+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6
Like Tree7Beğeni
  • 2 tarafından fanidünya...
  • 1 tarafından gamze-i_dilruzum
  • 2 tarafından fanidünya...
  • 1 tarafından fanidünya...
  • 1 tarafından *SAHRA*

Konu: Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir.

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir.

    Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır. Cenab-ı Hak bütün o kapıları ve kenz-i mahfîyi açan "Ene" namında bir miftahı insanın eline vermiştir. Fakat, ene de kapısı kapalı bir bilmecedir. Bunun kapısı açılıyorsa kâinatın da kapıları açılıyor.
    Kâinat: Yaratılan bütün varlıklar, evren.
    Miftah: Anahtar.
    Âlem: Dünya, kâinat.
    Manen: Mana bakımından, manaca, manevî olarak.
    Cenab-ı Hak: Allah(cc).
    Kenz-i mahfîyi: Gizli hazineyi.
    Ene: Ben, benlik.
    Namında: Adında.

    Evet Cenab-ı Hak insana bir benlik, bir nevi hürriyet vermiştir ki, Cenab-ı Hakk'ın rububiyetine ait evsafı bilmek için mevhum, farazî bir vâhid-i kıyasî yapsın.
    Nevi: Çeşit, tür.
    Rububiyet: Allah'ın(cc) herşeyin sahibi, ihtiyaçlarının karşılayıcısı ve terbiye edicisi olması.
    Evsaf: Vasıflar, özellikler, nitelikler.
    Mevhum: Aslı olmayan, gerçek dışı, hayal ürünü, asılsız.
    Farazî: Farz edilen, varsayılan, sanki varmış gibi kabul edilen.
    Vâhid-i kıyasî: Ölçü birimi, birşeyin miktarını ve diğer özelliklerini ölçmek için belirlenen değişmez parça veya miktar (ağırlık için kilo, uzunluk için metre gibi).

    Mahiyet-i beşerde pek ince bir ip, insanın vücudunda şuurlu bir kıl, şahsın kitabında bir elif kıymetinde ve miktarında olan "Ene"nin iki vechi vardır. Biri hayra bakar. Bu vecihle yalnız kabil-i feyizdir, fâil değildir. Diğer vechi ise şerre bakar. Bu vecihle kendisini fâil bilir.
    Mahiyet-i beşer: İnsanın gerçek iç yüzü ve temel özelliği.
    Kıymetinde: Değerinde.
    Vech: Yön, taraf, yüz, tarz. *Tarz, biçim.
    Hayr: Hayır, iyilik, dine uygun faydalı ve sevaplı iş.
    Kabil-i feyiz: Allah'tan(cc) gelen manevî her güzel ve iyi şeyi yanlızca kabul eden.
    Fâil: İş yapan.
    Şerr: Kötülük.

    Ene'nin mahiyeti mevhumedir, rububiyeti hayalîdir. Vücudu bir şeye hâmil olamaz. Ancak mizan-ül hararet gibi, Vâcib-ül Vücud'un rububiyetine ait sıfât-ı mutlaka-i muhitayı bilmek için bir mizan vazifesini görüyor.
    Mahiyet: Asıl, esas, temez özellik, temel gerçek, iç yüz.
    Mevhume: Asılsız olan, gerçek dışı olan, hayal ürünü olan.
    Hayalî: Hayalle ilgili, hayale ait.
    Hâmil: Üstlenmiş.
    Mizan-ül hararet: Sıcaklık ölçeği, termometre.
    Vâcib-ül Vücud: Varlığı zorunlu olup olmaması imkansız olan Allah(cc).
    Sıfât-ı mutlaka-i muhita: Muhit ve mutlak sıfatlar, herşeyi kuşatan sonsuz ve sınırsız sıfatlar(nitelikler).
    Mizan: Ölçü, denge, terazi.
    Vazife: Görev, yapılması gereken iş.

    Eğer insan benliğine mizan nazarıyla bakarsa, kâinattan zihnine akıp gelen âfâkî malûmatı kendi malûmatı ile, tasarrufat ve sıfât-ı İlahiyeyi de kendi sıfâtıyla tasdik eder. Yine merciine iade eder. Ve bu sayede ﻗَﺪْ ﺍَﻓْﻠَﺢَ ﻣَﻦْ ﺯَﻛَّﻴﻬَﺎ daki ﻣَﻦْ şümulüne dâhil olarak bihakkın emaneti îfa etmiş olur. Fakat kendisine müstakil nazarıyla bakmakla kendisini mâlik itikad ederse ﻗَﺪْ ﺧَﺎﺏَ ﻣَﻦْ ﺩَﺳَّﻴﻬَﺎ nın şümulüne dâhil olmakla emanette hıyanet etmiş olur. Zira semavat ve arzın, hamlinden korkarak imtina' ettikleri cihet "Ene"nin bu cihetidir. Çünki dalaletler, şirkler, şerler bu cihetten doğarlar. Eğer vaktiyle o "Ene"nin şiddetli bir terbiye ile başı kırılmaz ise büyür, insanın vücudunu yutar.
    Âfâkî: Dıştaki varlıklarla ilgili, kâinat ve içindekilerle ilgili.
    Malûmat: Bilinenler, bilgiler.
    Tasarrufat: İşleri idare etme ve yürütme. Allah'ın(cc) yapıp yürüttüğü işler.
    Sıfât-ı İlahiye: Allah'ın(cc) sıfatları.
    Merciine: Kaynağına, başvuru yerine.
    İade: Geri verme.
    Şümul: Kapsama, kaplama, içine alma.
    Dâhil: İç, içerde olan.
    Îfa: Yapma, yerine getirme.
    Müstakil: Kendi başına, bağımsız.
    İtikad: İnanmak.
    Zira: Çünkü.
    Semavat: Gökler.
    Arz: Yeryüzü, dünya.
    Hamlinden: Yüklenmekten.
    İmtina': Geri durma, çekinme.
    Cihet: Yön, taraf.
    Dalalet: Doğru yoldan ayrılma, iman ve islâm yolundan sapmak.
    Şirk: Allah'a(cc) ortak koşma.

    Eğer milletin de enaniyeti inzimam ederse, Sâni'in emrine karşı mübarezeye çıkar. Tam manasıyla bir şeytan olur. Sonra halkı da kendisine kıyas eder, esbabı da o kıyasa dâhil eder, büyük bir şirke düşer. -El'iyazü billah...-
    Enaniyet: Kendine güvenmek ve kendine dayanmak. Kişinin üzerinde görünen iyi ve güzel sıfatları kendinden bilmesi.
    İnzimam: İlave edilme, eklenme, katılma.
    Sâni'in: Sanatkar yaratıcının.
    Mübareze: Çekişme, çatışma.
    Esbab: Sebepler.
    El'iyazü billah: Allah(cc) korusun, Allah'a sığınırız.

    Mesnevi-i Nuriye
    *SAHRA* ve gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  2. #2
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Allah razi olsun ....
    fanidünya... bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  3. #3
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Mühim bir mes'ele:
    "Ene"nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır.
    Birinci vecih, ubudiyet-i mahzaya menşe'dir. Mahiyeti harfiye olup, müstakil değildir. Vücudu tebaî olup, aslî değildir. Mâlikiyeti vehmî olup, hakikî değildir. Vazifesi, Hâlık'ın sıfatını fehmetmek için bir mizan ve bir mikyas olmaktır. Enbiya (Aleyhimüsselâm) enaniyetin bu vechine bakmakla, mülkü tamamen Allah'a teslim ederek ne mülkünde, ne rububiyetinde, ne uluhiyetinde şeriki olmadığına hükmetmişlerdir. Ene'nin bu vechinden Cenab-ı Hak şecere-i tûbâ-i ubudiyeti inbat edip; dal ve budakları kâinat bahçesinde enbiya, evliya, sıddıkîn gibi mübarek semereleri vermiştir.
    Ene: Ben, benlik.
    Vech: Yön, taraf, yüz.
    Nübüvvet: Peygamberlik.
    Ubudiyet-i mahza: Tam kulluk, Allah'a(cc) tam ve eksiksiz kulluk.
    Menşe': Kaynak.
    Mahiyet: İç yüz, asıl, temel, esas, temel gerçek.
    Harfiye: Kendi için değil, başkası için iş gören.
    Müstakil: Başlı başına, bağımsız, kendi başına.
    Tebaî: Başkasına bağlı olan. *Başkasının varlığıyla ayakta duran.
    Aslî: Temel olan, esasa bakan.
    Mâlikiyet: Maliklik, sahiplik.
    Vehmî: Vehimle ilgili, asılsız ve gerçek dışı düşünceyle ilgili.
    Hakikî: Sâhici, doğru, gerçek.
    Vazife: Yapılması gereken iş, görev.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Sıfat: Nitelik, sahip olunan özellik, vasıf.
    Fehmetmek: Anlamak.
    Mizan: Ölçü, tartı, terazi, denge.
    Mikyas: Ölçek, ölçü aleti.
    Enbiya: Peygamberler.
    Aleyhimüsselâm: Selam onların üzerine olsun.
    Enaniyet: Kendine güvenmek ve kendine dayanmak. Kişinin üzerinde görünen iyi ve güzel sıfatları kendinden bilmesi.
    Rububiyet: Allah'ın(cc) herşeyin sahibi, ihtiyaçlarının karşılayıcısı ve terbiye edicisi olması.
    Uluhiyet: Allah'ın(cc) kainattaki, bütün varlıkları emir ve idaresi altına alıp kendine kulluk ettirmesi.
    Şerik: Ortak.
    Şecere-i tûbâ-i ubudiyet: Allah'a(cc) kulluğun tuba ağacı.
    Tuba ağacı: Kökü yukarıda dalları aşağıda olan cennetteki ağaç.
    İnbat: Filizlendirme, geliştirip ortaya çıkarma.
    Evliya: Veliler, ermişler, Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
    Sıddıkîn: Dine doğruluk üzere samimi bağlı bulunanlar.
    Mübarek: Uğurlu, hayırlı, bereketli.
    Semere: Meyve, netice, sonuç.

    İkinci vechi alan felsefe, ene'nin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakikî olduğunu zu'metmişlerdir. Vazifesi de yalnız hubb-u zâtıyla tekemmül-ü hayattır. Ene'nin bu siyah yüzünden envaen şirkler, dalaletler çıkmıştır. Ezcümle: Kuvve-i behimiye dalında sanemler doğmuşlardır. Kuvve-i gazabiye gusnundan firavunlar, nemrudlar çıkmıştır. Kuvve-i akliyeden dehriyyun, maddiyyun, felasife çıkmışlardır ki, Vâcib-ül Vücud'a bir mahluk-u vâhidi verir. Bâki kalan mülkünü gayra taksim ederler.
    Vech: Yön, taraf, yüz.
    Ene: Ben, benlik.
    Aslî: Temel olan, esasa bakan.
    Müstakil: Başlı başına, bağımsız, kendi başına.
    Mâlik-i hakikî: Her şeyin gerçek sahibi olan Allah(cc).
    Hubb-u zât: Kendini sevmek.
    Tekemmül-ü hayat: Hayatı olgunlaştırma, yaşantıyı geliştirme.
    Envaen: Çeşitli.
    Şirk: Allah'a(cc) ortak koşma.
    Dalalet: Doğru yoldan ayrılma, iman ve islâm yolundan sapmak.
    Ezcümle: Mesela.
    Kuvve-i behimiye: Hayvanlıkla ilgili duygu.
    Sanem: Put, inkarcıların taptıkları heykel.
    Kuvve-i gazabiye: Korunma ve karşı koyma gücü ve duygusu.
    Gusn: Dal, budak.
    Firavun: İahlık iddia eden dinsiz ve azgın insan. *Eski Mısır'da ilahlık iddiasında bulunan krallara verilen ortak isim.
    Nemrud: Hz. İbrahim'i(as) ateşe atarak Allah(cc) inancını ortadan kaldırmaya çalışmış azgın bir dinsiz kral.
    Kuvve-i akliye: Akıl kuvveti(gücü), düşünme yeteneği.
    Dehriyyun: Zamanı ilahlaştıran inkarcı felsefeciler.
    Maddiyyun: Herşeyi maddeye dayandıran ve maddeden başka herşeyi inkar eden dinsizler.
    Vâcib-ül Vücud: Varlığı zorunlu olup olmaması imkansız olan Allah(cc).
    Mahluk-u vâhid: Bir tek yaratılmış varlık.

    Mesnevi-i Nuriye
    *SAHRA* ve gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  4. #4
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Hülâsa:
    Ene, haddizâtında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mâyi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar. Halkı, esbabı da kendisine kıyas ederek Hâlık'ın evamirine mübarezeye başlar. Küçük âlemde yani insanda ene, büyük insanda yani kâinatta tabiata benziyor. İkisi de tagutlardandır.
    Hülâsa: Özet.
    Ene: Ben, benlik.
    Haddizâtında: Aslında, gerçekte.
    Ehemmiyete: Öneme.
    Mâyi: Sıvı, akıcı, akışkan.
    Ülfet: Alışma, alışkanlık.
    Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.
    İsyan: İtaatsizlik, karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma.
    Esbab: Sebepler.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Evamir: Emirler.
    Mübareze: Çekişme, çarpışma.
    Tagut: İlahlık iddiasına kalkışan.

    Mesnevi-i Nuriye .
    gamze-i_dilruzum bunu beğendi.

  5. #5
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.413

    Standart

    Alıntı fanidünya... Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hülâsa:
    Ene, haddizâtında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mâyi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar. Halkı, esbabı da kendisine kıyas ederek Hâlık'ın evamirine mübarezeye başlar. Küçük âlemde yani insanda ene, büyük insanda yani kâinatta tabiata benziyor. İkisi de tagutlardandır.
    Hülâsa: Özet.
    Ene: Ben, benlik.
    Haddizâtında: Aslında, gerçekte.
    Ehemmiyete: Öneme.
    Mâyi: Sıvı, akıcı, akışkan.
    Ülfet: Alışma, alışkanlık.
    Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.
    İsyan: İtaatsizlik, karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma.
    Esbab: Sebepler.
    Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
    Evamir: Emirler.
    Mübareze: Çekişme, çarpışma.
    Tagut: İlahlık iddiasına kalkışan.

    Mesnevi-i Nuriye .
    ne güzel özetlemiş...
    Allah razı olsun
    fanidünya... bunu beğendi.


    Değerli insanların gönülleri dağların zirvesi gibidir. Ulaşmaya kalkma! erişemezsin...

    SAHRA






    Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler



    SAHRA




  6. #6
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Büyük görünme küçülürsün. Sözler

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Rızk Hakkında - Rızık doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelal'in elindedir
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.10.15, 20:31
  2. ***insanın büyük meseleleri***
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.08.13, 10:05
  3. Asya kıta’sının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûradır…
    By Ensardan in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 06.06.13, 14:46
  4. Bütün Eşyanın Dizginleri Rahîm-i Hakîm’in Elindedir
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.01.10, 10:52
  5. Mutluluğun Anahtarı
    By nil in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 18.11.07, 18:16

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0