ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ Yani: Mülk umumen onundur. Sen, hem onun mülküsün, hem memluküsün, hem mülkünde çalışıyorsun. Şu kelime, şöyle şifalı bir müjde veriyor ve diyor: Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünki sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp, levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azab çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir, hem Rahîm'dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safayı bul.
----------------------------------
Mülk: Mal. Yer. Sahip olunan herşey.
Umumen: Bütünüyle, genel olarak, hepsi.
Memlüküsün: Kulusun, hizmetçisisin.
Mâlik: Sahip, mülk sahibi, mal sahibi.
Levazımat: Lüzumlu şeyler, gerekenler, gerekliler.
Beyhude: Boş yere, boşuboşuna. *Faydasız.
Kadîr: Sonsuz güç ve kuvvet.
Rahîm: Çok merhametli, çok acıyan, çok şefkatli.
Kudret: Güç.
İstinad: Dayanma.
Rahmet: Merhamet, acıma, şefkat etme, esirgeme.

Hem der ki: Manen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîm'in mülküdür. Mülkü sahibine teslim et, ona bırak.. cefasını değil, safasını çek. O hem Hakîm'dir, hem Rahîm'dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme.
----------------------------------
Manen: Mana olarak, manevi olarak.
Alâkadar: Alakalı, ilgili.
Perişaniyet: Perişanlık.
Müteessir: Etkilenen, etkilenmiş, üzüntülü, üzgün.
Islah: Düzeltme, iyileştirme.
Kadir-i Rahîm: Çok merhametli ve sonsuz kudret(güç) sahibi Allah(cc).
Safa: Gönül rahatlığı, iç huzuru.
Hakim: Hikmet sahibi, herşeyi gayeli ve faydalı olarak yerli yerinde yapan.
Tasarruf: İdare etmek, yönetmek, kullanmak.
Mevlâ: Allah(cc), Rab, herşeyin sahibi ve terbiye edicisi ve rızıklandırıcısı olan Allah(cc).

MEKTUBAT / 20.Mektup / 1.Makam / 4.Kelime