Hikmet: Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Bu dünyada işiniz nedir? Reisiniz kimdir?
Hikmet: İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. *Gözetilen fayda ve gaye. *Herkesin bilmediği gizli sebeb. *Sır. *Bilinmeyen nokta.

Bu suale, benî-Âdem namına, emsali olan büyük peygamberler gibi, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, nev'-i beşere vekaleten karşısına çıkarak şöyle cevabda bulundu:
Benî-Âdem: Âdem oğulları.
Namına: Adına.
Muhammed-i Arabî: Arap toplumundan olan Hz.Muhammed(asm).
Aleyhissalâtü Vesselâm: Salât ve selâm O'nun üzerine olsun.
Nev'-i beşer: İnsanlar, insan türü.
Vekaleten: Vekil olarak.

Ey hikmet! Bu gördüğün insanlar, Sultan-ı Ezelî'nin kudretiyle yokluk karanlıklarından ziyadar varlık âlemine çıkarılan mahluklardır. Sultan-ı Ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrayı bize vermiştir. Biz haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz. Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle, re's-ül malımız olan istidadlarımızı nemalandırmaktır. Ve şu azîm insan kervanına, bundan sonra Sultan-ı Ezelî'den risalet vazifesiyle gelip riyaset eden benim. İşte o Sultan-ı Ezelî'nin risalet beratı olarak bana verdiği Kur'an-ı Azîmüşşan elimdedir. Şübhen varsa al, oku!
Sultan-ı Ezelî: Başlangıcı olmayıp sonsuz olan Allah(cc).
Kudret: Güç.
Ziyadar: Işıklı, parlak.
Mevcudat: Varlıklar.
Emanet-i kübra: En büyük emanet, Allah(cc) tarafından verilen sınırlı kabiliyet ve sanat ölçüleriyle Allah'ın(cc) sınırsız ve sonsuz sıfat ve isimlerini anlama ve tanıtma görev ve sorumluluğu.
Haşir: Yeniden diriliş. Dünyadan ölümle ayrılanların ahirette Allah(cc) tarafından tekrar diriltilip toplanması.
Saadet-i ebediye: Bitmez ve tükenmez sonsuz mutluluk.
Müteveccihen: Yönelerek, dönerek, yönelmiş olarak.
Re's-ül mal: Sermaye, ana para.
İstidad: Kabiliyet, yetenek.
Nema: Gelişme, büyüme.
Azîm: Büyük, yüce.
Risalet: Peygamberlik.
Berat: Ayrıcalık ve lütuf belgesi.
Kur'an-ı Azîmüşşan: Şanı yüce Kur'an.

İşarat-ül İ'caz