S- Cenab-ı Hak, Ganiyy-i Mutlak'tır; âlemde bu kadar dalaletleri ve pek çirkin fena şeyleri yapan nev'-i beşerin yaratılışında ne hikmet vardır?
Ganiyy-i Mutlak: Sonsuz zenginliklerin sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah(cc).
Dalalet: Sapıtma, doğruyoldan ayrılma.
Nev'-i beşer: İnsan türü, insanlar.
Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye.

C- Kâinatta maksud-u bizzât ve küllî ve şümullü olarak yaratılan ancak kemaller, hayırlar, hüsünlerdir. Şerler, kubuhlar, noksanlar ise; hüsünlerin, hayırların, kemallerin arasında görülmeyecek kadar dağınık ve cüz'iyet kabîlinden tebaî olarak yaratılmışlardır ki; hayırların, hüsünlerin, kemallerin mertebelerini, nev'lerini, kısımlarını göstermeye vesile olsunlar ve hakaik-i nisbiyenin vücuduna veya zuhuruna bir mukaddeme ve bir vâhid-i kıyasî olsunlar.
Kâinat: Yaratılan bütün varlıklar, evren.
Maksud-u bizzât: Asıl istenen, bizzat kastedilen.
Şümul: Kapsama, kaplama, içine alma.
Kemal: Mükemmellik, kusursuzluk, üstün sıfat.
Hüsünler: Güzellikler.
Kubuhlar: Çirkinlikler, kötülükler.
Cüz'iyet: Azlık, sınırlılık, küçüklük.
Kabîlinden: Çeşidinden.
Tebaî: Başkasına bağlı olan.
Nev'lerini: Çeşitlerini, türlerini.
Hakaik-i nisbiye: Şartlara, durumlara veya birbirlerine göre ortaya çıkan,değer alan ve değişen gerçekler.
Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme.
Mukaddeme: Başlangıç, giriş.
Vâhid-i kıyasî: Ölçü birimi.

S- Hakaik-i nisbiyenin ne kıymeti var ki, onun için şerler istihsan edilecek?
İstihsan: Beğenme, güzel bulma.


C- Hakaik-i nisbiye denilen şeyler, kâinatın eczası arasında bulunan rabıtalardır. Ve kâinattaki nizam, ancak hakaik-i nisbiyeden doğmuştur. Ve hakaik-i nisbiyeden kâinatın enva'ına bir vücud-u vâhid in'ikas etmiştir. Hakaik-i nisbiye, büyük bir ölçüde hakaik-i hakikiyeden çoktur. Hattâ bir zâtın hakaik-i hakikiyesi yedi ise, hakaik-i nisbiyesi yediyüzdür. Binaenaleyh kubh ve şerde şer varsa da kalildir.
Hakaik-i nisbiye: Şartlara, durumlara veya birbirlerine göre ortaya çıkan, değer alan ve değişen gerçekler.
Ecza: Kısımlar, parçalar.
Rabıta: Bağ, alaka, ilgi, bağlılık.
Enva'ına: Türlerine, çeşitlerine.
Vücud-u vâhid: Bir tek vücud, parçalara ve kısımlara ayrılmaz bir varlık.
İn'ikas: Aksetme, yansıma.
Hakaik-i hakikiye: Asıl ve temel gerçekler.
Binaenaleyh: Bundan dolayı.
Kubh: Çirkinlik, kötülük.
Kalil: Az.

Malûmdur ki, şerr-i kalil için hayr-ı kesîr terkedilmez. Terkedilirse, şerr-i kesîr olur. Zekat ve cihadda olduğu gibi.
Şerr-i kalil: Az kötülük.
Hayr-ı kesîr: Çok hayır, çok iyilik.
Şerr-i kesîr: Çok kötülük.

İşarat-ül İ'caz