+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: İz Sürmek

  1. #1
    Yasaklı Üye hasandemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    458

    Standart

    Y?RM? YILLIK R?SALE tetebbuat?m vesilesiyle gördüğüm o ki, Risale-i Nur’daki birçok bahsin aç?lmas? evvelemirde aç?k yürekli olmay?, anlamad?ğ?m?z veya hakk?yla anlamad?ğ?m?z bir yeri anlam?ş gibi yapmak yerine anlamad?ğ?m?z? kabul ve itiraf etmeyi; buna ilaveten, anlama yolunda bir cehd ile iz sürücü olmay? gerektiriyor. Üçüncü olarak, dün tam olduğuna inand?ğ?m?z bir aç?klaman?n eksikliği veya yanl?şl?ğ? ortaya ç?kt?ğ?nda, "hata etmiş durumuna düşmemek" için bu aç?klamay? inad?na savunmak yerine, "hatadan dönmenin" de, "eksiği tamamlaman?n" da bir fazilet olduğunu bilmenin rahatl?ğ?yla onu terkedebilmek icap ediyor.

    Bu vâk?an?n son bir nümunesini geçen hafta içinde tecrübe ettim. Elhamdülillah, manen çok bereketli kap?lar açan, ama çoğu bahsinde tak?l?p kald?ğ?m?z "Esmâ-i Sitte Risalesi", yani "Otuzuncu Lem’a" üzerinde bir y?l? aşan müzakeremiz hengâm?nda, dikkatimizi bir nüans çekmişti. ?sm-i Azam olarak çal?ş?lan alt? esma-i hüsnadan Kuddüs, Adl, Hakem ve Ferd isimleri sözkonusu olduğunda "bir ism-i Azam veya ?sm-i Azam’?n alt? nurundan bir nuru olan..." ifadesini kullanan Bediüzzaman Said Nursî, s?ra Hayy ve Kayyûm isimlerine gelindiğinde bu ifadeye bir ilavede bulunuyordu: "?sm-i Azam veyahut ?sm-i Azam’?n iki ziyas?ndan bir ziyas? veya alt? nurundan bir nuru olan..."

    Alt? ism-i azamdan son ikisine, Hayy ve Kayyûm’a gelindiğinde karş?m?za ç?kan bu "iki ziyas?ndan bir ziyas?" ilavesi, bizi ziyadesiyle düşündürdü. Bir kere, bunun son iki isme gelindiğinde sözkonusu edilmesi, herhalde manidard?. ?kincisi, burada "ziya"ya "nur"a göre bir öncelik ve üstünlük atfedildiği anlaş?l?yordu; lâkin bu, "nur"u "ziya"ya nisbetle daha üstün ve öncelikli göregelmiş bizlerin zihnî kategorilerine oturmuyor, dolay?s?yla bir kavram analizi gerektiriyordu

    Gerçi, ilgili müzakereler hengâm?nda bu meseleyi gereğince çözemedik. Lâkin, en az?ndan, "Burada izini sürmemiz gereken, rastgele ortaya at?lmam?ş bir ayr?m var. Ziya ile nur aras?ndaki nüans? kavramam?z gerek" diye bir hâşiye düştük.

    Sonras?nda, ism-i Hayy ve ism-i Kayyûm’a yüklenen "ism-i Azam?n iki ziyas?" olma vasf?n?n mahiyeti bir soru işareti olarak zihnimizde dururken, muhtemelen bu soru işaretini zihnimizde taş?yor olman?n bir bereketi olarak, Rabb-? Rahîm iki koldan bir inkişaf nasip etti.

    Bunlardan ilki, yak?nlarda rastlad?ğ?m, ?sm-i Azam? Bakara, l-i ?mran ve Tâ-Hâ’da aray?n?z" mealindeki bir hadisin izini sürmekle gerçekleşti. Bakara’da, mâlûm, yete’l-Kürsî vard? ve bu âyetin ilk cümlesinde Allah, Hayy ve Kayyûm olarak tarif ediliyordu. l-i ?mran’?n ikinci âyeti de ayn? cümleyi içermekte; dolay?s?yla yine "Hüve’l-Hayyu’l-Kayyûm" buyurulmaktayd?. Ya Tâ-Hâ? Bu sûreyi okurken, bu nazarla dikkatimizi, onun 111. âyetinin de Allah’tan Hayy ve Kayyûm isimleriyle söz ettiği görülecektióki, bu âyetteki "Ve aneti’l-vücûhi li’l-hayyi’l-kayyûm" cümlesi, "Sekîne" duas?nda da yer almakta...

    Böylece, ?sm-i Azamlar içerisinde Hayy ve Kayyûm’un derecesi ve büyüklüğü nebevî bir işaretle de tasdik olunmuş oluyor; "ziya" ile "nur" nüans?n?n Said Nursî’nin cümlelerine boşuna akmad?ğ? anlaş?l?yordu. Lâkin, neydi aralar?ndaki fark? Neydi "ziya"y? "nur"a üstün ve öncelikli k?lan?

    Bu noktadaki, "Otuzuncu Lem’a"n?n her bir bahsindeki ibarelere bir derece dikkat ve peşis?ra gelen bu sorular ile başlayan iz sürücülük, hiç umulmad?k bir yerde, Barla Lâhikas?’nda karş?m?za ç?kan bir âyetle en önemli dönemecini aşm?ş oldu. "Hüvellezî ceale’ş-şemse diyâen ve’l-kamera nûran..." diye başlayan bu âyetin, Yûnus sûresinin 5. âyeti olduğunu Mu’cemü’l-Müfehres vas?tas?yla tesbit ettikten sonra, yolun şimdilik sonuna gelmiş say?l?rd?k. "Ziya" Güneşe, "nur" ise Aya izafe edildiğine göre, ziya doğrudan "?ş?k"? tarif ediyor, nur ise bu ?ş?ğ?n "yans?mas?"n? ifade ediyordu. Zira, Güneş ?ş?ğ? doğrudan yay?yor iken, Ay ?ş?ğ? yans?t?yordu.

    Demek, Hayy ve Kayyûm isimleri doğrudan Zât-? Zülcelâl’e bak?yordu. Kuddûs, Adl, Hakem ve Ferd isimlerini ise, esmâ-i hüsnân?n kâinattaki tecelliyat?na bakarak kavr?yorduk. Ki, bu nazarla bak?l?rsa, "Esma-i Sitte Risalesi"nin yüzü daha kâinata dönük Kuddûs isminden başlay?p Adl, Hakem, Ferd diye devam ederek Hayy ve Kayyûm’da noktalanmas?n?n; s?ralaman?n bu şekilde olmas?n?n kesinlikle rastgele olmay?p, dikkatli bir Kur’ân talebesinin kasdî ve şuurî bir tasnifi olduğu da anlaş?l?yordu. Bir diğer aç?dan ifade edersek, anlaş?ld?ğ?na göre, ism-i Hayy ve Kayyûm’un cilvesi iledir ki, Kuddûs, Adl, Hakem ve Ferd isimleri kâinatta tecelli ediyordu.

    Risale-i Nur’un hayat?n? Kur’ân’la biçimlendirmiş; Kur’ân’? üstad, Resûlullah’? muallim edinmiş bir zât?n kalb ve dimağ?ndan damlad?ğ?n?; dolay?s?yla ondaki her bahse ve her ifadeye ciddi bir dikkat ile ve daima anlam?n izini sürerek muhatap olman?n gerekliliğini ifade eden bu tecrübemi sizinle de paylaşay?m istedim.


    Metin Karabaşoğlu
    www.karakalem.net
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 02:30 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kur'an-ı Kerim Mealine Abdestsiz El Sürmek
    By akıncı in forum Fıkıh
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.08.08, 14:07

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0