+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4
Like Tree5Beğeni
  • 2 tarafından _vatan_
  • 1 tarafından _vatan_
  • 1 tarafından _vatan_
  • 1 tarafından _vatan_

Konu: Risale-i Nurlar Dan Kısa Kısa Açıklamalı

  1. #1
    Global Moderator _vatan_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    2.364

    Standart Risale-i Nurlar Dan Kısa Kısa Açıklamalı

    “Sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf etti.” ne demektir?


    Tevhid, birleştirme, birlikte düşünme demektir. Meleklerden, hayvanlara, insanlara kadar bütün canlılar hayat sahibi olmakta birleşirler. Bunlardan birisine hayat veren ancak tümüne hayat veren zat olabilir. Bütün canlılar rızıklanmakta birleşirler. Denizdeki bir balığı kim rızıklandırıyorsa, şehirlerde insanları, ormanlarda ceylanları da o rızıklandırmaktadır.

    Her varlık Allah’ın mülküdür.
    Tevhid nuru şu âlemi tek elden idare edilen bir memleket olarak gösterir. Bu memleket-i Rabbaniyenin her tarafında tevhid bayrakları sallanmaktadır. Şu geniş âlemdeki her varlık bir tevhid bayrağıdır, Allah’ın mülkünde asla şerike yer olmadığını ilan eder.

    “Sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf etti.”
    ifadesi, “insanın tevhid nazarıyla yaptığı tefekkürü müteakip kendi nefsine dönmesi ve o geniş dairelerdeki tecellilerin bir misalinin de kendisinde bulunduğunu idrak etmesi” şeklinde anlaşılabilir.

    Yukarıdaki örneklerden, mesela rızık için bunu şöyle tatbik edebiliriz: Bütün canlıların rızıklanmasını tevhid nazarıyla düşünen insan, kendisinin de o sofrada bir misafir olduğunu düşünmeli, Rabbinin bütün canlılarda olduğu gibi onda da Rezzak ismini tecelli ettirdiğini nazara almalıdır.

    Ülkenin sınırları genişledikçe hâkimiyet güçleşir, bazı şeyler gözden kaçabilir. Ama Cenab-ı Hak ehadiyetiyle her varlıkla -tabir yerindeyse- birebir ilgilenir. Böyle olunca her varlık her an O’na ihtiyacını arz edebilir.

    İşte Hz. Yunus (as), balığın karnında bu manaları hakkalyakin hissedip dua etmiş ve Allah da onu kurtarmıştır.

    Alıntı
    *SAHRA* ve Mesrure bunu beğendi.
    Geçti, istemem geImeni, yokIuğunda buIdum seni; bırak vehmimde göIgeni, geIme, artık neye yarar?


    Tövbe kapısı açık dediysek,yeni günahIara koşman mı gerek?

  2. #2
    Global Moderator _vatan_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    2.364

    Standart

    Bismillah her hayrın başıdır." deniliyor. Bazen besmeleyle başladığımız işlerden hayır görmediğimiz de oluyor Bunu Nasıl Anlamalıyız.

    Birinci Söz'de, “Bismillah her hayrın başıdır.”denilmekle, daima hayırlı işler yapmamız ve bu işlere de besmele ile başlamamız tavsiye edilmektedir. Zira şerli bir iş için besmele çekilmez. Nitekim, hırsızlığa, yalana, gıybete besmele ile başlamak ayrı bir günahtır.

    İşine besmele ile başlayan kişi hayırlı bir yoldadır ve meşru dairede yaptığı işler, Dördüncü Söz'de ifade edildiği gibi,
    “Güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır.”
    Bu başlı başına bir kazançtır ve hayırdır.
    yapılan işin dünyada vereceği fayda ile ilgilidir. Bunun hakkımızda hayırlı olup olmayacağını bilemeyiz. Ama besmele çekmemizin ve besmeleyle başlanabilecek hayırlı işler yapmamızın hakkımızda hayırlı olacağı kesindir.
    *SAHRA* bunu beğendi.
    Geçti, istemem geImeni, yokIuğunda buIdum seni; bırak vehmimde göIgeni, geIme, artık neye yarar?


    Tövbe kapısı açık dediysek,yeni günahIara koşman mı gerek?

  3. #3
    Global Moderator _vatan_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    2.364

    Standart

    "Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır." İzahı,


    Zerrelerin nasıl "bismillah" dediğini Üstadımız, 0tuzuncu Söz'ün İkinci Makam'ında izah etmektedir. Biz sadece bir pasajını aşağıya alalım:

    "...bütün mevcudat gibi, zerreler ve herbir zerre, mebde-i hareketinde “Bismillâh“ der. Çünkü, nihayetsiz, kuvvetinden fazla yükleri kaldırır ve buğday tanesi kadar bir çekirdeğin koca bir çam ağacı gibi bir yükü omuzuna alması gibi... Hem vazifesinin hitâmında “Elhamdü lillâh” der. Çünkü, bütün ukulü hayrette bırakan hikmetli bir cemâl-i san’at, faideli bir hüsn-ü nakış göstererek, Sâni-i Zülcelâlin medâyihine bir kaside-i medhiye gibi bir eser gösterir. Meselâ, nar ve mısıra dikkat et."(1)

    Ayrıca soru cümlesinin geçtiği Birinci Söz'ün devamında bu konu için bir izah yapılmıştır Şöyle ki:

    "Başta demiştik: Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile “Bismillâh” der. Öyle mi?"

    "Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder."

    "Öyle de, herşey Cenâb-ı Hakkın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç “Bismillâh” der; hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor."

    "Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor."

    "Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar."

    "Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona muhassar olur."(2)

    Alıntı

    *SAHRA* bunu beğendi.
    Geçti, istemem geImeni, yokIuğunda buIdum seni; bırak vehmimde göIgeni, geIme, artık neye yarar?


    Tövbe kapısı açık dediysek,yeni günahIara koşman mı gerek?

  4. #4
    Global Moderator _vatan_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Bulunduğu yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    2.364

    Standart

    "Bismillah"taki tükenmez kuvvet nedir, bir örnek verebilirmisiniz...

    Bir asker düşünelim, bu asker önce yüzbaşı rütbesinde olan bir komutana istinat ediyor. Yani ona dayanıyor. Bu askerin gücü ve yapabileceği işler ancak yüzbaşının yapabileceği işler ve gücü kadardır; bir albayın yapabileceği işleri yapamaz. Aynı asker albaya istinat edip dayansa, bu kez askeri alanda ve kışlada yapabileceği işler ve gücü albayın yapabileceği işler ve güç kadardır, ama bir generalin yapabileceği işleri yapamaz.

    Aynı şekilde istinat edip dayandığı makam ve rütbe arttıkça, yapabileceği işler ve güç de ona göre artar. Bu asker, genelkurmay başkanına istinat edip dayansa, o zaman bütün askeri kışla ve alanlar onun için açılır ve her şeyi yapmaya muktedir olur. Zira arkasında genelkurmay başkanlığının izzet ve gücü var. Aslı itibari ile er olan bu asker, istinat ve dayanak noktası olmasa, yani arkasında rütbeli bir komutan olmasa, hiçbir iş ve güç elinden gelemez, kendi gibi olan başka bir askere bile hükmedemez. Demek bu askeri güçlü ve muktedir kılan, kendi şahsi gücü değil, dayandığı ve istinat ettiği noktadır.

    İşte bu örnekteki asker gibi, biz de şu kainat kışlasında nihayetsiz aciz ve fakir bir neferiz. İman ve tevekkül dayanağı ile Allah’a istinat edersek, bütün kainat kışlası bize itaatkar bir asker olur. Zira Allah’ın sonsuz kudretine dayanan bir insan, sonsuz bir istinat noktası elde eder, daha hiçbir şey ve hiçbir güç Allah’ın kudreti karşısında duramaz. Dolayısı ile bizim karşımızda duramaz. Bu istinat sırrındandır ki, bir çekirdek, koca ağacı başında taşır. Zira çekirdeğin ardında Allah’ın sonsuz kudreti vardır. Bir sinek Nemrut’u gebertir. Karınca gibi nahif ve nazik hayvanat, Firavun'un sarayını başına yıkar. İşte bütün bu sırların temelinde istinat ve dayanma noktası vardır.

    "Bismillah" bu dayanağın ve tevekkülün formülü ve özeti gibidir. Yani Allah’ın adı ile hareket eden bir adam, Allah’ın sonsuz kudret ve servetini arkasına almış olur. Bu da insan için tükenmez bir kuvvet, bitmez bir hazinedir.
    *SAHRA* bunu beğendi.
    Geçti, istemem geImeni, yokIuğunda buIdum seni; bırak vehmimde göIgeni, geIme, artık neye yarar?


    Tövbe kapısı açık dediysek,yeni günahIara koşman mı gerek?

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kısa Elimin Dairesi Kadar Kısa ve Dardır.
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.12.08, 10:44
  2. Necip Fazıl'dan Kısa Kısa...
    By ofke in forum Şiirler
    Cevaplar: 80
    Son Mesaj: 28.07.08, 15:28
  3. Risale'den Kısa Vecizeler...
    By vekar in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 09.02.08, 09:48
  4. Tarihçe-i Hayattan Kısa Kısa Sorularım...
    By tenaxwe in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 21.11.07, 13:16
  5. Yirminci Mektup'tan Kısa Kısa..
    By elff in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 22.11.06, 10:33

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0