+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 29
Like Tree16Beğeni

Konu: Kur'an, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi..

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Kur'an, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi..

    Kur'an, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi.. ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri.. ve zeminde ve gökte gizli esma-i İlahiyenin manevî hazinelerinin keşşafı.. ve sutûr-u hâdisatın altında muzmer hakaikin miftahı.. ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı.. ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan ve âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatat-ı ebediye-i Rahmaniye ve hitabat-ı ezeliye-i Sübhaniyenin hazinesi.. ve şu İslâmiyet âlem-i manevîsinin güneşi, temeli, hendesesi.. ve avalim-i uhreviyenin mukaddes haritası.. ve zât ve sıfât ve esma ve şuun-u İlahiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı katı'ı, tercüman-ı satı'ı.. ve şu âlem-i insaniyetin mürebbisi.. ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetin mâ' ve ziyası.. ve nev'-i beşerin hikmet-i hakikiyesi.. ve insaniyeti saadete sevkeden hakikî mürşidi ve hâdîsi... ve insanlara hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı ubudiyet, hem bir kitab-ı emr ü davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir kitab-ı fikir, hem insanın bütün hacat-ı maneviyesine merci' olacak çok kitabları tazammun eden tek, câmi' bir kitab-ı mukaddes.. hem bütün evliya ve sıddıkînin ve urefa ve muhakkikînin muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhane hükmünde bir kitab-ı semavîdir.
    ---------------------------------------
    Kitab-ı kebir-i kâinat: Büyük kainat kitabı, evrenin büyük kitabı.
    Tercüme-i ezeliye: Allah'ın(cc) ezelî sözleri ve açıklamaları.
    Âyât-ı tekviniye: Allah'ı(cc) tanıtan, varlığına ve birliğine dedil olan yaratılmış eserler.
    Mütenevvi: Çeşitli, türlü türlü.
    Tercüman-ı ebedîsi: Ölümsüz ve sonsuz tercümanı (açıklayıcısı).
    Âlem-i gayb: Beş duyu organıyla hissedilip bilinmeyen dünya.
    Şehadet: Şahitlik, tanıklık.
    Müfessir: İzah eden, açıklayan.
    Esma-i İlahiye: Allah'a (cc) ait isimler.
    Keşşaf: Keşfedici, ortaya çıkarıcı.
    Sutûr-u hâdisat: Olaylar satırları.
    Muzmer: Gizli, saklı, örtülü.
    Hakaik: Gerçekler ve doğrular.
    Miftah: Anahtar.
    Âlem-i şehadet: Beş duyu organımızla açılabildiğimiz dünya.
    Cihet: Yön, taraf.
    İltifatat-ı ebediye-i Rahmaniye: Bütün nimetlerin sahibi ve bütün canlı varlıkların ihtiyaçlarının vericisi olan Allah'ın(cc) sonsuz sürecek yakın ilgileri ve iyilikleri.
    İslâmiyet: Müslümanlık.
    Hendese: Çizgi, yüzey ve hacim olarak bu üç şeklin özelliklerini inceleyen matematik kolu.
    Avalim-i uhreviye: Ahiret (öbür dünya) âlemleri.
    Mukaddes: Kusursuz, her türlü noksanlardan uzak olan, kutsal.
    Şuun-u İlahiye: Allah'a (cc) ait işler, Allah'ın(cc) yaptığı işler.
    Kavl-i şârih: Açıklayıcı söz, açıklayan söz.
    Tefsir-i vâzıh: Apaçık geniş açıklama.
    Bürhan-ı katı': Kesin delil.
    Tercüman-ı satı': Nur saçarak anlatmaya ve aktarmaya aracı olan.
    Âlem-i insaniyet: İnsanlık dünyası.
    Mürebbi: Terbiyeci, terbiye eden.
    İnsaniyet-i kübra: Büyük insanlık.
    Mâ': Su.
    Ziya: Işık.
    Saadet: Mutluluk.
    Mürşid: Doğru yolu gösteren.
    Hâdî: Hidayet eden.
    Kitab-ı şeriat: Allah'ın(cc) emir ve yasaklarını ve kanunlarını bildiren kitab.
    Kitab-ı dua: Yalvarışı ve nelerin nasıl isteneceklerini öğreten kitab.
    Kitab-ı hikmet: Allah'ın(cc) yüce gayesini bildiren kitab.
    Kitab-ı ubudiyet: Allah'a(cc) kulluk etme şeklini bildiren kitab.
    Kitab-ı emr ü davet: Allah'ın(cc) emirlerini bildiren ve doğru yola çağıran kitab.
    Kitab-ı zikir: Allah'ı(cc) anma kitabı.
    Kitab-ı fikir: Düşünmenin gerekliliğini ve düşünülmesi gerekenleri ve düşünme şeklini bildiren kitab.
    Hacat-ı maneviye: Ruha ve kalbe ait ihtiyaçlar.
    Merci': Baş vurulacak ve sığınılacak yer.
    Tazammun: İçine almak.
    Câmi': Kendinde toplayan.
    Kitab-ı mukaddes: Kutsal ve kusursuz kitab.
    Evliya: Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Sıddıkîn: Dine doğruluk üzere samimi bağlı bulunanlar.
    Urefa: Allah'ı(cc) gerektiği gibi tanıyanlar.
    Muhakkikîn: Araştırmacılar, gerçeğin iç yüzünü derinlemesine inceleyerek anlayan büyük islâm alimleri.
    Muhtelif: Çeşitli, ayrı ayrı.
    Meşreb: Anlayış tarzı. Gidiş şekli.
    Mezâk: Zevk, manevî zevk.
    Tenvir: Nurlandırma, ışıklandırma.
    Mezâkına: Gayesine, hedefine.
    Muvafık: Uygun, yerinde.
    Risale: İlmi konuda yazılmış küçük kitap.
    İbraz: Gösterme, ortaya koyma.
    Kitab-ı semavî: Allah(cc) katından gönderilen kitab.

    İşarat-ül İ'caz

  2. #2
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Kur'an arş-ı a'zamdan, ism-i a'zamdan, her ismin mertebe-i a'zamından geldiği için, Onikinci Söz'de beyan ve isbat edildiği gibi; Kur'an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah'ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın İlahı ünvanıyla Allah'ın fermanıdır. Hem bütün Semavat ve Arz'ın Hâlıkı namına bir hitabdır. Hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir. Hem rahmet-i vasia-i muhita nokta-i nazarında bir defter-i iltifatat-ı Rahmaniyedir. Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır. Hem ism-i a'zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a'zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmetfeşan bir Kitab-ı Mukaddes'tir. Ve şu sırdandır ki, "Kelâmullah" ünvanı kemal-i liyakatla Kur'ana verilmiş ve daima da veriliyor. Kur'andan sonra sair enbiyanın kütüb ve suhufları derecesi gelir. Sair nihayetsiz kelimat-ı İlahiyenin ise bir kısmı dahi has bir itibarla, cüz'î bir ünvan ile, hususî bir tecelli ile, cüz'î bir isim ile ve has bir rububiyet ile ve mahsus bir saltanat ile ve hususî bir rahmet ile zahir olan ilhamat suretinde bir mükâlemedir. Melek ve beşer ve hayvanatın ilhamları, külliyet ve hususiyet itibariyle çok muhteliftir.
    ---------------------------------------
    Arş-ı a'zam: Allah'ın(cc) bütün isim ve sıfatlarını, güç ve hâkimiyetini doğrudan en üstün derecede gösterdiği en yüce makam.
    İsm-i a'zam: Allah'ın(cc) diğer isimlerini manaca kendinde bulunduran en başta gelen ve en geniş manalı ismi.
    Mertebe-i a'zam: En büyük mertebe.
    Beyan: İzah, açıklama, anlatma.
    Kelâm: Söz, konuşma.
    Mevcudat: Varlıklar.
    İlah: Kendisine ibadet edilen Allah(cc).
    Ferman: Emir, yazılı emir.
    Semavat: Gökler.
    Arz: Yeryüzü, dünya, zemin.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Hitab: Söz söyleme, konuşma.
    Rububiyet-i mutlaka: Allah'ın(cc) sınırsız ve sonsuz terbiyeciliği ve her şeyin sahibi ve ihtiyaçlarının vericisi olması.
    Saltanat-ı âmme-i Sübhaniye: Her türlü noksanlıklardan uzak ve kusursuz olan Allah'ın(cc) herşeyi kuşatan sınırsın hakimiyet ve idare gücü.
    Hutbe-i ezeliye: Başlangıcı olmayan Allah'ın(cc) konuşması hitabı.
    Rahmet-i vasia-i muhita: Herşeyi kuşatan ve içine alan geniş rahmet.
    Nokta-i nazar: Bakış açısı.
    Defter-i iltifatat-ı Rahmaniye: Allah'ın(cc) merhametinin, iyilik ve lütuflarının yazılı olduğu defter.
    Uluhiyet: Allah'ın(cc) kainattaki bütün varlıkları emir ve idaresi altına alıp kendine kulluk ettirmesi.
    Azamet-i haşmet: Saygı ve korku uyandıran akıllara durgunluk veren yücelik ve büyüklük.
    Muhabere: Haberleşme.
    Mecmua: Seçilmiş yazıların düzenlenerek bir araya getirilmiş şekli.
    Muhit: İhata eden, kuşatan, çevreleyen.
    Nüzul: Aşağıya inmek, iniş.
    Muhat: Etrafı çevrilmiş, çevresi kuşatılmış.
    Teftiş: Kontrol etme, denetleme.
    Hikmetfeşan: Gerçek gaye ve faydaları gösteren.
    Kitab-ı Mukaddes: Kutsal ve kusursuz kitab.
    Kelâmullah: Allah'ın(cc) sözü.
    Ünvan: Lakap, isim, ad.
    Kemal-i liyakat: Tam layık olma.
    Sair: Diğer.
    Enbiya: Peygamberler.
    Kütüb: Kitablar.
    Suhuf: Sayfalar.
    Nihayetsiz: Sonsuz.
    Kelimat-ı İlahiye: Allah'a(cc) ait kelimeler, Allah'ın(cc) sözleri.
    Cüz'î: Küçük, sınırlı.
    Hususî: Özel.
    Tecelli: Görünme, kendini belli etme, kendini bildirme.
    Rahmet: Merhamet, acıma.
    Zahir: Açık, belli, görünür.
    İlhamat: Kalbe gelen manalar.
    Suret: Biçim, tarz, görünüş.
    Beşer: İnsan.
    Hayvanat: Hayvanlar.
    İlham: Allah(cc) tarafından kalbe gelen mana.
    Küllüyet: Bütünlük, genellik.
    Hususiyet: Özellik, özel olma.
    Muhtelif: Çeşitli, farklı, ayrı ayrı.

    İşarat-ül İ'caz
    *SAHRA* ve gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  3. #3
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Kur'an, asırları muhtelif bütün enbiyanın kitablarını ve meşrebleri muhtelif bütün evliyanın risalelerini ve meslekleri muhtelif bütün asfiyanın eserlerini icmalen tazammun eden ve cihat-ı sittesi parlak ve evham u şübehatın zulümatından musaffa ve nokta-i istinadı bilyakîn vahy-i semavî ve kelâm-ı ezelî.. ve hedefi ve gayesi, bilmüşahede saadet-i ebediye.. içi, bilbedahe hâlis hidayet.. üstü, bizzarure envâr-ı iman.. altı, biilmelyakîn delil ve bürhan.. sağı, bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan.. solu, biaynelyakîn teshir-i akıl ve iz'an.. meyvesi, bihakkalyakîn rahmet-i Rahman ve dâr-ı cinan.. makamı ve revacı, bilhads-is sadık makbul-ü melek ve ins ü cânn bir kitab-ı semavîdir.
    ---------------------------------
    Muhtelif: Çeşitli, farklı, ayrı ayrı.
    Enbiya: Peygamberler
    Meşreb: Anlayış tarzı, gidiş şekli.
    Evliya: Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Asfiya: İtikat(inanç), ahlâk, davranış, ilim ve düşüncede Peygamberimize (asm) tam bağlı kalarak yüksek dereceye ulaşmış derin bilgi sahibi din âlimleri.
    İcmalen: Kısaca, özet olarak.
    Tazammun: İçine almak.
    Cihat-ı sitte: Altı taraf, altı yön.
    Evham u şübehat: Evham(kuruntular) ve şüpheler.
    Zulümat: Karanlıklar.
    Musaffa: Safileşmiş, temizlenmiş, arınmış.
    Nokta-i istinad: Dayanma noktası, dayanılacak yer.
    Bilyakîn: Kesinlikle.
    Vahy-i semavî: Allah'tan(cc) peygamberlere gönderilen vahiy.
    Kelâm-ı ezelî: Allah'ın(cc) ezelî sözü ve konuşması.
    Bilmüşahede: Gözle görüldüğü gibi, göz önünde olarak.
    Saadet-i ebediye: Bitmez ve tükenmez sonsuz mutluluk.
    Bilbedahe: Apaçık, açık olarak, besbelli.
    Hidayet: Kur'anın gösterdiği doğru ve gerçek yol.
    Bizzarure: Zorunlu olarak, ister istemez.
    Envâr-ı iman: İman nurları.
    Biilmelyakîn: Kesin bir ilim ile, ilim bakımından kesinlik ile.
    Bürhan: İspat vasıtası, kesin delil.
    Bittecrübe: Tecrübe ile (denenmiş olarak).
    Teslim-i kalb ve vicdan: Kalbin ve vicdanın güvenle kabul edip benimsemesi.
    Biaynelyakîn: Gözle görürcesine.
    Teshir-i akıl ve iz'an: Akıl ve anlayışın büyülenip benimsetilmesi.
    Bihakkalyakîn: Yaşayıp deneyerek anlamak derecesinde bir kesinlikle.
    Rahmet-i Rahman: Sayısız nimetlerin sahibi ve vericisi olan Allah'ın(cc) merhameti.
    Dâr-ı cinan: Cennetler yurdu.
    Bilhads-is sadık: Düşünmeksizin bir anda sonuca ulaştıran doğru sezgi ve kavrayış ile.
    Makbul-ü melek ve ins ü cânn: Meleklerin, insanların ve cinlerin beğendiği.
    Kitab-ı semavî: Allah(cc) katından gönderilen kitab.

    İşarat-ül İ'caz
    *SAHRA* ve gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  4. #4
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    (İşarat-ül İ'caz / Ecnebi Feylesofların beyanları)ndan



    Zamanlar Geçtikçe, Kur'anın Ulvî Sırları İnkişaf Ediyor

    Doktor Maurice (Moris), Le parler Française Roman (Löparle Franses Roman) ünvanlı gazetede Kur'anın Fransızca mütercimlerinden Selman Runah'ın tenkidatına verdiği cevabda diyor ki:

    Kur'an nedir? Her tenkidin fevkinde bir fesahat ve belâgat mu'cizesidir. Kur'anın, üçyüzelli milyon Müslümanın göğsünü haklı bir gururla kabartan meziyeti, onun her manayı hüsn-ü ifade etmesi itibariyle, münzel kitabların en mükemmeli ve ezelî olmasıdır. Hâyır, daha ileri gidebiliriz: Kur'an, kudret-i ezeliyenin, inayet ile insana bahşettiği kütüb-ü semaviyenin en güzelidir. Beşeriyetin refahı nokta-i nazarından Kur'anın beyanatı, Yunan felsefesinin ifadatından pek ziyade ulvîdir. Kur'an, arz ve semanın Hâlıkına hamd ü şükranla doludur. Kur'anın her kelimesi, her şeyi yaratan ve her şeyi haiz olduğu kabiliyete göre sevk ve irşad eden Zât-ı Kibriya'nın azametinde mündemicdir. Edebiyat ile alâkadar olanlar için Kur'an, bir kitab-ı edebdir. Lisan mütehassısları için Kur'an, bir elfaz hazinesidir. Şâirler için Kur'an, bir ahenk menbaıdır. Bundan başka bu kitab; ahkâm ve fıkıh namına bir muhit-i maariftir. Davud'un (A.S.) zamanından, Jan Talmus'un devrine kadar gönderilen kitabların hiçbiri, Kur'an-ı Kerim'in âyetleriyle muvaffakıyetli bir şekilde rekabet edememiştir. Bundan dolayıdır ki, Müslümanların yüksek sınıfları, hayatın hakikatını kavramak nokta-i nazarından ne kadar tenevvür ederlerse, o derece Kur'an ile alâkadar oluyorlar ve ona o kadar ta'zim ve hürmet gösteriyorlar.

    Müslümanların Kur'ana hürmetleri daima tezayüd etmektedir. İslâm muharrirleri, Kur'an âyetlerini iktibas ile yazılarını süslerler ve o yazılar o âyetlerden mülhem olurlar. Müslümanlar, tahsil ve terbiye itibariyle yükseldikçe, fikirlerini o nisbette Kur'ana istinad ettiriyorlar. Müslümanlar, kitablarına âşıktırlar ve onu kalblerinin bütün samimiyetiyle mukaddes tanırlar. Halbuki kütüb-ü İlahiyeye nâil olan diğer milletler, ne kitablarına ehemmiyet verirler ve ne de onlara hürmet gösterirler. Müslümanların Kur'ana hürmetlerinin sebebi; bu kitab payidar oldukça, başka bir dinî rehbere arz-ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır. Filhakika Kur'anın fesahat, belâgat ve nezahet itibariyle mümtaziyeti, Müslümanları başka belâgat aramaktan vâreste kılmaktadır. Edebî dehâların ve yüksek şâirlerin, Kur'an huzurunda eğildikleri bir vakıadır. Kur'anın her gün daha fazla tecelli etmekte olan güzellikleri, her gün daha fazla anlaşılan fakat bitmeyen esrarı, şiir ve nesirde üstad olan müslümanları, üslûbunun nezahet ve ulviyeti huzurunda diz çökmeye mecbur etmektedir. Müslümanlar, Kur'anı tâ rûz-u haşre kadar payidar kalacak kıymet biçilmez bir hazine addeylerler ve onunla pek haklı olarak iftihar ederler. Müslümanlar, Kur'anı en fasih sözlerle, en rakik manalarla coşan bir nehre benzetirler. Şayet Monsieur Renaud (Mösyö Reno), İslâm âlemiyle temas etmek fırsatını elde edecek olursa, münevver ve terbiyeli Müslümanların, Kur'ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını ve bunun haricine çıkmamağa gayret ettiklerini görürdü. Yeni nesiller ve asrî mekteblerin me'zunları da, Kur'ana ve Müslümanlığa karşı müstehziyane bir cümlenin sarfına tahammül etmemektedirler. Çünki Kur'an, iki sıfatla bu ehliyeti haizdir:

    Bunların birincisi: Bugün ellerde tedavül eden Kur'anın Hazret-i Muhammed'e (A.S.M.) vahiy olunan kitabın aynı olmasıdır. Halbuki İncil ile Tevrat hakkında birçok şübheler ileri sürülmektedir.

    İkincisi:
    Müslümanlar, Kur'anı Arabçanın en kuvvetli muhafızı ve esasat-ı diniyenin amelî bir mahiyet almasının en kuvvetli menbaı telakki ederler. Binaenaleyh Monsieur Renaud (Mösyö Reno) eserini tashih edecek olursa, bu tercümesiyle, insanları tenvir hususunda insanlığa büyük bir muavenette bulunur ve bâtıl itikadların hududlarını târumâr etmeye hâdim olur.

    Doktor MAURİCE

    *SAHRA* bunu beğendi.

  5. #5
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    (Nur Çeşmesi'nde ve Risale-i Nur'da yazılan bu nevi feylesoflardan kırk altıncısıdır.)
    Zât-ı Kibriya hakkındaki âyetlerin ulviyeti ve Kur'anın kudsî nezaheti

    Mister John Davenport, "Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ve Kur'an-ı Kerim" ünvanlı eserinde Kur'an-ı Kerim'den bahsederken, şu sözleri söylüyor:

    Kur'anın sayısız hususiyetleri içinde bilhâssa ikisi fevkalâde mühimdir:

    1- Zât-ı Kibriya'yı ifade eden âyâtın ahengindeki ulviyettir. Kur'an-ı Kerim, beşerî za'flardan herhangi birisini Zât-ı Kibriya'ya isnaddan münezzehtir.

    2- Kur'an -başından sonuna kadar- gayr-ı belig, gayr-ı ahlâkî, yahut terbiyeye muhalif fikirlerden, cümlelerden ve hikâyelerden tamamen münezzehtir.

    Halbuki bütün bu nakîsalar, Hristiyanların ellerindeki muharref kitab-ı mukaddeste mebzuliyetle vardır.

    JOHN DAVENPORT

    *SAHRA* bunu beğendi.

  6. #6
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Yirmialtıncı Mektub / 1.Mebhas'dan

    ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤَﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ

    ﻭَﺍِﻣَّﺎ ﻳَﻨْﺰَﻏَﻨَّﻚَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺸَّﻴْﻄَﺎﻥِ ﻧَﺰْﻍٌ ﻓَﺎﺳْﺘَﻌِﺬْ ﺑِﺎﻟﻠَّﻪِ ﺍِﻧَّﻪُ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻤِﻴﻊُ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ
    ("Şeytandan sana bir vesvese geldiğinde Allah’a sığın. Şüphesiz ki O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla bilendir." Fussılet Sûresi, 41:36.)

    Hüccet-ül Kur'an Aleşşeytan ve Hizbihî (Şeytan ve ona uyanlara karşı Kur'anın delili.)
    İblisi ilzam, şeytanı ifham, ehl-i tuğyanı iskât eden Birinci Mebhas; bîtarafane muhakeme içinde şeytanın müdhiş bir desisesini kat'î bir surette reddeden bir vakıadır. O vakıanın mücmel bir kısmını on sene evvel Lemaat'ta yazmıştım. Şöyle ki:

    Bu risalenin te'lifinden onbir sene evvel Ramazan-ı Şerifte İstanbul'da Bayezid Câmi-i Şerifinde hâfızları dinliyordum. Birden şahsını görmedim, fakat manevî bir ses işittim gibi bana geldi. Zihnimi kendine çevirdi. Hayalen dinledim, baktım ki bana der:

    "Sen Kur'anı pek âlî, çok parlak görüyorsun. Bîtarafane muhakeme et, öyle bak. Yani bir beşer kelâmı farzet bak. Acaba o meziyetleri, o zînetleri görecek misin?"

    Hakikaten ben de ona aldandım. Beşer kelâmı farzedip, öyle baktım. Gördüm ki: Nasıl Bayezid'in elektrik düğmesi çevrilip söndürülünce ortalık karanlığa düşer. Öyle de o farz ile Kur'anın parlak ışıkları gizlenmeğe başladı. O vakit anladım ki, benim ile konuşan şeytandır. Beni vartaya yuvarlandırıyor. Kur'andan istimdad ettim. Birden bir nur kalbime geldi. Müdafaaya kat'î bir kuvvet verdi. O vakit şöylece şeytana karşı münazara başladı.

    Dedim: Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir. Halbuki hem senin, hem insandaki senin şakirdlerin, dediğiniz bîtarafane muhakeme ise; taraf-ı muhalifi iltizamdır, bîtaraflık değildir. Muvakkaten bir dinsizliktir. Çünki Kur'ana kelâm-ı beşer diye bakmak ve öyle muhakeme etmek, şıkk-ı muhalifi esas tutmaktır. Bâtılı iltizamdır, bîtarafane değildir, belki bâtıla tarafgirliktir.

    Şeytan dedi ki: Öyle ise ne Allah'ın kelâmı, ne de beşerin kelâmı deme. Ortada farzet, bak.

    Ben dedim: O da olamaz. Çünki münâzaun-fîh bir mal bulunsa, eğer iki müddeî birbirine yakın ise ve kurbiyet-i mekân varsa; o vakit o mal, ikisinden başka birinin elinde veya ikisinin elleri yetişecek bir surette bir yere bırakılacak. Hangisi isbat etse o alır. Eğer o iki müddeî birbirinden gayet uzak, biri maşrıkta, biri mağribde ise; o vakit kaideten sahib-ül yed kim ise onun elinde bırakılacaktır. Çünki ortada bırakmak kabil değildir. İşte Kur'an kıymetdar bir maldır. Beşer kelâmı Cenab-ı Hakk'ın kelâmından ne kadar uzaksa, o iki taraf o kadar, belki hadsiz birbirinden uzaktır. İşte, seradan süreyyaya kadar birbirinden uzak o iki taraf ortasında bırakmak mümkün değildir. Hem ortası yoktur. Çünki vücud ve adem gibi ve nakızeyn gibi iki zıddırlar. Ortası olamaz. Öyle ise, Kur'an için sahib-ül yed, taraf-ı İlahîdir. Öyle ise, onun elinde kabul edilip, öylece delail-i isbata bakılacak. Eğer öteki taraf onun Kelâmullah olduğuna dair bütün bürhanları birer birer çürütse, elini ona uzatabilir. Yoksa uzatamaz. Heyhat! Binler berahin-i kat'iyyenin mıhlarıyla Arş-ı A'zam'a çakılan bu muazzam pırlantayı hangi el bütün o mıhları söküp, o direkleri kesip onu düşürebilir? İşte ey şeytan! Senin rağmına ehl-i hak ve insaf bu suretteki hakikatlı muhakeme ile muhakeme ederler. Hattâ en küçük bir delilde dahi Kur'ana karşı imanlarını ziyadeleştirirler. Senin ve şakirdlerinin gösterdiği yol ise: Bir kerre beşer kelâmı farzedilse, yani Arş'a bağlanan o muazzam pırlanta yere atılsa; bütün mıhların kuvvetinde ve çok bürhanların metanetinde bir tek bürhan lâzım ki, onu yerden kaldırıp arş-ı manevîye çaksın... Tâ küfrün zulümatından kurtulup, imanın envârına erişsin. Halbuki buna muvaffak olmak pek güçtür. Onun için senin desisen ile şu zamanda, bîtarafane muhakeme sureti altında çokları imanlarını kaybediyorlar.

    Şeytan döndü ve dedi: Kur'an beşer kelâmına benziyor. Onların muhaveresi tarzındadır. Demek, beşer kelâmıdır. Eğer Allah'ın kelâmı olsa; ona yakışacak, her cihetçe hârikulâde bir tarzı olacaktı. Onun san'atı nasıl beşer san'atına benzemiyor, kelâmı da benzememeli?

    Cevaben dedim:

    -Nasılki Peygamberimiz (A.S.M.) mu'cizatından ve hasaisinden başka, ef'al ve ahval ve etvarında beşeriyette kalıp, beşer gibi âdet-i İlahiyeye ve evamir-i tekviniyesine münkad ve muti' olmuş. O da soğuk çeker, elem çeker ve hâkeza... Herbir ahval ve etvarında hârikulâde bir vaziyet verilmemiş. Tâ ki ümmetine ef'aliyle imam olsun, etvarıyla rehber olsun, umum harekâtıyla ders versin. Eğer her etvarında hârikulâde olsa idi, bizzât her cihetçe imam olamazdı. Herkese mürşid-i mutlak olamazdı. Bütün ahvaliyle Rahmeten lil-âlemîn olamazdı. Aynen öyle de: Kur'an-ı Hakîm ehl-i şuura imamdır, cinn ve inse mürşiddir, ehl-i kemale rehberdir, ehl-i hakikata muallimdir. Öyle ise, beşerin muhaveratı ve üslûbu tarzında olmak zarurî ve kat'îdir. Çünki cinn ve ins münacatını ondan alıyor, duasını ondan öğreniyor, mesailini onun lisanıyla zikrediyor, edeb-i muaşereti ondan taallüm ediyor ve hâkeza... Herkes onu merci yapıyor. Öyle ise, eğer Hazret-i Musa Aleyhisselâm'ın Tûr-i Sina'da işittiği Kelâmullah tarzında olsa idi, beşer bunu dinlemekte ve işitmekte tahammül edemezdi ve merci' edemezdi. Hazret-i Musa Aleyhisselâm gibi bir ulü-l azm, ancak birkaç kelâmı işitmeye tahammül etmiştir. Musa Aleyhisselâm demiş:
    ﺍَﻫَﻜَﺬَﺍ ﻛَﻼ َﻣُﻚَ ﻗَﺎﻝَ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻟِﻰ ﻗُﻮَّﺓُ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍْﻻ َﻟْﺴِﻨَﺔِ "Senin kelâmın böyle midir?’ Allah buyurdu: ’Ben bütün lisanların kuvvetine mâlikim." Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 3:536.)

    Şeytan yine döndü, dedi ki:
    Kur'anın mesaili gibi çok zâtlar o çeşit mesaili din namına söylüyorlar. Onun için, bir beşer, din namına böyle bir şey yapmak mümkün değil mi?

    Cevaben Kur'anın nuruyla dedim ki:

    Evvelâ,
    dindar bir adam din muhabbeti için "Hak böyledir. Hakikat budur. Allah'ın emri böyledir." der. Yoksa, Allah'ı kendi keyfine konuşturmaz. Hadsiz derece haddinden tecavüz edip, Allah'ın taklidini yapıp, onun yerinde konuşmaz.
    ﻓَﻤَﻦْ ﺍَﻇْﻠَﻢُ ﻣِﻤَّﻦْ ﻛَﺬَﺏَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻠَّﻪِ "Allah adına yalan söyleyenden daha zalim kim vardır?" Zümer Sûresi, 39:32.)düsturundan titrer. ...

    Mektubat

    *SAHRA* bunu beğendi.

  7. #7
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Kur'an serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur

    Carlyle (Karlayl) şöyle diyor:
    Kur'anı bir kerre dikkatle okursanız, onun hususiyetlerini izhara başladığını görürsünüz. Kur'anın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kabil-i temyizdir. Kur'anın başlıca hususiyetlerinden biri, onun asliyetidir. Benim fikir ve kanaatıma göre, Kur'an serapa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) cihana tebliğ ettiği davet, hak ve hakikattır.

    CARLYLE

    İşarat-ül İ'caz
    *SAHRA* bunu beğendi.

  8. #8
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    "Şu Kur'anın, Muhammed-ül Emin gibi bir ümmiden nazirini yapınız ve gösteriniz. Haydi bunu yapamıyorsunuz; o zât ümmi olmasın, gayet âlim ve kâtib olsun. Haydi bunu da getiremiyorsunuz; bir tek zât olmasın, bütün âlimleriniz, beligleriniz toplansın, birbirine yardım etsin.. hattâ güvendiğiniz âliheleriniz size yardım etsin. Haydi bununla da yapamayacaksınız; eskiden yazılmış belig eserlerden de istifade edip, hattâ gelecekleri de yardıma çağırıp, Kur'anın nazirini gösteriniz, yapınız. Haydi bunu da yapamıyorsunuz; Kur'anın mecmuuna olmasın da, yalnız on suresinin nazirini getiriniz. Haydi on suresine mukabil hakikî doğru olarak bir nazire getiremiyorsunuz; haydi hikâyelerden, asılsız kıssalardan terkib ediniz. Yalnız nazmına ve belâgatına nazire olsun getiriniz. Haydi bunu da yapamıyorsunuz; bir tek suresinin nazirini getiriniz. Haydi sure uzun olmasın, kısa bir sure olsun nazirini getiriniz. Yoksa din, can, mal, iyalleriniz; dünyada da âhirette de tehlikeye düşecektir!"

    Said Nursi

    *SAHRA* bunu beğendi.

  9. #9
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Haşr, 21. Ayet: Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
    *SAHRA* bunu beğendi.

  10. #10
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Bir saatin sanatkârı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder; Kur'an dahi, elinde kâinatı tutmuş öyle yapıyor. Mektûbat
    *SAHRA* bunu beğendi.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mesnevi-i Nuriye'de Tercüme Edilmemiş Bir Bölüm
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 09.10.16, 15:39
  2. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın herbir harfinin, bahusus...
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.05.14, 21:25
  3. Eğer âlemi bir kitab-ı kebir olarak görsen
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.09.13, 10:24
  4. Koy Fotokopiye Tercüme Edip Versin
    By Ebu Hasan in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 01.10.07, 15:53

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0