+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: 15 Günde Bir İhlas Risalesini Okuyalım

  1. #1
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart

    ?HLAS R?SALES?

    Bu Lem'a lâakal her onbeş günde bir defa okunmal?.

    بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

    وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ * وَ قُومُوا لِلّهِ قَانِتِينَ * قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّيَهَا وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّيَهَا * وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً1

    Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlar?m! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususen uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatc?, en metin bir nokta-i istinad, en k?sa bir tarîk-? hakikat, en makbul bir duâ-y? mânevî, en kerametli bir vesîle-i makas?d, en yüksek bir haslet, en sâfî bir ubûdiyet: ?hlâst?r. Mâdem ihlâsda mezkûr hassalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve mâdem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karş?s?nda ve savletli bid'alar, dalâletler içerisinde bizler gâyet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gâyet ağ?r ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i îmaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-? ?lâhî taraf?ndan konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlâs? kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlâs?n s?rr?n? kendimizde yerleştirmek için gâyet derecede muhtac?z. Yoksa hem şimdiye kadar kazand?ğ?m?z hizmet-i kudsiye k?smen zâyî olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz. وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً âyetindeki şiddetli tehdidkârâne nehy-i ?lâhîye mazhar olup, saadet-i ebediye zarar?na mânâs?z, lüzumsuz, zararl? kederli, hodfuruşâne, sakîl, riyakârane baz? hissiyat-? süfliye ve menâfi-i cüz'iyenin hat?r? için ihlâs? k?rmakla; hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecavüz, hem hizmet-i Kur'aniyenin hizmetine taarruz, hem hakaik-i îmaniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.

    Ey kardeşlerim! Mühim ve büyük bir umûr-u hayriyenin çok muz?r mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraş?r. Bu mânilere ve bu şeytanlara karş?, ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir. ?hlas? k?racak esbabdan; y?landan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz. Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ اِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّى demesiyle, nefs-i emmâreye itimad edilmez. Enâniyet ve nefs-i emmâre sizi aldatmas?n. ?hlas? kazanmak ve muhafaza etmek ve mânileri defetmek için, gelecek düsturlar rehberiniz olsun.

    B?R?NC? DÜSTURUNUZ: Amelinizde R?zâ-y? ?lâhî olmal?. Eğer O râz? olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse te'siri yok. O raz? olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmad?ğ?n?z halde, halklara da kabûl ettirir, onlar? da raz? eder. Onun için, bu hizmette doğrudan doğruya yaln?z Cenab-? Hakk'?n r?zas?n? esas maksad yapmak gerektir.

    ?K?NC? DÜSTURUNUZ: Bu hizmet-i Kur'aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onlar?n üstünde faziletfuruşluk nev'inden g?bta damar?n? tahrik etmemektir. Çünki, nas?l insan?n bir eli diğer eline rekabet etmez; bir gözü bir gözünü tenkid etmez; dili kulağ?na itiraz etmez; kalb ruhun ay?b?n? görmez.. belki birbirinin noksan?n? ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyac?na yard?m eder, vazifesine muavenet eder; yoksa o vücud-u insan?n hayat? söner, ruhu kaçar, cismi de dağ?l?r. Hem nas?lki bir fabrikan?n çarklar? birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkid edip sa'ye şevkini k?r?p atalete uğratmaz. Belki bütün istidadlariyle, birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yard?m ederler, hakikî bir tesanüd bir ittifak ile gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre mikdar bir taarruz, bir tahakküm kar?şsa; o fabrikay? kar?şt?racak, neticesiz akîm b?rakacak. Fabrika sahibi de o fabrikay? bütün bütün k?r?p dağ?tacak.

    ?şte ey Risale-i Nûr Şâkirdleri ve Kur'an?n hizmetkârlar?! Sizler ve bizler öyle bir insân-? kâmil ismine lây?k bir şahs-? mânevînin âzalar?y?z.. ve hayat-? ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikan?n çarklar? hükmündeyiz.. ve sâhil-i selâmet olan Dâr-üs Selâm'a ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) ç?karan bir sefine-i Rabbâniyede çal?şan hademeleriz. Elbette dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i mâneviyeyi te'min eden s?rr-? ihlâs? kazanmak ile, tesanüd ve ittihad-? hakîkîye muhtac?z ve mecburuz. Evet üç elif ittihad etmezse, üç k?ymeti var. S?rr-? adediyet ile ittihad etse, yüz onbir k?ymet al?r. Dört kerre dört ayr? ayr? olsa, onalt? k?ymeti var. Eğer s?rr-? uhuvvet ve ittihad-? maksad ve ittifak-? vazife ile tevâfuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz k?rkdört kuvvetinde ve k?ymetinde olduğu gibi.. hakikî s?rr-? ihlâs ile, onalt? fedakâr kardeşlerin k?ymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuât-? tarihiye şehadet ediyor. Bu s?rr?n s?rr? şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta herbir ferd, sâir kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklariyle de işitebilir. Güya on hakikî müttehid adam?n herbiri yirmi gözle bak?yor, on ak?lla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çal?ş?yor bir tarzda mânevî k?ymeti ve kuvvetleri vard?r. (Haşiye)

    ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakda bilmelisiniz. Evet kuvvet hakdad?r ve ihlâstad?r. Haks?zlar dahi, haks?zl?klar? içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazan?yorlar. Evet kuvvet hakda ve ihlâsta olduğuna bir delil, şu hizmetimizdir. Bu hizmetimizde bir parça ihlâs, bu dâvây? isbat eder ve kendi kendine delil olur. Çünki yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve ?stanbul'da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada sizinle yedi-sekiz senede yüz derece fazla edildi. Halbuki, kendi memleketimde ve ?stanbul'da burada benimle çal?şan kardeşlerimden yüz, belki bin derece fazla yard?mc?lar?m varken, burada ben yaln?z, kimsesiz, garib, yar?m ümmî, insafs?z memurlar?n tarassudat ve tazyikatlar? alt?nda yedi-sekiz sene sizinle ettiğim hizmet; yüz derece eski hizmetten fazla muvaffak?yeti gösteren mânevî kuvvet, sizlerdeki ihlâstan geldiğine kat'iyyen şüphem kalmad?. Hem îtiraf ediyorum ki: Samimî ihlâs?n?zla, şan ü şeref perdesi alt?nda nefsimi okş?yan riyadan beni bir derece kurtard?n?z. ?nşâallâh tam ihlâsa muvaffak olursunuz, beni de tam ihlâsa sokars?n?z... Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (R.A.) o mu'cizevârî kerametiyle ve Hazret-i Gavs-? Azam (K.S.), o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu s?rr-? ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. Ve himayetkârâne teselli verip hizmetinizi mânen alk?şl?yorlar. Evet hiç şübhe etmeyiniz ki, bu teveccühleri, ihlâsa binaen gelir. Eğer bilerek bu ihlâs? k?rsan?z, onlar?n tokad?n? yersiniz. Onuncu Lem'adaki şefkat tokatlar?n? tahattur ediniz. Böyle mânevî kahramanlar? arkan?zda zahîr, baş?n?zda üstad bulmak isterseniz وَ يُؤْثِرُونَ عَلَى اََنْفُسِهِمْ s?rriyle ihlâs-? tâmm? kazan?n?z. Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize; şerefte, makamda, teveccühte, hatta menfaat-? maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz. Hatta en lâtif ve güzel bir hakikat-? îmaniyeyi muhtaç bir mü'mine bildirmek ki; en mâsûmâne, zarars?z bir menfaattir. Mümkün ise, nefsinize bir hodgâml?k gelmemek için, istemiyen bir arkadaş ile yapt?rmas? hoşunuza gitsin. Eğer "Ben sevab kazanay?m, bu güzel mes'eleyi ben söyliyeyim" arzunuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur. Fakat mâbeyninizdeki s?rr-? ihlâsa zarar gelebilir.

    DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini şah?slar?n?zda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onlar?n şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir. Ehl-i tasavvufun mabeyninde "fenâ fi-ş şeyh, fenâ fi-r resûl" ?st?lâhat? var. Ben sôfî değilim. Fakat onlar?n bu düsturu, bizim meslekte "fenâ fi-l ihvân" suretinde güzel bir düsturdur. Kardeşler aras?nda buna "tefânî" denilir. Yâni: birbirinde fâni olmakt?r. Yâni: Kendi hissiyat-? nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyyât ve hissiyâtiyle fikren yaşamakt?r. Zaten mesleğimizin esas? uhuvvettir. Peder ile evlâd, şeyh ile mürid mâbeynindeki vas?ta değildir. Belki hakikî kardeşlik vas?talar?d?r. Olsa olsa bir üstadl?k ortaya girer. Mesleğimiz "Halîliye" olduğu için, meşrebimiz "h?llet"tir. H?llet ise, en yak?n dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder. Bu h?lletin üss-ül-esâs?, samimî ihlâst?r. Samimî ihlâs? k?ran adam, bu h?lletin gâyet yüksek kulesinin baş?ndan sukut eder. Gâyet derin bir çukura düşmek ihtimali var. Ortada tutunacak yer bulamaz.

    Evet yol iki görünüyor. Cadde-i Kübrâ-y? Kur'aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayr?lanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yard?m etmek ihtimali var. ?nşâallâh Risale-i Nur yoliyle Kur'an-? Mu'ciz-ül Beyan'?n daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.

    Ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlar?m! ?hlâs? kazanman?n ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, Rab?ta-i Mevttir. Evet ihlâs? zedileyen ve riyaya ve dünyaya sevkeden, tûl-i emel olduğu gibi; riyadan nefret veren ve ihlâs? kazand?ran, râb?ta-i mevttir. Yâni: Ölümünü düşünüp, dünyan?n fâni olduğunu mülâhaza edip, nefsin desîselerinden kurtulmakt?r. Evet ehl-i tarikat ve ehl-i hakikat, Kur'an-? Hakîm'in كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ اْلمَوْتِ { اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَ gibi Âyetlerinden ald?ğ? dersle, râb?ta-i mevti sülûklar?nda esas tutmuşlar; tûl-i emelin menşei olan tevehhüm-ü ebediyeti o râb?ta ile izale etmişler. Onlar farazî ve hayalî bir surette kendilerini ölmüş tasavvur ve tahayyül edip ve y?kan?yor, kabre konuyor farz edip; düşüne düşüne nefs-i emmare o tahayyül ve tasavvurdan müteessir olup uzun emellerinden bir derece vazgeçer. Bu râb?tan?n fevâidi pek çoktur. Hadîste اَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَّذَّاتِ -ev kemâ kal- Yâni: "Lezzetleri tahrip edip ac?laşt?ran ölümü çok zikrediniz!" diye bu râb?tay? ders veriyor. Fakat mesleğimiz tarikat olmad?ğ?, belki hakikat olduğu için, bu rab?tay? ehl-i tarikat gibi farazî ve hayalî suretinde yapmağa mecbur değiliz. Hem meslek-i hakikata uygun gelmiyor. Belki âkîbeti düşünmek suretinde, müstakbeli zamân-? hâz?ra getirmek değil, belki hakikat noktas?nda zamân-? hâz?rdan istikbale fikren gitmek, nazaran bakmakt?r. Evet hiç hayâle, faraza lüzum kalmadan bu k?sa ömür ağac?n?n baş?ndaki tek meyvesi olan kendi cenazesine bakabilir. Onunla yaln?z kendi şahs?n?n mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse, asr?n?n ölümünü de görür; daha bir parça öbür tarafa gitse, dünyan?n ölümünü de müşâhede eder, ihlâs-? etemme yol açar.

    ?kinci Sebeb: Îmân-? tahkikînin kuvvetiyle ve mârifet-i Sânii netice veren masnuattaki tefekkür-ü îmânîden gelen lemeat ile bir nevi huzur kazan?p, Hâlik-? Rahîm'in hâz?r nâz?r olduğunu düşünüp, Ondan başkas?n?n teveccühünü aram?yarak; huzurunda başkalar?na bakmak, meded aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmek ile o riyadan kurtulup ihlâs? kazan?r. Her ne ise.. bunda çok derecât, merâtib var. Herkes kendi hissesine göre ne kadar istifade edebilse, o kadar kârd?r. Risale-i Nur'da riyadan kurtaracak, ihlâs? kazand?racak çok hakaik zikredildiğinden ona havale edip, burada k?sa kesiyoruz.

    ?hlâs? k?ran ve riyaya sevkeden pek çok esbabdan iki-üçünü muhtasaran beyan edeceğiz:

    Birincisi: Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâs? k?rar. Hem netice-i hizmeti de zedeler. Hem o maddî menfaati de kaç?r?r. Evet hakikat ve âhiret için çal?şanlara karş? bu millet bir hürmet ve bir muavenet fikrini daima beslemiş. Ve bilfiil onlar?n hakikat-? ihlâslar?na ve sâd?kane olan hizmetlerine bir cihette iştirak etmek niyetiyle, onlar?n hâcât-? maddiyelerinin tedârikiyle meşgul olup, vakitlerini zâyi etmemek için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yard?m edip, hürmet etmişler. Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntaz?r kalmakla lisan-? hal ile dahi istenilmez, belki ummad?ğ? bir halde verilir. Yoksa ihlâs? zedelenir. Hem وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً Âyetinin nehyine yanaş?r, ameli k?smen yanar. ?şte bu maddî menfaati arzu edip muntaz?r kalmak, sonra nefs-i emmâre hodgâml?k cihetiyle, o menfaati başkas?na kapt?rmamak için, hakikî bir kardeşine ve o hususî hizmette arkadaş?na karş? bir rekabet damar? uyand?r?r. ?hlas? zedelenir, hizmette kudsiyeti kaybeder. Ehl-i hakikat nazar?nda sakîl bir vaziyet al?r. Ve maddî menfaati de kaybeder. Her ne ise.. bu hamur çok su götürür, k?sa kesip yaln?z hakikî kardeşlerimin içinde s?rr-? ihlâs? ve samimî ittifak? kuvvetleştirecek iki misal söyleyeceğim.

    Birinci Misâl: Ehl-i dünya, büyük bir servet ve şiddetli bir kuvvet elde etmek için, hatta bir k?s?m ehl-i siyaset ve hayat-? içtimaiye-i beşeriyenin mühim âmilleri ve komiteleri, iştirak-i emval düsturunu kendilerine rehber etmişler. Bütün sû-i istimâlât ve zararlariyle beraber, harika bir kuvvet, bir menfaat elde ediyorlar. Halbuki iştirak-i emvâlin çok zararlariyle beraber, iştirakle mâhiyeti değişmez. Herbirisi umuma -gerçi bir cihette ve nezârette- mâlik hükmündedir, fakat istifade edemez. Her ne ise.. bu iştirâk-i emval düsturu a'mâl-i uhreviyeye girse; zarars?z azîm menfaate medârd?r. Çünki bütün emval, o iştirak eden herbir ferdin eline tamamen geçmesinin s?rr?n? taş?yor. Çünki nas?lki dört beş adamdan iştirak niyetiyle biri gazyağ?, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbay? yakt?lar. Herbiri tam bir lâmbaya mâlik oluyor. O iştirak edenlerin herbirinin bir duvarda büyük bir âyinesi varsa, herbirinin noksans?z, parçalanmadan birer lâmba oda ile beraber âyinesine girer. Aynen öyle de: Emvâl-i uhreviyede s?rr-? ihlâs ile iştirak ve s?rr-? uhuvvet ile tesânüd ve s?rr-? ittihad ile teşrik-ül mesâî.. o iştirak-i a'mâlden hâs?l olan umum yekûn ve umum nur herbirinin defter-i a'mâline bitemâmiha gireceği ehl-i hakikat mabeyninde meşhud ve vâkidir. Ve vüs'at-? Rahmet ve kerem-i ?lâhînin muktezas?d?r.

    ?şte ey kardeşlerim! Sizleri inşâallâh menfaat-i maddiye rekabete sevketmiyecek. Fakat menfaat-i uhreviye noktas?nda bir k?s?m ehl-i tarîkat aldand?klar? gibi, sizin de aldanman?z mümkündür. Fakat şahsî, cüz'î bir sevab nerede; mezkûr misal hükmündeki iştirak-i a'mâl noktas?nda tezâhür eden sevab ve nur nerede....

    ?kinci Misâl: Ehl-i san'at, netice-i san'at? ziyade kazanmak için, iştirak-i san'at cihetinde mühim bir servet elde ediyorlar. Hatta dikiş iğneleri yapan on adam, ayr? ayr? yapmağa çal?şm?şlar. O ferdî çal?şman?n her günde yaln?z üç iğne, o ferdî san'at?n meyvesi olmuş. Sonra teşrîk-ül-mesâî düsturiyle on adam birleşmişler. Biri demir getirip, biri ocak yand?r?p, biri delik açar, biri ocağa sokar, biri ucunu sivriltir ve hâkezâ Herbirisi iğne yapmak san'at?nda yaln?z cüz'î bir işle meşgul olup, iştigal ettiği hizmet basit olduğundan vakit zâyi olmay?p, o hizmette meleke kazanarak, gâyet sür'atle işini görmüş. Sonra, o teşrik-i mesâî ve taksîm-i a'mâl düsturiyle olan san'at?n semeresini taksim etmişler. Herbirisine bir günde üç iğneye bedel üçyüz iğne düştüğünü görmüşler. Bu hâdise ehl-i dünyan?n san'atkârlar? aras?nda, onlar? teşrik-i mesâîye sevketmek için dillerinde destan olmuştur.

    ?şte ey kardeşlerim! Mâdem umûr-u dünyeviyede, kesif maddelerde böyle ittihad, ittifak ile neticeler, böyle azîm yekûn faideler verir; acaba, uhrevî ve nuranî ve tecezzî ve ink?sâma muhtaç olmayarak.. ve fazl-? ?lâhî ile herbirisinin âyinesine umum nur in'ikâs etmek ve herbiri umumun kazand?ğ? misil sevaba mâlik olmak, ne kadar büyük bir kâr olduğunu k?yas edebilirsiniz! Bu azîm kâr, rekabetle ve ihlâss?zl?k ile kaç?r?lmaz.

    ?hlâs? K?ran ?kinci Mâni: Hubb-u câhdan gelen şöhretperestlik sâikasiyle ve şan ü şeref perdesi alt?nda teveccüh-ü âmmeyi kazanmak, nazar-? dikkati kendine celbetmekle enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye bir makam vermektir ki, en mühim bir maraz-? rûhî olduğu gibi "şirk-i hafî" tâbîr edilen riyakârl?ğa, hodfuruşluğa kap? açar, ihlâs? zedeler.

    Ey kardeşlerim! Kur'an-? Hakîm'in hizmetindeki mesleğimiz hakikat ve uhuvvet olduğu.. ve uhuvvetin s?rr?: Şahsiyetini kardeşler içinde fâni edip (Haşiye), onlar?n nefislerini kendi nefsine tercih etmek" olduğundan, mâbeynimizde bu nevi hubb-u câhtan gelen rekabet te'sir etmemek gerektir. Çünki, mesleğimize bütün bütün münâfîdir. Mâdem kardeşlerin şerefi umumiyetle her ferde ait olabilir; o büyük şeref-i mânevîyi, şahsî, hodfuruşâne, rekabetkârâne, cüz'î bir şerefe ve şöhrete feda etmek; Risale-i Nur şakirdlerinden yüz derece uzak olduğu ümidindeyim. Evet Risale-i Nur şakirdlerinin kalbi, akl?, ruhu; böyle aşağ?, zararl?, süflî şeylere tenezzül etmez. Fakat herkeste nefs-i emmâre bulunur. Bâz? da hissiyât-? nefsiye damarlara ilişir. Bir derece hükmünü; kalb, ak?l ve ruhun rağm?na olarak icrâ eder. Sizlerin kalb ve ruh ve akl?n?z? ittiham etmem. Risale-i Nur'un verdiği te'sire binaen itimad ediyorum. Fakat nefs ve hevâ ve his ve vehim bâzen aldat?yorlar. Onun için, bâzen şiddetli îkaz olunuyorsunuz. Bu şiddet, nefs ve hevâ ve his ve vehme bak?yor; ihtiyatl? davran?n?z. Evet eğer mesleğimiz şeyhlik olsa idi; makam bir olurdu, veyahût mahdud makamlar bulunurdu. O makama müteaddid istidadlar namzet olurdu. G?btakârâne bir hodgâml?k olabilirdi. Fakat mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini tak?namaz. Uhuvvetteki makam geniştir. G?btakârane müzâhameye medâr olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur; hizmetini tekmil eder. Pederâne, mürşidâne mesleklerdeki g?btakârâne h?rs-? sevab ve uluvv-u himmet cihetiyle çok zararl? ve hatarl? neticeler vücûda geldiğine delil: Ehl-i tarîkat?n o kadar mühim ve azîm kemalâtlar? ve menfaatleri içindeki ihtilâfât?n ve rekabetin verdiği vahîm neticelerdir ki; onlar?n o azîm, kudsî kuvvetleri bid'a rüzgârlar?na karş? dayanam?yor.

    Üçüncü Mâni: Korku ve tama'd?r. Bu mâni diğer bir k?s?m mânilerle beraber Hücumât-? Sitte'de tamamiyle izah edildiğinden ona havale edip, Cenâb-? Erhamürrâhimîn'den bütün Esmâ-i Hüsnâs?n? şefaatç? yap?p niyaz ediyoruz ki: "Bizleri ihlâs-? tâmme muvaffak eylesin... Âmîn..."

    اَللّهُمَّ بِحَقِّ سُورَةِ اْلاِخْلاَصِ اِجْعَلْنَا مِنْ عِبَادِكَ الْمُخْلِصِينَ الْمُخْلَصِينَ آمِينَ آمِينَ

    سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

    * * *

    Bir k?s?m kardeşlerime hususî bir mektubdur.

    Yaz?da usanan ve ibadet aylar? olan şuhûr-u selâsede sâir evrâd?, beş cihetle ibadet say?lan (Haşiye) Risale-i Nur yaz?s?na tercih eden kardeşlerime iki Hadîs-i Şerîfin bir nüktesini söyleyeceğim.

    Birincisi: يُوزَنُ مِدَادُ الْعُلَمَاءِ بِدِمَاءِ الشُّهَدَاءِ -Ev kemâ kal- Yâni: "Mahşerde ülema-i hakikat?n sarfettikleri mürekkeb, şehidlerin kaniyle müvazene edilir; o k?ymette olur."

    ?kincisi: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَهِيدٍ -Ev kemâ kal- Yâni:"Bid'alar?n ve dalâletlerin istilâs? zaman?nda Sünnet-i Seniyyeye ve hakikat-? Kur'aniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevab?n? kazanabilir." Ey tenbellik damariyle yaz?dan usanan ve ey sôfî-meşreb kardeşler! Bu iki Hadîsin mecmuu gösterir ki: Böyle zamanda hakâik-î îmâniyeye ve esrâr-? Şeriat ve Sünnet-i Seniyyeye hizmet eden mübarek hâlis kalemlerden akan siyah nur veya âb-? hayat hükmünde olan mürekkeblerin bir dirhemi, şühedân?n yüz dirhem kan? hükmünde yevm-i mahşerde size faide verebilir. Öyle ise, onu kazanmaya çal?ş?n?z.

    Eğer Deseniz: Hadîste "âlim" tâbîri var, bir k?sm?m?z yaln?z kâtibiz.

    Elcevap: Bir sene bu Risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zaman?n mühim, hakikatl? bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur Şâkirdlerinin bir şahs-? mânevîsi var, şübhesiz o şahs-? mânevî bu zaman?n bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs-? mânevînin parmaklar?d?r. Kendi nokta-i nazar?mda liyâkats?z olduğum halde, haydi hüsn-ü zann?n?za binaen bu fakire bir üstadl?k ve tebaiyet noktas?nda bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanm?şs?n?z. Ben ümmî ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim say?l?r, Hadîste gösterilen ecri al?rs?n?z.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 02:23 ) değiştirilmiştir.
    "EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM"

  2. #2
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart



    1- ayetlerin anlamı : Rahman ve rahim olan Allahın adıyla;


    İhtilafa düşmeyin, sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider.(enfal suresi 46.)


    Ve Allah için namaza durup kıyamda bulunun.(bakara 238.)


    Nefsini günahlardan arındıran kurtuluşa ermiştir, nefsini günaha daldıran da hüsrana düşmüştür. (şems 9-10)


    Benim ayetlerimi az bir dünya menfaatiyle değiştirmeyin. (Bakara 41.)
    "EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM"

  3. #3
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart

    Dilerseniz İhlas risalesi üzerinde bölüm bölüm alarak çalışalım. 15 gün sonra tamamını bitirip tekrar başa döneriz böylece her 15 günde bir tekrarlamış oluruz. Risaleforumumuzdaki ihlası, uhuvveti, tesanüdü de korumuş ve kuvvetlendirmiş oluruz. Ne dersiniz?
    "EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM"

  4. #4
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart

    بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ * وَ قُومُوا لِلّهِ قَانِتِينَ * قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّيَهَا وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّيَهَا * وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً (ayetlerin anlam?n? yukar?da vermiştik)
    Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlar?m! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususen uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatc?, en metin bir nokta-i istinad, en k?sa bir tarîk-? hakikat, en makbul bir duâ-y? mânevî, en kerametli bir vesîle-i makas?d, en yüksek bir haslet, en sâfî bir ubûdiyet: ?hlâst?r. Mâdem ihlâsda mezkûr hassalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve mâdem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karş?s?nda ve savletli bid'alar, dalâletler içerisinde bizler gâyet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gâyet ağ?r ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i îmaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-? ?lâhî taraf?ndan konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlâs? kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlâs?n s?rr?n? kendimizde yerleştirmek için gâyet derecede muhtac?z. Yoksa hem şimdiye kadar kazand?ğ?m?z hizmet-i kudsiye k?smen zâyî olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz. وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً âyetindeki şiddetli tehdidkârâne nehy-i ?lâhîye mazhar olup, saadet-i ebediye zarar?na mânâs?z, lüzumsuz, zararl? kederli, hodfuruşâne, sakîl, riyakârane baz? hissiyat-? süfliye ve menâfi-i cüz'iyenin hat?r? için ihlâs? k?rmakla; hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecavüz, hem hizmet-i Kur'aniyenin hizmetine taarruz, hem hakaik-i îmaniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz."
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 02:24 ) değiştirilmiştir.
    "EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM"

  5. #5
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    acaba üstad hazretleri hiç bir risaleye böyle bir kayıd düşmediği halde niçin ihlas risalesine bu lem'a laakal her onbeş günde bir okunmalı demiştir?

  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı koza_kelebegi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    acaba üstad hazretleri hiç bir risaleye böyle bir kayıd düşmediği halde niçin ihlas risalesine bu lem'a laakal her onbeş günde bir okunmalı demiştir?
    Sanırım bunun sırrı Kastamonu Lahikası'ndaki aşağıdaki mektupta diye düşünüyorum.

    Bir kardeşimiz, kusurunu görmediği münasebetiyle, onu ikaz için yazılmış ince bir meseledir. Belki size faydası olur, diye yazdık.

    Bir zaman, evliya-yı azîmeden, nefs-i emmâresinden kurtulanlardan birkaç zattan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmâreden şekvâlarını gördüm.

    Çok hayret ediyordum. Hayli zaman sonra, nefs-i emmârenin kendi desaisinden başka, daha şiddetli ve daha ziyade söz dinlemez ve daha ziyade ahlâk-ı seyyieyi idame eden ve heves ve damar ve âsab, tabiat ve hissiyat halitasından çıkan ve nefs-i emmârenin son tahassungâhı bulunan ve nefs-i emmâreyi tezkiyeden sonra onun eski vazife-i seyyiesini gören ve mücahedeyi âhir ömre kadar devam ettiren bir mânevî nefs-i emmâreyi gördüm.

    Ve anladım ki, o mübarek zatlar, hakikî nefs-i emmâreden değil, belki mecazî bir nefs-i emmâreden şekvâ etmişler. Sonra gördüm ki, İmam-ı Rabbanî dahi bu mecazî nefs-i emmâreden haber veriyor.

    Bu ikinci nefs-i emmârede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın.

    Yalnız tokatlar ve elemlerle nefret edip, veya tam bir fedailiğe her hissini maksadına feda etsin. Ve Risale-i Nur'un erkânları gibi, herşeyini, enaniyetini bıraksın. Bu acip asırda dehşetli bir aşılamak ve şırıngayla hem hakikî, hem mecazî iki nefs-i emmâre ittifak edip öyle seyyiata, öyle günahlara severek giriyor. Kâinatı hiddete getiriyor. Hattâ kendim, bir dakika zarfında, yirmi paralık bir sıkıntıyla, altmış liralık bir haseneye tercih etmeye çalıştım.

    Hem on dakika zarfında, büyük bir mücahede-i mânevîde, benim cephemde, kırk ikilik bir top gibi düşmanlarıma atıp yol açtığı halde, o iki nefs-i emmârenin, muvakkat bir gaflet fırsatında, hodgâmlık ve meyl-i tefevvuk gibi gayet zulümlü ve zulümatlı hissiyle, büyük bir şükür ve teşekkür yerine, "Niçin ben atmadım?" diye, en çirkin bir riya ve rekabet damarını hissettim.

    Cenab-ı Hakka yüz bin şükür ediyorum ki, Risale-i Nur ve bilhassa İhlâs Risaleleri, o iki nefsin bütün desâisini izale ve onların açtığı yaraları tedavi ettiği gibi, o bir dakika ve on dakikadaki hâletleri birden izale etti. Ve mânevî bir istiğfar olan kusurumu bildim. O hatânın muaccel cezası olan içindeki elemden ve azaptan kurtuldum.(Kastamonıu Lâhikası)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İhlas Risalesini 15 Günde Bir Okumaya Var mısınız?
    By tazarru in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 830
    Son Mesaj: 13.06.12, 12:01
  2. İhlas Risalesini Eksikmi Okuyoruz?
    By _MerHeM_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 28.07.09, 11:23
  3. İhlâs Risâlesini Daha Sık Okuyalım
    By hak_yol_islam in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.01.09, 23:57
  4. İhlas Risalesini Daha Sık Okuyalım
    By Bîçare S.V. in forum Fıkıh
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.01.09, 12:22
  5. İhlas Risalesini En Az 15 Günde Bir Okuyor muyuz?
    By Ene-Zerre in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 23.04.08, 19:32

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0