekber, Allahu ekber ile teskin edilebilir.
    5.Ve onunla, o meratib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvire ilân edilebilir.

    Acaba her hacca giden kişi yukar?daki hacc?n şahsi hikmetleri ile müşerref olabiliyor mu?Ne mutlu olabilenlere.Rabbim hac ibadetine şahsi ve umumi çok hikmetler,vazifeler ve maslahatlar ile kulluklar derc etmiştir.?şte bunlar?n ilmali san?r?m çok mesuliyetleri de beraberinde getirmektedir.?nşallah hacc?n ihmal edilen şahsi ve umumi ihmalleri deruhte edilri de umumi gazap ve kahr?n kalkmas?na vesile olur.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 21:50 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı nurcu çocuk Nickli Üyeden Alıntı
    3.Bir hac?, ne kadar âmi de olsa, kat-? meratip etmiş bir velî gibi, umum aktâr-? arz?n Rabb-i Azîmi ünvan?yla Rabbine müteveccihtir,bir ubudiyet-i külliye ile müşerreftir.
    Bu üçüncü madde ile alâkal? olarak 15. söz 4.basamakta geçen aşağ?daki ifadeyi bir arada değerlendirecek olursak:

    Hem muktedir, hem sâd?k bir memurunu taltife liyâkatini biliyor, fakat hususi ilmiyle, hususi telefonuyla onu taltif etmiyor; belki haşmet-i saltanat ve tedbîr-i hükümet ünvân?yla mükâfata istihkâk?n? teşhir etmek için, bir meydan-? müsâbaka açar, vezirine emreder, ahaliyi temâşâya dâvet eder, bir istikbâl-i siyâsî yapt?r?r, muhteşem bir imtihân-? ulvî neticesinde bir mecmâ-? âlîde onu taltif eder, liyâkatini ilân eder.

    Şahsî ve hususî ibatetlerimizde "benim Rabbim, benim Hal?k'?m" unvanlar?yla Cenab-? Hak'ka ibadet ederken, yukar?daki hakikatlara göre ise hacda "bütün insanlar?n, bütün kâinat?n Rabbi, Hâl?k'?, Mabûd'u" ünvanlar?yla Cenab-? Allah'a kulluğumuzu arz ve ibadetlerimizi bu şuur içinde yapt?ğ?m?z ve yapmam?z gerektiğini anl?yorum.
    Diğer taraftan Cenab-? Hak da, umum aktâr-? arz?n Rabb-i Azîmi ünvan?yla bizi (âciz, zaif, günahkâr olduğumuz ve o makama başka vakitte ç?kmaya ehil olmad?ğ?m?z halde) kat-? merâtip etmiş bir velî gibi huzuruna kabul ve muhatap ederek taltifini gösteriyor.
    Bu noktadan bak?l?nca da hacc?n şahsi kemalât noktas?ndan da Mü'minlere ayr? bir faydas? vard?r diyebilir miyiz acaba? Ne dersiniz?
    Gelen bayram m?, gidiş hacca m??



    KURBAN VERMEKTEN IRAK gün geçmiyor… Kardeşlik kesiliyor, dostluk dinamitleniyor… Kalpler kan?yor, yürekler y?rt?l?yor… Fitne uyand?r?lm?ş bir kere…
    Ac? ak?yor caddeler, siren solukluyor sokaklar… Çocuklar coşam?yor, ihtiyarlar ağlayam?yor… Annelerin ağz?nda ağ?t; yürek yetmiyor dinlemeye… Babalar?n bağr? kor; kalpleri kavuruyor… Gençler geçmiş gençlikten…
    Fitne dans ediyor kan üstünde… Fitne can içinde, kardeşlik cans?z yat?yor… Sevgi soluksuz, sayg? savrulmuş, hikmet heba edilmiş, düşünce dağ?t?lm?ş, himmet metaya kurban… Gelen bayram m? ki?
    Bar?ş boğulmuş, sadakat sat?lm?ş, dirayet devrilmiş, umut unutulmuş, fedakârl?k feda edilmiş, şevk şavks?z… Gelen bayram m? ki?
    Sab?rs?z sad?rlar kurban ?smail’i anlar m?? Tevekkül Peygamberi kand?rabildi mi şeytan? Ayr?l?k ve vuslat buluşmas? kurban… Sabr?n ve tevekkülün birlikteliği bayram… Gelen bayram m? ki?
    Hac, Hakka hicaps?z muhatap olmak… Hazin bir hicran hac hakikatiyle hallenememek…
    Gidiş Hacca m? ki?
    Bedenlerin taş ve bez parças? etraf?nda dönmesi değil tavaf… Kalbin hakikat deveran?nda pervane oluşu…
    Kâbe’den daha k?ymetli kardeşinin kalbi… Ona dön, onla git, O’na.
    Gidiş Hacca m? ki?
    Sahi safal? bir yürüyüş müdür Safa ile Merve aras?ndaki sa’y? Şefkatin ümitle sonuçlanan, ümit ile ümitsizlik aras?ndaki gayretli koşuşturmalar? m??
    Gidiş Hacca m? ki?
    Araflardan geçip Hak’la vuslat değil midir Arafat’taki vakfe? Muhacir olarak Medine’ye gidebilmek ve akl?, kalbi, latifeleri ve azalar? sünnetle bezemiş olarak huzur Nebeviye ç?kabilmek…
    Gidiş Hacca m? ki?
    Kurban? ve Hacc? anlasayd?k kurban olur muydu Bosna, kurban olur muydu Çecenya, Afganistan, Irak, Filistin, Sudan ve diğer yeryüzü Müslümanlar?… Anlamad?k ve yaşamad?kça Hacc? ve Kurban? ac?larla kurban vermeye devam edeceğiz.
    Kini ve kibri kesmeden, sevgiye sar?lmadan, hikmete ram olmadan, hamiyeti hayk?rmadan,
    akl? ayd?nlatmadan, kalbi parlatmadan anlaş?labilinir mi Kurban ve Hac?
    Kalbi oyalayan, akl? havaland?ran, latifeleri uyutan, vicdan? susturan oyunlar, oyuncaklarla geçen zamanlar kurban zamanlard?r. Kendini kurban olmaktan kurtaramayan kurtarabilir mi kardeşini? Konuşur sadece ve konuşmada kal?r kalpsiz kelimeler…
    Nefsi Rahman’a Kurban k?larak Hac edebildiğimizde yeryüzü zalim pisliklerinden y?kanacak, insaniyet zemzeme kanacakt?r. Zalim kand?rmalar?na kanacak değil, Hakka kurban zamanlarday?z.
    Bayram?n?z bayram, Hacc?n?z Hac olsun ey Ümmet-i Muhammed.

    30.12.2006-Hüseyin EREN-Yeni Asya
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 21:51 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Hacc? dolu dolu yaşamak
    EN GAR?PLER?N, EN haz?rl?ks?zlar?n, en yenilerin, en fakirlerin buralara gelmesine alk?şlar, tebrikler...Fakat her imkana rağmen gelmeyenlere, gelemeyenlere heyhat !

    Hacca gelenler, Allâh’?n elçileri olarak telakki edilirlermiş; onlar? orada melekler karş?larm?ş. Onlar?n dualar? kabul olur; günahlar? dünyadaki kumlar, yer yüzündeki su damlac?klar?, denizdeki köpükler adedince bile olsa affedilirmiş !
    Buralar?, kâinat?n merkezi, Küre-i Arz?n kalbidir. Bir bak?ma ahiret meşheri, azamet memba?; bir bak?ma da Rahmet mazhar?d?r. Hacc?, Allah’?n emriyle, bizzat Hz. Cebrail AS. tarif etmiş, Arafat’?n, Müzdelife’nin ve Mina’n?n s?n?rlar?n? O göstermiş.
    Esasen Kâbe, bütün dünya Müslümanlar?n?n Şûra Yeri; Hac mevsimi de Şûra zemini, Şûra zaman?d?r. Maalesef bu mânâ tam anlam?yla gerçekleşememekte.
    Buras? Hz. Hâcer’in, Hz ?brahim AS. taraf?ndan Allah’?n emri üzerine, Allâh’a emanet edip b?rak?ld?ğ? ?ss?z vadinin de bulunduğu yerdir. O mübarek hâdiseden sonra, o ihlasl? tav?rlar?n hürmetine, Hz. Hâcer validemize bereketli Zemzem verilmiştir. ?nsanlar onun etraf?nda pervane olmuş ve burada Mekke şehri teşekkül etmiştir.
    Bu önemli bir mânâd?r. Zenci bir han?m olan Hz. Hâcer validemizin o yüksek iman?n?n ve müthiş teslimiyetinin yaşand?ğ? yer oluşu, hiç unutulmamal?d?r. Tamamen kuru bir çölde, bir ağaç alt?nda, kundaktaki küçük bir bebekle b?rak?lan ve tamamen yaln?z olmas?na rağmen asla isyan etmeyen, tereddüt göstermeyen, tam bir ümit ile yaşayan, her yönden Allâh’a tam teslim olan; bu sayede de büyük nimetlere mazhariyete ulaşan o yüce insan ve O’nun yaşad?klar? teferruat?yla muhakkak hat?rlanmal?d?r.
    Hiç itiraz etmeden, halî bir sahrada, Allah’?n emri olduğu için tereddütsüz, evlâd-? iyâlini b?rak?p giden Hz.?brahim A.S.’a ve küçücük yavrusuyla yine en ufak itiraz hali göstermeden o ?ss?z yerde tereddütsüz kalabilen Hz.Hâcer validemize binler selam ve salât olsun. Allah bizleri de o yüksek ahlakla ahlakland?rs?n.
    O yüksek iman?n sayesinde, bu gün bu nurlu kalabal?klar ortaya ç?km?ş. Say esnas?nda da, as?rlar öncesi, tamamen bomboş bir çölde, en zaruri su ihtiyac?n? karş?layamayan Hz. Hâcer’in küçücük evlâd? için isyan etmeden, Allah’a teslim olarak esbaba müracaat edip su aramas? mutlaka düşünülmelidir. Bu arama esnas?nda da evlad?n? uzaktan da olsa görmeye çal?şmas?n?, müthiş bir teslim oluşun tezahürü olarak hat?rlamak, bu ruhun vicdan?m?zda yer etmesi için bu yaklaş?k 400 metrelik mesafede Say yapmak, dualar etmek, inşâllah bizler için büyük bir avantaj olacakt?r... Hele Say ile 70 köle azat etmiş gibi sevaba nail oluşumuzu da bu arada hat?rlar isek ruhumuzda çok şeylerin değişeceğine inan?yorum.
    Safl?ğ?n, sadeliğin sembolü olan Kâbe’de hemen her ihlasl? Hac? taraf?ndan müthiş bir rahatl?k ve tam bir hürriyet hissedilir, tatl? bir huzur duyulur, adeta ayr? bir boyuta geçilir.
    Ancak sathî bir nazarla bak?l?rsa her taraf kara taşlarla, kayalarla, dağlarla çevrilidir. Tüneller yap?lmadan önce bir mahalleden diğerine geçmek bile çok zor imiş… Buralar? çok s?cakt?r; iklimi ağ?r ve arazi şartlar? çok çetindir. Şimdilerde tünellerle ulaş?m buras?n? oldukça rahatlatm?ş. Dağlardan bakt?ğ?n?zda zahiren, bu haldeki, böyle bir memleketin, nas?l olup ta böyle milyonlarca insanlarla dolduğunu, bu meşakkatli seyahate, ziyarete nas?l gelip buralarda pervane gibi döndüğünü, nas?l olup da as?rlar önce buralara yerleştiklerini, muhakkak düşünürsünüz. Ve bu durumu, k?sa zamanda, Allah’?n emirleri etraf?nda, her şeye rağmen pervane olunduğu mânâs? olarak alg?lars?n?z.
    Dünyan?n meşhur bir şelâlesi yan?nda böyle bir mânâ gerçekleşseydi, belki de baz? insanlar nezdinde ?slâm felsefesine za’fiyet gelebilirdi; insanlar, oralar?n güzellikleri için gelindiğini düşünebilirlerdi. Fakat şimdi çok kötü şartlara rağmen, Allah emredince, hiç bir şeyin önemi kalm?yor; her şey güzelleşiyor; insanlar bu mânâ etraf?nda pervane oluyorlar, diye düşünürsünüz.
    Burada, sab?r, müsamaha, yumuşakl?k hiçbir yerde görülemeyecek kadar kemalde, en üst seviyede tezahür ediyor. Hiçbir güç, hiçbir kültür, hiçbir medeniyet bu seviyede bir müsamahay? asla tahakkuk ettiremez, ettirememiş…Bunu siz de yaşayarak göreceksiniz.
    Ancak, en garibanlar?n bile rahat Kur’an okumas? yan?nda ?slam’?n as?rlard?r bayraktar? olmuş, benim milletimin hacca gelenlerinin büyük bir k?sm?n?n Kur’an okumada geri kal?ş?n?, herkesin Kur’an okuduğu Kâbe’de, Mescid-i Nebevî’de, sağa sola bak?n?ş?n?, sohbet edişini görmek gerçekten çok üzücü. ?nşâllah bizler bu konuda en ileride oluruz.
    Cennet Bahçesinde ve Harem’de, fakir-zengin, çirkin-güzel, tahsilli-tahsilsiz insanlar?n hep beraber bulunuşunu, yer al?ş?n? görünce; cennette bile öyle olacağ?n?, sadece zahiri üstünlüklerle neticeye gidilemeyeceğini çok aç?k olarak anlayacaks?n?z.
    Ancak görmek istenmeyecek baz? çirkinlikleri de göreceksiniz. Eğer pozitif düşünmeyi bilmez, işin hakikatini göremezseniz, empatik düşünemezseniz hem huzursuz olacak, hem de realiteyi anlayamay?p g?ybet ettiğiniz için günahlara gireceksiniz.Güzel görüp, güzel düşünmeli; hayattan lezzet almal?s?n?z.
    Sokaklarda, yerlerde yatanlar?, elleriyle yemek yiyenleri, yal?n ayak gezenleri, yerli yersiz g?rtlar?n? temizleyenleri, yere tükürenleri, hatta tuvalet ihtiyac?n? o kalabal?k içinde k?v?r?p büktükleri bir has?r parças? içinde giderenleri görmeniz sizi dehşete düşürmesin !
    K?sa süre önce onlardan baz?lar?n?n belki de büyük bir perişanl?kla ve hatta vahşiler gibi, Afrika’n?n filan köyünde imkâns?zl?klar içinde yaşarken, bir şekilde Allâh’? bulup, Resulullâh’? tan?y?nca, yan?p tutuştuklar?n?, imkâns?zl?k sebebiyle belki de K?z?l Denizi salla geçip, aylarca yayan, aç ve susuz yolculuk sonras? buralara ulaşt?ğ?n? düşünürseniz; memleketinizdeki nice varl?kl? insan?n ise Allah’? bildiği, Resulullah’? tan?d?ğ? halde k?l?n? bile k?p?rdatmad?ğ?n?, bu mânân?n yan?na koyar da bu olumsuz davran?şl? Hac?lara öyle bakarsan?z belki de olaylar? daha doğru değerlendirmiş olursunuz.
    Böyle düşünürken ayr?ca, bir eli ve bir ayağ?n? yerlerde sürüyerek tavaf edenlere, oğlunun s?rt?nda veya kolunda titreyerek say eden, tavaf etmeye çal?şan pir-i fanilere bak?n. En s?k?ş?k zamanda bile size namaz için yer açmaya çal?şanlar?, hatta o mahşerî kalabal?kta kalk?p yersiz kalma pahas?na size yerini verenleri, iyi görmeye, iyi değerlendirmeye çal?ş?n.
    Yerlerdeki pislikleri değil de hiç durmadan, gece gündüz o pisliklerin toplan?ş?n?, binlerce ton çöpün günün her saati toplan?p uzaklaşt?r?ld?ğ?n?; sizin huzurunuz, s?hhatli yaşay?ş?n?z için yok edildiğini düşünün. Hiç bir maddî menfaati olmadan, milyarlarca liral?k meşrubat veya yiyeceği, o bunalt?c? s?cak alt?nda, hay?r için dağ?tmaya çal?şanlara bakmaya uğraş?n. Nas?l lezzet ald?klar?n? temaşâda bulunun.
    Siz, ihramdan ç?kmak için, çirkin olma korkusuyla saç?n?z? tamamen kestirmek yerine, dörtte birini kestirip de düzelttirirken; sünnet olduğu için, Peygamberlerine benzemek aşk?yla, ellerindeki jiletlerle, birbirlerinin saçlar?n tamamen kaz?yan, sakallar?n k?nalay?p zahiren bu garip (!) hallere düşen o halis fakat zahiren gariban görünenlerin bu yüksek iman ve iz’anlar?na hayranl?kla bak?p onlar?n yüksek ahlaklar?ndan dersler ç?karmak için değerlendirmeye al?n.
    Hele Suudlular’?n milyonlarca hac?ya bu buz gibi Zemzem’i Arafat ve Muzdelife dahil hemen her yerde, temiz bardaklarla, termoslarla hizmete sunmas?n?n zorluğunu ve bunu nas?l başar?labildiklerini anlamaya çal?ş?n. Onlar? tebrik edin .
    Belki de Asya Münaf?klar? ile Avrupa Kâfirlerinin her şeyi sömürüp bu garibanlara bir şeyler b?rakmad?klar? için, bu dünyan?n her taraf?ndan gelen Müslümanlar?n, bu hayat tarz?ndan kurtulamad?klar?n?n sebeplerini anlamaya çal?ş?n.
    Bak?n o zaman ?zd?rab?n?z nas?l dinecek; nas?l her şeyin hakiki ve güzel yüzünü görüp nefes alacaks?n?z. Çünkü “ Güzel düşünen, güzel görür. Güzel gören, hayat?ndan lezzet al?r.”
    Say’de, namaza gidişlerde, insanlar?n koşuşturmalar?, bu mahşeri kalabal?kta aciz kal?ş?m?z, adeta haşirdeki müthiş zemini ve oradaki halimizi and?r?yor.
    Hele ?hram… Sanki insanlar elleriyle kefenlerini giymişler, Allâh’?n huzuruna ç?km?şlar gibi. Rütbe, makam, mans?p yok. Tam bir eşitlik hali. Mecburen mütevazi oluyorsunuz. Oruçtaki açl?kla hat?rlad?klar?n?za, çok yeni mânâlar ekleniyor. Bunlardan muhakkak ama muhakkak, nefsinizin ikna edilmesi, kalbinizin tatmini ad?na çok tesirli bir durum olarak istifade etmeyi düşünün..
    Kabe’de hiç durmayan tavaf, esasen Kur’an’a, ?mana, ?slâm’a râm oluştur. ?nsana, mikro ve makro alemlerdeki râm oluşlar?, güneş etraf?nda dönen seyyârat?, atomlardaki çekirdek etraf?nda dönen elektronlar? da hat?rlat?r. Siz de bütün boyutlardaki o râm oluşa senkronize olur, siz de kat?l?rs?n?z. Hatta o şuursuz varl?klar?n vazifelerini yaparak ortaya koyduklar? tesbihat?n, Allâh’a takdimi mânâs?n?, insanlar tavafta dönerek ortaya koyuyorlar diye tefekkür ederseniz, Tavaftan ald?ğ?n?z ulvî lezzet çok daha gelişir, değişir.
    Zîşuur insan?n, gadap ve şehvet hislerine rağmen bu Rabbinin emirlerine musahhariyeti; inşâllah, onun diğer kusurlu hallerini örten üstün bir davran?ş olarak değerlendirilir de, bizleri Rahman’ür Rahimin r?zas?na ulaşt?r?r. Bu mânâlarla tavaf etmek müthiş bir hal !
    Ayr?ca şunu da unutmayal?m ki “Kâbe ziyaretçilerine rahmet olarak inen 120 sevab?n 60’?, tavaf a; 40’?, namaz k?lmaya; 20 ‘si de Kâbe’yi seyretmeye veriliyormuş.
    Çok garip telaffuzlarla, lisanlarla, kör-topal, yaşl?-genç, zengin-fakir çok farkl? insanlar? tavafta seyretmek de, pek çok vaazlardan daha tesirli bir temaşa. Bu halis ve büyük kalabal?k, nefsi ve hatta şeytan? susturacak güçte. Tavaf namaz? ile bir köle azat etmiş gibi sevaba nail oluş, bu arada değerlendirilmelidir ki tavaf?n k?ymeti biraz daha anlaş?ls?n. Bu sevaplara mazhar olan bu büyük ve halis kalabal?k hiç hata yapar m?.
    M.Karabaşoğlu, bir makalesinde Hacca zengin olanlar?n gelmesi manas?na çok farkl? bir değerlendirme yapar. ?nsanlar Eneleriyle mukayeseler yaparak her şeyi alg?larlar. Fakir fukara, acz ve fakr? hayatlar? boyunca çok s?k olarak alg?lama f?rsat? bulurlar. Ancak zenginler bu manay? zor alg?larlar. ?şte onlar da Hacc?n o müthiş zemininde adeta Cenab-? Hakla muhatap olurcas?na, yakîn hâs?l ederek yaşama f?rsat? bulurlar. Ancak o müthiş zeminin tesiriyle Eneleri pek çok s?rlar? alg?layabilir. Çok harika bir yorum…
    Beytullaha giden devenin her ad?m?na, -belki de araba tekerleklerinin her dönüşüne-, hac?n?n her ad?m?na bir sevap verilmesi, bir günah?n?n silinmesi, derecesinin bir derece art?r?lmas? hakikati, inşâllah hepimize nasip olur.
    ?hrams?z olunan zamanlarda daha rahat hareket etme imkan?n? iyi kullanarak bol bol tavaf etmeli, bu kutsî mekanlarda namaz k?lmal?, duada bulunmal? etmeli, Kur’an okumal?.
    Şeytan Taşlamak da bir ayr? boyut. Dikkatsizlik halinde, zamans?z gitme sonucu izdihamda, ölüm tehlikesi var. Ancak insanlar bunu göze al?yor, as?rlar öncesi yap?lan davete icabet ederek, Allah’?n emrini dinleyerek, belki de bu taşlamayla, şeytan? perişan hale getiriyorlar. Mina’da üç dört gün bir insan seli ak?yor. Bu hal ayni zamanda emre ram oluşun, Allah’a teslimiyetin farkl? bir resmidir. Bu, nefsin ve şeytan?n, mağlup edilişinin tecessümüdür. Ona öyle bak?n. Siz de o mânâyla Cemerât? taşlay?n. Allâh da kim bilir bu hale ne kadar memnun olacakt?r. O’nun Memnuniyet-i Mukaddesesini bir düşünün. Belki de at?lan her bir taş için, bir büyük günah?n?z?n af edilmesi bunun bir ifadesidir.
    Bayramda, birinci günün arkas?ndan kestiğiniz saçlar?n her teli için bir sevap alacak, bir günah?n?z? bağ?şlatacak, bir nur kazanacaks?n?z inşâllah.
    Soğuk Zemzem adeta ruhlara manen şifa oluyor. Böyle tamamen simsiyah kayalarla çevrili, yağmurun hemen hiç yağmad?ğ?, çöl ve kayalardan ibaret oluştan başka, s?caklar?n hemen her mevsim kavurduğu bir yerde, bir kuyunun suyu, on beş as?r, vas?flar?n? kaybetmeden nas?l varl?ğ?n? devam ettirebilir? Bu durum, sebeplerle izah edilebilir mi? Sebeplerin gücü buna yeter mi? Bu harika ak?ş, yer küredeki su damarlar?na, yer alt? sular?na verilebilir mi? Kesilmeden devam eden bu müthiş akmaya depolar?n gücü yeter mi? Bitmeyen bu harika mâyinin, ab-? hayat?n, ucu cennetlere mi dayan?yor acaba? Bereketle akmas? için Cennetlerden ona sular m? daml?yor acaba? Perde arkas?nda, adeta Rahmet-i ?lahiyenin eli görünüyor desek yalan olmaz.
    Zemzem, şifalar?n kaynağ?d?r. ”Allâmümme innî es’elüke ilmen nafian, r?zkan vasian ve şifaen min küllî dâin ve sakam..” dualar?yla, Allâh’tan, onunla, şifalar, bereketler, faydal? ilimler istenir . Suudlular, onu buzlarla daha da lezzetlendirerek takdim ederler. Hz. Hâcer Validemize, teslimiyeti, sadakati, hâlisiyeti için verilen bu mübarek suyun; adeta, sadece cennetteki gibi, vücudu ter olarak terk edişi de bir ayr? hakikattir. Afiyetler olsun müminlere, Allah’a ram olanlara. K?yametin dehşeti hengâm?nda da inşâllah içer, ferahlan?r?z.
    7.000 Sahabenin yatt?ğ? belirtilen Cennet’ül Bakî, Medine’de, Mescid-i Nebevî’ye 60 m. uzaktad?r. Belli saatlerde ziyaretine müsaade edilmektedir. Buraya defnedilenlerin en tan?nm?şlar?n? s?ralayacak olursak, -ki Allah onlardan raz? olsun- 3. Halife Hz Osman., Peygamberimizin amcas? Hz. Abbas, halalar? Hz.Safiye ve Hz. Âtika, süt annesi Hz.Halime, Hz . Fatima’tüz Zehra; evladlar? Hz. ?brahim, Rukiye , Ümmü Gülsüm, Zeynep; Cafer-i Sad?k, Muhammed el Bâk?r, Zeynel Âbidin, ?mam-? Hasan ve ASM.’?n han?mlar?n?n Hz. Aişe dahil bir çoğu buradad?r.
    Bütün bu mübarek iman abideleri buradan Cennet Bahçelerine gül gibi ekilmişlerdir. Çünkü Resul-ü Ekrem ASM. bu kabristan?: “Bakiye ehlini, cennet bahçelerine gül gibi ekseler gerektir“ diye tarif etmiştir. Bu günlerde, bu mukaddes beldelerin idarecilerinin mezhepleri sebebiyle –biraz da ziyaretçilerin ifratlar? yüzünden- bu mübarek yer, baz? taşlar? dik duran bir tarla gibi görünmektedir.
    ?nsanlara ve Cinlere Peygamber olarak gelen Resul-ü Ekrem ASM. elbette Cinler ile de görüşmüş. O zamanlar onlardan yedi kişi Müslüman olmuş. Bu görüşme hat?ras?na, oraya yap?lan Cin Mescidini ziyareti de yine bütün varl?klarca hoş amedî edilen bir Peygamberin ASM. ve davas?n?n büyüklüğünün hat?rlanmas? anlam?nda değerlendirmeli, bu mânâdan da istifade edilmelidir.
    Hz. ?smail’in, Allâh’?n emriyle kurban edilmek üzere kesilmek istendiği yere inşa edilen Hayf Mescidine de gitmelisiniz. Allah’?n emrine tereddütsüz uyan Hz. ?brahim’i (AS.), yine kesilmeye bile itiraz etmeyen Hz. ?smail'i ve Onlar?n yüksek imanlar?n? hat?rlamak ad?na buralar? ziyaret etmek çok faydal? olacakt?r.
    ?sterseniz, evlats?z geçen y?llar sonra, dünyaya gelen bir evlad?n?z için, Allah’tan kurban edilme emri gelse, ne yapars?n?z bir düşünün. Böyle bir emre uyabilir misiniz, tahammül edebilir misiniz. ?yice düşünün. Bunu yan?n?zdaki arkadaş?n?za bir sorun, bir deneyin. Beraberce böyle bir emri tart?n. Belki böylece Hz. ?brahim ve Hz. ?smail AS.’? daha iyi anlayabilirsiniz.Ben itiraf ediyorum, ağlamaktan başka bir şey yapamad?m !
    Arafat’ta Cebel-? Rahme’ye muhakkak ç?kmaya çal?ş?n. Hz. Adem AS.’?n emre itaatsizliği sebebiyle Hz.Havva’dan ilk ayr?ld?ğ? yer de; affa nail oluştan sonra yine ilk buluştuğu yer de buras?d?r. Hatta Hz. Peygamber ASM. da Veda Hutbesini burada okumuş, hâlâ o yüksek seviyesine ulaş?lamayan ulvî mesaj? burada vermiştir.
    Buralar? ziyaret ederken elbette itaatsizliğin sonuçlar? çok iyi düşünülmeli, Veda Hutbesinin yüksek mânâlar? derhat?r edilmelidir. Bu vesileyle, ?slâm’?n, dünyaya getirdikleri, kazand?rd?klar? iyice değerlendirilmelidir.
    Peygamberimizin ASM. doğduğu ev, asli şeklinin değiştiği muhakkak olan bu bina, belki sadece o yeri hat?rlamak, o müthiş hadiseyi hayal etmek için f?rsat bulunursa gezilmeli. Kâinattaki o müthiş değişimin başlamas?n? hayal ederek, ta derinliklerimizden titreyerek, O Resulün ASM. arkas?nda olduğumuza binler şükretmeliyiz. O’nun getirdikleri olmasayd? kaînat?n ne kadar perişan olacağ?n? hayalinizde canland?r?n
    Güzel sesli haf?zlar, müthiş kalabal?k bir cemaatin önünde okunan Kunut Dualar?, dualar, dualar....Harika dualar...Ancak fiilî hale gelemeyen, fiiliyata dökülemeyen arzular?n, temennilerin ifadesi dualar. Allah tatbikini de nas?p etsin, fiiliyata döktürsün inşâllah…
    Birlik ve beraberlik gibi, takva gibi, günahlara karş? hassasiyet gibi bir türlü gerçekleştiremediğimiz hallerimiz... Heyhat ! Allah, dualar?m?z? kabul edip bizleri ?slah etsin inşâllah... O güzelim dualar, ?slam aleminin, bütün insanl?ğ?n zulümlerden kurtulmas?n? gerçekleştirsin inşâllah...
    Hatim, Mültezem, Makam-? ?brahim, Hâcer’ül Esved, Rükn-ü Yemani’de namazlar ve yine dualar… Feryad? figan ve göz yaşlar?yla inşâllah ak?p giden günahlar… Zaaflar?, kusurlar? idrak ediş; rahmetine s?ğ?nma, yüz sürme ve inşâllah affa nail oluş. Her şeyin hazinesinin O’nun yan?nda, her şeyin dizginin O’nun elinde oluşunu anlay?p adeta Hakkal Yakîne vas?l olma.
    Hacda, bilhassa Tavafa başlarken veya bitirirken, Hâcer’ül Esved hizas?nda; Sa’yde tepelerde; yeşil direkler aras?nda, Cemerâta taş atarken rükünlere riayet edememe korkusuyla zahiren garip hallere düşen mü’minlere, hassasiyetlerinden dolay? helal olsun; mâşâllah, barekâllah…
    Adeta ayr? ayr? mânâlardaki bir fetreti, farkl? farkl? derinliklerde yaşayan, yüzlerce kavim burada sanki mahşeri teşekkül ettiriyor. ?slâm’a uymad?ğ? halde, bazen başlar?n?, bazen kollar?n?, hatta bacaklar?n? açabilen; yüzlerini gözlerini boyayabilen, k?bleyi bile bulamayan, bilemeyen; cehline rağmen buralara gelen, ağlayan, saadet-i dareyni arayan, maddî-manevî perişan bu insanlara inşâllah cüz’i ihtiyarlar?n? iyiye sarfettiği için, Allah, arad?klar?; istedikleri, dünya ve âhiret saadetini verir, yakîn has?l eder, huzura kavuşturur. ?nşâllah…
    Namaza gidişler, sabahlar?, akşamlar?, hele hele cumalar? müthiş olur. Seller gibi, haşir meydan?ndaki mahşer gibi. Beyazlar içinde, kefenleriyle haşre gidercesine, izdiham halinde, ezilecek gibi olurcas?na, ölecek gibi bunal?rcas?na, sel içinde acizlikle oradan oraya sürüklenircesine gidişler…
    Sadece Allah’?n kurtarabileceğini idrak ediş, yine feryâd-? figânlar, ağlay?şlar, yine yalvar?şlar...Burada “Allâh?m. Maliki yevmiddîn (ey din gününün sahibi), yaln?z Sana kulluk eder, yaln?z Senden yard?m bekleriz.” mânâs?n? adeta fiilen idrak f?rsat? oluyor. Allah’?m! O güne gelmeden, o günü yaşarcas?na idrakimizi art?r. Âmîn.
    Hayat, namaz vakitlerinde adeta duruyor; iş yerleri kapan?yor, tezgahlar örtülüyor, herkes her şey O’na ram oluyor. Çünki Essalâh deniliyor.
    Yine müthiş bir mânây?, bu zeminde sanki ilk defa idrak edeceksiniz. Burada, kaderin bu beldeleri bu Vehhabi Kardeşlerimize, bu Müslümanlara nasip ediş s?rr?n?, namaza verdikleri ehemmiyet ile izah eden Bediüzzaman?n, hakl?l?ğ?n? burada daha göreceksiniz, anlayacaks?n?z.
    Çünkü namaz, O’nunla irtibatta en ulvi bir muhatap oluş ve akâidî ve imânî hükümleri kavi ve sabit k?lmakta en tesirli yol olarak kabul ediliyor Risalelerde. Ve bu beldenin insanlar? bu konuda çok hassas. ?ş yerlerinin kapan?ş?n?, hatta müşterilerin mağazalardan ç?kar?l?ş?n?, bazen de tezgahlar?n tamamen sahipsiz O’na teslim edilip gidilişini hayret ve takdirle siz de göreceksiniz.
    Üst katlardan, insan Kâbe’yi seyretmeye doyam?yor. ?nsanlar?n pervaneler gibi halkalan?ş?n?, dönüşünü seyredemiyor, cûş-u hurûşa geliyorsunuz. ”Mekke bir mihrap, Medine bir minber......”diyen Üstan?n?z?n dedikleriyle düşününce, gözleriniz ve kalpleriniz konuşmaya başl?yor; gözyaş? kelimeleri çoştukça coşuyor, siz kendinizi bu cezbeli dönüşe b?rak?yor; zerrât?n, galaksi ve y?ld?zlar?n itaatleriyle beraber siz de o teslimiyet mânâs?na senkronize oluyorsunuz.
    Kubeys’ten, belki de Cennet’ten, Hz. ?smail’in eliyle gelen Hâcer’ül Esved. ?nsanlar?n tavafta tek k?r?ld?ğ?, kar?şt?ğ? yer. ?nşâllah hürmetten, s?n?rlar?nda kalan bir sevginin tezahürü olarak kabul edilir de, bu sâfi insanlar mes’ul olmazlar. ?nşâllah…
    Kubeys dağ?, çok k?ymetli hadiselerin zemini.
    Hz. ?brahim AS. oradan bütün insanlar?, Allah için Hacca çağ?rm?ş. Hem de zahiren daveti icabet edecekler hiç de görünmediği bir zaman ve zeminde. O ne müthiş bir ihlasl? davettir ki, as?rlar geçtiği halde milyonlar hale ”Lebbeyk, Allâhümme lebbeyk...” diyerek O’nun davetine icabet ediyor! Telbiye, işte bu anlamda düşünülür de, as?rlar öncesindeki davete icabet murad edilirse, müthiş lezzetlere gark oluyorsunuz
    Kâinat?n Efendisi Resul-ü Ekrem ASM. Kameri, bir parmağ?n?n işaretiyle, bu dağdan, şimdi fark?na varamad?ğ?n?z bu durduğunuz yerin yak?nlar?nda bir yerden, iki parçaya bölüvermiş; o büyük mucizeyi gerçekleştirmiş.
    Hz. Bilâl Hâbeşî oradan ezanlar okumuş, hatta orada ikamet etmiş.
    Ancak Kubeys’in şimdilerde yüzü gözü örtülü. Suudlular üzerini emniyet için betonla kaplam?ş, tepesine de bir saray oturtmuşlar.
    Hemen Kâbe’nin yan?nda yükselen o dağ?, görmemezlikten gelip de geçmeyin. O Cebrail AS. ‘m?n Resul-ü Ekrem’in yan?nda geçişine kim bilir kaç defa şahit olmuştur. Belki de Hz. ?brahim’in Allâh’?n emriyle han?m? ve çocuğunu b?rak?p gitmesini de; oğlu ?smail’i kesmeyen b?çağ?n, taşa sürtünce kesişini; semadan koç gönderilişini de hat?rl?yordur. Zemzem’in ilk f?şk?rmas?n?n şahidi de olmuştur.
    Hatta, Hz. Ömer’ül Faruk’un, Peygamberimizi ASM. öldürmeye gelen Kureyşlilere k?l?nc?n? çekerek, “Kar?lar?n? dul, çocuklar?n? yetim b?rakmak isteyenler gelsin.” diye meydan okuyarak O’nu koruduğuna da, belki daha ne kadar önemli hadisâta da şahit olmuştur. Lütfen onun yan?ndan, her hangi bir dağ imiş gibi hissiz, sessiz, sayg?s?z geçmeyin.
    Mültezem. Ağlaman?n, el yüz sürmenin tek serbest olduğu yer. Kap? yan?nda vazifeli Suudlu askerler bile serbest b?rak?yor. Şer’an, hür ağlanan mekan Mültezem. Adeta O’nun kap?s?na gelmişsiniz de arz-? hal ediyorsunuz gibi bir durum. Yüzler, gözler, canlar feda olsun sana ey Allah’?m. Eller kap?n?n eşiğine yap?şm?ş, affolmay? bekliyor. Affet Allah’?m. Öylekî, bizi hesaba çekecek hiç bir günah?m?z kalmas?n... Hatim, imkans?z? gerçekleştirme yeri! Kâbe’nin içinde namaz k?lmak m? istiyorsunuz ? Sultanlar?n giremediği o mekana girmek, hayalden öte mümkün mü? Evet bunun için Kâbe’nin içinden say?lan Hatim’e girebilirsiniz, ama biraz dikkatle. Kimseleri incitmeden girmelisiniz ve işte Kâbe’nin içindesiniz, işte orada yüzünüzü yerlere sürüyor, O’na secde ediyor, yalvar?yor, halinizi arz ediyorsunuz. Ne saadet. Bahas?n?, fiyat?n? ödemek imkans?z desek yalan olmaz herhalde.


    HZ.?BRAH?M AS. MAKAMI’NDA, sanki mucizenin tecessüm etmiş bir şekli fanus içindedir. O mübârek taş?, üzerinde ulül’azm bir peygamberin ayak izi olan o büyük taş?, Kâbe’nin ilk ustas? Hz. ?brahim AS. iskele olarak kullanm?ş. Değil mi ki Hz. ?brahim AS. ona değmiş, ona basm?ş. Değil mi ki Kâbe’nin yap?l?ş?nda kullan?lm?ş, bu kutsiyet için kafi değil mi…

    Allah’?n emri, evlâd-? iyâlimizi, ?ss?z bir çöle terk etmek olsa, böyle bir emre kaç?m?z bu netlikte, bu kadar tereddütsüz uyabiliriz? Seslenen Cennet Hatununa, nefsine güvenmeyip, emre uyamama korkusundan dolay?, geri dönüp bakmadan, ?lâhi emre uyarak, onlar? Allah’a emanet edip gidebilen O zata ait izlere, o yüksek iman?n, o müthiş iz’ân?n hat?rlan?lmas? için bak?p bu mânlar? idrak edebilenlere, bu ahlakla ahlaklaşabilenlere binlerce maşâllah, barekâllah. O mekânda namaz k?lmay?, o idrak ve iz’ana rapt-? kalp yaparak, o mânâya biat ederek yapabilenlere ne mutlu.
    Telefon başlar?ndaki heyecan? siz de muhakkak yaşayacaks?n?z. Ayr?l?k insanlar? yak?yor. Ayr?l?ğa tahammül çok zor.
    Ya ebedî ayr?l?k ! Ebedî ayr?l?k, tahammül edilemeyecek kadar zor… Ona muhakkak çare aranmal?. Belki de en iyi çare olan kulluğu, çok iyi yapmal? ki ebedî bir hayata, dostlarla beraber nail olmal?. Ayr?l?ktan kesin olarak kurtulabilmeli. …
    Ne mutlu müminlere ki Allah onlar? muhatap kabul etmiş, her an, her yerde, arac?s?z, jetonsuz, beklemeden muhatap olma imkan?n? vermiş. Elimizi açar açmaz veya namaz ile huzuruna ç?k?nca, hemen karş? karş?yay?z. Bunun ne müthiş bir ayr?cal?k olduğunu idrak edip bu imkandan âzami istifade edenlere bin maşâllah.
    Hira ! Gurebân?n şimdilerde yollar?n? işgal ettiği, Resulullah’?n vahiyle ilk muhatap olduğu mekan. Belki de bu vahiy muhatabiyeti öncesi göğsünün aç?l?p, maddî manevî temizlendiği yer. ?zdiham, çile yeri. Peygamberimiz y?llarca buralara gelip belli süreler yaln?z kalm?ş, tefekkür etmiş. Kalben, ruhen muhasebede bulunmuş. Hira, adeta ?tikafa girmiş gibi, Rabbi’ni düşünmüş gibi mânâlar?n, farkl? boyutlar?n zemini.
    ?drak, böyle sarp, sessiz yerlerde mi aç?l?yor acaba.. Her şeye rağmen buralar? görmek, as?rlar öncesini anlamakta, bu zeminleri tefekkürde kullanmak, büyük saadet, büyük avantaj. Evlerimizin bir köşesini mesai tanzimi içinde Hira yap?p, O Zat?n nurunu yirminci as?rdaki âyinesi olan Nurlardan görmeye çal?şmak inşâllah bizlere nasip olur. Ciddi bir mesai tanzimiyle, önceliklerin belirlendiği, keyfiyetin ağ?rl?ğ?n? koyduğu, yakîn has?l etmek için modern H?ra’larla dolu bir hayat? Allah hepimize nasip etsin.
    Belki siz de bizim gibi bir şehit ve bir kaç gaziyi görerek ilerlediğiniz, bir kaç defa düşüp kalkarak ulaşabildiğimiz başka bir zirve olan Sevr’e ç?kmay? deneyeceksiniz. Fakat tavsiyemiz çok dikkatli olun. S?hhatiniz müsaitse ç?k?n. Buras? hem fizikî hem manevî bir zirve. Sizlere de idrakin zirvelerinden bir zirve olur inşâllah.
    Sevr Mağaras?’n?n bulunduğu Sevr Dağ?, Mesaj filminde seyrettiğimiz gibi şehrin biraz d?ş?nda, hemen yolu kenar?nda bir tepecik değil. Şehirden çok uzak. Çok dik, çok zor yollardan ç?kabiliyorsunuz oraya. Düşmeler, kalkmalar, yol arkadaşlar?n?zdan baz?lar?n?n hastaland?ğ?, öldüğü meşakkatli bu yollar? Allah’?n en sevgili kulu ASM nas?l aşm?ş. O ulviyetine, o makbuliyetine rağmen, feryat etmeden, ye’se düşmeden, sab?rla, nazlanmadan, b?kmadan, gayretini eksiltmeden, sevgisine noksaniyet getirmeden, bütün esbap sükût ettiğinde bile asla ümitsizliğe kap?lmadan nas?l ilerlemiş. Sadece yap?lmas? gerekeni yapan, yürüyen, dağa t?rmanan, ilerleyen, adeta her taraf? aç?k gibi bir mekana, Sevr Mağaras?na son sebep olarak s?ğ?nan, adeta esbaba müracaat etmiş olmak için, f?trî şeriata uyan, bir ayr?cal?k beklemeyen Hz.Muhammed’i ASM iyi düşünün. Burada O’nun büyüklüğünü, O’nun iman gücünün bir başka yönünü anlayacak, massedecek, gayretlenecek, O ahlakla ahlaklanmaya çal?şacaks?n?z. Bu halleri, y?llarca çok özel, çok güzel haller olarak hat?rlayacak, her seferinde tekrar tekrar yeni lezzet ve gayretler alacaks?n?z.
    Buras? Peygamberimizi üç gün korumaya vesile ve mazhar olan bir mağarad?r... Esbab?n bitişiyle burada h?fz-? ?lâhinin perdesiz olarak, güvercinle, örümcekle zuhuru söz konusu olmuş. Siz, burada, adeta en aciz varl?klarla, en zay?f unsurlarla bile, bir kavmin, bir milletin, top yekûn olarak küfrün, bütün sald?r?ş?n?, gayz?n? durdurabileceğini gösteren Allah’a, iman?n?z? da yenileyerek hamd etmelisiniz.
    Eğer biraz düşünürseniz, Cenâb-? Hakk?n: ”Hiçbir durum karş?s?nda telaşa lüzum yok, bana güvenirseniz en güçlü hücumlar?, en basit, en aciz, en zay?f sebeplerle, örümcekle, güvercinle def ediveririm. Zaten geçmişte de, Ebrehe’yi, Ebabil kuşlar?yla; Firavunlar?, Nemrutlar?, kar?ncayla, sivrisinekle yerle bir etmemiş miydim! ?stersem arz? yüzlerine çarpabilir; güneşi kafalar?na vurabilirim.” deyişi gibi bir mânây?, ?lâhî gücü, burada bizzat gözlerinizle görüyor, duyuyor, anl?yor olacaks?n?z.
    ?nşâllah bu mânâ vicdanlar?m?zda da mâkes bulur, bizlerde de ahlak haline gelir. Belki ümitsizliğin küfür oluşu bundan dolay?d?r. Allah’?n gücü s?n?rs?zd?r. Ümitsizlik onu s?n?rl? kabul edip korkmak değil midir.
    Belki “..iman?n derecesine göre hadisât?n tazyikinden kurtulur...” mânâs?n? da burada düşünmek çok doğru olur.
    Mağara önünde çektireceğiniz fotoğraf, bu mânân?n sabitleşmesi, istikrar? anlam?ndad?r; o poz verişiniz, O’na râm oluş mânâs?nad?r, Resulü Ekrem ASM. gibi teslimiyete karar verişinizin güzel resmi olur inşâllah. Gerçi her şeyimiz hatta kalbî hat?rat?m?z, en ince detaylar?yla zaten kaydediliyor. Allah bu idrakle yaşats?n.
    Büyük ihtimalle, tavafta çarp?şt?ğ?m?z zarif, fakat iri yar?, zengin, insan güzeli bir Sudanl? olacak. Bir şavt sonra anlaşm?şças?na hediyeleşecek, helâlleşecek, dillerinizi bilmediğiniz halde ağlaş?p “helal, helal” diye diye bağ?r?şacaks?n?z. Bir birinize sar?lacak, öz kardeşinizle y?llar sonra karş?laşm?şças?na birbirinizi bütün gücünüzle s?kacaks?n?z. Ellerinizi iç içe kavuşturup, musâfahâ edip, tekrar tekrar sallayacak, argo tabiriyle tarzanca, “Dua et” anlam?nda ellerinizi semaya açarak işaretleşecek, ağlaşacaks?n?z. Tekrar tekrar sar?lacak ve sonunda göz yaşlar?n?z ile adeta mutabakata varacaks?n?z.
    Belki de tesbihat? farkl? bir telaffuzla, ama çok düzgün okuyan Malezyal? han?m?n, mânây? anlad?ğ? için olsa gerek ki ağlay?ş? karş?s?nda dayanamay?p tesbihat?n?z? ona hediye edeceksiniz. Muhtemelen onun da ağlayarak teşekkür etmesine şahitlik edeceksiniz.
    Veyahut çok zorluklarla getirdiğiniz ?ngilizce Risalelerden hediye ettiğiniz dev gibi bir zenci, Amerikal? bir Müslüman?n, bükülerek mahviyetini; ağlayarak kalbi hüşyarl?ğ?n? ortaya koyuşu, sar?lmas?, kemiklerinizi ç?t?rdatmas?, adeta iman kardeşliğinin müthiş gücünü ifade etmesi karş?s?nda çok etkilenecek bundan büyük kuvvet kazanacak, gurur duyacaks?n?z.
    Hatta bir Bengaldeşli, ya da bir Hinli, veya bir Özbek ile veyahut da Suudda okuyan büyük ihtimalle bir ?ngiliz ile dil birliğimizin olmay?ş?, bir yabanc? dil meselâ Arapça veya ?ngilizce’yi iyi bilmeyişinize, veyahut da tahsilli cahilliğinize yanacaks?n?z. Ama her hâlükârda baz? Arapça tabirlerle, tarzanca da olsa, bazen hal diliyle, bazen göz yaşlar?yla, bazen de mimiklerle, jestlerle muhakkak anlaşacaks?n?z.
    Bütün bunlarla adeta ayr? bir boyuta geçiş yapacak, müthiş lezzetler, Cennetî bir halet-i ruhiye hissedeceksiniz. Bu kadar kardeş size inan?lmaz kuvvet kazand?racak. Şimdiye kadar bu mânây? hissetmediğinize çok üzüleceksiniz. Art?k dualar?n?zda bu mü’min kardeşlerinize de yer vermeyi ihmal etmeyeceksiniz. Onlar da büyük ihtimalle ayni tarz? sizler için ihtiyar edeceklerdir muhakkak.
    Sanki sar?lmalarda, musafahalarda bir s?r var. Kalp ritimlerimiz birbirlerini etkiliyor, birlikte senkronize oluyorlar. Makinalar?n, bilgisayarlar?n, hatta telefonlar?n K?z?l Ötesi ?ş?klarla bilgi aktar?ş? gibi kalplerden kalplere , hatta beyinlere sanki bir şeyler ak?yor. Allah için birbirini sevmenin dünyevî lezzet boyutu bu olsa gerek.
    Bu hal büyük kitlelerde olur da,”..Toplu vursa yürekler onu top sindiremez “ mânâs?n? Allah nasip eder inşâllah. Bu mânân?n, dünyadaki büyük tezahürleri yan?nda, âhiret boyutu kim bilir nas?l olur. Allâh’?n Hz.Musa’ya AS. Tur dağ?nda “Bana ne getirdin “diyerek sorduğu, sonra da arzusunu belirttiği “Allah için sevmek” böyle olsa gerek.
    Hac boyunca s?k s?k mahşerî kalabal?k içinde yer bulmaya, yer tutmaya çal?şacaks?n?z. ?stinat edecek birilerini arayacak, s?ğ?n?lacak bir güç, iltimas edebilecek bir kudret bekleyeceksiniz. Bir yer temin etmekte bile müthiş aciz olduğunuzu anlayacaks?n?z. Heyhat. Allah’a s?ğ?nman?n mecbur olduğu mahşer günü ne yapar?z. Ya reddedilirsek ne olur. Bu kaybedişin yerini ne doldurur. Meşakkatleri yaşarken, bunlar? hat?rlatan mânâlar? yakalayacaks?n?z. Dualar....Hâlisiyetin ve takvan?n hakim olduğu bir hayat için dualar edeceksiniz....Göz yaşlar?yla beraber dualar, ç?rp?n?şlar, yalvar?şlar... Allah daim etsin.
    Hislerin en fazla galeyana geldiği an, Arafatta’ki Vakfe’dedir... Bu Vakfe Hacc?n en önemli menâsikinden, en önemli farzlar?ndand?r. Meşakkat burada biraz artar. Çad?rlarda kalmak, değişik s?ralarda beklemek ve müthiş izdiham. Sanki k?yamet kopmuş, Haşir Sabah? olmuş gibi bir mânâ yaşars?n?z.
    Ancak bir fark? var. Art?k Haşir Sabah? af kap?lar? kapanm?ş oluyor. Ama burada ise aff?n panay?r? var. Çünkü Arafat’ta ihlasl?, samimi dua edenler, affolarak geri dönerler inşâllah.
    Bütün günahlardan ve onlar?n çirkin yüzlerinden, bütün dertlerimizden, hatalar?m?zdan; öfkeden, bayağ?l?ktan bizleri kurtar Allâh?m. Bu mukaddes beldelerin hat?r?na, r?zan için dökülen göz yaşlar? hürmetine, Resul-ü Ekrem’in hürmetine bizleri, size lay?k bir kul, Peygamberimize lay?k bir ümmet eyle. Öyle yaşat, öyle öldür, öyle haşret.
    Medine! Peygamberimiz Hz. Muhammed’e en kritik zamanda kuçak açan, en candan dost olanlar?n, O’na “Mal?n?z mal?m?zd?r; can?n?z can?m?zd?r” diyecek kadar çok sevip, sahip ç?kanlar?n beldesidir. Mekke’nin 425 km.kuzeyindedir.
    ASM. on üç y?l kadar kalm?şt?r. ?slâm Medeniyetinin temelinin at?ld?ğ?; Kur’ân’?n senâs?na mazhar olan, onlara tâbi olanlar?n Cennet ile müjdelendiği, savaşta bile cemaatle namaz k?lmay? terk etmeyenlerin beldesidir Medine. Bu şehrin hâlis insanlar? O’nun ordusuna asker, devletine memur, medresesine talebe, arkas?nda cemaat olmuşlar. O’nun sohbetinde bulunmuş, O’nunla s?bgalanm?ş, boyalanm?ş, ahlaklanm?şlar.
    Buras?, O’nu ana ve babas?ndan daha çok sevmiş insanlar?n, O’nun yolunda yaşay?p O’nun yolunda ölmüş olanlar?n, Sahabe-i Kirâm’?n memleketidir.
    Vahiy bu topraklarda gelmiş, bu modern dünyada bile hâlâ hayal edilemeyen Asr-? Saadet burada yaşanm?ş. Burada ölenlere Resul-ü Ekrem’in ASM. şefaati, vacip oluyormuş. Buran?n tozu-toprağ? bile, ASM.’?n ifadesiyle “ Şifa’d?r “ve O muhteşem son risalet, burada yaşanm?şt?r.
    K?sacas? buras? Kâbe’den sonra en mukaddes mekânlardand?r.
    Medine, ayni zamanda Mescid-i Nebevi ismiyle maruf, Resulullah’?n mübarek cismini ve Ashab-? Suffa’n?n mübarek ikametgahlar?n? içinde bulunduran saadet mekân?d?r..
    Mescid-i Nebevi ise, lâhutî bir mekan, göz yaşlar?n?n tutulamad?ğ?, başka bir ifadeyle dillerin kifayetsiz kald?ğ?, göz yaşlar?n?n konuştuğu harika bir zemindir. Temiz, serin ve harika plân?yla ruhlara inşirah veren cennetî bir yerdir. K?rk vakit namaz?n manevî kimyâs?yla ruhlar?n temizlendiği bir başka boyut ve adeta Melekût alemi denilen o farkl? boyuttan bir huzur zeminidir.
    Mescid-i Nebevî ! Müthiş, farkl?, güzel, derunî, maddeden ziyade manevî; ama bizim aczimiz sebebiyle ancak maddî boyutlarla görebildiğimiz, kelimelerin aciz kald?ğ? bir ortam, başka ve ulvî boyutlardan lahûtî bir mekan, çok bir farl? zemin.
    Müthiş bir temizlik, adeta pis şeyler oray? mekan ittihaz edemiyor. Bembeyaz mermerler, yüksek sütunlar?n diplerinden Uhud’da, Uhud Şehitlerinin iz’anlar?n?n, imanlar?n?n serinliğiyle soğutulan havan?n, küçük naylon parçalar?na çarparak sütun diplerinden h?ş?rt?yla gelişine dikkat edin. Abdurrahman Huzeyfî’nin sanki on dört as?r öncesinden okurcas?na terennüm ettiği Allah kelam?n?n büyüleyici, lahutî titreşimlerine kendinizi b?rak?n...
    Bütün ?slâmî, ?mânî mânâlar?n zihinden geçişi ve yine göz yaşlar?, göz yaşlar?.. Bitmeyen, dinmeyen göz yaşlar?. H?rslar?, hasetleri, öfkeleri, adavetleri, her türlü kiri pas?, menfilikleri, kazûrat?, cehennemî haleti, s?n?rs?z ve ölçüsüz arzular? silip süpüren; ruhu teskin eden, insan? başka boyutlara, yakîn has?l eden başka bir atmosfere taş?yan göz yaş? damlalar?.. Böyle mânâlar?n ifadesi ancak böyle olabiliyor galiba.
    Mescid-i Nebevî, Peygamberimiz, Ebu Eyyûb’ül Ensari’nin evinde geçici olarak ikâmet ederken yapt?r?lm?ş küçük bir mescit iken, zamanla etraf?na ailesi için evler yap?lm?şt?r. Taş temeli olan, ker*** duvarl?, üstü aç?k, bir köşesi hurma dallar?yla kapal? imiş. Burada sadece ?slâma hizmet için bulunan ve çoğu zaman Peygamberimizin hizmet ettiği Ashab-? Suffa kal?rm?ş. ?lk defa Hz . Muaviye ile başlayan ek inşaatlarla, şimdilerde bir külliye haline gelen mekân?n ön taraf?nda kalan kabrin üzerindeki Yeşil Kubbeyi, 2. Mahmut yapt?rm?şt?r.
    Buras? hem ?slâm muallimlerinin yetiştiği medrese, hem ?badethane, hem Şura Meclisi, hem ?lim Merkezi, hem Mahkeme, hem ?kâmetğâh, hem de cemiyetin her derdinin dinlenilip, her işinin görüldüğü yer; k?sacas? bir Devlet ?daresi Kompleksi ‘dir.
    Dünyan?n en büyük mabedi olan burada k?l?nan namaz 1.000 kat daha faziletlidir. R.Ekrem’i ASM. mübarek Nâş?n? içinde bar?nd?ran; Cennet Bahçesini (Minberiyle Kabri aras?n?) ve Ravza’y? içinde bulunduran bu muhterem mekan?n minberi için, Peygamberimiz “Benim ayağ?m Firdevs cennetlerinin bir bahçesi üzerindedir” demiştir. 100.000 m² ‘lik alan?yla ayni anda, kapal? k?s?mlarda 400.000 kişi namaz k?labilir.104 metrelik 10 minaresi, 27 adet, geceleri aç?l?r Hareketli Kubbesi vard?r. Baz? boşluklarda da otomatik aç?lan–kapanan dev şemsiyeler mevcuttur.
    Allâh’a adanan o nezih hayatlar?n beraber geçtiği, ayn? mânây? paylaşanlar?n, can dostlar?yla beraber mübarek naaşlar?n?n da beraber bulunduğu Mescid-i Nebevî’de dualar?n?z çok farkl? olacak, idrakiniz çok yükselecek. Çinli Müslümanlar?n, dev cisimleriyle tenakuz halindeki mahviyetleri, ağlay?şlar?, diz çöküp saatlerce süren dualar?, sizi başka bir hâle taş?yacak. Ve siz de kendinizden utanacak, bol göz yaşl? farkl? bir feryada başlayacaks?n?z.
    ”Ya Rabbi ben hiç dua etmemişim, edememişim. Aczimi mi anlayamad?m. Rabbimin büyüklüğünün mü fark?na varamad?m. Vazifemin güçlüğünü, ağ?rl?ğ?n? m? bilemedim. Kendimi garantide görme gafletine mi düştüm.” diyerek çok ağlayacaks?n?z.
    Onlar?n d?ş görünüşleriyle perişan, fakat ruhlar?yla çok yüksek seviyede olduklar?n?; akl?n?zla, kalbinizle, vicdan?n?zla hissedeceksiniz. Çok yüksek mânâlar öğrendiğiniz bu Çinli ağabeylerinizin, hiç anlayamad?ğ?n?z dillerinden, en iyi bildiğiniz ana dilinizden bile daha iyi bir şekilde, ruhunuzda ma’kes bulacak kadar tesirli olarak, acizliği, mahviyeti, O Rabb-i Rahîme yalvar?p s?ğ?nmay?, duay?, kulluğu, belki de Bediüzzaman’?n ”Dua bir s?rr? ubudiyettir “sözünün mânâs?n? çok iyi idrak edeceksiniz. Hâzâ min fazl? Rabbi...Allah daim etsin.
    Peygamberimiz, Resul-ü Ekrem’e ASM. her şey râm olmuştur. Dağlar taşlar, ağaçlar, O’nun emrine uymuşlar. Dile gelip konuşmuşlar. ?şte O’nu gölgelendirmek için üstünde gezinen, O’nu vefat?ndan sonra bile 1 hafta bekleyen bulutun, bu güzel hâli hât?ras?na, o bulunduğu yere Gamâme (Bulut) Mescidi’ni yapm?şlar, O’nun ad?n? vermişler. Bu mânây? tahattur edip nas?l bir Resul’ün arkas?ndan gittiğimizi idrak etmeliyiz.
    Zaman zaman perdeler zorlanacak, incelecek, şeffaflaşacak... Fakat heyhat, bir türlü kalkmayacak....Yakîn tam has?l olamayacak....Hz.Ali misüllü “Perde-i gayp kalksa yakînim ziyâdeleşmeyecek” diyebilecek ilme de ulaşamad?ğ?m?zdan perişan hallerimiz bir türlü bitmeyecek....
    Keşke o anlar? art?rabilsek, keşke uzatabilsek, Zübeyir Gündüzalp ağabeyin dediği gibi ” Tutup, geçip gitmesine müsaade etmeyebilsek.” Keşke kullukta terakki etsek, “Kazand?ğ?m?zla sevinmemeyi, kaybettiğimizle üzülmemeyi” gerçekleştirebilsek, buralarda misafir oluşumuzu, davran?şlar?m?zda, hayat?m?zda tezahür ettirecek kadar anlayabilsek.
    Dünyay?, kesben değil de kalben terketmeyi yaşay?ş?m?za tatbik edebilsek. Kalbe sadece O’nu almay?, her şeyi O’ndan sonra değerlendirmeyi, O’nun isteklerine göre değerlendirmeyi; emaneti O’na satmay? bir becerebilsek. Bu hali bir yakalayabilsek, hayat?m?z?n değişmeyen prensibi yapabilsek.
    “?z’ân-? kalble beraber, faydal?, nâfi ilim ver Yâ Rabbi.. Bu Hac sayesinde bizlerin idrakini aç, bizi Size lay?k bir kul, Peygamberimize lay?k bir ümmet, Üstad?m?za lây?k bir talebe eyle..Amin..”
    Kur’an tefsiri olan Nurlu Kitaplar?n bu mahşerî kalabal?kta değeri daha da parl?yor. Buralarda baz? insanlar, baz? Şark Müslümanlar?, sanki öncelikleri kar?şt?rm?şlar. Mukaddes beldelerin yak?n?nda olmalar?ndan m?, ünsiyetten mi bilinmez, bir lakaytl?k, bir değer kargaşas? olduğunu siz de görebilirsiniz. Sanki bizler kutsiyetin daha fark?nday?z gibi.
    Birilerinin, daha ziyade sakal b?rakmak, namazda saflar?n s?k? olmas?, k?yamda yan?ndakiyle ayaklar? birbirine deydirmekle meşgul olduğunu; baz?lar?n?n, sadece kutsal mekânlar? ziyaret etmenize, boynunuzda kaybolmamak için tedbir olarak taş?d?ğ?n?z künye gibi şeylere bid’at deyip, onlar? önlemeye çal?şt?ğ?n? görebilirsiniz.
    Tahiyyat’ül mescit namaz? k?lman?n önemini anlatmak vs. d?ş?ndaki çok önemli mesâil hiç de dertleri olmayan baz? müminlere rastlayabilirsiniz. Allah bizlerin de bütün müminlerin de iz’ân?n? açs?n. Hakîm ismini hepimizde tecelli ettirsin, öncelikleri kavrats?n. Muktezâ-i hâli öğretsin, Hacc?, müminlerin bir umumi kongresi haline çevirip, Âlem-i ?slâm?n dertlerinin görüşüldüğü bir zemin haline getirmeyi nasip etsin, inşâllah.
    Cenab-? Hak, yapt?ğ?m?z Hac ve Umre sayesinde her türlü fakirliğimizi, her türlü günahlar?m?z? giderir; her hac?ya verilen, ailesinden pek çok kişiye şefaat etme hakk?n? bizlere de verir; kötü söz söylemeden, günah işlemeden Hac yaparak dönmemiz sayesinde de anadan doğmuş gibi günahs?z geri dönmeyi bize de nasip eder inşâllah.

    Allah’?m,günahlar dilimizi tuttu.Emrine karş? itaatsizliğimiz,
    utanc?m?zdan ne diyeceğimizi bilemez hale getirdi.Şiddetli gaflet sesimizi kesti...
    Ey,kendisine hiçbir şey ağ?r gelmeyen Allah’?m ,
    Bizim her şeyimizi bağ?şla, Öyle ki bizi hesaba çekeceğin hiçbir şey kalmas?n.
    Ey, her şeyin dizgini elinde, her şeyin anahtar? yan?nda olan,Ey, her şeyi emri alt?nda bulunduran Allah’?m! Bizim bütün günahlar?m?z? bağ?şla,şüphesiz Senin her şeye gücün yeter.
    Allah’?m senden ayr? yaşamaktan,ve bayağ? arzular?m?zdan sana s?ğ?n?r?z.
    Bizi şeytani arzulardan koru. Beşeri kirlerden temizle.
    Gaflet pas?ndan, cehaletten gelen evhamlardan uzaklaşt?r.
    Öyle ki, benlik ve enaniyyet tamamen yok olup, her şeyimiz Allah için olsun.
    Allah’?m senden al?koyan her şeyden bizi koru.Ey kusurlar? örten, ey günahlar? bağ?şlayan Allah’?m;
    Seni hakk?yla tan?yamad?k .Seni hakk?yla ve lay?k olduğun şekilde zikredemedik.
    Sana lay?k olduğun şükrü yapamad?k. Sana hakk?yla kulluk ve ibadet edemedik.
    Seni hakk?yla tesbih edemedik.?sm-i A’zam’?n hürmetine, Kuran’? Hakimin hürmetine,
    Size lay?k bir kul, Peygamberimize lay?k bir ümmet ve Üstad?m?za lay?k bir talebe eyle.
    Nefis ve şeytan?n şerrinden, kabir ve cehennem azab?ndan koru.
    Halil KÖPRÜCÜOĞLU-http://1111.karakalem.net/?article=2377
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 21:52 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Hac'da Tırnak Kesmemek Neyi Sembolize Ediyor?
    Arefe'de dua etmek, toplanmak, kiyamet gününü ve mahserdeki sorguyu sembolize ediyormus.
    Erkek hacilarin üzerindeki beyaz bez, kefeni sembolize ediyormus..

    Hacc'in diger prensipleri, neleri sembolize ediyor, veya anlamlari nelerdir?

    Mesela tirnak kesme yasagi...

    Bilen var mi, cok merak ettim..

    Hac'da Tırnak Kesmemek Neyi Sembolize Ediyor?


    Kabe'nin Örtüsünde Hangi Ayetler ve Sözler Yazili?
    Kabe'nin Örtüsünde Hangi Ayetler ve Sözler Yazili?


    Kiblenin Yönlerinin Degisitirilmesinin Hikmeti Nedir?
    Kiblenin Yönlerinin Degisitirilmesinin Hikmeti Nedir?


    (Yukarilardaki yazilarda aciklaniyor mu, bilmiyorum, okuyamadim daha).

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hacc Ziyareti
    By CaferS in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.06.12, 22:27
  2. Zeytin Çekirdegindeki Hikmetler
    By yakaza in forum Sağlık
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 20.12.09, 22:26
  3. 26. Lem'a'daki Ricalar
    By Barla_Gülü in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.11.07, 02:07
  4. Şu Hadisi Kudsi Ne Hikmetler İçeriyor...
    By insirah in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 17.08.07, 08:22
  5. Hacc
    By SeHZaDe in forum Fıkıh
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.07.06, 17:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0