+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Risalede Hristiyanların Necat Meselesi

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    HR?ST?YANLARIN NECAT MESELES?

    ?nternette e- maille sorulan bir suale verilen cevap;

    “Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu k?ş?n şiddetli soğuğuyla beraber manevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden bîçârelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açl?klar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:

    Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakk?nda bir nevi merhamet ve mükâfat vard?r ki, o musibet ona nisbeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semâviye, mâsumlar hakk?nda bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.

    Üç-dört ayd?r ki, dünyan?n vaziyetinden ve harbinden hiç bir haberim yokken Avrupa'da Rusya'daki çoluk-çocuğa ac?yarak tahattur ettim. O mânevî ihtar?n beyan ettiği taksimat, bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:

    O musibet-i semâviyeden ve beşerin zâlim k?sm?n?n cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer onbeş yaş?na kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehîd hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-? maneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.

    Onbeşinden yukar? olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfat? büyüktür; belki onu Cehennem'den kurtar?r.

    Çünki âhir zamanda mâdem fetret derecesinde din ve dîn-i Muhammedi'ye Aleyhissalâtü Vesselama bir lâkaydl?k perdesi gelmiş ve madem âhir zamanda Hazret-i ?sa'n?n (A.S.) dîn-i hakikîsi hükmedecek, ?slâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanl?kta kalan ve Hazret-i ?sa'ya (A.S.) mensub Hristiyanlar?n mazlumlar? çektikleri felaketler, onlar hakk?nda bir nevi şehadet denilebilir.

    Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zaifler, müstebid büyük zalimlerin cebr ve şiddetleri alt?nda musibet çekiyorlar. Elbette o musibet, onlar hakk?nda medeniyetin sefahetinden ve küfran?ndan ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber; yüz derece onlara kârd?r diye hakikattan haber ald?m. Cenab-? Erhamürrahimîn'e hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem-i şefkatten teselli buldum.

    Eğer o felâketi gören zâlimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzâr eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir. Eğer o felâketi çekenler, mazlumlar?n imdad?na koşanlar ve istirahat-? beşeriye için ve esasat-? dîniyeyi ve mukaddesat-? semâviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârl?ğ?n mânevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki; o musibeti onlar hakk?nda medar-? şeref yapar, sevdirir.” (Kastamonu Lahikas? sh: 111)

    Yukar?da Kastamonu Lahikas?ndan al?nt?lanan k?sm? bana tevil eder misiniz? Eğer zahiri manay? kabul edersek efendimizin irtihalinden sonra bir h?ristiyan?n cennete gitmesi sonucu ç?km?yor mu? Lütfen bana yard?mc? olur musunuz ?

    Cevab: Yukar?da anlat?lan birinci husus, (onbeş yaş?nda olanlar) hükmüdür ki bunlar dinimizce mükellef olmay?p cennetliktirler.

    Diğer husus ise; yine dinimizde yeri olup ceza görmeme sebebi olan (fetret) şartlar?nda ise, kurtulma ihtimali var. Ancak kişinin kendi şartlar? k?smen de olsa fetretten hissedar olup olmad?ğ?n?n tesbiti oldukça müşkildir. Onun için yukarda (eğer mazlum ve masum ise) kayd? var. Yani gaddarlar?n zulmüne uğram?ş ve öyle gaddarl?ğ? yapmaz ve sevmez ise, o şahs?n f?trat-? asliyesini tamamen kaybetmeyip bir mikdar? bulunabiliyor demektir. ?şte mezkür beyan, f?trat-? asliyesi derecesinde insaniyet hakikat?ndan hissedar ise demek oluyor.

    Bediüzzaman Hazretleri bir mahkeme müdafaas?nda ayn? meseleyi bir vesile ile şöyle de ifade eder: “Dinsizler taraf?ndan öldürülen mazlum ve dindar hristiyanlar âhirzamanda bir nevi şehid olabilir.” (Şualar sh: 347 ) Burada da görüldüğü gibi, öldürenin dinsizlik nam?na, öleninde hem zulme uğramas? hem de dindar olmas? şart? vard?r.

    GAYR-? MÜSL?MDE DE BAZI GÜZEL HASLETLER BULUNAB?L?R

    Keza “herbir müslüman?n herbir s?fat? müslüman olmas? lâz?m olmad?ğ? gibi, herbir kâfirin dahi bütün s?fat ve san'atlar? kâfir olmak lâz?m gelmez.” (Münazarat sh: 32)

    Yani müslüman?n i’tikad? eksiksiz fakat kemalat? ve fiilleri eksik olabiliyor.

    “Kâfirin iki manas? vard?r: Birisi ve en mütebadiri, dinsiz ve münkir-i Sani' demektir. Şu mana ile, ehl-i kitaba ?tlak etmeğe hakk?m?z yoktur. ?kincisi: Peygamberimizi ve ?slâmiyeti münkir demektir. Şu mana ile onlara ?tlak etmek hakk?m?zd?r. Onlar dahi raz?d?rlar.” (Münazarat sh: 33)

    Mektubatta fetret hakk?nda şu izah var:

    “ehl-i fetret, ehl-i necatt?rlar. Bil'ittifak, teferruattaki hatiatlar?ndan muahazeleri yoktur. ?mam-? Şafiî ve ?mam-? Eş'arîce; küfre de girse, usûl-i imanîde bulunmazsa, yine ehl-i necatt?r. Çünki teklif-i ?lahî irsal ile olur ve irsal dahi, ?tt?la' ile teklif takarrur eder. Madem gaflet ve mürur-u zaman, enbiya-i salifenin dinlerini setretmiş; o ehl-i fetret zaman?na hüccet olamaz. ?taat etse sevab görür, etmezse azab görmez. Çünki mahfî kald?ğ? için hüccet olamaz.” (Mektubat sh: 385)

    Dinimizce mes’ul olmak için f?k?hta malum olduğu üzere: ?rsal, ?tt?la, iktidar, ihtiyar gibi şartlar var. Bu şartlar dahi nazara al?nmal?d?r.

    “...Bununla beraber, en mühim bir cihet budur ki: "Adem-i kabul" başkad?r, "kabul-ü adem" başkad?r. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar; Peygamber'i bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kal?yorlar.” (Mektubat sh:335)

    Keza Hz. Bediüzzaman risalede “fetret-i mutlaka” tabirini kullanmakla k?smî fetreti hat?rlat?r. Ve beyn-el milel sinsi nifak cereyan? dünyadaki ictimaiyat?, yani sosyal hayat?, yani sosyolojik te’siri, emsalsiz derecede müfsid k?ld?ğ?ndan, bozduğundan dehşetli bir gaflet ve cehalet ve sefahet milletleri istila etti. Elbette adalet ve hak üzere yürüyen ?slâm, mevcud ictimaî durumu nazara alacakt?r.

    Bir rivayette meâlen buyruluyorki: “Müslümanlardan bir cemaat dağlar gibi günahlarla mahşere gelir. Allah onlar? affeder ve günahlar? yahudilere yükler.” (Ramuz-ul Ehadis, sh. 507 ve Sahih-i Müslim, 49-5l)

    Bu rivayet fitne-i Âhirzamana vesile olan münaf?klar?n ifsadat?na ve o fesada itilen halk?n durumuna işaret olsa gerektir.

    Bir de ehemmiyetle nazara al?nacak şefaat-? kübra rivayeti var. Şöyle ki:

    "Ebu Hüreyre Rad?yallahu anhü şöyle demiştir: (Bir kere) "Ya Resulallah, k?yamet gününde senin şefaatin en ziyade kime rayegân (çokça) olacak? " diye sordum. Buyurdu ki: "Ya Eba Hüreyre, hadis (bellemek) için sende gördüğüm h?rsa göre bu hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağ?n? (zaten) tahmin ediyordum.K?yamet gününde halk içinde şefaatime en ziyade mazhar olacak kimse, kalbinden (yahut içinden) halis olarak LÂ ?LÂHE ?LLALLAH diyendir." Sahih-i Buhari Muhtasar?, hadis No:85

    Netice: Fitne-i ahirzaman, rivayetin beyaniyle emsalsizdir. Bu fitne içinde olanlar hakk?nda, imanî hükümleri bilerek inkâr etmemek şartiyle menfi hüküm vermek müşküldir.

    Fakat müsbet hüküm ise; söz sahibi olan dinî şahsiyetler taraf?ndan şer’î kaideler müvacehesinde veriliyor.

    ?şte ahirzaman fitnesinin manevi tamirci vazifedar? Bediüzzaman Hazretleri bahsedilen şartlarda zulme uğrayan ve dindar olanlardan bir k?s?m ?sa (as) mensublar?n?n necat ehli olabileceklerini beyan etmiştir.

    Bu şartlar? nazara vermeden, bu hükmü bütün Hristiyanlara genellemek yanl?şt?r ve Risale-i Nur mesleğine zarar verir ve haks?z ithamlara sebeb olunur.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 12:22 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Çok güzel bir açıklama. Çok beğendim. Tatmin edici.

    Allah razı olsun

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart



    yunusum kardeş bu yazı iddihat sitesinden alınma olmalı,daha önce orada okuyup incelemiştim.Link verirseniz kardeşler girip inceleyebilirler.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Dost ابو يحيى - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    40

    Standart Risale-i Nurda FETRET Meselesi *ÖNEMLİ*

    Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Kastamonu Lahikası'nda 2. Cihan Harbinde zarar gören bazı masumlar hakkında yazdığı mektuba dair bir izahattır.

    Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:
    Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye mâsumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.
    Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, Avrupa'da, Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O mânevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:
    O musibet-i semaviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
    On beşinden yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i İsâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zâlimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten tesellî buldum.
    Eğer o felâketi gören zâlimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir.
    Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın mânevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki, o musibeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir.

    Evvela Müellif RA’ın bu mektubunu anlamak için bu mektubla alakalı bazı esasatı bilmek lazımdır.

    1- İslamiyeti duyduğu halde kabul etmeyen ve musibet-i ammeye yani o harb-i umumiye sebebiyet veren kimseler “kafir” olup, ebedi cehennemde kalırlar.
    2- İslamiyeti duyduğu halde kabul etmeyen ve musibet-i ammeye yani o harb-i umumiye sebebiyet vermeyen musibetzede kimselerde “kafir” olup ebedi cehennemde kalırlar. Ancak musibet-i ammeye sebebiyet veren diğer kafirler gibi Cehennemde azabları şiddetli olmaz. Belki o musibet onlar hakkında bir nev’i rahmet olur. O da cehennemdeki çekecekleri azabın daha hafif olmasıdır.
    3- Cumhur-u ulemaya göre kafirlerin bulüğ çağına ermeyen ve musibette vefat eden masum çocukları ise, Cennet’e girip Cennet’e layık çocuklar suretinde kalacaklardır. Hem böyle bir musibette öldükleri için ahiret şehidi olup daha ziyade bir mükafata mahzar olacaklardır.
    4- Ehl-i Fetret; İslamiyeti duymayan ve bilmeyen kimselerdir. İmam Maturidiye göre ehl-i fetret küfre girmezse yani Allah’ın zatını inkar etmezse ve usul-i imanide bulunsa yani aklı ile Allah’ı bulsa, ehl-i necattır. Eğer küfre girse yani Allah’ın zatını inkar etse ve usul-i imanide bulunmazsa ehl-i necat olamaz. Cehennemde ebedi kalır. Ancak musibet-i ammeye düçar olduğu için eser-i rahmet olarak Cehennem’de azabı hafifletilir. İmam-ı Eş’arî’ye göre ehl-i fetret küfre girse ve usl-i imanide bulunmazsa bile ehl-i necattır. Ayrıca harbe sebebiyet vermediği ve harbe taraftar olmadığı ve o harbde perişan olduğu için ahiret şehidi sayılır.
    5- O musibet-i uumiyyede mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-ı beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler;

    a) Eğer kafir iseler, bunlar ebedi cenennemde kalırlar. Ancak istirahat-i beşeriyeyi temin ve din-i mübin-i islama inanmadıkları halde esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza ettikleri için diğer kafirler gibi azabları şiddetli olmaz. Belki o musibetler onlar hakkında bir nev’i rahmet olur. O da cehennemde çekecekleri azabın daha hafif olmasıdır ve bu onlar için bir şereftir ve bu cihet, bu musibeti onlara sevdirir.
    b) Eğer bunlar ehl-i fetret iseler, yani islamiyeti duymayan ve bilmeyen kimseler iseler, İmam-ı Maturîdiye göre bu kimseler akıllarıyla Allah’ı bulmuşlarsa ehl-i necattırlar. Eğer akıllarıyla Allah’ı bulamamışlarsa ehl-i necat değillerdir. Cehennemde ebedî kalırlar. Ancak istirahat-ı beşeriyeyi te’min ve esasat-ı diniyeyi, mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza ettileri için eser-i rahmet olarak Cehennem’deki azabları hafifletilir.

    İmam-ı Eş’arî’ye göre ise bu kimseler küfre girse ve usul-i imanide bulunmazsa bile ehl-i necattırlar. Ayrıca istirahat-ı beşeriyeyi temin ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza ettikleri için ahiret şehidi sayılırlar.

    c) Eğer bunlar din-i mübin-i islamı duyan ve istirahat-ı beşeriyeyi temin ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza eden ehl-i iman kimseler ise bunlar ehl-i Cennettirler ve ahiret şehidi sayılırlar.

    6- Yukarıdaki mektubda geçen ehl-i fetret’ten murad; İkinci Cihan Harbinde İslamiyeti duymayan kimselerdir. Din-i Mübin-i İslam’ı duyan herkes mes’uldürler. Bu zamanda ise duymayan hemen hemen yok gibidir, pek nadirdir.
    7- Ehl-i Fetret’in ehl-i necat olabilmesi için, din-i hakikiyi işitmemiş olması lazım geldiği gibi, semavî vahyinde tahrifine çalışmaması lazımdır. Din-i Hakk’ı tahrif edenler, ehl-i fetret olamazlar.

    Bu yedi esas Kur’an, Hadis ve ulemanın tahkikatıyla sabit olmakla beraber, Üstad Bediüzzaman’ın kendiside pek çok terde hususan 26. Mektub’un 4. Mebhasın’da “Muhammedun Rasulullah” demeyen kimsenin, ehl-i necat olmasının muhal olduğunu tasrih etmiştir. Binaenaleyh, Üstad Bediüzzaman’ın bu tür mektubları, bu esaslara göre mana edilmelidir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. “Îmânsız İslâmiyyet, sebeb-i necât olmadığı gibi;
    By Ashab-i kehf in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 25.03.14, 19:17
  2. Hristiyanların Melekleri Dişi Şeklinde Tasvir Etmelerinin Nedeni Nedir?
    By Ene-Zerre in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.01.09, 19:14
  3. Risalede Deccal ve Süfyan
    By ademyakup in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 31.07.08, 15:01
  4. Risalede Particilik
    By İhlas_neşriyat in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27.06.08, 17:03
  5. Risalede Hafıza Tekniği
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 22.04.08, 17:23

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0