Yirmidokuzuncu Söz / İkinci Maksad / Dördüncü Esas / 4. Mesele'den
Şu mümkün, vaki' olacaktır. Evet dünya, öldükten sonra âhiret olarak diriltilecektir. Dünya harab edildikten sonra, o dünyayı yapan zât, yine daha güzel bir surette onu tamir edecek, âhiretten bir menzil yapacaktır. Şuna delil başta Kur'an-ı Kerim binler berahin-i akliyeyi tazammun eden umum âyâtıyla ve bütün Kütüb-ü Semaviye bunda müttefik bulunduğu gibi; Zât-ı Zülcelal'in evsaf-ı celaliyesi ve evsaf-ı cemaliyesi ve esma-i hüsnası, bunun vukuuna kat'î surette delalet ederler ve enbiyaya gönderdiği bütün semavî fermanları ile kıyameti ve haşrin icadını va'detmiş. İşte madem va'detmiş, elbette yapacaktır. Onuncu Söz'ün Sekizinci Hakikatına müracaat et. Hem başta Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bin mu'cizatının kuvvetiyle, bütün enbiya ve mürselînin ve evliya ve sıddıkînin, vukuunda müttefik olup haber verdikleri gibi; şu kâinat bütün âyât-ı tekviniyesiyle, vukuundan haber veriyor.

SÖZLER

------------------
Vaki': Gerçekleşmiş.
Âhiret: Ölümsüz olan öbür dünya.
Menzil: Yer.
Berahin-i akliye: Aklın ölçülerine göre ortaya konan deliller.
Tazammun: İçine almak.
Kütüb-ü Semaviye: Allah(cc) katından gönderilmiş kitablar (Kur'an, İncil, Tevrat, Zebur).
Müttefik: Anlaşmış, birleşmiş.
Zât-ı Zülcelal: Sonsuz yücelik ve gücün sahibi olan Allah(cc).
Evsaf-ı celaliye: Allah'ın(cc) büyüklük, yücelik ve güçlülüğü ile ilgili sıfatlar(özellikler).
Esma-i hüsna: En güzel isimler.
Vukuu: Olması, meydana gelmesi, gerçekleşmesi.
Kat'î: Kesin.
Suret: Biçim, görünüş, şekil, tarz.
Delalet: Delil olma.
Enbiya: Peygamberler.
Semavî: Semaya ait. Allah(cc) katına ait.
Ferman: Buyruk, emir, yazılı emir.
Kıyamet: Dünyanın ve kainatın(evrenin) yıkılışı.
Haşr: Yeniden diriliş.
Va'd: Söz verme.
Mu'cizat: Mu'cizeler .
Evliya: Veliler, ermişler, Allah(cc) dostu ermiş kimseler.
Sıddıkîn: Sıddıklar, dine doğruluk üzere samimi bağlı bulunanlar.
Âyât-ı tekviniye: Allah'ı(cc) tanıtan, varlığına ve birliğine delil olan yaratılmış eserler.