+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Mu'cizat-ı Kur'aniye (Kur'ana ait mucizeler)

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Mu'cizat-ı Kur'aniye (Kur'ana ait mucizeler)

    Yirmibeşinci Söz
    Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi

    Elde Kur'an gibi bir mu'cize-i bâki varken, başka bürhan aramak aklıma zaid görünür.
    Elde Kur'an gibi bir bürhan-ı hakikat varken, münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?

    İHTAR
    (Şu Söz'ün başında beş şu'leyi yazmak niyet ettik. Fakat Birinci Şu'le'nin âhirlerinde eski hurufatla tab'etmek için gayet sür'atle yazmağa mecbur olduk. Hattâ bazı gün yirmi-otuz sahifeyi iki-üç saat içinde yazıyorduk. Onun için üç şu'leyi ihtisaren, icmalen yazarak iki şu'leyi de şimdilik terkettik. Bana ait kusurlar ve noksaniyetler ve işkal ve hatalara nazar-ı insaf ve müsamaha ile bakmalarını ihvanlarımızdan bekleriz.)

    Bu Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesindeki ekser âyetlerin herbiri, ya mülhidler tarafından medar-ı tenkid olmuş veya ehl-i fen tarafından itiraza uğramış veya cinnî ve insî şeytanların vesvese ve şübhelerine maruz olmuş âyetlerdir. İşte bu "Yirmibeşinci Söz" öyle bir tarzda o âyetlerin hakikatlarını ve nüktelerini beyan etmiş ki, ehl-i ilhad ve fennin kusur zannettikleri noktalar i'cazın lemaatı ve belâgat-ı Kur'aniyenin kemalâtının menşe'leri olduğu, ilmî kaideleriyle isbat edilmiş. Bulantı vermemek için onların şübheleri zikredilmeden cevab-ı kat'î verilmiş.

    ﻭَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﺗَﺠْﺮِﻯ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝَ ﺍَﻭْﺗَﺎﺩًﺍ Güneş döner (Yâsin Sûresi: 38) • Dağları birer kazık yapmadık mı? (Nebe Sûresi: 7.)

    gibi. Yalnız Yirminci Söz'ün Birinci Makamı'nda üç-dört âyette şübheleri söylenmiş. Hem bu Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi gerçi gayet muhtasar ve acele yazılmış ise de, fakat ilm-i belâgat ve ulûm-u Arabiye noktasında, âlimlere hayret verecek derecede âlimane ve derin ve kuvvetli bir tarzda beyan edilmiş. Gerçi her bahsini her ehl-i dikkat tam anlamaz, istifade etmez. Fakat o bahçede herkesin ehemmiyetli hissesi var. Pek acele ve müşevveş haletler içinde te'lif edildiğinden ifade ve ibaresinde kusur var olmasıyla beraber ilim noktasında çok ehemmiyetli mes'elelerin hakikatını beyan etmiş.

    Said Nursî

    Sözler

  2. #2
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Mu'cizat-ı Kur'aniye Risalesi

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ
    ﻗُﻞْ ﻟَﺌِﻦِ ﺍﺟْﺘَﻤَﻌَﺖِ ﺍْﻻ ِﻧْﺲُ ﻭَﺍﻟْﺠِﻦُّ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻥْ ﻳَﺎْﺗُﻮﺍ ﺑِﻤِﺜْﻞِ ﻫَﺬَﺍ ﺍْﻟﻘُﺮْﺍَﻥِ ﻻ َ ﻳَﺎْﺗُﻮﻥَ ﺑِﻤِﺜْﻠِﻪِ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﺑَﻌْﻀُﻬُﻢْ ﻟِﺒَﻌْﺾٍ ﻇَﻬِﻴﺮًﺍ
    Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
    De ki: And olsun, eğer bu Kur’ân’ın benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya toplanıp da hepsi birbirine yardımcı olsalar, yine de onun benzerini getiremezler. (İsrâ Sûresi: 88.)

    Mahzen-i mu'cizat ve mu'cize-i kübra-yı Ahmediye (A.S.M.) olan Kur'an-ı Hakîm-i Mu'ciz-ül Beyan'ın hadsiz vücuh-u i'cazından kırka yakın vücuh-u i'caziyeyi arabî risalelerimde ve arabî Risale-tün Nur'da ve "İşarat-ül İ'caz" namındaki tefsirimde ve geçen şu yirmidört Sözlerde işaretler etmişiz. Şimdi onlardan yalnız beş vechini bir derece beyan ve sair vücuhu içlerinde icmalen dercederek ve bir mukaddeme ile onun tarif ve mahiyetine işaret edeceğiz.

    Mukaddeme üç cüz'dür.

    Birinci cüz':
    KUR'AN NEDİR? Tarifi nasıldır?

    Sözler


  3. #3
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Elcevab:
    Kur'an, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi.. ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri.. ve zeminde ve gökte gizli esma-i İlahiyenin manevî hazinelerinin keşşafı.. ve sutûr-u hâdisatın altında muzmer hakaikin miftahı.. ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı.. ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan ve âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatat-ı ebediye-i Rahmaniye ve hitabat-ı ezeliye-i Sübhaniyenin hazinesi.. ve şu İslâmiyet âlem-i manevîsinin güneşi, temeli, hendesesi.. ve avalim-i uhreviyenin mukaddes haritası.. ve zât ve sıfât ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı katı'ı, tercüman-ı satı'ı.. ve şu âlem-i insaniyetin mürebbisi.. ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetin mâ' ve ziyası.. ve nev'-i beşerin hikmet-i hakikiyesi.. ve insaniyeti saadete sevkeden hakikî mürşidi ve hâdîsi... ve insanlara hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir kitab-ı emr ü davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem insanın bütün hacat-ı maneviyesine merci' olacak çok kitabları tazammun eden tek, câmi' bir kitab-ı mukaddes.. hem bütün evliya ve sıddıkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhane hükmünde bir kitab-ı semavîdir.
    ---------------------------------------
    Kitab-ı kebir-i kâinat: Büyük kainat kitabı, evrenin büyük kitabı.
    Tercüme-i ezeliye: Allah'ın(cc) ezelî sözleri ve açıklamaları.
    Âyât-ı tekviniye: Allah'ı(cc) tanıtan, varlığına ve birliğine dedil olan yaratılmış eserler.
    Mütenevvi: Çeşitli, türlü türlü.
    Tercüman-ı ebedîsi: Ölümsüz ve sonsuz tercümanı (açıklayıcısı).
    Âlem-i gayb: Beş duyu organıyla hissedilip bilinmeyen dünya.
    Şehadet: Şahitlik, tanıklık.
    Müfessir: İzah eden, açıklayan.
    Esma-i İlahiye: Allah'a (cc) ait isimler.
    Keşşaf: Keşfedici, ortaya çıkarıcı.
    Sutûr-u hâdisat: Olaylar satırları.
    Muzmer: Gizli, saklı, örtülü.
    Hakaik: Gerçekler ve doğrular.
    Miftah: Anahtar.
    Âlem-i şehadet: Beş duyu organımızla açılabildiğimiz dünya.
    Cihet: Yön, taraf.
    İltifatat-ı ebediye-i Rahmaniye: Bütün nimetlerin sahibi ve bütün canlı varlıkların ihtiyaçlarının vericisi olan Allah'ın(cc) sonsuz sürecek yakın ilgileri ve iyilikleri.
    İslâmiyet: Müslümanlık.
    Hendese: Çizgi, yüzey ve hacim olarak bu üç şeklin özelliklerini inceleyen matematik kolu.
    Avalim-i uhreviye: Ahiret (öbür dünya) âlemleri.
    Mukaddes: Kusursuz, her türlü noksanlardan uzak olan, kutsal.
    Şuun-u İlahiye: Allah'a (cc) ait işler, Allah'ın(cc) yaptığı işler.
    Kavl-i şârih: Açıklayıcı söz, açıklayan söz.
    Tefsir-i vâzıh: Apaçık geniş açıklama.
    Bürhan-ı katı': Kesin delil.
    Tercüman-ı satı': Nur saçarak anlatmaya ve aktarmaya aracı olan.
    Âlem-i insaniyet: İnsanlık dünyası.
    Mürebbi: Terbiyeci, terbiye eden.
    İnsaniyet-i kübra: Büyük insanlık.
    Mâ': Su.
    Ziya: Işık.
    Saadet: Mutluluk.
    Mürşid: Doğru yolu gösteren.
    Hâdî: Hidayet eden.
    Kitab-ı şeriat: Allah'ın(cc) emir ve yasaklarını ve kanunlarını bildiren kitab.
    Kitab-ı dua: Yalvarışı ve nelerin nasıl isteneceklerini öğreten kitab.
    Kitab-ı hikmet: Allah'ın(cc) yüce gayesini bildiren kitab.
    Kitab-ı ubudiyet: Allah'a(cc) kulluk etme şeklini bildiren kitab.
    Kitab-ı emr ü davet: Allah'ın(cc) emirlerini bildiren ve doğru yola çağıran kitab.
    Kitab-ı zikir: Allah'ı(cc) anma kitabı.
    Kitab-ı fikir: Düşünmenin gerekliliğini ve düşünülmesi gerekenleri ve düşünme şeklini bildiren kitab.
    Hacat-ı maneviye: Ruha ve kalbe ait ihtiyaçlar.
    Merci': Baş vurulacak ve sığınılacak yer.
    Tazammun: İçine almak.
    Câmi': Kendinde toplayan.
    Kitab-ı mukaddes: Kutsal ve kusursuz kitab.
    Evliya: Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Sıddıkîn: Dine doğruluk üzere samimi bağlı bulunanlar.
    Urefa: Allah'ı(cc) gerektiği gibi tanıyanlar.
    Muhakkikîn: Araştırmacılar, gerçeğin iç yüzünü derinlemesine inceleyerek anlayan büyük islâm alimleri.
    Muhtelif: Çeşitli, ayrı ayrı.
    Meşreb: Anlayış tarzı. Gidiş şekli.
    Mezâk: Zevk, manevî zevk.
    Tenvir: Nurlandırma, ışıklandırma.
    Mezâkına: Gayesine, hedefine.
    Muvafık: Uygun, yerinde.
    Risale: İlmi konuda yazılmış küçük kitap.
    İbraz: Gösterme, ortaya koyma.
    Kitab-ı semavî: Allah(cc) katından gönderilen kitab.

    Sözler


  4. #4
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    İkinci cüz' ve tetimme-i tarif:
    Kur'an arş-ı a'zamdan, ism-i a'zamdan, her ismin mertebe-i a'zamından geldiği için, Onikinci Söz'de beyan ve isbat edildiği gibi; Kur'an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın İlahı ünvanıyla Allah'ın fermanıdır. Hem bütün Semavat ve Arz'ın Hâlıkı namına bir hitabdır. Hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir. Hem rahmet-i vasia-i muhita nokta-i nazarında bir defter-i iltifatat-ı Rahmaniyedir. Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır. Hem ism-i a'zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a'zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmetfeşan bir Kitab-ı Mukaddes'tir. Ve şu sırdandır ki, "Kelâmullah" ünvanı kemal-i liyakatla Kur'ana verilmiş ve daima da veriliyor. Kur'andan sonra sair enbiyanın kütüb ve suhufları derecesi gelir. Sair nihayetsiz kelimat-ı İlahiyenin ise bir kısmı dahi has bir itibarla, cüz'î bir ünvan ile, hususî bir tecelli ile, cüz'î bir isim ile ve has bir rububiyet ile ve mahsus bir saltanat ile ve hususî bir rahmet ile zahir olan ilhamat suretinde bir mükâlemedir. Melek ve beşer ve hayvanatın ilhamları, külliyet ve hususiyet itibariyle çok muhteliftir.

    ---------------------------------------
    Arş-ı a'zam: Allah'ın(cc) bütün isim ve sıfatlarını, güç ve hâkimiyetini doğrudan en üstün derecede gösterdiği en yüce makam.
    İsm-i a'zam: Allah'ın(cc) diğer isimlerini manaca kendinde bulunduran en başta gelen ve en geniş manalı ismi.
    Mertebe-i a'zam: En büyük mertebe.
    Beyan: İzah, açıklama, anlatma.
    Kelâm: Söz, konuşma.
    Mevcudat: Varlıklar.
    İlah: Kendisine ibadet edilen Allah(cc).
    Ferman: Emir, yazılı emir.
    Semavat: Gökler.
    Arz: Yeryüzü, dünya, zemin.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Hitab: Söz söyleme, konuşma.
    Rububiyet-i mutlaka: Allah'ın(cc) sınırsız ve sonsuz terbiyeciliği ve her şeyin sahibi ve ihtiyaçlarının vericisi olması.
    Saltanat-ı âmme-i Sübhaniye: Her türlü noksanlıklardan uzak ve kusursuz olan Allah'ın(cc) herşeyi kuşatan sınırsın hakimiyet ve idare gücü.
    Hutbe-i ezeliye: Başlangıcı olmayan Allah'ın(cc) konuşması hitabı.
    Rahmet-i vasia-i muhita: Herşeyi kuşatan ve içine alan geniş rahmet.
    Nokta-i nazar: Bakış açısı.
    Defter-i iltifatat-ı Rahmaniye: Allah'ın(cc) merhametinin, iyilik ve lütuflarının yazılı olduğu defter.
    Uluhiyet: Allah'ın(cc) kainattaki bütün varlıkları emir ve idaresi altına alıp kendine kulluk ettirmesi.
    Azamet-i haşmet: Saygı ve korku uyandıran akıllara durgunluk veren yücelik ve büyüklük.
    Muhabere: Haberleşme.
    Mecmua: Seçilmiş yazıların düzenlenerek bir araya getirilmiş şekli.
    Muhit: İhata eden, kuşatan, çevreleyen.
    Nüzul: Aşağıya inmek, iniş.
    Muhat: Etrafı çevrilmiş, çevresi kuşatılmış.
    Teftiş: Kontrol etme, denetleme.
    Hikmetfeşan: Gerçek gaye ve faydaları gösteren.
    Kitab-ı Mukaddes: Kutsal ve kusursuz kitab.
    Kelâmullah: Allah'ın(cc) sözü.
    Ünvan: Lakap, isim, ad.
    Kemal-i liyakat: Tam layık olma.
    Sair: Diğer.
    Enbiya: Peygamberler.
    Kütüb: Kitablar.
    Suhuf: Sayfalar.
    Nihayetsiz: Sonsuz.
    Kelimat-ı İlahiye: Allah'a(cc) ait kelimeler, Allah'ın(cc) sözleri.
    Cüz'î: Küçük, sınırlı.
    Hususî: Özel.
    Tecelli: Görünme, kendini belli etme, kendini bildirme.
    Rahmet: Merhamet, acıma.
    Zahir: Açık, belli, görünür.
    İlhamat: Kalbe gelen manalar.
    Suret: Biçim, tarz, görünüş.
    Beşer: İnsan.
    Hayvanat: Hayvanlar.
    İlham: Allah(cc) tarafından kalbe gelen mana.
    Küllüyet: Bütünlük, genellik.
    Hususiyet: Özellik, özel olma.
    Muhtelif: Çeşitli, farklı, ayrı ayrı.

    Sözler

  5. #5
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Üçüncü Cüz':
    Kur'an, asırları muhtelif bütün enbiyanın kitablarını ve meşrebleri muhtelif bütün evliyanın risalelerini ve meslekleri muhtelif bütün asfiyanın eserlerini icmalen tazammun eden ve cihat-ı sittesi parlak ve evham u şübehatın zulümatından musaffa ve nokta-i istinadı bilyakîn vahy-i semavî ve kelâm-ı ezelî.. ve hedefi ve gayesi, bilmüşahede saadet-i ebediye.. içi, bilbedahe hâlis hidayet.. üstü, bizzarure envâr-ı iman.. altı, biilmelyakîn delil ve bürhan.. sağı, bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan.. solu, biaynelyakîn teshir-i akıl ve iz'an.. meyvesi, bihakkalyakîn rahmet-i Rahman ve dâr-ı cinan.. makamı ve revacı, bilhads-is sadık makbul-ü melek ve ins ü cânn bir kitab-ı semavîdir.

    ---------------------------------
    Muhtelif: Çeşitli, farklı, ayrı ayrı.
    Enbiya: Peygamberler
    Meşreb: Anlayış tarzı, gidiş şekli.
    Evliya: Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Asfiya: İtikat(inanç), ahlâk, davranış, ilim ve düşüncede Peygamberimize (asm) tam bağlı kalarak yüksek dereceye ulaşmış derin bilgi sahibi din âlimleri.
    İcmalen: Kısaca, özet olarak.
    Tazammun: İçine almak.
    Cihat-ı sitte: Altı taraf, altı yön.
    Evham u şübehat: Evham(kuruntular) ve şüpheler.
    Zulümat: Karanlıklar.
    Musaffa: Safileşmiş, temizlenmiş, arınmış.
    Nokta-i istinad: Dayanma noktası, dayanılacak yer.
    Bilyakîn: Kesinlikle.
    Vahy-i semavî: Allah'tan(cc) peygamberlere gönderilen vahiy.
    Kelâm-ı ezelî: Allah'ın(cc) ezelî sözü ve konuşması.
    Bilmüşahede: Gözle görüldüğü gibi, göz önünde olarak.
    Saadet-i ebediye: Bitmez ve tükenmez sonsuz mutluluk.
    Bilbedahe: Apaçık, açık olarak, besbelli.
    Hidayet: Kur'anın gösterdiği doğru ve gerçek yol.
    Bizzarure: Zorunlu olarak, ister istemez.
    Envâr-ı iman: İman nurları.
    Biilmelyakîn: Kesin bir ilim ile, ilim bakımından kesinlik ile.
    Bürhan: İspat vasıtası, kesin delil.
    Bittecrübe: Tecrübe ile (denenmiş olarak).
    Teslim-i kalb ve vicdan: Kalbin ve vicdanın güvenle kabul edip benimsemesi.
    Biaynelyakîn: Gözle görürcesine.
    Teshir-i akıl ve iz'an: Akıl ve anlayışın büyülenip benimsetilmesi.
    Bihakkalyakîn: Yaşayıp deneyerek anlamak derecesinde bir kesinlikle.
    Rahmet-i Rahman: Sayısız nimetlerin sahibi ve vericisi olan Allah'ın(cc) merhameti.
    Dâr-ı cinan: Cennetler yurdu.
    Bilhads-is sadık: Düşünmeksizin bir anda sonuca ulaştıran doğru sezgi ve kavrayış ile.
    Makbul-ü melek ve ins ü cânn: Meleklerin, insanların ve cinlerin beğendiği.
    Kitab-ı semavî: Allah(cc) katından gönderilen kitab.

    Sözler

  6. #6
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Kur'anın tarifine dair üç cüz'ündeki sıfatların herbiri başka yerlerde kat'î isbat edilmiş veya isbat edilecektir. Davamız mücerred değil, her birisi bürhan-ı kat'î ile müberhendir.

    BİRİNCİ ŞU'LE:
    Bu şu'lenin üç şuaı var.

    BİRİNCİ ŞUA:
    Derece-i i'cazda belâgat-ı Kur'aniyedir. O belâgat ise, nazmın cezaletinden ve hüsn-ü metanetinden ve üslûblarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden ve beyanının beraatinden, faik ve safvetinden ve maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden ve lafzının fesahatından, selasetinden tevellüd eden bir belâgat-ı hârikulâdedir ki, benî-Âdemin en dâhî ediblerini, en hârika hatiblerini, en mütebahhir ülemasını muarazaya davet edip binüçyüz senedir meydan okuyor, onların damarlarına şiddetle dokunuyor. Muarazaya davet ettiği halde, kibir ve gururlarından başını semavata vuran o dâhîler, ona muaraza için ağız açamayıp kemal-i zilletle boyun eğdiler. İşte belâgatındaki vech-i i'cazı iki suretle işaret ederiz:



    Sözler

  7. #7
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Birinci Suret:
    İ'cazı vardır ve mevcuddur. Çünki Ceziret-ül Arab ahalisi o asırda ekseriyet-i mutlaka itibariyle ümmi idi. Ümmilikleri için mefahirlerini ve vukuat-ı tarihiyelerini ve mehasin-i ahlâka yardım edecek durub-u emsallerini kitabet yerine şiir ve belâgat kaydıyla muhafaza ediyorlardı. Manidar bir kelâm, şiir ve belâgat cazibesiyle eslaftan ahlafa hâfızalarda kalıp gidiyordu. İşte şu ihtiyac-ı fıtrî neticesi olarak o kavmin manevî çarşı-yı ticaretlerinde en ziyade revaç bulan, fesahat ve belâgat metaı idi. Hattâ bir kabîlenin belig bir edibi, en büyük bir kahraman-ı millîsi gibi idi. En ziyade onunla iftihar ediyorlardı. İşte İslâmiyetten sonra âlemi zekâlarıyla idare eden o zeki kavim, şu en revaçlı ve medar-ı iftiharları ve ona şiddet-i ihtiyaçla muhtaç olan belâgatta akvam-ı âlemden en ileride ve en yüksek mertebede idiler. Belâgat, o kadar kıymetdar idi ki, bir edibin bir sözü için iki kavim büyük muharebe ederdi ve bir sözüyle musalaha ediyorlardı. Hattâ onların içinde "Muallakat-ı Seb'a" namıyla yedi edibin yedi kasidesini altunla Kâ'be'nin duvarına yazmışlar, onunla iftihar ediyorlardı. İşte böyle bir zamanda, belâgat en revaçlı olduğu bir anda Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan nüzul etti. Nasılki zaman-ı Musa Aleyhisselâm'da sihir ve zaman-ı İsa Aleyhisselâm'da tıb revaçta idi. Mu'cizelerinin mühimmi o cinsten geldi. İşte o vakit bülega-yı Arabı, en kısa bir suresine mukabeleye davet etti:


    Sözler

  8. #8
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    ﻭَﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻓِﻰ ﺭَﻳْﺐٍ ﻣِﻤَّﺎ ﻧَﺰَّﻟْﻨَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﻋَﺒْﺪِﻧَﺎ ﻓَﺎْﺗُﻮﺍ ﺑِﺴُﻮﺭَﺓٍ ﻣِﻦْ ﻣِﺜْﻠِﻪِ
    Eğer kulumuz (Muhammed)’e indirdiğimiz Kur’ân’dan bir şüpheniz varsa, haydi, onun benzeri bir sûre getirin. (Bakara Sûresi: 23.)

    fermanıyla onlara meydan okuyor. Hem der ki: "İman getirmezseniz mel'unsunuz. Cehennem'e gireceksiniz." Damarlarına şiddetle vuruyor. Gururlarını dehşetli surette kırıyor. O kibirli akıllarını istihfaf ediyor. Onları bidayeten i'dam-ı ebedî ile ve sonra da Cehennem'de i'dam-ı ebedî ile beraber dünyevî i'dam ile de mahkûm ediyor. Der: "Ya muaraza ediniz, yahut can ve malınız helâkettedir."


    Sözler

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mu’cizat-ı Ahmediye (a.s.m.)
    By rasulgülleri_nuryarenleri in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.11.14, 23:49
  2. Hem rıza dairesinde, hem inayet altında bize hizmet-i Kur'aniye yaptırılıyor.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.06.14, 05:46
  3. Mu'cizat-ı Ahmediye'den (asm.)
    By HakanBa in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 272
    Son Mesaj: 18.02.14, 19:57
  4. Cadde-i kübrâ-i Kur'âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar...?
    By MuM in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 13.07.08, 12:03
  5. Cadde-i Kübra-yı Kur'aniye
    By hayırlısı in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.10.07, 18:27

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0