+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Terbiye-i Diniye

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    G?T G?DE ARTAN Ş?DDET OLAYLARI KARŞISINDA ÇÖZÜM YOLU

    TERB?YE-? D?N?YE/DE OLMALI

    G?R?Ş

    Terbiye çok umumi ve küllî sahaya şamildir. Bütün varl?klar âlemi tek “Rabb-ül Âlemîn” taraf?ndan terbiye ediliyor. Bu terbiyenin ehemmiyeti ve umumiyeti içindir ki, “Rabb-ül Âlemîn” tabiri Kur'an?n birinci suresinde yer al?r ve daha pek çok âyetlerde tekrar edilir.

    Allah'?n (C.C.) terbiyesi d?ş?nda diğer bir terbiye ve tekâmül yolu yoktur. Zira geniş manas?yla terbiye; yarat?lan?n Yarat?c? taraf?ndan hangi maksad ve gayeler için yarat?lm?şsa, mahlûkun o gayeye uygun vas?flara sahip k?l?nmas?, o tarzda çal?şt?r?lmas? ve tedricen ona eriştirilmesidir.

    O hikmet ve gayeleri bilen yaln?z Allah olduğu gibi, o gayelere varmak için gerekli olan vesileleri de ancak O bilir.

    ?şte bunun içindir ki Allah, insanlar?n ilerleme seviyelerine göre bu terbiye kaidelerini peygamberleri vas?tas?yla göndermiş ve bu kaidelere uyanlar?, bağl?l?klar? derecesinde terbiye etmiş, kâmil k?lm?şt?r.

    Başta peygamberler, asfiyalar ve veliler, bu ?lahî terbiyenin mükemmel mazharlar?d?rlar.

    ?lahî terbiyede taltif ve tecziye, iki mühim esast?rlar. Yani Rabb-ül Âlemîn, terbiye kanunlar?na bağl? kalanlar?; mükâfat, inayet ve ebedî saadet müjdesi ile kemalâta sevkettiği gibi; muhalefet edenlere de ceza, mahrumiyet ve Cehennem azab?yla tehdid ederek, kötülükten menederek terbiyelendirir.

    Keza mü'minlere gelen musibetlerin bir hikmeti de, o kişinin terbiyesine bakar.

    D?N? TEDR?SATIN ELZEM?YET?

    Bediüzzaman Hazretleri eserlerinde, hakiki manada ?slamî derslerin yayg?n olarak verilmesi durumunda asayiş ve huzurun temin edileceğini; aksi halde cemiyette, anarşinin ve bugünlerde gasp, kapkaçc?l?k denilen hastal?ğ?n gide­rek dehşetlene­ceğini ?srarla beyan edip nazara vermiştir.

    Gizli müfsid cereyanlar?n sefahetlerle millî ahlak? bozmalar?n?n neticesi olarak ortaya ç?kan gasp, kapkaç ve anarşiye teslim-i silah edip mağlub olmak tehlikesine dikkat çeken Bediüzzaman Hazretleri şu ikazlar? bilhassa mesul durumundaki idarecilere beyan etmiştir.

    Din tedrisat?n?n bütün bütün yasak edildiği, Kur’an Kurslar? ve ?mam Hatip Okullar? önüne maniler konulduğu 1997 den (28 Şubat) sonra ortaya ç?kacak devrelere yani 1946-1947 lerden 50 sene sonraki y?llara dikkat çeker ve der ki :

    “Efendiler! Siz, ne için sebebsiz bizimle ve Risale-i Nur'la uğraş?yorsunuz!

    Kat'iyyen size haber veriyorum ki:

    Ben ve Risale-i Nur, sizinle değil mübareze, belki sizi düşünmek dahi vazifemizin haricindedir. Çünki Risale-i Nur ve hakikî şakirdleri, elli sene sonra gelen nesl-i âtîye gayet büyük bir hizmet ve onlar? büyük bir vartadan ve millet ve vatan? büyük bir tehlikeden kurtarmağa çal?ş?yorlar.

    Şimdi bizimle uğraşanlar, o zaman kabirde elbette toprak oluyorlar. Farz-? muhal olarak o saadet ve selâmet hizmeti bir mübareze olsa da, kabirde toprak olmağa yüz tutanlar? alâkadar etmemek gerektir.

    Evet hürriyetçilerin ahlâk-? içtimaiyede ve dinde ve seciye-i milliyede bir derece lâübalilik göstermeleriyle, yirmi-otuz sene sonra dince, ahlâkça, namusça şimdiki vaziyeti gösterdiği cihetinden; şimdiki vaziyette de, elli sene sonra bu dindar, namuskâr, kahraman seciyeli milletin nesl-i âtîsi, seciye-i diniye ve ahlâk-? içtimaiye cihetinde, ne şekle girecek elbette anl?yorsunuz.

    Bin seneden beri bu fedakâr millet, bütün ruh u can?yla Kur'an?n hizmetinde emsalsiz kahramanl?k gösterdikleri halde, elli sene sonra o parlak mazisini dehşetli lekedar belki mahvedecek bir k?s?m nesl-i âtînin eline elbette Risale-i Nur gibi bir hakikat? verip, o dehşetli sukuttan kurtarmak en büyük bir vazife-i milliye ve vataniye bildiğimizden; bu zaman?n insanlar?n? değil, o zaman?n insanlar?n? düşünüyoruz.

    Evet efendiler! Gerçi Risale-i Nur s?rf âhirete bakar; gayesi r?za-y? ?lahî ve iman? kurtarmak ve şakirdlerinin ise, kendilerini ve vatandaşlar?n? i'dam-? ebedîden ve ebedî haps-i münferidden kurtarmaya çal?şmakt?r.

    Fakat dünyaya ait ikinci derecede gayet ehemmiyetli bir hizmettir ve bu millet ve vatan? anarşilik tehlikesinden ve nesl-i âtînin bîçareler k?sm?n? dalalet-i mutlakadan kurtarmakt?r.

    Çünki bir müslüman başkas?na benzemez. Dini terkedip ?slâmiyet seciyesinden ç?kan bir müslim; dalalet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilmez.

    Evet eski terbiye-i ?slâmiyeyi alanlar?n yüzde ellisi meydanda varken ve an'anat-? milliye ve ?slâmiyeye karş? yüzde elli lâkaydl?k gösterildiği halde; elli sene sonra, yüzde doksan? nefs-i emmareye tâbi' olup millet ve vatan? anarşiliğe sevketmek ihtimalinin düşünülmesi ve o belaya karş? bir çare taharrisi, yirmi sene evvel beni siyasetten ve bu as?rdaki insanlarla uğraşmaktan kat'iyyen men'ettiği gibi; Risale-i Nur'u, hem şakirdlerini, bu zamana karş? alâkalar?n? kesmiş; hiç onlarla ne mübareze, ne meşguliyet yok.” (Emirdağ Lahikas? sh: 21)

    Bediüzzaman Hazretleri, 1908 ll. Meşrutiyet’ten sonra idarede hakim olan ?ttihad Terakki F?rkas?n?n (Hürriyetçilerin) biraz Bat?l?laşma duygusuyla dini ve milli hissiyatta gevşeklik göstermeleri sonucunun yirmi otuz sene sonra ortaya ç?kt?ğ?n? beyan eder.

    ?ttihadç?lardan sonra idareye hakim olan Halk Partisinin (Halkç?lar?n), dinde ve milli duygularda gevşeklik değil, din tedrisat?n? tamamen kald?rmaya çal?şt?klar?, hatta bir çeyrek as?r Avrupa'dan daha çok dinden uzak olduklar? bilinen bir gerçektir.

    1950 den sonra Üstad?n “Ahrarlar” diye tavsif ettiği Demokratlar her ne kadar din tedrisat?n? proğramlar?na alm?ş, ?mam Hatip Okullar? ve Kur’an Kurslar?n?n k?smen aç?lmas?na müsadekâr davranm?şlarsa da, din eğitimi hem s?n?rl? kalm?ş, hem de ink?talara uğram?şt?r.

    Halbuki Bediüzzaman Hazretleri din tedrisat?n?n, Şeair-i ?slamiyenin önde gelenlerinden olduğunu beyan etmiştir. Demokratlardan bu milletin evlatlar?na bütün okullarda dini bilgilerle beraber Risale-i Nur’un derslerinin verilmesini ?srarla istemiştir.

    Aksi takdirde “Din terbiyesi olmasa, Müslümanlarda istibdad-? mutlak ve rüşvet-i mutlakadan başka çare olamaz. Çünkü nas?l bir Müslüman, şimdiye kadar hakikî Yahudi ve Nasrani olmaz belki dinsiz olur, bütün bütün bozulur. Öyle de bir Müslüman, Bolşevik olamaz. Belki anarşist olur, daha istibdad-? mutlaktan başka idare edilmez.” (Şualar sh: 516)

    HAP?SHANELERDE R?SALE-? NUR ESERLER? OKUTULMALI

    Bir memleketin nazara al?nacak en mühim yerlerinden biri de hapishaneleridir. Yani hapishanelerin ?slahhane haline getirilmesi gerekir. Maalesef çok ciddi gaflet içinde bulunuluyor. Hapishanelerde 60 bin mahpus bulunduğu söyleniyor. ?şte bunlar?n en mühim ihtiyaçlar? olan manevi dersler, devletin desteği ve teşvikiyle verilmelidir. Bu dersler de hakiki Kur’an tefsiri olan Risale-i Nurlarla olmal?d?r.

    Bu asr?n rehberi, mürşidi, müceddidi Bediüzzaman Hazretleri der ki:

    “Risale-i Nur'daki hakikî teselliye mahpuslar çok muhtaçt?rlar. Hususan gençlik darbesini yeyip, taze ve şirin ömrünü hapiste geçirenlerin, Nurlara ekmek kadar ihtiyaçlar? var.”

    Bediüzzaman Hazretlerinin hasbel-kader hapishaneye girenlere bir tavsiyesi de şöyledir:

    “Evet bir genç, hapiste yirmidört saat her günkü ömründen tek bir saatini beş farz namaz?na sarfetse ve ekser günahlardan hapis mâni olduğu gibi o musibete sebebiyet veren hatadan dahi tövbe edip sair zararl?, elemli günahlardan çekilse hem hayat?na, hem istikbaline, hem vatan?na, hem milletine, hem akrabas?na büyük faidesi olmas? gibi o on-onbeş senelik fâni gençlikle ebedî parlak bir gençliği kazanacağ?n?, başta Kur'an-? Mu'ciz-ül Beyan, bütün Kütüb ve Suhuf-u Semaviye kat'î haber verip müjde ediyor.

    Evet o şirin, güzel gençlik nimetine istikametle, taatle şükretse hem ziyadeleşir, hem bâkileşir, hem lezzetlenir. Yoksa hem belal? olur, hem elemli, gaml?, kâbuslu olur, gider. Hem akrabas?na, hem vatan?na, hem milletine muz?r bir serseri hükmüne geçirmeğe sebebiyet verir.

    Eğer mahpus, zulmen mahkûm olmuş ise, farz namaz?n? k?lmak şart?yla, herbir saati, bir gün ibadet hükmünde olduğu gibi, o hapis onun hakk?nda bir çilehane-i uzlet olup eski zamanda mağaralara girerek ibadet eden münzevi sâlihlerden say?labilirler.

    Eğer fakir veya ihtiyar veya hasta ve iman hakikatlar?na müştak ise; farz?n? yapmak ve tövbe etmek şart?yla herbir saatleri dahi yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane ve merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.

    O hapiste durmakla haricindeki müşevveş, her tarafta günahlar?n hücumuna maruz serbestiyetten daha ziyade hoşlanabilir. Hapisten tam terbiye al?r. Ç?kt?ğ? zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam ç?kar.

    Hattâ Denizli hapsindeki zâtlar?n az bir zamanda Nurlardan fevkalâde hüsn-ü ahlâk dersini alanlar?n? gören baz? alâkadar zâtlar demişler ki:

    “Terbiye için onbeş sene hapse atmaktansa, onbeş hafta Risale-i Nur dersini alsalar, daha ziyade onlar? ?slah eder.” (Şualar sh: 480)

    “Evet eserler tesirlidir. Fakat millet ve vatan?n tam menfaatine ve hiçbir zarar dokundurmadan yüzbin adama kuvvetli iman-? tahkikî dersi vermekle, saadet ve hayat-? ebediyelerine tam hizmette tesirlidir.

    Denizli hapishanesinde, k?smen ağ?r ceza ile mahkûm yüzler adam, yaln?z Meyve Risalesi'yle gayet uslu ve mütedeyyin suretine girmeleri; hattâ iki-üç adam? öldürenler, onun dersiyle daha tahta bitini de öldürmekten çekinmeleri ve o hapishane müdürünün ikrar?yla, hapishanenin bir terbiye medresesi hükmünü almas?, bu müddeaya reddedilmez bir seneddir, bir hüccettir.” (Emirdağ Lahikas?-l sh: 18)

    “Bediüzzaman dinî tedrisat taraftar?d?r. Risale-i Nur ad? verdiği dinî tedrisat sayesinde mahkûmlar?n onbeş haftada ?slah olacaklar?n? (ki, Denizli ve Afyon hapishaneleri; adliyenin, gardiyan ve müdürlerin şehadetiyle sabittir) söylemektedir. Bediüzzaman, cazibedar bir fitneye esir olan gençlerin din hakikatlar?yla ve Nur'un imanî dersleriyle kurtulacaklar?na kani'dir.” (Emirdağ Lahikas?-ll sh: 137)

    SERSER?L?KTEN KURTULMAK

    Serserilikten kurtulmak çareleri olarak ortaya konulan ve dinde gösterilen şartlar?n yaşanmas?yla geliştirilmesi gereken beş esas, k?saca şöyle bildirilir:

    “Bu vatan?n ve bu milletin hayat-? içtimaiyesi bu acib zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâz?m ve zarurîdir:

    Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği b?rak?p itaat etmektir.

    Risale-i Nur hayat-? içtimaiyeye bakt?ğ? zaman, bu beş esas? kuvvetli ve kudsî bir surette tesbit ve tahkim ederek, asayişin temel taş?n? muhafaza ettiğine delil ise; bu yirmi sene zarf?nda Risale-i Nur'un, yüzbin adam? vatan ve millete zarars?z birer uzv-u nâfi' haline getirmesidir.” (Şualar sh: 349)

    Gençlik Rehber eserinde şöyle deniliyor:

    “Risale-i Nur'u sadakat ve devamla okuyan hakikî bir Nur talebesi; ahlâken düşük insanlar aras?nda kalsa da, ahlâk?n? bozmadan onlardan uzaklaş?p kendini kurtar?yor.

    Hem ahlâk ve terbiyesini yükseltmek için nefis mücadelesine girişiyor. Risale-i Nur'dan ald?ğ? malûmat ve imanî kuvvetle muvaffak oluyor. Hem kendini o bozuk cem'iyete ve kimselere kapt?rm?yor; bilakis Risale-i Nur'u neşrederek imanî esaslar?n zay?flamas? neticesi olarak bozulan o cem'iyeti ikna' ve ?slah etmek cehdine sahib oluyor. ?çtimaî yüksek esaslarla mücehhez bir ?slahatç? gibi, gaye ve prensibinde terakkiler kaydediyor. Davas?n? yürütmekte ve yerleştirmekte âdeta zaferden zafere koşmaya başl?yor.

    Evet arkadaşlar! Bugün içtimaî derd ve yaralar?m?z? halledip tedavi edecek en esasl? ve en tesirli faktör ve nizam? hâvi olan bir hakikat kaynağ? vard?r. O da Risale-i Nur'dur.” (Gençlik Rehberi sh: 266)

    GENÇL?Ğ?N ?SLÂMLA TERB?YES?

    “Bir gün yan?ma parlak birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesat cihetinden gelen tehlikelerden sak?nmak için tesirli bir ihtar almak isteyen bu gençlere, ben de eskiden Risale-i Nur'dan meded isteyen gençlere dediğim gibi dedim ki:

    Sizdeki gençlik kat'iyyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsan?z, o gençlik zayi' olup baş?n?za hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek.

    Eğer terbiye-i ?slâmiye ile o gençlik nimetine karş? bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarfetseniz, o gençlik manen bâki kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmas?na sebeb olacak.” (Sözler sh: 145)

    Risale-i Nurdan faydalanan bir genç de şöyle diyor:

    “Evet, ben de birçok Nur talebeleri gibi hakikî Türklüğe ve ?slâmiyete yaraşan ve tarihî bir şeref ve faziletimiz olan terbiye-i medeniye-i diniyeyi ve millî bir şiar olan ahlâk-? Kur’aniyeyi öğrenerek vatan ve millete faideli bir uzuv olmak ve yabanc? ideolojilerin tesirat?ndan korunarak din ve iman?m? muhafaza ve öğrenmek kasd?yla Nur Risalelerini tedarik ederek okumağa başlad?m.” (Ş: 568)

    BATI MEDEN?YET?N?N TERB?YE S?STEM?

    Bu mimsiz medeniyetin verdiği terbiyenin, hem aile hayat?nda, hem yeni yetişen çocuklarda, hem de gençlerde ve kad?nlarda maalesef çok menfice tesirleri görülmektedir. ?şte bu duruma Bediüzzaman Hazretleri şöyle temas eder:

    “Şimdi ise terbiye-i ?slâmiye yerine mimsiz medeniyet terbiyesi yüzünden, ondan belki yirmiden belki k?rktan bir çocuk, ancak peder ve validesinin çok ehemmiyetli hizmet ve şefkatlerine mukabil mezkûr vaziyet-i ferzendaneyi gösterir." (K: 253)

    “Risale-i Nur'un f?traten ve zaman?n vaziyetine göre talebesi olacak, başta masum çocuklard?r.

    Çünki bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkil bir tarzda ?slâmiyet ve iman?n erkânlar?n? ruhuna alabilir.

    Âdeta gayr-? müslim birisinin ?slâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Bilhassa peder ve vâlidesini dindar görmezse ve yaln?z dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir. O halde o çocuk, dünyada peder ve vâlidesine hürmet yerinde istiskal edip çabuk ölmelerini arzu ile onlara bir nevi bela olur.

    Âhirette de onlara şefaatçi değil, belki davac? olur. Neden iman?m? terbiye-i ?slâmiye ile kurtarmad?n?z?" (Emirdağ Lahikas? sh: 41)

    KASITLI B?R ?T?RAZA VER?LEN CEVAB:

    “Eğer Gençlik Rehberi'nin intişar?yla dinî terbiyeyi ders veriyor, bu ise lâikliğe ayk?r?d?r diye ittiham olunuyorsa, o halde lâikliğin manas? nedir? Biz de soruyoruz.

    Lâiklik ?slâmiyet düşmanl?ğ? m?d?r?

    Lâiklik, dinsizlik midir?

    Lâiklik, dinsizliği kendilerine bir din ittihaz edenlerin dine taarruz hürriyeti midir?

    Lâiklik, din hakikatlar?n? beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağ?zlar?na kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-? mutlak düsturu mudur?

    Lâiklik, bir vicdan ve fikir hürriyeti olduğuna göre, dinsizler ve din düşmanlar?, ?slâmiyet aleyhinde her çeşit hücumlar?, taarruzlar? yapar, anarşik fikirlerini o hürriyet-i vicdan ve fikir bahanesiyle neşreder de;

    Fakat bir ?slâm âlimi o hürriyet-i fikir düsturuna istinaden bin y?ldan beri ?slâmiyet'in serdar? olmuş bir millet içinde ve o milletin bin y?ll?k an'anesine, kanunlar?na ittiba' ederek ve yine o milletin saadeti uğrunda, ahlâk ve namusun muhafazas? yolunda dinî bir ders beyan etmesi lâikliğe ayk?r?d?r diye suçlu gösterilir, devletin nizamlar?n? dinî inançlara uydurmak istiyor diye mahkur gösterilir.” (Em: 138)

    NET?CE

    Risale-i Nur Eserlerinden bu k?sa parçalarda terbiyenin ehemmiyeti üzerine dikkat çekilmiştir. Zira taleb edilen şeyin fiilî duas? yap?lmadan neticeyi istemek, hikmet-i ?lahiyeye bir nevi isyan say?ld?ğ?ndan, istenen neticenin fiilî duas? ise; ciddi ve hassas bir aile terbiyesi ve gayretidir.

    Sebeb-müsebbeb âlemi olarak tanzim edilmiş olan bu dünya hayat?nda, sebebler durdukça neticeler de devam eder. O halde serserliğin sebebleri gereği gibi bilinip onlar kald?r?lmal? ve umumî huzurun sebebleri de icraata konulmal?d?r. Aksi halde ciddî bir ?slahat olamaz. Bu ?slahat? yapabilmek için, büyük kuvvet gerekiyor. Çünkü anarşinin, serserliğin mesleği olan tahrib kolay olduğundan az kişi çok tahribat yapabilir. O halde dünyadaki sulh-u umumî tarafdar? olan kuvvetler samimî olarak bu ana hedefte birleşmelidirler.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 02:49 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Himmet ve Gayret-i Diniye
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14.08.13, 11:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0