Cenab-ı Hakk'ın atâ, kaza ve kader namında üç kanunu vardır. Atâ, kaza kanununu, kaza da kaderi bozar.

Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir. Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif:

"Yâ İlahî! Hasenatım senin atâ'ndandır. Seyyiatım da senin kaza'ndandır. Eğer atâ'n olmasa idi, helâk olurdum." der.


(Bediüzzaman Said Nursi | Mesnevi-i Nuriye)

Cenab-ı Hakk: Allah(cc).
Namında: Adında.
İnfaz: Yerine getirme, uygulama.
İbtal: İptal.
Kat'iyyet: Kesinlik.
Nisbet: Bağlantı, ilişki, ilgi. * Karşılaştırma.
Şümul: Kapsama, kaplama, içine alma.
İhrac: Çıkarmak, dışarı atmak.
Külliyet: Bütünlük, genellik.
Hakikat: Gerçek.
Vâkıf: Bilen, bilgi sahibi, haberli.
Ârif: Gerçekleri iç yüzüyle bilen.
İlahî: Allah’a(cc) ait, Allah’la ilgili.
Hasenat: İyilikler, sevaplar.
Seyyiat: Günahlar, kötülükler, suçlar.
Helâk: Ölme, bitme, mahvolma.