+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından fanidünya...

Konu: Dünyanın akibeti ne olursa olsun...

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    38
    Mesajlar
    4.292

    Standart Dünyanın akibeti ne olursa olsun...

    İ'lem Eyyühel-Aziz! (Ey aziz bil, ey saygıdeğer şerefli bil.)
    Dünyada sana ait çok emirler vardır. Amma ne mahiyetlerinden ve ne akibetlerinden haberin olmuyor. Biri, ceseddir. Evet cesedin genç iken latif, zarif ve güzel gül çiçeğine benzerse de, ihtiyarlığında kuru ve uyuşmuş kış çiçeğine benzer ve tahavvül eder.
    -----------------------------
    Mahiyet: İç yüz, temel gerçek.
    Akibet: Son, sonuç, netice.
    Tahavvül: Deyişmek, dönüşmek.

    Biri de, hayat ve hayvaniyettir. Bunun da sonu ölüm ve zevaldir.
    -----------------------------
    Hayvaniyet: Hayvanlık.
    Zeval: Sona erme, son bulma, göçüp gitme.


    Biri de insaniyettir. Bu ise, zeval ve beka arasında mütereddiddir. Daim-i Bâki'nin zikri ile muhafazası lâzımdır.
    ------------------
    İnsaniyet: İnsanlık.
    Beka: Sonsuzluk, devamlılık.
    Mütereddid: Tereddüdlü.
    Daim-i Bâki: Başlangıcı ve sonu olmayıp daima var olan Allah(cc).
    Zikr: Anma, Allah’ı(cc) isimleriyle ve sıfatlarıyla(nitelikleriyle) anma, hatırlama.
    Muhafaza: Koruma.


    Biri de ömür ve yaşayıştır. Bunun da hududu tayin edilmiştir. Ne ileri ve ne de geri bir adım atılamaz. Bunun için elem çekme, mahzun olma. Tahammülünden âciz, tâkatinden hariç olduğun tûl-i emel yükünü yüklenme!
    --------------
    Hudud: Sınırlar.
    Elem: Acı, dert, kaygı.
    Mahzun: Hüzünlü, üzüntülü, kederli, tasalı.
    Âciz: Güçsüz, gücü yetmez.
    Tâkat: Güç, kuvvet.
    Hariç: Dış.
    Tûl-i emel: Emel uzunluğu, istek ve arzu uzunluğu, bitmek ve tükenmek bilmeyen istek.


    Biri de, vücuddur. Vücud zâten senin mülkün değildir. Onun mâliki ancak Mâlik-ül Mülk'tür. Ve senden daha ziyade senin vücuduna şefkatlidir. Binaenaleyh Mâlik-i Hakikî'nin daire-i emrinden hariç o vücuda karıştığın zaman zarar vermiş olursun. (Ümidsizliği intac eden hırs gibi.)
    ---------------------------------
    Mâlik: Sahip. Mülk sahibi, mal sahibi.
    Mâlik-ül Mülk: Mülkün sahibi, kainatın ve içindekilerin gerçek sahibi.
    Ziyade: Fazla, çok.
    Binaenaleyh: Bundan dolayı.
    Mâlik-i Hakikî: Gerçek sahip, her şeyin gerçek sahibi olan Allah(cc).
    Daire-i emr: Emir dairesi.
    İntac: Netice verme, doğurma, meydana getirme.

    Biri de bela ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur. Zevalleri düşünülürse, zıdları zihne gelir, lezzet verir.
    --------------------------------------------------
    Zâil: Geçici, sürekli olmayan, devam etmeyen, geçen,
    Zeval: Sona erme, son bulma, göçüp gitme.


    Biri de, sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce götüremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Vücudunu Mûcidine feda et. Mukabilinde büyük bir fiat alacaksın. Çünki feda etmediğin takdirde, ya bâd-i heva zâil olur, gider; veya Onun malı olduğundan yine Ona rücu eder.
    -------------------------
    Keza: Böylece, bunun gibi.
    Fâni: Geçici, gelip geçici, kaybolan.
    Aziz: İzzetli, çok nurlu, dost ve şerefli, temiz ahlaklı.
    Mûcid: İcad eden, meydana getiren.
    Mukabil: Karşılık.
    Bâd-i heva: Boş yere, boşuboşuna.
    Zâil: Geçici, sürekli olmayan, devam etmeyen, geçen,
    Rücu: Dönme, dönüş, geri dönüş.


    Eğer vücuduna itimad edersen, ademe düşersin. Çünki ancak vücudun terkiyle vücud bulunabilir. Ve keza vücuduna kıymet vermek fikrinde isen, o vücuddan senin elinde ancak bir nokta kalabilir. Bütün vücudun cihat-ı erbaasıyla ademler içerisinde kalır. Amma o noktayı da elinden atarsan, vücudun tam manasıyla nurlar içinde kalır.
    -----------------
    İtimad: Güvenmek.
    Adem: Yokluk, hiçlik.
    Cihat-ı Erbaa: Dört taraf, dört yön.


    Biri de dünyanın lezzetleridir. Bu ise, kısmete bağlıdır. Talebinde kalâka düşer. Ve sür'at-i zevali itibariyle aklı başında olan onları kalbine alıp kıymet vermez.
    -------------------------
    Kalâka: Zahmete, sıkıntıya.
    Sür'at-i zeval: Sona erme çabukluğu, son bulma hızı.


    Dünyanın akibeti ne olursa olsun, lezaizi terketmek evlâdır. Çünki akibetin ya saadettir, saadet ise şu fâni lezaizin terkiyle olur. Veya şekavettir. Ölüm ve i'dam intizarında bulunan bir adam, sehpanın tezyin ve süslendirilmesinden zevk ve lezzet alabilir mi? Dünyasının akibetini küfür saikasıyla adem-i mutlak olduğunu tevehhüm eden adam için de, terk-i lezaiz evlâdır. Çünki o lezaizin zevaliyle vukua gelen hususî ve mukayyed ademlerden adem-i mutlakın elîm elemleri her dakikada hissediliyor. Bu gibi lezzetler, o elemlere galebe edemez.
    --------------------------
    Akibet: Son, sonuç, netice.
    Lezaiz: Lezzetler, zevkler, zevk veren şeyler.
    Evlâ: Daha iyi.
    Fâni: Geçici, gelip geçici, kaybolan.
    Şekavet: Bela ve sıkıntılara düşme, her türlü kötülükler içinde olma.
    İntizar: Gözleme, bekleme.
    Tezyin: Süsleme.
    Saika: Sürükleyici sebep, götürücü sebep.
    Adem-i mutlak: Sonsuz hiçlik.
    Tevehhüm: Asılsız ve gerçek dışı düşüncelere kapılma, sanma.
    Terk-i lezaiz: Lezzetleri terk etmek.
    Evlâ: Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lazım gelen.
    Hususî: Özel.
    Mukayyed: Kayıtlı, bağlı, bağlanmış, sınırlı.
    Elîm: Acı veren.
    Galebe: Yenme, üstün gelme.


    Mesnevi-i Nuriye / Habbe
    *SAHRA* bunu beğendi.

  2. #2
    Global Moderator *SAHRA* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    9.398

    Standart

    maşallah çok güzel çalışmalar sunuyorsunuz
    elleriniz gönlünüz dert görmesin
    teşekkür ederiz


    Değerli insanların gönülleri dağların zirvesi gibidir. Ulaşmaya kalkma! erişemezsin...

    SAHRA






    Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler



    SAHRA




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. şartlar ne olursa olsun.
    By seyyah_salih in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 16.06.14, 13:34
  2. Kim olursan ol, gel… Kim olursa olsun, git…
    By ıslak seccadem in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.11.11, 23:49
  3. Dine Zarar Olmasın, Ne Olursa Olsun?
    By celine in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.07.08, 18:54
  4. İnsanın Kusuru Ne Olursa Olsun, İmanı Varsa ...
    By Şakird in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 31.10.07, 16:47
  5. Ne Olursa Olsun, Hizmete Gideceğiz...
    By aşur in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 24.06.07, 00:42

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0