Mefâhirimizin Müdâfii Risâlemiz
Size kat'iyyen ve çok emarelerle ve kat'î kanaatımla beyan ediyorum ki; gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükûmet, Âlem-İ İslâm'a Ve Dünyaya Karşı Gayet Şiddetle Risale-İ Nur Gibi Eserlere Muhtaç Olacak; Mevcudiyetini, Haysiyetini, Şerefini, Mefahir-İ Tarihiyesini Onun İbrazıyla Gösterecektir. Emirdağ Lahikası-1 ( 78 )
İslamiyetin varoluşundan itibaren – yani Âdem (a.s.)’dan itibâren - yapılan her fiil ve neticesinde hasıl olan Tekemmül değil sadece İslamiyetin tüm nev-i beşerin tekemülatıdır. Her kim ki tekemmülata vesile olacak bir iş yaparsa o bizim malımızdır. Mesela atomu kimselerin “Endülüs Devletinden bize 10 tane kitap kaldı. O zamanki Cahiller eğer o koca Endülüs kütüphanesini yakmasa ve bize orda mevcud olan 1.000.000 kitap kalsa idi biz değil şimdi atomu parçalamayı uzay galaksilerine yerleşim yerleri kurardık.” Diyerek tekemmülata medar olan her şey nev-i beşerin ortak malı olduğunu ilan ettiler.
Bu misal nevinden bizlerde Mefahir-i Tarihiye-i İslamiyeyi Risale-i Nur ile müdafa ve muhafaza ettik ve etmektediz ve inşallah bizler bunu bizden sonra gelecek Nesl-i Nur’a verecek ve onlarda kendisinden sonraki neslin eline verecektir. Eğer bu ülkede Risâle-i Nur Hizmeti olmasa idi hem ülke hem de âlem-i İslam perişan olacaktır. Üstâdım Muhterem Tillolu Said ÖZDEMİR Ağabeye: “ Eğer Risâle-i Nur Anadoluda tutmazsa Kıyameti Bekleyin.” Diyerek bu ülkenin Manevi sigortası, muhafızı, müdafii Risâle-i Nur’dur.
Müdafiimiz olan Risâle-i Nur vazifesinde muattal kalınsa idi bizler tarihi mefahirimizi müdafaa edemeyecek ve islamiyetten taviz vererek mazaallah tanassur edecek Macarların âkibetine düçâr olacaktık. İşte bizleri dalalete sürükleyen mühlik uçurumlardan koruyan Yoldaki İşaretler Risâle-i Nurun mehâleridir. Yolda selametle ilerlemek bariyer ve şarampol gibi tehlikelere düçâr olmamak için Risâle-i Nurun Esasatına Tam ittiba, tam tesanüd, tam tevazu ve tam terk-i enâniye.. gibi kavramlara temessük etmek elzemdir.

Aksi halde: “Hakikî olmayan bazı bîçare dostlarımı o suretle çektiler, manen onları tehlikeye attılar. (Haşiye): O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstâdımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hades vuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir." Mektubat ( 412 )” hitabı gibi kalbimiz safidir diyenlerin ve kaynaktan su içipte helak olanların âkibetleri bizleride mühlik uçurumlara atacaktır.

O halde bizler özümüz olan islamiyeti – mefâhir-i tarihiyemizi – Risâlemiz olmadan müdafa ve muhafaza edemeyeceğimizi bilmemiz elzemdir. Müdafilik vezâifinin esâsâtı ve kuvveti ise Risâle-i Nurun ilm-i hâli olan Lâhikalarda mevcud olup tüm harekatımızı bu ilm-i hâle muvafık ve mutabık olarak ayarlamakla mükellefiz. Bunu değil yalnız Nur Talebeleri, Tek hayatı olanlarda ve ehl-i siyâset de bunu görmek ve kabul etmek mecburiyetinde olacaklardır ki Hayât-ı Dünyeviyeleri de selametli olsun ve yolunda gitsin. “Mevcudiyetini, Haysiyetini, Şerefini, Mefahir-İ Tarihiyesini Onun İbrazıyla Gösterecektir.” Hayatı islâmiye-i içtimaiyenin ussül esâsı 5 esas üzerine tesis edilmiştir ve “beş esas lâzım ve zarurîdir: Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itaat etmektir. Risâle-i Nur hayât-ı içtimaiyeye baktığı zaman, bu beş esâsı kuvvetli ve kudsî bir surette tesbit ve tahkim ederek, asâyişin temel taşını muhafaza.. Şuâlar ( 349 ) ” etmektedir.

Bizler, Bu Haklı Dâvâmızda Her Ev Bir İrfan Mektebi Olana İnşaallah Devam Edeceğiz!
Selam ve Duayla
Muhammed Numan ÖZEL