+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 12
Like Tree6Beğeni

Konu: Hz.Muhammed'in(asm) mucizeleri.

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Hz.Muhammed'in(asm) mucizeleri.

    Beş-altı tarîkle manevî bir tevatür hükmünü almış kurd hâdisesidir ki; bu kıssa-i acibe çok tarîklerle meşhur sahabelerden nakledilmiş. Ezcümle: Ebu Said-il Hudrî ve Seleme İbn-il Ekva' ve İbn-i Ebî Vehb ve Ebu Hüreyre ve bir vak'a sahibi çoban (Uhban) gibi müteaddid tarîklerle haber veriyorlar ki: Bir kurd, keçilerden birisini tutmuş; çoban, kurdun elinden kurtarmış. Zi'b demiş: "Allah'tan korkmadın, benim rızkımı elimden aldın." Çoban demiş: "Acaib, zi'b konuşur mu?" Zi'b ona demiş: "Acib senin halindedir ki, bu yerin arka tarafında bir zât var ki; sizi Cennet'e davet ediyor, peygamberdir, onu tanımıyorsunuz!" Bütün tarîkler kurdun konuşmasında müttefik olmakla beraber, kuvvetli bir tarîk olan Ebu Hüreyre ihbarında diyor ki: Çoban kurda demiş: "Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?" Zi'b demiş: "Ben bakacağım." Çoban ise, çobanlığı kurda devredip gelmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmüş, iman etmiş, dönüp gitmiş. Zi'bi çoban bulmuş. Zayiat yok. Bir keçi ona kesmiş, çünki ona üstadlık etmiş.

    Mektubat


    -----------------------------------
    Tarîk: Yol. Seçilen tarz, usul, benimsenen fikir.
    Tevatür: Kuvvetli haber, yalan ihtimali olmayan kuvvetli haber.
    Kıssa-i acibe: Şaşırtıcı olay.
    Müteaddid: Çok sayıda, birçok, çeşitli.
    Zi'b: Kurt.
    Müttefik: Anlaşmış, ittifak etmiş.
    Zayiat: Kaybolanlar, zararlar ve ziyanlar.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    (Ondokuzuncu Mektub / 13. İşaret)'den

    Mu'cizat-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hem mütevatir, hem misalleri pek çok bir nev'i dahi; hastalar ve yaralılar nefes-i mübarekiyle şifa bulmalarıdır. Şu nevi mu'cize-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), nev'i itibariyle manevî mütevatirdir. Cüz'iyatları, bir kısmı dahi manevî mütevatir hükmündedir. Diğer kısmı âhâdî ise de, ilm-i hadîsin müdakkik imamları tashih ve tahric ettikleri için, kanaat-ı ilmiye verir. Biz de pek çok misallerinden birkaç misalini zikredeceğiz:
    ---------------------------------------------------

    Mu'cizat-ı Ahmediye: Hz.Muhammedin(asm) mucizeleri.
    Mütevatir: Kesin, şüphesiz ve sağlam haber.
    Misaller: Örnekler.
    Nev': Tür, çeşit.
    Nefes-i mübarek: Mübarek nefes.
    Aleyhissalâtü Vesselâm: Salât ve selâm O'nun üzerine olsun.
    Cüz'iyat: Küçük şeyler.
    Âhâdî: Tek kanaldan gelen rivayet.
    İlm-i hadîs: Peygamberimizin(asm) sözleri, hareketleri ve davranışlarını inceleyen ilim.
    Müdakkik: İnceleyen, dikkatle araştıran.
    Tashih: Düzeltme.
    Tahric: Çıkartma, meydana koyma.

    Birinci Misal:
    Allâme-i Mağrib Kadı-yı Iyaz, Şifa-i Şerif'inde, ulvî bir an'ane ile ve müteaddid tarîklerle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hâdimi ve bir kumandanı ve Hazret-i Ömer'in zamanında ordu-yu İslâmın baş kumandanı ve İran'ın fâtihi ve Aşere-i Mübeşşere'den olan Hazret-i Sa'd İbn-i Ebî Vakkas diyor:
    -----------------

    Misal: Örnek.
    Allâme-i Mağrib: Kuzey Afrika'nın (K. Batı Afrika ve Endülüs) en büyük âlimi.
    Şifa-i Şerif: Büyük islam alimlerinden Kadı iyaz'ın hazırladığı hadis kitabı.
    Ulvî: Yüksek, yüce.
    An'ane: Âdet, örf, gelenek, nesilden nesile aktarılagelen şeyler. *Ağızdan nakledilen söz, haber. *Hadis naklinin rivayet zincirlemesi. *Bir söylentiyi inceden inceye araştırıp anlama.
    Müteaddid: Çok sayıda, birçok, çeşitli.
    Tarîk: Yol. Seçilen tarz, usul, benimsenen fikir.
    Resul-i Ekrem: Çok cömert, kerim olan Peygamber, Hz. Muhammed (asm).
    Hâdim: Hizmetçi, hizmet eden.
    Ordu-yu İslâm: İslam ordosu, müslüman ordu.
    Aşere-i Mübeşşere: Cennetle müjdelenen on sahabi.
    Hazret-i Sa'd İbn-i Ebî Vakkas: (ö.i.) (ö. h. 65/m. 675) İlk Müslümanların yedincisi olup genç yaşta Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla İslâmı kabul etmiştir. Hayatta iken Cennetle müjdelenen on Sahabeden biridir. Hz. Ömer zamanında, İran'ın fethinde bulunan ordunun komutanıdır. Hz. Sa'd, Hz. Ömer'in halife seçimi için oluşturduğu altı kişilik şurada da yer almıştır. Hz. Sa'd, hayatının sonlarına doğru Medine'ye yakın Akik denilen yerde hastalandı ve orada vefat etti. (h. 65/m. 675) Hz. Sa'd, Medine'ye getirelerek orada defnedilmiştir.

    Gazve-i Uhud'da ben Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında idim. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gün kavsi kırılıncaya kadar küffara oklar attı. Sonra bana okları veriyordu. "At!" diyordu. Nasl'sız, yani okun uçmasına yardım eden kanatları olmayan okları verirdi. Ve bana emrederdi: "At!" Ben de atardım. Kanatlı oklar gibi uçardı, küffarın cesedine yerleşirdi. O halde iken, Katade İbn-i Nu'man'ın gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün hadekası yüzünün üstüne indi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm mübarek, şifalı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirip, iki gözünden en güzeli olarak, hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. Şu vakıa çok iştihar etmiş. Hattâ Katade'nin bir hafidi, Ömer İbn-i Abd-il Aziz'in yanına geldiği vakit, kendini şöyle tarif etmiş: "Ben öyle bir zâtın hafidiyim ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onun çıkmış gözünü yerine koyup, birden şifa buldu. En güzel göz o olmuş." diye, nazm suretinde
    {(Haşiye):ﺍَﻧَﺎ ﺍﺑْﻦُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺳَﺎﻟَﺖْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺨَﺪِّ ﻋَﻴْﻨُﻪُ ٭ ﻓَﺮُﺩَّﺕْ ﺑِﻜَﻒِّ ﺍﻟْﻤُﺼْﻄَﻔَﻰ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﺍﻟﺮَّﺩِّ ﻓَﻌَﺎﺩَﺕْ ﻛَﻤَﺎ ﻛَﺎﻧَﺖْ ِﻻ َﻭَّﻝِ ﺍَﻣْﺮِﻫَﺎ ٭ ﻓَﻴَﺎ ﺣُﺴْﻦَ ﻣَﺎ ﻋَﻴْﻦٍ ﻭَﻳَﺎ ﺣُﺴْﻦَ ﻣَﺎ ﺭَﺩّ}(Manası metinde verilmiş.)
    Hazret-i Ömer'e söylemiş; onun ile kendini tanıttırmış.
    --------------------------------------------------
    Gazve-i Uhud: Uhud Savaşı.
    Kavs: Yay.
    Küffar: İnkarcılar, kafirler. Hak dini, İslâmiyet'i inkâr edenler.
    Katade İbn-i Nu'man: 579 yılında Medine'de doğdu. Evs Kabilesine mensup olup, Ebu
    Said el-Hudrî'nin anne bir kardeşidir. Katâde İbni Numan(ra) , İkinci Akabe Biatı sırasında Müslüman oldu. Bedir, Uhud, Hendek savaşları başta olmak üzere Hz. Peygamberin(asm) katıldığı bütün savaşlara katıldı.
    Hadeka: Göz bebeği.
    Vakıa: Olay. *Olmuş olay.
    İştihar: Meşur olma, tanınma, ün kazanma.
    Hafid: Erkek torun.
    Ömer İbn-i Abd-il Aziz: (ö.i.) Emevî halifelerinin sekizincisidir. Hicrî 60 yılında Medine' de doğdu. Medine'de Enes b. Mâlik, Abdullah b. Cafer ve Said b. Müseyyib gibi âlim sahabelerden ders aldı. Hicrî 99 yılında halife oldu. Emevî hanedanı içinde adaletiyle tanınan ve kendisine İkinci Ömer de denilen Ömer b. Abdülaziz, Hicrî 101 yılında kölesi tarafından zehirlenerek şehid edildi.

    Hem nakl-i sahih ile haber verilmiş ki: Meşhur Ebî Katade'nin, Yevm-i Zîkarad denilen gazvede, bir ok mübarek yüzüne isabet etmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mübarek eliyle meshetmiş. Ebî Katade der ki: "Kat'iyyen ve aslâ ne acısını ve ne de cerahatini görmedim."
    --------------------------

    Nakl-i sahih: şüphe duyulmayan, doğru, gerçek haber bildirilmesi.
    Ebî Katade: (ö.i.) Hz. Peygamber'in süvarisi olarak tanınan cengâver sahabidir. Adı Ebû Katâde el-Hâris bin Rîb'î b. Beldeme el-Ensârî'dir. Medineli olup Beni Selime kabilesindendir. Bedir gazvesi şüpheli olmakla, diğer bütün gazvelerde bulunmuştur. Gâbe gazvasindeki gayret ve başarısından dolayı Resulullah onun hakkında "Süvarilerimizin en hayırlısı Ebû Katâde'dir" demiştir. Hz. Resulullah'tan 170 hadis rivayet eden ve Ashabın ileri gelenlerinden olan Ebû Katâde hicrî 54 / 674 yılında Medine'de vefat etmiştir.
    Yevm-i Zîkarad: Medine ile Hayber arasında Zîkard denen yerde Hicretin altıncı yılında (Mİ.628'de) meydana gelen din yolunda düzenlenen sefer.
    Meshetmiş: Elini sürmüş, elini dokundurmuş.
    Kat'iyyen: Kesinlikle.
    Cerahat: İltihaplanma sonunda meydana gelen yara akıntısı.

    Said Nursi

    *SAHRA* bunu beğendi.

  3. #3
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    İkinci Misal:
    Başta Buharî ve Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki: Gazve-i Hayber'de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Aliyy-i Haydarî'yi bayraktar tayin ettiği halde, Ali'nin gözleri hastalıktan çok ağrıyordu. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm tiryak gibi tükürüğünü gözüne sürdüğü dakikada, şifa bularak hiçbir şey kalmadı. Sabahleyin Hayber Kal'asının pek ağır demir kapısını çekip, elinde kalkan gibi tutup, Kal'a-i Hayber'i fethetti. Hem o vakıada, Seleme İbn-i Ekva'ın bacağına kılınç vurulmuş, yarılmış. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona nefes edip, birden ayağı şifa bulmuş.

    Said Nursi

    *SAHRA* bunu beğendi.

  4. #4
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Üçüncü Misal:
    Başta Nesaî olarak erbab-ı Siyer, Osman İbn-i Huneyf'ten haber veriyorlar ki: Osman diyor ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına bir a'ma geldi, dedi: "Benim gözlerimin açılması için dua et." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona ferman etti:
    ﻓَﺎﻧْﻄَﻠِﻖْ ﻭَﺗَﻮَﺿَّﺎْ ﺛُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﺭَﻛْﻌَﺘَﻴْﻦِ ﻭَﻗُﻞِ ﺍﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍِﻧِّﻰ ﺍَﺳْﺌَﻠُﻚَ ﻭَﺍَﺗَﻮَﺟَّﻪُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺑِﻨَﺒِﻰِّ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻧَﺒِﻰِّ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﺔِ ﻳَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪُ ﺍِﻧِّﻰ ﺍَﺗَﻮَﺟَّﻪُ ﺑِﻚَ ﺍِﻟَﻰ ﺭَﺑِّﻚَ ﺍَﻥْ ﻳَﻜْﺸِﻒَ ﻋَﻦْ ﺑَﺼَﺮِﻯ ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺷَﻔِّﻌْﻪُ ﻓِﻰّ ("Şimdi git, abdest al. Sonra iki rekât namaz kıl ve de ki: ’Allah’ım! Hâcetimi sana arz ediyor ve nebiyy-i rahmet olan Peygamberin Muhammed ile Sana teveccüh ediyorum. Yâ Muhammed! Gözümden perdeyi kaldırması için senin Rabbine seninle teveccüh ediyorum. Allahım, onu bana şefaatçi kıl.’")O gitti öyle yaptı, geldi. Gözü açılmış, güzel görüyormuş, gördük.

    Mektubat

    *SAHRA* bunu beğendi.

  5. #5
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Ondokuzuncu Mektub / 15. İşaret / 1. Şubesi / Dördüncü Hâdise

    Başta İmam-ı Buharî, eimme-i hadîs haber veriyorlar ki: Bir defa gecede, Medine-i Münevvere'nin haricinde, düşman hücum ediyor gibi mühim bir hâdise işaa edildi. Sonra cesur atlılar çıktılar, gittiler. Yolda görüyorlar, bir zât geliyor. Baktılar, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dır. Ferman etmiş: "Birşey yoktur." Meşhur Ebu Talha'nın atına binip, şecaat-ı kudsiyesi muktezasınca, herkesten evvel gitmiş, tahkik etmiş ve dönmüştü. Ebu Talha'ya ferman etmiş:
    ﻭَﺟَﺪْﺕُ ﻓَﺮَﺳَﻚَ ﺑَﺤْﺮًﺍ Yani: "Senin atın sarsmadan, gayet çabuktur." Halbuki Ebu Talha'nın atı, katuf tabir edilen yürüyüşsüz kısmından idi. O geceden sonra, hiçbir at ona karşı yürüyüşte mukabele edemiyordu. Hem nakl-i sahih ile; bir defa, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm seferde namaz kılacak vaktinde atına dedi: "Dur." O da durdu. Namaz bitinceye kadar hiçbir a'zâsını kımıldatmadı.

    Mektubat

    Mühim: Önemli.
    Hâdise: Olay.
    İşaa: Yayma, duyurma.
    Şecaat-ı kudsiye: Kutsal cesaret ve kahramanlık.
    Mukteza: Gereken, iktiza eden.
    Tahkik: İnceleme, araştırma, iç yüzünü inceden inceye araraştırmak.
    Ferman: Buyruk, emir.
    Katuf: Yavaş yürüyüşlü hayvan.
    Nakl-i sahih: Doğru bildirme ve aktarma, sahih nakil.
    Sefer: Yolculuk.
    A'zâsını: Bedenin her bir uzvunu.

    *SAHRA* bunu beğendi.

  6. #6
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Beşinci Hâdise:
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hizmetkârı Sefine, Yemen Valisi Muaz İbn-i Cebel'in yanına gitmek için, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan emir alıp gitmiş. Yolda bir arslan rast gelmiş. O Sefine, ona demiş: "Ben, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hizmetkârıyım." Arslan ses verip ayrılmış. İlişmemiş. Diğer bir tarîkte haber veriyorlar ki: Sefine döndüğü vakit yolu kaybetmiş, bir arslana rast gelmiş; arslan ona ilişmemekle beraber, yolu da göstermiş.

    Hem Hazret-i Ömer'den haber veriyorlar ki demiş: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına bir bedevi geldi. Arabça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elinde idi. Dedi: "Eğer bu hayvan sana şehadet etse, ben sana iman getiririm; yoksa iman getirmem." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o hayvandan sordu; o susmar fasih bir dille, risaletine şehadet etti.

    Hem Ümm-ül Mü'minîn Ümm-ü Seleme haber veriyor ki: Bir ceylan, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşmuş ve risaletine şehadet etmiş.

    İşte bunun gibi çok misaller var. Hem de kat'î şöhret bulmuş birkaç nümuneyi gösterdik. Ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tanımayana ve itaat etmeyene deriz:

    Ey insan! İbret alınız... Kurt, arslan; Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tanıyor, itaat ediyorlar. Sizlerin hayvandan, kurttan aşağı düşmemeye çalışmanız iktiza eder.




    Mektubat

    *SAHRA* bunu beğendi.

  7. #7
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    19.Mektub / 15. İşaret / 2. Şubeden

    İkinci Şube:

    Cenazelerin ve cinlerin ve melaikelerin, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tanımalarıdır. Bunun da çok hâdiseleri var. Nümune için, şöhret bulmuş ve mevsuk imamlar haber vermiş birkaç nümuneyi, evvelâ cenazelerden göstereceğiz. Amma cinn ve melaike ise, o mütevatirdir.. onların misalleri bir değil, bindir. İşte ölülerin konuşması misallerinden:

    Birincisi şudur ki:

    Ülema-i zahir ve bâtının, Tâbiîn zamanında en büyük reisi ve İmam-ı Ali'nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basrî haber veriyor ki: Bir adam, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: "Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona acıdı. Ona dedi: "Gel oraya gideceğiz." Gittiler. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o ölmüş kızı çağırdı: "Yâ filane!" dedi. Birden o ölmüş kız, "Lebbeyke ve sa'deyk" dedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: "Tekrar peder ve vâlidenin yanına gelmeyi arzu eder misin?" O dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum."

    Said Nursi


  8. #8
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    19.Mektub / 15. İşaret / 2. Şubeden

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın şerefiyle, eser-i mu'cizesi olarak, efrad-ı ümmeti onları görmek ve konuşmaktır. İşte başta Buharî ve İmam-ı Müslim, eimme-i hadîs müttefikan haber veriyorlar ki: Bir defa melek yani Hazret-i Cebrail, beyaz libaslı bir insan suretinde gelmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm sahabeleri içinde otururken, yanına gitmiş, demiş:
    ﻣَﺎ ﺍْﻻ*ِﺳْﻼ*َﻡُ ﻭَﻣَﺎ ﺍْﻻ*ِﻳﻤَﺎﻥُ ﻭَﻣَﺎ ﺍْﻻ*ِﺣْﺴَﺎﻥُ
    Yani: "İman, İslâm, ihsan nedir? Tarif et." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm tarif etmiş. Oradaki cemaat-ı sahabe hem ders almış, hem de o zâtı iyi görmüşler. O zât misafir gibi görünürken, üstünde alâmet-i sefer eseri hiç yoktu. Kalktı, birden kayboldu. O vakit Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: "Size ders vermek için Cebrail böyle yaptı." Hem haber-i sahih ile ve haber-i kat'î ile ve manevî tevatür derecesinde, eimme-i hadîs haber veriyorlar ki: "Hazret-i Cebrail'i çok defa, hüsn ü cemal sahibi olan Dıhye suretinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında sahabeler görüyorlardı. Ezcümle, Hazret-i Ömer ve İbn-i Abbas ve Üsame İbn-i Zeyd ve Hâris ve Âişe-i Sıddıka ve Ümm-ü Seleme, kat'iyyen sabittir ki, bunlar kat'iyyen haber veriyorlar ki: Biz Hazret-i Cebrail'i Dıhye suretinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında çok görüyoruz. Acaba hiç mümkün müdür ki, bu zâtlar, görmeden görüyoruz desinler?

    Mektubat


  9. #9
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart 19.Mektub / 15. İşaret / 2. Şubeden



    Hem nakl-i sahih-i kat'î ile, Aşere-i Mübeşşere'den, İran fâtihi Sa'd İbn-i Ebî Vakkas haber veriyor ki: "Gazve-i Uhud'da, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın iki tarafında, iki beyaz libaslı, ona nöbetdar gibi muhafız suretinde gördük. İkisi de anlaşıldı ki, meleklerdir. Ve Hazret-i Cebrail ile Mikâil olduğunu anladık." Acaba böyle bir kahraman-ı İslâm gördük dese, görmemek mümkün müdür?

    Hem Ebu Süfyan İbn-i Hâris İbn-i Abdülmuttalib (ammizade-i Nebevî) nakl-i sahih ile haber veriyor ki: "Gazve-i Bedir'de, gök ile yer arasında, beyaz libaslı atlı zâtları gördük."

    Hem Hazret-i Hamza Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan niyaz etti ki: "Ben Cebrail'i görmek istiyorum." Kâ'be'de ona gösterdi. Dayanamadı, bîhuş oldu, yere düştü. Bu çeşit melaikeleri görmek vukuatı çoktur. Bütün bu vukuat, bir nevi mu'cize-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm'ı gösteriyor ve delalet ediyor ki; onun misbah-ı nübüvvetine melaikeler dahi pervanelerdir.



    Mektubat


  10. #10
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart 19.Mektub / 15. İşaret / 2. Şubeden

    Cinnîler ise; onlar ile görüşmek ve görmek, değil sahabeler, belki avam-ı ümmet dahi çokları ile görüşmeleri çok vuku buluyor. Fakat en kat'î, en sahih haber ile eimme-i hadîs bize diyorlar ki: İbn-i Mes'ud "Batn-ı Nahl'de ecinnilerin ihtidası gecesinde, ecinnileri gördüm ve Sudan kabîlesinden Zutt denilen uzun boylu taifeye benzettim, onlara benziyordular."

    Hem meşhurdur ve hadîs imamları tahric ve kabul ettikleri Hazret-i Hâlid İbn-i Velid vak'asıdır ki: Uzza denilen sanemi tahrib ettikleri vakit, siyah bir kadın şeklinde, o sanem içinden bir cinniye çıktı. Hazret-i Hâlid, bir kılınç ile o cinniyeyi iki parça etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o hâdise için ferman etmiş ki: "Uzza sanemi içinde ona ibadet ediliyordu, daha ona ibadet edilmez."



    Said Nursi


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mucizeleri
    By ebu_zer in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 06.12.08, 16:20
  2. Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimizin Mucizeleri Ve Faziletleri
    By cuneyd_kul in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.08.08, 09:14
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.06.08, 21:03
  4. Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimizin Mucizeleri ve Faziletleri
    By cuneyd_kul in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.02.08, 14:17
  5. Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimizin Bazı Mucizeleri
    By cuneyd_kul in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.06.07, 19:12

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0