+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından fanidünya...

Konu: Resul-i Ekrem 'in (asm) Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür. (tercümeli)

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Resul-i Ekrem 'in (asm) Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür. (tercümeli)

    11. Lema'dan

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür: Akvali, ef'ali, ahvalidir. Bu üç kısım dahi, üç kısımdır: Feraiz, nevafil, âdât-ı hasenesidir. Farz ve vâcib kısmında ittibaa mecburiyet var; terkinde, azab ve ikab vardır. Herkes ona ittibaa mükelleftir. Nevafil kısmında, emr-i istihbabî ile yine ehl-i iman mükelleftir. Fakat, terkinde azab ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibaında azîm sevablar var ve tağyir ve tebdili bid'a ve dalalettir ve büyük hatadır. Âdât-ı seniyesi ve harekât-ı müstahsenesi ise hikmeten, maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev'iye ve içtimaiye itibariyle onu taklid ve ittiba etmek, gayet müstahsendir. Çünki herbir hareket-i âdiyesinde, çok menfaat-ı hayatiye bulunduğu gibi, mutâbaat etmekle o âdâb ve âdetler, ibadet hükmüne geçer. Evet madem dost ve düşmanın ittifakıyla, Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) mehasin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve madem bil'ittifak nev'-i beşer içinde en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir. Ve madem binler mu'cizatın delaletiyle ve teşkil ettiği âlem-i İslâmiyetin ve kemalâtının şehadetiyle ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur'an-ı Hakîm'in hakaikının tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve madem semere-i ittibaıyla milyonlar ehl-i kemal, meratib-i kemalâtta terakki edip saadet-i dâreyne vâsıl olmuşlardır. Elbette o zâtın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel nümunelerdir ve takib edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki, bu ittiba-ı Sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen, tenbellik eder ise, hasaret-i azîme; ehemmiyetsiz görür ise, cinayet-i azîme; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalalet-i azîmedir.

    Said Nursi

    ***

    Resûl-u Ekrem'in (aleyhissalâtü vesselam) sünnet-i seniyyesinin üç kaynağı vardir: Sözleri, davranışları ve halleri. Bu üçü de üçer kısımdır: Farzlar, nafileler ve güzel âdetler.

    Sünnetin farz ve vacip kısımlarına uymak mecburidir, terkinde azap ve ceza vardır. Herkes ona uymakla yükümlüdür.

    Nafile kısmı ile müstehab olanlara müminler yine uymakla vazifelidir. Fakat bunların terkinde azap veya ceza yoktur. Bunları yapmakta ve bunlara uyulmasında büyük sevaplar bulunur. Değiştirilmeleri ise bid' at ve sapkınlıktır, büyük hatadır.

    Resûl-u Ekrem'in (aleyhissalâtü vesselam) yüce âdetlerine ve o güzel davranışlarına ise hikmet, fayda, şahsî hayat ve toplum hayatı itibarıyla uymak, onları taklit etmek gayet güzel görülmüş, takdir edilmiştir. Onun basit bir hareketinde dahi hayata dair birçok fayda bulunduğu için ona uymakla o adap ve adetler ibadet hükmüne geçer.

    Evet, madem dost ve düşmanın ittifakıyla Zât-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselam) güzel ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Madem herkesin ortak hükmüyle insanlar içinde en meşhur ve en seçkin şahsiyettir. Madem binlerce mucizenin delilleriyle, teşkil ettiği İslam âleminin ve kemâlâtının şehadetiyle, tebliğ ettiği ve tercüman olduğu Kur'an-ı Hakim'in hakikatlerinin tasdikiyle en mükemmel insan ve yol göstericidir. Ve madem ona tâbi olmanın neticesinde milyonlarca kâmil insan kemâlât mertebelerinde yükselip iki cihan saadetine kavuşmuşlardır. Elbette o zâtın sünneti ve hareketleri, uyulacak en guzel örnek, takip edilecek en güvenilir rehber ve düstur kabul edilecek en sağlam kanunlardır. Bahtiyar odur ki, sünnete uymakta hissesi çok ola! Sünnete uymayan tembellik ediyorsa büyük bir zarar içindedir, sünneti önemsiz görüyorsa bu büyük bir cinayettir. Onu yalanlamayı akla getirecek tenkit ise çok büyük bir dalâlettir.

    Kaynak: Kısmen tercüme edilmiş Lemalar kitabından alınmıştır.

  2. #2
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Arkadaş! Hâlıkımızı tarif eden, pek büyük bir şahsiyet-i maneviyeye mâlik, bürhan-ı nâtık dediğimiz "Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir?" diye yapılan suale cevaben deriz ki:
    Hâlık: Yaratıcı Allah(cc).
    Şahsiyet-i maneviye: Manevi kişilik.
    Mâlik: Sahip.
    Bürhan-ı nâtık: Konuşan delil, söyleyen delil.


    Hazret-i Muhammed (A.S.M.) öyle bir zâttır ki; azamet-i maneviyesinden dolayı sath-ı arz, o zâtın Mescid-i Aksa'sıdır. Mekke-i Mükerreme onun mihrabı, Medine-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemalidir. Cemaat-ı mü'minîne en son ve en âlî imam ve nev'-i beşerin hatib-i şehîridir; saadet düsturlarını beyan ediyor. Ve bütün enbiyanın reisidir; onları tezkiye ve tasdik ediyor. Çünki dini bütün dinlerin esasatına câmi'dir. Ve bütün evliyanın başıdır. Şems-i risaletiyle onları terbiye ve tenvir ediyor.
    Azamet-i maneviye: Manevi büyüklük.
    Sath-ı arz: Arzın sathı, dünya yüzü, yerin yüzü.
    Zât: Hürmete layık kimse, sayıdeğer kişi.
    Mescid-i Aksa: Hz. Süleyman(as) tarafından yapılan ve yedi senede tamamlanan Kudüs’teki ibadet yer.
    Mekke-i Mükerreme: Mükkerrem Mekke, şerefli Mekke.
    Mihrab: Camide imamın namaz kıldırırken durduğu yer.
    Medine-i Münevvere: Nurlu şehir, nurlanmış şehir, aydınlanmış parlak şehir.
    Minber-i fazl-ı kemal: Son derecede mükemmel üstün vasıf ve özelliklerin mimberidir(bildirme ve tanıtma yeridir).
    Cemaat-ı mü'minîn: Müminler cemaatı, inananlar topluluğu.
    Âlî: Büyük, yüksek, yüce, üstün, şerefli.
    Nev'-i beşer: Beşer nevi, insan türü, insan cinsi, insanlar.
    Hatib-i şehîr: Meşhur hitap.
    Saadet: Mutluluk.
    Düstur: Umumi kaide, genel kural, temel prensip.
    Beyan: İzah, açıklama, anlatma.
    Enbiya: Peygamberler.
    Reis: Baş, başkan.
    Tezkiye: Temize çıkarmak, aklamak, doğruluğuna şahitlik yapmak.
    Esasat: Esaslar, temeller, kökler.
    Câmi': Kendinde toplayan, toplayıcı.
    Şems-i risalet: Peygamberlik güneşi.
    Tenvir: Nurlandırma, aydınlatma, ışıklandırma.


    O zât (A.S.M.) öyle bir kutub ve nokta-i merkeziyedir ki, onun halka-i zikrinde bulunan bütün enbiya u ahyar, ebrar u sadıkîn onun kelimesine müttefik ve kelâm-ı nutkuyla nâtıktırlar. Ve öyle bir şecere-i nuraniyedir ki, damar ve kökleri, enbiyanın esasat-ı semaviyesidir. Dal ve budakları, evliyanın maarif-i ilhamiyesidir.
    Zât: Hürmete layık kimse, sayıdeğer kişi.
    Kutub: Baş, önde gelen, uç.
    Nokta-i merkeziye: Merkeze ait nokta, merkezle ilgili nokta, merkezdeki nokta.
    Halka-i zikr: Zikir dairesi.
    Enbiya u ahyar: Peygamberler ve hayırlı iyi kimseler.
    Ebrar u sadıkîn: Hayırlılar ve sadıklar, iyiler ve doğrular(dürüstler)
    Müttefik: İttifak etmiş, birleşmiş, anlaşmış.
    Kelâm-ı nutk: Nutuk kelamı, konuşma sözü, söylenen söz, konuşulan söz.
    Nâtık: Konuşan, söyleyen.
    Şecere-i nuraniye: Nurlu ağaç.
    Enbiya: Peygamberler.
    Esasat-ı semaviye: Semavi esaslar, Allah(cc) tarafından gönderilen temel kurallar.
    Evliya: Veliler, ermişler, Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Maarif-i ilhamiye: İlhama ait maarif, ilham ile gelen bilgiler.


    Bu itibarla, herhangi bir davayı iddia etmiş ise, bütün enbiya mu'cizelerine istinaden ve bütün evliya kerametlerine müsteniden ona şehadet etmişlerdir. Evet bütün davalarının tasdiklerini iş'ar eden, bütün kâmillerin hâtem ve mühürleri vardır. Ezcümle:
    İstinaden: Dayanarak.
    Müsteniden: Dayanarak, dayalı olarak.
    İş'ar: Haber verme, bildirme, anlatma.
    Hâtem: Mühür.* Son, en son.
    Ezcümle: Bu cümleden olarak, mesela.


    O zâtın (A.S.M.) davalarından biri "Tevhid"dir. Bu davayı tasrih ve ifade eden Lâ ilahe illallah kelime-i mübarekesidir. O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir. Demek, o davanın hak ve hakikat olduğuna kanaat ve itminan ve iz'anları hasıl olmuş ki, zaman ve mekâna şamil bir tarzda, o kelime-i mübareke, meşrebleri, meslekleri, an'aneleri mütehalif, mütebayin insanların ağızlarında Mevlevîler gibi semavî deveran ve cevelan ediyor.
    Zât: Hürmete layık kimse, sayıdeğer kişi.
    Tevhid: Birleme, birlik, bir tek Allah’tan(cc) başka ilah olmadığına inanmak.
    Tasrih: Açıklama, belirtme, açıkça anlatma, açık açık söyleme.
    Lâ ilahe illallah: Allah’dan(cc) başka İlah yoktur.
    Kelime-i mübareke: Mübarek kelime, mübarek söz.
    Halka-i din: Din halkası, din dairesi.
    Rükn-ü iman: İman rüknü, iman temeli, imanın esası.
    Vird-i zeban: Dilden düşürülmeyen vird, sık sık tekrar edilen dua.
    Hakikat: Gerçek.
    İtminan: Tatmin olma, inanma.
    İz'an: Anlayış, basiret, benimseme, inanıp itaat etme.
    Hasıl: Meydana gelen, ortaya çıkan.
    Şamil: Çevreleyen, içine alan, kaplayan, içeren.
    Meşreb: Gidiş şekli, anlayış tarzı, anlayış ve hareket biçimi.
    An'ane: Gelenek, âdet, örf. Ağızdan ağza söylenerek gelen söz, haber.
    Mütehalif: Birbirine uymayan, birbirini tutmayan.
    Mütebayin: Birbirinden ayrı, birbirine zıt olan.
    Semavî: Semaya ait, gökle ilgili. *Allah(cc) katına ait.
    Deveran: Dönme, devretme.
    Cevelan: Dolaşma.


    Binaenaleyh gayr-ı mütenahî şahidlerin tasdikiyle hak ve hakkaniyeti tahakkuk eden bir davaya, hiçbir vehmin haddi değildir ki, ona dest-i itirazı uzatabilsin!
    Binaenaleyh: Bundan dolayı.
    Hakkaniyet: Haklılık, doğruluk, gerçeklik.
    Tahakkuk: Doğruluğu meydana çıkma, gerçeklik kazanma.
    Vehm: Vehim, boş kuruntu, asılsız ve gerçek dışı düşünce.
    Dest-i itiraz: İtiraz eli.


    Said Nursi


  3. #3
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâlık-ı Kâinat'ı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Şuâlar

  4. #4
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Sünnet-i Seniye, saadet-i dâreynin temel taşıdır ve kemalâtın madeni ve menbaıdır. Lem'alar

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür:
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.11.14, 19:14
  2. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesinin menbaı(kaynağı) üçtür.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.11.14, 13:58
  3. Peygamberimizin(asm) Sünnet-i Seniyesinin menbaı(kaynağı) üçtür:
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.09.14, 19:42
  4. Kâinat, Resûl-i Ekrem’i bekliyordu
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.02.12, 02:25
  5. Resul-i Ekrem (asm) hem beşer hem resuldür
    By YİĞİDO in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.09.11, 10:25

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0