Acaba hiç kabil midir ki: İnsan, hilafet ve emanetle mükerrem olsun, rububiyetin külliyat-ı şuununa şahid olarak kesret dairelerinde, vahdaniyet-i İlahiyenin dellâllığını ilân etmekle, ekser mevcudatın tesbihat ve ibadetlerine müdahale edip zabitlik ve müşahidlik derecesine çıksın da sonra kabre gidip, rahatla yatsın ve uyandırılmasın? Küçük büyük her amellerinden sual edilmesin? Mahşere gidip mahkeme-i kübrayı görmesin? Hâyır ve aslâ!..

SÖZLER / 10. Söz'den

-----------------------------------
Kabil midir: Olabilir mi, mümkün müdür.
Hilafet: Varlıkları özellikleriyle tanıyıp ihtiyaçlarına göre kullanma ve idare etme yeteneği ve rütmesi. *Halifelik.
Mükerrem: Üstün değere ermiş, üstün özellikler kazandırılmış. Saygı değer.
Külliyat-ı şuun: İşlerin bütünü, geniş kapsamlı işler.
Kesret: Çokluk, bolluk.
Vahdaniyet-i İlahiye: Allah’ın birliği.
Dellâl: İlancı, herkeze duyurup bildiren.
Ekser: Çoğunluk, çoğu.
Mevcudat: Varlıklar.
Zabit: Subay.
Müşahid: Gören, şahid olan.
Kabr: Mezar.
Amel: İş, çalışma, görevi yerine getirme.
Mahşer: Toplanma yeri. *Haşir meydanı, kıyametten sonra yeniden diriltilip toplanılacak yer.
Mahkeme-i Kübra: Büyük mahkeme, en büyük mahkeme.